Hazine Taşınmazı ve İcra: Haczedilebilir mi, İpotek Konabilir mi, Teminat Nasıl İşler?
01 Eylül 2026

Hazine Taşınmazı ve İcra: Haczedilebilir mi, İpotek Konabilir mi, Teminat Nasıl İşler?

📜 Dayanak Mevzuat

  • 2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu m.82 — Haczi caiz olmayan mallar
  • 6183 sayılı Kanun m.70 — Haczedilemeyecek mallar
  • 5393 sayılı Belediye Kanunu m.15 — Belediye mallarında haciz
  • 4706 sayılı Kanun m.5 — Belediyeye devredilen taşınmazlar
  • 2886 sayılı Devlet İhale Kanunu — Teminatlar
  • Hazine Taşınmazlarının İdaresi Hakkında Yönetmelik
  • 4721 sayılı Türk Medenî Kanunu — İpotek ve sınırlı ayni haklar

⚡ Net Cevap: İcra ve İflas Kanunu’nun 82. maddesi açıktır: Devlet malları ile mahsus kanunlarında haczi caiz olmadığı gösterilen mallar haczolunamaz. Benzer düzenleme kamu alacaklarının tahsiline ilişkin kanunda da bulunur. Bunun gerekçesi, kamu hizmetinin sürekliliği ilkesidir. Önemli bir ayrım vardır: Devlete karşı icra takibi başlatılabilir; ancak Devlet malları haczedilemez. Belediyeler bakımından ise ölçüt daha dardır: kamu hizmetinde fiilen kullanılan mallar haczedilemez ve belirleyici olan salt tahsis kararı değil, fiilî kullanımdır. Madalyonun diğer yüzünde Hazine alacaklı konumdadır: taksitli satışlarda bedel tamamen ödenmeden tapu devri yapılırsa Hazine lehine kanuni ipotek tesis edilir ve borç bittiğinde bu ipoteğin terkini ayrıca talep edilmelidir.

Hazine taşınmazı dosyalarında icra ve teminat konuları iki yönlü işler: bazen Hazine borçlu, çoğu zaman alacaklıdır.

Bu iki yönü ayırmadan yapılan değerlendirmeler, hem alacaklıları hem taşınmaz edinenleri yanıltır.

Aşağıda haciz yasağının kapsamı, Hazine lehine kurulan teminatlar, irtifak hakkı üzerindeki ipotek imkânı ve teminat mekanizmaları ele alınmaktadır.

Devlet Malları Haczedilemez

Kural, İcra ve İflas Kanunu’nda yer alır: Devlet malları ile mahsus kanunlarında haczi caiz olmadığı gösterilen mallar haczolunamaz.

Kamu alacaklarının tahsiline ilişkin kanunda da benzer bir düzenleme bulunur ve haczedilemeyecek mallar arasında Devlet malları ile hususi kanunlarında gösterilen mallar sayılır.

Gerekçe nedir?

Bu kuralın temelinde iki ilke yatar:

  • Kamu hizmetinin sürekliliği. Kamu hizmetinde kullanılan malların haczi, hizmetin kesintiye uğramasına yol açar.
  • Devletin borcunu kendiliğinden ödeyeceği varsayımı. Hukuk devletinin bir gereği olarak, cebri icraya başvurulmasına gerek görülmez.

Kritik ayrım: takip açılabilir

Sık karıştırılan bir husus vardır: Devlete karşı icra takibi başlatılabilir; haczedilemeyen şey, Devletin mallarıdır.

Yani alacaklı takip yapabilir, alacağını tespit ettirebilir; ancak cebri icra yoluyla Devlet malı üzerinden tahsil yapamaz.

Uygulamada tahsil, ilgili idarenin ödeme yapmasıyla gerçekleşir. Bu nedenle Devlete karşı alacaklarda süreç, cebri icradan çok idari takip ve yazışma üzerinden yürür.

Devlet malları haczedilemez; ancak takip açılabilir

Av. Fatma Öztürk — Hukukçular Evi Ankara

📞 0554 648 37 15💬 WhatsApp📋 Ön Değerlendirme

Belediye Mallarında Daha Dar Bir Ölçüt

Belediyeler bakımından haciz yasağı, Devlet mallarındaki kadar geniş değildir ve bu fark önemlidir.

Belediye Kanunu’nda; belediyenin proje karşılığı borçlanma yoluyla elde ettiği gelirleri, şartlı bağışlar, vergi, resim ve harç gelirleri ile kamu hizmetinde fiilen kullanılan malları bakımından haciz yasağı öngörülmüştür.

Buradaki anahtar kelime “fiilen”dir.

✅ Tahsis kararı tek başına yetmez

Belediye malları bakımından uygulamada kabul edilen ölçüt şudur: belirleyici olan malın fiilen kamu hizmetine tahsis edilmiş olmasıdır; salt tahsis kararı yeterli değildir.

Ve önemli bir usul kuralı: bu hususta ispat yükü borçlu idaredededir.

Yani belediye, haczedilen malın kamu hizmetinde fiilen kullanıldığını ispat etmek durumundadır. Sadece “bu taşınmaz kamu hizmetine tahsislidir” demek yeterli olmaz.

Bu, belediyeden alacaklı olanlar bakımından somut bir imkândır: belediyenin boş duran veya fiilen kamu hizmetinde kullanılmayan taşınmazları bakımından haciz talebi değerlendirilebilir.

Buna karşılık kanunda ayrıca sayılan gelir kalemleri bakımından yasak, fiilî kullanım şartına bağlı olmaksızın işler.

Hazine Lehine Kanuni İpotek

Madalyonun diğer yüzünde Hazine alacaklıdır ve alacağını güvence altına alır.

Hazine taşınmazlarının taksitli satışında, bedel tamamen ödenmeden tapuda alıcı adına devir yapılması hâlinde, taşınmaz üzerinde Hazine lehine kanuni ipotek tesis edilir.

Bu ipotek, kalan borcun teminatıdır ve taşınmazın üzerinde yük olarak durur.

Terkin kendiliğinden olmaz

Uygulamada en sık yapılan hata budur ve yıllar sonra ortaya çıkar.

Borç tamamen ödendiğinde ipotek kendiliğinden kalkmaz. Terkin için tapu müdürlüğüne başvurulması ve talep edilmesi gerekir.

Yapılması gerekenler:

  1. Borcun tamamının ödendiğine dair yazı veya belge ilgili idareden alınır.
  2. Bu belgeyle birlikte tapu müdürlüğüne başvurulur.
  3. İpoteğin terkini talep edilir.
  4. Yeni tapu kayıt örneği alınarak terkin teyit edilir.

Bu adım atlandığında taşınmaz satılmak veya kredi teminatı gösterilmek istendiğinde tapuda duran ipotekle karşılaşılır ve işlem gecikir.

Bu nedenle son taksit ödendiğinde takvime bir hatırlatma konulmalı ve terkin işlemi hemen yapılmalıdır.

Amaç Kısıtı Şerhi

İpotek dışında, taşınmazın değerlendirilmesini sınırlayan bir başka kayıt daha vardır.

Bazı satış rejimlerinde, satılan yerlerin satış amacı dışında kullanılamayacağı hususunda tapu kütüğünün beyanlar hanesine şerh konulur.

Benzer şekilde, büyük ölçekli yatırımlara yapılan doğrudan satışlarda da bu yerlerin amacı dışında kullanılamayacağına dair tapuya şerh konulması öngörülmüştür.

Bu şerhin sonuçları:

  • Taşınmaz başka amaçla kullanılamaz.
  • Şerh, taşınmazın piyasa değerini etkileyebilir.
  • Alıcılar ve finans kuruluşları bakımından belirsizlik yaratır.

Bu nedenle Hazine taşınmazı satın alırken tapu kayıt örneğinin beyanlar hanesi mutlaka okunmalı ve varsa şerhin kapsamı öğrenilmelidir.

Borç bitse de ipoteğin terkini ayrıca talep edilir

Av. Fatma Öztürk — Hukukçular Evi Ankara

📞 0554 648 37 15💬 WhatsApp📋 Ön Değerlendirme

İrtifak Hakkı Üzerinde İpotek

Yatırımcılar bakımından en önemli finansman sorusu budur: Hazine taşınmazı üzerinde kurulan hak, kredi teminatı olabilir mi?

Cevap, kurulan hakkın niteliğine bağlıdır.

Bağımsız ve sürekli nitelikli irtifak hakkı

Yatırımlara kamu taşınmazı tahsisine ilişkin düzenlemede, bağımsız ve sürekli nitelikli irtifak hakkı tesis edilebileceği öngörülmüştür.

Bu nitelikteki haklar tapu kütüğünde ayrı bir sayfaya kaydedilebilme özelliğine sahiptir ve bu, üzerlerinde ipotek kurulabilmesinin hukuki zeminini oluşturur.

Bu nedenle proje finansmanı planlanan yatırımlarda, kurulacak hakkın bu nitelikte olması önem taşır.

Kullanma izni

Devletin hüküm ve tasarrufu altındaki yerlerde ise irtifak hakkı kurulamaz; bunun yerine kullanma izni verilir.

Kullanma izni idari bir izindir ve niteliği farklıdır. Bu hâlde teminat yapısı ayrıca değerlendirilmelidir.

Saha seçiminde bu ayrım gözetilmelidir: aynı projede tapulu Hazine parseli ile Devletin hüküm ve tasarrufu altındaki bir alan arasında tercih yapılıyorsa, finansman bakımından ilki daha elverişli olabilir.

Sözleşme hükümleri

Her hâlde sözleşmedeki devir ve temlik hükümleri incelenmelidir:

  • Hak devredilebilir mi, hangi şartlarda?
  • Devir izne tabi mi?
  • Teminatın paraya çevrilmesi hâlinde ne olur?

Mevzuata göre; ihale süresiyle sınırlı olmak kaydıyla sözleşme, Bakanlığın izniyle devredilebilir veya sözleşmeye ortak alınabilir; devir alacaklarda ilk ihaledeki şartlar aranır. İzinsiz devirde sözleşme feshedilir.

Bu hükümler, teminat yapısının kurgulanmasında belirleyicidir ve finans kuruluşuyla birlikte değerlendirilmelidir.

Teminatlar: Geçici ve Kesin

Hazine taşınmazı işlemlerinde iki tür teminat gündeme gelir ve her ikisi de kayıp riski taşır.

Geçici teminat

İhaleye katılım aşamasında yatırılır ve teklifin ciddiyetinin güvencesidir.

Risk şudur: ihale üzerinde kalan kişi yükümlülüklerini yerine getirmezse, protesto çekmeye ve hüküm almaya gerek kalmaksızın ihale bozulur ve geçici teminat Hazineye irat kaydedilir.

Kesin teminat

Sözleşme kurulurken alınır ve sözleşmenin ifasının güvencesidir.

Risk daha ağırdır. Mevzuata göre; yükümlülüklerin sözleşmeye uygun yerine getirilmemesi veya taşınmazın sözleşmesinde öngörülen amaç dışında kullanılması ve idarenin en az on gün süreli ve nedenleri açıkça belirtilen ihtarına rağmen aynı durumun devam ettirilmesi hâlinde:

  • Ayrıca protesto çekmeye ve hüküm almaya gerek kalmaksızın kesin teminat Hazineye gelir kaydedilir,
  • Sözleşme feshedilir ve hesap genel hükümlere göre tasfiye edilir.

Ve kritik bir ayrıntı: gelir kaydedilen kesin teminat, müşterinin borcuna mahsup edilemez.

Yani teminatın kaybı ayrı bir yaptırımdır; borcu azaltmaz.

Bu nedenle idarenin ihtarı tebliğ edildiğinde on günlük süre içinde derhal harekete geçilmeli ve aykırılık giderilmelidir. İhtar, bir fırsat penceresidir.

Ecrimisil ve Cebri Tahsil

Hazine alacaklarının en sık karşılaşılan türü ecrimisildir ve tahsili güçlü mekanizmalara bağlanmıştır.

Mevzuata göre, süresinde ödenmeyen ecrimisil alacağının tamamı gecikme zammı uygulanmak suretiyle kamu alacaklarının tahsiline ilişkin kanun hükümlerine göre takip ve tahsil edilmek üzere vergi dairelerine veya gelir servislerine intikal ettirilir.

Bunun sonuçları:

  • Alacak kamu alacağı olarak takip edilir.
  • Ödeme emri düzenlenir.
  • Borçlunun malvarlığı üzerinde haciz işlemleri yapılabilir.
  • Gecikme zammı işler.

Ve önemli bir kural: fuzuli şagiller tarafından dava açılmış olması, ecrimisilin takip ve tahsil edilmesi işlemini durdurmaz.

Tahsilin durması isteniyorsa idari yargı mevzuatı çerçevesinde yürütmenin durdurulması talebinde bulunulmalı ve bu talep kabul edilmelidir.

Haczedilemeyen Bir Grup: Belediyeye Devredilen Taşınmazlar

Mevzuatta, belirli bir taşınmaz grubu bakımından açık bir haciz yasağı öngörülmüştür.

Hazine taşınmazlarının belediyelere devrine ilişkin düzenlemede, devredilen taşınmazların haczedilemeyeceği hükme bağlanmıştır.

Bu, devrin amacını korumaya yöneliktir: taşınmazlar yapı sahiplerine satılmak üzere devredildiğinden, belediyenin borçları nedeniyle haczedilmeleri amacı boşa çıkarır.

Bu hükmün pratik önemi iki yönlüdür:

  • Yapı sahipleri bakımından güvence sağlar; satın alma süreci belediyenin mali durumundan etkilenmez.
  • Belediye alacaklıları bakımından sınır oluşturur; bu taşınmazlar haciz konusu edilemez.

Aynı düzenlemede, devredilen taşınmazların devirden itibaren belirli bir süre içinde satılamaması hâlinde Hazineye resen tescil edileceği de öngörülmüştür.

Satın Alırken Kontrol Listesi

Hazine taşınmazı satın alırken yük ve kısıtlar bakımından kontrol edilmesi gerekenler:

  1. Beyanlar hanesi. Amaç kısıtı şerhi, muhdesat kaydı ve diğer belirtmeler.
  2. İpotek. Taksitli satışlarda Hazine lehine kanuni ipotek tesis edilir.
  3. Şerhler. Satış amacı dışında kullanım kısıtı var mı?
  4. Borç durumu. Taşınmazla ilgili ödenmemiş ecrimisil bulunuyor mu?
  5. Teminat yükümlülükleri. Sözleşmede öngörülen teminatlar nelerdir?
  6. Devir kısıtları. Taşınmaz ileride serbestçe satılabilecek mi?

Bu kontroller, özellikle finansman planlanan işlemlerde satın alma öncesinde yapılmalıdır. Şerhli veya ipotekli bir taşınmaz, kredi teminatı olarak sınırlı değer taşır.

Mera ve Orta Mallarda Durum

Devletin hüküm ve tasarrufu altındaki yerler bakımından tablo daha da nettir.

Mera, yaylak, kışlak, yol, meydan, harman yeri ve kıyı gibi yerler özel mülkiyete konu olamaz. Mülkiyet doğmadığından, bu yerler üzerinde:

  • Haciz uygulanamaz,
  • İpotek kurulamaz,
  • Kişisel borçlar nedeniyle takip konusu edilemez.

Ayrıca bu yerlerde kazandırıcı zamanaşımı işlemez; kadastro mevzuatına göre orta malları, hizmet malları, ormanlar ve Devletin hüküm ve tasarrufu altında olup kamu hizmetine tahsis edilen yerler, tapuda kayıtlı olsun olmasın kazandırıcı zamanaşımı yoluyla iktisap edilemez.

Bu nedenle mera üzerinde kurulmuş bir tesisi teminat göstermek isteyenlerin karşılaşacağı tablo şudur: zemin teminat olamaz; üzerindeki yapı da kural olarak zemine bağlıdır.

Bu alanlarda yatırım planlanıyorsa, izlenecek yol teminat kurgulamak değil; önce tahsis amacı değişikliği yaparak taşınmazı Hazinenin özel mülkiyetine geçirmek, sonra üzerinde hak kurmaktır.

Bu iki aşamalı yapı, proje takvimini ve finansman planını doğrudan etkiler ve baştan hesaba katılmalıdır.

Satın Alan Alıcı Bakımından Devralınan Riskler

İhaleyle veya doğrudan satışla Hazine taşınmazı edinenlerin devralabileceği bazı fiilî riskler vardır ve bunlar tapu kaydında görünmez.

1. İşgal. Millî emlak uygulamasında, satışa konu taşınmazın fuzuli işgal altında bulunması hâlinde Hazine tahliye için sorumluluk yüklenmez ve taşınmaz işgal edilmiş hâliyle alıcı adına tescil ettirilerek teslim edilir. Tahliye süreci alıcıya kalır.

2. Erişim. Kadastro paftasında yolu bulunmayan parselde zorunlu geçit hakkı meselesi doğar ve bedel ödenmesi gerekebilir.

3. Kullanım kısıtları. Amaç şerhi, imar planı kararı veya çevre mevzuatından doğan kısıtlar taşınmazın kullanımını sınırlayabilir.

4. Üzerindeki yapılar. Taşınmaz üzerinde üçüncü kişilerin yapıları bulunabilir; muhdesat kaydı ve tazminat talepleri gündeme gelebilir.

Bu riskler tapu kaydından değil, yerinde görme ve kısıt sorguları yoluyla tespit edilir.

Bu nedenle satın alma öncesinde taşınmaz mutlaka yerinde görülmeli; imar, orman, kıyı, sit ve mera sorguları ayrı ayrı yapılmalı ve fiilî kullanım fotoğrafla belgelenmelidir.

Bu kontrollerin maliyeti, satış bedeline kıyasla düşüktür; atlanmasının maliyeti ise yıllara yayılabilir.

Hazine Alacaklarında Zamanaşımı ve Süreler

Alacak ve teminat dosyalarında süre yönetimi belirleyicidir. Farklı alacak türleri için farklı süreler işler.

Ecrimisilde geriye dönük sınır. Ecrimisil, tespit tarihinden geriye doğru beş yılı geçmemek üzere tespit ve takdir edilir. Bu süreyi aşan dönemler için tarhiyat yapılamaz ve bu, itirazın en somut dayanaklarındandır.

Düzeltme talebi. Ecrimisil işlemine karşı tebliğ tarihinden itibaren otuz gün içinde idareye başvurulur.

Ödeme ve vade. İhbarnamede belirtilen süre içinde ödenmeyen alacak, gecikme zammıyla birlikte cebri tahsile konu edilir.

İdari dava süreleri. İdari yargı mevzuatındaki genel süreler işler ve tebliğ tarihinden hesaplanır.

Sözleşmesel süreler. İhtar süreleri, teminat iade süreleri ve fesih bildirimleri sözleşmede düzenlenir.

Bu nedenle Hazine taşınmazı dosyalarında tutulması gereken en yararlı belge basit bir süre takvimidir: hangi belge ne zaman tebliğ edildi, hangi süre ne zaman doluyor?

Tebligat zarfları ve alındıları mutlaka saklanmalıdır; süreler bu tarihlerden hesaplanır ve tebliğ tarihinin ispatı çoğu uyuşmazlıkta belirleyici olur.

Sık Yapılan Hatalar

Takip ile haczi karıştırmak. Devlete karşı takip açılabilir; haczedilemeyen şey Devlet mallarıdır.

Belediye mallarında yasağı mutlak sanmak. Ölçüt fiilî kullanımdır ve ispat yükü borçlu idaredededir.

İpoteğin terkinini unutmak. Borç bitse de ipotek kendiliğinden kalkmaz.

Beyanlar hanesini okumamak. Amaç kısıtı şerhi taşınmazın değerlendirilmesini sınırlar.

Teminatı formalite sanmak. Kesin teminat gelir kaydedilir ve borca mahsup edilmez.

İhtarı ciddiye almamak. On günlük süre içinde aykırılık giderilmezse fesih gelir.

Davanın tahsili durduracağını sanmak. Dava açılması ecrimisilin takibini durdurmaz.

Hakkın niteliğini gözetmeden finansman planlamak. İrtifak hakkı ile kullanma izni farklı zeminler sunar.

Merada teminat kurgulamaya çalışmak. Bu yerler özel mülkiyete konu olmadığından ipotek kurulamaz.

Taşınmazı yerinde görmeden almak. İşgal ve erişim sorunları tapu kaydında görünmez.

Adım Adım Süreç

  1. Tapu kayıt örneğini alın. Beyanlar hanesi ve şerhler okunur.
  2. İpotek ve kısıtları tespit edin. Kanuni ipotek ve amaç şerhi.
  3. Borç durumunu sorun. Ödenmemiş ecrimisil var mı?
  4. Sözleşmedeki teminat hükümlerini okuyun. Kayıp riskleri belirlenir.
  5. Finansman planlıyorsanız hakkın niteliğini kontrol edin. İrtifak mı, kullanma izni mi?
  6. Borç bitiminde terkin talep edin. Kendiliğinden kalkmaz.
  7. İhtar gelirse süresinde harekete geçin. On gün kritiktir.

İlgili Konular ve Kaynaklar

Sıkça Sorulan Sorular

Hazine taşınmazı haczedilebilir mi?

İcra ve İflas Kanunu’na göre Devlet malları ile mahsus kanunlarında haczi caiz olmadığı gösterilen mallar haczolunamaz. Bu kuralın temelinde kamu hizmetinin sürekliliği ilkesi yatar.

Devlete karşı icra takibi yapılabilir mi?

Yapılabilir. Haczedilemeyen şey Devletin mallarıdır; takip açılmasına engel yoktur. Tahsil ise uygulamada ilgili idarenin ödeme yapmasıyla gerçekleşir.

Belediye malları da haczedilemez mi?

Belediye Kanunu’nda proje karşılığı borçlanma gelirleri, şartlı bağışlar, vergi, resim ve harç gelirleri ile kamu hizmetinde fiilen kullanılan mallar bakımından haciz yasağı öngörülmüştür.

Tahsis kararı haczi engeller mi?

Uygulamada belirleyici ölçüt malın kamu hizmetine fiilen tahsis edilmiş olmasıdır; salt tahsis kararı yeterli değildir ve ispat yükü borçlu idaredededir.

Taksitli satışta ipotek konur mu?

Bedel tamamen ödenmeden tapuda alıcı adına devir yapılması hâlinde taşınmaz üzerinde Hazine lehine kanuni ipotek tesis edilir.

Borcu bitirince ipotek kalkar mı?

Kendiliğinden kalkmaz. Borcun ödendiğine dair belge alınarak tapu müdürlüğüne başvurulmalı ve terkin talep edilmelidir.

Tapuya şerh konur mu?

Bazı satış rejimlerinde satılan yerlerin satış amacı dışında kullanılamayacağı hususunda tapu kütüğünün beyanlar hanesine şerh konulur.

İrtifak hakkı kredi teminatı olabilir mi?

Bağımsız ve sürekli nitelikli irtifak hakları tapu kütüğünde ayrı sayfaya kaydedilebilme özelliğine sahiptir ve bu, üzerlerinde ipotek kurulabilmesinin hukuki zeminini oluşturur. Kullanma izninde ise teminat yapısı ayrıca değerlendirilmelidir.

Geçici teminatı kaybeder miyim?

İhale üzerinde kalan kişi yükümlülüklerini yerine getirmezse, protesto çekmeye ve hüküm almaya gerek kalmaksızın ihale bozulur ve geçici teminat Hazineye irat kaydedilir.

Kesin teminat borcuma sayılır mı?

Hayır. Gelir kaydedilen kesin teminat, müşterinin borcuna mahsup edilemez; teminat kaybı ayrı bir yaptırımdır.

İdare ihtar gönderdi, ne yapmalıyım?

İhtar en az on gün süreli ve gerekçeli olarak yapılır. Bu süre içinde aykırılık giderilmezse teminat gelir kaydedilir ve sözleşme feshedilir; bu nedenle derhal harekete geçilmelidir.

Ecrimisile dava açarsam takip durur mu?

Hayır. Dava açılmış olması ecrimisilin takip ve tahsil edilmesi işlemini durdurmaz; tahsilin durması için yürütmenin durdurulması talebinin kabulü gerekir.



Post by Av. Fatma Öztürk