Kurumlar Vergisi İstisnaları 2026: İştirak Kazançları, Taşınmaz Satışı, Emisyon Primi ve Yurt Dışı Kazançlar (KVK m.5)
04 Eylül 2026

Kurumlar Vergisi İstisnaları 2026: İştirak Kazançları, Taşınmaz Satışı, Emisyon Primi ve Yurt Dışı Kazançlar (KVK m.5)

Kurum kazancının tamamı vergiye tabi değildir: Kurumlar Vergisi Kanunu’nun 5. maddesi, iştirak kazançlarından emisyon primine, yurt dışı şube kazancından taşınmaz ve iştirak hissesi satışına kadar uzanan bir istisna listesi içerir. Her istisnanın kendine özgü şartları vardır ve şart ihlali geriye dönük tarhiyat doğurur. Bu rehber, listeyi mevzuat maddeleriyle anlatır. Ankara’daki dosyanız için bize 0554 648 37 15 numarasından ulaşabilirsiniz.

Beş cümlede özet

  • Tam mükellefiyete tabi başka bir kurumun sermayesine katılım nedeniyle elde edilen kazançlar kurumlar vergisinden istisnadır (KVK m.5/1-a).
  • Anonim şirketlerin kuruluşunda veya sermaye artırımında hisse senetlerinin itibari değerinin üzerinde elden çıkarılmasından sağlanan kazançlar istisnadır (m.5/1-ç).
  • Kurumların, kanunda öngörülen şartlarla iştirak hisseleri ile taşınmazların satışından doğan kazancın belirli kısmı istisna kapsamındadır (m.5/1-e).
  • İstisna kazançlara ilişkin giderler ile istisna kapsamındaki faaliyetlerden doğan zararlar, istisna dışı kurum kazancından indirilemez (m.5/3).
  • Şartların ihlali hâlinde zamanında tahakkuk ettirilmeyen vergiler, kanunda öngörülen esaslara göre ziyaa uğratılmış sayılır.

İştirak kazançları istisnası (m.5/1-a)

Kurumlar Vergisi Kanunu’nun 5. maddesinin birinci fıkrasının (a) bendi, kurumların tam mükellefiyete tabi başka bir kurumun sermayesine katılmaları nedeniyle elde ettikleri kazançları istisna tutar. İstisna, yatırım fonlarının katılma belgeleri ile yatırım ortaklıklarının hisse senetlerinden elde edilen kâr payları bakımından kanunda öngörülen ayrım çerçevesinde uygulanır.

Bu istisnanın amacı, aynı kazancın iki kez kurumlar vergisine tabi tutulmasını önlemektir: kâr dağıtan kurum kazancı üzerinden zaten vergi ödemiştir; dağıtılan kâr payının, alan kurumda yeniden vergilendirilmesi ekonomik çifte vergilendirme yaratır. İstisnanın kapsamı bakımından iki nokta önemlidir. Birincisi, iştirak edilen kurumun tam mükellef olması gerekir; dar mükellef kurumlardan elde edilen kâr payları bu bent kapsamında değildir ve yurt dışı iştirak kazançları istisnası ayrıca değerlendirilir. İkincisi, istisna kâr payına ilişkindir: iştirak hissesinin satışından doğan kazanç farklı bir bende tabidir. Ayrıca istisna kazançlar, kâr dağıtımı yapıldığında ortaklar nezdinde stopaj doğurabilir; istisna kurumlar vergisi bakımından geçerlidir.

Taşınmaz ve iştirak hissesi satış kazancı (m.5/1-e)

Şartİçeriği
Elde tutma süresiKanunda öngörülen süreyle aktifte bulundurma
Fon hesabıİstisna kazancın pasifte özel fon hesabında tutulması
Fonun kullanımıKanunda öngörülen süre içinde işletmeden çekilmemesi
Bedelin tahsiliSatış bedelinin kanunda öngörülen süre içinde tahsili
Ticaretini yapanlarTaşınmaz ticaretiyle uğraşanlar bakımından istisna uygulanmaz
OranKazancın kanunda belirlenen kısmı istisnadır

Tabloyu yana kaydırarak tüm sütunları görebilirsiniz.

Bu istisnanın en sık ihlal edilen şartı fon hesabına ilişkindir: istisnadan yararlanılan kazancın pasifte özel bir fon hesabına alınması ve kanunda öngörülen süre içinde işletmeden çekilmemesi ya da başka bir hesaba nakledilmemesi gerekir. Sermayeye ilave dışında kullanımlar ihlal sayılır. İşletmenin tasfiyesi hâlinde de özel hükümler işler. Ayrıca taşınmaz ticareti ve kiralanmasıyla uğraşan kurumların bu amaçla ellerinde bulundurdukları taşınmazlar istisna kapsamı dışındadır; faaliyet konusu ve fiilî durum birlikte değerlendirilir.

Emisyon primi ve diğer istisnalar

Kanun’un 5. maddesi başka istisnalar da içerir. Emisyon primi istisnası, anonim şirketlerin kuruluşlarında veya sermayelerini artırdıkları sırada çıkardıkları payların bedelinin itibari değeri aşan kısmını kapsar; bu tutar bir kazanç değil, sermaye niteliğinde bir kaynak olarak değerlendirilir ve vergiye tabi tutulmaz.

Diğer başlıca istisnalar şunlardır: yatırım fon ve ortaklıklarının kanunda sayılan kazançları; risturn istisnası kapsamında kooperatiflerde ortaklara dağıtılan tutarlar; yurt dışında yapılan inşaat, onarım, montaj işleri ile teknik hizmetlerden sağlanıp Türkiye’de genel sonuç hesaplarına intikal ettirilen kazançlar; yurt dışı şube kazançları ile yurt dışı iştirak kazançları bakımından kanunda öngörülen şartlarla tanınan istisnalar; okul ve rehabilitasyon merkezi işletmelerinden elde edilen kazançlarda öngörülen süreli istisna. Her birinin şartları farklıdır ve dar yorumlanır. Bu nedenle istisna uygulanmadan önce, kazancın hangi bende girdiği ve o bendin şartlarının tamamının sağlanıp sağlanmadığı yazılı olarak değerlendirilmelidir.

Kurum kazancının tespiti ve indirimler

İstisnalar, kurum kazancının tespitindeki zincirin yalnızca bir halkasıdır. Kurumlar Vergisi Kanunu, kurum kazancının Gelir Vergisi Kanunu’nun ticari kazanç hakkındaki hükümlerine göre tespit edileceğini düzenler. Buna göre önce ticari bilanço kârı bulunur; ardından kanunen kabul edilmeyen giderler eklenir ve istisnalar ile diğer indirimler düşülerek matraha ulaşılır. Bu sıralamanın doğru uygulanması, beyannamenin en kritik teknik yönüdür.

Kanun’un 10. maddesi, kurum kazancından yapılacak diğer indirimleri sayar: sponsorluk harcamaları, kanunda sayılan kurum ve kuruluşlara yapılan bağış ve yardımlar, eğitim ve sağlık tesisleri ile ibadethanelere ilişkin bağışlar, doğal afetlerde yapılan yardımlar ve hizmet ihracatına ilişkin indirim bu kapsamdadır. Her indirim için oran ve belge şartları öngörülmüştür; örneğin bazı bağışlarda beyan edilen kurum kazancının belirli bir yüzdesiyle sınırlama, bazılarında ise tamamının indirimi kabul edilir. Ayrıca indirimlerin yapılabilmesi için kurum kazancının bulunması aranır: zarar hâlinde bu indirimler sonraki yıllara devretmez ve kaybedilir. Bu nedenle yıl sonu planlamasında, bağış ve benzeri harcamaların hangi yılda yapılacağı kazanç durumuna göre değerlendirilmelidir. Geçmiş yıl zararlarının mahsubu ise ayrı bir kurumdur ve kanunda öngörülen süre ve şartlarla yapılır.

İstisna kazançlara ilişkin gider ve zarar (m.5/3)

Maddenin üçüncü fıkrası, uygulamada en çok gözden kaçan ve en çok tarhiyat doğuran kuralı içerir: iştirak hisseleri alımıyla ilgili finansman giderleri hariç olmak üzere, kurumların kurumlar vergisinden istisna edilen kazançlarına ilişkin giderlerinin veya istisna kapsamındaki faaliyetlerinden doğan zararlarının, istisna dışı kurum kazancından indirilmesi kabul edilmez.

Bu kuralın mantığı şudur: istisna nedeniyle vergilendirilmeyen bir kazanca ait giderin, vergilendirilen kazançtan indirilmesi mükerrer bir avantaj yaratır. Uygulamada bu, istisna kapsamındaki faaliyetlere ilişkin doğrudan giderlerin ayrı izlenmesini ve ortak giderlerin makul bir anahtarla dağıtılmasını gerektirir. Aynı şekilde, istisna kapsamındaki faaliyetten zarar doğması hâlinde bu zarar, diğer kazançlardan indirilemez. İncelemelerde en sık sorulan husus da budur: istisna kazanç ile ilgili giderlerin ayrıştırılıp ayrıştırılmadığı ve dağıtım anahtarının belgelenip belgelenmediği. Bu ayrıştırmanın yapılmaması hâlinde idare kendi takdirini uygular. Kazanç ayrıştırma ve dağıtım anahtarı konusunu Ar-Ge ve teknopark istisnaları yazımızda da ele aldık.

Zarar mahsubu ve devir

Kurumlar Vergisi Kanunu, geçmiş yıl zararlarının kurum kazancından indirilmesini düzenler. Kural, her yıla ilişkin zararın beyannamede ayrı ayrı gösterilmesi ve kanunda öngörülen yıl sayısını aşmamak üzere mahsup edilmesidir. Süre içinde mahsup edilemeyen zarar kaybolur; bu nedenle zarar beyan eden kurumların, hangi yılın zararının ne kadarının mahsup edildiğini yıllar boyunca takip etmesi gerekir. Beyannamede zararın ayrı ayrı gösterilmemesi, sonradan mahsup imkânının reddedilmesine yol açar.

Devir ve bölünme işlemlerinde zarar mahsubu özel şartlara bağlanmıştır. Kanun, devralınan kurumun zararlarının mahsup edilebilmesi için son beş yıla ilişkin beyannamelerin kanuni süresinde verilmiş olması ve devralınan faaliyetin belirli süre devam ettirilmesi gibi şartlar öngörür. Bu şartlar sağlanmadığında devralınan zarar mahsup edilemez; şartların sonradan ihlali hâlinde ise yapılan mahsuplar geri alınır. Uygulamada zarar taşıyan şirketlerin, yalnızca zarar mahsubu amacıyla devralınması bu hükümlerle engellenmek istenmiştir. Bu nedenle birleşme ve devir işlemlerinde, zarar mahsubu beklentisi varsa şartların önceden değerlendirilmesi ve gerekirse özelge alınması gerekir. Yurt dışı faaliyetlerden doğan zararlar bakımından ise kanunda ayrı düzenleme bulunur; istisna kapsamındaki faaliyetlerden doğan zararların indirilemeyeceği kuralı burada da geçerlidir.

Yurt dışı kazançlarda istisna ve mahsup

Tam mükellef kurumlar dünya çapındaki kazançları üzerinden vergilendirildiğinden, yurt dışında elde edilen kazançlar bakımından çifte vergilendirme riski doğar. Kanun bunu iki mekanizmayla çözer. Birincisi istisnadır: yurt dışı şube kazançları ve yurt dışı iştirak kazançları bakımından, kanunda öngörülen şartların sağlanması hâlinde istisna uygulanır. Bu şartlar arasında kazancın bulunduğu ülkede belirli bir oranda vergi yükü taşıması ve kanunda öngörülen süre içinde Türkiye’ye transfer edilmesi gibi ölçütler yer alır.

İkincisi mahsuptur: istisna şartları sağlanmıyorsa kazanç Türkiye’de beyan edilir, ancak yurt dışında ödenen vergiler hesaplanan kurumlar vergisinden mahsup edilir. Mahsup, Türkiye’de o kazanca isabet eden vergi tutarıyla sınırlıdır ve yabancı ülkede ödenen verginin yetkili makamlarca onaylanmış belgeyle ispatı aranır. Ayrıca kontrol edilen yabancı kurum düzenlemesi işler: kanunda öngörülen şartları taşıyan yurt dışı iştiraklerin kazançları, dağıtılmasa dahi Türkiye’de vergilendirilebilir. Bu düzenleme, düşük vergili ülkelerde kâr biriktirmeyi önlemeye yöneliktir. Çifte vergilendirmeyi önleme anlaşmalarının uygulamasını yurt dışı kazançlar yazımızda ele aldık.

Beyanname, ödeme ve geçici vergi

Kurumlar vergisi beyannamesi, hesap döneminin kapandığı ayı takip eden dönemde kanunda öngörülen süre içinde bağlı bulunulan vergi dairesine verilir ve vergi aynı süre içinde ödenir. Özel hesap dönemi kullanan kurumlar bakımından süreler dönemin kapanışına göre belirlenir. Beyannamenin elektronik ortamda verilmesi zorunludur ve süresinde verilmemesi hem özel usulsüzlük cezası hem resen tarh sebebi oluşturur.

Yıl içinde ise geçici vergi mekanizması işler: kurumlar, cari dönem kazançları üzerinden kanunda öngörülen dönemler itibarıyla geçici vergi hesaplar, beyan eder ve öder. Ödenen geçici vergiler, yıllık beyannamede hesaplanan vergiden mahsup edilir; mahsup sonrası artan tutar iade edilir ya da diğer vergi borçlarına mahsup edilir. Geçici verginin eksik beyan edilmesi hâlinde kanunda öngörülen oranı aşan kısım için ceza uygulanır; bu nedenle dönem kazancının gerçekçi hesaplanması gerekir. Beyannameye eklenecek belgeler de önemlidir: bilanço, gelir tablosu, transfer fiyatlandırması formu ve kurumlar vergisi beyannamesi ekinde istenen diğer bildirimler eksiksiz doldurulmalıdır. Bu formların eksik ya da gerçeğe aykırı doldurulması, ayrı bir özel usulsüzlük sebebi oluşturur ve incelemede ilk kontrol edilen belgeler arasındadır.

Kâr dağıtımı ve stopajla ilişki

İstisnalar kurumlar vergisi bakımından geçerlidir; kazancın ortaklara dağıtılması aşamasında ayrı bir vergilendirme katmanı devreye girer. Kâr dağıtımında, ortağın niteliğine göre stopaj yapılması gerekir: gerçek kişi ortaklara ve dar mükellef kurumlara yapılan dağıtımlarda kesinti doğarken, tam mükellef kurum ortaklara yapılan dağıtımlarda kural olarak kesinti yapılmaz. Bu ayrım, grup yapılarında kâr akışının nasıl kurgulanacağını doğrudan etkiler.

İkinci nokta, istisna kazançların dağıtımıdır: kurumlar vergisinden istisna tutulan bir kazanç dağıtıldığında, dağıtım aşamasındaki stopaj yükümlülüğü kural olarak devam eder. Yani istisna, verginin tamamen kalkması anlamına gelmez; yalnızca kurum aşamasındaki yükü kaldırır. Üçüncü nokta, kârın dağıtılmayıp sermayeye eklenmesidir: sermayeye ilave, kanunda öngörülen çerçevede kâr dağıtımı sayılmaz ve bu nedenle stopaj doğurmaz; taşınmaz satış kazancı istisnasında fonun sermayeye eklenmesinin kabul edilen kullanım biçimi olması da bu mantığa dayanır. Dördüncüsü, geçmiş yıl kârlarının dağıtımında hangi yılın kazancının dağıtıldığının belirlenmesidir; bu, uygulanacak oran ve istisna açısından önem taşır. Bu nedenle genel kurul kararlarında dağıtılan kârın kaynağının açıkça gösterilmesi gerekir. Kâr payı vergilendirmesinin ortak cephesini menkul sermaye iradı ve yatırım gelirleri yazımızda ele aldık.

Vergi mahkemesi dava dilekçesi örneği

…………… VERGİ MAHKEMESİ BAŞKANLIĞINA

DAVACI: …… A.Ş., Vergi No, Adres

DAVALI: …… Vergi Dairesi Müdürlüğü

DAVA KONUSU: ……/……/2026 tarih ve …… sayılı ihbarname ile tarh edilen kurumlar vergisi ve kesilen vergi ziyaı cezasının iptali istemidir.

TEBLİĞ TARİHİ: ……/……/2026

AÇIKLAMALAR

1. Şirketimiz, aktifinde ……/……/…… tarihinden beri kayıtlı bulunan …… ada …… parsel sayılı taşınmazı ……/……/2026 tarihinde satmış ve doğan kazancın kanunda öngörülen kısmını Kurumlar Vergisi Kanunu’nun 5/1-e maddesi uyarınca istisna olarak beyan etmiştir.

2. İdarece, şirketimizin taşınmaz ticaretiyle uğraştığı gerekçesiyle istisnanın uygulanamayacağı kabul edilmiştir. Oysa şirketimizin faaliyet konusu …… olup, söz konusu taşınmaz ticari amaçla değil, faaliyetin yürütülmesi amacıyla iktisap edilmiş ve fiilen bu amaçla kullanılmıştır. Faaliyet belgeleri, kullanım kayıtları ve fotoğraflar ektedir.

3. İstisnadan yararlanılan kazanç, kanunda öngörülen şekilde pasifte özel fon hesabına alınmış ve işletmeden çekilmemiştir. Muhasebe kayıtları ve mali tablolar ektedir.

4. Satış bedeli, kanunda öngörülen süre içinde tahsil edilmiştir; banka kayıtları ektedir.

5. Kabul anlamına gelmemek kaydıyla belirtmek gerekir ki, istisnanın uygulanamayacağı kabul edilse dahi olayda gerçeğe aykırı beyan bulunmadığından vergi ziyaı cezası kesilmesi hukuka aykırıdır.

HUKUKİ SEBEPLER: 5520 sayılı Kurumlar Vergisi Kanunu m.5; 213 sayılı Vergi Usul Kanunu; 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu.

DELİLLER: İhbarname, inceleme raporu, tapu kayıtları, faaliyet ve kullanım belgeleri, fon hesabı kayıtları, banka kayıtları, bilirkişi incelemesi.

SONUÇ VE İSTEM: Açıklanan nedenlerle tarhiyatın ve cezanın iptaline, yargılama giderleri ile vekâlet ücretinin davalı idareye yükletilmesine karar verilmesini saygıyla arz ve talep ederiz. ……/……/2026

Davacı Vekili
Ad Soyad – İmza

Kontrol listesi

  1. Kazancın hangi istisna bendine girdiğini belirleyin; bentler dar yorumlanır.
  2. İştirak kazançlarında iştirak edilen kurumun tam mükellef olduğunu doğrulayın.
  3. Taşınmaz satışında elde tutma süresini, fon hesabını ve tahsil şartını birlikte kontrol edin.
  4. Taşınmaz ticaretiyle uğraşıyorsanız istisnanın uygulanmayacağını bilin.
  5. Fon hesabını kanunda öngörülen süre boyunca işletmede tutun; sermayeye ilave dışındaki kullanımlar ihlaldir.
  6. İstisna kazanca ilişkin giderleri ayrı izleyin; diğer kazançtan indirilemez.
  7. Yurt dışı kazançlarda istisna şartları yoksa mahsup yolunu ve onaylı belgeleri hazırlayın.
  8. Tereddüt hâlinde işlem öncesinde özelge talep edin.

Sık sorulan sorular

İştirak kazançları istisnası nedir?

Tam mükellef başka bir kurumun sermayesine katılım nedeniyle elde edilen kazançların kurumlar vergisinden istisna tutulmasıdır (m.5/1-a).

Neden böyle bir istisna var?

Aynı kazancın iki kez kurumlar vergisine tabi tutulmasını, yani ekonomik çifte vergilendirmeyi önlemek için.

Yurt dışı şirketten aldığım kâr payı da istisna mı?

Bu bent tam mükellef kurumlara ilişkindir; yurt dışı iştirak kazançları için ayrı şartlar aranır.

Taşınmaz satış kazancı istisnasının şartları neler?

Elde tutma süresi, kazancın özel fon hesabında tutulması, fonun işletmeden çekilmemesi ve bedelin süresinde tahsili.

Fonu sermayeye ekleyebilir miyim?

Sermayeye ilave kanunda öngörülen kullanım biçimidir; bunun dışındaki çekişler ihlal sayılır.

Taşınmaz ticareti yapıyorum; istisnadan yararlanır mıyım?

Hayır. Taşınmaz ticareti ve kiralamasıyla uğraşanların bu amaçla elde tuttukları taşınmazlar kapsam dışıdır.

Emisyon primi vergiye tabi mi?

Hayır. Payların itibari değeri aşan kısmı istisnadır ve sermaye niteliğinde değerlendirilir (m.5/1-ç).

İstisna kazancın giderini indirebilir miyim?

Hayır. İstisna kazançlara ilişkin giderler ve bu faaliyetlerden doğan zararlar, istisna dışı kazançtan indirilemez (m.5/3).

Giderleri nasıl ayrıştırmalıyım?

Doğrudan giderleri ayrı izleyin, ortak giderleri objektif ve yazılı bir dağıtım anahtarıyla paylaştırın.

Yurt dışı şube kazancı istisna mı?

Kanunda öngörülen şartların sağlanması hâlinde; aksi hâlde beyan edilir ve yurt dışında ödenen vergi mahsup edilir.

Kontrol edilen yabancı kurum ne demek?

Kanunda öngörülen şartları taşıyan yurt dışı iştiraklerin kazançlarının, dağıtılmasa dahi Türkiye’de vergilendirilebilmesidir.

Şart ihlalinde ne olur?

Zamanında tahakkuk ettirilmeyen vergiler, kanunda öngörülen esaslara göre ziyaa uğratılmış sayılır ve faiziyle istenir.

Geçici vergiyi eksik beyan edersem ne olur?

Kanunda öngörülen oranı aşan eksiklik için ceza uygulanır; ödenen geçici vergiler yıllık beyannamede mahsup edilir, artan tutar iade edilir.

Geçmiş yıl zararlarımı ne kadar süreyle mahsup edebilirim?

Kanunda öngörülen yıl sayısını aşmamak üzere; her yılın zararı beyannamede ayrı ayrı gösterilmelidir, aksi hâlde mahsup reddedilir.

Bağış ve sponsorluk harcamalarını indirebilir miyim?

Kanun’un 10. maddesindeki oran ve belge şartlarıyla evet; ancak kurum kazancı yoksa bu indirimler sonraki yıllara devretmez.

Önceden görüş alabilir miyim?

Evet. Özelge talebiyle idarenin görüşü alınır ve bu görüşe uyulması hâlinde ceza kesilmez.

Fon hesabının izlenmesi ve ihlal hâlleri

Taşınmaz ve iştirak hissesi satış kazancı istisnasının en kırılgan yönü fon hesabıdır. Kurumlar Vergisi Kanunu’nun 5/1-e maddesi, istisnadan yararlanılan kazancın pasifte özel bir fon hesabında tutulmasını ve kanunda öngörülen süre içinde işletmeden çekilmemesini ya da başka bir hesaba nakledilmemesini şart koşar. Bu şartın ihlali hâlinde, zamanında tahakkuk ettirilmeyen vergiler ziyaa uğratılmış sayılır.

İhlal sayılan tipik hâller şunlardır: fonun ortaklara dağıtılması, başka bir hesaba aktarılması, zarar mahsubunda kullanılması ve işletmenin tasfiyesi hâlinde kanunda öngörülen şartlar dışında çekilmesi. Buna karşılık sermayeye ilave, kanunun kabul ettiği kullanım biçimidir ve ihlal sayılmaz; ancak sermayeye eklenen fonun sonradan sermaye azaltımıyla geri çekilmesi hâlinde durum yeniden değerlendirilir. İkinci kritik nokta izlemedir: fon hesabının ayrı bir hesapta ve tutarı görünecek biçimde izlenmesi, yıllar sonra yapılacak incelemede tek dayanaktır. Üçüncüsü süre takibidir: kanunda öngörülen bekleme süresi dolmadan yapılan işlemler risk doğurur ve bu sürenin bir takvime bağlanması gerekir. Dördüncüsü, şirket birleşme ve devirlerinde fonun akıbetidir: devralan kurumda fonun aynen izlenmesi gerekir. Bu nedenle istisnadan yararlanıldığı yıl, fon hesabı için bir izleme prosedürü kurulmalıdır.

İstisna kazançlarda gider ve zarar ayrıştırması

Kanunun 5. maddesinin üçüncü fıkrası, iştirak hisseleri alımıyla ilgili finansman giderleri hariç olmak üzere, kurumların kurumlar vergisinden istisna edilen kazançlarına ilişkin giderlerinin veya istisna kapsamındaki faaliyetlerinden doğan zararlarının, istisna dışı kurum kazancından indirilmesinin kabul edilmediğini düzenler. Bu kural, istisnadan yararlanan her kurumun bir ayrıştırma çalışması yapmasını zorunlu kılar.

Ayrıştırmada izlenecek yöntem şudur. Birincisi doğrudan giderlerin tespitidir: istisna kapsamındaki faaliyete münhasıran ait giderler ayrı hesaplarda izlenir. İkincisi ortak giderlerin dağıtımıdır: her iki faaliyet için ortak yapılan giderler (genel yönetim, kira, personel, amortisman) objektif bir anahtarla paylaştırılır; hasılat oranı, personel sayısı ya da kullanım alanı gibi anahtarlar kullanılabilir ancak seçilen anahtarın gerekçesi yazılı olmalı ve dönemler arasında tutarlı uygulanmalıdır. Üçüncüsü zarar ayrımıdır: istisna kapsamındaki faaliyetten doğan zarar, diğer kazançlardan indirilemez ve bu zararın ayrı izlenmesi gerekir. Dördüncüsü beyanname gösterimidir: ayrıştırma sonucunun beyannamede doğru satırlarda gösterilmesi aranır. Bu çalışmanın yapılmaması hâlinde idare kendi takdirini uygular ve genellikle mükellef aleyhine sonuç doğar. Kazanç ayrıştırma yöntemini Ar-Ge ve teknopark istisnaları yazımızda ele aldık.

Yurt dışı iştirak ve kontrol edilen yabancı kurum

Yurt dışı yatırımları bulunan kurumlar bakımından iki karşıt mekanizma birlikte işler. Birincisi yurt dışı iştirak kazançları istisnasıdır: Kurumlar Vergisi Kanunu’nun 5. maddesi, kanunda öngörülen şartlarla yurt dışındaki iştiraklerden elde edilen kâr paylarını istisna tutar. Şartlar arasında iştirak edilen kurumun anonim veya limited şirket niteliğinde olması, iştirak payının kanunda belirlenen oranda ve süreyle elde tutulması, kazancın bulunduğu ülkede belirli bir vergi yükü taşıması ve kanunda öngörülen süre içinde Türkiye’ye transfer edilmesi yer alır.

İkinci mekanizma karşıt yöndedir: Kanun’un 7. maddesindeki kontrol edilen yabancı kurum düzenlemesi, kanunda öngörülen şartları taşıyan yurt dışı iştiraklerin kazançlarının, dağıtılmasa dahi Türkiye’de kurumlar vergisine tabi tutulmasını öngörür. Şartlar arasında sermaye, kâr payı veya oy hakkının kanunda belirlenen oranda elde tutulması, yurt dışı iştirakin gayrisafi hasılatının belirli bir oranının pasif nitelikli gelirlerden oluşması, taşınan vergi yükünün kanunda belirlenen oranın altında olması ve hasılatın kanunda öngörülen tutarı aşması bulunur. Bu iki düzenleme birlikte değerlendirildiğinde, yurt dışı yapılanmalarında hangi ülkede hangi vergi yükünün doğacağının önceden hesaplanması gerektiği ortaya çıkar. Yurt dışı kazançlarda mahsup ve anlaşma uygulamasını yurt dışı kazançlar yazımızda ele aldık.

Bu yazı genel bilgilendirme amaçlıdır; 5520 sayılı Kurumlar Vergisi Kanunu m.5, 7, 33 ve ilgili hükümlerine dayanır. Oranlar, süreler ve şartlar değişebilir; somut dosyanız için Hukukçular Evi Ankara ile 0554 648 37 15 numaralı telefondan iletişime geçin.


Post by Av. Fatma Öztürk