Apandisit Tanı Gecikmesi ve Perforasyon: Malpraktis Rehberi (2026)
02 Eylül 2026

Apandisit Tanı Gecikmesi ve Perforasyon: Malpraktis Rehberi (2026)

Apandisit dosyalarının çoğu ameliyathanede değil, acil servisin bekleme salonunda başlar. Tipik senaryo şudur: hasta karın ağrısıyla başvurur, birkaç saat içinde ağrı kesici verilip taburcu edilir, ertesi gün veya iki gün sonra çok daha kötü hâlde geri gelir ve bu kez apandiks delinmiştir. Buradaki hukuki soru, ilk başvuruda tanının konulmamış olması değildir — apandisit tanısı, görüntüleme yöntemleri gelişmiş olmasına rağmen hâlâ büyük ölçüde klinik değerlendirmeye, yani öyküye ve muayeneye dayanır ve ilk saatlerde tablo gerçekten belirsiz olabilir.

Bu rehber, malpraktis rehberleri serisinin bir parçasıdır — 53 rehber tek sayfada.

Asıl soru şudur: tanı konulamadığında ne yapıldı? Hasta gözleme alındı mı, birkaç saat sonra yeniden muayene edildi mi, tetkikler tekrarlandı mı, taburcu edilirken hangi belirtilerle derhâl geri döneceği yazılı olarak anlatıldı mı? Dosyanın kaderini belirleyen kayıtlar bunlardır.

⚠️ Faizde mevzuat güncellemesi — 31 Temmuz 2026:

Faiz oranı. 7589 sayılı Kanun’un 10. maddesiyle 3095 sayılı Kanun’un 1. maddesi yeniden yazılmıştır (RG 31.07.2026, S. 33326). Yasal faiz artık sabit bir rakam değil, TCMB’nin önceki yılın 31 Aralık günü kısa vadeli kredi işlemlerinde uyguladığı reeskont oranının yüzde seksenidir. 30 Haziran’daki oran, önceki 31 Aralık oranından beş puan veya daha fazla farklıysa yılın ikinci yarısında 30 Haziran oranının yüzde sekseni uygulanır. Faiz artık dönemsel hesaplanır: 31.07.2026 öncesi dönemde eski rejim, sonrasında yeni formül geçerlidir; tek oranla yıllara yayılan hesap tabloları yanlış sonuç verir.

Faiz başlangıcı. Aynı Kanun’la Türk Borçlar Kanunu’nun 55. maddesine eklenen fıkralar uyarınca, bedensel zarar ve ölüm nedeniyle açılan tazminat davalarında faiz, bilinen dönem bakımından olay tarihinden, bilinemeyen dönem bakımından karar tarihinden işletilir. Tahkikat başlayıncaya kadar ifa amacıyla yapılan ödeme, ödeme tarihine göre belirlenecek tazminat miktarından oransal olarak mahsup edilir. Geçiş bakımından belirleyici olan, haksız fiilin veya zarar doğuran olayın tarihidir. Ayrıntı: Yasal faiz değişti: reeskont endekslemesi

⚠️ Mevzuat güncellemesi — 31 Temmuz 2026: 7589 sayılı Kanun’un 19. maddesiyle Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun belirsiz alacak davasını düzenleyen 107. maddesi yürürlükten kaldırılmıştır (RG 31.07.2026, S. 33326). Bu tarihten sonra yeni bir belirsiz alacak davası açılamaz. Yerine, aynı Kanun’un 20. maddesiyle HMK m. 109’a eklenen dördüncü fıkra ile güçlendirilmiş kısmi dava getirilmiştir: alacağın yalnız bir kısmının dava edildiği hâllerde talep konusu, aynı davada bir defaya mahsus olmak üzere, iddianın genişletilmesi yasağına tabi olmaksızın tahkikatın sona ermesine kadar artırılabilir ve zamanaşımı, artırılan kısım bakımından da dava tarihinden itibaren kesilmiş sayılır. 31.07.2026’dan önce açılmış belirsiz alacak davaları geçici m. 1 uyarınca eski hükme göre görülmeye devam eder. Ayrıntı: Belirsiz alacak davası kaldırıldı mı? HMK 107 ve yargı paketi

Karın ağrısıyla gidip eve gönderildiniz mi? Gözlem kayıtları belirleyici.

📞 0554 648 37 15
💬 WhatsApp

İki Yönlü Denge: Gereksiz Ameliyat ile Geç Ameliyat Arasında

Bu alanı anlamanın anahtarı, hekimin tek yönlü değil iki yönlü bir baskı altında karar verdiğini görmektir. Kaynaklarda bu iki risk açıkça birlikte anılır: bir yanda negatif apendektomi, yani apandisit olmadığı hâlde ameliyat edilen hasta; diğer yanda perforasyon, yani geç kalınmış hasta.

Bu denge, bilirkişi değerlendirmesinde belirleyicidir. Karşı taraf çoğu zaman “erken ameliyat etseydik gereksiz ameliyat suçlaması gelecekti” savunmasını yapar. Bu savunma tek başına geçersiz değildir — ancak ameliyat etmeme kararı ile hiçbir şey yapmama kararı aynı şey değildir. Ameliyat etmemeyi seçen hekimin yükümlülüğü ortadan kalkmaz; gözleme, tekrar değerlendirmeye ve gerekirse ileri tetkike döner. Dosyada aranacak olan da budur.

Kusur iddiasının doğru kurulması

Dosyayı “ilk gelişte neden ameliyat edilmedi” üzerine kurmak zayıftır; karşı taraf belirsiz tabloyu ve negatif apendektomi riskini gösterir. Dosyayı “ameliyat edilmeyecekse neden gözlenmedi, neden tekrar muayene edilmedi, neden uyarılmadı” üzerine kurmak güçlüdür. Birinci iddia tıbbi tartışmaya açıktır; ikincisi kayıtla ispatlanır veya kayıt yokluğuyla çürütülür.

Gecikme Ne Zaman Zarara Dönüşür?

Apandisitte hastalık kendi seyri içinde ilerler: lümen tıkanır, basınç artar, damar dolaşımı bozulur, doku ölür ve sonunda delinme (perforasyon) gerçekleşir. Delinmeyle birlikte iltihabi içerik karın boşluğuna yayılır ve tablo değişir.

Nedensellik bakımından önemli olan nokta şudur: zarar, apandisitin kendisi değil, komplikasyonlu apandisittir. Zamanında ameliyat edilen hastada ameliyat görece basit bir girişimdir ve iyileşme hızlıdır. Delinmiş hastada tablo apse, yaygın karın zarı iltihabı, uzamış hastane yatışı, ek girişimler ve geç dönemde bağırsak yapışıklığına bağlı tıkanma riskine döner.

AşamaKlinik karşılığıDosyadaki anlamı
Komplikasyonsuz apandisitApendektomi; görece kısa yatışZamanında müdahalenin ölçüsü — karşılaştırma noktası
GangrenDoku ölümü; delinme eşiğiGecikmenin başladığı aralık
PerforasyonKarın zarı iltihabı, apseZararın somutlaştığı nokta
PlastronAntibiyotik, sonra geciktirilmiş ameliyatİki aşamalı tedavi — ek zarar kalemi

Bu tablo, tazminat hesabında doğrudan kullanılır: zamanında ameliyat edilseydi hastanın karşılaşacağı süreç ile fiilen yaşadığı süreç arasındaki fark, zararın ölçüsüdür. Hesap kalemleri için malpraktiste tazminat nasıl hesaplanır rehberine bakınız.

Gözlem ve Yeniden Değerlendirme Yükümlülüğü

Apandisit dosyalarının omurgası budur. Tanı ilk saatte konulamıyorsa, tıbbi yaklaşım hastayı belirsizlikle eve göndermek değil, belirsizliği zaman içinde çözmektir. Kaynaklarda bu, klinik skor ile görüntülemenin birlikte değerlendirilmesi ve ikisi de düşük olan hastanın şikâyetleri düzelinceye kadar takip edilmesi biçiminde ifade edilir.

Uygulamada bunun karşılığı seri muayenedir: hasta belirli aralıklarla yeniden muayene edilir, kan değerleri tekrarlanır, ağrının yeri ve niteliğindeki değişim izlenir. Apandisitte ağrının göbek çevresinden sağ alt kadrana kayması tipik seyirdir ve bu kayma ancak tekrarlanan muayeneyle görülebilir.

Dosyada aranacak somut kayıt: ilk muayene saati ve bulguları · varsa ikinci muayene saati ve bulguları · istenen tetkikler ve sonuç saatleri · görüntüleme yapıldıysa raporu, yapılmadıysa gerekçesi · cerrahi konsültasyonu istendi mi, hangi saatte, konsültan ne yazdı · taburculuk saati ve taburculuk sırasında verilen yazılı uyarı. Bu kalemlerden birinin hiç bulunmaması, bulunmasından daha anlamlıdır.

Taburculuk Uyarısı: Kanamalı Ameliyatlardaki Kuralın Karşılığı

Hasta gözlem sonunda taburcu edilebilir; bu tek başına kusur değildir. Kusur, hastanın hangi belirtilerle derhâl geri döneceği anlatılmadan gönderilmesidir. Ağrının artması, ateşin yükselmesi, kusmanın başlaması veya karnın sertleşmesi hâlinde vakit kaybetmeden başvurulması gerektiği yazılı olarak verilmelidir.

Bu yükümlülük, sitedeki diğer rehberlerde de aynı mantıkla karşımıza çıkar: kolonoskopi ve endoskopi komplikasyonlarında hasta günübirlik işlemden sonra evde iken delinme belirtisi gösterebilir; bademcik ameliyatında kanamanın ikinci riskli dönemi hasta evdeyken başlar. Üçünde de uyarının yapılıp yapılmadığı, uyarının içeriğinden daha kolay ispatlanır: taburculuk formunda yazılı bir bölüm ya vardır ya yoktur.

Özel Gruplar: Atipik Tablonun Bilinmesi Gereken Hâller

Kaynaklarda üç grup ayrıca vurgulanır. Bu grupların ortak özelliği, belirtilerin silik veya alışılmadık olması, bu yüzden tanının gecikmesi ve delinmenin daha sık görülmesidir. Hukuki sonuç şudur: bu gruplarda şüphe eşiği daha düşük tutulmalıdır; “belirtiler tipik değildi” savunması bu gruplarda zayıflar, çünkü belirtilerin tipik olmayacağı zaten bilinmektedir.

GrupNeden tanı gecikirDosyadaki karşılığı
Küçük çocukÖykü alınamaz; şikâyetler mide-bağırsak yakınması gibi başlarDelinme sık; “gastroenterit” ön tanısıyla taburcu edilme klasik senaryodur
Gebeİlerleyen haftalarda apendiks yer değiştirir; ağrının yeri şaşırtırUltrason öncelikli; gebelik tanı gecikmesinin mazereti değil, dikkat gerekçesidir
YaşlıBulgular silik; savunma mekanizmaları zayıfDelinme ve ölüm oranı belirgin yüksek — gecikmenin ağırlığı artar

Çocuk hastalarda ayrıca velinin verdiği öykünün kayda geçirilmesi önem taşır. Ateşli veya karın ağrılı çocuğun değerlendirilmesindeki genel ilkeler için çocukta menenjit tanı gecikmesi ve ateşli çocuk rehberi tamamlayıcıdır.

Ayırıcı Tanı: Karın Ağrısının Diğer Ciddi Nedenleri

Karın ağrısıyla gelen hastada apandisit tek ciddi ihtimal değildir ve dosyada bu husus iki yönlü çalışır. Bir yanda, apandisit sanılıp başka bir tablonun atlanması; diğer yanda başka bir tanı konulup apandisitin atlanması.

Doğurganlık çağındaki kadın hastada bu risk özellikle yüksektir: dış (ektopik) gebelik apandisit kliniğini taklit edebilir ve gebelik testi yapılmadan verilen “apandisit değil” kararı ciddi bir eksiklik oluşturur. Erkek çocuk ve genç erkeklerde ise testis torsiyonu karın ağrısıyla başvurabilir ve skrotal muayene yapılmadığında atlanır.

Bilirkişiye sorulacak çekirdek sorular

1. İlk başvuruda alınan öykü ve muayene bulguları, o an için apandisit şüphesini gerektiriyor muydu?
2. Şüphe gerektiriyorsa, gözlem ve seri muayene yapılması tıbben zorunlu muydu; kayıtlarda yapılmış mı?
3. Görüntüleme istenmemişse bu tercih o klinik tabloda savunulabilir mi?
4. Hastanın yaşı ve durumu (çocuk / gebe / yaşlı) şüphe eşiğini düşürmeyi gerektiriyor muydu?
5. Taburculuk sırasında yazılı uyarı verilmesi gerekir miydi; verilmiş mi?
6. Zamanında ameliyat edilseydi delinme ve sonrasındaki tablo önlenebilir miydi; hastanın maruz kaldığı ek zarar nedir?

Dilekçe Örneği 1 — Kayıtların Celbi ve Delil Tespiti

… NÖBETÇİ ASLİYE HUKUK MAHKEMESİ’NE
(Delil Tespiti Talebi)

TALEP EDEN:
KARŞI TARAF: … Hastanesi

KONU: Müvekkilin … tarihli acil servis başvurusuna ve … tarihli ameliyatına ilişkin tüm tıbbi kayıtların, kayıp ve değişiklik riski bulunduğundan delil tespiti yoluyla celbi talebidir.

AÇIKLAMALAR: Müvekkil … tarihinde saat …’da karın ağrısı şikâyetiyle karşı taraf hastanesinin acil servisine başvurmuş, muayene sonrası ağrı kesici uygulanarak aynı gün taburcu edilmiştir. Şikâyetlerin artması üzerine … tarihinde saat …’da yeniden başvurmuş ve bu kez perfore apandisit tanısıyla acil ameliyata alınmıştır. Ameliyat sonrası müvekkil … gün hastanede yatmış, … ek girişim uygulanmıştır.

İlk başvuruda gözlem yapılıp yapılmadığı, tetkiklerin tekrarlanıp tekrarlanmadığı ve taburculuk uyarısının verilip verilmediği yalnızca hastane kayıtlarından anlaşılabilecektir. Kayıtların elektronik ortamda tutulduğu ve sonradan değiştirilebileceği gözetilerek tespiti zorunludur.

TALEBİMİZ: Aşağıdaki kayıtların ham (log kayıtlı) hâliyle celbini talep ederiz:
a) Her iki başvuruya ait acil servis kayıtları, triyaj formu ve saat bilgileri,
b) Muayene notları, seri muayene yapıldıysa tekrar muayene kayıtları,
c) İstenen tüm tetkikler, istem ve sonuç saatleri,
d) Görüntüleme yapıldıysa görüntü dosyaları ve raporları,
e) Cerrahi konsültasyon istemi ve konsültan hekim notu,
f) Taburculuk formu ve hastaya verilen yazılı bilgilendirme belgesi,
g) Ameliyat notu, patoloji raporu ve tüm yatış epikrizleri,
h) Hastane bilgi sisteminin kayıt oluşturma ve değiştirme (log) dökümü.

Tarih — Talep Eden Vekili

Kayıtların temini ve saklanmasına ilişkin ayrıntılı yol için hasta dosyası nasıl alınır ve delil toplama rehberine; sonradan değiştirme şüphesi varsa tıbbi kayıtların sonradan değiştirilmesi rehberine bakınız.

Dilekçe Örneği 2 — Kusur Beyanı ve Bilirkişiye Sorulacak Hususlar

… MAHKEMESİ’NE
(Beyan ve Bilirkişi İncelemesine İlişkin Talep)

KONU: Davalı tarafın beyanlarına karşı beyanlarımız ile bilirkişi incelemesinde cevaplanmasını talep ettiğimiz hususların sunulmasıdır.

1. Uyuşmazlığın konusu, ilk gelişte ameliyat edilmemesi değildir. Davalı taraf, apandisit tanısının erken saatlerde güç olduğunu ve gereksiz ameliyat riskinin bulunduğunu belirtmektedir. Bu genel açıklama doğrudur ancak somut olayla ilgisizdir. İddiamız, ameliyat edilmeyen hastanın gözlenmemiş, yeniden değerlendirilmemiş ve uyarılmamış olmasıdır. Ameliyat etmeme kararı, hiçbir şey yapmama serbestisi vermez.

2. Kayıtlarda tek bir muayene bulunmaktadır. … saatinde yapılan ilk muayeneden sonra … saatlik gözlem süresi boyunca ikinci bir muayene kaydı, tekrarlanmış tetkik veya cerrahi konsültasyon istemi yoktur.

3. Taburculukta yazılı uyarı verilmemiştir. Dosyaya sunulan taburculuk formunda, hangi belirtilerle derhâl başvurulacağına dair herhangi bir bölüm bulunmamaktadır.

4. Hastanın … olması şüphe eşiğini düşürmeyi gerektirmekteydi. (çocuk / gebe / ileri yaş) Bu grupta belirtilerin silik seyredeceği ve delinmenin daha sık görüleceği tıbben bilinmektedir.

BİLİRKİŞİDEN SORULMASINI TALEP ETTİĞİMİZ HUSUSLAR:
a) İlk muayene bulguları apandisit şüphesini gerektiriyor muydu?
b) Şüphe hâlinde gözlem ve seri muayene tıbbi standart mıdır; somut olayda uygulanmış mıdır?
c) Görüntüleme istenmemesi bu tabloda savunulabilir mi?
d) Taburculuk uyarısının yazılı verilmesi gerekir miydi?
e) İlk başvuruda tanı konulsaydı, perforasyon ve sonrasındaki süreç önlenebilir miydi?
f) Önlenebilirse, hastanın fiilen yaşadığı süreç ile önlenebilir süreç arasındaki fark nedir?
g) Kusur var ise kusur oranı nedir; hastanın kendi davranışının katkısı bulunmakta mıdır?

Tarih — Davacı Vekili

Dilekçe Örneği 3 — Karşı Taraf (Hekim/Hastane) Savunması

… MAHKEMESİ’NE
(Cevap Dilekçesi)

1. Tanı süreci tıp kurallarına uygun yürütülmüştür. Hastanın ilk başvurusunda … saatinde muayenesi yapılmış, … tetkikleri istenmiş, … saatinde sonuçlar değerlendirilmiş ve … saatinde ikinci muayene gerçekleştirilmiştir. Muayene bulguları o an itibarıyla cerrahi girişimi gerektirmemektedir.

2. Gereksiz ameliyattan kaçınmak da tıbbi bir yükümlülüktür. Belirsiz tabloda ameliyat kararı verilmesi, apandisit bulunmayan hastanın ameliyat risklerine maruz bırakılması sonucunu doğurur. Bu husus tıbbi literatürde negatif apendektomi olarak ayrı bir kusur başlığıdır.

3. Taburculuk bilgilendirmesi yapılmıştır. Dosyaya sunulan … tarihli taburculuk formunda, ağrının artması, ateş ve kusma hâlinde derhâl başvurulması gerektiği yazılı olarak belirtilmiş ve hastaya imzalatılmıştır.

4. Hasta belirtilerin artmasına rağmen … saat geçtikten sonra başvurmuştur. Perforasyonun gelişmesinde bu gecikmenin payı bilirkişi incelemesiyle değerlendirilmelidir.

5. Perforasyon, tanı gecikmesi olmaksızın da gelişebilen bir seyirdir. Hızlı ilerleyen olgularda ilk başvurudan kısa süre sonra delinme görülebilmektedir. Bu husus komplikasyon–malpraktis ayrımı çerçevesinde değerlendirilmelidir.

Tarih — Davalı Vekili

Sık Yapılan Altı Hata

1. Dosyayı “neden ameliyat edilmedim” üzerine kurmak. Bu iddia tıbbi tartışmaya açıktır ve karşı tarafın en hazır olduğu alandır. Doğru eksen gözlem ve uyarıdır.

2. Saat bilgilerini istememek. Bu dosyalarda kusur, olayların içeriğinden çok aralıklarından anlaşılır. Saatsiz kayıt, çizelge kurulmasını imkânsız kılar.

3. Taburculuk formunu talep etmemek. Uyarı yükümlülüğünün ihlali en kolay ispatlanan kusur başlığıdır ve çoğu dosyada gözden kaçırılır.

4. İlk başvurudaki tetkikleri okumamak. Kan değerlerindeki yükseklik ilk gelişte kayıtlıysa, “bulgular normaldi” savunması çürür.

5. Patoloji raporunu istememek. Çıkarılan apendiksin patoloji raporu, delinmenin ve doku ölümünün derecesini gösterir; nedensellik değerlendirmesinin çekirdeğidir. Rapor hatalarına ilişkin ayrı başlık için radyoloji ve patoloji rapor hataları rehberine bakınız.

6. Zararı yalnızca ameliyatla sınırlı görmek. Uzamış yatış, ek girişimler, iş göremezlik ve geç dönemde ortaya çıkan yapışıklık şikâyetleri ayrı kalemlerdir.

⚠️ Faizde mevzuat güncellemesi — 31 Temmuz 2026:

Faiz oranı. 7589 sayılı Kanun’un 10. maddesiyle 3095 sayılı Kanun’un 1. maddesi yeniden yazılmıştır (RG 31.07.2026, S. 33326). Yasal faiz artık sabit bir rakam değil, TCMB’nin önceki yılın 31 Aralık günü kısa vadeli kredi işlemlerinde uyguladığı reeskont oranının yüzde seksenidir. 30 Haziran’daki oran, önceki 31 Aralık oranından beş puan veya daha fazla farklıysa yılın ikinci yarısında 30 Haziran oranının yüzde sekseni uygulanır. Faiz artık dönemsel hesaplanır: 31.07.2026 öncesi dönemde eski rejim, sonrasında yeni formül geçerlidir; tek oranla yıllara yayılan hesap tabloları yanlış sonuç verir.

Faiz başlangıcı. Aynı Kanun’la Türk Borçlar Kanunu’nun 55. maddesine eklenen fıkralar uyarınca, bedensel zarar ve ölüm nedeniyle açılan tazminat davalarında faiz, bilinen dönem bakımından olay tarihinden, bilinemeyen dönem bakımından karar tarihinden işletilir. Tahkikat başlayıncaya kadar ifa amacıyla yapılan ödeme, ödeme tarihine göre belirlenecek tazminat miktarından oransal olarak mahsup edilir. Geçiş bakımından belirleyici olan, haksız fiilin veya zarar doğuran olayın tarihidir. Ayrıntı: Yasal faiz değişti: reeskont endekslemesi

Kontrol Listesi

☐ Her iki başvurunun acil servis kayıtları saatleriyle alındı mı?
☐ İlk başvuruda kaç kez muayene edilmiş, kayıtlı mı?
☐ Tetkikler tekrarlanmış mı; sonuç saatleri var mı?
☐ Görüntüleme istenmiş mi; istenmemişse gerekçe yazılı mı?
☐ Cerrahi konsültasyonu istenmiş mi?
Taburculuk formunda yazılı uyarı bölümü var mı?
☐ Hasta çocuk / gebe / ileri yaşta mı — şüphe eşiği buna göre değerlendirildi mi?
☐ Ameliyat notu ve patoloji raporu dosyada mı?
☐ Uzamış yatış, ek girişim ve iş göremezlik süreleri belgelendi mi?
☐ Hastane bilgi sistemi log dökümü talep edildi mi?

Sıkça Sorulan Sorular

Karın ağrısıyla acile gittim, ağrı kesici verip gönderdiler; ertesi gün apandisit çıktı. Bu malpraktis midir?

Tek başına yeterli değildir. Belirleyici olan, ilk başvuruda ne yapıldığıdır: hasta gözleme alındı mı, birkaç saat sonra yeniden muayene edildi mi, tetkikler tekrarlandı mı ve taburcu edilirken hangi belirtilerle geri döneceği yazılı olarak anlatıldı mı? Apandisit tanısı ilk saatlerde gerçekten güç olabilir; kusur çoğunlukla tanının konulamamasında değil, belirsizliğin yönetilmemesindedir.

İlk gelişte neden ameliyat etmediler diye dava açabilir miyim?

Bu eksen üzerine kurulan iddia zayıftır. Apandisit olmadığı hâlde ameliyat edilen hasta da bir kusur başlığıdır ve karşı taraf bunu savunma olarak kullanır. Dosyayı ameliyat edilmeyecekse neden gözlenmediği ve neden uyarılmadığı üzerine kurmak çok daha güçlüdür.

Apandisitin delinmesi her zaman gecikme anlamına gelir mi?

Hayır. Hızlı ilerleyen olgularda ilk başvurudan kısa süre sonra da delinme görülebilir. Bu yüzden bilirkişiden sorulması gereken soru, delinmenin gerçekleşip gerçekleşmediği değil, zamanında tanı konulsaydı önlenebilir miydi sorusudur.

Çocuğuma gastroenterit dediler, sonra apandisit çıktı. Durum değişir mi?

Küçük çocuklarda apandisitin mide-bağırsak yakınmalarıyla başlaması ve öykü alınamaması bilinen bir güçlüktür. Tam da bu nedenle bu yaş grubunda şüphe eşiği daha düşük tutulmalıdır. Belirtilerin tipik olmaması, bu grupta savunma değil dikkat gerekçesidir.

Gebeyim ve apandisitim geç fark edildi. Gebelik mazeret sayılır mı?

Hayır. Gebelikte ilerleyen haftalarda apendiksin yer değiştirmesi ve ağrının alışılmadık yerde hissedilmesi tıbben bilinmektedir. Bilinen bir güçlük, ondan doğan gecikmenin mazereti olmaz; aksine daha dikkatli değerlendirme gerekçesidir. Gebede öncelikle ultrason kullanılır.

Yaşlı yakınım apandisit nedeniyle vefat etti. Bu dosyada ne değişir?

İleri yaşta bulguların silik seyretmesi ve delinme ile ölüm oranının belirgin şekilde yüksek olması, gecikmenin ağırlığını artırır. Ölümle sonuçlanan dosyalarda takip edilecek yollar için ölümle sonuçlanan malpraktis rehberine bakınız.

Taburcu edilirken bana hiçbir uyarı yapılmadı. Bunu nasıl ispatlarım?

Bu, dosyanın en kolay ispatlanan kalemidir; çünkü ispat yükü büyük ölçüde karşı taraftadır. Taburculuk formunda yazılı bir bilgilendirme bölümü ya vardır ya yoktur. Sözlü yapıldığı savunulursa, bunun belgelendirilmemiş olması aleyhe değerlendirilir.

Ultrason veya tomografi çekilmemesi tek başına kusur mudur?

Otomatik olarak değil. Görüntüleme kararı klinik tabloya göre verilir ve her hastada zorunlu değildir. Ancak görüntüleme de yapılmamış, gözlem de yapılmamış, hasta doğrudan taburcu edilmişse tablo bütün olarak değerlendirilir. Burada sorulacak soru, hangi yolla belirsizliğin giderildiğidir.

Apandisit ameliyatı olduktan sonra karnımda yapışıklık ve ağrı kaldı. Bu ayrı bir zarar mıdır?

Delinmiş apandisit sonrasında geç dönemde bağırsak yapışıklığına bağlı şikâyetler gelişebilir. Tanı gecikmesiyle delinme arasındaki bağ kurulabiliyorsa, bu şikâyetler ayrı bir zarar kalemi olarak talep edilir ve maluliyet değerlendirmesine dâhil edilir.

Karın ağrısıyla gittim, apandisit dediler ama ameliyatta apandisit çıkmadı. Dava açabilir miyim?

Bu, tanı gecikmesinin ters yönüdür. Apandisit olmadığı hâlde yapılan ameliyat tek başına kusur sayılmaz; belirsiz tabloda ameliyat kararı tıbben savunulabilir. Değerlendirilecek olan, ameliyat kararından önce yeterli değerlendirmenin yapılıp yapılmadığı ve onamda bu ihtimalin anlatılıp anlatılmadığıdır.

Hangi mahkemede ve ne kadar sürede dava açmam gerekir?

Kamu hastanesi ile özel hastane için yol ve süreler farklıdır. Kamu hastanesinde idari başvuru ve tam yargı davası, özel hastanede ise adli yargı söz konusudur. Ayrıntı için malpraktis davası: kamu mu özel mi rehberine bakınız; süreler hak düşürücü olabilir.

Acil serviste hiç muayene edilmeden saatlerce bekletildim. Bu ayrı bir kusur mudur?

Evet, bu triyaj ve bekleme düzenine ilişkin ayrı bir başlıktır ve hekimin tanı kararından bağımsız olarak kurum organizasyonu kapsamında değerlendirilir. Ayrıntı için acil serviste malpraktis: triyaj, stabilizasyon ve sevk rehberine bakınız.

Karın ağrısıyla gidip eve gönderildiniz mi? Gözlem kayıtları belirleyici.

📞 0554 648 37 15
💬 WhatsApp

İlgili Rehberler

Dayanak Mevzuat

  • (‘2709 sayılı Türkiye Cumhuriyeti Anayasası m. 17’, ‘Herkesin yaşama, maddi ve manevi varlığını koruma ve geliştirme hakkı.’)
  • (‘6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu m. 49, 66, 112’, ‘Haksız fiil sorumluluğu, adam çalıştıranın sorumluluğu ve borcun hiç veya gereği gibi ifa edilmemesi.’)
  • (‘6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu m. 55’, “Bedensel zarar ve ölümde tazminatın belirlenmesi; 7589 sayılı Kanun’la eklenen faiz başlangıcı düzenlemesi.”)
  • (‘2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu m. 13’, ‘Kamu hastanelerinde idari başvuru ve tam yargı davası süreleri.’)
  • (“1219 sayılı Tababet ve Şuabatı San’atlarının Tarzı İcrasına Dair Kanun”, ‘Hekimlik mesleğinin icrası ve yetki sınırları.’)
  • (‘Hasta Hakları Yönetmeliği’, ‘Bilgilendirme, tıbbi kayıtlara erişim, rıza ve hizmetten yararlanma hakları.’)
  • (‘Yataklı Sağlık Tesislerinde Acil Servis Hizmetlerinin Uygulama Usul ve Esasları Hakkında Tebliğ’, ‘Acil serviste değerlendirme, gözlem, yatış ve taburculuk düzeni.’)
  • (‘Hasta ve Çalışan Güvenliğinin Sağlanmasına Dair Yönetmelik’, ‘Hasta güvenliği uygulamaları ve kurumun organizasyon yükümlülükleri.’)

Post by Av. Fatma Öztürk