Vergi ve Kamu Borcunda Tecil, Taksitlendirme, Teminat ve Haciz 2026: Şartlar, Tecil Faizi ve İtiraz (6183 m.48, 58, 70)
04 Eylül 2026

Vergi ve Kamu Borcunda Tecil, Taksitlendirme, Teminat ve Haciz 2026: Şartlar, Tecil Faizi ve İtiraz (6183 m.48, 58, 70)

Vergi borcu ödenemediğinde haciz kaçınılmaz değildir: 6183 sayılı Kanun, borcun vadesinde ödenmesinin borçluyu çok zor duruma düşüreceği hâllerde tecil ve taksitlendirme imkânı tanır. Ancak bu imkânın kendi şartları, teminat düzeni ve bozulma sonuçları vardır; başvuru zamanlaması yanlış olduğunda hem faiz hem haciz devreye girer. Bu rehber, süreci kanun maddeleriyle anlatır. Ankara’daki dosyanız için bize 0554 648 37 15 numarasından ulaşabilirsiniz.

Beş cümlede özet

  • Amme borcunun vadesinde ödenmesi borçluyu çok zor duruma düşürecekse, teminat karşılığında tecil ve taksitlendirme yapılabilir (6183 m.48).
  • Tecil edilen tutar üzerinden gecikme zammı yerine tecil faizi uygulanır; bu, borcun maliyetini belirgin biçimde düşürür.
  • Belirlenen tutarın üzerindeki tecillerde teminat aranır; teminat türleri Kanun’un 10. maddesinde sayılmıştır.
  • Taksitlerin süresinde ödenmemesi hâlinde tecil bozulur ve borç, gecikme zammıyla birlikte muaccel hâle gelir.
  • Ödeme emrine karşı dava, tebliğden itibaren on beş gün içinde açılır ve yalnızca borcun bulunmadığı, ödendiği ya da zamanaşımına uğradığı ileri sürülebilir (m.58).

Amme alacağı ve vade

6183 sayılı Amme Alacaklarının Tahsil Usulü Hakkında Kanun, devletin, il özel idarelerinin ve belediyelerin vergi, resim, harç, ceza tahkik ve takiplerine ait yargılama gideri ile bunların gecikme zamlarından doğan alacaklarının takibini düzenler. Sosyal Güvenlik Kurumu alacakları da bu Kanun’a göre takip edilir. Yani vergi borcu, SGK prim borcu, idari para cezaları ve belediye alacakları aynı takip rejimine tabidir.

Borç, kanunda belirlenen vadede ödenmediğinde kendiliğinden gecikme zammı işlemeye başlar. Ardından ödeme emri tebliğ edilir; ödeme emri, borcun ödenmesi için tanınan son çağrıdır ve tebliğinden itibaren belirli bir süre içinde ödenmemesi hâlinde cebri takip aşamasına geçilir. Bu aşamalar sırasında tecil talebi her zaman yapılabilir; talebin kabulü hâlinde takip işlemleri durur.

Tecil ve taksitlendirme (6183 m.48)

Kanun’un 48. maddesi, amme borcunun vadesinde ödenmesi ya da haczin tatbiki veyahut haczolunmuş malların paraya çevrilmesinin borçluyu çok zor duruma düşüreceği hâllerde, borçlunun yazılı talebi üzerine alacaklı idarece borcun belirli bir süreye kadar tecil ve taksitlendirilebileceğini düzenler. Üç unsur birlikte aranır: çok zor durum hâli, yazılı talep ve teminat gösterilmesi.

UnsurİçeriğiBelge
Çok zor durumBorcun vadesinde ödenmesinin mali durumu ciddi biçimde sarsmasıBilanço, gelir tablosu, likidite oranları
Yazılı talepAlacaklı idareye başvuruTecil talep dilekçesi ve ekleri
TeminatBelirlenen tutarın üzerindeki tecillerde aranırBanka teminat mektubu, gayrimenkul, menkul
Tecil faiziGecikme zammı yerine uygulanırTecil kararında gösterilir
Taksit planıİdarece belirlenen süre ve taksit sayısıÖdeme planı
Şartlara uyumTaksitlerin ve cari dönem borçlarının ödenmesiÖdeme belgeleri

Tabloyu yana kaydırarak tüm sütunları görebilirsiniz.

Çok zor durumun tespitinde idare, mükellefin mali verilerini esas alır; likidite oranları üzerinden yapılan değerlendirme yaygındır. Ticari faaliyeti bulunmayan gerçek kişilerde ise gelir, gider ve varlık durumunu gösteren belgeler dikkate alınır. Talebin reddi hâlinde idari yargıda dava açılabilir; ancak dava süreci tahsil işlemlerini kendiliğinden durdurmaz, bu nedenle yürütmenin durdurulması talep edilmelidir.

Kim, hangi idareye başvurur?

Tecil talebinin muhatabı, alacağı takip eden idaredir; bu, borcun türüne göre değişir. Vergi ve buna bağlı cezalarda bağlı bulunulan vergi dairesi müdürlüğü; sosyal güvenlik prim borçlarında ilgili sosyal güvenlik merkezi; belediye alacaklarında belediyenin mali hizmetler birimi; gümrük vergilerinde ise ilgili gümrük idaresi muhataptır. Yanlış idareye yapılan başvuru süre kaybına yol açar ve bu arada gecikme zammı işlemeye devam eder.

Yetki bakımından ikinci nokta, tutar eşiklerine göre karar merciinin değişmesidir: belirli tutarın altındaki tecil talepleri vergi dairesi düzeyinde sonuçlandırılırken, yüksek tutarlı taleplerde karar üst mercilere bırakılır. Bu, karar süresini uzatabileceğinden, yüksek tutarlı borçlarda başvurunun erken yapılması daha da önemlidir. Üçüncü nokta, birden fazla idareye borcu bulunan mükelleflerdir: her idareye ayrı ayrı başvuru yapılması gerekir, bir idarenin verdiği tecil kararı diğerini bağlamaz. Bu durumdaki borçluların, taksit planlarını toplam ödeme gücünü aşmayacak biçimde koordine etmesi gerekir; aksi hâlde bir idareye ödenen taksit yüzünden diğerindeki tecil bozulabilir. SGK borçlarının takibinde uygulanan usulü SGK prim borcu ve tahsil süreci yazımızda ele aldık.

Tecil faizi ile gecikme zammı farkı

Tecilin borçluya sağladığı asıl fayda, gecikme zammı yerine tecil faizi uygulanmasıdır. Gecikme zammı, vadesinde ödenmeyen borç için aylık esasa göre işleyen ve oranı yüksek bir yaptırımdır; tecil faizi ise yıllık esasa göre belirlenir ve genellikle belirgin biçimde daha düşüktür. Uzun vadeli taksitlendirmelerde iki oran arasındaki fark, ödenecek toplam tutarda ciddi bir azalma anlamına gelir.

Bu nedenle borcun ödenemeyeceği anlaşıldığında beklemek yerine erken tecil başvurusu yapmak, hem gecikme zammının birikmesini durdurur hem de haciz aşamasına geçilmesini önler. Gecikme zammı ile gecikme faizi arasındaki farkı ve hangi durumda hangisinin uygulandığını gecikme faizi ve gecikme zammı arasındaki fark yazımızda ele aldık.

Teminat: türleri ve değerlemesi (m.10)

Kanun’un 10. maddesi, teminat olarak kabul edilecek değerleri sayar: para, bankalar tarafından verilen süresiz teminat mektupları, Hazine tarafından ihraç edilen menkul kıymetler, ilgililer veya kefiller tarafından gösterilen ve idarece haciz varakasına dayanılarak haczedilen menkul ve gayrimenkul mallar bunlar arasındadır. Teminat gösterilen malların değerlemesi idarece yapılır; değerlemede rayiç bedel esas alınır ve mükellefin beyanı bağlayıcı değildir.

Uygulamada en sık kullanılan teminat türü banka teminat mektubudur; ancak maliyeti nedeniyle gayrimenkul teminatı da yaygındır. Gayrimenkul teminatında, taşınmaz üzerinde önceden kurulmuş ipotek ve haciz şerhlerinin bulunması teminat değerini düşürür ve talebin reddine yol açabilir. Kefil gösterilmesi hâlinde kefilin mali durumu ayrıca değerlendirilir. Belirlenen tutarın altındaki borçlarda ise teminat aranmaksızın tecil yapılabilir; bu tutar, idarece belirlenen ve dönem dönem güncellenen bir eşiktir.

Tecilin bozulması ve sonuçları

Tecil, şarta bağlı bir kolaylıktır. Taksitlerin süresinde ve tam olarak ödenmemesi hâlinde tecil bozulur; borç, tecil öncesindeki hâline döner ve gecikme zammı baştan itibaren hesaplanır. Bu, borçlu bakımından en ağır sonuçtur: ödenen tecil faizi mahsup edilir ancak gecikme zammı geriye dönük olarak işletildiğinden toplam borç yükselir. Ayrıca durdurulan takip işlemleri yeniden başlar ve haciz uygulanabilir.

Tecilin bozulmasına yol açan ikinci hâl, cari dönem borçlarının ödenmemesidir. Tecil kararlarında genellikle, tecil süresi boyunca doğacak yeni borçların da vadesinde ödenmesi şartı yer alır; bu şartın ihlali tecili sona erdirir. Bu nedenle tecil talebinde bulunurken taksit tutarının, işletmenin cari dönem yükümlülüklerini de karşılayabileceği bir düzeyde belirlenmesi gerekir. Taksit sayısını artırıp taksit tutarını düşürmek, çoğu zaman kısa vadede rahatlatıcı görünen yüksek taksitten daha güvenlidir.

Tahsil zamanaşımı: borç ne zaman düşer?

Amme alacakları süresiz takip edilemez. 6183 sayılı Kanun’un 102. maddesi, amme alacağının vadesinin rastladığı takvim yılını takip eden takvim yılı başından itibaren beş yıl içinde tahsil edilmezse zamanaşımına uğrayacağını düzenler. Bu, tahsil zamanaşımıdır ve verginin tarhına ilişkin tarh zamanaşımından farklıdır: tarh zamanaşımı verginin salınabilmesine, tahsil zamanaşımı ise salınmış ve kesinleşmiş borcun tahsil edilebilmesine ilişkindir.

Zamanaşımını kesen hâller Kanun’un 103. maddesinde sayılmıştır ve liste geniştir: ödeme, haciz uygulaması, cebren tahsil ve takip işlemleri, ödeme emri tebliği, borçlunun mal bildiriminde bulunması, borcun teminata bağlanması ve tecil edilmesi bunlar arasındadır. Kesilme hâlinde süre baştan işlemeye başlar. Zamanaşımını durduran hâller ise 104. maddededir: borçlunun yabancı ülkede bulunması, hileli iflas etmesi ya da terekesinin tasfiyesi gibi durumlar bu kapsamdadır. Uygulamada mükelleflerin sık düştüğü yanılgı, uzun süredir işlem yapılmayan bir borcun kendiliğinden düştüğünü sanmaktır; oysa aradaki her takip işlemi süreyi yeniden başlatmış olabilir. Bu nedenle zamanaşımı iddiası ileri sürülmeden önce borç dosyasındaki tüm işlem tarihleri incelenmelidir; tecil talebinde bulunmanın da zamanaşımını kestiğini bilmek gerekir.

Yapılandırma kanunları ile tecil arasındaki fark

Borç yükünü hafifleten iki ayrı mekanizma vardır ve sıkça karıştırılır. Tecil, her zaman başvurulabilen ve idarenin takdirine bağlı bir kolaylıktır; borcun aslı aynen kalır, yalnızca gecikme zammı yerine tecil faizi uygulanır. Yapılandırma ise belirli dönemlerde çıkarılan özel kanunlarla getirilir; kapsama giren borçlarda gecikme zammı ve gecikme faizi silinerek yerine daha düşük bir güncelleme oranı uygulanır, bazı cezalar tamamen kaldırılır ve uzun vadeli taksit imkânı tanınır.

Pratik sonuç şudur: yapılandırma kanunu yürürlükteyse, tecil talebi yerine yapılandırmadan yararlanmak neredeyse her zaman daha avantajlıdır; çünkü yapılandırmada borcun fer’ileri önemli ölçüde azalır. Ancak yapılandırmanın da katı bir disiplini vardır: taksitlerin kanunda öngörülen sayıda ve sürede ödenmemesi hâlinde yapılandırma bozulur ve borç, önceki hâline dönerek gecikme zammıyla birlikte istenir. Bozulmuş bir yapılandırmanın ardından tecil talebinde bulunmak mümkündür; bu, borçlu için ikinci bir şans oluşturur. Yapılandırma kapsamı, taksit sistemi ve bozulma sonuçlarını vergi borcu yapılandırması yazımızda ayrıntılı ele aldık.

Ödeme emri ve dava yolu (m.58)

Kanun’un 58. maddesi, kendisine ödeme emri tebliğ olunan şahsın, böyle bir borcu olmadığı veya kısmen ödediği ya da zamanaşımına uğradığı iddiasıyla tebliğ tarihinden itibaren on beş gün içinde dava açabileceğini düzenler. Bu üç sebep sınırlıdır: verginin tarhının hatalı olduğu, matrahın yanlış hesaplandığı gibi esasa ilişkin iddialar bu aşamada dinlenmez. Esasa ilişkin itirazın yeri, ihbarnamenin tebliğinden itibaren otuz gün içinde açılacak vergi davasıdır.

Bu ayrım, uygulamada en çok hak kaybına yol açan noktadır: ihbarnameye dava açmayan mükellef, ödeme emri aşamasında artık verginin esasını tartışamaz. Vergi mahkemesinde dava açma süresini ve usulünü vergi mahkemesinde dava açma süresi yazımızda, dilekçe düzenini ise vergi mahkemesi dava dilekçesi örneği rehberimizde ele aldık. Ödeme emrine itirazın dilekçe örneğini ise ödeme emrine itiraz dava dilekçesi örneği yazımızda verdik.

Haciz aşaması ve haczedilemeyen mallar (m.70)

Ödeme emrine rağmen borç ödenmezse haciz uygulanır. Uygulamada ilk adım banka hesaplarına konulan elektronik hacizdir; ardından araç ve taşınmaz kayıtlarına haciz şerhi işlenir, gerekirse menkul mallar haczedilir. Maaş üzerindeki haczde kanuni sınırlar geçerlidir.

Kanun’un 70. maddesi haczedilemeyecek malları sayar. Borçlunun ve ailesinin geçimi için zorunlu eşyaları, mesleği için gerekli alet ve edevatı, çiftçinin geçimi için zorunlu araç ve hayvanları ile kanunda sayılan diğer değerler bu kapsamdadır. Haczedilmezlik iddiası, haczin öğrenilmesinden itibaren ileri sürülmelidir; sonradan yapılan itirazlar hak düşürücü sürelere takılabilir. Çiftçinin mallarına ilişkin haciz sınırlarını çiftçinin malları haczedilebilir mi yazımızda ele aldık.

Haciz sırasında borçlunun hakları

Haciz uygulaması, borçluyu tamamen savunmasız bırakmaz. Kanun, haczin yapılış biçimine ve kapsamına ilişkin sınırlar koyar ve bu sınırların aşılması hâlinde borçluya itiraz imkânı tanır. İlk sınır orantılılıktır: haciz, borcu karşılayacak ölçüde yapılır; borç tutarını aşan kapsamda haciz uygulanması hâlinde fazlaya ilişkin kısmın kaldırılması istenebilir. İkinci sınır, haczedilemeyen mallara ilişkindir; bu iddia, haczin öğrenilmesinden itibaren gecikmeksizin ileri sürülmelidir.

Üçüncü nokta, üçüncü kişilere ait mallardır. Borçlunun elinde bulunan ancak başkasına ait malların haczedilmesi hâlinde, malın gerçek sahibi istihkak iddiasında bulunur; iddianın belgeyle desteklenmesi gerekir. Dördüncü nokta, banka hesaplarındaki elektronik hacizdir: hesaba yatan tutarın niteliği önemlidir, maaş ve nafaka gibi bazı ödemeler bakımından kanuni sınırlar uygulanır ve tamamına haciz konulamaz. Bu durumda bankaya ve alacaklı idareye başvurularak haczin kanuni sınıra çekilmesi istenir. Beşinci nokta, haczedilen malların satışıdır: satış işlemlerinin usulüne aykırı yapılması hâlinde satışın iptali gündeme gelir. Bütün bu itirazlarda ortak özellik, sürelerin kısa olmasıdır; haciz tebliğ edildiğinde hemen hareket edilmesi gerekir. Araç üzerindeki haciz ve yakalama şerhinin kaldırılması sürecini araç haczinin ve yakalama şerhinin kaldırılması yazımızda ele aldık.

Kanuni temsilci ve mirasçı sorumluluğu

Amme borcu her zaman yalnızca asıl borçludan istenmez. Vergi Usul Kanunu’nun 10. maddesi ile 6183 sayılı Kanun’un mükerrer 35. maddesi, tüzel kişilerin borçlarından kanuni temsilcilerin sorumluluğunu düzenler: şirketin varlığından tahsil edilemeyen alacaklar, kanuni temsilcinin malvarlığından aranabilir. Bu sorumluluk, temsilcinin görevde bulunduğu döneme ilişkin borçlarla sınırlıdır ve görevden ayrılış tarihinin ticaret sicilinde tescili bu savunmanın temel belgesidir.

Ölüm hâlinde ise borç mirasçılara geçer; mirasçılar, miras hisseleri oranında sorumlu olur. Mirasın reddi hâlinde bu sorumluluk doğmaz. Ölen kişinin borcu için mirasçıya ödeme emri gelmesi hâlinde izlenecek yolu babamın vergi borcu için bana ödeme emri geldi yazımızda ayrıntılı anlattık. Sorumluluğun kapsamı ve mirasçının seçenekleri, terekenin durumuna göre değerlendirilmelidir.

Teminatın çözülmesi ve fazla ödemenin iadesi

Tecil süreci sona erdiğinde iki işlem gündeme gelir. Birincisi teminatın çözülmesidir: borcun tamamen ödenmesi hâlinde gösterilen teminat iade edilir, taşınmaz üzerindeki haciz şerhi kaldırılır ve banka teminat mektubu bankaya geri verilir. Bu işlemler kendiliğinden yapılmaz; borçlunun yazılı talebi gerekir. Talep edilmediğinde şerh kayıtta kalmaya devam eder ve taşınmazın satışı ile kredi işlemlerinde sorun çıkarır. Bu nedenle son taksitin ödenmesinin hemen ardından teminatın çözülmesi için başvuru yapılmalıdır.

İkincisi, fazla veya yersiz tahsil edilen tutarların iadesidir. Tecil bozulup gecikme zammı hesaplandıktan sonra dava sonucunda borcun kaldırılması ya da azaltılması hâlinde, tahsil edilen tutarların iadesi gerekir. İade taleplerinde faiz uygulaması ayrıca tartışılır; haksız tahsil edilen kamu alacaklarının iadesinde faiz işletilmesi, yargı kararlarıyla şekillenen bir alandır ve talebin dilekçede açıkça ileri sürülmesi gerekir. İade talebinin reddi ya da cevapsız bırakılması hâlinde vergi mahkemesinde dava açılır. Bu aşamada dikkat edilmesi gereken nokta, iade talebinin dava süresinden bağımsız olarak zamanaşımına tabi olmasıdır; borcun kaldırılmasına ilişkin karar kesinleştikten sonra iade başvurusunun geciktirilmemesi gerekir.

Tecil talep dilekçesi örneği

…………… VERGİ DAİRESİ MÜDÜRLÜĞÜNE

TALEP EDEN: Ad Soyad / …… Ltd. Şti., T.C. Kimlik / Vergi No, Adres

KONU: 6183 sayılı Kanun’un 48. maddesi uyarınca borcumun tecil ve taksitlendirilmesi talebidir.

AÇIKLAMALAR

1. Dairenizde …… vergi kimlik numarasıyla kayıtlıyım. Hâlihazırda …… dönemine ait toplam …… TL tutarında borcum bulunmaktadır.

2. İşletmemin içinde bulunduğu mali durum nedeniyle söz konusu borcun vadesinde defaten ödenmesi mümkün değildir. Ekli bilanço, gelir tablosu ve banka hesap özetleri, borcun vadesinde ödenmesi hâlinde faaliyetin sürdürülemeyeceğini göstermektedir.

3. 6183 sayılı Kanun’un 48. maddesi, borcun vadesinde ödenmesinin borçluyu çok zor duruma düşüreceği hâllerde tecil ve taksitlendirme imkânı öngörmektedir. Somut olayda bu şart gerçekleşmiştir.

4. Teminat olarak …… (banka teminat mektubu / …… ada …… parsel sayılı taşınmaz) gösterilmektedir. Teminata ilişkin belgeler ektedir.

5. Borcun …… ay süreyle ve …… eşit taksitte ödenmesini talep ediyorum. Tecil süresince doğacak cari dönem borçlarımı vadesinde ödeyeceğimi beyan ederim.

HUKUKİ SEBEPLER: 6183 sayılı Kanun m.10, 48 ve ilgili mevzuat.

EKLER: Bilanço ve gelir tablosu, banka hesap özetleri, teminat belgeleri, borç döküm listesi.

SONUÇ VE İSTEM: Açıklanan nedenlerle borcumun 6183 sayılı Kanun’un 48. maddesi uyarınca tecil ve taksitlendirilmesini saygıyla arz ve talep ederim. ……/……/2026

Talep Eden
Ad Soyad – İmza – Kaşe

Kontrol listesi

  1. Borcun ödenemeyeceği anlaşıldığında beklemeyin; erken tecil başvurusu gecikme zammını durdurur.
  2. Çok zor durumu belgeleyin; soyut beyan yeterli değildir.
  3. Teminat gösterilecek taşınmazda önceki ipotek ve hacizleri kontrol edin.
  4. Taksit tutarını cari dönem borçlarınızı da karşılayacak düzeyde belirleyin.
  5. Tecil süresinde doğan yeni borçları vadesinde ödeyin; aksi hâlde tecil bozulur.
  6. Ödeme emri geldiyse on beş günlük dava süresini kaçırmayın.
  7. Esasa ilişkin itirazın yeri ihbarname aşamasıdır; ödeme emrinde tartışılamaz.
  8. Haciz uygulanmışsa haczedilemeyen mallar bakımından derhâl itiraz edin.

Sık sorulan sorular

Vergi borcu taksitlendirilebilir mi?

Evet. 6183 m.48 uyarınca borcun vadesinde ödenmesi borçluyu çok zor duruma düşürecekse, teminat karşılığında tecil ve taksitlendirme yapılabilir.

Tecil için hangi belgeler gerekir?

Çok zor durumu gösteren mali belgeler (bilanço, gelir tablosu, banka hesap özetleri), teminat belgeleri ve yazılı talep dilekçesi.

Tecil faizi ile gecikme zammı arasındaki fark nedir?

Tecil edilen borca gecikme zammı yerine tecil faizi uygulanır; tecil faizi genellikle belirgin biçimde daha düşüktür.

Her tecilde teminat gerekir mi?

Hayır. İdarece belirlenen tutarın altındaki borçlarda teminat aranmaksızın tecil yapılabilir.

Hangi değerler teminat sayılır?

6183 m.10’da sayılanlar: para, süresiz banka teminat mektubu, Hazine menkul kıymetleri, haczedilen menkul ve gayrimenkuller ve kefil.

Taksiti ödemezsem ne olur?

Tecil bozulur; borç muaccel hâle gelir ve gecikme zammı baştan itibaren hesaplanır, takip işlemleri yeniden başlar.

Tecil sırasında yeni borç doğarsa ne olur?

Cari dönem borçlarının vadesinde ödenmesi tecilin şartıdır; ödenmemesi tecili sona erdirir.

Tecil talebim reddedilirse ne yapabilirim?

İdari yargıda dava açılabilir; tahsil işlemleri kendiliğinden durmadığından yürütmenin durdurulması talep edilmelidir.

Ödeme emrine hangi sebeplerle dava açılır?

6183 m.58 uyarınca yalnızca böyle bir borcun bulunmadığı, kısmen veya tamamen ödendiği ya da zamanaşımına uğradığı iddiasıyla.

Ödeme emrine dava süresi ne kadar?

Tebliğ tarihinden itibaren on beş gün. Esasa ilişkin itiraz için ise ihbarnameden itibaren otuz gün içinde vergi davası açılmalıdır.

Hangi mallar haczedilemez?

6183 m.70’te sayılanlar: geçim için zorunlu eşyalar, meslek alet ve edevatı, çiftçinin geçimi için zorunlu araç ve hayvanlar ve kanunda sayılan diğer değerler.

Borcu bitirdim, teminatım kendiliğinden çözülür mü?

Hayır. Teminatın iadesi ve haciz şerhinin kaldırılması için yazılı talep gerekir; talep edilmezse şerh kayıtta kalmaya devam eder.

Maaş hesabıma e-haciz konuldu, tamamı bloke olur mu?

Maaş ve benzeri ödemelerde kanuni sınırlar uygulanır; tamamına haciz konulamaz, bankaya ve idareye başvurularak haczin sınıra çekilmesi istenir.

Vergi borcu kaç yılda zamanaşımına uğrar?

6183 m.102 uyarınca vadenin rastladığı yılı takip eden yıl başından itibaren beş yıl; ancak ödeme, haciz, ödeme emri ve tecil gibi işlemler süreyi keser.

Yapılandırma mı tecil mi avantajlı?

Yapılandırma kanunu yürürlükteyse genellikle yapılandırma; çünkü gecikme zammı silinip daha düşük güncelleme oranı uygulanır.

Şirket borcundan yönetici sorumlu olur mu?

VUK m.10 ve 6183 mükerrer m.35 uyarınca şirketten tahsil edilemeyen alacaklar kanuni temsilciden aranabilir; sorumluluk görev dönemiyle sınırlıdır.

Vefat eden kişinin vergi borcu mirasçıya geçer mi?

Evet, miras hisseleri oranında. Mirasın reddi hâlinde bu sorumluluk doğmaz.

Bu yazı genel bilgilendirme amaçlıdır; 6183 sayılı Amme Alacaklarının Tahsil Usulü Hakkında Kanun m.10, 48, 58, 70 ve mükerrer 35 ile 213 sayılı Vergi Usul Kanunu hükümlerine dayanır. Oran ve eşikler değişebilir; somut dosyanız için Hukukçular Evi Ankara ile 0554 648 37 15 numaralı telefondan iletişime geçin.


Post by Av. Fatma Öztürk