Beddua etmek suç mu sorusu, günlük hayatta sıkça sarf edilen Allah belanı versin, Allah senden razı olmasın gibi ifadelerin ceza hukuku bakımından ne anlama geldiğini merak eden birçok kişi tarafından yöneltilmektedir. Türk hukukunda beddua kural olarak başlı başına suç oluşturmaz; Yargıtay’ın yerleşik uygulaması, ilahi güce yönelik dilek niteliğindeki beddua sözlerinin hakaret suçunu doğurmadığını kabul etmektedir. Bununla birlikte bedduanın içeriği, tekrar edilmesi veya iletişim aracıyla ısrarlı biçimde muhataba yöneltilmesi hâlinde olayın koşullarına göre TCK m.123 (huzur ve sükunu bozma), TCK m.106 (tehdit) veya TCK m.125 (hakaret) kapsamında değerlendirilmesi gündeme gelebilir. Bu yazıda beddua etmenin hangi durumlarda ceza sorumluluğu doğurabileceğini, hangi hâllerde ise cezasız kaldığını mevzuat ve içtihat ışığında ayrıntılı biçimde ele alıyoruz.
Somut bir dosyanızla ilgili görüşmek ister misiniz?
Avukatla Görüşün: 0554 648 37 15WhatsApp Danışma
Hukuki Açıdan Beddua Nedir?
Türk hukukunda beddua doğrudan tanımlanmış bir kurum değildir. Sözlük anlamıyla beddua, bir kimsenin başına kötülük gelmesi yönünde dile getirilen dilek ya da temenniyi ifade eder. Allah belanı versin, cezanı Allah’tan bul, iki yakan bir araya gelmesin gibi ifadeler bu kategoride değerlendirilir. Hukuki nitelendirme yapılırken beddua sözlerinin somut bir isnat mı, yoksa manevi bir dilek mi olduğu belirleyicidir. Yargıtay Ceza Genel Kurulu ve yüksek ceza daireleri bedduayı, ilahi bir güce yönelik dilek niteliği taşıması nedeniyle kural olarak hakaret veya tehdit olarak nitelendirmemektedir.
Ne var ki her söz olayın bağlamı içinde değerlendirilmelidir. Ölçü, sözün doğrudan mağdurun şeref ve saygınlığına saldırıp saldırmadığı; korku, kaygı ya da bir irade sınırlamasına yol açıp açmadığıdır. Bir başka anlatımla; sözün kendisi kadar söylendiği yer, zaman, muhatap sayısı ve konuşmanın tonu da dikkate alınır. Aşağıda ayrımın temel ölçütlerine yer verilmiştir:
- Salt beddua: Somut bir isnat içermeyen, ilahi güce yönelik dilek biçimindeki sözler; kural olarak suç değildir.
- Tehdit içerikli beddua: Senin canını ben alırım, seni ben yakarım gibi failin bizzat gerçekleştireceği kötülüğü ilan eden ifadelerin bedduaya eklenmesi.
- Hakaret içerikli beddua: Kişinin onur, şeref ve saygınlığına yönelik sövme veya somut isnat içeren beddualar.
- Israrlı beddua: Sırf huzur ve sükunu bozmak amacıyla telefon, mesaj veya sosyal medya yoluyla sürekli tekrar edilen beddua sözleri.
TCK m.123 – Kişilerin Huzur ve Sükununu Bozma Suçunun Unsurları
Türk Ceza Kanunu’nun 123. maddesine göre: Sırf huzur ve sükûnunu bozmak maksadıyla bir kimseye ısrarla; telefon edilmesi, gürültü yapılması ya da aynı maksatla hukuka aykırı başka bir davranışta bulunulması hâlinde, mağdurun şikâyeti üzerine faile üç aydan bir yıla kadar hapis cezası verilir. Bedduanın da bu suça vücut vermesi mümkündür.
Maddenin uygulanabilmesi için belirli unsurların birlikte gerçekleşmesi gerekir. Öğretide ve Yargıtay uygulamasında bu unsurlar şu şekilde ele alınır:
- Özel kast: Failin yalnızca ve yalnızca mağdurun huzurunu bozmak saikiyle hareket etmesi. Alacak, boşanma, iş uyuşmazlığı gibi ayrı bir sâik varsa suçun bu tipi oluşmayabilir.
- Israr unsuru: Fiilin süreklilik göstermesi; bir defalık bir mesaj veya telefon yeterli değildir. Ancak sürekli olarak beddua içeren mesajların gönderilmesi ısrar unsurunu karşılayabilir.
- Hukuka aykırılık: Fiilin haklı bir sebebe dayanmaması, ölçülülük sınırını aşması.
- Şikayet: Mağdurun fiili ve faili öğrenmesinden itibaren altı ay içinde şikayet hakkını kullanması. Aksi hâlde soruşturma başlatılamaz.
Buna göre yalnızca bir kez söylenen beddua tek başına TCK m.123 kapsamında değerlendirilmez. Ancak günün farklı saatlerinde ardı ardına gönderilen bedduatlı mesajlar, farklı numaralardan aranarak sarf edilen beddualar veya sosyal medya üzerinden yürütülen sistematik yorumlar bu suçu oluşturabilir. Konunun benzer boyutları için ısrarlı takip ve huzur bozma başlığındaki yazımıza göz atabilirsiniz.
TCK m.106 – Tehdit Suçu ile Bedduanın Ayrışma Noktası
Türk Ceza Kanunu’nun 106. maddesinin birinci fıkrasına göre; bir başkasını, kendisinin veya yakınının hayatına, vücut veya cinsel dokunulmazlığına yönelik bir saldırı gerçekleştireceğinden bahisle tehdit eden kişi, altı aydan iki yıla kadar hapis cezası ile cezalandırılır. Salt beddua bu tanıma uymaz; çünkü bedduada kötülüğü gerçekleştirecek olan fail değil, ilahi bir güçtür.
Buna karşın bedduanın içeriğine failin bizzat gerçekleştireceği bir eylem eklenmesi durumunda tehdit suçu gündeme gelebilir. Örneğin Allah belanı versin, ben de seni bulup canını çıkarırım cümlesinde beddua tarafı cezasız kalırken, ikinci kısım TCK m.106 kapsamında değerlendirilir. Uygulamada tehdit suçunun oluşabilmesi için şu unsurlar aranır:
- Faile ait bir kötülük iradesinin açık veya örtük biçimde ifade edilmesi,
- Söz konusu iradenin, mağdurun karar özgürlüğünü kısıtlamaya elverişli olması,
- Beyan edilen zararın hayat, vücut bütünlüğü veya cinsel dokunulmazlık gibi ağır hukuki değerlere yönelik olması,
- Failin kastının bulunması.
Malvarlığına ya da sair kötülüğe yönelik tehditler TCK m.106/1’in ikinci cümlesi kapsamında değerlendirilir ve şikayete tabidir. Silahla veya birden fazla kişi tarafından gerçekleştirilen tehditlerde ise ceza belirgin biçimde artırılır. Tehdit suçunun basit hâli uzlaştırmaya tabi olup şikayet üzerine soruşturulur. Bu nedenle bedduaya eşlik eden sözlerin dikkatle çözümlenmesi büyük önem taşır.
TCK m.125 – Hakaret Suçu ile Beddua Arasındaki Fark
Hakaret suçu, bir kimseye onur, şeref ve saygınlığını rencide edecek biçimde somut bir fiil veya olgu isnat etmek ya da sövmek suretiyle işlenir. Yargıtay içtihadı, Allah senin belanı versin, Allah cezanı versin gibi ifadeleri kural olarak beddua sayarak hakaret kapsamı dışında bırakmaktadır. Zira bu sözler somut bir isnat değil, ilahi güce yönelik bir dilek niteliği taşır.
Bununla birlikte aşağıda örneklenen durumlarda beddua tek başına ele alınamaz ve TCK m.125 kapsamına girebilir:
- Bedduanın yanında doğrudan sövme ifadelerinin kullanılması,
- Mağdurun mesleki, cinsel veya ailevi kimliğine ilişkin küçük düşürücü ifadelerin sarf edilmesi,
- Kişinin şeref ve saygınlığına saldırı içeren somut bir isnadın yapılması,
- Kalabalık ortamda, sesli veya yazılı olarak alenen sarf edilen küçültücü ifadeler.
Örneğin Allah belanı versin ifadesi kural olarak cezasız kalırken, aynı cümleye hırsız, sahtekâr gibi somut isnatların eklenmesi hâlinde hakaret suçu oluşabilir. Asılsız somut isnatlar ayrıca iftira suçu kapsamında da değerlendirilebilir; iftiranın hukuki boyutu için iftira suçu ve savunma yazımızı inceleyebilirsiniz.
TBK m.49 Kapsamında Manevi Tazminat Talebi
Ceza soruşturmasının açılıp açılmamasından bağımsız olarak, beddua eyleminin kişilik haklarına zarar vermesi hâlinde hukuk mahkemelerinde manevi tazminat talep edilmesi mümkündür. Türk Borçlar Kanunu’nun 49. maddesi, kusurlu ve hukuka aykırı bir fiille başkasına zarar verenin bu zararı gidermekle yükümlü olduğunu belirtir. Aynı maddenin ikinci fıkrasına göre ise zarar verici fiili yasaklayan bir kural bulunmasa dahi ahlaka aykırı bir fiille kasten zarar veren de bu zarardan sorumludur.
Manevi tazminatın hukuki dayanağı, bu genel sorumluluk hükmüyle birlikte TBK m.58’de düzenlenen kişilik hakkı ihlalidir. Ağır ve tekrar eden beddualar, hedef alınan kişide korku, kaygı, uyku problemleri veya iş performansında düşme gibi sonuçlara yol açıyorsa manevi bir zararın varlığından söz edilebilir. Hâkim, tazminatın miktarını belirlerken;
- Sözlerin ağırlığını ve tekrar sayısını,
- Tarafların ekonomik ve sosyal durumunu,
- Failin kusur derecesini,
- Beddua sözlerinin yayıldığı ortamı (örneğin sosyal medya, iş yeri, aile ortamı) dikkate alır.
Manevi tazminat davası, haksız fiil zamanaşımı süreleri içinde açılmalıdır. Kural olarak zarar görenin fiili ve faili öğrendiği tarihten itibaren iki yıl, her hâlde fiilin gerçekleştiği tarihten itibaren on yıllık süreye tabidir. İşyeri ve kurum içi süreçlerde ise ayrıca disiplin soruşturmalarında tarafsızlık ilkesi başlıklı yazımız yol gösterici olabilir.
Şikayet Süreci ve Delil Toplanması
Bedduanın koşulları oluştuğunda ceza yargılamasına konu edilebilmesi için mağdurun şikayet hakkını süresi içinde kullanması gerekir. TCK m.123 ile m.106/1’in basit hâli şikayete tabi olduğundan altı aylık şikayet süresinin kaçırılmaması önemlidir. Şikayet dilekçesinin Cumhuriyet Başsavcılığına verilmesiyle soruşturma başlatılır. Uygulamada sağlıklı bir sonuç alınabilmesi için şu delillerin hazırlanması önerilir:
- Bedduaların gönderildiği SMS, WhatsApp veya sosyal medya mesajlarının ekran görüntüleri,
- Çağrı listeleri ve arama saatlerini gösteren operatör dökümleri,
- Bedduaya tanıklık eden kişilerin isim ve iletişim bilgileri,
- Sesli veya görüntülü kayıtların dijital kopyaları (hukuka uygun elde edilmiş olmak koşuluyla),
- Failin geçmiş davranışlarına ilişkin belge, e-posta veya yazışmalar.
Delil bütünlüğünün korunması için ekran görüntülerinin metadata bilgileri (tarih, saat, kaynak) ile birlikte saklanması, mümkünse noter aracılığıyla tespit yaptırılması önerilir. Ceza soruşturmasında delillerin hukuka uygun elde edilmiş olması gerektiği unutulmamalıdır. Ayrıca tehdit suçunun basit hâli uzlaştırma kapsamındadır; bu nedenle savcılık dosyayı önce uzlaştırma bürosuna yönlendirir. Uzlaşmanın sağlanmaması hâlinde iddianame düzenlenerek dava aşamasına geçilir.
Avukatla Görüşün: 0554 648 37 15WhatsApp Danışma
Sık Sorulan Sorular
Sadece Allah belanı versin demek suç mudur?
Yargıtay içtihadına göre bu tür ifadeler kural olarak beddua sayılır ve tek başına hakaret veya tehdit suçu oluşturmaz. Ancak söze somut bir isnat, sövme veya failin bizzat gerçekleştireceği bir kötülük ilan eden ifadeler eklenirse TCK m.125 veya m.106 kapsamında değerlendirme yapılır.
Beddua içerikli mesajların sürekli gönderilmesi ne olur?
Sırf huzur ve sükunu bozmak amacıyla ısrarla gönderilen bedduatlı mesajlar TCK m.123 kapsamında kişilerin huzur ve sükununu bozma suçunu oluşturabilir. Bu durumda üç aydan bir yıla kadar hapis cezası öngörülmüştür; fiilin şikayete tabi olduğu unutulmamalıdır.
Bedduaya karşı manevi tazminat davası açılabilir mi?
Beddua eylemi kişilik haklarının ihlaline yol açmışsa TBK m.49 ve m.58 hükümlerine dayanılarak manevi tazminat davası açılabilir. Hâkim; sözlerin ağırlığı, tekrar sayısı ve tarafların durumunu değerlendirerek uygun miktarı takdir eder.
Şikayet süresi ne kadardır ve nasıl başlar?
Hem TCK m.123 hem de TCK m.106/1 basit hâl şikayete tabi suçlardır. Şikayet süresi, mağdurun fiili ve faili öğrendiği tarihten itibaren altı aydır. Süre kaçırılırsa soruşturma başlatılamaz.
Beddua sözlerinin nitelendirilmesi olayın bağlamına, mağdurun uğradığı etkiye ve delillerin bütünlüğüne göre değişkenlik gösterir. İçerik salt bir dilek niteliğinde kaldığında ceza sorumluluğu doğmasa da; ısrar, tehdit veya hakaret unsurlarıyla birleştiğinde ciddi hukuki sonuçlar gündeme gelebilir. Somut olayınıza ilişkin hukuki değerlendirme ve süreç planlaması için deneyimli bir ceza avukatına başvurmanız yararlı olacaktır.
{“@context”:”https://schema.org”,”@type”:”FAQPage”,”mainEntity”:[ {“@type”:”Question”,”name”:”Sadece Allah belanı versin demek suç mudur?”,”acceptedAnswer”:{“@type”:”Answer”,”text”:”Yargıtay içtihadına göre bu tür ifadeler kural olarak beddua sayılır ve tek başına hakaret veya tehdit suçu oluşturmaz. Ancak söze somut bir isnat, sövme veya failin bizzat gerçekleştireceği bir kötülük ilan eden ifadeler eklenirse TCK m.125 veya m.106 kapsamında değerlendirme yapılır.”}}, {“@type”:”Question”,”name”:”Beddua içerikli mesajların sürekli gönderilmesi ne olur?”,”acceptedAnswer”:{“@type”:”Answer”,”text”:”Sırf huzur ve sükunu bozmak amacıyla ısrarla gönderilen bedduatlı mesajlar TCK m.123 kapsamında kişilerin huzur ve sükununu bozma suçunu oluşturabilir. Bu durumda üç aydan bir yıla kadar hapis cezası öngörülmüştür; fiilin şikayete tabi olduğu unutulmamalıdır.”}}, {“@type”:”Question”,”name”:”Bedduaya karşı manevi tazminat davası açılabilir mi?”,”acceptedAnswer”:{“@type”:”Answer”,”text”:”Beddua eylemi kişilik haklarının ihlaline yol açmışsa TBK m.49 ve m.58 hükümlerine dayanılarak manevi tazminat davası açılabilir. Hâkim; sözlerin ağırlığı, tekrar sayısı ve tarafların durumunu değerlendirerek uygun miktarı takdir eder.”}}, {“@type”:”Question”,”name”:”Şikayet süresi ne kadardır ve nasıl başlar?”,”acceptedAnswer”:{“@type”:”Answer”,”text”:”Hem TCK m.123 hem de TCK m.106/1 basit hâl şikayete tabi suçlardır. Şikayet süresi, mağdurun fiili ve faili öğrendiği tarihten itibaren altı aydır. Süre kaçırılırsa soruşturma başlatılamaz.”}} ]}İlgili Rehberler
Bu konuda hukuki destek almak için


