Mevduat faizi, temettü, tahvil geliri, borsa kazancı ve fon getirisi: bunların hepsi Gelir Vergisi Kanunu’nda menkul sermaye iradı ya da değer artışı kazancı olarak düzenlenmiştir; ancak vergilendirme biçimleri birbirinden tamamen farklıdır. Bazısında stopaj nihai vergidir ve beyan gerekmez, bazısında beyanname zorunludur. Bu rehber, ayrımı mevzuat maddeleriyle anlatır. Ankara’daki dosyanız için bize 0554 648 37 15 numarasından ulaşabilirsiniz.
Beş cümlede özet
- Sahibinin ticari, zirai veya mesleki faaliyeti dışında nakdî sermaye veya para ile temsil edilen değerlerden oluşan sermaye dolayısıyla elde edilen kâr payı, faiz, kira ve benzeri iratlar menkul sermaye iradıdır (GVK m.75).
- Gelir Vergisi Kanunu’nun geçici 67. maddesi, banka ve aracı kurumlar aracılığıyla elde edilen belirli menkul kıymet gelirlerinde tevkifat yoluyla vergilendirme öngörür.
- Geçici 67. madde kapsamında tevkifata tabi tutulan bu gelirler için kural olarak yıllık beyanname verilmez; tevkifat nihai vergi niteliğindedir.
- Tam mükellef kurumlardan elde edilen kâr paylarının yarısı gelir vergisinden istisnadır; kalan kısım beyan sınırının aşılması hâlinde beyan edilir (GVK m.22).
- Tevkifata ve istisnaya konu olmayan menkul sermaye iratları, kanunda öngörülen tutarı aşarsa yıllık beyanname ile bildirilir (m.86).
Menkul sermaye iradı nedir? (GVK m.75)
Gelir Vergisi Kanunu’nun 75. maddesi menkul sermaye iradını, sahibinin ticari, zirai veya mesleki faaliyeti dışında nakdî sermaye veya para ile temsil edilen değerlerden oluşan sermaye dolayısıyla elde ettiği kâr payı, faiz, kira ve benzeri iratlar olarak tanımlar. Madde ayrıca, kaynağı ne olursa olsun sayılan gelirlerin menkul sermaye iradı sayılacağını belirterek bir liste verir.
Bu listede yer alan başlıca gelirler şunlardır: her nevi hisse senetlerinin kâr payları, iştirak hisselerinden doğan kazançlar, kurumların idare meclisi başkan ve üyelerine verilen kâr payları, her nevi tahvil ve hazine bonosu faizleri, her nevi alacak faizleri, mevduat faizleri, katılım bankalarınca ödenen kâr payları ve repo gelirleri. Tanımın en kritik unsuru, gelirin ticari faaliyet dışında elde edilmiş olmasıdır: aynı gelir bir işletmenin aktifine kayıtlı değerlerden doğuyorsa menkul sermaye iradı değil, ticari kazançtır ve o rejime tabi olur.
Tevkifat rejimi: geçici 67. madde
Gelir Vergisi Kanunu’nun geçici 67. maddesi, menkul kıymet ve diğer sermaye piyasası araçlarından elde edilen gelirlerde özel bir vergilendirme rejimi kurar. Banka ve aracı kurumlar, kapsamdaki işlemlerden elde edilen kazançlar üzerinden tevkifat yapmakla yükümlüdür. Bu tevkifat, gelirin türüne ve araca göre farklı oranlarda uygulanır ve oranlar Cumhurbaşkanı kararlarıyla belirlenir.
| Gelir türü | Vergilendirme | Beyan |
|---|---|---|
| Mevduat faizi ve katılım kâr payı | Banka tarafından tevkifat | Kural olarak beyan edilmez |
| Repo geliri | Tevkifat | Beyan edilmez |
| Hisse senedi alım-satım kazancı | Aracı kurumca tevkifat; kanunda öngörülen istisnalar | Kapsamda ise beyan edilmez |
| Yatırım fonu katılma payı kazancı | Tevkifat | Beyan edilmez |
| Tam mükellef kurumdan kâr payı | Dağıtımda stopaj; yarısı istisna | Sınır aşılırsa beyan |
| Kişiden alacak faizi | Tevkifat yok | Tutarı aşarsa beyan |
| Yurt dışından elde edilen gelirler | Tevkifat yok | Kanuni sınırı aşarsa beyan |
Tabloyu yana kaydırarak tüm sütunları görebilirsiniz.
Tablodaki en kritik satırlar son ikisidir. Banka ve aracı kurum aracılığıyla elde edilmeyen gelirlerde tevkifat yapılmaz; bu durumda vergilendirmenin tek yolu beyandır. Özellikle kişiden kişiye verilen borç para karşılığı alınan faizler ile yurt dışı hesaplardan elde edilen faiz ve temettüler bu kapsamdadır ve uygulamada en sık atlanan kalemlerdir.
Kâr payı (temettü) vergilendirmesi
Tam mükellef kurumlardan elde edilen kâr payları iki aşamada vergilendirilir. Birinci aşamada kurum, kazancı üzerinden kurumlar vergisi öder. İkinci aşamada kâr dağıtımı yapıldığında, ortaklara ödenen tutar üzerinden gelir vergisi stopajı yapılır. Bu çifte yükü hafifletmek için Gelir Vergisi Kanunu’nun 22. maddesi, tam mükellef kurumlardan elde edilen kâr paylarının yarısını gelir vergisinden istisna tutar.
Beyan yükümlülüğü şöyle işler: kâr payının yarısı istisna olarak düşülür, kalan yarı beyan sınırının aşılıp aşılmadığının tespitinde dikkate alınır. Bu tutar, kanunda belirlenen beyan sınırını aşıyorsa yıllık beyanname verilir ve dağıtım sırasında kesilen stopajın tamamı hesaplanan vergiden mahsup edilir. Mahsup, yalnızca istisnaya isabet eden kısımla sınırlı değildir; kesintinin tamamı mahsup edilir ve çoğu dosyada iade doğar. Bu nedenle kâr payı elde eden ortakların, beyan sınırını aşmasalar dahi hesaplama yapmaları yerinde olur.
Beyan sınırı ve toplama kuralı (m.86)
Gelir Vergisi Kanunu’nun 86. maddesi, hangi gelirlerin yıllık beyannameye dâhil edilmeyeceğini düzenler. Tam mükellefler bakımından, Türkiye’de tevkifata tabi tutulmuş olan ve kanunda belirlenen tutarı aşmayan menkul sermaye iratları beyan edilmez. Tevkifata ve istisnaya konu olmayan menkul sermaye iratları ise, kanunda öngörülen daha düşük bir tutarı aşması hâlinde beyan edilir.
Uygulamada iki sınır karıştırılır. Birincisi, tevkifata tabi gelirler için geçerli olan ve her yıl güncellenen beyan sınırıdır; bu sınırın aşılıp aşılmadığı değerlendirilirken aynı türden gelirlerin toplamı esas alınır. İkincisi, hiç tevkifata tabi tutulmamış gelirler için geçerli olan ve belirgin biçimde daha düşük olan tutardır. Yurt dışından elde edilen temettü ve faizler ile kişilerden alınan alacak faizleri bu ikinci gruba girer; küçük görünen tutarlar dahi beyan yükümlülüğü doğurabilir. Beyanname verilmemesi hâlinde vergi ziyaı cezası ve gecikme faizi uygulanır. Beyannamenin kimler tarafından, ne zaman verileceğini gelir vergisi beyannamesi yazımızda ele aldık.
Değer artışı kazancı ile ayrım
Menkul kıymetlerden elde edilen gelir iki farklı kategoriye girebilir: elde tutma süresince doğan getiri menkul sermaye iradı, elden çıkarma sırasında doğan kazanç ise değer artışı kazancıdır. Hisse senedinden alınan temettü menkul sermaye iradı iken, hisse senedinin satışından doğan kâr değer artışı kazancıdır. Tahvilin faizi irat, satış kârı ise değer artışı kazancıdır.
Ayrımın önemi, uygulanacak istisna ve hesaplama kurallarının farklı olmasından gelir. Değer artışı kazancında maliyet bedeli, elden çıkarma tarihine kadar geçen süre için kanunda öngörülen esaslara göre artırılabilir; bu, enflasyonun kazanç üzerindeki etkisini gidermeye yönelik bir düzenlemedir. Ayrıca belirli menkul kıymetler ve elde tutma süreleri bakımından istisnalar öngörülmüştür. Geçici 67. madde kapsamındaki işlemlerde ise bu hesaplamalar banka ve aracı kurum tarafından yapılır ve tevkifat üzerinden sonuçlandırılır; mükellefin ayrıca hesaplama yapmasına gerek kalmaz.
Gayrimenkul satışında değer artışı kazancı
Menkul kıymetlerin yanında taşınmazların elden çıkarılması da değer artışı kazancı doğurabilir. Kural şudur: ivazsız olarak edinilen taşınmazların satışından doğan kazanç vergiye tabi değildir; bedel karşılığı edinilen taşınmazlar ise iktisap tarihinden itibaren kanunda öngörülen süre içinde satılırsa kazanç vergilendirilir. Sürenin dolmasından sonra yapılan satışlarda değer artışı kazancı doğmaz. Miras ya da bağış yoluyla edinilen taşınmazlarda ise ivazsız iktisap söz konusu olduğundan, satış tarihi ne olursa olsun bu kapsamda vergi doğmaz.
Kazancın hesabında satış bedelinden, iktisap bedeli ve satışa ilişkin giderler düşülür. İktisap bedeli, elden çıkarıldığı ay hariç olmak üzere kanunda öngörülen endeksleme oranıyla artırılabilir; bu, enflasyondan kaynaklanan nominal artışın vergilendirilmesini önlemeye yöneliktir. Endekslemenin yapılabilmesi için kanunda öngörülen artış oranı şartının sağlanması gerekir. Hesaplanan kazançtan ayrıca yıllık istisna tutarı düşülür ve kalan tutar beyan edilir. Uygulamada en sık yapılan hata, tapuda gösterilen düşük bedelin iktisap bedeli olarak kabul edilmesi ve satışta gerçek bedelin beyan edilmesiyle yüksek bir kazanç ortaya çıkmasıdır. Tapu harcında eksik beyanın sonuçlarını tapu harcında eksik beyan yazımızda ele aldık.
Kira geliri ile menkul sermaye iradı ayrımı
Sermayenin kiraya verilmesinden doğan gelirler her zaman aynı kategoriye girmez. Taşınmazların ve kanunda sayılan hakların kiralanmasından elde edilen gelir gayrimenkul sermaye iradıdır; nakdî sermayenin ödünç verilmesinden ya da menkul kıymetlerden doğan gelir ise menkul sermaye iradıdır. Ayrım, uygulanacak istisna ve gider indirimi kurallarını değiştirir: konut kira gelirlerinde yıllık istisna uygulanırken menkul sermaye iratlarında böyle bir istisna yoktur; gayrimenkul sermaye iradında götürü veya gerçek gider yöntemi seçilebilirken menkul sermaye iradında gider indirimi sınırlıdır.
Karışıklık özellikle karma nitelikli sözleşmelerde ortaya çıkar. Bir işletmenin makine ve teçhizatıyla birlikte kiraya verilmesi, marka ve lisans kullandırımı karşılığı alınan bedeller ya da ortaklık payının kullanım hakkının devri gibi hâllerde gelirin türü, sözleşmenin konusuna ve fiilî işleyişe göre belirlenir. Belirleme yanlış yapıldığında hem istisna hem gider indirimi hatalı uygulanır ve matrah farkı doğar. Bu nedenle sözleşmede kiralanan unsurların ayrı ayrı gösterilmesi ve bedelin bunlara dağıtılması, hem vergisel hem hukuki belirlilik sağlar. Kira gelirinin beyanı ve istisna uygulamasını kira gelirini nasıl vergilendiririm yazımızda ele aldık.
Yurt dışı gelirler ve çifte vergilendirme
Tam mükellefler, Türkiye içinde ve dışında elde ettikleri kazanç ve iratların tamamı üzerinden vergilendirilir. Bu, yurt dışı bankalardan alınan faizler, yabancı şirketlerden elde edilen temettüler ve yurt dışı aracı kurumlar üzerinden yapılan işlemlerden doğan gelirlerin de Türkiye’de beyan edilmesi gerektiği anlamına gelir. Bu gelirlerde Türkiye’de tevkifat yapılmadığından beyan tek vergilendirme yoludur.
Aynı gelirin iki ülkede vergilendirilmesini önlemek için çifte vergilendirmeyi önleme anlaşmaları devreye girer. Anlaşma bulunan ülkelerde elde edilen gelirlerde, kaynak ülkede ödenen verginin Türkiye’de hesaplanan vergiden mahsubu mümkündür; mahsup, Türkiye’de o gelire isabet eden vergi tutarıyla sınırlıdır. Mahsup için yabancı ülkede ödenen verginin, o ülkenin yetkili makamlarınca onaylanmış belgelerle ispatlanması gerekir. Mukimlik belgesi ve anlaşma hükümlerinin uygulanmasını yurt dışı kazançlar ve çifte vergilendirmeyi önleme yazımızda ele aldık.
Bireysel emeklilik, sigorta ve diğer birikim ürünleri
Birikim amaçlı sigorta ve emeklilik ürünlerinden yapılan ödemeler de vergilendirme bakımından kendi rejimine tabidir. Bireysel emeklilik sisteminden ayrılma hâlinde yapılan ödemeler, sistemde kalınan süreye ve ayrılma sebebine göre farklı oranlarda stopaja tabi tutulur; emeklilik hakkı kazanılarak yapılan ayrılışlarda uygulanan oran, erken ayrılışa göre belirgin biçimde düşüktür. Stopaj, ödenen katkı paylarının tamamı üzerinden değil, birikimin getiri kısmı üzerinden hesaplanır. Bu ayrım, ayrılma kararının maliyetini doğrudan etkilediği için sistemden çıkmadan önce hesaplanmalıdır.
Katılımcı açısından ikinci konu, katkı payı ödemelerine tanınan devlet katkısı ve vergi avantajlarıdır: bunlar bir gelir unsuru değil, sisteme yapılan destektir ve hak edilme koşulları sistemde kalma süresine bağlıdır. Üçüncü konu, ölüm ve maluliyet gibi hâllerde yapılan ödemelerdir; bu ödemeler bakımından kanunda ayrık düzenlemeler bulunur ve stopaj oranı farklılaşır. Hayat sigortalarından yapılan ödemelerde ise poliçenin süresine ve ödemenin niteliğine göre değerlendirme yapılır; birikimli poliçelerden yapılan geri ödemeler ile risk teminatına dayalı tazminat ödemeleri aynı kategoride değildir. Bu ürünlerden ödeme alan kişilerin, kesinti belgelerini saklaması ve gerekiyorsa mahsup ve iade taleplerini değerlendirmesi gerekir.
Sık yapılan hatalar
- Tevkifatlı gelirin beyan edilmesi: Geçici 67 kapsamındaki mevduat ve fon gelirlerinin gereksiz yere beyannameye dâhil edilmesi.
- Tevkifatsız gelirin atlanması: Kişiden alınan faiz ve yurt dışı gelirlerin beyan edilmemesi.
- İki beyan sınırının karıştırılması: Tevkifatlı ve tevkifatsız gelirler için farklı tutarların geçerli olduğunun gözden kaçması.
- Kâr payında mahsubun atlanması: Dağıtımda kesilen stopajın tamamının mahsup edilmemesi ve iade hakkının kullanılmaması.
- Ticari kazanç ayrımının yapılmaması: İşletme aktifindeki değerlerden doğan gelirin menkul sermaye iradı sayılması.
- Yabancı verginin belgelenmemesi: Mahsup için gereken onaylı belgelerin temin edilmemesi.
Bu hataların ortak sonucu, ya gereksiz vergi ödenmesi ya da sonradan cezalı tarhiyatla karşılaşılmasıdır. Özellikle yurt dışı hesap ve yatırım bilgilerinin uluslararası bilgi değişimi kapsamında paylaşılması nedeniyle, beyan edilmeyen gelirlerin tespiti önceki yıllara göre çok daha kolaydır. Kendiliğinden beyan yollarının işletilmesi, sonradan yapılacak tarhiyata göre belirgin biçimde daha az maliyetlidir.
Eleştiri hâlinde izlenecek yollar
Beyan edilmediği tespit edilen gelirler bakımından önce izaha davet müessesesi işletilebilir; süresinde açıklama yapılması ve verginin ödenmesi hâlinde indirimli ceza uygulanır. İnceleme raporu düzenlenmişse tarhiyat öncesi ya da sonrası uzlaşma talep edilebilir. Uzlaşma sağlanmazsa ihbarnamenin tebliğinden itibaren otuz gün içinde vergi mahkemesinde iptal davası açılır.
Savunmada kullanılabilecek eksenler şunlardır: gelirin geçici 67 kapsamında tevkifata tabi tutulduğu ve beyan gerektirmediği; beyan sınırının aşılmadığı; gelirin ticari kazanç niteliğinde olduğu ve farklı rejime tabi bulunduğu; yurt dışında ödenen verginin mahsup edilmesi gerektiği. Her savunma belgeye dayanmalıdır: banka ve aracı kurum ekstreleri, tevkifat belgeleri, kâr dağıtım kararları ve yabancı vergi makamı onaylı belgeler dosyaya sunulmalıdır. Vergi ziyaı cezasında indirim ve uzlaşma seçeneklerini vergi ziyaı cezasında uzlaşma ve indirim yazımızda anlattık.
Beyanname verirken dikkat edilecek teknik noktalar
Menkul sermaye iradı beyan edilecekse, beyannamenin hazırlanmasında birkaç teknik nokta sonucu doğrudan etkiler. Birincisi, indirilebilecek giderlerdir: menkul sermaye iradının elde edilmesi için yapılan depo etme ve sigorta ücretleri ile kanunda sayılan bazı giderler, iradın safi tutarının hesabında düşülebilir. İkincisi, zarar mahsubudur: değer artışı kazancı bakımından aynı türden işlemlerden doğan zararlar, kanunda öngörülen esaslara göre kazançtan indirilebilir; ancak farklı gelir unsurları arasında serbest bir mahsup imkânı bulunmaz.
Üçüncüsü, beyannameye dâhil edilecek indirimlerdir: eğitim ve sağlık harcamaları, bağış ve yardımlar ile şahıs sigorta primleri, kanunda öngörülen sınırlar içinde beyan edilen gelirden indirilebilir. Bu indirimlerin gözden kaçırılması, ödenecek verginin gereksiz yere yüksek çıkmasına yol açar. Dördüncüsü, ödeme takvimidir: yıllık beyanname üzerinden hesaplanan gelir vergisi kanunda öngörülen taksitlerde ödenir; taksitlerin kaçırılması gecikme zammı doğurur. Beşincisi, düzeltmedir: beyannamede sonradan fark edilen hata veya eksiklikler için düzeltme beyannamesi verilebilir; verginin eksik beyan edildiği hâllerde ise kendiliğinden bildirim yollarının işletilmesi, sonradan yapılacak tarhiyata göre çok daha az maliyetlidir. Beyan sonrası ortaya çıkan uyuşmazlıklarda ise ihbarnamenin tebliğinden itibaren otuz günlük dava süresi işler.
Vergi mahkemesi dava dilekçesi örneği
…………… VERGİ MAHKEMESİ BAŞKANLIĞINA
DAVACI: Ad Soyad, T.C. Kimlik No, Adres
DAVALI: …… Vergi Dairesi Müdürlüğü
DAVA KONUSU: ……/……/2026 tarih ve …… sayılı ihbarname ile tarh edilen gelir vergisi ile kesilen vergi ziyaı cezasının iptali istemidir.
TEBLİĞ TARİHİ: ……/……/2026
AÇIKLAMALAR
1. Davalı idarece, …… yılında elde ettiğim menkul sermaye iratlarının beyan edilmediği gerekçesiyle tarhiyat yapılmıştır.
2. Tarhiyata konu gelirlerin bir kısmı, banka ve aracı kurumlar aracılığıyla elde edilmiş olup Gelir Vergisi Kanunu’nun geçici 67. maddesi kapsamında tevkifata tabi tutulmuştur. Bu gelirler için yıllık beyanname verilmesi gerekmez; tevkifat nihai vergi niteliğindedir. Banka ekstreleri ve tevkifat belgeleri ektedir.
3. Tarhiyata konu kâr payı geliri bakımından ise, Gelir Vergisi Kanunu’nun 22. maddesi uyarınca tutarın yarısı gelir vergisinden istisnadır. Kalan kısım, ilgili yıl için geçerli beyan sınırının altındadır. Kâr dağıtım kararı ve ödeme belgeleri ektedir.
4. Kabul anlamına gelmemek kaydıyla belirtmek gerekir ki, dağıtım sırasında kesilen gelir vergisi stopajının hesaplanan vergiden mahsubu gerekirken bu husus dikkate alınmamıştır.
5. İnceleme dosyasının ve ilgili banka kayıtlarının celbini talep ederim.
HUKUKİ SEBEPLER: 193 sayılı Gelir Vergisi Kanunu m.22, 75, 86, 94 ve geçici m.67; 213 sayılı Vergi Usul Kanunu; 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu.
DELİLLER: İhbarname, inceleme raporu, banka ve aracı kurum ekstreleri, tevkifat belgeleri, kâr dağıtım kararı, ödeme belgeleri, bilirkişi incelemesi.
SONUÇ VE İSTEM: Açıklanan nedenlerle dava konusu tarhiyatın ve kesilen cezanın iptaline, yargılama giderleri ve vekâlet ücretinin davalı idareye yükletilmesine karar verilmesini saygıyla arz ve talep ederim. ……/……/2026
Davacı
Ad Soyad – İmza
Yatırımcı kontrol listesi
- Gelirinizin tevkifata tabi olup olmadığını belirleyin; banka ve aracı kurum ekstrelerini saklayın.
- Tevkifatlı gelirleri gereksiz yere beyannameye eklemeyin.
- Kişiden alınan faiz ve yurt dışı gelirleri mutlaka değerlendirin; bunlarda tevkifat yoktur.
- İki farklı beyan sınırının bulunduğunu unutmayın; güncel tutarları teyit edin.
- Kâr payında yarı istisnayı uygulayın ve kesilen stopajın tamamını mahsup edin.
- İşletme aktifindeki değerlerden doğan gelirleri ticari kazanç olarak değerlendirin.
- Yurt dışında ödenen vergi için onaylı belgeleri temin edin; mahsup buna bağlıdır.
- Beyan edilmemiş gelir varsa kendiliğinden beyan yollarını değerlendirin.
Sık sorulan sorular
Menkul sermaye iradı nedir?
Ticari, zirai veya mesleki faaliyet dışında, nakdî sermaye veya para ile temsil edilen değerlerden elde edilen kâr payı, faiz ve benzeri iratlardır (GVK m.75).
Mevduat faizimi beyan etmeli miyim?
Banka aracılığıyla elde edilen ve geçici 67. madde kapsamında tevkifata tabi tutulan gelirler için kural olarak beyanname verilmez.
Tevkifat nihai vergi midir?
Geçici 67 kapsamındaki gelirlerde evet; bu gelirler yıllık beyannameye dâhil edilmez.
Kâr payının yarısı neden istisna?
Kurum kazancının önce kurumlar vergisine tabi tutulması nedeniyle oluşan çifte yükü hafifletmek için (GVK m.22).
Kâr payında stopajı mahsup edebilir miyim?
Beyanname verilmesi hâlinde dağıtımda kesilen stopajın tamamı hesaplanan vergiden mahsup edilir; artan tutar iade istenir.
Arkadaşıma borç verdim, faiz aldım; beyan gerekir mi?
Bu gelirde tevkifat yoktur; kanunda öngörülen daha düşük tutarın aşılması hâlinde beyan edilmesi gerekir.
Yurt dışı bankadan faiz aldım; ne yapmalıyım?
Tam mükellefler yurt dışı gelirlerini de beyan eder; Türkiye’de tevkifat bulunmadığından beyan tek yoldur.
Yurt dışında ödediğim vergiyi düşebilir miyim?
Çifte vergilendirmeyi önleme anlaşmaları çerçevesinde mahsup mümkündür; mahsup, o gelire isabet eden Türk vergisiyle sınırlıdır ve onaylı belge gerekir.
Hisse satış kârı menkul sermaye iradı mı?
Hayır. Elden çıkarmadan doğan kazanç değer artışı kazancıdır; temettü ise menkul sermaye iradıdır.
İki farklı beyan sınırı mı var?
Evet. Tevkifata tabi gelirler için ayrı, hiç tevkifata tabi tutulmamış gelirler için daha düşük bir tutar geçerlidir.
Şirketimin parasıyla yaptığım yatırımın geliri nasıl vergilenir?
İşletme aktifine kayıtlı değerlerden doğan gelirler ticari kazanç sayılır ve o rejime göre vergilendirilir.
Beyan etmezsem ne olur?
Vergi ziyaı cezası ve gecikme faizi uygulanır; uluslararası bilgi değişimi nedeniyle tespit ihtimali yüksektir.
Bireysel emeklilikten ayrılırsam ne kadar kesinti olur?
Kesinti, sistemde kalınan süreye ve ayrılma sebebine göre değişir ve birikimin getiri kısmı üzerinden hesaplanır; emeklilik hakkı kazanılarak ayrılışta oran daha düşüktür.
Mirastan kalan evi satarsam vergi öder miyim?
İvazsız edinilen taşınmazların satışında değer artışı kazancı doğmaz; bedel karşılığı edinilenlerde ise kanuni süre içinde satış vergilendirilir.
Kira geliri ile menkul sermaye iradı nasıl ayrılır?
Taşınmaz ve kanunda sayılan hakların kiralanması gayrimenkul sermaye iradı; nakdî sermaye ve menkul kıymetlerden doğan gelir menkul sermaye iradıdır. İstisna ve gider kuralları farklıdır.
Eleştiri hâlinde hangi yollar var?
İzaha davet, tarhiyat öncesi ve sonrası uzlaşma, ceza indirimi ya da ihbarnameden itibaren otuz gün içinde vergi mahkemesinde dava.
Yatırım fonları ve ortaklıklarında vergileme
Kolektif yatırım araçlarında vergileme, doğrudan menkul kıymet yatırımından farklı işler ve iki katman içerir. Birinci katman fon düzeyidir: Kurumlar Vergisi Kanunu, kanunda sayılan yatırım fon ve ortaklıklarının portföy işletmeciliğinden doğan kazançlarını istisna tutar; bu, fon içindeki alım satım kazançlarının fon düzeyinde vergilendirilmemesini sağlar.
İkinci katman yatırımcı düzeyidir: katılma paylarının fona iadesi ya da elden çıkarılmasından doğan kazançlar ile fon tarafından yapılan dağıtımlar bakımından, Gelir Vergisi Kanunu’nun geçici 67. maddesi kapsamında tevkifat uygulaması işler. Tevkifat oranları fon türüne ve elde tutma süresine göre farklılaşabilir; bu farklılık, yatırım tercihinde doğrudan etkilidir. Gerçek kişi yatırımcılar bakımından tevkifata tabi kazançlar için kural olarak beyanname verilmez; kurum yatırımcılarda ise kazanç kurum kazancına dâhil edilir ve kesilen vergi mahsup edilir. Ayrıca gayrimenkul yatırım ortaklıkları ve girişim sermayesi yatırım ortaklıkları bakımından kanunda öngörülen özel istisna ve stopaj düzenlemeleri bulunur. Bu nedenle yatırım aracı seçilirken, getiri kadar vergisel yükün de karşılaştırılması gerekir.
Kâr payı avansı ve dağıtım kararı
Menkul sermaye iradının en yaygın türü kâr payıdır ve dağıtım süreci hem ticaret hem vergi hukuku kurallarına tabidir. Türk Ticaret Kanunu, kâr payının yalnızca net dönem kârından ve serbest yedek akçelerden dağıtılabileceğini; kanuni yedek akçeler ayrılmadıkça kâr dağıtılamayacağını öngörür. Genel kurul kararı olmadan yapılan ödemeler ise kâr dağıtımı değil, ortağa borç verme niteliğinde değerlendirilir ve adat faizi tartışması doğurur.
Kâr payı avansı ise özel bir kurumdur: ilgili mevzuat, şartları sağlanmak kaydıyla ara dönem finansal tablolara dayanılarak kâr payı avansı dağıtılmasına imkân tanır. Vergisel açıdan kâr payı avansı, dağıtım sayılır ve ödendiği anda stopaj doğurur. Dönem sonunda oluşan kârın avansı karşılamaması hâlinde fazla ödenen tutarın ortaktan geri alınması gerekir; geri alınmayan tutar ortağa borç niteliğine döner ve faiz hesaplanması gündeme gelir. Ayrıca sermayeye eklenen kârlar bakımından, ekleme işleminin kâr dağıtımı sayılmadığı ve stopaj doğurmadığı; ancak sonradan sermaye azaltımı yoluyla geri çekilmesi hâlinde durumun yeniden değerlendirileceği gözetilmelidir. Bu nedenle dağıtım kararlarında kaynağın (dönem kârı, geçmiş yıl kârı, yedek, sermaye) açıkça gösterilmesi gerekir.
İlgili Rehberler
Bu yazı genel bilgilendirme amaçlıdır; 193 sayılı Gelir Vergisi Kanunu m.22, 75, 86, 94 ve geçici m.67 ile 213 sayılı Vergi Usul Kanunu hükümlerine dayanır. Oranlar ve beyan sınırları her yıl değişir; somut dosyanız için Hukukçular Evi Ankara ile 0554 648 37 15 numaralı telefondan iletişime geçin.


