Kamulaştırma Bedelinin Tespiti ve Tescil Davasında İstinaf ve Temyiz (Kanun Yolları)
24 June 2026

Kamulaştırma Bedelinin Tespiti ve Tescil Davasında İstinaf ve Temyiz (Kanun Yolları)

Mahkemenin kamulaştırma davası sonunda belirlediği bedeli düşük bulan malik çaresiz değildir. Kararın bedele ilişkin kısmı kesin olmadığından, üst mahkemeye taşınabilir. Bu rehberde kamulaştırma bedelinin tespiti ve tescil davasında kanun yollarını sade bir dille açıklıyoruz.

Kararın İki Parçası: Tescil Kesin, Bedel Tartışılabilir

2942 sayılı Kamulaştırma Kanunu’nun 10. maddesine göre dava, idarenin başvurusuyla taşınmazın bulunduğu yer Asliye Hukuk Mahkemesinde görülür ve mahkeme hem bedeli tespit eder hem de taşınmazın idare adına tescesine karar verir. Burada önemli bir ayrım vardır: tescil hükmü kesindir; yani taşınmazın idareye geçmesi yönünden kanun yoluna başvurulamaz. Buna karşılık tarafların bedele ilişkin istinaf ve temyiz hakları saklıdır. Böylece üst mahkemedeki mücadele mülkiyetin kime ait olduğu üzerinden değil, yalnızca bedelin miktarı üzerinden yürür.

İstinaf ve Temyiz Yolu Nasıl İşler?

Hem idare hem de malik, tespit edilen bedeli az ya da çok buluyorsa, kararın tebliğinden itibaren iki hafta içinde istinaf yoluna başvurabilir. Sürecin işleyişi şöyledir:

  • İstinaf: İlk derece (Asliye Hukuk) kararına karşı dosya Bölge Adliye Mahkemesine taşınır; burada bedel yeniden incelenir.
  • Temyiz: Bölge Adliye Mahkemesi kararına karşı, kanuni koşullar varsa, temyiz yoluyla Yargıtay 5. Hukuk Dairesine başvurulabilir.

Yargıtay 5. Hukuk Dairesi, bilirkişi raporlarındaki yöntem hatalarını (arsa-arazi vasfının yanlış belirlenmesi, emsal kıyaslamasının hatalı yapılması, yapı maliyetinin dava tarihine güncellenmemesi, ağaç bedeli için Tarım Müdürlüğü verisinin alınmaması gibi) istikrarlı biçimde bozma sebebi sayarak ülke genelinde bir uygulama birliği sağlamaktadır (örneğin Yargıtay 5. HD 2023/1552 E., 2023/9824 K.).

Para Çekme, Fark ve Harç

Malik, istinaf veya temyiz süreci devam ederken bankaya bloke edilen kamulaştırma bedelini çekebilir. Üst mahkeme incelemesi sonunda bedel artırılırsa aradaki fark idarece ek olarak ödenir; bedel düşürülürse malik fazladan çektiği kısmı iade etmekle yükümlü olur (2942 m.10). Ayrıca 2942 sayılı Kanun’a 7421 sayılı Kanun ile eklenen Ek 4. madde uyarınca, bu Kanun kapsamında açılan dava ve tazminatlara ilişkin mahkeme ve icra harçları, davalı idare tarafından ödenmek üzere maktu olarak belirlenir. Belirtmek gerekir ki 10. maddenin bazı fıkraları zaman içinde Anayasa Mahkemesi kararlarıyla iptal edilmiş ve değiştirilmiştir; bu nedenle her dosyada güncel kanun metni esas alınmalıdır.

Dört Aylık Süre ve Faiz

Kanun, davanın hızlı sonuçlanmasını teşvik eder. 2942 sayılı Kanun’un 10. maddesine 6459 sayılı Kanun ile eklenen fıkra uyarınca, kamulaştırma bedelinin tespiti için açılan davanın dört ay içinde sonuçlandırılamaması hâlinde, tespit edilen bedele bu sürenin bitiminden itibaren kanuni faiz işletilir. Bu düzenleme, uzayan yargılamalarda bedelin enflasyon karşısında erimesini bir ölçüde dengelemeyi amaçlar ve Anayasa’nın 35. maddesindeki mülkiyet hakkının korunmasıyla yakından ilgilidir. Dolayısıyla istinaf ve temyiz süreçlerinin uzaması hâlinde malik, yalnızca bedelin artması ihtimalinden değil, geçen süre için işleyecek faizden de yararlanabilir. Bu süreçlerde bilirkişi raporunun yöntem yönünden dikkatle incelenmesi ve itirazların somut gerekçelerle yapılması, sonucu doğrudan etkiler.

Bu yazı genel bilgilendirme amaçlıdır; her dosyanın kendine özgü koşulları bulunduğundan, somut durumunuza ilişkin değerlendirme için güncel mevzuat ve uzman hukuki görüş esas alınmalıdır.

Post by Hukukçular Evi Ankara