İki şirketi birleştirmek, bir şirketi bölmek ya da limited şirketi anonim şirkete dönüştürmek istediğinizde ilk soru şudur: bu işlem vergi doğurur mu? Kurumlar Vergisi Kanunu, kural olarak vergilendirilmesi gereken bu işlemler için şarta bağlı bir vergisiz geçiş rejimi öngörür. Şartlar sağlanmazsa işlem tasfiye gibi vergilendirilir. Bu rehber, rejimi mevzuat maddeleriyle anlatır. Ankara’daki dosyanız için bize 0554 648 37 15 numarasından ulaşabilirsiniz.
Beş cümlede özet
- Bir veya birkaç kurumun diğer bir kurumla birleşmesi hâlinde, birleşme sebebiyle infisah eden kurumların birleşme kârı için tasfiye hükümleri uygulanır (KVK m.18).
- Kanun’un 19. maddesindeki şartlar dâhilinde gerçekleşen birleşmeler devir hükmündedir ve devirde vergisiz geçiş imkânı doğar.
- Devrin şartları: birleşilen kurumun kanuni veya iş merkezinin Türkiye’de bulunması ve münfesih kurumun bilanço değerlerinin kül hâlinde devralınarak aynen bilançoya geçirilmesi (m.19/1).
- Aynı madde tam ve kısmi bölünme ile hisse değişimini de düzenler; şartları sağlayan işlemlerde vergilendirme yapılmaz (m.19/2-3).
- Devir, bölünme ve hisse değişiminde vergilendirmeye ilişkin usul ile beyan yükümlülükleri 20. maddede gösterilmiştir.
Birleşme: kural ve istisna (m.18)
Kurumlar Vergisi Kanunu’nun 18. maddesi, bir veya birkaç kurumun diğer bir kurumla birleşmesi hâlinde, birleşme sebebiyle infisah eden kurumların birleşme kârı için tasfiye hükümlerinin uygulanacağını düzenler. Bu, kuralın vergilendirme olduğunu gösterir: birleşme sonucu ortadan kalkan kurum, tasfiye olmuş gibi değerlendirilir ve varlıklarının gerçek değerleriyle elden çıkarıldığı kabul edilerek doğan kazanç vergilendirilir.
Ancak aynı maddede tasfiye kârı yerine birleşme kârının vergiye matrah olacağı belirtilir ve hesaplamada tasfiye hükümlerine yollama yapılır. Bu kuralın istisnası 19. maddedir: kanunda sayılan şartların sağlanması hâlinde birleşme “devir” sayılır ve vergisiz geçiş mümkün olur. Uygulamada yapılan birleşmelerin büyük bölümü devir hükümlerine göre gerçekleştirilir; çünkü aksi hâlde ortaya çıkacak vergi yükü işlemi ekonomik olarak anlamsız kılar. Bu nedenle birleşme planlanırken ilk yapılacak iş, devrin şartlarının sağlanıp sağlanamayacağını tespit etmektir.
Devrin şartları (m.19/1)
| İşlem | Temel şart | Dayanak |
|---|---|---|
| Devir (birleşme) | Merkezin Türkiye’de olması; bilanço değerlerinin kül hâlinde aynen devri | KVK m.19/1 |
| Tam bölünme | Varlıkların kayıtlı değerleriyle iki veya daha fazla kuruma devri | KVK m.19/2 |
| Kısmi bölünme | Kanunda sayılan varlıkların kayıtlı değerleriyle ayni sermaye olarak konulması | KVK m.19/3-a |
| Hisse değişimi | Yönetim çoğunluğunu sağlayacak hisselerin devri karşılığında hisse verilmesi | KVK m.19/3-b |
| Tür değiştirme | Devir şartlarını taşıyan tür değişiklikleri devir hükmünde | KVK m.19/1 |
| Şart ihlali | Tasfiye hükümlerine göre vergilendirme | KVK m.18 |
Tabloyu yana kaydırarak tüm sütunları görebilirsiniz.
Devrin iki temel şartı vardır. Birincisi, birleşme sonucunda infisah eden kurum ile birleşilen kurumun kanuni veya iş merkezlerinin Türkiye’de bulunmasıdır; yurt dışı merkezli bir kurumla yapılan birleşmede bu rejim uygulanmaz. İkincisi ve asıl belirleyici olanı, münfesih kurumun devir tarihindeki bilanço değerlerinin, birleşilen kurum tarafından kül hâlinde devralınması ve aynen bilançosuna geçirilmesidir. “Kül hâlinde” ifadesi, varlıkların ve borçların bütün olarak devrini; “aynen” ifadesi ise kayıtlı değerlerin değiştirilmeden aktarılmasını anlatır. Varlıkların gerçek değerlerine yükseltilerek devredilmesi hâlinde vergisiz geçiş imkânı kaybedilir.
Tam ve kısmi bölünme (m.19/2-3)
Tam bölünmede, tam mükellef bir sermaye şirketinin tasfiyesiz olarak infisah etmek suretiyle bütün malvarlığını, alacaklarını ve borçlarını kayıtlı değerleri üzerinden mevcut veya yeni kurulacak iki ya da daha fazla tam mükellef sermaye şirketine devretmesi ve karşılığında devredilen şirketin ortaklarına devralan şirketin sermayesini temsil eden iştirak hisseleri verilmesi söz konusudur.
Kısmi bölünmede ise şirketin tamamı ortadan kalkmaz: tam mükellef bir sermaye şirketinin ya da dar mükellef bir kurumun Türkiye’deki işyeri veya daimî temsilcisinin bilançosunda yer alan taşınmazlar ile kanunda öngörülen süreyle elde tutulan iştirak hisseleri, üretim veya hizmet işletmelerinin bütünlüğü korunmak suretiyle kayıtlı değerleri üzerinden ayni sermaye olarak konulur. Kısmi bölünmede en çok tartışılan husus, “işletme bütünlüğü” şartıdır: devredilen unsurun tek başına faaliyet yürütebilecek bir bütün oluşturması aranır; makine ve teçhizatın parça parça devri bu şartı sağlamaz. Ayrıca kanun, bölünme sonucunda devralan şirketin, devraldığı varlıkların karşılığında verdiği hisselerin ortaklara mı yoksa bölünen şirkete mi verileceği bakımından da düzenleme içerir.
Hisse değişimi ve tür değiştirme
Hisse değişimi, tam mükellef bir sermaye şirketinin, diğer bir sermaye şirketinin hisselerini, bu şirketin yönetimini ve hisse çoğunluğunu elde edecek şekilde devralması ve karşılığında bu şirketin ortaklarına kendi şirketinin sermayesini temsil eden iştirak hisselerini vermesidir. İşlem, kanunda öngörülen şartlarla vergisiz gerçekleşir; ortaklara nakit ödeme yapılması hâlinde kanunda öngörülen sınır aşılırsa rejim bozulur.
Tür değiştirme, uygulamada en sık başvurulan işlemlerden biridir: limited şirketin anonim şirkete dönüştürülmesi tipik örnektir. Kanun, devir şartlarını taşıyan tür değişikliklerini devir hükmünde sayar; dolayısıyla bilanço değerlerinin kül hâlinde ve aynen aktarılması hâlinde vergilendirme yapılmaz. Tür değiştirmenin ticaret hukuku boyutunda da şartlar bulunur: yönetim organı tarafından tür değiştirme planı ve raporu hazırlanması, gerekli hâllerde denetim raporu alınması ve genel kurul kararının tescil edilmesi gerekir. Vergi ve ticaret hukuku şartlarının birlikte sağlanmaması hâlinde işlem geçersiz kalabilir ya da vergisiz geçiş imkânı kaybedilebilir; bu nedenle iki süreç birlikte planlanmalıdır.
Ticaret hukuku boyutu ve süreç yönetimi
Vergi rejimi tek başına yeterli değildir; birleşme, bölünme ve tür değiştirme işlemleri Türk Ticaret Kanunu’nda ayrıntılı olarak düzenlenmiştir ve iki mevzuatın şartları birlikte sağlanmalıdır. Ticaret hukuku bakımından süreç, yönetim organlarının birleşme sözleşmesi ya da bölünme planı hazırlamasıyla başlar; ardından birleşme raporu düzenlenir, gerekli hâllerde denetim raporu alınır ve ortakların inceleme hakkı için kanunda öngörülen süre tanınır. Genel kurul kararının ardından işlem ticaret siciline tescil edilir ve tescille hüküm doğurur.
Bu sürecin vergi tarafıyla kesiştiği kritik nokta tescil tarihidir: devir beyannamesinin süresi tescil tarihinden itibaren işler. Bu nedenle sicil işlemlerinin takvimi, beyan yükümlülüğüyle birlikte planlanmalıdır. İkinci kesişme alacaklıların korunmasıdır: kanun, birleşme ve bölünmede alacaklıların haklarının güvence altına alınmasına ilişkin hükümler içerir; bölünmede devralan şirketlerin belirli şartlarla müteselsil sorumluluğu öngörülmüştür. Bu, devralan şirket bakımından yalnızca vergi değil, ticari borçlar yönünden de risk doğurur. Üçüncü nokta ortakların korunmasıdır: ayrılma akçesi, oy hakkı ve inceleme hakkına ilişkin kurallara uyulmaması, kararın iptali davasına konu olabilir ve tescil edilmiş bir işlemin sonradan tartışmalı hâle gelmesine yol açar. Bu nedenle işlem takviminin, vergi ve ticaret hukuku adımlarını birlikte gösteren bir plan üzerinden yürütülmesi gerekir.
Beyan, süreler ve sorumluluk (m.20)
Kanun’un 20. maddesi, devir, bölünme ve hisse değişiminde vergilendirmeye ilişkin usulü düzenler. Devirlerde, münfesih kurumun devir tarihine kadar olan kazancının vergilendirilebilmesi için devir tarihi itibarıyla hazırlanacak beyannamenin, devre ilişkin kararın ticaret sicilinde tescil edildiği tarihten itibaren kanunda öngörülen süre içinde verilmesi gerekir. Bu beyanname, münfesih kurum ile birleşilen kurum tarafından birlikte imzalanır.
Aynı maddede, birleşilen kurumun münfesih kurumun tahakkuk etmiş ve edecek vergi borçlarını ödeyeceğini ve diğer ödevlerini yerine getireceğini taahhüt etmesi öngörülmüştür; bu taahhüt beyannameye eklenir. Bu düzenlemenin pratik sonucu, devralan şirketin devraldığı şirketin geçmiş dönem vergi risklerini de üstlenmesidir. Bu nedenle devir öncesinde vergi incelemesi riski, devam eden uyuşmazlıklar ve borç durumu yazılı olarak araştırılmalı; sözleşmede sorumluluk paylaşımı ve varsa fiyat düzeltme mekanizması düzenlenmelidir. Kanuni temsilcilerin sorumluluğu bakımından da devir sonrası dönem ayrıca değerlendirilmelidir. Kanuni temsilci sorumluluğunu kanuni temsilcinin vergi sorumluluğu yazımızda ele aldık.
Ortaklar cephesinde vergilendirme
Devir ve bölünme işlemlerinde kurum düzeyinde vergisiz geçiş sağlansa dahi, ortaklar cephesinde ayrı bir değerlendirme yapılır. Kural olarak, ortakların eski hisselerinin yerine yeni hisse alması bir elden çıkarma sayılmaz ve bu nedenle ortak nezdinde kazanç doğmaz; bu, rejimin bütünlüğünü sağlayan temel yaklaşımdır. Ortağın yeni aldığı hisselerin maliyet bedeli, eski hisselerin maliyeti esas alınarak belirlenir ve ileride bu hisseler satıldığında kazanç bu maliyete göre hesaplanır.
Buna karşılık iki hâlde ortak nezdinde vergi doğabilir. Birincisi, hisse yanında nakit ya da başka bir menfaat verilmesidir: kanunda öngörülen sınırı aşan nakit ödemeler, kısmen elden çıkarma sayılabilir ve bu kısma isabet eden kazanç vergilendirilir. İkincisi, kısmi bölünmede devralan şirketin verdiği hisselerin bölünen şirkete değil doğrudan ortaklara verilmesi hâlinde ortaya çıkan durumlardır; kanun bu ihtimali ayrıca düzenler ve şartlarını gösterir. Üçüncü bir başlık, işlem sonrasında ortakların hisselerini satmasıdır: vergisiz geçiş, kazancı ortadan kaldırmaz, yalnızca erteler; hisse satışında doğan kazanç kendi rejimine göre vergilendirilir. Gerçek kişi ortaklar bakımından değer artışı kazancı, kurum ortaklar bakımından ise iştirak hissesi satış kazancı istisnasının şartları değerlendirilir. Bu nedenle yapılandırma planlanırken yalnızca kurum değil, ortak cephesindeki sonuçlar da hesaplanmalıdır.
Diğer vergiler ve zarar mahsubu
Vergisiz geçiş rejimi yalnızca kurumlar vergisiyle sınırlı değildir. Katma değer vergisi bakımından, kanunda sayılan devir ve bölünme işlemleri istisna kapsamındadır; işlem sırasında katma değer vergisi hesaplanmaz. Devrolan şirketin devreden katma değer vergisi bakiyesinin devralan şirkette indirim konusu yapılıp yapılamayacağı ise ayrı bir düzenlemeye tabidir ve şartları vardır.
Harçlar ve damga vergisi bakımından da kanunda öngörülen istisnalar bulunur: birleşme, devir ve bölünme işlemlerine ilişkin kâğıtlar ile tapu işlemleri, şartların sağlanması hâlinde istisna kapsamındadır. Zarar mahsubu ise en dikkat edilmesi gereken başlıktır: Kurumlar Vergisi Kanunu, devralınan kurumun zararlarının mahsup edilebilmesini kanunda öngörülen şartlara bağlar; son beş yıla ilişkin beyannamelerin kanuni süresinde verilmiş olması ve devralınan faaliyetin belirli süre devam ettirilmesi bunlar arasındadır. Bu şartlar sağlanmadığında devralınan zarar mahsup edilemez; sonradan ihlal hâlinde yapılan mahsuplar geri alınır. Kurumlar vergisi istisna ve indirimlerinin genel çerçevesini kurumlar vergisi istisnaları yazımızda anlattık.
Yapılandırma nedenleri ve vergi dışı boyutlar
Şirket yapılandırmaları yalnızca vergi avantajı için yapılmaz; asıl sebep çoğu zaman ticari ve operasyoneldir. Tipik gerekçeler şunlardır: farklı faaliyet kollarının ayrıştırılarak yönetilebilir hâle getirilmesi, riskli bir faaliyetin ayrı bir tüzel kişiliğe taşınarak diğer varlıkların korunması, yatırımcı girişine uygun bir yapı kurulması, aile şirketlerinde nesiller arası devir planlaması ve halka arz hazırlığı. Bu gerekçelerin belgelenmesi vergi tarafında da önemlidir: işlemin makul bir ticari amacının bulunması, peçeleme ve vergiden kaçınma iddialarına karşı en güçlü savunmadır.
Vergi dışı boyutlar da işlem planına dâhil edilmelidir. Rekabet hukuku bakımından, belirli eşikleri aşan birleşme ve devralmalar için Rekabet Kurulu izni alınması zorunludur; izin alınmadan gerçekleştirilen işlemler bakımından idari para cezası ve işlemin hukuki geçerliliğine ilişkin sonuçlar doğar. İş hukuku bakımından, işyerinin veya bir bölümünün devri hâlinde iş sözleşmeleri devralana geçer ve işçilerin kazanılmış hakları korunur; devir tek başına haklı fesih sebebi oluşturmaz. Sözleşmeler cephesinde ise mevcut ticari sözleşmelerdeki kontrol değişikliği kayıtları incelenmelidir; bu kayıtlar karşı tarafa fesih hakkı verebilir. Son olarak izin, ruhsat ve teşvik belgelerinin devredilebilirliği kontrol edilmelidir: bazı izinler kişiye bağlıdır ve yeni yapıda yeniden alınması gerekir. Rekabet izni sürecini birleşme ve devralmalarda izin yazımızda ele aldık.
Vergi mahkemesi dava dilekçesi örneği
…………… VERGİ MAHKEMESİ BAŞKANLIĞINA
DAVACI: …… A.Ş., Vergi No, Adres
DAVALI: …… Vergi Dairesi Müdürlüğü
DAVA KONUSU: ……/……/2026 tarih ve …… sayılı ihbarname ile tarh edilen kurumlar vergisi ve kesilen vergi ziyaı cezasının iptali istemidir.
TEBLİĞ TARİHİ: ……/……/2026
AÇIKLAMALAR
1. Şirketimiz, ……/……/…… tarihinde tescil edilen kararla …… Ltd. Şti.’ni Kurumlar Vergisi Kanunu’nun 19 ve 20. maddeleri kapsamında devralmıştır. Tescil belgeleri, devir sözleşmesi ve devir bilançosu ektedir.
2. İdarece, devrin kanuni şartları taşımadığı gerekçesiyle işlemin tasfiye hükümlerine göre vergilendirilmesi gerektiği kabul edilmiştir.
3. Oysa münfesih kurumun devir tarihindeki bilanço değerleri kül hâlinde devralınmış ve aynen şirketimiz bilançosuna geçirilmiştir; değerleme yapılmamış, kayıtlı değerler korunmuştur. Karşılaştırmalı bilanço ve muhasebe kayıtları ektedir.
4. Her iki kurumun da kanuni ve iş merkezi Türkiye’de bulunmaktadır; ticaret sicil kayıtları ektedir.
5. Devir beyannamesi, tescil tarihinden itibaren kanuni süre içinde ve her iki kurum yetkililerince birlikte imzalanarak verilmiş; birleşilen kurum olarak vergi borçlarına ilişkin taahhütname de eklenmiştir.
6. Bu itibarla devir şartları eksiksiz sağlanmış olup, tasfiye hükümlerine göre yapılan tarhiyat hukuka aykırıdır.
HUKUKİ SEBEPLER: 5520 sayılı Kurumlar Vergisi Kanunu m.18, 19, 20; 213 sayılı Vergi Usul Kanunu; 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu; 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu.
DELİLLER: Ticaret sicil kayıtları, devir sözleşmesi ve bilançoları, devir beyannamesi ve taahhütname, muhasebe kayıtları, bilirkişi incelemesi.
SONUÇ VE İSTEM: Açıklanan nedenlerle tarhiyatın ve cezanın iptaline, yargılama giderleri ile vekâlet ücretinin davalı idareye yükletilmesine karar verilmesini saygıyla arz ve talep ederiz. ……/……/2026
Davacı Vekili
Ad Soyad – İmza
İşlem öncesi kontrol listesi
- Her iki kurumun kanuni veya iş merkezinin Türkiye’de olduğunu doğrulayın.
- Bilanço değerlerini kül hâlinde ve aynen aktarın; değerleme yapmayın.
- Kısmi bölünmede işletme bütünlüğü şartını sağlayın; parça devri yeterli değildir.
- Hisse değişiminde yönetim ve hisse çoğunluğu şartını ve nakit ödeme sınırını gözetin.
- Devir beyannamesini tescilden itibaren kanuni sürede ve birlikte imzayla verin.
- Vergi borçlarına ilişkin taahhütnameyi eklemeyi unutmayın.
- Devir öncesinde karşı tarafın vergi risklerini yazılı olarak araştırın.
- Zarar mahsubu bekliyorsanız kanuni şartları önceden değerlendirin.
Sık sorulan sorular
Birleşme vergi doğurur mu?
Kural olarak evet: infisah eden kurumun birleşme kârı için tasfiye hükümleri uygulanır (m.18). Devir şartları sağlanırsa vergilendirme yapılmaz.
Devrin şartları neler?
Her iki kurumun kanuni veya iş merkezinin Türkiye’de olması ve bilanço değerlerinin kül hâlinde devralınıp aynen bilançoya geçirilmesi (m.19/1).
“Kül hâlinde ve aynen” ne demek?
Varlık ve borçların bütün olarak, kayıtlı değerleri değiştirilmeden aktarılmasıdır; değerleme yapılırsa rejim bozulur.
Tam bölünme nedir?
Şirketin tasfiyesiz infisahıyla tüm malvarlığının kayıtlı değerlerle iki veya daha fazla şirkete devri ve ortaklara hisse verilmesidir (m.19/2).
Kısmi bölünmede ne devredilebilir?
Taşınmazlar, kanunda öngörülen süreyle elde tutulan iştirak hisseleri ile üretim veya hizmet işletmeleri; işletme bütünlüğü korunmalıdır.
Makineleri tek tek devredebilir miyim?
Hayır. Kısmi bölünmede işletme bütünlüğü aranır; parça parça devir bu şartı sağlamaz.
Hisse değişimi nasıl işler?
Yönetim ve hisse çoğunluğunu sağlayacak hisselerin devri karşılığında devralan şirketin hisselerinin verilmesiyle; nakit ödemede kanuni sınır vardır.
Limitedi anonime çevirmek vergi doğurur mu?
Devir şartlarını taşıyan tür değişiklikleri devir hükmündedir; şartlar sağlanırsa vergilendirme yapılmaz.
Devir beyannamesi ne zaman verilir?
Devre ilişkin kararın ticaret sicilinde tescil edildiği tarihten itibaren kanuni süre içinde ve her iki kurumca birlikte imzalanarak.
Devralan şirket eski borçlardan sorumlu mu?
Evet. Birleşilen kurum, münfesih kurumun tahakkuk etmiş ve edecek vergi borçlarını ödemeyi taahhüt eder.
KDV hesaplanır mı?
Kanunda sayılan devir ve bölünme işlemleri istisna kapsamındadır; devreden KDV bakiyesinin durumu ayrıca değerlendirilir.
Devraldığım şirketin zararlarını mahsup edebilir miyim?
Kanuni şartlar sağlanırsa: son beş yıl beyannamelerinin süresinde verilmiş olması ve faaliyetin belirli süre sürdürülmesi gibi.
Devirde ortak olarak vergi öder miyim?
Eski hisselerin yerine yeni hisse alınması kural olarak elden çıkarma sayılmaz; ancak sınırı aşan nakit ödemelerde kazanç doğabilir.
Ticaret hukuku tarafında hangi adımlar var?
Birleşme sözleşmesi ya da bölünme planı, raporlar, ortakların inceleme hakkı, genel kurul kararı ve tescil. Devir beyannamesi süresi tescil tarihinden işler.
Şartlar ihlal edilirse ne olur?
İşlem tasfiye hükümlerine göre vergilendirilir; yapılan zarar mahsupları geri alınır ve vergiler faiziyle istenir.
Devirde zarar mahsubunun şartları
Birleşme ve devir kararlarında en çok tartışılan konulardan biri, devralınan şirketin geçmiş yıl zararlarının mahsup edilip edilemeyeceğidir. Kurumlar Vergisi Kanunu’nun 9. maddesi bu imkânı tanır ancak sıkı şartlara bağlar: devralınan kurumların devir tarihi itibarıyla öz sermaye tutarını geçmeyen zararları, kanunda öngörülen şartlarla indirim konusu yapılabilir.
Aranan şartlar şunlardır. Birincisi beyanname şartıdır: son beş yıla ilişkin kurumlar vergisi beyannamelerinin kanuni süresinde verilmiş olması gerekir; süresinde verilmemiş bir beyanname, mahsup imkânını tamamen ortadan kaldırır. İkincisi faaliyet şartıdır: devralınan kurumun faaliyetine devir sonrasında kanunda öngörülen süre boyunca devam edilmesi aranır; faaliyetin durdurulması ya da esaslı biçimde değiştirilmesi şart ihlali sayılır. Üçüncüsü tutar sınırıdır: mahsup edilebilecek zarar, devralınan kurumun öz sermayesi ile sınırlıdır; bu nedenle devir bilançosundaki öz sermaye tutarı kritik önemdedir. Dördüncüsü, şartların sonradan ihlali hâlinde yapılan mahsupların geri alınması ve zamanında tahakkuk ettirilmeyen vergilerin gecikme faiziyle istenmesidir. Bu düzenlemenin amacı, yalnızca zarar mahsubu için yapılan devirleri engellemektir; bu nedenle devir kararında ticari gerekçenin belgelenmesi ayrıca önem taşır.
Devir bilançosu ve değerleme
Devrin vergisiz gerçekleşmesinin temel şartı, bilanço değerlerinin kül hâlinde devralınması ve aynen bilançoya geçirilmesidir. Bu, devir bilançosunun hazırlanmasını teknik bir işlem olmaktan çıkarıp hukuki bir belge hâline getirir. Devir tarihi itibarıyla hazırlanan bilançoda yer alan tüm aktif ve pasif kalemler, kayıtlı değerleriyle devralan kuruma aktarılır; herhangi bir kalemin gerçek değerine yükseltilmesi ya da bilanço dışında bırakılması rejimi bozar.
Uygulamada dikkat edilecek kalemler şunlardır. Birincisi amortismanlardır: devralınan iktisadi kıymetlerin birikmiş amortismanları da aynen aktarılır ve devralan kurum kalan süre üzerinden amortisman ayırmaya devam eder. İkincisi karşılıklardır: şüpheli alacak karşılıkları ve diğer karşılıkların akıbeti belirlenmelidir. Üçüncüsü fon hesaplarıdır: taşınmaz satış kazancı istisnasından doğan fon ile yeniden değerleme değer artış fonunun devralan kurumda aynen izlenmesi gerekir; aksi hâlde çekiş sayılır. Dördüncüsü devreden katma değer vergisidir: devrolan kurumdaki devreden verginin devralan kurumda indirim konusu yapılabilmesi kanunda öngörülen şartlara bağlıdır. Beşincisi geçmiş yıl kârlarıdır: bunların devralan kurumdaki durumu ve sonradan dağıtımında stopaj doğup doğmayacağı değerlendirilmelidir. Bu nedenle devir bilançosu, muhasebe ve hukuk birimlerinin birlikte hazırlaması gereken bir belgedir.
Bölünme ve hisse değişiminde ortak cephesi
Yeniden yapılandırma işlemlerinde kurum düzeyinde vergisiz geçiş sağlansa dahi, ortaklar cephesi ayrı değerlendirilir. Kural, eski payların yerine yeni pay alınmasının bir elden çıkarma sayılmaması ve ortak nezdinde kazanç doğmamasıdır; bu, rejimin bütünlüğünü sağlayan yaklaşımdır. Ortağın yeni edindiği payların maliyet bedeli, eski payların maliyeti esas alınarak belirlenir.
Bu kuralın üç istisnası vardır. Birincisi nakit ödemedir: kanunda öngörülen sınırı aşan nakit ya da menfaat verilmesi hâlinde bu kısım elden çıkarma sayılabilir ve kazanç doğar. İkincisi kısmi bölünmede hisselerin kime verileceğidir: devralan şirketin verdiği payların bölünen şirkete mi yoksa doğrudan ortaklara mı verileceği kanunda düzenlenmiştir ve seçilen yöntem ortak nezdinde farklı sonuç doğurur. Üçüncüsü sonraki satıştır: vergisiz geçiş kazancı ortadan kaldırmaz, erteler; ortak yeni paylarını sattığında kazanç kendi rejimine göre vergilendirilir ve maliyet bedeli olarak eski payların maliyeti esas alınır. Gerçek kişi ortaklarda değer artışı kazancı, kurum ortaklarda ise iştirak hissesi satış kazancı istisnasının şartları değerlendirilir. Bu nedenle yapılandırma planlanırken ortakların gelecekteki çıkış senaryosu da hesaplanmalıdır. Pay satışında kazanç hesabını değer artışı kazancı yazımızda ele aldık.
İlgili Rehberler
Bu yazı genel bilgilendirme amaçlıdır; 5520 sayılı Kurumlar Vergisi Kanunu m.18, 19, 20 ve 9; 3065 sayılı Katma Değer Vergisi Kanunu; 492 sayılı Harçlar Kanunu ve 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu hükümlerine dayanır. Şartlar ve süreler değişebilir; somut dosyanız için Hukukçular Evi Ankara ile 0554 648 37 15 numaralı telefondan iletişime geçin.


