Kamulaştırmada Arsa mı Arazi mi? Taşınmazın Niteliğinin Belirlenmesi ve Değerleme Yöntemine Etkisi
24 June 2026

Kamulaştırmada Arsa mı Arazi mi? Taşınmazın Niteliğinin Belirlenmesi ve Değerleme Yöntemine Etkisi

Kamulaştırma bedeli davasında ödenecek tutarı belirleyen ilk ve en kritik soru, taşınmazın değerlendirme tarihindeki niteliğidir: arsa mı, yoksa arazi mi? Çünkü bu ayrım, kullanılacak değerleme yöntemini ve dolayısıyla bedeli doğrudan etkiler. Bu rehberde arsa-arazi ayrımını ve nasıl belirlendiğini sade bir dille açıklıyoruz.

Neden Bu Ayrım Bu Kadar Önemli?

2942 sayılı Kamulaştırma Kanunu’nun 11. maddesi, iki taşınmaz türü için farklı değerleme yöntemi öngörür:

  • Arsa ise (m.11/g): Değer, kamulaştırma gününden önceki, özel amacı olmayan emsal satışlara göre belirlenir (emsal karşılaştırma yöntemi). Bilirkişi kurulunda inşaat mühendisi veya mimar bulunur.
  • Arazi ise (m.11/f): Değer, taşınmazın olduğu gibi kullanılması hâlinde getireceği net gelir esas alınarak belirlenir (gelir/net gelir yöntemi). Bilirkişi kurulunda ziraat mühendisi bulunur.

Aynı taşınmaza arsa yerine arazi (veya tersi) değer biçilmesi, Yargıtay 5. Hukuk Dairesi tarafından eksik inceleme sayılır ve karar bozulur.

Bir Taşınmaz Ne Zaman Arsa Sayılır?

Uygulama imar planı içinde kalan taşınmazlar kural olarak arsadır. Esas tartışma, imar planı dışındaki yerlerde çıkar. Yargıtay’ca da benimsenen 28.02.1983 tarihli ve 83/6122 sayılı Bakanlar Kurulu Kararı ile Yargıtay İçtihatları Birleştirme Genel Kurulu’nun 17.04.1998 tarihli, 1996/3 E., 1998/1 K. sayılı kararına göre, imar planında bulunmayan bir yerin arsa sayılabilmesi için şu koşulların birlikte gerçekleşmesi aranır:

  • Belediye veya mücavir alan sınırları içinde olmak,
  • İmar planıyla iskân sahası olarak ayrılmamış olsa bile fiilen meskûn (yerleşim) hâlinde bulunmak,
  • Belediye hizmetlerinden yararlanmak ve etrafının meskûn olması.

Yalnızca belediye veya mücavir alan sınırı içinde kalmak tek başına yeterli değildir. İmar planı dışında, belediye hizmetinden yararlanmayan ve çevresi meskûn olmayan bir yer, tapuda ne yazarsa yazsın arazi (tarla) olarak değerlendirilir. Nazım imar planı içindeki taşınmazlar ise kural olarak arsa sayılır; ancak plana alındığı tarih, konum, altyapı ve ulaşım olanakları, belediye merkezine uzaklık ve yapılaşma olanakları araştırılır (Yargıtay 5. HD 2002/8785 E., 2002/12889 K.).

Niteliği Kim, Nasıl Belirler?

Vasıf belirlemesi tarafların beyanıyla yetinilerek yapılamaz. Mahkeme; ilgili belediye başkanlığı ve imar müdürlüğünden taşınmazın imar durumunu sorar, keşif sırasında hâkimin gözlemini tutanağa geçirir, arazi söz konusuysa İl/İlçe Tarım Müdürlüğünden ürün ve verim verilerini getirtir. Bu nedenle dava açılırken taşınmazın gerçek niteliğine ilişkin belgelerin (imar durumu, kadastro kaydı, fotoğraflar) toplanması, doğru yöntem üzerinden hakkaniyetli bir bedele ulaşılması açısından büyük önem taşır.

Değer Tespitinde Dikkate Alınmayan Unsurlar

Taşınmaz ister arsa ister arazi sayılsın, 2942 sayılı Kanun’un 11. maddesinin son fıkrasına göre bedel belirlenirken kamulaştırmayı gerektiren imar ve hizmet teşebbüsünün (yapılacak yol, baraj, okul gibi) sebep olacağı değer artışları ve ilerisi için düşünülen kullanma şekline göre getireceği kâr dikkate alınmaz. Yani malik, kamulaştırma projesinin kendisinin yarattığı değer artışından yararlanamaz; değer, projeden bağımsız olarak taşınmazın kendi nitelikleri üzerinden belirlenir. Buna karşılık taşınmazın konumu, imar durumu, ulaşım olanakları gibi objektif unsurlar değeri etkiler ve bilirkişi raporunda gerekçesiyle gösterilir. Bu denge, hem malikin gerçek karşılığa kavuşmasını hem de kamuya gereksiz yük bindirilmemesini amaçlar.

Bu yazı genel bilgilendirme amaçlıdır; her dosyanın kendine özgü koşulları bulunduğundan, somut durumunuza ilişkin değerlendirme için güncel mevzuat ve uzman hukuki görüş esas alınmalıdır.

Post by Hukukçular Evi Ankara