KDV Tevkifatı 2026: Tam ve Kısmi Tevkifat, Sorumlu Sıfatıyla Beyan, Müteselsil Sorumluluk ve İade (KDVK m.9)
04 Eylül 2026

KDV Tevkifatı 2026: Tam ve Kısmi Tevkifat, Sorumlu Sıfatıyla Beyan, Müteselsil Sorumluluk ve İade (KDVK m.9)

Faturada hesaplanan katma değer vergisinin bir kısmının satıcıya değil doğrudan vergi dairesine ödenmesi, KDV tevkifatıdır. Yapı işleri, temizlik, danışmanlık, işgücü temini ve servis taşımacılığı gibi pek çok hizmette uygulanır; unutulduğunda hem alıcı hem satıcı için ceza doğurur. Bu rehber, tevkifat rejimini 3065 sayılı Katma Değer Vergisi Kanunu’nun 9. maddesi çerçevesinde anlatır. Ankara’daki dosyanız için bize 0554 648 37 15 numarasından ulaşabilirsiniz.

Beş cümlede özet

  • Katma Değer Vergisi Kanunu’nun 9. maddesi, verginin güvence altına alınması amacıyla vergiye tabi işlemlere taraf olanları verginin ödenmesinden sorumlu tutma yetkisi verir.
  • Tevkifat, hesaplanan KDV’nin belirlenen oranda alıcı tarafından kesilerek doğrudan vergi dairesine beyan edilip ödenmesidir.
  • Tam tevkifatta verginin tamamı, kısmi tevkifatta ise tebliğle belirlenen oran alıcı tarafından sorumlu sıfatıyla beyan edilir.
  • Tevkifat yapılmaması hâlinde alıcı ve satıcı, vergi ile buna bağlı ceza ve faizlerden müteselsilen sorumlu tutulur (m.9).
  • Tevkifata tabi işlemlerden doğan iade talepleri, tebliğde belirlenen usul ve belgelerle yapılır.

Tevkifatın hukuki dayanağı (KDVK m.9)

Katma Değer Vergisi Kanunu’nun 9. maddesi, mükellefin Türkiye içinde ikametgâhının, işyerinin, kanuni merkezi ve iş merkezinin bulunmaması hâllerinde ve gerekli görülen diğer hâllerde Hazine ve Maliye Bakanlığının, vergi alacağının emniyet altına alınması amacıyla vergiye tabi işlemlere taraf olanları verginin ödenmesinden sorumlu tutabileceğini düzenler.

Bu hüküm iki farklı sonuç doğurur. Birincisi, yurt dışından alınan hizmetlerde verginin, hizmeti alan tarafından sorumlu sıfatıyla beyan edilmesidir; satıcının Türkiye’de mükellefiyeti bulunmadığından vergi ancak bu yolla tahsil edilebilir. İkincisi, yurt içindeki bazı işlemlerde vergi güvenliği amacıyla alıcının sorumlu tutulmasıdır. Hangi işlemlerde, hangi alıcılar bakımından ve hangi oranda tevkifat yapılacağı, Bakanlıkça çıkarılan tebliğlerle belirlenir; bu nedenle uygulama, kanun metniyle birlikte güncel tebliğ hükümlerinin izlenmesini gerektirir.

Tam tevkifat ve kısmi tevkifat

TürKapsamBeyan
Tam tevkifatHesaplanan verginin tamamı alıcı tarafından kesilirAlıcı, sorumlu sıfatıyla beyan eder
Kısmi tevkifatVerginin tebliğle belirlenen oranı kesilirKesilen kısım alıcı, kalan kısım satıcı tarafından beyan edilir
Yurt dışından hizmet alımıTürkiye’de faydalanılan hizmetlerTam tevkifat; alıcı beyan eder
Belirlenmiş alıcılarKamu kurumları, bazı kuruluşlar ve tebliğde sayılanlarKapsamdaki işlemlerde tevkifat yapar
KDV mükellefleriTebliğde sayılan belirli hizmet ve teslimlerYalnızca sayılan işlemlerde tevkifat
Alt sınırTebliğde belirlenen tutarın altındaki işlemlerKural olarak tevkifat uygulanmaz

Tabloyu yana kaydırarak tüm sütunları görebilirsiniz.

Ayrımın pratik önemi beyan aşamasında görülür. Kısmi tevkifatta satıcı, faturada hesaplanan verginin tamamını gösterir ancak yalnızca tevkifat dışında kalan kısmı tahsil eder ve beyan eder; alıcı ise kesilen kısmı ayrı bir beyanname ile sorumlu sıfatıyla bildirir. Faturada tevkifat tutarının ayrıca gösterilmesi ve tevkifata tabi olduğunun belirtilmesi gerekir; bu ibarenin bulunmaması, sonradan yapılan incelemede eleştiri konusu olur.

Hangi işlemler kapsamda?

Tevkifat kapsamına giren işlemler tebliğle belirlenir ve zaman içinde güncellenir. Uygulamada en sık karşılaşılan başlıklar şunlardır: yapım işleri ile bu işlerle birlikte ifa edilen mühendislik, mimarlık ve etüt-proje hizmetleri; temizlik, çevre ve bahçe bakım hizmetleri; makine, teçhizat ve tesisat bakım-onarım hizmetleri; yemek servisi ve organizasyon hizmetleri; işgücü temin hizmetleri; danışmanlık ve denetim hizmetleri; servis taşımacılığı; reklam ve basım hizmetleri.

Teslimler bakımından da kapsam vardır: hurda ve atık teslimleri, metal, plastik, kâğıt ve cam hurdalarından elde edilen hammadde teslimleri, pamuk ve yün gibi bazı ürünler ile ağaç ve orman ürünleri teslimleri tebliğde sayılan hâllerdendir. Kapsamın belirlenmesinde iki soru birlikte cevaplanır: işlem tevkifata tabi bir hizmet ya da teslim midir ve alıcı, tevkifat yapmakla sorumlu tutulanlar arasında mıdır? İki şart birlikte gerçekleşmedikçe tevkifat uygulanmaz. Bu nedenle her fatura öncesinde işlemin niteliği ve alıcının statüsü kontrol edilmelidir.

Yapım işlerinde tevkifat: en tartışmalı alan

Tevkifat uyuşmazlıklarının önemli bölümü yapım işlerinden doğar; çünkü hangi işin yapım işi sayılacağı her zaman açık değildir. Bina, yol, köprü, boru hattı gibi inşaat işleri kapsamda olduğu gibi, bunlarla birlikte ifa edilen mühendislik, mimarlık, etüt ve proje hizmetleri de aynı rejime tabidir. Buna karşılık bağımsız olarak verilen bir proje hizmeti farklı değerlendirilebilir. Tadilat, bakım ve onarım işlerinde ise işin niteliği belirleyicidir: yapının taşıyıcı sistemine, kullanım amacına ya da bütününe etki eden işler yapım işi sayılırken, basit bakım ve tamir işlemleri farklı bir kategoriye girebilir.

İkinci tartışma alt yüklenici zinciridir. Asıl yüklenicinin belirlenmiş alıcıya karşı üstlendiği işin bir kısmını alt yükleniciye devretmesi hâlinde, alt yüklenicinin düzenlediği faturada da tevkifat uygulanıp uygulanmayacağı sorulur. Tebliğ, bu zincirin nasıl işleyeceğini düzenler; belirleyici olan, işin belirlenmiş alıcıya yönelik bir yapım işinin parçası olup olmadığıdır. Üçüncü tartışma karma sözleşmelerdir: aynı sözleşmede hem malzeme teslimi hem montaj hizmeti bulunuyorsa, bedelin ayrıştırılıp ayrıştırılmayacağı sorun olur. Sözleşmede bedelin kalemlere dağıtılmaması, incelemede idarenin kendi takdirini uygulamasına yol açar. Bu nedenle yapım işi sözleşmelerinde iş tanımının, iş kalemlerinin ve bedel dağılımının açık yazılması, tevkifat riskini baştan yönetmenin en pratik yoludur.

İşgücü temini ile hizmet alımı ayrımı

Tevkifat kapsamındaki bir diğer tartışmalı başlık işgücü temin hizmetidir. Bu hizmetin özelliği, personelin fiilen alıcının emir ve talimatı altında, onun belirlediği yerde ve şekilde çalışmasıdır; hizmeti veren firma yalnızca personeli temin eder. Buna karşılık bir işin sonucunun taahhüt edildiği ve personelin yüklenicinin kendi organizasyonu altında çalıştığı hâller, işgücü temini değil hizmet alımıdır ve o hizmetin kendi rejimine tabidir.

Ayrımın ölçütleri şunlardır: talimat verme yetkisinin kimde olduğu, çalışma saatlerini ve yöntemini kimin belirlediği, işin sonucunun mu yoksa çalışılan sürenin mi ücretlendirildiği, denetim ve disiplin yetkisinin kimde bulunduğu. Faturada “işgücü temini” yazması tek başına belirleyici değildir; incelemede işin fiilî işleyişi esas alınır. Bu ayrım yalnızca vergi bakımından önem taşımaz: fiilî durum işgücü temini niteliğindeyse, iş hukuku bakımından da geçici iş ilişkisi ve asıl işveren-alt işveren tartışmaları gündeme gelir; muvazaa iddiası hâlinde işçiler baştan itibaren alıcının işçisi sayılabilir. Bu nedenle sözleşmenin, fiilî işleyişle uyumlu düzenlenmesi hem vergisel hem iş hukuku riskini azaltır. Alt işveren ilişkisindeki sorumluluk düzenini SGK idari para cezaları ve işverenin yükümlülükleri yazımızda ele aldık.

Sorumluluk ve müteselsil sorumluluk

Kanun’un 9. maddesi, vergi alacağının emniyet altına alınması amacıyla getirilen bu sorumluluğun ihlali hâlinde ağır bir sonuç öngörür: tevkifat yapılmaması ya da eksik yapılması hâlinde, alıcı ile satıcı verginin ödenmesinden müteselsilen sorumlu tutulur. Bu, idarenin alacağını taraflardan dilediğinden isteyebilmesi anlamına gelir.

Sorumluluğun kapsamı yalnızca verginin aslıyla sınırlı değildir; buna bağlı ceza, gecikme faizi ve gecikme zamları da istenir. Alıcı bakımından ikinci bir risk daha vardır: tevkifat yapılmadığında, satıcı tarafından düzenlenen faturaya dayanılarak yapılan indirim de eleştiri konusu olabilir. Bu nedenle tevkifatlı işlemlerde ödemenin banka üzerinden yapılması, faturada tevkifat ibaresinin bulunması ve sorumlu sıfatıyla beyannamenin süresinde verilmesi, üç temel korunma yoludur. Sahte belge riskine karşı yürütülen özel esaslar uygulamasını KDV iadesi uyuşmazlıkları: özel esaslar yazımızda ele aldık.

Kamu ihalelerinde ve hakedişlerde tevkifat

Kamu kurumlarına yapılan işlerde tevkifat neredeyse kuraldır; çünkü kamu idareleri tebliğde belirlenmiş alıcılar arasında sayılır. Bu, hakediş süreçlerinde ödeme akışını doğrudan etkiler: yüklenici, düzenlediği hakediş faturasında verginin tamamını gösterir ancak yalnızca tevkifat dışında kalan kısmı tahsil eder. Kesilen kısım idare tarafından sorumlu sıfatıyla beyan edilip ödenir. Yüklenicinin nakit akışı planlaması bu farkı hesaba katmalıdır; aksi hâlde beklenen tahsilat ile gerçekleşen arasında sistematik bir açık doğar.

İkinci nokta, hakediş ödemelerinde uygulanan diğer kesintilerle karışmamasıdır: gelir vergisi stopajı, damga vergisi ve sözleşmeden doğan kesintiler ayrı kalemlerdir ve KDV tevkifatıyla birlikte hesaplanır. Hakediş raporunda bu kalemlerin ayrı ayrı gösterilmesi, sonraki uyuşmazlıklarda ispat kolaylığı sağlar. Üçüncü nokta, iş artışı ve fiyat farklarıdır: sözleşme kapsamında ortaya çıkan iş artışı ve fiyat farkı ödemeleri, asıl işin rejimine tabi olarak değerlendirilir. Dördüncüsü, kesin teminatın iadesi ve tasfiye aşamasında yapılan son ödemelerdir; bu ödemelerde de tevkifat yükümlülüğünün devam edip etmediği kontrol edilmelidir. Kamu ihale sözleşmelerinde damga vergisi ve diğer yükümlülükleri kamu ihale kararlarında ve sözleşmelerinde damga vergisi yazımızda ele aldık.

Beyan, ödeme ve indirim

Tevkif edilen vergi, alıcı tarafından ilgili döneme ait beyanname ile sorumlu sıfatıyla beyan edilir ve ödenir. Bu beyanname, alıcının kendi işlemlerine ilişkin beyannamesinden ayrıdır; her ikisinin de süresinde verilmesi gerekir. Beyanname verilmemesi ya da geç verilmesi özel usulsüzlük cezası doğurur; ödenmemesi hâlinde ise gecikme zammı işler.

İndirim bakımından kural şudur: alıcı, sorumlu sıfatıyla beyan ederek ödediği vergiyi, indirim şartlarını taşıması hâlinde indirim konusu yapabilir. İndirim hakkının doğduğu dönem, verginin beyan edilip ödendiği dönemdir. Satıcı ise faturada gösterdiği verginin tevkifata tabi olmayan kısmını kendi beyannamesinde gösterir. Bu mekanizma, verginin nihai yükünü değiştirmez; yalnızca tahsilat güvencesini artırır. Uygulamada en sık hata, alıcının sorumlu sıfatıyla beyan ettiği vergiyi indirim olarak göstermeyi unutmasıdır; bu, gereksiz bir mali yüke yol açar ve düzeltme talebiyle giderilir.

Tevkifattan doğan iade

Tevkifat uygulanan satıcı, faturada gösterdiği verginin tamamını tahsil edemediği için bazı hâllerde devreden vergi pozisyonuna geçer. Tebliğ, tevkifata tabi işlemlerden kaynaklanan iade taleplerini düzenler: iade, mahsuben ya da nakden talep edilebilir ve tutara göre teminat veya inceleme raporu aranabilir.

İade sürecinde istenen belgeler tipik olarak şunlardır: iade talep dilekçesi, işleme ait fatura listesi, tevkifata ilişkin beyanname ve ödeme belgeleri, indirilecek KDV listesi ve yüklenilen KDV hesaplaması. Belgelerin eksik ya da tutarsız olması, talebin reddine veya sürecin uzamasına yol açar. Talebin reddi hâlinde idari yola ve ardından vergi mahkemesine başvurulur; süreler kısadır ve kaçırıldığında iade hakkı fiilen kaybedilir. İade şartlarını ve süreci KDV iadesi şartları ve süreci yazımızda ayrıntılı anlattık.

İade, fatura düzeltmesi ve iskonto

Tevkifatlı işlemlerde sonradan ortaya çıkan değişiklikler ayrı bir hesaplama gerektirir. Malın iade edilmesi, işlemden vazgeçilmesi ya da bedelde sonradan indirim yapılması hâlinde, hem satıcının hem alıcının beyanlarının düzeltilmesi gerekir. Kural, düzeltmenin işlemin gerçekleştiği dönem değil, iade veya değişikliğin ortaya çıktığı dönem hesaplarında yapılmasıdır. Satıcı, iade edilen kısma isabet eden vergiyi düzeltirken; alıcı, sorumlu sıfatıyla beyan edip indirim konusu yaptığı vergide karşılık gelen düzeltmeyi yapar.

Uygulamada karşılaşılan güçlük, iade faturasının tevkifatlı düzenlenip düzenlenmeyeceğidir. Genel yaklaşım, iade işleminin asıl işlemin ayrılmaz bir sonucu olduğu ve tevkifatın da aynı oranda düzeltilmesi gerektiğidir; tebliğ bu konuda ayrıntılı düzenleme içerir ve uygulama tebliğ hükümlerine göre yürütülür. İkinci güçlük, dönem sonu iskontoları ve ciro primleridir: bunların hangi işlem sayılacağı ve tevkifata tabi olup olmadığı, primin niteliğine göre değerlendirilir. Üçüncüsü, kur farkları ve vade farklarıdır: asıl işlem tevkifata tabiyse, buna bağlı olarak doğan farkların da aynı rejime tabi olup olmayacağı sorulur ve tebliğdeki esaslara göre belirlenir. Bütün bu hâllerde ortak kural, düzeltmenin belgeye dayanması ve karşılıklı kayıtların tutarlı olmasıdır; taraflardan birinin düzeltme yapıp diğerinin yapmaması, çapraz kontrollerde uyumsuzluk olarak tespit edilir.

Sık yapılan hatalar

  • Alıcı statüsünün kontrol edilmemesi: Tevkifat, yalnızca tebliğde sayılan alıcılar bakımından uygulanır; her müşteriye tevkifatlı fatura düzenlenmesi hatalıdır.
  • Alt sınırın gözetilmemesi: Tebliğde belirlenen tutarın altındaki işlemlerde kural olarak tevkifat yapılmaz.
  • Faturada ibarenin bulunmaması: Tevkifat tutarının ve ibarenin gösterilmemesi belge düzeni yönünden eleştirilir.
  • Sorumlu sıfatıyla beyanın atlanması: Kesilen verginin beyan edilmemesi, hem vergi hem ceza doğurur.
  • İndirimin unutulması: Sorumlu sıfatıyla ödenen verginin indirim konusu yapılmaması gereksiz yük yaratır.
  • Yurt dışı hizmet alımlarının atlanması: Yurt dışından alınan ve Türkiye’de faydalanılan hizmetlerde tam tevkifat yükümlülüğü gözden kaçar.

Son madde dijitalleşmeyle birlikte önem kazandı: yurt dışı merkezli yazılım, reklam, bulut ve danışmanlık hizmetlerinden yararlanan işletmelerin, bu hizmetler bakımından sorumlu sıfatıyla beyan yükümlülüğü bulunur. Bu yükümlülüğün atlanması, geçmişe dönük incelemelerde ciddi tutarlı tarhiyatlara yol açmaktadır.

Eleştiri hâlinde izlenecek yollar

Tevkifat eksikliği tespit edildiğinde, tarhiyat öncesinde izaha davet müessesesi işletilebilir; açıklama yapılması ve verginin ödenmesi hâlinde indirimli ceza uygulanır. Rapor düzenlenmişse tarhiyat öncesi ya da sonrası uzlaşma yoluna gidilebilir. Uzlaşma sağlanmazsa ihbarnamenin tebliğinden itibaren otuz gün içinde vergi mahkemesinde iptal davası açılır.

Savunmada üç eksen kullanılır. Birincisi kapsam: işlemin tevkifata tabi hizmet ya da teslim olmadığı, sözleşme ve iş tanımıyla gösterilir. İkincisi alıcı statüsü: alıcının tevkifat yapmakla sorumlu tutulanlar arasında bulunmadığı ileri sürülür. Üçüncüsü verginin hazineye intikal etmiş olmasıdır: satıcı tarafından verginin tamamı beyan edilip ödenmişse, aynı verginin bir kez daha istenmesi mükerrer vergilendirme tartışmasını doğurur ve bu husus dosyaya belgeyle konulmalıdır. Uzlaşma ve indirim seçeneklerini vergi ziyaı cezasında uzlaşma ve indirim yazımızda ele aldık.

Vergi mahkemesi dava dilekçesi örneği

…………… VERGİ MAHKEMESİ BAŞKANLIĞINA

DAVACI: …… Ltd. Şti., Vergi No, Adres

DAVALI: …… Vergi Dairesi Müdürlüğü

DAVA KONUSU: ……/……/2026 tarih ve …… sayılı ihbarname ile tarh edilen katma değer vergisi ile kesilen vergi ziyaı cezasının iptali istemidir.

TEBLİĞ TARİHİ: ……/……/2026

AÇIKLAMALAR

1. Şirketimiz …… faaliyetiyle iştigal etmekte olup, …… dönemine ilişkin işlemleri incelenmiştir.

2. İdarece, …… tarihli ve …… numaralı faturaya konu işlemin KDV tevkifatına tabi olduğu, tevkifat yapılmadığı gerekçesiyle tarhiyat yapılmıştır.

3. Oysa söz konusu işlem, tebliğde sayılan tevkifat kapsamındaki hizmetlerden değildir. İşin niteliği, sözleşme ve teknik şartname ile sabittir; belgeler ektedir.

4. Kabul anlamına gelmemek kaydıyla belirtmek gerekir ki, satıcı tarafından söz konusu işleme ilişkin katma değer vergisinin tamamı beyan edilmiş ve ödenmiştir. Satıcının beyanname ve ödeme belgeleri ektedir. Verginin hazineye intikal etmiş olması karşısında aynı verginin şirketimizden yeniden istenmesi mükerrer vergilendirme sonucunu doğurur.

5. Tarhiyatın dayanağı bulunmadığından kesilen vergi ziyaı cezası da hukuka aykırıdır.

6. İnceleme dosyasının ve satıcıya ait beyan kayıtlarının celbini talep ederiz.

HUKUKİ SEBEPLER: 3065 sayılı Katma Değer Vergisi Kanunu m.9, 29, 34; 213 sayılı Vergi Usul Kanunu m.344; 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu ve ilgili tebliğler.

DELİLLER: İhbarname, inceleme raporu, sözleşme ve teknik şartname, faturalar, satıcının beyanname ve ödeme belgeleri, yasal defterler, bilirkişi incelemesi.

SONUÇ VE İSTEM: Açıklanan nedenlerle dava konusu tarhiyatın ve kesilen cezanın iptaline, yargılama giderleri ve vekâlet ücretinin davalı idareye yükletilmesine karar verilmesini saygıyla arz ve talep ederiz. ……/……/2026

Davacı Vekili
Ad Soyad – İmza

Tevkifat kontrol listesi

  1. İşlem tebliğde sayılan tevkifata tabi hizmet ya da teslim mi?
  2. Alıcı, tevkifat yapmakla sorumlu tutulanlar arasında mı?
  3. İşlem bedeli, tebliğdeki alt sınırın üzerinde mi?
  4. Faturada tevkifat tutarı ve ibaresi gösterildi mi?
  5. Kesilen vergi sorumlu sıfatıyla süresinde beyan edilip ödendi mi?
  6. Ödenen vergi indirim konusu yapıldı mı?
  7. Yurt dışından alınan hizmetlerde tam tevkifat uygulandı mı?
  8. İade talebi varsa belge listesi eksiksiz hazırlandı mı?

Sık sorulan sorular

KDV tevkifatı nedir?

Hesaplanan verginin tamamının ya da bir kısmının alıcı tarafından kesilerek sorumlu sıfatıyla vergi dairesine beyan edilip ödenmesidir (KDVK m.9).

Dayanağı nedir?

Katma Değer Vergisi Kanunu’nun 9. maddesi; kapsam ve oranlar Bakanlıkça çıkarılan tebliğlerle belirlenir.

Tam ve kısmi tevkifat farkı nedir?

Tam tevkifatta verginin tamamı, kısmi tevkifatta tebliğde belirlenen oranı alıcı tarafından kesilir.

Her müşteriye tevkifatlı fatura kesilir mi?

Hayır. Tevkifat, yalnızca tebliğde sayılan alıcılar ve sayılan işlemler bakımından uygulanır.

Alt sınır var mı?

Evet. Tebliğde belirlenen tutarın altındaki işlemlerde kural olarak tevkifat uygulanmaz.

Tevkifat yapılmazsa kim sorumlu olur?

Alıcı ve satıcı, vergi ile buna bağlı ceza ve faizlerden müteselsilen sorumlu tutulur.

Sorumlu sıfatıyla ödediğim vergiyi indirebilir miyim?

Evet. İndirim şartlarını taşımanız hâlinde, verginin beyan edilip ödendiği dönemde indirim konusu yapılır.

Yurt dışından hizmet aldım; ne yapmalıyım?

Türkiye’de faydalanılan hizmetlerde tam tevkifat uygulanır; vergi sorumlu sıfatıyla beyan edilip ödenir.

Faturada ne yazmalı?

Hesaplanan verginin tamamı, tevkif edilen tutar ve tahsil edilecek kısım ile tevkifata tabi olduğuna dair ibare gösterilmelidir.

Tevkifattan doğan iade alınabilir mi?

Evet. Tebliğde belirlenen usulle mahsuben ya da nakden; tutara göre teminat veya inceleme raporu aranabilir.

Satıcı vergiyi ödemişse yine ceza kesilir mi?

Verginin hazineye intikal ettiği belgelenirse mükerrer vergilendirme itirazı ileri sürülür; bu husus dosyaya belgeyle konulmalıdır.

Eleştiri hâlinde hangi yollar var?

İzaha davet, tarhiyat öncesi ve sonrası uzlaşma, ceza indirimi ya da ihbarnameden itibaren otuz gün içinde vergi mahkemesinde dava.

Kamu hakedişlerinde tevkifat nasıl işler?

Kamu idareleri belirlenmiş alıcılardandır; yüklenici verginin tamamını faturada gösterir, tevkifat dışı kısmı tahsil eder ve kesilen kısım idarece beyan edilir. Nakit akışı buna göre planlanmalıdır.

Mal iade edilirse tevkifat nasıl düzeltilir?

Düzeltme, iadenin ortaya çıktığı dönem hesaplarında yapılır; hem satıcı hem alıcı karşılıklı olarak beyanlarını düzeltmeli ve kayıtlar tutarlı olmalıdır.

Tadilat ve onarım işi yapım işi sayılır mı?

İşin niteliğine bakılır: yapının taşıyıcı sistemine, kullanım amacına ya da bütününe etki eden işler yapım işi sayılırken basit bakım ve tamir farklı değerlendirilebilir.

İşgücü temini ile hizmet alımı nasıl ayrılır?

Personel alıcının emir ve talimatı altında çalışıyorsa işgücü temini; işin sonucu taahhüt edilip personel yüklenicinin organizasyonunda çalışıyorsa hizmet alımıdır. Faturadaki ibare değil fiilî işleyiş esastır.

Beyannameyi geç verirsem ne olur?

Özel usulsüzlük cezası kesilir; verginin geç ödenmesi hâlinde ayrıca gecikme zammı işler.

Bu yazı genel bilgilendirme amaçlıdır; 3065 sayılı Katma Değer Vergisi Kanunu m.9, 29 ve 34 ile 213 sayılı Vergi Usul Kanunu hükümlerine ve ilgili genel tebliğlere dayanır. Kapsam, oran ve alt sınırlar tebliğlerle değişir; somut dosyanız için Hukukçular Evi Ankara ile 0554 648 37 15 numaralı telefondan iletişime geçin.


Post by Av. Fatma Öztürk