18 Eylül 2026

Avukatım Paramı Vermiyor 2026: Tahsil Edilen Parayı Ödemeyen Avukat — Hapis Hakkının Sınırı (Av.K. m.166), Hesap Verme Borcu (TBK m.508), İcra Dosyasından Tahsilatın Tespiti, İhtarname, Azil, Disiplin Şikâyeti, Suç Duyurusu ve Alacak Davası

Avukatın icra dosyasından veya karşı taraftan tahsil ettiği parayı müvekkile ödememesi, tek bir hukuki soruna değil üç ayrı sonuca bağlanır. Türk Borçlar Kanunu m.508 uyarınca vekil, vekâlet verenin istemi üzerine yürüttüğü işin hesabını vermek ve vekâletle ilişkili olarak aldıklarını ona vermekle yükümlüdür. Avukatlık Kanunu m.166 ise avukata, ücret ve giderin ödenmesine kadar ve yalnızca kendi alacağı nispetinde parayı elinde tutma hakkı tanır. Bu iki hüküm arasındaki sınır, olayın hapis hakkının kullanılması mı yoksa hukuka aykırı alıkoyma mı olduğunu belirler. Sınırın aşıldığı hâllerde disiplin yönünden Avukatlık Kanunu m.135/2-o, ceza yönünden TCK m.155 ve Avukatlık Kanunu m.62 yollamasıyla TCK m.257 gündeme gelir; paranın geri alınması ise ayrıca alacak davası veya icra takibi gerektirir. Bu rehber, paranın izinin icra dosyasından nasıl sürüleceğini, ihtarname ve azil aşamasını, ücret alacağının nasıl hesaplanacağını, üç yolun birlikte nasıl işletileceğini ve süreleri kanun maddeleri üzerinden anlatır.

Somut bir dosyanızla ilgili görüşmek ister misiniz?

📞 Ara: +905546483715💬 WhatsApp’tan yaz

Avukatınız tahsil ettiği parayı ödemiyor mu?

İcra dosyasındaki tahsilatın tespiti, ihtarname, azil, disiplin şikâyeti, suç duyurusu ve alacak davası sürecinde Hukukçular Evi uzman kadrosuyla yanınızdayız. Telefon: 0554 648 37 15

📞 Hemen Arayın💬 WhatsApp

Önce Doğru Soru: Alıkoyma mı, Hapis Hakkı mı?

Müvekkilin “avukatım paramı vermiyor” dediği durumların önemli bir bölümünde avukat, parayı hukuka uygun şekilde elinde tutuyor olabilir. Avukatlık Kanunu m.166/1’e göre avukat, müvekkili tarafından verilen veya onun namına aldığı malları, parayı ve diğer her türlü kıymetleri, avukatlık ücreti ve giderin ödenmesine kadar, kendi alacağı nispetinde elinde tutabilir. Bu, kanunun avukata tanıdığı bir haktır ve hapis hakkı olarak adlandırılır.

Hükmün iki sınırı vardır. Birincisi amaç sınırıdır: alıkoyma yalnızca avukatlık ücreti ve yapılan giderler için mümkündür. İkincisi miktar sınırıdır: alıkoyma yalnızca avukatın kendi alacağı nispetinde yapılabilir. Yüz bin liralık tahsilatta ücret ve gider alacağı yirmi bin lira ise, kalan seksen bin liranın ödenmesi gerekir. Alacağı aşan kısmın verilmemesi hapis hakkının sınırının aşılması demektir ve Avukatlık Kanunu m.135/2-o’da, müvekkil tarafından verilen veya onun namına alınan malları, parayı veya diğer her türlü kıymetleri hapis hakkı sınırlarını aşacak şekilde müvekkile vermemek, kınama cezasını gerektiren hâller arasında sayılmıştır.

Buna karşılık avukatın hesap verme ve iade borcu, Türk Borçlar Kanunu m.508’de düzenlenmiştir: vekil, vekâlet verenin istemi üzerine yürüttüğü işin hesabını vermek ve vekâletle ilişkili olarak aldıklarını vekâlet verene vermekle yükümlüdür. Avukatlık Kanunu m.34 de avukatın görevini özen, doğruluk ve onur içinde yerine getirmesini emreder. Dolayısıyla tartışma çoğu zaman “para verilecek mi” sorusunda değil, “ne kadarı verilecek” sorusunda düğümlenir.

Alıkoymanın hukuka uygun olup olmadığının değerlendirilmesi

DurumHukuki nitelendirmeDayanak
Ücret ve gider alacağı kadar paranın tutulmasıHapis hakkının kullanılmasıdırAv.K. m.166/1
Alacağı aşan kısmın da tutulmasıHapis hakkının sınırının aşılmasıdırAv.K. m.135/2-o
Tahsilatın müvekkile hiç bildirilmemesiHesap verme borcunun ihlalidirTBK m.508; Av.K. m.34
Tahsilatın icra dosyasına makul sürede bildirilmemesiUyarma cezasını gerektiren hâldirAv.K. m.135/1-r
Ücret alacağı hiç bulunmadığı hâlde paranın tutulmasıAlıkoymanın hukuki dayanağı yokturTBK m.508; Av.K. m.166
Paranın avukatın kendi ihtiyacı için kullanılmasıCeza sorumluluğu gündeme gelirTCK m.155; Av.K. m.62 yollamasıyla TCK m.257
Ücret ve gider ödenmediği için dosya evrakının verilmemesiKanunda öngörülen hâldirAv.K. m.39/2
Değerlendirmeye hep aynı sırayla başlayın: tahsil edilen tutar ne kadar, avukatın ücret ve gider alacağı ne kadar, aradaki fark ödendi mi? Bu üç rakam netleşmeden yapılan şikâyet ve dava çoğu zaman sonuçsuz kalır; çünkü uyuşmazlık aslında ücretin miktarına ilişkindir ve ispat yükü farklı işler.

Paranın İzini Sürmek: İcra Dosyası ve Banka Kaydı

Tahsilatın gerçekleşip gerçekleşmediği tahmine bırakılmaz; icra dosyası bunu belgeler. İcra ve İflas Kanunu m.9’a göre icra ve iflas dairelerine yapılacak her türlü nakdî ödeme, Adalet Bakanlığı tarafından uygun görülecek bankalarda icra ve iflas dairesi adına açılan hesaba yapılır. Haciz sırasında borçlu veya üçüncü kişiler tarafından yapılan ödeme nedeniyle tahsil edilen paralar, en geç tahsilatın yapıldığı günü takip eden ilk iş günü çalışma saati sonuna kadar banka hesabına yatırılmak üzere icra veya mahkeme kasalarında muhafaza edilir.

Ödemenin kime yapılacağı da kayıtlıdır. Aynı Kanunun m.9/2’sine göre icra ve iflas dairelerince yapılması gereken her türlü nakdî ödeme, ilgilisinin gösterdiği banka hesabına aktarılmak üzere, icra müdürü tarafından resen bankaya verilecek talimat gereği yapılır; talimat, paranın icra ve iflas dairesi hesabına yatırılmasını takip eden en geç üç iş günü sonuna kadar verilir. Takip talebinde nelerin yazılacağını düzenleyen m.58/2-1’de ise alacaklının ve varsa kanuni temsilcisinin ve vekilinin adı, soyadı ile alacaklı veya vekili adına ödemenin yapılacağı banka adı ve hesap bilgileri sayılmıştır. Dolayısıyla paranın hangi hesaba çıktığı, dosya üzerinden görülebilir.

Müvekkilin bakması gereken kayıtlar şunlardır: dosyadaki tahsilat ve reddiyat kalemleri, reddiyat makbuzunun tarihi ve tutarı, ödemenin yapıldığı hesabın alacaklıya mı vekile mi ait olduğu, dosya hesabının güncel bakiyesi ve varsa dosyanın infazen kapatılıp kapatılmadığı. Bu bilgiler icra dairesinden talep edilebileceği gibi, taraf olarak e-Devlet üzerinden erişilebilen dosya bilgilerinden de izlenebilir. Vekâlet ilişkisi sona ermişse dosya suretlerinin icra dairesinden istenmesi gerekir.

Karşı taraftan doğrudan, icra dosyası dışında yapılan ödemelerde tablo değişir. Bu hâlde ispat aracı, ödemeyi yapanın banka dekontu, varsa sulh veya ibra belgesi ile yazışmalardır. Ödemeyi yapan kişiden alınacak yazılı beyan ve dekont örneği, sonraki aşamaların temel delilidir.

Vekâletname Neye Yetki Veriyor?

İkinci belge vekâletnamedir. Hukuk Muhakemeleri Kanunu m.73’e göre davaya vekâlet, kanunda özel yetki verilmesini gerektiren hususlar saklı kalmak üzere, hüküm kesinleşinceye kadar, vekilin davanın takibi için gereken bütün işlemleri yapmasına, hükmün yerine getirilmesine, yargılama giderlerinin tahsili ile buna ilişkin makbuz vermesine ve bu işlemlerin tamamının kendisine karşı da yapılabilmesine ilişkin yetkiyi kapsar. Aynı maddenin ikinci fıkrasına göre bu yetkiyi kısıtlamaya yönelik bütün sınırlandırıcı işlemler, karşı taraf yönünden geçersizdir.

M.74’te ise açıkça yetki verilmedikçe vekilin yapamayacağı işlemler sayılmıştır: sulh olamaz, hâkimi reddedemez, davanın tamamını ıslah edemez, yemin teklif edemez, yemini kabul, iade veya reddedemez, başkasını tevkil edemez, haczi kaldıramaz, müvekkilinin iflasını isteyemez, tahkim ve hakem sözleşmesi yapamaz, alternatif uyuşmazlık çözüm yollarına başvuramaz, davadan veya kanun yollarından feragat edemez, karşı tarafı ibra ve davasını kabul edemez ve maddede sayılan diğer işlemleri yapamaz.

Bu iki hükmün pratik sonucu şudur: vekâletnamenizde tahsile (ahzukabz) ilişkin yetkinin bulunup bulunmadığı, paranın hangi hesaba ödendiğini ve avukatın hangi işlemleri kendi başına yapabileceğini belirler. Vekâletnamede sulh ve ibra yetkisi varsa, dosyanın düşük bir bedelle sonlandırılmış olması da ihtimal dâhilindedir; bu durumda talebin niteliği değişir ve özen yükümlülüğünün ihlaline dayanan bir tazminat tartışması doğar. Vekâletnamenin bir örneği noterden ya da dosyadan temin edilerek yetki bölümünün okunması, ilk adımlardan biri olmalıdır.

Ücret Alacağı Ne Kadar? Hesabın Kanuni Çerçevesi

Hapis hakkının miktar sınırı, avukatın ücret alacağının doğru hesaplanmasına bağlıdır. Avukatlık Kanunu m.164/2’ye göre yüzde yirmi beşi aşmamak üzere, dava veya hükmolunacak şeyin değeri yahut paranın belli bir yüzdesi avukatlık ücreti olarak kararlaştırılabilir. Üçüncü fıkra, bu tür sözleşmelerin dava konusu para dışındaki mal ve haklardan bir kısmının aynen avukata ait olacağı hükmünü taşıyamayacağını belirtir. Dördüncü fıkraya göre avukatlık asgari ücret tarifesi altında vekâlet ücreti kararlaştırılamaz.

Yazılı bir ücret sözleşmesi yoksa hesap kanuna göre yapılır. M.164/4’ün devamına göre avukatlık ücretinin kararlaştırılmamış olduğu veya taraflar arasında yazılı ücret sözleşmesinin bulunmadığı yahut ücret sözleşmesinin belirgin olmadığı veya tartışmalı olduğu veya ücret sözleşmesinin ücrete ilişkin hükmünün geçersiz sayıldığı hâllerde; değeri para ile ölçülebilen dava ve işlerde asgari ücret tarifelerinin altında olmamak koşuluyla, ücret itirazlarını incelemeye yetkili merci tarafından davanın kazanılan bölümü için avukatın emeğine göre ilamın kesinleştiği tarihteki müddeabihin değerinin yüzde onu ile yüzde yirmisi arasındaki bir miktar avukatlık ücreti olarak belirlenir. Değeri para ile ölçülemeyen dava ve işlerde ise avukatlık asgari ücret tarifesi uygulanır.

Karşı tarafa yüklenen vekâlet ücretinin kime ait olduğu ayrı bir konudur. M.164/son’a göre dava sonunda, kararla tarifeye dayanılarak karşı tarafa yüklenecek vekâlet ücreti avukata aittir; bu ücret, iş sahibinin borcu nedeniyle takas ve mahsup edilemez, haczedilemez. Bu nedenle icra dosyasında tahsil edilen tutarın içindeki vekâlet ücreti kalemi, müvekkile ödenecek asıl alacaktan ayrı değerlendirilir. Hesaplama için nispi vekâlet ücreti hesaplama aracı kullanılabilir; ücretin kapsamı ve %25 sınırı için Avukatlık Kanunu m.164 ve AAÜT uygulaması yazımıza bakılabilir.

Giderler bakımından m.173/2 uygulanır: avukata tevdi edilen işin yapılması veya yapıldıktan sonra sonucunun alınması için gerekli bütün vergi, resim, harç ve giderler iş sahibinin sorumluluğu altındadır ve bu harcamaların avukat tarafından yapılabilmesi için yeterli avansın iş sahibince verilmiş olması gerekir. Avukat, yaptığı gideri belgelendirmek durumundadır; belgelendirilmeyen gider, hapis hakkının kapsamında değerlendirilemez.

Tahsil edilen tutarın kalemlere ayrılması

KalemKime aitDayanak
Asıl alacakMüvekkileTBK m.508
İşlemiş ve işleyecek faizMüvekkileTBK m.508
Takip ve yargılama giderleri (müvekkil ödemişse)MüvekkileAv.K. m.173/2
Karşı tarafa yüklenen vekâlet ücretiAvukataAv.K. m.164/son
Sözleşmeyle kararlaştırılan avukatlık ücretiAvukata; hapis hakkına konu olabilirAv.K. m.164/2, m.166/1
Avukatın belgelendirdiği masraflarAvukata; hapis hakkına konu olabilirAv.K. m.166/1, m.173/2
Ücret sözleşmesi yoksa belirlenecek ücretYetkili mercice tespit edilirAv.K. m.164/4

İlk Adım: Yazılı Talep ve İhtarname

Telefonla yapılan görüşmeler ispat üretmez. Hesap verme borcu, Türk Borçlar Kanunu m.508’de vekâlet verenin istemine bağlanmıştır; bu nedenle istemin yazılı ve tarihli olması önemlidir. İlk aşamada avukata, tercihen noter aracılığıyla ya da kayıtlı elektronik posta ile bir ihtarname gönderilmesi, hem borcun muaccel hâle geldiğini hem de temerrüdün başladığını belgeler.

İhtarnamede bulunması gerekenler şunlardır: vekâlet ilişkisinin tarihi ve konusu, takip veya dava dosyasının esas numarası, tahsil edildiği öğrenilen tutar ve öğrenme şekli, avukatın ücret ve gider alacağının bildirilmesi talebi, kalan tutarın belirtilen banka hesabına ödenmesi için verilen süre ve süre sonunda disiplin şikâyeti, suç duyurusu ve dava yollarına başvurulacağının bildirilmesi. İhtarnamede, m.508 uyarınca hesap verilmesinin de ayrıca talep edilmesi yerinde olur; çünkü hesap verme borcu, iade talebinden bağımsız olarak ileri sürülebilen bir haktır.

İhtarnamenin tebliğ edilmiş olması, faiz bakımından da sonuç doğurur. Para borcunda temerrüt faizi, kural olarak borçlunun temerrüde düşmesinden itibaren işler. Oranların hesabı için yasal ve temerrüt faizi hesaplama aracı kullanılabilir.

Azil: Ne Zaman, Nasıl ve Hangi Sonuçla?

Türk Borçlar Kanunu m.512’ye göre vekâlet veren ve vekil, her zaman sözleşmeyi tek taraflı olarak sona erdirebilir. Avukat bakımından azlin parasal sonucu Avukatlık Kanunu m.174/2’de düzenlenmiştir: avukatın azli hâlinde ücretin tamamı verilir; şu kadar ki avukat kusur veya ihmalinden dolayı azledilmişse ücretin ödenmesi gerekmez. Bu nedenle azil bildiriminde azil sebebinin açıkça ve somut olarak yazılması, sonraki ücret tartışmasını doğrudan etkiler.

M.174/1 ise avukatın kendi isteğiyle işi bırakması hâlini düzenler: üzerine aldığı işi haklı bir sebep olmaksızın takipten vazgeçen avukat hiçbir ücret isteyemez ve peşin aldığı ücreti geri vermek zorundadır. M.41’e göre belli bir işi takipten veya savunmadan isteğiyle çekilen avukatın o işe ait vekâlet görevi, durumun müvekkile tebliğinden itibaren on beş gün süreyle devam eder.

Azil, yalnızca avukata bildirimle tamamlanmaz. Dosyalarda işlem yapılabilmesi ve tebligatların size yapılabilmesi için azil bildiriminin ilgili mahkeme ve icra dairelerine de sunulması gerekir. Aksi hâlde tebligatlar vekile yapılmaya devam eder ve süre kaybı doğabilir. Azilden sonra yeni bir vekil tayin edilecekse, bu vekâletnamenin de dosyalara sunulması gerekir.

Azil kararı verilmeden önce iki nokta değerlendirilmelidir. Birincisi, m.174/2 uyarınca haksız azilde ücretin tamamının ödenmesi gerekir; bu nedenle azil sebebi belgeyle desteklenmelidir. İkincisi, m.39/1 uyarınca avukat kendisine tevdi olunan evrakı vekâletin sona ermesinden itibaren üç yıl saklamakla yükümlüdür; evrakın geri alınması yazıyla bildirilmişse saklama yükümlülüğü bildirimden itibaren üç ayın sonunda sona erer. Dosyadaki asıl belgelerin iadesi bu süreler içinde talep edilmelidir.

Disiplin Yolu: Baroya Şikâyet

Disiplin şikâyeti, avukatın kayıtlı olduğu baroya yapılır. Avukatlık Kanunu m.139’a göre yetki, şikâyetin yapıldığı tarihte avukatın levhasında yazılı olduğu baroya aittir. Yönetim kurulu m.141 uyarınca şikâyet tarihinden itibaren en çok bir yıl içinde disiplin kovuşturması hakkında karar vermek zorundadır; kovuşturmaya yer olmadığı kararına karşı m.142’ye göre on beş gün içinde Türkiye Barolar Birliği Yönetim Kuruluna itiraz edilebilir. Sürecin tamamı için avukat hakkında şikâyet nasıl ve nereye yapılır yazımıza bakılabilir.

Paranın ödenmemesi hâlinde gündeme gelebilecek disiplin hükümleri, 7571 sayılı Kanunla yeniden yazılan m.135’te yer alır. Müvekkil tarafından verilen veya onun namına alınan malları, parayı veya diğer her türlü kıymetleri hapis hakkı sınırlarını aşacak şekilde müvekkile vermemek kınama cezasını gerektirir (m.135/2-o). Yapılan tahsilatı makul süre içinde icra dosyasına bildirmemek uyarma cezası sebebidir (m.135/1-r). Görevini savsaklayarak veya kötüye kullanarak müvekkilinin zararına kendisine veya başkasına menfaat sağlamak ise para cezasını gerektiren hâller arasında sayılmıştır (m.135/3-a). Üstlenilen işle ilgili masraf alındığı hâlde dava açılmaması veya icra takibi başlatılmaması ya da açılmadığı hâlde alınan masrafın iade edilmemesi de kınama sebebidir (m.135/2-r).

Disiplin yolunun sınırı baştan bilinmelidir: verilen ceza paranızı geri getirmez. M.135/3’e göre para cezası baroya ödenir ve m.162 uyarınca baroya gelir yazılır. Disiplin dosyası, alacak davasında delil olarak kullanılabilir; ancak talebin kendisini karşılamaz.

Ceza Yolu: Hangi Suç, Hangi Usul?

Ceza boyutunda iki hüküm öne çıkar. Birincisi TCK m.155’tir. Maddenin birinci fıkrasına göre başkasına ait olup da muhafaza etmek veya belirli bir şekilde kullanmak üzere zilyetliği kendisine devredilmiş olan mal üzerinde, kendisinin veya başkasının yararına olarak zilyetliğin devri amacı dışında tasarrufta bulunan veya bu devir olgusunu inkâr eden kişi, şikâyet üzerine altı aydan iki yıla kadar hapis ve adli para cezası ile cezalandırılır. İkinci fıkraya göre suçun; meslek ve sanat, ticaret veya hizmet ilişkisinin ya da hangi nedenden doğmuş olursa olsun başkasının mallarını idare etmek yetkisinin gereği olarak tevdi ve teslim edilmiş eşya hakkında işlenmesi hâlinde bir yıldan yedi yıla kadar hapis ve üç bin güne kadar adli para cezasına hükmolunur. 24.12.2025 tarihli ve 7571 sayılı Kanunla eklenen üçüncü fıkraya göre suçun konusunun motorlu kara, deniz veya hava taşıtı olması hâlinde yukarıdaki fıkralara göre verilecek ceza bir kat artırılır.

İkincisi Avukatlık Kanunu m.62’dir: bu Kanun ve diğer kanunlar gereğince avukat sıfatıyla veya Türkiye Barolar Birliğinin yahut baroların organlarında görevli olarak kendisine verilmiş bulunan görev ve yetkiyi kötüye kullanan avukat, TCK m.257 hükümlerine göre cezalandırılır. Fiilin hangi hükme gireceğinin nitelendirmesini Cumhuriyet savcılığı ve mahkeme yapar; şikâyetçiden beklenen, olayı ve belgeleri eksiksiz sunmaktır. Doldurulmaya hazır bir dilekçe için avukat hakkında suç duyurusu dilekçesi örneği sayfamıza bakılabilir. Suçların unsurları için güveni kötüye kullanma (TCK m.155) ve görevi kötüye kullanma (TCK m.257) yazılarımıza bakılabilir.

Usul bakımından belirleyici olan nokta şudur: fiil avukatlık görevinden doğduğu veya görev sırasında işlendiği için, Avukatlık Kanunu m.58 uyarınca soruşturma ancak Adalet Bakanlığının vereceği izin üzerine, suçun işlendiği yer Cumhuriyet savcısı tarafından yapılır. Savcı ön incelemeyi bizzat yapar, izin verilip verilmemesi yönündeki kanaatini içeren fezlekeyi Bakanlığa gönderir; izin verilmezse dosya işlemden kaldırılır. İzin verilmemesi kararına karşı idari yargıda iptal davası açılabilir. Bu usulün ayrıntısı için avukat hakkında soruşturma ve kovuşturma izni yazımıza bakılabilir.

Uzlaştırma bakımından da ayrım yapılır. Güveni kötüye kullanmanın birinci fıkradaki temel şekli şikâyete bağlıdır; hizmet nedeniyle güveni kötüye kullanma ise 7188 sayılı Kanunla yapılan değişiklikten sonra uzlaştırma kapsamına alınmıştır. Uzlaştırma işlemlerinin tamamlanmış olması, avukatlar bakımından dosyanın savcılıkça kapatılabileceği anlamına gelmez; izin usulü gereği fezleke yine Bakanlığa gönderilir. Kurumun işleyişi için uzlaştırma talebi dilekçesi örneği ve uzlaştırma ve ön ödeme değerlendirme aracı sayfalarımız kullanılabilir. Şikâyete bağlı suçlarda TCK m.73’teki altı aylık süre gözetilmelidir.

Paranın Geri Alınması: Dava ve Takip Yolu

Asıl talep paranın iadesiyse, işletilecek yol hukuk yoludur. Burada iki seçenek vardır: genel haciz yoluyla ilamsız icra takibi başlatmak veya alacak davası açmak. Takip yolu hızlıdır; ancak avukatın süresinde itiraz etmesi hâlinde takip durur ve itirazın iptali ya da kaldırılması gerekir. Dava yolu daha uzun sürer, buna karşılık uyuşmazlığın tamamını, özellikle ücret alacağının miktarını da çözer.

Talebin dayanağı, avukatın hesap verme ve iade borcudur (TBK m.508). Dava dilekçesinde tahsil edilen tutar, avukatın ücret ve gider alacağı ve aradaki fark ayrı ayrı gösterilmeli; ücretin miktarı tartışmalıysa m.164/4 uyarınca belirlenmesi talep edilmelidir. Faiz bakımından temerrüt tarihi, ihtarnamenin tebliğ tarihine göre belirlenir.

Alacağın tahsilinin tehlikeye düştüğü hâllerde İcra ve İflas Kanunu m.257 uyarınca ihtiyati haciz istenmesi değerlendirilebilir. İhtiyati haciz, rehinle temin edilmemiş ve vadesi gelmiş bir para borcunun alacaklısına, kanunda gösterilen şartlarla borçlunun mallarını geçici olarak haczettirme imkânı verir; talep, teminat ve süre koşullarıyla birlikte değerlendirilmelidir.

Görevli mahkeme, uyuşmazlığın niteliğine ve tarafların sıfatına göre belirlenir; hukuki yardımın ticari veya mesleki amaçlar dışında alındığı hâllerde 6502 sayılı Kanun hükümlerinin uygulanıp uygulanmayacağı her dosyada ayrıca değerlendirilmelidir. Bu değerlendirme arabuluculuğun dava şartı olup olmadığını da etkiler: uyuşmazlık ticari dava niteliğindeyse 6102 sayılı Kanun m.5/A, tüketici uyuşmazlığı niteliğindeyse 6502 sayılı Kanun m.73/A uyarınca dava açılmadan önce arabulucuya başvurulmuş olması aranır. Genel çerçeve için Yargılama Usulü Rehberi incelenebilir.

İspat: Hangi Belge Neyi Gösterir?

Bu tür uyuşmazlıklarda ispatın ağırlığı büyük ölçüde belgededir. Hukuk Muhakemeleri Kanunu m.200 uyarınca belirli bir değerin üzerindeki hukuki işlemlerin senetle ispatı kuraldır; bu nedenle ödeme, ibra ve talimat iddialarının yazılı belgeyle desteklenmesi beklenir. Avukatın hesap verme ve iade borcunun yerine getirildiği savunması bakımından, ödemenin yapıldığını gösterme külfeti savunmayı ileri sürene düşer.

Hangi iddia hangi belgeyle gösterilir?

İddiaBelgeNereden alınır
Vekâlet ilişkisinin varlığı ve kapsamıVekâletname örneği ve yetki bölümüNoter veya dosya sureti
Ücretin miktarıAvukatlık ücret sözleşmesiTaraflardaki nüsha
Tahsilatın gerçekleştiğiDosya tahsilat ve reddiyat kayıtları, reddiyat makbuzuİcra dairesi
Paranın kime ödendiğiÖdeme talimatı ve banka kaydıİcra dairesi ve banka
Karşı taraftan doğrudan ödeme yapıldığıDekont, ibra veya sulh belgesiÖdemeyi yapan taraf
Avukata masraf verildiğiDekont, makbuz, yazışmaBanka ve taraf kayıtları
Avukatın ödeme yaptığı savunmasıDekont, makbuz veya ibranameSavunmayı ileri süren taraf
Temerrüdün başladığı tarihNoter ihtarnamesi ve tebliğ şerhiNoter

Serbest meslek makbuzu da bu tablonun bir parçasıdır. Avukatın tahsil ettiği ücret için makbuz düzenlemesi gerekir; makbuzun bulunmaması ya da tutarının farklı olması, ücretin miktarına ilişkin tartışmada değerlendirilir. Vergisel çerçeve için avukatlıkta vergilendirme ve makbuz düzeni yazımıza bakılabilir.

Zamanaşımı: İki Ayrı Rejim

Süre konusunda en sık yapılan hata, her talebi tek bir süreye tabi saymaktır. Avukatlık Kanunu m.40’a göre iş sahibi tarafından sözleşmeye dayanılarak avukata karşı ileri sürülen tazminat istekleri, bu hakkın doğumunun öğrenildiği tarihten itibaren bir yıl ve her hâlde zararı doğuran olaydan itibaren beş yıl geçmekle düşer. Bu hüküm, avukatın kusuru nedeniyle doğan zararın tazminine ilişkindir; örneğin sürenin kaçırılması sonucu davanın reddedilmesi hâlinde uygulanır.

Tahsil edilen paranın iadesi talebi ise niteliği itibarıyla bir tazminat değil, vekâletten doğan iade ve hesap verme borcunun yerine getirilmesi talebidir. Bu talebin m.40’taki özel süreye mi yoksa genel zamanaşımına mı tabi olacağı, talebin nasıl kurulduğuna göre değişir ve her dosyada ayrıca değerlendirilmelidir. Uygulamada, iade borcu bakımından zamanaşımının vekâlet ilişkisi devam ettiği sürece işlemeyeceği, istifa, azil veya hesap verilmesiyle işlemeye başlayacağı kabul edilmektedir. Bu nedenle azil tarihinin belgelenmesi ayrıca önem taşır.

Disiplin yönünden süre m.159’dadır: eylemin işlenmesinden itibaren üç yıl geçmişse kovuşturma yapılamaz, dört buçuk yıl geçmişse ceza verilemez; eylem aynı zamanda suç oluşturuyor ve kanun daha uzun bir zamanaşımı öngörüyorsa o süre uygulanır. Ceza yönünden ise şikâyete bağlı suçlarda TCK m.73’teki altı aylık şikâyet süresi ile suçun cezasına göre belirlenen dava zamanaşımı birlikte gözetilir. İzin süreci bakımından TCK m.67/1 uyarınca, izin alınıncaya kadar dava zamanaşımı durur.

Üç Yolu Birlikte Yürütmek

Bu üç yol birbirinin alternatifi değildir; sıralı değil, paralel işletilir. Disiplin dosyası mesleki yaptırım üretir ve toplanan belgeler diğer dosyalarda kullanılabilir. Ceza dosyası, izin süreci nedeniyle daha uzun sürer; buna karşılık kamu gücüyle delil toplanmasını sağlar. Hukuk dosyası ise paranın geri alınmasının tek yoludur.

Adım adım yol haritası

SıraYapılacak işDayanak ve süre
1İcra dosyasından tahsilat ve reddiyat kayıtlarının alınmasıİİK m.9, m.58
2Vekâletname ve ücret sözleşmesinin incelenmesiHMK m.73-74; Av.K. m.163-164
3Hesap verilmesi ve ödeme için noter ihtarnamesi gönderilmesiTBK m.508
4Gerekiyorsa azil ve azlin dosyalara bildirilmesiTBK m.512; Av.K. m.174/2
5Baroya disiplin şikâyetiAv.K. m.139, m.159 (üç yıl)
6Cumhuriyet başsavcılığına suç duyurusuTCK m.155, m.73; Av.K. m.58, m.62
7Alacak davası veya ilamsız icra takibiTBK m.508; İİK genel hükümler
8Gerekiyorsa ihtiyati haciz talebiİİK m.257
9Baro kararına karşı süresinde itirazAv.K. m.142 (on beş gün), m.157 (otuz gün)
10Bakanlık izin kararına karşı iptal davasıİYUK m.7 (altmış gün)

Örnek Hesap: Tahsil Edilen Tutar Nasıl Paylaşılır?

Kalemlerin ayrılması, yazıyla anlatıldığında karmaşık görünse de tablo hâline getirildiğinde basittir. Aşağıdaki örnek, yazılı ücret sözleşmesinde net alacağın yüzde onu oranında ücret kararlaştırıldığı, icra dosyasında asıl alacak ve faiz birlikte tahsil edildiği, harç ve masrafların müvekkil tarafından peşin ödendiği bir dosyayı varsayar. Rakamlar yalnızca yöntemi göstermek içindir; her dosyada tutarlar sözleşmeye, tarifeye ve dosya kayıtlarına göre değişir.

Örnek dosyada tahsil edilen tutarın dağılımı

KalemTutarKime aitDayanak
Dosyaya yatan toplam tahsilat540.000 TLKalemlere ayrılırİİK m.9
Asıl alacak400.000 TLMüvekkileTBK m.508
İşlemiş faiz80.000 TLMüvekkileTBK m.508
Takip giderleri (müvekkil peşin ödemiş)20.000 TLMüvekkile iade edilirAv.K. m.173/2
Karşı tarafa yükletilen vekâlet ücreti40.000 TLAvukataAv.K. m.164/son
Sözleşme uyarınca avukatlık ücreti (net alacağın %10’u)48.000 TLAvukata; hapis hakkına konu olabilirAv.K. m.164/2, m.166/1
Avukatın belgelendirdiği ek masraf5.000 TLAvukata; hapis hakkına konu olabilirAv.K. m.166/1
Müvekkile ödenmesi gereken net tutar447.000 TLMüvekkileTBK m.508; Av.K. m.166/1

Tablodaki mantık şudur: avukatın hapis hakkı, yalnızca kendi ücret ve gider alacağına karşılık gelen 53.000 liralık kısım için işler. Bu tutar alıkonulup kalanın ödenmemesi hâlinde tartışma, hapis hakkının sınırının aşılıp aşılmadığına döner. Karşı tarafa yükletilen vekâlet ücreti ise zaten avukata ait olduğundan, müvekkilin alacağının hesabında baştan dışarıda bırakılır.

Ücret sözleşmesinin bulunmadığı dosyalarda ikinci satırdan itibaren hesap değişir: ücret, m.164/4 uyarınca tarifenin altında olmamak kaydıyla, kazanılan bölüm için avukatın emeğine göre belirlenir. Sözleşme bulunsa dahi m.163/2 uyarınca avukatlık ücret tavanını aşan sözleşmeler, Kanunda belirtilen tavan miktarında geçerlidir; yani yüzde yirmi beşi aşan oran, aşan kısım bakımından sonuç doğurmaz.

Baro Aracılığıyla Sulh: Ücret Uyuşmazlığında Kısa Yol

Uyuşmazlık paranın tamamının ödenmemesinden değil, ücretin miktarından kaynaklanıyorsa, dava açmadan önce işletilebilecek bir yol vardır. Avukatlık Kanunu m.95/5’e göre baro yönetim kurulunun görevleri arasında; levhaya yazılı avukatlar arasında, avukatlarla avukatlık ortaklıkları ve ortaklığın ortakları arasında ve bunlarla iş sahipleri arasında çıkan anlaşmazlıklarda istek üzerine aracılık etmek ve arabulmak, ücret uyuşmazlıklarında sulha davet etmek de sayılmıştır.

Bu yol bir dava şartı değildir; tarafların iradesine bağlıdır ve sonucunda verilen bir karar icra edilebilir nitelikte olmaz. Buna karşılık iki pratik yararı vardır: uyuşmazlığın parasal çerçevesi baro nezdinde netleşir ve tarafların ortaya koyduğu belgeler tek dosyada toplanır. Sulh sağlanamazsa aynı belgelerle disiplin ve dava yollarına devam edilir. Başvuru, disiplin şikâyetinden ayrı bir dilekçeyle ve açıkça m.95/5 kapsamında aracılık ve sulha davet talebiyle yapılmalıdır.

Avukatlık sözleşmesinin kapsamı da bu aşamada tartışılır. M.163/1’e göre avukatlık sözleşmesi serbestçe düzenlenir; sözleşmenin belli bir hukuki yardımı ve meblağı yahut değeri kapsaması gerekir ve yazılı olmayan anlaşmalar genel hükümlere göre ispatlanır. M.173/1’e göre ise sözleşmede aksine hüküm yoksa kararlaştırılan ücret yalnızca avukatın üzerine aldığı işin karşılığıdır; karşılık dava, bağlantı ve ilişki bulunsa bile başka dava ve icra kovuşturmaları ile her türlü hukuki yardım ayrı ücrete tabidir. “Bu ücrete diğer dosyalar da dâhil” savunmasının kanuni dayanağı, ancak sözleşmede böyle bir hüküm varsa bulunur.

Ortak Büro, Avukatlık Ortaklığı ve Tevkil Hâlinde Sorumluluk

Dosyayı fiilen başka bir avukatın takip etmiş olması, vekâlet verilen avukatın sorumluluğunu ortadan kaldırmaz. M.171/2’ye göre vekâletnamede başkasını tevkile yetki tanınmışsa avukat, yazılı sözleşmede aksine açık hüküm olmadıkça işi başka bir avukatla birlikte veya başka bir avukata vererek takip ettirebilir. Üçüncü fıkra ise sonucu açıkça düzenler: bu hâllerde avukatın müvekkile karşı sorumluluğu devam eder ve avukat, birlikte takip ettiği veya işi tamamen devrettiği avukatların kusurlarından ve meydana getirdikleri zarardan dolayı müvekkile karşı hem şahsen hem de diğer avukatla birlikte müştereken ve müteselsilen sorumludur.

Çalışma biçimi de sonucu etkiler. M.44/A’ya göre aynı büroda birlikte çalışmanın tüzel kişiliği yoktur ve yapılan iş ticari sayılmaz; bu hâlde muhatap, vekâletnamede adı yazılı avukattır. M.44/B’ye göre avukatlık ortaklığı ise aynı ilde kurulu barolardan birine kayıtlı birden çok avukatın mesleklerini yürütmek için oluşturdukları tüzel kişiliktir. Ortaklığa verilmiş bir vekâletname söz konusuysa, talep ve şikâyetlerin muhatabı belirlenirken bu ayrım gözetilmelidir. M.172 uyarınca iş sahibi, ilk anlaşmayı yaptığı avukatın yazılı muvafakatiyle başka avukatları da işin kovuşturma ve savunmasına katabilir; ilk avukatın muvafakat etmemesi hâlinde vekâlet akdi kendiliğinden sona erer ve iş sahibi muvafakat etmeyen avukata ücretin tamamını ödemekle yükümlü olur.

Uygulamada karşılaşılan bir başka durum, dosyanın büroda çalışan farklı bir avukat tarafından takip edilmesidir. Vekâletname kimin adına düzenlenmişse, hesap verme ve iade borcunun muhatabı odur; büro içi iş bölümü müvekkile karşı ileri sürülemez. İhtarname ve şikâyetin vekâletnamedeki avukata yöneltilmesi, sürecin doğru yürümesi için gereklidir.

Avukatın Vefatı, İşten Yasaklanması veya Bürodan Ayrılması

Vekâlet ilişkisi avukatın iradesi dışındaki sebeplerle de kesilebilir ve bu hâllerde dosyadaki paranın ve evrakın akıbeti sorun olur. M.42’ye göre bir avukatın ölümü veya meslekten yahut işten çıkarılması veya işten yasaklanması yahut geçici olarak iş yapamaz duruma gelmesi hâllerinde, avukatın kayıtlı olduğu baro başkanı, ilgililerin yazılı istemi üzerine veya iş sahiplerinin yazılı muvafakatini almak şartıyla, işleri geçici olarak takip etmek ve yürütmek için kendi barosuna kayıtlı bir avukatı görevlendirir ve dosyaları kendisine devir ve teslim eder. Baro başkanı ayrıca durumu mahkemelere ve gerekli göreceği yerlere bildirir; bu hükümler avukatlık ortaklığı hakkında da kıyasen uygulanır.

Sürelerin korunması bakımından maddenin ikinci fıkrası önemlidir: bu işlere ait kanuni süreler, dosyaların devir ve teslimine kadar işlemez; şu kadar ki bu süre üç ayı geçemez. Görevlendirilen avukatın yaptığı işlerin ücretini, kendisine vekâlet olunan avukat öder; anlaşmazlık hâlinde ücretin miktarı baro yönetim kurulunca belirlenir.

Avukatın vefatı hâlinde, tahsil edilip ödenmemiş paraya ilişkin talep terekeye yöneltilir. Bu durumda mirasçıların sorumluluğu ve tereke işlemleri gündeme gelir; talebin muhatabı ve süreler bu çerçevede belirlenir. İşten yasaklanma söz konusuysa, m.155 uyarınca işten yasaklanmış olanlar bu tarihten itibaren avukatlığa ait yetkileri hiçbir şekilde kullanamaz; dolayısıyla dosyalardaki işlemlerin m.42 uyarınca görevlendirilecek avukat eliyle yürütülmesi gerekir.

Kurumsal Müvekkiller İçin Kontrol Noktaları

Şirketler ve kurumlar bakımından sorun genellikle tek bir dosyada değil, çok sayıda dosyanın toplu takibinde ortaya çıkar. Bu dosyalarda kontrolün kurulması için dört başlık yeterlidir.

  • Vekâletname envanteri: hangi avukata hangi tarihte, hangi yetkilerle vekâletname verildiği ve bunlardan hangilerinin hâlen yürürlükte olduğu listelenmelidir. M.56/son uyarınca vekâletnameler Türkiye için tek tiptir; buna karşılık yetki bölümleri dosyadan dosyaya farklılık gösterebilir.
  • Tahsilat mutabakatı: dönemsel olarak icra dosyalarının tahsilat ve reddiyat dökümü alınarak şirket kayıtlarıyla karşılaştırılmalıdır. İİK m.9/2 uyarınca ödemeler banka kanalıyla ve talimatla yapıldığından, mutabakat kayıt üzerinden yapılabilir.
  • Ücret ve masraf düzeni: sözleşmede ücretin hangi işi kapsadığı m.173/1 karşısında açıkça yazılmalı, masraf avansları makbuz karşılığı verilmelidir.
  • Devir ve tevkil kaydı: dosyanın başka bir avukata devredildiği hâllerde m.171/3’teki müteselsil sorumluluk gözetilerek devir yazılı olarak kayda geçirilmelidir.

Bu dört başlık düzenli tutulduğunda, uyuşmazlık çıktığında ispat sorunu büyük ölçüde ortadan kalkar; ihtarname aşamasında tutar üzerinde anlaşılması ve sürecin dava aşamasına gelmeden kapanması mümkün olur.

Sık Yapılan Hatalar

  • Avukatın ücret alacağı hesaplanmadan “hiç para vermedi” denilerek şikâyette bulunulması; oysa m.166 uyarınca alacak nispetinde alıkoyma hukuka uygundur.
  • İcra dosyasındaki tahsilat ve reddiyat kayıtları alınmadan, tahsilatın gerçekleştiği varsayımıyla hareket edilmesi.
  • Telefon görüşmeleriyle yetinilip yazılı talep ve ihtarname gönderilmemesi; bu durumda temerrüt tarihi ve faiz başlangıcı ispatlanamaz.
  • Azil bildiriminin yalnızca avukata yapılıp mahkeme ve icra dosyalarına sunulmaması; tebligatların vekile gitmeye devam etmesi nedeniyle süre kaybı doğması.
  • Azil sebebinin yazılmaması; m.174/2 uyarınca haksız azilde ücretin tamamının ödenmesi gerektiğinin gözden kaçırılması.
  • Yalnızca baroya şikâyetle yetinilip paranın iadesi için dava veya takip yoluna gidilmemesi.
  • Ceza şikâyetinde izin usulünün bilinmemesi; savcılığın izin almadan verdiği kararla yetinilmesi.
  • Disiplin yönünden m.159’daki üç yıllık sürenin, tazminat yönünden m.40’taki bir yıllık sürenin kaçırılması.
  • Dosya evrakının iadesi için m.39’daki üç yıllık saklama süresinin dolmasının beklenmesi.

Avukat Bakımından: Hangi Kayıt Sizi Korur?

Bu tür şikâyetlerin önemli bir kısmı, hesabın zamanında ve yazılı olarak verilmemiş olmasından doğar. Avukat bakımından korunmanın yolu, tahsilat anında düzenlenecek basit bir hesap tablosudur: tahsil edilen tutar, sözleşme ya da tarife uyarınca ücret alacağı, belgelendirilmiş giderler ve müvekkile ödenecek net tutar. Bu tablonun müvekkile yazılı olarak bildirilmesi ve ödemenin banka kanalıyla yapılması, hem m.508’deki hesap verme borcunu yerine getirir hem de sonradan çıkacak tartışmayı belgeyle kapatır.

M.135/1-r, yapılan tahsilatın makul süre içinde icra dosyasına bildirilmemesini uyarma sebebi saymıştır; dosyaya bildirim ihmal edilmemelidir. M.135/1-l ise dosya tutmamak veya dosya saklama yükümlülüğünü ihlal etmeyi ayrıca uyarma sebebi olarak düzenler. Ücret sözleşmesinin yazılı yapılması, m.164/4’teki belirsizlik hâlinin ve buna bağlı ücret tespiti tartışmasının önüne geçer.

Süre ve Merci Tablosu

Tahsil edilen paranın ödenmemesinde süreler ve merciler

İşlemSüreMerciDayanak
Disiplin şikâyetiEylemden itibaren üç yılAvukatın kayıtlı olduğu baroAv.K. m.139, m.159
Baro yönetim kurulunun karar vermesiŞikâyetten itibaren en çok bir yılBaro yönetim kuruluAv.K. m.141
Kovuşturmaya yer olmadığı kararına itirazOn beş günTürkiye Barolar Birliği Yönetim KuruluAv.K. m.142
Disiplin kurulu kararına itirazOtuz günTürkiye Barolar Birliği Disiplin KuruluAv.K. m.157
Şikâyete bağlı suçta suç duyurusuFiilin ve failin öğrenilmesinden itibaren altı ayCumhuriyet başsavcılığıTCK m.73
Soruşturma izni kararına karşı iptal davasıTebliğden itibaren altmış günAnkara idare mahkemesiİYUK m.7
Sözleşmeye dayalı tazminat istemiÖğrenmeden itibaren bir yıl, her hâlde beş yılGörevli hukuk mahkemesiAv.K. m.40
İstifa hâlinde vekâlet görevinin devamıTebliğden itibaren on beş günAv.K. m.41
Evrakın saklanmasıVekâletin sona ermesinden itibaren üç yıl; geri alma bildirilmişse üç ayAv.K. m.39/1
İcra dairesinin ödeme talimatı vermesiParanın daire hesabına yatmasından itibaren en geç üç iş günüİcra müdürlüğüİİK m.9/2
Talebiniz ne olursa olsun, dosyanın omurgası üç belgedir: vekâletname, ücret sözleşmesi ve icra dosyasının tahsilat-reddiyat dökümü. Bu üçü tamamlanmadan gönderilen ihtarname de, açılan dava da eksik kalır. Belgeler tamamlandığında ise çoğu uyuşmazlık, ücret alacağının hesaplanıp farkın ödenmesiyle dava aşamasına gelmeden çözülebilir.

Sıkça Sorulan Sorular

Avukatım icra dosyasından parayı tahsil etti ama bana ödemiyor, ne yapmalıyım?

Önce icra dosyasından tahsilat ve reddiyat kayıtlarını alarak tahsil edilen tutarı belgeleyin. Ardından avukata, hesap verilmesini ve ücret ile gider alacağı düşüldükten sonra kalan tutarın ödenmesini talep eden bir ihtarname gönderin. Sonuç alınamazsa baroya disiplin şikâyeti, Cumhuriyet başsavcılığına suç duyurusu ve paranın iadesi için alacak davası veya icra takibi yollarına birlikte başvurulabilir.

Avukat tahsil ettiği paranın tamamını tutabilir mi?

Hayır. Avukatlık Kanunu m.166/1’e göre avukat, müvekkili tarafından verilen veya onun namına aldığı para ve kıymetleri avukatlık ücreti ve giderin ödenmesine kadar, yalnızca kendi alacağı nispetinde elinde tutabilir. Alacağı aşan kısmın verilmemesi hapis hakkının sınırının aşılmasıdır ve m.135/2-o uyarınca kınama cezasını gerektirir.

Ücret sözleşmemiz yok, avukatın alacağı nasıl hesaplanır?

Avukatlık Kanunu m.164/4’e göre yazılı ücret sözleşmesinin bulunmadığı veya sözleşmenin belirgin olmadığı hâllerde, değeri para ile ölçülebilen dava ve işlerde asgari ücret tarifesinin altında olmamak koşuluyla, davanın kazanılan bölümü için avukatın emeğine göre ilamın kesinleştiği tarihteki müddeabihin değerinin yüzde onu ile yüzde yirmisi arasında bir miktar belirlenir. Değeri para ile ölçülemeyen işlerde avukatlık asgari ücret tarifesi uygulanır.

Karşı tarafa yükletilen vekâlet ücreti bana mı ait?

Hayır. Avukatlık Kanunu m.164’ün son fıkrasına göre dava sonunda kararla tarifeye dayanılarak karşı tarafa yüklenecek vekâlet ücreti avukata aittir. Bu ücret, iş sahibinin borcu nedeniyle takas ve mahsup edilemez, haczedilemez.

Paranın tahsil edilip edilmediğini nasıl öğrenirim?

İcra ve İflas Kanunu m.9 uyarınca icra dairelerine yapılan nakdî ödemeler daire adına açılan banka hesabına yapılır ve dairece yapılacak ödemeler icra müdürünün bankaya vereceği talimatla gerçekleştirilir. Bu nedenle dosyanın tahsilat ve reddiyat kayıtları, reddiyat makbuzu ve ödemenin yapıldığı hesap bilgileri icra dairesinden öğrenilebilir.

Avukatın parayı ödememesi suç mudur?

Duruma göre TCK m.155’teki güveni kötüye kullanma veya Avukatlık Kanunu m.62 yollamasıyla TCK m.257’deki görevi kötüye kullanma gündeme gelebilir. Nitelendirmeyi Cumhuriyet savcılığı ve mahkeme yapar. Ancak fiil avukatlık görevinden doğduğu için, Avukatlık Kanunu m.58 uyarınca soruşturma Adalet Bakanlığının izni olmadan yürütülemez.

Savcılık şikâyetimi hemen işleme koyar mı?

Görev suçlarında savcılık ön incelemeyi bizzat yapar, izin verilip verilmemesi yönündeki kanaatini içeren fezlekeyi Adalet Bakanlığına gönderir ve izin gelmeden avukatın savunmasını alamaz. İzin verilmezse dosya işlemden kaldırılır; bu karara karşı idari yargıda iptal davası açılabilir.

Avukatı azletsem ücretini yine ödemek zorunda mıyım?

Avukatlık Kanunu m.174/2’ye göre azil hâlinde ücretin tamamı verilir; ancak avukat kusur veya ihmalinden dolayı azledilmişse ücretin ödenmesi gerekmez. Bu nedenle azil bildiriminde azil sebebinin açıkça yazılması ve belgeyle desteklenmesi önemlidir.

Avukat dosyadaki belgelerimi vermiyor, hukuka aykırı mı?

Avukatlık Kanunu m.39/2’ye göre avukat, ücreti ve yapmış olduğu giderler kendisine ödenmedikçe elinde bulunan evrakı geri vermekle yükümlü değildir. Ücret ve giderler ödenmişse iade istenebilir. Aynı maddenin birinci fıkrasına göre avukat, kendisine tevdi olunan evrakı vekâletin sona ermesinden itibaren üç yıl saklamakla yükümlüdür.

Baroya şikâyet edersem param geri gelir mi?

Hayır. Disiplin yolu mesleki yaptırım üretir; verilen para cezası da m.135/3 ve m.162 uyarınca baroya ödenir ve baroya gelir yazılır. Paranın iadesi için ayrıca alacak davası açılması veya icra takibi başlatılması gerekir.

Alacağım için icra takibi başlatabilir miyim?

Evet, genel haciz yoluyla ilamsız takip başlatılabilir. Avukatın süresinde itiraz etmesi hâlinde takip durur ve itirazın iptali ya da kaldırılması gerekir. Alacağın tahsilinin tehlikede olduğu hâllerde İcra ve İflas Kanunu m.257 uyarınca ihtiyati haciz talep edilmesi de değerlendirilebilir.

Ne kadar süre içinde harekete geçmeliyim?

Disiplin yönünden Avukatlık Kanunu m.159’a göre eylemden itibaren üç yıl, sözleşmeye dayalı tazminat istekleri bakımından m.40’a göre öğrenmeden itibaren bir yıl ve her hâlde beş yıl söz konusudur. Şikâyete bağlı suçlarda ise TCK m.73’teki altı aylık şikâyet süresi gözetilmelidir. Süreler farklı işlediği için başvuruların eş zamanlı planlanması yerinde olur.

Bu konuda avukat desteğine mi ihtiyacınız var?

Durumunuzu Hukukçular Evi uzman kadrosuyla değerlendirin; ilk görüşme için 0554 648 37 15 numaralı hattımızdan ulaşabilirsiniz.

📞 Hemen Arayın💬 WhatsApp

Dosyanız için değerlendirme

Süreler kısadır ve usul hataları geri alınamaz. Belgelerinizi birlikte inceleyelim. Telefon: 0554 648 37 15

İletişime Geçin

Bu içerik Ceza Hukuku alanındadır.

Ceza Hukuku Rehberi  ·  Bu alandaki tüm rehberler  ·  Tüm hukuk dalları

Bu konuda hukuki destek almak için

📞 Ara: +905546483715💬 WhatsApp’tan yaz

Post by Av. Fatma Öztürk