Değerleme, Envanter ve Enflasyon Düzeltmesi 2026: Ölçüler, Reeskont, Kur Farkı ve Yeniden Değerleme (VUK m.258-298)
04 Eylül 2026

Değerleme, Envanter ve Enflasyon Düzeltmesi 2026: Ölçüler, Reeskont, Kur Farkı ve Yeniden Değerleme (VUK m.258-298)

Bilançodaki her kalemin hangi ölçüye göre değerleneceği kanunda tek tek belirlenmiştir: stok maliyet bedeliyle, alacak ve borçlar mukayyet değerle, dövizli kalemler borsa rayiciyle. Bu ölçülerin yanlış uygulanması, kâr ya da zararı doğrudan değiştirir ve incelemede matrah farkı doğurur. Bu rehber, değerleme rejimini Vergi Usul Kanunu’nun 258 ve devamı maddeleriyle anlatır. Ankara’daki dosyanız için bize 0554 648 37 15 numarasından ulaşabilirsiniz.

Beş cümlede özet

  • Değerleme, vergi matrahlarının hesaplanmasıyla ilgili iktisadi kıymetlerin takdir ve tespitidir (VUK m.258).
  • Değerlemede iktisadi kıymetlerin vergi kanunlarında gösterilen gün ve zamanlarda haiz oldukları kıymetler esas tutulur (m.259).
  • Kanun’un 261. maddesi değerleme ölçülerini sayar: maliyet bedeli, borsa rayici, tasarruf değeri, mukayyet değer, itibari değer, vergi değeri, rayiç bedel ve emsal bedeli.
  • Enflasyon düzeltmesi, mükerrer 298. maddede öngörülen şartların gerçekleşmesi hâlinde mali tablolardaki parasal olmayan kıymetlerin düzeltilmesidir.
  • Yeniden değerleme, kanunda öngörülen şartlarla amortismana tabi iktisadi kıymetlerin değerlerinin güncellenmesine imkân verir.

Değerlemenin konusu ve zamanı (m.258-259)

Vergi Usul Kanunu’nun 258. maddesi değerlemeyi, vergi matrahlarının hesaplanmasıyla ilgili iktisadi kıymetlerin takdir ve tespiti olarak tanımlar. 259. madde ise değerlemede, iktisadi kıymetlerin vergi kanunlarında gösterilen gün ve zamanlarda haiz oldukları kıymetlerin esas tutulacağını düzenler. Bu, değerlemenin dönem sonu itibarıyla ve kanunda gösterilen ölçülere göre yapılacağını gösterir.

Kanun’un 260. maddesi, değerlemede iktisadi kıymetlerden her birinin tek başına nazara alınacağını; teamülen aynı cinsten sayılan malların ve düşük kıymetli müteferrik eşyanın toplu olarak değerlenebileceğini belirtir. Bu hüküm, envanter çalışmasının nasıl yürütüleceğini belirler: her kıymet ayrı ayrı ele alınmalı, yalnızca kanunun izin verdiği hâllerde toplu değerleme yapılmalıdır. Değerleme sonuçlarının envanter defterine ve mali tablolara doğru aktarılması, dönem kazancının doğru tespiti bakımından zorunludur.

Değerleme ölçüleri (m.261)

ÖlçüİçeriğiTipik uygulama
Maliyet bedeliİktisap ve değerini artırma giderleri toplamıStoklar, sabit kıymetler
Borsa rayiciBorsada işlem gören kıymetlerde ilan edilen değerYabancı paralar, menkul kıymetler
Tasarruf değeriSahibince değerleme gününde ifade ettiği gerçek değerSenetli alacak ve borçlarda reeskont
Mukayyet değerHesaplarda kayıtlı olan değerAlacaklar, borçlar, karşılıklar
İtibari değerSenetlerle esham ve tahvillerin üzerinde yazılı değerKasa, tahviller
Rayiç bedelDeğerleme günündeki normal alım satım değeriKanunda öngörülen hâller
Emsal bedeliGerçek bedeli belli olmayanlarda takdir edilen değerİşletmeden çekişler, ayni menfaatler

Tabloyu yana kaydırarak tüm sütunları görebilirsiniz.

Emsal bedelin nasıl belirleneceği kanunda ayrıca düzenlenmiştir: sırasıyla ortalama fiyat esası, maliyet bedeli esası ve takdir esası uygulanır. Bu sıra bağlayıcıdır; önceki esas uygulanabilirken sonrakine geçilmesi hukuka aykırıdır. Emsal bedel, işletmeden çekilen mallar, ayni ücret ödemeleri ve bedelsiz teslimler gibi hâllerde matrahı belirlediğinden, hesaplamanın dayanağının belgelenmesi gerekir.

Envanter, sayım ve dönem sonu işlemleri

Değerleme, envanterle birlikte yürüyen bir işlemdir. Vergi Usul Kanunu, envanter çıkarmayı bilanço günündeki mevcutları, alacakları ve borçları saymak, ölçmek, tartmak ve değerlemek suretiyle kesin bir şekilde ve müfredatlı olarak tespit etmek olarak tanımlar. Bu tanımın iki unsuru vardır: fiilî tespit (sayım) ve değerleme. Yalnızca kayıtlar üzerinden yapılan bir dönem sonu çalışması envanter sayılmaz; fiilî sayımın yapılması ve tutanağa bağlanması gerekir.

Sayım sonuçları ile kayıtlar arasında fark çıkması hâlinde bu farkın açıklanması gerekir. Sayım noksanı, malın kayıt dışı satıldığı karinesini doğurur ve hasılat farkı olarak değerlendirilir; noksanlığın fire, çalınma, bozulma gibi bir sebebe dayandığı ispatlanabilirse farklı sonuç doğar. Fire oranları sektörel teamüllere ve varsa resmî belirlemelere göre değerlendirilir; bu nedenle üretim ve depolama süreçlerindeki normal kayıpların kayıt altına alınması gerekir. Sayım fazlası ise kayıt dışı alım karinesi oluşturur ve belgesiz mal bulundurma bakımından ayrıca özel usulsüzlük tartışması doğurur. Bu nedenle dönem sonu sayımının tarih, kişi ve miktar bilgileriyle tutanağa bağlanması, sonradan yapılacak incelemede en güçlü belgedir. Envanter defterinin kanuni sürede tasdik ettirilmiş ve kayıtların süresinde yapılmış olması da ayrıca aranır.

Stok ve alacakların değerlemesi

Satın alınan veya imal edilen emtia maliyet bedeliyle değerlenir. Maliyet bedeline, satın alma bedeli yanında malın işletmeye getirilmesine kadar yapılan giderler dâhil edilir. İmal edilen emtiada ise hammadde, işçilik ve genel üretim giderlerinden mamule düşen pay maliyeti oluşturur. Kanun ayrıca, emtianın değerinin düşmesi hâlinde emsal bedelle değerleme imkânını öngörür; bu, değeri düşen mallarda uygulanır ve takdir komisyonu ya da kanunda öngörülen usul aranır.

Alacaklar ve borçlar kural olarak mukayyet değerle değerlenir. Senede bağlı alacak ve borçlar bakımından ise reeskont uygulaması mümkündür: değerleme gününde vadesi gelmemiş senetler, kanunda öngörülen esaslara göre tasarruf değeriyle değerlenebilir. Reeskont yapılması ihtiyaridir; ancak alacak senetleri reeskonta tabi tutulduğunda borç senetlerinin de reeskonta tabi tutulması gerekir. Bu simetri kuralına uyulmaması, incelemede eleştiri konusu olur. Şüpheli hâle gelen alacaklarda ise karşılık ayrılması ayrı bir kurumdur ve kendi şartlarına tabidir; bunu şüpheli ve değersiz alacaklar yazımızda ele aldık.

Yabancı para ve kur farkları

Yabancı paralar borsa rayiciyle değerlenir. Borsa rayici bulunmayan yabancı paralar bakımından ise Bakanlıkça belirlenen kurlar esas alınır. Bu değerleme sonucunda ortaya çıkan kur farkları, dönem kazancının tespitinde gelir ya da gider olarak dikkate alınır. Yabancı para cinsinden alacak ve borçlar da aynı esasa göre değerlenir; bu nedenle dövizli işlemleri bulunan işletmelerde dönem sonu kur değerlemesi zorunlu bir işlemdir.

Kur farklarında iki özel durum vardır. Birincisi, sabit kıymet alımına ilişkin kur farklarıdır: kıymetin aktife alındığı dönem sonuna kadar oluşan kur farkları maliyete eklenir; sonraki dönemlere ait olanlarda ise mükellefe tercih hakkı tanınmıştır. İkincisi, örtülü sermaye kapsamındaki borçlara ilişkin kur farklarıdır: bu tutarlar gider olarak indirilemez. Ayrıca ortaklardan alınan dövizli borçlarda hem örtülü sermaye hem transfer fiyatlandırması kuralları birlikte değerlendirilir. Bu konuları ortaklar cari hesabı ve örtülü sermaye yazımızda ele aldık.

Karşılıklar ve gider tahakkukları

Dönem sonu işlemlerinin bir diğer başlığı karşılıklardır. Vergi Usul Kanunu, karşılığı hasıl olan ancak miktarı kesin olarak bilinmeyen ve işletme için bir borç mahiyeti taşıyan tutarlar için karşılık ayrılmasını düzenler; ancak vergi matrahının tespitinde her karşılık gider olarak kabul edilmez. Kanunda açıkça öngörülen karşılıklar (şüpheli alacak karşılığı gibi) şartları sağlandığında indirilebilirken, kanunda yer almayan karşılıklar kanunen kabul edilmeyen gider sayılır.

Uygulamada en sık tartışılan kalem kıdem tazminatı karşılığıdır: muhasebe standartları gereği ayrılan bu karşılık, vergi matrahının tespitinde indirilemez; indirim ancak tazminatın fiilen ödendiği dönemde mümkündür. Aynı yaklaşım, ödenmemiş sosyal güvenlik primleri bakımından da geçerlidir: primler fiilen ödenmedikçe gider yazılamaz. Buna karşılık gider tahakkukları farklıdır: dönemle ilgili olup henüz faturası gelmemiş giderler, tahakkuk esası gereği ilgili döneme kaydedilir ve indirilir; burada aranan, giderin doğmuş ve miktarının belirlenebilir olmasıdır. Bu ayrımın doğru yapılması, hem dönem kazancını hem sonraki dönemlerdeki mahsupları etkiler. Ticari bilanço kârından mali kâra geçişte, kanunen kabul edilmeyen karşılıkların matraha eklenmesi ve ödendikleri dönemde indirilmesi izlenmelidir; bu takibin yapılmaması, aynı giderin hiç indirilememesi ya da iki kez indirilmesi sonucunu doğurur.

Enflasyon düzeltmesi (mükerrer m.298)

Kanun’un mükerrer 298. maddesi, kanunda öngörülen şartların gerçekleşmesi hâlinde mali tabloların enflasyon düzeltmesine tabi tutulmasını düzenler. Düzeltme, mali tablolarda yer alan parasal olmayan kıymetlerin, kanunda belirlenen düzeltme katsayısı kullanılarak düzeltilmesidir. Parasal kıymetler ise düzeltmeye tabi tutulmaz; çünkü bunlar zaten dönem sonu satın alma gücünü yansıtır.

Düzeltmenin amacı, yüksek enflasyon dönemlerinde nominal kârın gerçek kâr gibi vergilendirilmesini önlemektir. Uygulamada en kritik nokta, hangi kalemin parasal, hangisinin parasal olmayan sayılacağıdır: nakit, alacaklar ve borçlar parasal; stoklar, sabit kıymetler ve öz kaynak kalemleri parasal olmayan kıymetlerdir. Düzeltme sonucu oluşan farklar, kanunda öngörülen esaslara göre öz kaynak kalemlerinde ya da dönem kazancında gösterilir. İlk düzeltme ile sonraki dönem düzeltmelerinin sonuçları farklıdır: ilk düzeltmede oluşan farkların geçmiş yıllar kâr veya zararında gösterilmesi ve kanunda öngörülen sınırlar içinde işletmeden çekilmemesi öngörülür. Düzeltilmiş değerler, sonraki dönemlerde amortisman ve satış kazancı hesabında esas alınır.

Yeniden değerleme

Enflasyon düzeltmesi şartlarının oluşmadığı dönemlerde, kanunda öngörülen şartlarla yeniden değerleme yapılabilir. Bu uygulama, tam mükellef ve bilanço esasına tabi mükelleflerin, bilançolarına dâhil amortismana tabi iktisadi kıymetlerini ve bunlara ilişkin amortismanlarını, kanunda belirlenen oran kullanılarak yeniden değerlemesine imkân verir.

Yeniden değerlemenin iki temel sonucu vardır. Birincisi, sabit kıymetin değeri artacağından ayrılacak amortisman tutarı da artar; bu, sonraki dönemlerde matrahı azaltır. İkincisi, değer artışı pasifte özel bir fon hesabında gösterilir. Fonun sermayeye ilave dışında bir şekilde işletmeden çekilmesi hâlinde, çekilen tutar o dönem kazancına dâhil edilir ve vergilendirilir. Ayrıca yeniden değerlenmiş kıymetin satılması hâlinde, fon hesabının nasıl işleme tabi tutulacağı kanunda düzenlenmiştir. Uygulamanın ihtiyari olması nedeniyle, yapılıp yapılmayacağı işletmenin kâr durumu ve yatırım planına göre değerlendirilmelidir; zarar eden bir işletmede artan amortisman avantaj sağlamayabilir. Amortisman rejiminin genel esaslarını amortisman ve kanunen kabul edilmeyen giderler yazımızda anlattık.

Ticari bilanço kârından mali kâra geçiş

Değerleme işlemleri tamamlandığında ortaya çıkan sonuç ticari bilanço kârıdır; vergi matrahı ise bundan farklıdır. Geçiş, beyanname üzerinde yapılan bir dizi ekleme ve indirimle sağlanır. Önce kanunen kabul edilmeyen giderler ticari kâra eklenir: vergi cezaları, gecikme zamları, örtülü sermaye faizleri, kanunda öngörülen sınırları aşan bağışlar, ödenmemiş karşılıklar ve binek otomobil kısıtlarına takılan tutarlar bu kapsamdadır.

Ardından istisnalar ve indirimler düşülür: iştirak kazançları, taşınmaz satış kazancının istisna kısmı, Ar-Ge indirimi, bağış ve sponsorluk harcamaları ile geçmiş yıl zararları sırasıyla dikkate alınır. Bu sıralamanın önemi, bazı indirimlerin kazanç bulunması şartına bağlı olmasından gelir: kazanç yetersizse bu indirimler kaybolur ve sonraki yıla devretmez. Buna karşılık Ar-Ge indirimi gibi bazı kalemler devreder. Beyanname üzerindeki bu geçişin kayıtlarla uyumlu ve izlenebilir olması gerekir; nazım hesaplarda kanunen kabul edilmeyen giderlerin ayrı takibi, hem beyanname doğruluğunu hem inceleme sırasındaki açıklamayı kolaylaştırır. Uygulamada en sık yapılan hata, ticari kâr ile mali kâr arasındaki farkın belgelenmemesi ve incelemede geçişin gerekçelendirilememesidir. Kanunen kabul edilmeyen giderlerin kapsamını amortisman ve kanunen kabul edilmeyen giderler yazımızda ele aldık.

Takdir komisyonu ve değer tespitine itiraz

Değerleme uyuşmazlıklarının bir kısmı takdir komisyonu kararlarına dayanır. Vergi Usul Kanunu, yetkili makamlar tarafından istenen matrah ve servet takdirlerini yapmak ile vergi kanunlarında yazılı fiyat, ücret veya sair matrah ve kıymetleri takdir etmek üzere takdir komisyonlarının kurulmasını düzenler. Emsal bedelin takdir esasına göre belirlenmesi, değeri düşen malların değerlemesi ve matrahın resen takdiri hâllerinde bu komisyonlar devreye girer.

Komisyon kararlarına karşı mükellefin savunma imkânları şunlardır. Birincisi usuldür: kararın gerekçeli olması, hangi verilere dayandığının gösterilmesi ve mükellefin bilgi verme hakkının kullandırılmış olması aranır; soyut ve gerekçesiz takdirler dava aşamasında iptal sebebidir. İkincisi esastır: takdir edilen değerin emsallere ve piyasa verilerine uygun olmadığı, karşılaştırılabilir örneklerle gösterilir. Bu nedenle dosyaya emsal satış kayıtları, fiyat listeleri, sektörel yayınlar ve gerekiyorsa özel bilirkişi görüşü sunulmalıdır. Üçüncüsü, takdir kararının tarhiyata dayanak yapılabilmesi için kanunda öngörülen sebeplerin bulunmasıdır: resen takdir sebepleri kanunda sayılmıştır ve bu sebepler bulunmadan takdire gidilmesi hukuka aykırıdır. Takdir komisyonuna sevk işleminin zamanaşımını durdurup durdurmadığı da ayrıca değerlendirilmesi gereken bir husustur; bu nedenle dosyada sevk tarihi ve karar tarihi mutlaka kontrol edilmelidir.

Vergi mahkemesi dava dilekçesi örneği

…………… VERGİ MAHKEMESİ BAŞKANLIĞINA

DAVACI: …… A.Ş., Vergi No, Adres

DAVALI: …… Vergi Dairesi Müdürlüğü

DAVA KONUSU: ……/……/2026 tarih ve …… sayılı ihbarname ile tarh edilen kurumlar vergisi ve kesilen vergi ziyaı cezasının iptali istemidir.

TEBLİĞ TARİHİ: ……/……/2026

AÇIKLAMALAR

1. Şirketimiz hakkında …… dönemine ilişkin inceleme yapılmış; dönem sonu değerleme işlemlerinin hatalı olduğu gerekçesiyle tarhiyat yapılmıştır.

2. İdarece, stoklarımızın emsal bedelle değil maliyet bedeliyle değerlenmesi gerektiği ileri sürülmüştür. Oysa söz konusu emtianın değeri, …… nedeniyle önemli ölçüde düşmüş olup, Vergi Usul Kanunu’nun ilgili hükümleri uyarınca emsal bedelle değerleme yapılmıştır. Tespit belgeleri ve değer düşüklüğüne ilişkin kayıtlar ektedir.

3. Ayrıca reeskont uygulamamız eleştirilmiştir. Alacak senetleri reeskonta tabi tutulurken borç senetleri de aynı esasla reeskonta tabi tutulmuş olup simetri kuralına uyulmuştur; hesaplama tabloları ektedir.

4. Yabancı para değerlemesinde Bakanlıkça ilan edilen kurlar esas alınmıştır; idarece farklı kur uygulanmasının dayanağı gösterilmemiştir.

5. Sabit kıymet alımına ilişkin kur farklarında, aktife alınma dönemi sonrasına ait tutarlar bakımından kanunun tanıdığı tercih hakkı kullanılmıştır.

HUKUKİ SEBEPLER: 213 sayılı Vergi Usul Kanunu m.258-290 ve mükerrer m.298; 5520 sayılı Kurumlar Vergisi Kanunu; 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu.

DELİLLER: İhbarname, inceleme raporu, envanter kayıtları, değerleme ve reeskont tabloları, kur listeleri, bilirkişi incelemesi.

SONUÇ VE İSTEM: Açıklanan nedenlerle tarhiyatın ve cezanın iptaline, yargılama giderleri ile vekâlet ücretinin davalı idareye yükletilmesine karar verilmesini saygıyla arz ve talep ederiz. ……/……/2026

Davacı Vekili
Ad Soyad – İmza

Dönem sonu kontrol listesi

  1. Her kıymet için doğru değerleme ölçüsünü belirleyin; ölçüler kanunda sayılıdır.
  2. Stok maliyetine, malın işletmeye getirilmesine kadarki giderleri ekleyin.
  3. Değeri düşen mallarda emsal bedel uygulamasının şartlarını ve belgesini hazırlayın.
  4. Reeskont yapıyorsanız alacak ve borç senetlerinde simetriyi koruyun.
  5. Dövizli kalemleri ilan edilen kurlarla değerleyin; hesaplamayı belgeleyin.
  6. Sabit kıymet kur farklarında dönem ayrımını ve tercih hakkını doğru uygulayın.
  7. Enflasyon düzeltmesinde parasal ve parasal olmayan kalem ayrımını netleştirin.
  8. Yeniden değerleme yaparsanız fon hesabını işletmede tutun; çekiş vergilendirilir.

Sık sorulan sorular

Değerleme nedir?

Vergi matrahlarının hesaplanmasıyla ilgili iktisadi kıymetlerin takdir ve tespitidir (VUK m.258).

Kaç değerleme ölçüsü var?

Kanun’un 261. maddesinde sekiz ölçü sayılmıştır: maliyet bedeli, borsa rayici, tasarruf değeri, mukayyet değer, itibari değer, vergi değeri, rayiç bedel ve emsal bedeli.

Emsal bedel nasıl belirlenir?

Sırasıyla ortalama fiyat esası, maliyet bedeli esası ve takdir esası uygulanır; bu sıra bağlayıcıdır.

Stoklar nasıl değerlenir?

Maliyet bedeliyle; değeri düşen mallarda kanunda öngörülen şartlarla emsal bedel uygulanabilir.

Alacaklar hangi ölçüyle değerlenir?

Kural olarak mukayyet değerle; senede bağlı olanlarda reeskont mümkündür.

Reeskont zorunlu mu?

İhtiyaridir; ancak alacak senetleri reeskonta tabi tutulursa borç senetlerinin de tutulması gerekir.

Dövizli kalemler nasıl değerlenir?

Borsa rayiciyle; borsa rayici yoksa Bakanlıkça belirlenen kurlarla. Kur farkları dönem kazancına yansır.

Sabit kıymet kur farkı maliyete mi yazılır?

Aktife alındığı dönem sonuna kadar oluşanlar maliyete eklenir; sonraki dönemlerde mükellefe tercih hakkı tanınmıştır.

Enflasyon düzeltmesi ne zaman yapılır?

Kanunda öngörülen şartların gerçekleşmesi hâlinde; parasal olmayan kıymetler düzeltme katsayısıyla düzeltilir (mükerrer m.298).

Hangi kalemler düzeltilmez?

Parasal kıymetler: nakit, alacaklar ve borçlar gibi kalemler düzeltmeye tabi tutulmaz.

Yeniden değerleme zorunlu mu?

Hayır, ihtiyaridir; kâr durumu ve yatırım planına göre değerlendirilmelidir.

Değer artış fonunu kullanabilir miyim?

Sermayeye ilave dışında işletmeden çekilmesi hâlinde çekilen tutar dönem kazancına dâhil edilir ve vergilendirilir.

Ticari kâr ile mali kâr neden farklı?

Ticari kâra kanunen kabul edilmeyen giderler eklenir, istisna ve indirimler düşülür; sıralama önemlidir çünkü bazı indirimler kazanç yoksa kaybolur.

Kıdem tazminatı karşılığını gider yazabilir miyim?

Hayır. Karşılık olarak indirilemez; indirim ancak tazminatın fiilen ödendiği dönemde mümkündür.

Sayımda noksan çıktı; ne olur?

Sayım noksanı kayıt dışı satış karinesi doğurur ve hasılat farkı sayılır; fire, çalınma ya da bozulma gibi sebepler belgelenirse sonuç değişir.

Değerleme hatası ne sonuç doğurur?

Dönem kazancını değiştirir; incelemede matrah farkı, vergi ziyaı cezası ve gecikme faizi doğurur.

Alacak ve borçlarda reeskont uygulaması

Vergi Usul Kanunu’nun 281 ve 285. maddeleri, senede bağlı alacak ve borçların değerlemesini düzenler. Buna göre alacaklar mukayyet değerleriyle değerlenir; ancak vadesi gelmemiş olan senede bağlı alacaklar değerleme gününün kıymetine irca olunabilir. Bu işlem reeskont olarak adlandırılır ve alacağın bugünkü değerine indirgenmesini sağlar.

Uygulamada üç kural belirleyicidir. Birincisi ihtiyariliktir: reeskont yapılması zorunlu değildir, mükellefin tercihine bırakılmıştır. İkincisi simetridir: alacak senetlerini reeskonta tabi tutan mükellefin borç senetlerini de reeskonta tabi tutması gerekir; tek yönlü uygulama incelemede eleştirilir. Üçüncüsü kapsamdır: reeskont yalnızca senede bağlı alacak ve borçlar için yapılabilir; senetsiz alacaklar, cari hesap bakiyeleri ve avanslar bu kapsamda değildir. Dördüncüsü hesaplamadır: iskonto oranı olarak senette faiz oranı belirtilmişse o oran, belirtilmemişse kanunda öngörülen esasa göre belirlenen oran kullanılır. Beşincisi dönemselliktir: bir dönemde ayrılan reeskont, izleyen dönemde ters kayıtla kapatılır ve yeniden hesaplanır. Bu kuralların bilinmesi, hem dönem kazancının doğru tespitini hem incelemede tutarlı bir savunmayı sağlar.

Şüpheli alacak karşılığının şartları

Vergi Usul Kanunu’nun 323. maddesi, ticari ve zirai kazancın elde edilmesi ve idame ettirilmesi ile ilgili olmak şartıyla iki hâlde şüpheli alacak karşılığı ayrılmasına imkân tanır. Birincisi, dava veya icra safhasında bulunan alacaklardır. İkincisi, yapılan protestoya veya yazı ile bir defadan fazla istenilmesine rağmen borçlu tarafından ödenmemiş bulunan ve kanunda öngörülen tutarı aşmayan dava ve icra takibine değmeyecek derecede küçük alacaklardır.

Karşılık ayırmanın şartları şunlardır. Birincisi ilgililiktir: alacağın ticari ya da zirai kazancın elde edilmesiyle ilgili olması gerekir; ortaklara ya da ilişkili kişilere verilen borçlar bu kapsamda değerlendirilmez. İkincisi hasılat kaydıdır: alacağın daha önce hasılat olarak kaydedilmiş olması aranır; hiç gelir yazılmamış bir tutar için karşılık ayrılamaz. Üçüncüsü dönemdir: karşılık, alacağın şüpheli hâle geldiği dönemde ayrılır; sonraki dönemlere kaydırılması kabul edilmez ve bu, en sık yapılan hatadır. Dördüncüsü teminattır: teminata bağlanmış alacaklar için karşılık ayrılamaz; kısmen teminatlı alacaklarda yalnızca teminatsız kısım için ayrılır. Beşincisi tahsildir: sonradan tahsil edilen tutarlar, tahsil edildiği dönemde gelir kaydedilir. Şüpheli ve değersiz alacak uygulamasını şüpheli ve değersiz alacaklar yazımızda ele aldık.

Yenileme fonu ve sabit kıymet satışları

Vergi Usul Kanunu’nun 328. maddesi, amortismana tabi iktisadi kıymetlerin satılması hâlinde ortaya çıkan kâr bakımından bir erteleme imkânı öngörür: satılan iktisadi kıymetlerin yenilenmesi işin mahiyetine göre zaruri bulunur veya bu hususta işletmeyi idare edenlerce karar verilmiş ve teşebbüse geçilmiş olursa, satıştan doğan kâr yenileme giderlerini karşılamak üzere pasifte geçici bir hesapta tutulabilir.

Uygulamanın şartları ve sonuçları şunlardır. Birincisi karardır: yenileme iradesinin ortaya konması gerekir; yönetim kararının alınması ve kayıtlara geçirilmesi bu iradenin belgesidir. İkincisi süredir: fon, kanunda öngörülen süre içinde yeni kıymetin alınmasında kullanılmalıdır; süre sonunda kullanılmayan tutar o dönem kazancına eklenir. Üçüncüsü kullanımdır: fon, yeni alınan kıymetin amortismanlarına mahsup edilir; böylece vergi, amortisman süresine yayılmış olur. Dördüncüsü, aynı hükmün sigorta tazminatları bakımından da uygulanmasıdır: 329. madde, yangın, deprem ve benzeri afetler sonucu hasara uğrayan kıymetler için alınan sigorta tazminatının kıymetin değerinden fazla olması hâlinde benzer bir fon uygulamasına imkân tanır. Bu mekanizma, filo ve makine parkı yenileyen işletmelerde nakit akışını koruyan önemli bir araçtır ve kararın önceden alınıp belgelenmesine bağlıdır.

Bu yazı genel bilgilendirme amaçlıdır; 213 sayılı Vergi Usul Kanunu m.258-290, m.267 ve mükerrer m.298 ile ilgili tebliğ hükümlerine dayanır. Katsayı ve oranlar her yıl belirlenir; somut dosyanız için Hukukçular Evi Ankara ile 0554 648 37 15 numaralı telefondan iletişime geçin.


Post by Av. Fatma Öztürk