İşi Bırakma, Tasfiye ve Mükellefiyetin Sona Ermesi 2026: Bildirim, Re’sen Terk, Tasfiye Kârı ve Tasfiye Memurunun Sorumluluğu (VUK 160-161, KVK 17)
04 Eylül 2026

İşi Bırakma, Tasfiye ve Mükellefiyetin Sona Ermesi 2026: Bildirim, Re’sen Terk, Tasfiye Kârı ve Tasfiye Memurunun Sorumluluğu (VUK 160-161, KVK 17)

İşletmeyi kapatmak, kepenk indirmekle bitmez: bildirim yapılmadığı sürece mükellefiyet devam eder, beyanname verilmeye devam edilmesi beklenir ve verilmediğinde ceza kesilir. Şirketlerde ise tasfiye ayrı bir vergilendirme dönemi doğurur ve tasfiye memurunun kişisel sorumluluğu gündeme gelir. Bu rehber, sona erme sürecini Vergi Usul Kanunu’nun 160-161. maddeleri ile Kurumlar Vergisi Kanunu’nun 17. maddesi çerçevesinde anlatır. Ankara’daki dosyanız için bize 0554 648 37 15 numarasından ulaşabilirsiniz.

Beş cümlede özet

  • İşi bırakma, vergiye tabi olmayı gerektiren muamelelerin tamamen durdurulması ve sona ermesidir (VUK m.161).
  • İşi bırakan mükellefler durumu vergi dairesine bildirmekle yükümlüdür; bildirim, olayın vukuundan itibaren kanunda öngörülen sürede yapılır (m.160, 168).
  • İşin geçici olarak durdurulması ya da tatil edilmesi işi bırakma sayılmaz.
  • Vergi dairesi, yapılan araştırma sonucunda faaliyetin fiilen sona erdiğini tespit ederse mükellefiyet kaydını resen terkin edebilir (m.160).
  • Kurumlarda tasfiye, kendi başına bir vergilendirme dönemidir; tasfiye kârı üzerinden vergilendirme yapılır ve tasfiye memurları kanunda öngörülen ölçüde sorumludur (KVK m.17).

İşi bırakma nedir? (VUK m.161)

Vergi Usul Kanunu’nun 161. maddesi işi bırakmayı, vergiye tabi olmayı gerektiren muamelelerin tamamen durdurulması ve sona ermesi olarak tanımlar. Aynı madde, işlerin herhangi bir sebep yüzünden geçici bir süre için durdurulmasının işi bırakma sayılmayacağını açıkça belirtir. Bu ayrım pratik önem taşır: sezonluk kapanışlar, tadilat nedeniyle verilen aralar ve hastalık gibi geçici duraklamalar mükellefiyeti sona erdirmez.

Sona ermenin en yaygın hâlleri şunlardır: gerçek kişide faaliyetin fiilen bırakılması, ölüm, işletmenin devri; şirketlerde ise tasfiyenin tamamlanması, birleşme veya devir yoluyla sona erme. Her hâlde bildirimin yapılması gerekir; bildirim yapılmadığı sürece mükellefiyet kayden devam eder ve beyanname verme, defter tutma ile belge düzenleme yükümlülükleri sürer. Uygulamada en sık yaşanan hata budur: işyeri kapatılır ancak vergi dairesine bildirim yapılmaz, aylar sonra verilmeyen beyannameler için özel usulsüzlük cezaları ve resen tarhiyatlar tebliğ edilir.

Bildirim yükümlülüğü ve süre

Kanun, mükelleflerin işe başlamayı, adres, iş ve işletme değişikliklerini ve işi bırakmayı vergi dairesine bildirmesini zorunlu kılar. Bildirimlerin, olayın vukuu tarihinden itibaren kanunda öngörülen süre içinde yapılması gerekir. Bildirimin yazılı olması esastır; elektronik ortamda yapılan bildirimler de aynı sonucu doğurur ve kaydının saklanması gerekir.

BildirimKim yapar?Sonuç
İşi bırakmaMükellefMükellefiyet kaydı terkin edilir
ÖlümMirasçılarÖlüm işi bırakma hükmündedir
Adres değişikliğiMükellefTebligat adresi güncellenir
İş veya işletme değişikliğiMükellefFaaliyet kodu ve yükümlülükler güncellenir
Şube açılış-kapanışMükellefŞube kaydı tesis veya terkin edilir
Tasfiyeye giriş ve tamamlanmaTasfiye memuruTasfiye dönemi başlar ve sona erer

Tabloyu yana kaydırarak tüm sütunları görebilirsiniz.

Bildirim yükümlülüğüne uyulmaması usulsüzlük cezasını gerektirir. Daha ağır sonuç ise tebligat alanında doğar: adres değişikliği bildirilmediğinde, eski adrese yapılan tebligatlar geçerli sayılabilir ve mükellef, hakkında yapılan tarhiyattan zamanında haberdar olamayarak dava süresini kaçırabilir. Elektronik tebligat kullanan mükellefler bakımından ise sistemin düzenli kontrolü zorunludur. Tebligat kurallarını vergide e-tebligat ve ilanen tebliğ yazımızda ele aldık.

Resen terk: idarenin kaydı silmesi (m.160)

Kanun’un 160. maddesi, işi bırakma bildiriminde bulunmayan mükelleflerden, yapılan araştırma ve yoklamalar sonucunda işi bıraktığı tespit edilenlerin mükellefiyet kaydının vergi dairesince terkin edilebileceğini düzenler. Buna uygulamada resen terk denir. Terkin işlemi, mükellefin işi bıraktığı tarihten itibaren hüküm ifade eder ve o tarihten sonraki dönemler için beyanname verme yükümlülüğünü kaldırır.

Ancak resen terk mükellef için her zaman lehe sonuç doğurmaz. Terkin, sahte belge düzenleme riski gerekçesiyle yapılmışsa, mükellef hakkında olumsuz kayıt oluşur ve bu kayıt, sonradan yeniden mükellefiyet tesis ettirmek istendiğinde teminat istenmesine yol açabilir. Ayrıca terkin tarihinden önceki dönemlere ilişkin yükümlülükler devam eder: verilmeyen beyannameler, ödenmemiş vergiler ve kesilen cezalar terkinle ortadan kalkmaz. Resen terk işleminin dayanağının ve tarihinin hatalı olduğu hâllerde, işleme karşı dava açılabilir; bunu re’sen terk yazımızda ayrıntılı ele aldık.

Gerçek kişide işi bırakma: yapılacaklar

Şahıs işletmesini kapatan mükellefin tamamlaması gereken işlemler bir zincir oluşturur. İlk adım vergi dairesine işi bırakma bildirimidir. Ardından, kullanılmayan belgelerin (fatura, irsaliye, gider pusulası) iptali için tutanak düzenlenir; basılı belgelerin ilgili birime teslimi ya da iptal edildiğinin tespiti gerekir. Elektronik belge kullanan mükelleflerde ise entegratör ve sistem kayıtlarının kapatılması gerekir.

İkinci aşama beyanname ve ödemelerdir: işin bırakıldığı döneme ilişkin katma değer vergisi, muhtasar ve geçici vergi beyannameleri verilir; yıllık beyanname ise kanunda öngörülen sürede sunulur. İşletmede kalan emtia ve sabit kıymetlerin durumu ayrıca değerlendirilmelidir: işletmeden çekilen kıymetler emsal bedel üzerinden hasılat sayılır ve vergilendirilir. Üçüncü aşama diğer kurumlardır: sosyal güvenlik kaydının kapatılması, oda ve sicil kayıtlarının terkini, varsa ruhsat ve izinlerin iadesi. Bu adımların atlanması, faaliyeti bırakmış olmasına rağmen kişiye prim borcu ve aidat tahakkuk etmesine yol açar; sosyal güvenlik yönünden sonuçları emekli çalışma ve destek primi yazımızda ele aldık.

KDV ve stok devri: kapanışta gözden kaçan hesaplar

Kapanış işlemlerinde en çok atlanan konu katma değer vergisidir. İşletme faaliyeti sona erdiğinde, devreden KDV bakiyesinin akıbeti sorusu doğar: bu tutar, kural olarak sonraki döneme devrederek indirim yoluyla giderilen bir alacaktır ve faaliyet sona erdiğinde indirim imkânı ortadan kalkar. İade hakkı doğuran işlemlerden kaynaklanmayan devreden KDV bakiyesinin nakden iadesi kural olarak mümkün olmadığından, bu tutarın kapanış öncesinde planlanması gerekir; mevzuatta iade hakkı tanınan özel hâller ise ayrıca değerlendirilir.

İkinci konu stoklar ve amortismana tabi kıymetlerdir. Faaliyetin sona ermesiyle işletmede kalan mallar, işletmeden çekiş sayılır ve teslim hükmünde değerlendirilerek katma değer vergisine tabi tutulur; matrah emsal bedeldir. Aynı şekilde sabit kıymetlerin ortaklara ya da işletme sahibine devri de vergilendirmeye konu olur. Üçüncü konu, daha önce indirim konusu yapılmış ancak amortisman süresi dolmadan işletmeden çıkarılan kıymetlerdir; bu hâlde indirim düzeltmesi gerekip gerekmediği somut duruma göre belirlenir. Dördüncü konu, kapanıştan sonra gelen faturalardır: elektrik, telefon, kira gibi son dönem giderlerine ilişkin faturaların hangi dönemde ve nasıl kayda alınacağı, son beyannamelerin verilme zamanıyla birlikte planlanmalıdır. Bu hesapların önceden yapılması, kapanışı yalnızca bir bildirim işlemi olmaktan çıkarıp mali bir kapanışa dönüştürür ve sonradan doğacak tarhiyat riskini belirgin biçimde azaltır.

Ölüm hâlinde mükellefiyet ve mirasçıların durumu

Gerçek kişi mükellefin ölümü, kanunda işi bırakma hükmünde sayılır; ancak bu, yükümlülüklerin kendiliğinden ortadan kalktığı anlamına gelmez. Ölüm, mirasçılar tarafından vergi dairesine bildirilir ve ölüm tarihine kadar olan dönemin beyannameleri mirasçılarca verilir. Beyanname verme ve ödeme sürelerinde, ölüm nedeniyle kanunda öngörülen ek süreler uygulanır; bu süreler, mirasçıların terekeyi öğrenmesi ve düzenlemesi için tanınmış pratik bir kolaylıktır.

Mirasçıların sorumluluğu miras payları oranındadır: murisin vergi borçlarından, kendilerine düşen pay ölçüsünde sorumlu olurlar. Vergi cezaları bakımından ise durum farklıdır; cezaların şahsiliği ilkesi gereği, ölümle birlikte ceza sorumluluğu düşer ve kesilmiş cezalar mirasçılardan istenemez. Buna karşılık verginin aslı ve gecikme faizi terekeye dâhildir ve mirasçılardan talep edilir. Mirasın reddi hâlinde bu sorumluluk doğmaz. İşletmenin mirasçılar tarafından devam ettirilmesi isteniyorsa, mirasçılar adına yeni mükellefiyet tesis ettirilir ve devir işlemleri buna göre yapılır; işletmenin faaliyetine devam edilmeyecekse kapanış işlemleri yürütülür. Ölen kişinin mükellefiyetinin nasıl kapatılacağını ölen kişinin vergi mükellefiyeti nasıl kapatılır yazımızda ayrıntılı ele aldık.

Şirketlerde tasfiye ve vergilendirme (KVK m.17)

Sermaye şirketlerinde sona erme, tasfiye süreciyle gerçekleşir. Kurumlar Vergisi Kanunu’nun 17. maddesi, her ne sebeple olursa olsun tasfiye hâline giren kurumların vergilendirilmesinde hesap dönemi yerine tasfiye döneminin geçerli olacağını düzenler. Tasfiye, kurumun tasfiyeye girdiği tarihte başlar ve tasfiye kararının tescil edildiği tarihte sona erer.

Tasfiye dönemi bir yıldan uzun sürerse, her takvim yılı ayrı bir tasfiye dönemi sayılır. Vergilendirmenin konusu tasfiye kârıdır: tasfiye sonundaki servet değeri ile tasfiye başındaki servet değeri arasındaki olumlu fark. Hesaplamada ortaklara yapılan ödemeler ve ortaklardan alınan değerler kanunda öngörülen esaslara göre dikkate alınır. Tasfiye beyannamesi, tasfiyenin sona erdiği tarihten itibaren kanunda belirlenen süre içinde verilir. Tasfiyeden vazgeçilmesi hâlinde ise özel hükümler uygulanır ve dönem hesaplaması yeniden yapılır.

Tasfiye memurunun sorumluluğu

Tasfiye memurları, kurumun tahakkuk etmiş vergileri ile tasfiye beyannamelerine göre hesaplanan vergilerin ödenmesinden ve bu vergiler ile diğer itirazlı tarhiyatlar için karşılık ayrılmasından sorumludur. Bu karşılık ayrılmadan ortaklara ya da kurum alacaklılarına paylaştırma yapılması hâlinde, tasfiye memurları ödenmeyen vergilerden şahsen ve müteselsilen sorumlu olur.

Bu sorumluluk, tasfiye memuru sıfatını taşıyan kişiler için ciddi bir risk oluşturur. Sorumluluktan kurtulmanın yolu, tasfiye sürecinde vergi dairesinden borç durumunu gösteren yazı alınması, itirazlı ve devam eden incelemeler için karşılık ayrılması ve dağıtımın ancak bu adımlardan sonra yapılmasıdır. Ödeme yapıldıktan sonra ortaya çıkan vergiler bakımından ise tasfiye memurunun, ortaklara yapılan dağıtım oranında ortaklara rücu hakkı bulunur. Kanuni temsilcilerin genel sorumluluk rejimini ve savunma noktalarını vergi ve kamu borcunda tecil ve taksitlendirme yazımızda ele aldık.

Devir, birleşme ve nev’i değişikliği

Mükellefiyet her zaman kapanışla sona ermez; işletmenin başkasına geçmesiyle de sona erebilir. Gerçek kişide işletmenin tamamen devredilmesi işi bırakma sayılır ve devreden bakımından mükellefiyet terkin edilir; devralan ise kendi adına yeni mükellefiyet tesis ettirir. Devirde en çok gözden kaçan nokta, işletmede kalan emtia ve sabit kıymetlerin devir bedeli içinde nasıl gösterildiğidir: bedelin kalemlere dağıtılmaması, hem devreden hem devralan bakımından sonradan matrah tartışması doğurur.

Şirketlerde birleşme kural olarak tasfiye hükümlerine tabidir; ancak Kurumlar Vergisi Kanunu, kanunda öngörülen şartların sağlanması hâlinde devir ve tür değiştirmede vergisiz geçiş imkânı tanır. Bu imkândan yararlanmak için birleşme ya da devrin kanundaki şartlara uygun yapılması, gerekli beyannamelerin süresinde verilmesi ve devralan kurumun, devrolan kurumun tahakkuk etmiş ve edecek vergi borçlarını ödeyeceğini taahhüt etmesi gerekir. Şartlara uyulmadığında işlem, tasfiye hükümlerine göre vergilendirilir ve beklenmeyen bir vergi yükü doğar. Tür değiştirme (nev’i değişikliği) de aynı çerçevede değerlendirilir: şartları sağlayan bir tür değişikliği vergisiz gerçekleşirken, şartların ihlali hâlinde işlem devir sayılmaz. Bu nedenle yapısal işlemlerde, ticaret hukuku ve vergi hukuku boyutlarının birlikte planlanması gerekir.

Ortaklara dağıtım ve kâr payı vergilendirmesi

Tasfiye tamamlandığında kalan değerlerin ortaklara dağıtılması ayrı bir vergisel sonuç doğurur. Ortaklara yapılan dağıtım, kanunda öngörülen esaslara göre kâr payı niteliğinde değerlendirilebilir ve stopaj yükümlülüğü gündeme gelir. Ortağın gerçek kişi ya da kurum olması, dağıtımın vergilendirilmesini değiştirir: kurum ortaklara yapılan bazı dağıtımlarda istisna hükümleri uygulanabilirken, gerçek kişi ortaklarda stopaj ve beyan yükümlülüğü doğabilir.

Dağıtımda sıralamaya da dikkat edilmelidir. Tasfiye memuru, önce kurumun borçlarını ödemek ve itirazlı tarhiyatlar için karşılık ayırmakla yükümlüdür; bu adımlar tamamlanmadan yapılan dağıtım, tasfiye memurunun şahsi sorumluluğunu doğurur. Ortaklar bakımından ise dağıtım sonrası ortaya çıkan vergiler için, aldıkları pay oranında sorumluluk gündeme gelebilir. Bu nedenle tasfiye sürecinde vergi dairesinden borç durumu yazısı alınması, devam eden inceleme bulunup bulunmadığının sorulması ve dağıtımın ancak bundan sonra yapılması gerekir. Sermaye azaltımı yoluyla yapılan geri ödemelerde de benzer değerlendirme yapılır: azaltılan sermayenin hangi kaynaktan geldiği, vergilendirmenin belirleyicisidir ve geçmiş yıl kârlarından ya da enflasyon farklarından karşılanan azaltımlar farklı sonuç doğurur.

Sona erme sonrası devam eden yükümlülükler

Mükellefiyetin terkin edilmesi, geçmişe ilişkin sorumlulukları ortadan kaldırmaz. Defter ve belgelerin kanunda öngörülen süre boyunca saklanması ve istendiğinde ibraz edilmesi zorunluluğu devam eder; bu yükümlülük, işletme kapandıktan sonra da mükellefin şahsına aittir. Saklama süresi dolmadan defterlerin imha edilmesi, sonradan yapılacak incelemede ibraz edilememesi sonucunu doğurur ve indirimlerin reddine yol açar.

İkinci nokta zamanaşımıdır: tarh zamanaşımı süresi dolmadan, kapanmış dönemler için inceleme yapılması ve tarhiyat yapılması mümkündür. Bu nedenle işletme kapatıldıktan sonra da tebligat adresinin güncel tutulması ve elektronik tebligat sisteminin izlenmesi gerekir. Üçüncüsü, ödenmemiş borçların takibidir: kesinleşen kamu alacakları 6183 sayılı Kanun’a göre takip edilir ve gerçek kişilerde doğrudan mükellefin malvarlığına, şirketlerde ise şartları varsa kanuni temsilcilere yönelir. Bu nedenle kapanış öncesinde borç sorgusu yapılması ve varsa borçların yapılandırılması yerinde olur.

Kapanış sonrası gelen tarhiyat ve savunma

İşletme kapatıldıktan yıllar sonra tebliğ edilen ihbarname, uygulamada sık karşılaşılan bir durumdur. Bunun iki tipik sebebi vardır. Birincisi, geçmiş dönemde alınan bir faturanın düzenleyicisi hakkında sahte belge düzenleme raporu yazılmasıdır; bu hâlde belgeyi kullanan mükellef hakkında da inceleme başlatılır ve indirimler reddedilir. İkincisi, karşıt inceleme ve veri analizi sonucunda ortaya çıkan uyumsuzluklardır: bildirim formları, banka hareketleri ve tapu-araç kayıtları üzerinden yapılan çapraz kontroller kapanmış dönemleri de kapsar.

Savunma üç eksende kurulur. Birincisi zamanaşımıdır: tarh zamanaşımı süresi dolmuşsa tarhiyat yapılamaz ve bu def’i öncelikle ileri sürülür. İkincisi belgenin gerçekliğidir: satıcı hakkında olumsuz rapor bulunması, alıcının işleminin de sahte olduğu anlamına gelmez. Mal ve hizmetin fiilen alındığı; ödeme dekontları, sevk irsaliyeleri, taşıma belgeleri, stok ve üretim kayıtları ile gösterilebilir. Ödemenin banka üzerinden ve fatura tutarıyla uyumlu yapılmış olması en güçlü delildir. Üçüncüsü usuldür: incelemenin süresine, tutanağın usulüne, tebligatın geçerliliğine ve rapor değerlendirme aşamasına ilişkin aykırılıklar ileri sürülebilir. Bu nedenle kapanış yapılırken tüm ödeme belgelerinin ve ticari yazışmaların saklanması, defterlerden bile daha kritik olabilir; çünkü savunmanın dayanağı bu kayıtlardır. İnceleme sürecindeki hak ve yükümlülükleri vergi incelemesi ve savunma yolları yazımızda ele aldık.

İşi bırakma bildirimi ve terkin talebi dilekçesi örneği

…………… VERGİ DAİRESİ MÜDÜRLÜĞÜNE

MÜKELLEF: Ad Soyad / …… Ltd. Şti., T.C. Kimlik / Vergi No, Adres

KONU: İşi bırakma bildirimi ve mükellefiyet kaydının terkini talebidir.

AÇIKLAMALAR

1. Dairenizin …… vergi kimlik numaralı mükellefiyim. …… adresinde …… faaliyetini yürütmekteydim.

2. Faaliyetimi ……/……/2026 tarihi itibarıyla tamamen durdurmuş bulunmaktayım. Vergiye tabi olmayı gerektiren muameleler bu tarihte sona ermiştir.

3. İşyerine ilişkin kira sözleşmesi ……/……/2026 tarihinde feshedilmiş, elektrik ve su abonelikleri kapatılmıştır. İlgili belgeler ektedir.

4. Kullanılmayan …… seri numaralı belgeler iptal edilmiş olup tutanağı ektedir. Elektronik belge uygulamalarının kapatılması için gerekli başvurular yapılmıştır.

5. İşin bırakıldığı döneme ilişkin beyannameler verilecek olup, işletmede kalan emtia ve sabit kıymetlere ilişkin liste ektedir.

6. Bu itibarla, 213 sayılı Vergi Usul Kanunu’nun 160 ve 161. maddeleri uyarınca mükellefiyet kaydımın ……/……/2026 tarihi itibarıyla terkin edilmesini talep ediyorum.

EKLER: Kira fesih belgesi, abonelik kapatma belgeleri, belge iptal tutanağı, emtia ve sabit kıymet listesi, kimlik/imza sirküleri.

……/……/2026
Ad Soyad – İmza – Kaşe

Kapanış kontrol listesi

  1. İşi bırakma bildirimini süresinde yapın; kepenk indirmek yeterli değildir.
  2. Kullanılmayan belgeleri iptal ettirin ve tutanağını saklayın.
  3. Elektronik belge ve entegratör kayıtlarını kapattırın.
  4. Son dönem KDV, muhtasar ve yıllık beyannameleri verin.
  5. İşletmeden çekilen emtia ve sabit kıymetleri emsal bedelle değerleyin.
  6. SGK, oda, sicil ve ruhsat kayıtlarını ayrı ayrı kapattırın.
  7. Tasfiyede vergi borcu yazısı alın ve itirazlı tarhiyatlar için karşılık ayırın.
  8. Defter ve belgeleri saklama süresi boyunca muhafaza edin; tebligat adresinizi güncel tutun.

Sık sorulan sorular

İşi bırakma nedir?

Vergiye tabi olmayı gerektiren muamelelerin tamamen durdurulması ve sona ermesidir (VUK m.161).

Geçici kapanış işi bırakma sayılır mı?

Hayır. İşlerin herhangi bir sebeple geçici olarak durdurulması işi bırakma sayılmaz; mükellefiyet devam eder.

Bildirim yapmazsam ne olur?

Mükellefiyet kayden sürer; beyanname verilmediği için usulsüzlük ve özel usulsüzlük cezaları ile resen tarhiyat gündeme gelir.

Resen terk nedir?

Bildirimde bulunmayan mükelleflerin, yapılan araştırma sonucunda işi bıraktığının tespiti hâlinde kaydının idarece terkin edilmesidir (m.160).

Resen terk borçlarımı siler mi?

Hayır. Terkin tarihinden önceki dönemlere ilişkin vergi ve cezalar devam eder.

Ölüm hâlinde ne yapılır?

Ölüm işi bırakma hükmündedir; bildirim mirasçılar tarafından yapılır ve terekeye ilişkin yükümlülükler değerlendirilir.

Kalan mallar ne olur?

İşletmeden çekilen emtia ve sabit kıymetler emsal bedel üzerinden hasılat sayılır ve vergilendirilir.

Tasfiye ayrı bir dönem mi?

Evet. Tasfiye hâlindeki kurumlarda hesap dönemi yerine tasfiye dönemi geçerlidir (KVK m.17).

Tasfiye ne zaman başlar ve biter?

Kurumun tasfiyeye girdiği tarihte başlar, tasfiye kararının tescil edildiği tarihte sona erer; bir yılı aşarsa her takvim yılı ayrı dönemdir.

Tasfiye kârı nasıl hesaplanır?

Tasfiye sonundaki servet değeri ile tasfiye başındaki servet değeri arasındaki olumlu fark esas alınır.

Tasfiye memuru şahsen sorumlu olur mu?

Karşılık ayırmadan ortaklara veya alacaklılara dağıtım yapılırsa ödenmeyen vergilerden şahsen ve müteselsilen sorumlu olur.

Kapanıştan sonra inceleme yapılabilir mi?

Evet. Tarh zamanaşımı süresi dolmadan kapanmış dönemler için inceleme ve tarhiyat mümkündür.

Devreden KDV bakiyem ne olur?

Faaliyet sona erdiğinde indirim imkânı ortadan kalkar; iade hakkı doğuran işlemlerden kaynaklanmıyorsa nakden iadesi kural olarak mümkün değildir, bu nedenle kapanış öncesinde planlanmalıdır.

Kapanıştan yıllar sonra ihbarname geldi; ne yapmalıyım?

Önce zamanaşımını kontrol edin; ardından mal ve hizmetin fiilen alındığını ödeme dekontu, irsaliye ve stok kayıtlarıyla ispatlayın ve usul aykırılıklarını ileri sürün.

Şirket birleşmesi vergisiz olabilir mi?

Kurumlar Vergisi Kanunu’ndaki devir ve tür değiştirme şartları sağlanırsa vergisiz geçiş mümkündür; şartlar ihlal edilirse işlem tasfiye hükümlerine göre vergilendirilir.

Tasfiye sonunda ortaklara dağıtım vergiye tabi mi?

Dağıtım kanundaki esaslara göre kâr payı niteliğinde değerlendirilebilir; ortağın gerçek kişi ya da kurum olmasına göre stopaj ve beyan yükümlülüğü değişir.

Defterleri ne kadar saklamalıyım?

Kanunda öngörülen saklama süresi boyunca; süre dolmadan imha, sonraki incelemede ibraz edememe sonucunu doğurur.

Bu yazı genel bilgilendirme amaçlıdır; 213 sayılı Vergi Usul Kanunu m.153-161 ve 168, 5520 sayılı Kurumlar Vergisi Kanunu m.17 ile 6183 sayılı Kanun hükümlerine dayanır. Süreler ve tutarlar değişebilir; somut dosyanız için Hukukçular Evi Ankara ile 0554 648 37 15 numaralı telefondan iletişime geçin.


Post by Av. Fatma Öztürk