Arkadaşım Kullanırken Yanındaydım: Sadece Orada Bulunmak Suç Oluşturur mu?
26 Ağustos 2026

Arkadaşım Kullanırken Yanındaydım: Sadece Orada Bulunmak Suç Oluşturur mu?

📜 Dayanak Mevzuat

Somut bir dosyanızla ilgili görüşmek ister misiniz?

📞 Ara: +905546483715💬 WhatsApp’tan yaz

  • 5237 sayılı TCK m.37 — Faillik; suçun kanuni tanımındaki fiili birlikte gerçekleştiren kişilerden her biri fail olarak sorumlu tutulur
  • 5237 sayılı TCK m.38 — Azmettirme; başkasını suç işlemeye azmettiren kişi işlenen suçun cezası ile cezalandırılır
  • 5237 sayılı TCK m.39 — Yardım etme; suçun işlenmesine yardım eden kişiye indirimli ceza verilir
  • 5237 sayılı TCK m.191/1 — Kullanmak için satın alma, kabul etme, bulundurma veya kullanma
  • 5237 sayılı TCK m.190/1 — Uyuşturucu kullanılmasını kolaylaştırma; yer sağlama ve düzenek hazırlama dâhil
  • 5237 sayılı TCK m.278-280 — Suçu bildirmeme yükümlülüğü ve sınırları
  • 5271 sayılı CMK m.75-76 — Beden muayenesi ve vücuttan örnek alınması
  • 5271 sayılı CMK m.148/3 — Yasak usullerle elde edilen ifadeler delil olarak değerlendirilemez

Uyuşturucu dosyalarının önemli bir bölümü, üzerinde hiçbir madde bulunmayan kişileri de kapsar. Temel kural nettir: sadece ortamda bulunmak, suça iştirak değildir. Sorumluluk doğması için fiile somut bir katkının ortaya konulması gerekir.

Temel Kural: Bulunmak Katılmak Değildir

Ceza hukukunda sorumluluk, kişinin fiiline bağlıdır. Bir suçun işlendiği ortamda bulunmuş olmak, o suça katılmış olmak anlamına gelmez. Bu, iştirak hükümlerinin temel mantığından doğar.

TCK m.37 uyarınca suçun kanuni tanımındaki fiili birlikte gerçekleştiren kişilerden her biri fail olarak sorumlu tutulur. Yani faillik için suçun tanımındaki hareketin gerçekleştirilmesi aranır. TCK m.39 uyarınca ise suçun işlenmesine yardım eden kişiye indirimli ceza verilir; ancak yardımın da somut bir davranış olması gerekir.

Uyuşturucu kullanma suçu bakımından TCK m.191/1’deki seçimlik hareketler bellidir: kullanmak için satın alma, kabul etme, bulundurma veya kullanma. Bu hareketlerden hiçbirini gerçekleştirmeyen bir kişi, sırf aynı ortamda bulunduğu için bu suçun faili sayılamaz.

DurumSorumluluk doğar mı?Gerekçe
Ortamda bulunmak, hiçbir şeye dokunmamakHayırKanuni tanımdaki hareket gerçekleşmemiştir
Maddeyi eline almak, üzerinde bulundurmakEvetBulundurma fiili (m.191/1)
Maddeyi kullanmakEvetKullanma fiili (m.191/1)
Maddeyi başkasına uzatmak, aktarmakDeğerlendirilirDevrin niteliğine göre m.188/3 veya m.191
Kullanmak için yer sağlamakEvetTCK m.190/1
Temin edilmesine aracılık etmekEvetSomut katkıya göre m.188 veya iştirak
Olayı bilip bildirmemekAyrıca değerlendirilirTCK m.278-280 kapsamı

Birinci satır bu yazının çekirdeğidir. Buna karşılık altıncı ve yedinci satırlar hatırlatılmalıdır: hiçbir şey yapmamak ile bir şeyler yapmak arasındaki sınır, dosyada somut olgularla çizilir.

Aidiyet: Madde Kime Ait?

Ortamda bulunan kişiler bakımından ilk tartışma, ele geçirilen maddenin kime atfedileceğidir. Bu, iştirak tartışmasından önce gelen ve çoğu zaman dosyayı doğrudan çözen bir sorudur.

Madde ortak bir alanda, masada, araçta veya evin ortak bölümünde ele geçirilmişse, bunun belirli bir kişiye ait olduğunun ortaya konulması gerekir. Sırf aynı ortamda bulunmak bu bağı kurmaz. Bu nedenle arama tutanağında maddenin bulunduğu tam noktanın yazılı olması kritik önemdedir.

Maddenin bulunduğu yerAidiyet bakımından değerlendirme
Kişinin üzerinde, cebindeO kişiye yönelik bağ güçlü
Kişisel çanta, cüzdan veya kişisel dolapSahibine yönelik bağ
Masa üzeri, ortak oturma alanıSomut bağ kurulmadan atfedilemez
Araçta ortak bölümHer kişi için ayrı değerlendirme gerekir
Mekânın genel alanıBulunanlara toptan atfedilemez
Ev sahibinin kendi odasıEvde misafir olanlara atfedilemez

Tutanakta “masada bulundu” veya “evde ele geçirildi” biçimindeki genel ifadeler, belirli bir kişiye bağ kurmaya elverişli değildir. Bu husus dosyanın ilk aşamasından itibaren ileri sürülmelidir.

Bir başka teknik nokta, maddenin kime ait olduğunu kabul eden bir beyanın bulunup bulunmadığıdır. Ortamdaki bir kişinin maddenin kendisine ait olduğunu beyan etmesi, diğerleri bakımından savunmanın en güçlü dayanağını oluşturur. Bu beyanın istikrarlı biçimde tekrarlanması ve tutanağa geçirilmesi önem taşır.

Tahlil İstenirse Ne Olur?

Ortamda yakalanan kişilerden sıklıkla kan veya idrar örneği talep edilir. Bu, hukuken ayrı bir işlemdir ve kendi usulüne tabidir.

Beden muayenesi ve vücuttan örnek alınması, Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 75 ve 76. maddelerinde düzenlenmiştir ve belirli karar ve usul şartlarına bağlıdır. Bu işlemin dayanağının bulunup bulunmadığı ayrıca denetlenebilir.

Tahlil sonucunun pozitif çıkması hâlinde, bu sonuç kullanma fiiline ilişkin bir delil oluşturur. Ancak burada da dikkat edilmesi gereken hususlar vardır: numunenin usulüne uygun alınıp alınmadığı, muhafaza zincirinin belgelenip belgelenmediği, sonucun usulüne uygun tebliğ edilip edilmediği ve düzenli kullanılan reçeteli ilaçların çapraz reaksiyon ihtimali.

Denetim noktasıSorulacak soru
Karar ve usulİşlem CMK m.75-76’daki şartlara uygun mu?
Numune almaUsulüne uygun alınmış ve tutanağa bağlanmış mı?
Muhafaza zinciriNumune ile rapora konu örnek arasındaki bağ belgelenmiş mi?
TebliğSonuç ilgiliye veya müdafiine usulüne uygun tebliğ edilmiş mi?
Reçeteli ilaçDüzenli kullanılan ilaçların reçete ve raporları sunuldu mu?
Pasif etkileşimOrtamdaki dumana maruz kalma iddiası değerlendirildi mi?

Son satır, birlikte bulunma senaryolarında özellikle gündeme gelir. Kapalı bir ortamda başkalarının kullanımından kaynaklanan pasif maruziyet iddiası, teknik bir tartışmadır ve bilirkişi görüşü gerektirebilir. Bu iddianın ileri sürülmesi hâlinde, ortamın büyüklüğü, havalandırma durumu ve maruziyet süresi gibi olguların dosyaya yansıtılması gerekir.

Tahlilin negatif çıkması ise savunma bakımından güçlü bir dayanaktır ve kullanma fiilinin gerçekleşmediğini destekler. Bu nedenle örnek verme talebine karşı tutum, dosyanın koşullarına göre müdafi ile birlikte değerlendirilmelidir.

Uyuşturucu kullanılan bir ortamda yakalandıysanız ve üzerinizde madde bulunmadıysa, hukuki durumunuzu değerlendirmek için bize ulaşın.

📞 0554 648 37 15💬 WhatsApp

Nerede Sorumluluk Başlar? İştirakin Sınırı

“Sadece oradaydım” savunmasının sınırları vardır. Aşağıdaki davranışlar, pasif bulunmanın ötesine geçer ve sorumluluk doğurabilir.

DavranışMuhtemel nitelendirmeDayanak
Maddeyi eline alıp bulundurmakKullanmak için bulundurmaTCK m.191/1
KullanmakKullanmaTCK m.191/1
Ortak para koyup birlikte satın almakSomut olaya göre değerlendirilirTCK m.191 veya m.188
Maddeyi getirmek, taşımakNakletme veya bulundurmaTCK m.188/3 veya m.191
Kullanmak için ev veya oda sağlamakKullanılmasını kolaylaştırmaTCK m.190/1
Düzenek hazırlamak, aparat temin etmekKullanılmasını kolaylaştırmaTCK m.190/1
Satıcıyla buluşmayı ayarlamakSomut katkıya göre faillik veya yardım etmeTCK m.37-39
Kolluk gelirken maddeyi saklamak veya atmakAyrıca değerlendirilirSomut olaya göre

Beşinci ve altıncı satırlar özellikle vurgulanmalıdır. TCK m.190/1, uyuşturucu veya uyarıcı madde kullanılmasını kolaylaştırma fiillerini düzenler ve beş yıldan on yıla kadar hapis cezası öngörür. Kendisi kullanmayan ancak evini veya bir odasını kullanıma açan kişi bakımından bu hüküm tartışılabilir. Bu, “ben kullanmadım” savunmasının tek başına yeterli olmadığı bir alandır.

Yedinci satır ise aracılık senaryosudur. Buluşmayı ayarlamak, telefon numarası vermek veya adres tarif etmek gibi davranışların hangi kategoriye gireceği, katkının niteliğine göre belirlenir. Müşterek faillik, yardım etme ve hiçbir sorumluluk doğurmayan davranış arasındaki sınır burada çizilir ve somut olay değerlendirmesi gerektirir.

Bildirmeme Yükümlülüğü Var mı?

Sık sorulan bir soru da şudur: arkadaşımın uyuşturucu kullandığını biliyordum, bildirmediğim için sorumlu olur muyum?

Suçu bildirmeme yükümlülüğü TCK m.278 ve devamında düzenlenmiştir ve kendi sınırları vardır. Bu hükümlerin kapsamı, hangi suçlar bakımından ve kimler için bildirim yükümlülüğü doğduğu ayrı bir değerlendirme gerektirir. Ayrıca kanunda, kişinin kendisini veya belirli yakınlarını suçlayıcı beyanda bulunmaya zorlanamayacağına ilişkin ilkeler de dikkate alınır.

Bu nedenle “bildirmedim” olgusu tek başına bir sorumluluk kaynağı olarak sunulamaz; hangi hükme dayanıldığının ve koşullarının gerçekleşip gerçekleşmediğinin ortaya konulması gerekir.

DurumDeğerlendirme
Sadece bilmek ve bildirmemekTCK m.278 vd. koşulları ayrıca değerlendirilir
Bilmek ve ortamda bulunmakTek başına iştirak oluşturmaz
Bilmek ve gizlemeye katkı sunmakSomut katkıya göre değerlendirilir
Kendi yakınının fiiliKanundaki istisna hükümleri gözetilir

TCK m.278: Maddenin Kendi Şartları

Yukarıdaki tabloda "koşulları ayrıca değerlendirilir" denildi. O koşullar kanunda açıkça yazılıdır ve bilinmesi, bu başlıktaki tereddüdü büyük ölçüde giderir.

TCK m.278 — Suçu Bildirmeme

FıkraKural
m.278/1İşlenmekte olan bir suçu yetkili makamlara bildirmeyen kişi, bir yıla kadar hapis cezası ile cezalandırılır
m.278/2İşlenmiş olmakla birlikte, sebebiyet verdiği neticelerin sınırlandırılması hâlen mümkün bulunan bir suçu bildirmeyen kişi de aynı hükme göre cezalandırılır
m.278/3Mağdurun on beş yaşını bitirmemiş bir çocuk, bedensel veya ruhsal bakımdan engelli olan ya da hamileliği nedeniyle kendisini savunamayacak durumda bulunan kimse olması hâlinde ceza yarı oranında artırılır
m.278/4Tanıklıktan çekinebilecek olan kişiler bakımından cezaya hükmolunmaz. Ancak suçu önleme yükümlülüğünün varlığı dolayısıyla ceza sorumluluğuna ilişkin hükümler saklıdır

İlk iki fıkranın ortak noktası: zaman

Madde geçmişe değil, hâle bakar. Birinci fıkra işlenmekte olan bir suçtan; ikinci fıkra ise işlenmiş olmakla birlikte neticelerinin sınırlandırılması hâlen mümkün olan bir suçtan söz eder. Tamamlanmış ve sonuçları artık sınırlandırılamayacak bir fiilin sonradan bildirilmemesi, maddenin lafzı bakımından bu kapsamda değildir. Bu ayrım, ortamda bulunma senaryosunda doğrudan işler: geçmişte yaşanmış bir olayın anlatılmaması ile o an devam eden bir suçun bildirilmemesi aynı hükme tabi değildir. İddianamede m.278’e dayanılmışsa, fiilin hangi fıkra kapsamında görüldüğü ve zaman ölçütünün karşılanıp karşılanmadığı ilk sorulacak husustur.

Dördüncü fıkra: yakınlar bakımından cezasızlık

Kanun, tanıklıktan çekinebilecek kişileri bu suçun cezasından muaf tutmuştur. Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 45 inci maddesi uyarınca şüpheli veya sanığın nişanlısı, evlilik bağı kalmasa bile eşi, kan hısımlığından veya kayın hısımlığından üstsoy veya altsoyu, ikinci derece dahil kan veya kayın hısımları ve evlatlık bağı bulunanlar tanıklıktan çekinebilir.

Bu, teknik olarak bir şahsi cezasızlık sebebidir. Yargıtay kararlarında, tanıklıktan çekinebilecek konumdaki kişiler bakımından mahkûmiyet yerine ceza verilmesine yer olmadığı kararı verilmesi gerektiği belirtilmektedir. Yani sonuç beraat değildir; fiil suç olma özelliğini sürdürür ancak faile ceza verilmez. Kararın türü, sicil ve diğer sonuçlar bakımından fark doğurduğundan, hükümde doğru kararın kurulup kurulmadığı denetlenmelidir. Fıkranın son cümlesi de gözden kaçırılmamalıdır: suçu önleme yükümlülüğü bulunan kişiler bakımından ceza sorumluluğuna ilişkin hükümler saklı tutulmuştur.

Kendi fiili bakımından bildirim yükümlülüğü doğmaz

Bu maddenin en çok karıştırılan yönü şudur: kişi kendi işlediği veya iştirak ettiği bir suçu bildirmemekten dolayı bu madde uyarınca sorumlu tutulmaz. Failin suçun işlenmesinde rolü varsa, gündeme gelecek olan suçu bildirmeme değil, asıl suça iştiraktir. Bu da yazının yukarıdaki bölümünde anlatılan iştirak sınırı tartışmasına geri döner.

Anayasa’nın 38 inci maddesi de bu tabloyu tamamlar: hiç kimse kendisini ve kanunda gösterilen yakınlarını suçlayan bir beyanda bulunmaya veya bu yolda delil göstermeye zorlanamaz. Bu ilke, hem bildirim yükümlülüğünün sınırını hem de ifade aşamasında susma hakkının kapsamını belirler.

Özetle üç soru: Bildirilmediği ileri sürülen fiil, o anda işlenmekte olan ya da sonuçları hâlen sınırlandırılabilir bir suç muydu? Kişi, fail ile tanıklıktan çekinebilecek derecede yakın mıydı? Kişinin kendisi fiile herhangi bir biçimde katılmış mıydı? Bu üç sorunun cevabı, m.278 kapsamındaki tartışmanın çerçevesini büyük ölçüde çizer.

İfade Aşaması: En Kritik An

Üzerinde madde bulunmayan kişiler bakımından dosyanın kaderi çoğu zaman ifade aşamasında belirlenir. Bu aşamada verilen beyanlar, sonradan düzeltilmesi güç sonuçlar doğurabilir.

Uygulamada en sık yapılan hata, “nasılsa üzerimde bir şey yoktu” düşüncesiyle müdafi olmadan ifade verilmesidir. Oysa beyan sırasında söylenen bir cümle, kişinin maddeyi eline aldığını, kullandığını veya temin edilmesine katkı sunduğunu ortaya koyabilir ve o andan itibaren hukuki durum tamamen değişir.

BeyanDoğurabileceği sonuç
“Bir nefes çektim”Kullanma fiilinin kabulü (m.191/1)
“Elime aldım ama kullanmadım”Bulundurma tartışması
“Ben ayarladım, buluşturdum”Aracılık ve iştirak tartışması
“Evimde toplandık”TCK m.190/1 tartışması
“Parayı birlikte verdik”Ortak satın alma tartışması
“Hiçbirine dokunmadım, sadece oradaydım”Savunmanın temel çizgisi

Son satır savunmanın omurgasıdır ve tutarlı biçimde korunmalıdır. Beyanın kollukta, savcılıkta ve mahkemede istikrarlı olması, güvenilirliğini doğrudan etkiler.

Bu noktada CMK m.148/3 hatırlatılmalıdır: yasak usullere göre elde edilen ifadeler, rıza ile verilmiş olsa da delil olarak değerlendirilmez. Ayrıca müdafi hazır bulunmadan alınan ifadelerin hükme esas alınması bakımından kanunda özel düzenlemeler bulunmaktadır. Bu nedenle ifade öncesinde müdafi ile görüşme hakkının kullanılması, en temel korumadır.

Kullanma Kabul Edilirse Süreç Nasıl İşler?

Değerlendirme sonucunda kişi hakkında TCK m.191 kapsamında işlem yapılırsa, süreç bir ceza yargılamasından çok tedavi ve denetim rejimine dönüşür.

TCK m.191/2 uyarınca şüpheli hakkında kamu davasının açılmasının ertelenmesine karar verilir ve en az bir yıl süreyle denetimli serbestlik tedbiri uygulanır; gerekiyorsa tedaviye yönlendirme yapılır. Yükümlülüklere uyulması ve sürenin sorunsuz tamamlanması hâlinde kovuşturmaya yer olmadığı kararı verilir; mahkûmiyet ve adli sicil kaydı doğmaz.

KalemSonuç
Kamu davasının ertelenmesiDava açılmaz, denetimli serbestlik uygulanır
Denetimli serbestlik süresiEn az bir yıl
Yükümlülüklere uyulursaKovuşturmaya yer olmadığı kararı
Adli sicilMahkûmiyet doğmadığından kayıt oluşmaz
İhlalde ısrar hâlindeKamu davası açılır

Son satırdaki “ısrar” şartı önemlidir: erteleme süresi içinde yükümlülüklere veya tedavinin gereklerine uymakta ısrar edilmesi aranır; tek bir aksaklık kendiliğinden dava açılması sonucunu doğurmaz.

Bu rejim, ortamda bulunma senaryosunda yakalanan ve gerçekten kullanıcı olan kişiler bakımından önemli bir imkândır. Tedaviye yönlendirme yükümlülüğüne gönüllü uyum, hem sürecin tamamlanmasını hem de olası sonraki dosyalarda kişilik değerlendirmesini olumlu etkiler.

Mekân Senaryosu: Eğlence Yeri, Ev, Araç

Ortamda bulunma senaryosu, olayın geçtiği yere göre farklı sonuçlar doğurabilir. Yer, hem aidiyet tartışmasını hem de olası ek nitelendirmeleri etkiler.

OrtamAidiyet bakımındanEk olarak tartışılabilecek
Eğlence mekânı, umuma açık yerMekândaki herkese toptan atfedilemezİşletme sorumluluğu ayrı değerlendirilir
Özel konut, misafirlikEv sahibi ile misafir ayrımı yapılırEv sahibi bakımından TCK m.190/1
Kişinin kendi eviEv sahibine yönelik bağ güçlenirYer sağlama tartışması
Araç, yolculukSürücü ile yolcular ayrı değerlendirilirNakletme iddiası
Ortak kullanılan öğrenci eviKimin hangi bölümü kullandığı araştırılırOrtak alan tartışması
Açık alan, parkSomut bağ kurulması güçleşirAidiyet lehe yorumlanabilir

İkinci ve üçüncü satırlar birlikte okunmalıdır. Kendi evinde arkadaşlarını ağırlayan kişi bakımından hem aidiyet bağı güçlenir hem de TCK m.190/1 kapsamındaki kullanmak için yer sağlama tartışması doğar. Buna karşılık misafir konumundaki kişiler bakımından her ikisi de zayıflar.

Dördüncü satırda ise sürücü ile yolcular arasındaki ayrım önem taşır. Aracın sürücüsü olmak, araçta bulunan maddenin sahibi olmayı gerektirmez; ancak maddenin sürücü koltuğu çevresinde ele geçirilmesi bağ kurmayı kolaylaştırır. Bu nedenle tutanaktaki konum bilgisi belirleyicidir.

Ortamda Çocuk Varsa

Uyuşturucu kullanılan ortamda on sekiz yaşından küçük bir kişinin bulunması, dosyayı tamamen farklı bir boyuta taşır ve ayrıca değerlendirilmesi gereken bir husustur.

TCK m.188/3’ün ilgili cümlesi uyarınca, uyuşturucu veya uyarıcı madde verilen veya satılan kişinin çocuk olması hâlinde veren veya satan kişiye verilecek hapis cezası on beş yıldan az olamaz. Ayrıca çocuğun uyuşturucu işine yönlendirilmesi hâlinde azmettirme hükümleri gündeme gelebilir.

Ortamda bulunan yetişkinler bakımından ise, çocuğun kullanımına yönelik somut bir katkı sunulup sunulmadığı ayrı ayrı değerlendirilir. Yine burada da temel kural geçerlidir: sırf ortamda bulunmak sorumluluk doğurmaz; ancak çocuk söz konusu olduğunda değerlendirme çok daha titiz yapılır.

DurumDeğerlendirme
Çocuğa madde verilmesiAlt sınır on beş yıla çıkar (TCK m.188/3)
Çocuğun bulunduğu ortamda kullanımHer yetişkinin katkısı ayrı değerlendirilir
Çocuğun yönlendirilmesiAzmettirme hükümleri gündeme gelebilir
Çocuğun kendisi kullanıcıysa5395 sayılı Kanun kapsamında özel rejim işler

Son satır ayrıca hatırlatılmalıdır: suça sürüklenen çocuklar bakımından çocuk koruma mevzuatı çerçevesinde özel bir usul ve rejim uygulanır; yargılama çocuk mahkemesinde görülür ve tedbir odaklı bir yaklaşım benimsenir.

Ortamda Yakalananlar İçin Kontrol Listesi

SıraKontrolNeden
1Arama kararı veya yazılı emir var mı?Delilin hukuka uygunluğu
2Maddenin bulunduğu tam nokta tutanakta yazılı mı?Aidiyet bağının kurulması
3Maddenin sahibini kabul eden bir beyan var mı?Diğerleri bakımından en güçlü dayanak
4Üzerinizde herhangi bir madde ele geçirildi mi?Bulundurma fiilinin varlığı
5Tahlil işlemi CMK m.75-76’ya uygun mu?Örnek alma usulü
6Tahlil sonucu ne, muhafaza zinciri belgelenmiş mi?Kullanma delilinin güvenilirliği
7Düzenli kullanılan reçeteli ilaç var mı?Çapraz reaksiyon ihtimali
8İfade müdafi huzurunda mı alındı?CMK m.148/3 ve savunma hakkı
9Beyan aşamalar boyunca istikrarlı mı?Güvenilirlik
10Yer sağlama veya aracılık iddiası var mı, dayanağı nedir?TCK m.190 ve iştirak tartışması

İkinci ve üçüncü satırlar birlikte okunmalıdır. Maddenin tam noktasının tutanakta yazılı olmaması ile sahibini kabul eden bir beyanın bulunması, ortamda bulunan diğer kişiler bakımından savunmanın iki güçlü dayanağını oluşturur.

Sekizinci satır ise bu dosya tipinin en kritik kalemidir. Üzerinde madde bulunmayan bir kişi için ifade aşaması, dosyanın gidişatını belirleyen tek an olabilir. Müdafi ile görüşülmeden beyan verilmemesi, bu senaryoda verilebilecek en önemli tavsiyedir.

Sıkça Sorulan Sorular

Arkadaşım kullanırken yanındaydım, suç işlemiş olur muyum?

Sadece ortamda bulunmak tek başına suç oluşturmaz. Sorumluluk için TCK m.191/1’deki seçimlik hareketlerden birinin gerçekleştirilmesi veya iştirak hükümleri kapsamında fiile somut bir katkı sunulması gerekir.

Üzerimde madde yoktu ama gözaltına alındım, normal mi?

Ortamda bulunan kişiler hakkında işlem yapılması mümkündür; ancak sorumluluk doğması ayrı bir meseledir. Maddenin kime ait olduğu ve kişinin fiile katkısı ayrı ayrı ortaya konulmalıdır.

Madde masada duruyordu, bana da mı ait sayılır?

Ortak bir alanda ele geçirilen madde, somut bir bağ kurulmadan belirli bir kişiye atfedilemez. Bu nedenle arama tutanağında maddenin bulunduğu tam noktanın yazılı olması önem taşır.

Arkadaşım maddenin kendisine ait olduğunu söyledi, bu beni kurtarır mı?

Bu beyan, ortamda bulunan diğer kişiler bakımından savunmanın en güçlü dayanaklarından biridir. Beyanın istikrarlı biçimde tekrarlanması ve tutanağa geçirilmesi önemlidir.

Kan veya idrar örneği vermek zorunda mıyım?

Beden muayenesi ve vücuttan örnek alınması CMK m.75-76’da düzenlenmiştir ve belirli karar ile usul şartlarına bağlıdır. İşlemin dayanağının bulunup bulunmadığı denetlenebilir; tutum dosyanın koşullarına göre müdafi ile birlikte belirlenmelidir.

Ortamdaki dumandan tahlilim pozitif çıkabilir mi?

Kapalı ortamda pasif maruziyet iddiası teknik bir tartışmadır ve bilirkişi görüşü gerektirebilir. Bu iddia ileri sürülecekse ortamın büyüklüğü, havalandırma durumu ve maruziyet süresi gibi olguların dosyaya yansıtılması gerekir.

Evimde toplandık ama ben kullanmadım, sorumlu olur muyum?

TCK m.190/1 uyarınca uyuşturucu veya uyarıcı madde kullanılmasını kolaylaştırma fiilleri beş yıldan on yıla kadar hapis cezası gerektirir. Kullanmak için yer sağlama bu kapsamda tartışılabilir; “ben kullanmadım” savunması tek başına yeterli olmayabilir.

Buluşmayı ben ayarladım, ne olur?

Aracılık niteliğindeki davranışların hangi kategoriye gireceği katkının niteliğine göre belirlenir. TCK m.37-39 çerçevesinde müşterek faillik, yardım etme veya sorumluluk doğurmayan davranış ayrımı somut olaya göre yapılır.

Bildiğim hâlde ihbar etmedim, suç mu?

Suçu bildirmeme yükümlülüğü TCK m.278 ve devamında düzenlenmiştir ve kendi koşulları vardır. “Bildirmedim” olgusu tek başına sorumluluk kaynağı olarak sunulamaz; hangi hükme dayanıldığı ve koşullarının gerçekleşip gerçekleşmediği ortaya konulmalıdır.

İfade verirken en çok neye dikkat etmeliyim?

Müdafi ile görüşmeden beyan vermemek en temel korumadır. Beyan sırasında söylenen tek bir cümle, maddeyi eline aldığınızı, kullandığınızı veya temin edilmesine katkı sunduğunuzu ortaya koyabilir ve hukuki durumu tamamen değiştirebilir.

Ortamda bulunma, aidiyet veya iştirak tartışması için Hukukçular Evi Ankara ile iletişime geçin.

📞 0554 648 37 15💬 WhatsApp

Bu konuda hukuki destek almak için

📞 Ara: +905546483715💬 WhatsApp’tan yaz

Post by Av. Fatma Öztürk