Kürtaj Yasal mı? 2026: 10 Hafta Sınırı, Eş ve Veli Rızası, Suç Sonucu Gebelikte 20 Hafta, Hekimin Reddi ve Cezalar (2827 s.K., TCK 99-101)
16 Eylül 2026

Kürtaj Yasal mı? 2026: 10 Hafta Sınırı, Eş ve Veli Rızası, Suç Sonucu Gebelikte 20 Hafta, Hekimin Reddi ve Cezalar (2827 s.K., TCK 99-101)

“Kürtaj yasal mı, yasaklandı mı?” sorusu, hem gebeliğini sonlandırmayı düşünen kadınların hem de onların yakınlarının en çok aradığı sağlık hukuku sorularından biridir. Kamuoyunda zaman zaman yasak tartışmaları gündeme geldiği ve bazı hastanelerde işlemin yapılmadığı yönünde deneyimler paylaşıldığı için kafa karışıklığı büyüktür. Oysa hukuki çerçeve kırk yılı aşkın süredir aynı temel kurala dayanır: 2827 sayılı Nüfus Planlaması Hakkında Kanun, gebeliğin onuncu haftası doluncaya kadar, annenin sağlığı açısından tıbbi sakınca yoksa, istek üzerine rahim tahliyesine izin verir.

Bu rehberde kürtajın hangi süre içinde ve hangi şartlarla yasal olduğunu, on haftadan sonra hangi durumlarda yapılabildiğini, kimin rızasının gerektiğini, evli kadında eşin, reşit olmayan kız çocuğunda velinin rolünü, suç sonucu oluşan gebelikte yirmi haftalık özel kuralı, hekimin işlemi reddedip reddedemeyeceğini ve Türk Ceza Kanunu’ndaki yaptırımları mevzuat metinlerine dayanarak anlatıyoruz. Somut durumunuz için Hukukçular Evi Ankara’yı 0554 648 37 15 numaralı telefondan arayabilirsiniz.

Beş cümlede özet

  • Türkiye’de kürtaj (rahim tahliyesi) yasaldır: 2827 sayılı Kanun m.5’e göre gebeliğin onuncu haftası doluncaya kadar, annenin sağlığı açısından tıbbi sakınca yoksa istek üzerine yapılır.
  • On haftadan sonra rahim tahliyesi ancak gebeliğin annenin hayatını tehdit ettiği veya doğacak çocuk ile sonraki nesiller için ağır maluliyete yol açacağı hâllerde, kadın doğum uzmanı ile ilgili daldan bir uzmanın objektif bulgulara dayanan gerekçeli raporlarıyla yapılabilir.
  • İşlem gebe kadının iznine bağlıdır; kadın evliyse eşin de rızası, küçükse küçüğün rızası ile velinin izni, vesayet altındaki ayırt etme gücü olmayan kişide vasinin rızası ve sulh hâkiminin izni gerekir; hayati tehlike içeren acil hâllerde izin aranmaz.
  • Kadının mağduru olduğu bir suç sonucu gebe kalması hâlinde TCK m.99/6 uyarınca, gebelik yirmi haftayı geçmemek, kadının rızası bulunmak ve işlem uzman hekimlerce hastane ortamında yapılmak şartıyla gebeliği sona erdirene ceza verilmez.
  • Yasal şartlar dışında yapılan müdahaleler TCK m.99-101 kapsamında suçtur; on haftayı geçen gebeliğini isteyerek düşüren kadın hakkında da bir yıla kadar hapis veya adli para cezası öngörülmüştür.

Kısa cevap: Türkiye’de kürtaj yasal mı?

Evet. Türk hukukunda gebeliğin sona erdirilmesi yasak değildir; belirli şartlara bağlanmış, devletin gözetim ve denetimi altında yapılan bir tıbbi işlemdir. 2827 sayılı Kanun’un 2. maddesi gebeliğin sona erdirilmesinin ve sterilizasyonun devletin gözetim ve denetimi altında yapılacağını, Kanun’un öngördüğü hâller dışında gebeliğin sona erdirilemeyeceğini belirtir. Kanun’un 5. maddesi ise bu hâlleri sayar ve temel kuralı koyar: gebeliğin onuncu haftası doluncaya kadar, annenin sağlığı bakımından tıbbi bir sakınca bulunmadıkça, rahim kadının isteği üzerine tahliye edilir.

Kanun bu ilk on hafta için kadından bir gerekçe istemez. Ekonomik durum, aile planlaması, eğitim veya kariyer gibi kişisel nedenlerin açıklanması zorunlu değildir. Hekimin denetleyeceği şey, kadının sağlığı açısından işlemin tıbben sakıncalı olup olmadığı, gebelik süresinin sınır içinde kalıp kalmadığı ve rıza şartlarının tamamlanıp tamamlanmadığıdır.

Kanunun uygulanmasına ilişkin ayrıntılar, 1983 tarihli Rahim Tahliyesi ve Sterilizasyon Hizmetlerinin Yürütülmesi ve Denetlenmesine İlişkin Tüzük’te düzenlenmiştir. Tüzük; işlemi kimlerin yapabileceğini, hangi yerlerde yapılacağını, acil hâllerin neler olduğunu, izin belgesinin nasıl alınacağını ve bildirim yükümlülüklerini gösterir. Ceza boyutu ise 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun 99, 100 ve 101. maddelerindedir.

Kürtaja ilişkin temel mevzuat

DüzenlemeNeyi düzenler?Öne çıkan kural
2827 sayılı Nüfus Planlaması Hakkında Kanun m.2Gebeliğin sona erdirilmesinin genel çerçevesiİşlem devletin gözetim ve denetimi altında, yalnızca Kanunda öngörülen hâllerde yapılır
2827 s.K. m.5Süre ve tıbbi şartlar10. hafta doluncaya kadar istek üzerine; sonrasında ancak tıbbi zorunlulukta iki uzmanın gerekçeli raporuyla
2827 s.K. m.6İzin ve rızaGebe kadının izni; evliyse eşin rızası; küçükte veli izni; vesayet altındaki ayırt etme gücü olmayanda vasi ve sulh hâkimi izni
Rahim Tahliyesi ve Sterilizasyon Tüzüğü m.3-9Uygulayıcı, yer, acil hâller, bildirimKadın doğum uzmanı; eğitimli pratisyen hekim uzman gözetiminde; 24 saatlik acil bildirim
Tüzük m.13-15İzin belgesiTüzük ekindeki örneğe uygun yazılı izin; gelemeyen eş veya vasinin yazılı ve imzalı belgesi yeterli
TCK m.99Çocuk düşürtmeRızasız düşürtme 5-10 yıl; 10 haftayı geçen gebelikte tıbbi zorunluluksuz düşürtme 2-4 yıl; suç sonucu gebelikte 20 haftaya kadar cezasızlık
TCK m.100Çocuk düşürme10 haftayı geçen gebeliğini isteyerek düşüren kadına 1 yıla kadar hapis veya adli para cezası
TCK m.101KısırlaştırmaRızasız kısırlaştırma 3-6 yıl; rızaya dayalı olsa bile yetkisiz kişinin yapması 1-3 yıl

İlk on hafta: istek üzerine rahim tahliyesi

2827 sayılı Kanun’un 5. maddesinin birinci fıkrası ve Tüzük’ün 3. maddesi aynı kuralı tekrar eder: gebeliğin onuncu haftası doluncaya kadar kadının sağlığı açısından tıbbi sakınca olmadığı takdirde, istek üzerine rahim tahliye edilir. Bu dönemde kadın, işlemi neden istediğini açıklamak zorunda değildir. Hekimin görevi, muayene ve gerekli tetkiklerle gebelik süresini ve işlemin kadının sağlığı açısından sakınca taşıyıp taşımadığını belirlemek, işlemin olası sonuçları ve komplikasyonları hakkında aydınlatma yapmak ve izin belgesini usulüne uygun almaktır.

Kanun “onuncu hafta doluncaya kadar” ifadesini kullanır; sürenin hangi tarihten başlayarak hesaplanacağını ayrıca tanımlamaz. Uygulamada gebelik süresi hekim tarafından muayene ve ultrason bulgularıyla belirlenir. Bu nedenle sınıra yakın durumlarda birkaç günlük gecikme bile işlemin isteğe bağlı olarak yapılabilmesini imkânsız hâle getirebilir. Gebeliği sonlandırmayı düşünen bir kadının, kararını netleştirmek için ihtiyaç duyduğu süreyi de hesaba katarak mümkün olan en erken dönemde hekime başvurması, hukuki açıdan en önemli pratik tavsiyedir.

İşlemi kimler yapabilir?

Tüzük’ün 3. maddesine göre rahim tahliyesi kadın hastalıkları ve doğum uzmanlarınca yapılır. Bakanlıkça açılan eğitim merkezlerinde kurs görerek yeterlik belgesi almış pratisyen hekimler de, kadın hastalıkları ve doğum uzmanının denetim ve gözetiminde, menstrüel regülasyon yöntemiyle rahim tahliyesi yapabilir. Tüzük menstrüel regülasyonu vakum aspirasyon yönteminin kullanıldığı küçük cerrahi müdahale olarak tanımlar.

İşlem nerede yapılır?

Tüzük’ün 4. maddesine göre on haftayı geçmeyen gebelikte kadın hastalıkları ve doğum uzmanları rahim tahliyesini mesleklerini uyguladıkları yerlerde, pratisyen hekimler ise menstrüel regülasyon yöntemiyle resmi tedavi kurumlarında yapar. Anestezi gerektiren tahliyeler, anestezi uygulanabilen resmi tedavi kurumlarıyla özel hastanelerde yapılır. İşlemin yapılacağı resmi kurumlarda, özel hastanelerde ve uzman muayenehanelerinde Tüzük ekindeki listede sayılan araç ve gerecin bulunması zorunludur.

Gebelik süresine göre rahim tahliyesinin şartları

DurumHukuki şartKim yapar ve nerede?
Gebelik 10. hafta dolmadan, kadının isteğiyleTıbbi sakınca bulunmaması ve rıza şartlarının tamamlanması; gerekçe gösterme zorunluluğu yokKadın doğum uzmanı (muayenehane, resmi kurum, özel hastane); eğitimli pratisyen hekim uzman gözetiminde resmi kurumda; anestezi gerekiyorsa hastanede
Gebelik 10 haftayı geçmiş, tıbbi zorunluluk varAnnenin hayatının tehdit edilmesi veya çocuk ve sonraki nesiller için ağır maluliyet riski; kadın doğum uzmanı ve ilgili dal uzmanının gerekçeli raporlarıKadın doğum uzmanı; resmi yataklı tedavi kurumu veya özel hastane
Hayati tehlike içeren acil durumDerhal müdahale edilmezse hayatı veya hayati organlardan birini tehdit eden hâl; izin şartı aranmazKadın doğum uzmanı; kural olarak hastane, taşıma imkânsızsa hastanın bulunduğu yer
Kadının mağduru olduğu suç sonucu gebelikGebelik 20 haftayı geçmemeli, kadının rızası bulunmalı (TCK m.99/6)Uzman hekimler; hastane ortamı
Gebelik 10 haftayı geçmiş, tıbbi zorunluluk veya suç sonucu gebelik yokYasal dayanak yokturİşlem yapılamaz; yapılması TCK m.99/2 ve m.100 kapsamında suçtur

On haftadan sonra: tıbbi zorunluluk hâlinde rahim tahliyesi

Gebelik on haftayı geçtikten sonra kadının isteği tek başına yeterli değildir. 2827 sayılı Kanun’un 5. maddesinin ikinci fıkrasına göre bu dönemde rahim ancak iki durumda tahliye edilebilir: gebeliğin annenin hayatını tehdit ettiği veya edeceği hâllerde ve doğacak çocuk ile onu takip edecek nesiller için ağır maluliyete neden olacağı hâllerde. Her iki durumda da doğum ve kadın hastalıkları uzmanı ile ilgili daldan bir uzmanın objektif bulgulara dayanan gerekçeli raporları aranır.

Tüzük’ün 5. maddesi bu kuralı somutlaştırır. Buna göre on haftayı geçen gebelikte rahim tahliyesi, ancak Tüzük’e ekli listede sayılan hastalıklardan birinin bulunması hâlinde ve kadın hastalıkları ve doğum uzmanı tarafından yapılabilir. Hastalığın, kadın doğum uzmanı ile hastalığın ilişkin olduğu uzmanlık dalından bir hekimin birlikte hazırlayacakları, kesin klinik ve laboratuvar bulgularına dayanan gerekçeli raporlarla saptanması zorunludur. İşlemi yapan hekim, bu raporu işlemin sonucuyla birlikte en geç bir hafta içinde il sağlık müdürlüğüne göndermekle yükümlüdür.

Tüzük’ün 6. maddesine göre on haftayı geçen gebelikte rahim tahliyesi yalnızca resmi yataklı tedavi kurumlarıyla özel hastanelerde yapılabilir; muayenehanede yapılamaz. Bu yerlerde Tüzük ekindeki listede yer alan araç, gereç ve personelin bulunması zorunludur.

Uygulamada bu hüküm en sık, gebelik takibinde ciddi bir fetal anomalinin saptandığı durumlarda gündeme gelir. Tarama ve tanı testlerinin zamanında yapılması, ailenin bu imkândan yararlanıp yararlanamayacağını doğrudan belirler. Takipte yapılması gereken bir testin atlanması nedeniyle anomalinin geç fark edilmesi ayrı bir sorumluluk konusudur; bu konuyu gebelik takibi ve tarama testlerinin atlanması rehberimizde ele aldık.

Raporda nelere dikkat edilmeli?

On haftadan sonraki tahliyede raporun iki ayrı uzman tarafından, objektif klinik ve laboratuvar bulgularına dayanılarak ve gerekçeli olarak düzenlenmesi şarttır. Genel ifadelerle yazılmış, bulgu içermeyen veya yalnızca tek hekimin imzasını taşıyan bir rapor hem kadını hem de işlemi yapan hekimi hukuki risk altına sokar. Rapor örneğinin ve tetkik sonuçlarının kadına verilmesini istemek, ileride doğabilecek her türlü uyuşmazlıkta en önemli delildir.

Acil hâllerde rahim tahliyesi

Kanun’un 5. maddesinin üçüncü fıkrası, derhal müdahale edilmediği takdirde hayatı veya hayati organlardan birini tehdit eden acil hâllerde, durumu tespit eden yetkili hekimin gerekli müdahaleyi yaparak rahmi tahliye edeceğini düzenler. Bu durumda gebelik haftası sınırı ve izin şartı uygulanmaz; Kanun’un 6. maddesinin son fıkrası da veli veya sulh mahkemesinden izin alınmasının zaman gerektirdiği acil hâllerde izin şartının aranmayacağını açıkça belirtir.

Tüzük’ün 8. maddesi acil hâlleri üç başlıkta sayar: servikal internal os kapalı olsa bile kadının yaşamını tehlikeye sokacak ölçüde vajinal kanamalar; servikal internal osun açık olduğu hâller; rahimdeki gebelik ürününün bir bölümünün düştüğü ve kanamanın devam ettiği hâller ya da enfeksiyon tehlikesi. Tüzük’ün 7. maddesine göre acil hâlde de işlemi kadın hastalıkları ve doğum uzmanı yapar.

Tüzük’ün 9. maddesine göre acil hâllerde rahim tahliyesi resmi yataklı tedavi kurumlarıyla özel hastanelerde yapılır; kadının buralara taşınması imkânsızsa muayenehane veya ev gibi hastanın bulunduğu yerde de yapılabilir. Hekim, müdahaleyi yapmadan önce, bu mümkün değilse müdahaleden itibaren en geç 24 saat içinde kadının kimliğini, yapılan müdahaleyi, gerektiren nedenleri ve sonucunu yazılı olarak il sağlık müdürlüğüne bildirmek zorundadır.

Acil hâller arasında, gebeliğin rahim dışında yerleştiği durumlar da ciddi hayati risk taşır. Dış gebeliğin geç teşhis edilmesi sonucu yaşanan kayıplarda sorumluluk meselesi için dış gebelik tanı gecikmesi rehberimize bakabilirsiniz.

Suç sonucu oluşan gebelikte yirmi haftalık kural

Türk Ceza Kanunu’nun 99. maddesinin altıncı fıkrası, genel on haftalık sınırın dışında özel bir cezasızlık hâli öngörür. Buna göre kadının mağduru olduğu bir suç sonucu gebe kalması hâlinde, süresi yirmi haftadan fazla olmamak ve kadının rızası olmak koşuluyla, gebeliği sona erdirene ceza verilmez. Ancak bunun için gebeliğin uzman hekimler tarafından hastane ortamında sona erdirilmesi gerekir.

Hükmün üç şartı vardır. Birincisi gebeliğin kadının mağduru olduğu bir suçtan kaynaklanmasıdır; en tipik örnek cinsel saldırı ve çocuğun cinsel istismarıdır. İkincisi gebelik süresinin yirmi haftayı aşmamasıdır. Üçüncüsü kadının rızasıdır; suç sonucu gebelik de kadının iradesi dışında sonlandırılamaz. Bunlara ek olarak işlemin uzman hekimlerce ve hastane ortamında yapılması gerekir; muayenehane ortamı bu hüküm bakımından yeterli değildir.

Bu tür bir durumda yaşanan olay aynı zamanda bir ceza soruşturmasının konusudur. Mağdurun suç duyurusunda bulunması, adli muayenenin yapılması ve delillerin korunması hem failin cezalandırılması hem de gebeliğin suçtan kaynaklandığının ortaya konulması açısından önemlidir. Sürecin savcılık ve hastane ile koordineli yürütülmesi, işlemin yapılacağı hastanenin gebeliğin suç sonucu oluştuğunu değerlendirebilmesini kolaylaştırır. Mağdurun hakları ve sürecin işleyişi için cinsel saldırıya uğradım: haklarım ve süreç rehberimize, failden korunma tedbirleri için koruma kararı yazımıza bakabilirsiniz.

Mağdur bir çocuksa, olay çocuğun cinsel istismarı kapsamında resen soruşturulur ve sağlık mesleği mensuplarının suçu bildirme yükümlülüğü devreye girer. TCK m.280, görevini yaptığı sırada bir suçun işlendiği yönünde bir belirti ile karşılaşmasına rağmen durumu yetkili makamlara bildirmeyen veya bu hususta gecikme gösteren sağlık mesleği mensubunu cezalandırır. Bu konudaki ayrıntılar için çocuğun cinsel istismarı suçu rehberimizi inceleyebilirsiniz.

Gebeliğin sonlandırılmasıyla ilgili süre, rıza veya hastane reddi sorununuz varsa, zaman kaybetmeden hukuki durumunuzu birlikte değerlendirelim.
Av. Fatma Öztürk — Hukukçular Evi Ankara. Telefon: 0554 648 37 15

📞 Hemen Arayın💬 WhatsApp✉️ İletişim

Kimin rızası gerekir?

2827 sayılı Kanun’un 6. maddesi ve Tüzük’ün 13. maddesi rıza ve izin şartlarını ayrıntılı biçimde düzenler. Temel kural, müdahalenin gebe kadının iznine bağlı olmasıdır. Kimse, kadının rızası olmadan onun gebeliğini sonlandıramaz; rızası olmaksızın bir kadının çocuğunu düşürtmek TCK m.99/1’e göre beş yıldan on yıla kadar hapis cezası gerektiren ağır bir suçtur. Rıza, işlemin niteliği, riskleri ve olası sonuçları hakkında yeterli aydınlatma yapıldıktan sonra verilmelidir. Aydınlatmanın kapsamı ve ispatı konusunda aydınlatılmış onam rehberimiz yol gösterir.

Rahim tahliyesinde rıza ve izin şartları

Gebe kadının durumuKimin rızası veya izni gerekir?Dayanak
Reşit ve evli değilYalnızca kadının kendi izni2827 s.K. m.6/1; Tüzük m.13/a
Reşit ve evliKadının izni ile birlikte eşin rızası2827 s.K. m.6/2; Tüzük m.13/d
Küçük (ergin olmayan)Küçüğün kendi rızası ile birlikte velinin izni2827 s.K. m.6/1; Tüzük m.13/b
Vesayet altında, reşit veya ayırt etme gücüne sahip değilKişinin kendisinin ve vasisinin rızası ile birlikte sulh hâkiminin izni2827 s.K. m.6/1; Tüzük m.13/c
Akıl maluliyeti nedeniyle şuur serbestisine sahip değilKadının kendi rızası aranmaz; vesayet altındaysa vasinin rızası ve sulh hâkiminin izni ayrıca değerlendirilir2827 s.K. m.6/1 son cümle; Tüzük m.14/1
Hayati tehlike içeren acil hâlİzin şartı aranmaz2827 s.K. m.6/3; Tüzük m.14/2

İzin belgesi nasıl alınır?

Tüzük’ün 15. maddesine göre izin belgeleri, rızası aranan kişilere rahim tahliyesi için başvurdukları sırada imzalatılır. Eşin veya vasinin gelmemesi hâlinde, bunların rahim tahliyesine izin verdiklerine ilişkin yazılı ve imzalı belge yeterli sayılır. Belgeyi getiren kişi, imzanın sahibine ait olduğunun hukuki sorumluluğunu kabul ettiğine ilişkin ayrı bir belgeyi de imzalamak zorundadır.

Bu hüküm önemli bir uyarı içerir: başkası adına imza atmak veya eşin imzasını taklit ederek belge getirmek, hem Tüzük’teki taahhüt nedeniyle hukuki sorumluluk doğurur hem de somut olaya göre belgede sahtecilik gibi ceza hukuku sonuçlarına yol açabilir. Eşin rızasının alınamadığı durumlarda yapılacak şey, belgeyi sahte biçimde tamamlamak değil, aşağıda anlattığımız hukuki seçenekleri değerlendirmektir.

Eş rızası vermezse ne olur?

Evli kadında eşin rızasının aranması, düzenlemenin en çok tartışılan yönüdür. Kanun ve Tüzük bu şartı açıkça koyduğu için sağlık kuruluşları, evli olduğu anlaşılan bir kadında eşin rızası tamamlanmadan isteğe bağlı rahim tahliyesi yapmaktan kaçınır. Bu nedenle eşin rıza vermediği ya da eşe ulaşılamadığı durumlarda kadın, süre sınırı işlerken ciddi bir çıkmazla karşılaşabilir.

Ceza hukuku bakımından ise tablo farklıdır. TCK m.99’daki suç tipleri kadının rızası, gebelik süresi, tıbbi zorunluluk ve müdahaleyi yapanın yetkisi üzerine kuruludur; eşin rızası bu maddelerde bir unsur olarak yer almaz. Dolayısıyla on haftalık süre içinde, kadının kendi rızasıyla ve yetkili hekim tarafından yapılan bir işlemde eşin rızasının eksik olması, kural olarak TCK m.99 anlamında çocuk düşürtme suçunu oluşturmaz. Bu eksiklik, Kanun ve Tüzük’e aykırılık nedeniyle idari ve disiplin sonuçları doğurabilir; eşin ayrıca kişilik haklarının ihlal edildiği iddiasıyla talepte bulunup bulunamayacağı ise somut olayın özelliklerine göre değerlendirilecek tartışmalı bir konudur.

Uygulamada eşin rıza vermemesi çoğu zaman evlilik birliğinin zaten sarsıldığı dönemlerde ortaya çıkar. Ayrılık veya boşanma sürecindeki eşlerde de evlilik resmen sona ermediği sürece Kanundaki şart kâğıt üzerinde devam eder. Hamilelik döneminde boşanma sürecinin nasıl işlediği, velayet ve nafaka gibi sonuçlar için hamileyken boşanma rehberimizi inceleyebilirsiniz. Eşin rıza vermemesi, zorlama, tehdit veya baskıyla birlikte yaşanıyorsa bu durum 6284 sayılı Kanun kapsamında koruma talebinin de konusu olabilir.

Suç sonucu gebelikte ise TCK m.99/6’daki cezasızlık hâli yalnızca kadının rızasını ve süre ile hastane şartını arar. Örneğin eşinin cinsel saldırısına uğrayan bir kadının bu saldırı sonucu oluşan gebeliğini sonlandırmak istemesi hâlinde, failin rızasının aranmasının hukukun amacıyla bağdaşmayacağı kuvvetle savunulabilir; böyle bir durumda sürecin derhal hukuki destekle yürütülmesi önemlidir.

Reşit olmayan kız çocuklarında kürtaj

On sekiz yaşından küçük bir kız çocuğunun gebeliğinin sonlandırılması, Kanun’un 6. maddesine göre küçüğün kendi rızasına ve velinin iznine bağlıdır. Küçüğün iradesi yok sayılamaz; veli, çocuğun istemediği bir rahim tahliyesine tek başına karar veremez. Aynı şekilde çocuk da velinin izni olmadan isteğe bağlı işlem yaptıramaz. Velinin izin vermemesi veya anne ile babanın anlaşamaması hâlinde, çocuğun üstün yararı gözetilerek yargı yoluna başvurulması gündeme gelebilir; ancak süre sınırı nedeniyle bu yolun pratik değeri sınırlıdır.

Reşit olmayan bir çocuğun gebeliği, çoğu durumda aynı zamanda bir suç şüphesi taşır. Bu nedenle hastaneler bu tür başvuruları adli olgu olarak değerlendirir ve sağlık çalışanları durumu yetkili makamlara bildirir. Bu bildirim yükümlülüğü, çocuğun korunmasına hizmet eder; gebeliğin suç sonucu oluştuğunun anlaşılması hâlinde TCK m.99/6’daki yirmi haftalık kural da çocuk bakımından uygulanabilir. Çocuğun ve ailesinin bu süreçte yalnız bırakılmaması, çocuk izlem merkezleri ve sosyal hizmet birimleriyle birlikte hareket edilmesi gerekir.

Vesayet altındaki kadınlarda kürtaj

Vesayet altında bulunan ve reşit veya ayırt etme gücüne sahip olmayan bir kadın bakımından Kanun, kişinin kendisinin ve vasisinin rızasıyla birlikte sulh hâkiminin izin vermesini şart koşar. Akıl maluliyeti nedeniyle şuur serbestisine sahip olmayan gebe kadında ise kadının kendi rızası aranmaz. Bu hükümler, rıza yeteneği bulunmayan kişilerin korunmasına yöneliktir ve hâkim denetimini zorunlu kılar. Vesayet makamının işleyişi ve vasinin yetkileri hakkında vesayet ve kayyım atanması rehberimize bakabilirsiniz.

Ayırt etme gücüne sahip olan kısıtlı bir kadının kişiye sıkı sıkıya bağlı hakları konusundaki iradesi ise ayrıca korunur. Bu nedenle vesayet altındaki her kadının iradesinin yok sayılacağı sonucuna varılmamalı; somut durumda ayırt etme gücünün bulunup bulunmadığı sağlık raporuyla değerlendirilmelidir.

Hekim kürtaj yapmayı reddedebilir mi?

Tıbbi Deontoloji Nizamnamesi’nin 18. maddesine göre tabip, acil yardım, resmi veya insani vazifenin ifası hâlleri hariç olmak üzere, mesleki veya şahsi sebeplerle hastaya bakmayı reddedebilir. Bu hüküm, muayenehanesinde veya özel sağlık kuruluşunda çalışan bir hekimin isteğe bağlı rahim tahliyesini yapmama kararını genel olarak mümkün kılar. Ancak acil hâllerde bu serbesti yoktur; hayati tehlike bulunan bir durumda hekim müdahale etmek zorundadır.

Kamu sağlık kuruluşlarında durum daha karmaşıktır. Kanun ve Tüzük isteğe bağlı rahim tahliyesini resmi tedavi kurumlarında da yapılabilecek bir sağlık hizmeti olarak düzenlemiştir. Uygulamada ise bazı kamu hastanelerinde bu hizmete erişimde güçlük yaşandığına ilişkin şikâyetler kamuoyuna yansımaktadır. İşlem reddedildiğinde kadının hakkı, ret gerekçesini öğrenmek, kendisini işlemi yapabilecek başka bir birime yönlendirilmesini istemek ve gerekirse şikâyet yollarını kullanmaktır.

Burada zamanın belirleyici olduğunu unutmamak gerekir. Şikâyet yolları hizmetin sunumundaki aksaklığı denetlemeye yarar; ancak on haftalık süre işlerken bir şikâyetin sonucunu beklemek çoğu zaman sürenin kaçmasına yol açar. Bu nedenle ret hâlinde bir yandan başka bir sağlık kuruluşuna başvurulması, diğer yandan retin belgelenmesi en doğru yaklaşımdır.

İşlem reddedildiğinde başvurulabilecek yollar

Başvuru yoluNe işe yarar?Pratik not
Hastanenin hasta hakları birimiRet gerekçesinin öğrenilmesi, başka birime yönlendirme talebi, olayın kayda geçmesiBaşvuruyu yazılı yapın ve kayıt numarası isteyin
Sağlık Bakanlığı İletişim Merkezi (SABİM – 184) ve CİMERHizmete erişim sorununun Bakanlık ve il sağlık müdürlüğü düzeyine taşınmasıBaşvuruda tarih, hastane ve görüşülen birimi belirtin
İl sağlık müdürlüğüKuruluşun Kanun ve Tüzük’e uygun hizmet verip vermediğinin denetlenmesiResmi dilekçeyle başvurulabilir
Hasta hakları kuruluHasta hakları ihlali iddiasının kurul tarafından incelenmesiAyrıntılar için hasta hakları kurulu başvurusu rehberimize bakın
Başka bir sağlık kuruluşuSürenin kaçmaması için hizmetin fiilen alınmasıŞikâyet yollarıyla eş zamanlı yürütülmelidir

Şikâyet sürecinin nasıl işlediği ve hangi sonuçları doğurabileceği için hastane ve sağlık kuruluşu şikâyeti ve hasta hakları kurulu başvurusu rehberlerimizi, yazılı başvuru hazırlamak için hasta hakları ihlali başvuru dilekçesi örneği sayfamızı inceleyebilirsiniz. Hekimin tutum ve davranışına ilişkin disiplin boyutu için ise hekim hakkında disiplin şikâyeti yazımız yol gösterir.

Yasal şartlar dışında kürtajın cezası

Türk Ceza Kanunu, gebeliğin hukuka aykırı olarak sonlandırılmasını kişilere karşı suçlar arasında düzenler. Bu hükümler hem işlemi yapan kişiyi hem de belirli durumlarda kadını kapsar. Cezaların ağırlığı, kadının rızasının bulunup bulunmadığına, gebelik süresine, işlemin yetkili bir kişi tarafından yapılıp yapılmadığına ve kadının sağlığının zarar görüp görmediğine göre değişir.

TCK m.99, 100 ve 101’deki suçlar ve cezalar

FiilCezaMadde
Kadının rızası olmadan çocuğunu düşürtmek5 yıldan 10 yıla kadar hapisTCK m.99/1
Rızasız düşürtme kadının beden veya ruh sağlığına zarar vermişse6 yıldan 12 yıla kadar hapis; ölüm hâlinde 15 yıldan 20 yıla kadar hapisTCK m.99/3
Tıbbi zorunluluk yokken, rızaya dayalı olsa bile 10 haftayı geçen gebelikte düşürtmek2 yıldan 4 yıla kadar hapis; rıza gösteren kadına 1 yıla kadar hapis veya adli para cezasıTCK m.99/2
Bu fiil kadının beden veya ruh sağlığına zarar vermişse3 yıldan 6 yıla kadar hapis; ölüm hâlinde 4 yıldan 8 yıla kadar hapisTCK m.99/4
Rızaya dayalı olsa bile 10 haftayı doldurmamış gebeliği yetkisiz kişinin düşürtmesi2 yıldan 4 yıla kadar hapisTCK m.99/5, 1. cümle
Diğer düşürtme fiillerinin yetkisiz kişi tarafından işlenmesiİlgili fıkradaki ceza yarı oranında artırılırTCK m.99/5, 2. cümle
Suç sonucu gebeliği, 20 haftayı geçmeden ve kadının rızasıyla uzman hekimlerin hastanede sonlandırmasıCeza verilmezTCK m.99/6
10 haftayı geçen gebeliğini kadının isteyerek düşürmesi1 yıla kadar hapis veya adli para cezasıTCK m.100
Bir erkek veya kadını rızası olmadan kısırlaştırmak3 yıldan 6 yıla kadar hapis; yetkisiz kişi yaparsa üçte bir artırımTCK m.101/1
Rızaya dayalı olsa bile yetkisiz kişinin kısırlaştırması1 yıldan 3 yıla kadar hapisTCK m.101/2

Tablodaki “yetkisiz kişi” kavramı, Tüzük’te rahim tahliyesi yapmaya yetkili kılınmamış herkesi kapsar. Hekim olmayan kişilerin, internetten veya kayıt dışı yollardan temin edilen ürünlerle ya da uygun olmayan ortamlarda yaptığı müdahaleler, on hafta içinde ve kadının rızasıyla yapılsa bile suçtur. Bu tür müdahaleler aynı zamanda kadının hayatı için ciddi tehlike yaratır; kanunun yetkisiz müdahaleye daha ağır ceza öngörmesinin nedeni de budur.

Çocuk düşürtme suçları kural olarak şikâyete bağlı değildir ve resen soruşturulur. Kadının beden veya ruh sağlığı bakımından bir zarar oluşup oluşmadığı, uygulanacak fıkrayı belirlediği için soruşturmada adli tıp raporu alınır. Gebelik süresinin kesin olarak saptanamadığı durumlarda, sürenin belirlenmesine yönelik tıbbi kayıtlar ve bilirkişi incelemesi belirleyici olur.

Kürtaj sonrası komplikasyon ve hekimin sorumluluğu

Yasal şartlar içinde yapılan bir rahim tahliyesi de her tıbbi müdahale gibi risk taşır. Eksik tahliye, kanama, enfeksiyon, rahim duvarının zedelenmesi veya anesteziye bağlı sorunlar bu risklerin başında gelir. Her olumsuz sonuç hekim hatası anlamına gelmez; hukuken belirleyici olan, hekimin tıbbın gerektirdiği özeni gösterip göstermediği, riskler hakkında gerekli aydınlatmayı yapıp yapmadığı ve komplikasyonu zamanında fark edip doğru yönetip yönetmediğidir. Bu ayrımın nasıl yapıldığını komplikasyon mu, malpraktis mi? rehberimizde ayrıntılı olarak anlattık.

İşlem sonrası şikâyetleri ciddiye alınmayan, kontrol muayenesi yapılmadan taburcu edilen veya ortaya çıkan komplikasyonu geç teşhis edilen kadınlar için tazminat yolu gündeme gelebilir. Böyle bir durumda ilk adım, işlem ve takip sürecine ait tüm tıbbi kayıtları eksiksiz almaktır; bunun yöntemi için hasta dosyası nasıl alınır? yazımıza, işlemin kamu hastanesinde mi yoksa özel kuruluşta mı yapıldığına göre değişen dava yolu ve süreler için malpraktis davasında görevli mahkeme ve süreler rehberimize bakabilirsiniz. Sağlık hukukundaki tüm rehberlerimize Malpraktis ve Sağlık Hukuku Rehberleri sayfamızdan ulaşabilirsiniz.

Mahremiyet: kürtaj bilgisi kimlerle paylaşılabilir?

Gebeliğin sonlandırılması, kişinin en mahrem sağlık bilgilerinden biridir. Sağlık verileri 6698 sayılı Kişisel Verilerin Korunması Kanunu’nun 6. maddesi uyarınca özel nitelikli kişisel veri sayılır ve sıkı koşullara bağlı olarak işlenebilir. Hekimler ve sağlık çalışanları sır saklama yükümlülüğü altındadır; Tıbbi Deontoloji Nizamnamesi’nin 4. maddesi tabibin mesleği sırasında öğrendiği sırları kanuni zorunluluk olmadıkça açıklayamayacağını düzenler. Kişisel verileri hukuka aykırı olarak başkasına vermek veya yaymak ise TCK m.136 kapsamında suçtur.

Bu nedenle reşit ve evli olmayan bir kadının işlem bilgisi, kendi izni olmadan ailesine, işverenine veya başka bir kişiye aktarılamaz. Evli kadında eşin rızasının Kanun gereği aranması, eşin işlemden haberdar olmasını zorunlu kılar; ancak bu durum işlemin ayrıntılarının üçüncü kişilerle paylaşılmasına izin vermez. Küçüklerde velinin izni gerektiğinden veli bilgilendirilir; suç şüphesi bulunan durumlarda ise yetkili makamlara bildirim yapılır. Mahremiyet ihlali yaşandığında başvurulabilecek yollar için hasta sırrı ve kişisel sağlık verileri ve sağlık verilerinin korunması rehberlerimizi inceleyebilirsiniz.

Sterilizasyon: tüp ligasyonu ve vazektomi

Kürtaj araştıran pek çok kişinin merak ettiği bir diğer konu kalıcı kısırlaştırma işlemleridir. 2827 sayılı Kanun’un 4. maddesi sterilizasyonu, bir erkek veya kadının çocuk yapma kabiliyetinin cinsi ihtiyaçlarını tatmine mani olmadan giderilmesi için yapılan müdahale olarak tanımlar ve tıbbi sakınca olmadığı takdirde reşit kişinin isteği üzerine yapılabileceğini belirtir. Tüzük sterilizasyonu kadınlarda tüp ligasyonu, erkeklerde vazektomi olarak tanımlar.

Tüzük’ün 10-12. maddelerine göre kadınlarda sterilizasyon kadın hastalıkları ve doğum ya da genel cerrahi uzmanlarınca ve yalnızca resmi tedavi kurumlarıyla özel hastanelerde yapılır. Erkeklerde işlemi üroloji, kadın hastalıkları ve doğum ya da genel cerrahi uzmanları ile bu konuda yeterlik belgesi almış pratisyen hekimler yapabilir; uzmanlar mesleklerini uyguladıkları yerlerde, pratisyen hekimler resmi tedavi kurumlarında bu işlemi gerçekleştirir. Evli kişilerde sterilizasyon için de eşin rızası gerekir. Rızası olmadan bir kişiyi kısırlaştırmak TCK m.101 kapsamında suçtur.

Adım adım: gebeliğini sonlandırmayı düşünen kadın ne yapmalı?

Hukuki açıdan süreci güvenli yürütmek için şu sıra izlenebilir. İlk olarak gebelik mümkün olan en erken dönemde bir kadın hastalıkları ve doğum uzmanı tarafından doğrulanmalı ve gebelik haftası belirlenmelidir. Ardından kadının sağlık durumu açısından işlemin sakınca taşıyıp taşımadığı değerlendirilmeli, işlem yöntemi ve riskleri hakkında ayrıntılı bilgi alınmalıdır. Kadın evliyse veya küçükse, rıza ve izin şartlarının nasıl tamamlanacağı hekimle birlikte önceden planlanmalıdır.

İşlem öncesinde imzalanacak izin belgesi dikkatle okunmalı, anlaşılmayan noktalar sorulmalıdır. İşlemden sonra verilen kontrol tarihine uyulmalı, ateş, şiddetli ağrı veya artan kanama gibi belirtilerde gecikmeden sağlık kuruluşuna başvurulmalıdır. İşleme ilişkin epikriz ve rapor örnekleri saklanmalıdır. İşlem bir sağlık kuruluşunda reddedilirse ret gerekçesi yazılı olarak istenmeli ve zaman kaybetmeden başka bir kuruluşa başvurulmalıdır.

Kürtaj sürecinde sık yapılan hatalar

HataOlası sonucuDoğru yaklaşım
Karar vermek için beklerken gebelik haftasını takip etmemek10 haftalık sürenin dolması ve isteğe bağlı işlemin artık mümkün olmamasıGebeliği erken doğrulatmak ve haftayı hekime belirletmek
Kayıt dışı kişilere veya internetten temin edilen ürünlere başvurmakHayati sağlık riski ve TCK m.99/5 kapsamında suçYalnızca yetkili hekime ve uygun sağlık kuruluşuna başvurmak
Eşin imzasını taklit etmek veya başkasına attırmakTüzük m.15’teki taahhüt nedeniyle sorumluluk ve sahtecilik riskiRıza sorununu hukuki destekle çözmek
Suç sonucu gebelikte suç duyurusunu ertelemekDelillerin kaybolması ve gebeliğin suç kaynaklı olduğunun ortaya konulmasının zorlaşmasıSavcılık, adli muayene ve hastane sürecini koordineli yürütmek
Hastanenin reddinden sonra yalnızca şikâyet sonucunu beklemekSüre sınırının aşılmasıŞikâyetle eş zamanlı olarak başka kuruluşa başvurmak
On haftadan sonraki tıbbi zorunlulukta tek hekim raporuyla yetinmekKanun m.5/2’deki şartın eksik kalmasıKadın doğum uzmanı ve ilgili dal uzmanının gerekçeli raporlarını istemek
İşlem sonrası şikâyetleri önemsememek ve kontrole gitmemekKomplikasyonun geç fark edilmesiKontrol tarihine uymak, belirtilerde hemen başvurmak
Tıbbi kayıtların örneğini almamakOlası bir uyuşmazlıkta ispat güçlüğüEpikriz, rapor ve izin belgesi örneklerini saklamak

Sıkça Sorulan Sorular

Türkiye’de kürtaj yasal mı, yasaklandı mı?

Kürtaj Türkiye’de yasaldır ve yasaklanmamıştır. 2827 sayılı Nüfus Planlaması Hakkında Kanun’un 5. maddesine göre gebeliğin onuncu haftası doluncaya kadar, annenin sağlığı açısından tıbbi sakınca yoksa istek üzerine rahim tahliyesi yapılabilir. Bu kural yürürlüktedir.

Kürtaj kaç haftaya kadar yapılabilir?

İsteğe bağlı kürtaj gebeliğin onuncu haftası doluncaya kadar yapılabilir. On haftadan sonra ancak gebelik annenin hayatını tehdit ediyorsa veya çocuk ile sonraki nesiller için ağır maluliyete yol açacaksa, iki uzmanın gerekçeli raporuyla yapılabilir. Suç sonucu gebelikte TCK m.99/6 uyarınca yirmi haftaya kadar ceza verilmez.

Evli kadın eşinin izni olmadan kürtaj yaptırabilir mi?

2827 sayılı Kanun’un 6. maddesi ve Tüzük’ün 13. maddesi evli kadında eşin rızasını da şart koşar; bu nedenle sağlık kuruluşları eşin rızası olmadan isteğe bağlı işlem yapmaktan kaçınır. Eşin rızası TCK m.99’daki suç tiplerinin unsuru değildir; ancak Kanuna aykırılık idari ve hukuki sonuçlar doğurabilir. Hayati tehlike içeren acil hâllerde izin aranmaz.

18 yaşından küçük biri kürtaj olabilir mi?

Olabilir; ancak Kanun küçüğün kendi rızasıyla birlikte velinin iznini arar. Veli çocuğun istemediği bir işleme karar veremez, çocuk da velinin izni olmadan isteğe bağlı işlem yaptıramaz. Reşit olmayan bir çocuğun gebeliği suç şüphesi doğurduğundan sağlık çalışanlarının yetkili makamlara bildirim yükümlülüğü de vardır.

Tecavüz sonucu oluşan gebelik kaç haftaya kadar sonlandırılabilir?

TCK m.99/6’ya göre kadının mağduru olduğu bir suç sonucu gebe kalması hâlinde, gebelik yirmi haftayı geçmemek ve kadının rızası bulunmak şartıyla gebeliği sona erdirene ceza verilmez. İşlemin uzman hekimlerce hastane ortamında yapılması gerekir. Sürecin suç duyurusu ve adli muayeneyle koordineli yürütülmesi önemlidir.

Devlet hastanesinde kürtaj yapılıyor mu?

Kanun ve Tüzük isteğe bağlı rahim tahliyesini resmi tedavi kurumlarında da yapılabilecek bir hizmet olarak düzenler. Uygulamada bazı kamu hastanelerinde erişim güçlüğü yaşandığına dair şikâyetler bulunmaktadır. Ret hâlinde gerekçe yazılı olarak istenmeli, hasta hakları birimi ve SABİM 184 gibi yollar kullanılmalı, süre kaçmaması için başka bir kuruluşa da başvurulmalıdır.

Doktor kürtaj yapmayı reddedebilir mi?

Tıbbi Deontoloji Nizamnamesi m.18’e göre hekim, acil yardım ile resmi veya insani vazifenin ifası hâlleri dışında mesleki veya şahsi sebeplerle hastaya bakmayı reddedebilir. Hayati tehlike bulunan acil hâllerde ise müdahale etmek zorundadır.

On haftayı geçen gebeliği sonlandırmanın cezası nedir?

Tıbbi zorunluluk bulunmadan, rızaya dayalı olsa bile on haftayı geçen gebeliği sonlandıran kişi TCK m.99/2’ye göre iki yıldan dört yıla kadar hapis cezası alır; rıza gösteren kadın hakkında bir yıla kadar hapis veya adli para cezası öngörülür. Gebeliğini kendisi isteyerek düşüren kadın için TCK m.100 aynı cezayı düzenler.

Kürtajı hekim olmayan birinin yapması suç mu?

Evet. TCK m.99/5’e göre rızaya dayalı olsa bile, gebelik süresi on haftayı doldurmamış bir kadının çocuğunun yetkili olmayan bir kişi tarafından düşürtülmesi iki yıldan dört yıla kadar hapis cezası gerektirir. Diğer düşürtme fiillerini yetkisiz kişinin işlemesi hâlinde ceza yarı oranında artırılır.

Kürtaj bilgisi aileme veya işverenime söylenebilir mi?

Hayır. Sağlık verileri KVKK m.6 uyarınca özel nitelikli kişisel veridir ve hekimler sır saklama yükümlülüğü altındadır. Reşit bir kadının işlem bilgisi kendi izni olmadan ailesine veya işverenine verilemez. Verilerin hukuka aykırı paylaşılması TCK m.136 kapsamında suç oluşturabilir.

Kürtaj sonrası komplikasyon olursa tazminat istenebilir mi?

Her komplikasyon hekim hatası değildir. Hekimin özen yükümlülüğüne uymadığı, riskler hakkında gerekli aydınlatmayı yapmadığı veya komplikasyonu zamanında fark edip doğru yönetmediği durumlarda maddi ve manevi tazminat istenebilir. Önce tüm tıbbi kayıtların alınması, ardından işlemin kamu veya özel kuruluşta yapılmasına göre dava yolunun belirlenmesi gerekir.

Kadınlarda tüp bağlatma (sterilizasyon) yasal mı?

Evet. 2827 sayılı Kanun’un 4. maddesine göre sterilizasyon, tıbbi sakınca olmadığı takdirde reşit kişinin isteği üzerine yapılır. Kadınlarda işlem yalnızca resmi tedavi kurumlarında ve özel hastanelerde yapılabilir; evli kişilerde eşin rızası da gerekir.

Bu yazı genel bilgilendirme amaçlıdır; 2827 sayılı Nüfus Planlaması Hakkında Kanun (m.2, 4, 5, 6), Rahim Tahliyesi ve Sterilizasyon Hizmetlerinin Yürütülmesi ve Denetlenmesine İlişkin Tüzük (RG 18.12.1983, m.3-15), 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu (m.99, 100, 101, 136, 280), Tıbbi Deontoloji Nizamnamesi (m.4, 18) ve 6698 sayılı KVKK m.6 hükümlerine dayanır. Tıbbi değerlendirme yerine geçmez; gebelik süresi ve işlemin uygunluğu hekim tarafından belirlenir. Somut durumunuz için Hukukçular Evi Ankara ile 0554 648 37 15 numaralı telefondan iletişime geçin.


Post by Av. Fatma Öztürk