Bir taşınmaz kamulaştırıldığında, üzerindeki her şey de bedele dahil midir? Bahçedeki ağaçlar, kuyu, çardak, sera ya da bir fabrikadaki sabit makineler ne olur? Bu sorunun yanıtı, eşya hukukundaki bütünleyici parça ve eklenti kavramlarında saklıdır. Bu rehberde konuyu sade bir dille açıklıyoruz.
Bütünleyici Parça (Mütemmim Cüz) Nedir?
Türk Medeni Kanunu’nun 684. maddesine göre bir şeye malik olan kimse, o şeyin bütünleyici parçalarına da malik olur. Bütünleyici parça, yerel âdetlere göre asıl şeyin temel unsuru olan ve o şey yok edilmedikçe, bozulmadıkça ya da hasara uğratılmadıkça ondan ayrılamayan parçadır. Bir ağacın gövdesi, kökü ve dalları; bir binanın temeli ve duvarları; araziye sabitlenmiş tesisler buna örnektir. Ayrıca Medeni Kanun’un 685. maddesi uyarınca bir şeyin maliki onun ürünlerinin de malikidir ve doğal ürünler, ayrılana kadar asıl şeyin bütünleyici parçasıdır. Taşınmaz üzerindeki yapı da arazinin bütünleyici parçası sayılır (m.728). Bütünleyici parça bağımsız mülkiyete veya ayrı tasarrufa konu olamaz; asıl şeyin hukuki kaderine bağlıdır.
Eklenti (Teferruat) Nedir?
Eklenti ise Medeni Kanun’un 686. maddesinde tanımlanır: asıl şey malikinin anlaşılabilen arzusuna veya yerel âdetlere göre, işletilmesi, korunması ya da yarar sağlaması için asıl şeye sürekli olarak özgülenen ve takma, birleştirme veya başka bir biçimde ona bağlanan taşınır maldır. Eklenti, asıl şeyden geçici olarak ayrılmakla bu niteliğini kaybetmez. Buradaki temel fark şudur: bütünleyici parça asıl şeyden tahrip edilmeden ayrılamazken, eklenti tahribatsız ayrılabilir ancak işleve özgülenmiştir. Örneğin bir evdeki duvara gömülü tesisat bütünleyici parça, taşınabilir bir avize veya tablo ise eklenti niteliğindedir.
Bütünleyici parça bedele dâhildir, eklenti ayrı değerlendirilir
Av. Fatma Öztürk — Hukukçular Evi Ankara
Kamulaştırma Bedeline Etkisi
Kamulaştırılan taşınmaz üzerindeki bütünleyici parçalar, taşınmazın mülkiyetine dahil olduğundan kamulaştırma kapsamında kalır ve bedele yansıtılır. 2942 sayılı Kamulaştırma Kanunu’nun 11. maddesi, bilirkişinin taşınmazın kıymetini etkileyen bütün nitelik ve unsurları ve her unsurun ayrı ayrı değerini raporda göstermesini zorunlu kılar; yapılar için resmi birim fiyatları ve yıpranma payı esas alınır (m.11/h), ağaç ve ürünler de niteliklerine göre ayrıca değerlendirilir. Eklentilerin durumu ise asıl şeye sürekli özgülenip özgülenmediğine ve yerel âdete göre değerlendirilir. Bu nedenle keşif ve bilirkişi aşamasında, taşınmaz üzerindeki tüm unsurların (ağaç, yapı, kuyu, sera, sabit tesisler gibi) eksiksiz tespit edilmesi, malikin gerçek karşılığa ulaşması bakımından büyük önem taşır. Tespit edilmeyen bir bütünleyici parça, bedelin eksik belirlenmesine yol açar.
Ayrım Pratikte Nasıl Yapılır?
Bir unsurun bütünleyici parça mı yoksa eklenti mi olduğu, somut olayın özelliklerine ve yerel âdetlere göre belirlenir; gerektiğinde bilirkişi incelemesi yapılır. Ölçüt, unsurun asıl şeyden ayrılması hâlinde ne olacağıdır: ayrılması asıl şeye veya kendisine zarar veriyor, işlevini yitirmesine yol açıyorsa bütünleyici parçadır. Örneğin araziye dikilmiş meyve ağaçları, betonarme bir sera, zemine sabitlenmiş bir su deposu ya da fabrikaya monte edilmiş ve sökülmesi yapıya zarar verecek makineler bütünleyici parça sayılırken; kolayca sökülüp taşınabilen, başka bir yerde de kullanılabilen taşınır donanımlar çoğunlukla eklenti olarak değerlendirilir. Bu ayrım, kamulaştırma bedeline neyin nasıl yansıtılacağını belirlediği için, keşif tutanağında her unsurun açıkça tarif edilmesi ve niteliğinin gerekçelendirilmesi gerekir.
Bu yazı genel bilgilendirme amaçlıdır; her dosyanın kendine özgü koşulları bulunduğundan, somut durumunuza ilişkin değerlendirme için güncel mevzuat ve uzman hukuki görüş esas alınmalıdır.
Müştemilat ve eklenti bedeli için görüşelim
Av. Fatma Öztürk — Hukukçular Evi Ankara
📚 İlgili Rehberler
- Kamulaştırma Hukuku Rehberi (Ana Rehber)
- Kamulaştırmada Mütemmim Cüz (Bütünleyici Parça) ve Teferruatın (Eklenti) Bedeli
- Kamulaştırma Bedelinin Ödenmesi ve Faiz
- Kamulaştırma Süreci ve Bedel Tespiti (Tescil Davası)
- Düşük Kamulaştırma Bedeline Karşı Avrupa İnsan Hakları Mahkemesine Başvuru
- Bütünleyici Parça (Mütemmim Cüz) ve Eklenti (Teferruat): Neyi Satıyoruz?…
Temel İlke: Üst Arza Tabidir
Bütünleyici parça kuralının arkasında, taşınmaz hukukunun en eski ilkelerinden biri bulunur.
Kanunun ifadesi: arazi üzerindeki mülkiyet, kullanılmasında yarar olduğu ölçüde üstündeki hava ve altındaki arz katmanlarını kapsar. Bu mülkiyet kapsamına, yasal sınırlamalar saklı kalmak üzere kalıcı yapılar, bitkiler ve kaynaklar da girer.
Bu ilkeye “üst arza tabidir” denir: arazi üzerine yapılan kalıcı yapı, kural olarak arazinin malikine ait olur.
Kamulaştırmadaki karşılığı: taşınmaz kamulaştırıldığında, üzerindeki kalıcı yapı ve bitkiler de kamulaştırma kapsamında kalır ve bedele yansıtılır.
Ancak bu kuralın istisnaları vardır; yapıyı kendi imkânlarıyla meydana getiren kişinin hakkı ayrıca korunur.
Muhdesat: Başkasının Arazisine Yapılan Yapı
Uygulamada en çok uyuşmazlık doğuran hâl, yapıyı yapan kişi ile arazinin malikinin farklı olmasıdır.
Muhdesat nedir? Yargıtay İçtihadı Birleştirme Kararı’nda vurgulandığı üzere, eşya hukukunda muhdesattan bir arazi üzerinde kalıcı yapı ve tesisler ile bağ ve bahçe şeklinde dikilen ağaçları anlamak gerekir.
Hukuki niteliği önemlidir: muhdesat şahsi bir haktır; sahibine arazi mülkiyetinden ayrı bağımsız bir mülkiyet veya sınırlı bir aynî hak bahşetmez.
Bunun anlamı şudur: tarlaya ev yapan kişi o evin “maliki” olmaz; ancak bedeli üzerinde bir hakkı doğar.
Kamulaştırmadaki sonucu: Kamulaştırma Kanunu uyarınca, başkasına ait zemin üzerinde bulunan muhdesatın bedelinin zilyede ödenmesi gerekir.
Tipik senaryolar: babanın arsasına ev yapan çocuk, kiraladığı tarlaya sera kuran kiracı, ortak arsaya tesis yapan paydaş.
Bedelin kime ödeneceği için kamulaştırmada hak sahipliği: bedel tapu malikine mi, zilyede mi? sayfamıza bakabilirsiniz.
Muhdesat Bedeli Nasıl Hesaplanır?
Muhdesatın bedeli, yapının maliyetinden bağımsız bir yöntemle belirlenir ve bu ayrım sonucu doğrudan etkiler.
Birinci şart: muhdesat, taşınmazın değerinde bir artış meydana getirmelidir.
Yöntem: Yargıtay uygulamasına göre muhdesatın bedeli, taşınmazın genel bedeline oran kurulmak suretiyle tespit edilir.
Ödeme: belirlenen taşınmaz bedeli üzerinden muhdesatı karşılayan değer hak sahibine ödenir.
Bu, maliyet hesabından farklıdır: yapının inşa maliyeti değil, taşınmazın toplam değerine kattığı pay esas alınır.
Bilirkişiden istenecek olan: taşınmazın ve üzerindeki muhdesatın ayrı ayrı değerlerinin tespiti ve aralarındaki oranın gösterilmesidir.
Yapı ve ağaç değerlemesinin ayrıntısı için kamulaştırmada bina ve yapı değerinin belirlenmesi ve kamulaştırmada ağaç, bağ-bahçe ve ürün bedeli sayfalarımıza bakabilirsiniz.
Muhdesat Tespiti Davası Her Zaman Açılamaz
Bu dava, bağımsız bir dava türü değildir; ancak belirli hâllerde açılabilir.
Kural: ortaklığın giderilmesi davası ya da kamulaştırma işlemi bulunmadığı takdirde muhdesatın aidiyetinin tespiti davası açılamaz.
Yargıtay Hukuk Genel Kurulu’nun ölçütü: taşınmaz hakkında derdest ortaklığın giderilmesi davasının, kentsel dönüşüm uygulamasının ya da kamulaştırma işleminin bulunması gibi istisnai durumlarda bu davanın açılmasında güncel hukuki yararın bulunduğu kabul edilmektedir.
Kamulaştırma bu üç hâlden biridir: dolayısıyla kamulaştırma süreci başladığında muhdesat sahibinin dava açma imkânı doğar.
Zamanlama kritiktir: hukuki yarar dava sonuçlanıncaya kadar da devam etmelidir.
Ortaklığın giderilmesi davasında ek bir tehlike vardır: mahkeme, muhdesat iddiası olan tarafa tespit davası açması için kesin süre verir; bu süre kaçırılırsa muhdesat iddiası değerlendirilemez.
Tespit İlamı Kesinleşmeden İcraya Konulamaz
Muhdesat tespiti kararının niteliği, sonraki adımları da belirler.
Kural: muhdesatın aidiyetinin tespitine ilişkin ilamlar, taşınmazın aynına ilişkin bir tespit içerdiğinden kesinleşmeden icraya konulamaz.
Kapsamı geniştir: bu kural, kararın fer’i niteliğindeki yargılama giderleri ve vekâlet ücreti alacakları için de geçerlidir.
Pratik sonucu şudur: tespit kararı elinize geçse dahi, kanun yolları tüketilip kesinleşmeden takip başlatılamaz.
Bu nedenle takvim yapılmalıdır: kamulaştırma dosyasındaki bedel ödemesi ile tespit davasının kesinleşmesi arasındaki zaman farkı önceden hesaplanmalıdır.
Bütünleyici Parça mı, Eklenti mi? Pratik Ayrım
Ayrım, unsurun bedele dâhil edilip edilmeyeceğini belirlediği için ilk yapılacak tespittir.
Bütünleyici parça: asıl şeyin temel unsurudur; asıl şey yok edilmedikçe, zarara uğratılmadıkça veya yapısı değiştirilmedikçe ondan ayrılamaz. Kamulaştırmada taşınmazla birlikte değerlendirilir.
Eklenti: asıl şeye sürekli özgülenen bir taşınır maldır ve asıl şeyden geçici olarak ayrılmakla bu niteliğini kaybetmez.
Ölçüt ayrılabilirliktir: ayrılması asıl şeye veya kendisine zarar veriyorsa bütünleyici parça, zarar vermeden sökülüp götürülebiliyorsa eklenti söz konusudur.
Kamulaştırmadaki sonuç farkı: bütünleyici parçaların bedeli ödenir; sökülüp götürülebilen taşınırlar için ise kural olarak ayrı bir bedel gündeme gelmez.
Tereddüt hâlinde bilirkişi incelemesi yapılır; ayrım somut olayın özelliklerine ve yerel âdetlere göre belirlenir.
Kiracı ve Zilyedin Yaptığı Tesisler
Kamulaştırmada en sık karşılaşılan muhdesat uyuşmazlığı, taşınmazı kullanan ile maliki farklı olduğunda doğar.
Kiracının durumu: kiraladığı taşınmaza sera, ahır, depo veya sabit tesis kuran kiracı, bunların bedeli üzerinde hak iddia edebilir; ancak bu iddianın belgelenmesi gerekir.
Sözleşme belirleyicidir: kira sözleşmesinde yapılacak tesislerin akıbetine ilişkin bir kayıt varsa, uyuşmazlık öncelikle bu kayıt üzerinden değerlendirilir.
Zilyedin durumu: tapusuz veya başkası adına tapulu yerde zilyet sıfatıyla yapı yapan kişi bakımından kanunun özel hükümleri uygulanır.
Malikin savunması: yapının kendi imkânlarıyla veya kendi rızasıyla yapıldığı, masrafların kendisi tarafından karşılandığı ileri sürülebilir.
Bu nedenle her iki taraf da baştan belge toplamalıdır: ödeme kayıtları, malzeme faturaları ve yapım dönemine ait tanık bilgileri belirleyici olur.
Keşifte Nelerin Tutanağa Geçmesi Gerekir?
Muhdesat ve bütünleyici parça tartışmalarının kaderi çoğu zaman keşif tutanağında belirlenir.
1. Unsurların tek tek sayılması. Yapı, sera, kuyu, sondaj, istinat duvarı, tesisat ve ağaçlar ayrı ayrı yazılmalıdır.
2. Nitelik ve ölçüler. Her unsurun cinsi, ölçüsü, yaşı ve durumu tutanağa geçirilmelidir.
3. Kim tarafından yapıldığı. Muhdesat iddiası varsa, bu beyan keşif sırasında açıkça dile getirilmelidir.
4. Sökülebilirlik değerlendirmesi. Bir unsurun zarar görmeden ayrılıp ayrılamayacağı, bütünleyici parça-eklenti ayrımının temelidir.
5. Fotoğraf ve ölçüm. Görsel kayıt, sonradan yapılacak itirazların dayanağını oluşturur.
Tutanağa girmeyen unsurun sonradan ispatı güçtür; bu nedenle keşifte hazır bulunmak belirleyicidir.
Muhdesat Sahibi İçin Yol Haritası
Kamulaştırma başladığında muhdesat sahibinin atması gereken adımlar sıralıdır.
1. Muhdesatı belgeleyin. Yapı ruhsatı, fatura, keşif tutanağı, tanık beyanı ve tarihli fotoğraflar, yapıyı sizin meydana getirdiğinizi gösterir.
2. Zilyetliğinizi ortaya koyun. Abonelik kayıtları, vergi kayıtları ve tarımsal destekleme belgeleri kullanılabilir.
3. Tespit davasını zamanında açın. Kamulaştırma işleminin varlığı hukuki yarar doğurur; bu pencere kaçırılmamalıdır.
4. Bilirkişiden oranlama isteyin. Taşınmazın ve muhdesatın ayrı ayrı değerleri ile aralarındaki oran raporda gösterilmelidir.
5. Kesinleşmeyi bekleyin. Tespit ilamı kesinleşmeden takip yapılamayacağından, süreç buna göre planlanmalıdır.
Hak sahipliğinin belirlenmesi için kamulaştırmada malikin belirlenmesi: tapu araştırması ve ölüm hâlleri; sürecin bütünü için kamulaştırma hukuku rehberi: süreç, bedel tespiti ve malikin hakları sayfalarımıza bakabilirsiniz.
⚖️ Yaptığınız Yapının Bedelini Alamıyor musunuz?
Av. Fatma Öztürk — Hukukçular Evi Ankara
Kanuni Tanımlar: İki Kavram, İki Ayrı Ölçüt
Kamulaştırma bedelinin hangi kalemleri kapsayacağı sorusu, çoğu zaman Kamulaştırma Kanunu’ndan önce Türk Medeni Kanunu’nun mülkiyetin kapsamına ilişkin hükümleriyle cevaplanır.
Bütünleyici parça (mütemmim cüz) — TMK m.684. Bir şeye malik olan kimse, o şeyin bütünleyici parçalarına da malik olur. Bütünleyici parça, yerel âdetlere göre asıl şeyin temel unsuru olan ve o şey yok edilmedikçe, zarara uğratılmadıkça veya yapısı değiştirilmedikçe ondan ayrılmasına olanak bulunmayan parçadır.
Eklenti (teferruat) — TMK m.686. Bir şeye ilişkin tasarruflar, aksi belirtilmedikçe onun eklentisini de kapsar. Eklenti; asıl şey malikinin anlaşılabilen arzusuna veya yerel âdetlere göre, işletilmesi, korunması veya yarar sağlaması için asıl şeye sürekli olarak özgülenen ve kullanılmasında birleştirme, takma veya başka bir biçimde asıl şeye bağlı kılınan taşınır maldır.
| Ölçüt | Bütünleyici parça (m.684) | Eklenti (m.686) |
|---|---|---|
| Niteliği | Bağımsız eşya olma niteliğini kaybeder | Taşınır mal olarak varlığını sürdürür |
| Ayrılabilirlik | Asıl şey yok edilmeden, zarara uğratılmadan veya yapısı değiştirilmeden ayrılamaz | Zarar vermeden ayrılabilir |
| Bağ | Fiziksel birleşme | Özgüleme ve bağlı kılma |
| Tasarrufa etkisi | Asıl şeyin mülkiyetine kendiliğinden dâhildir | Tasarruflar aksi belirtilmedikçe eklentiyi de kapsar |
684. maddedeki tanım iki unsuru birlikte arar: yerel âdetlere göre temel unsur olmak ve tahribat olmadan ayrılamamak. Bu şartlardan yalnızca birinin gerçekleşmesi yeterli değildir; ikisi bir arada bulunmalıdır. Kamulaştırma dosyalarında bilirkişi raporlarının en sık eleştirildiği nokta, bu iki unsurdan yalnızca birine dayanılarak sonuca varılmasıdır.
Doğal Ürünler: Ayrılıncaya Kadar Bütünleyici Parçadır
TMK m.685 bir özel kural getirir: bir şeyin maliki, onun ürünlerinin de maliki olur. Ürünler; dönemsel olarak elde edilen doğal veya hukuki ürünler ile bir şeyin özgülendiği amaca göre âdetler gereği ondan elde edilmesi uygun görülen diğer verimlerdir. Maddenin son cümlesi kamulaştırma bakımından belirleyicidir: doğal ürünler asıl şeyden ayrılıncaya kadar onun bütünleyici parçasıdır.
Bunun sonucu şudur: tarladaki henüz hasat edilmemiş ürün, ayrılmadığı sürece taşınmazın bütünleyici parçası sayılır ve mülkiyeti taşınmaz malikine aittir. Kamulaştırma anında tarlada duran ürün bu nedenle ayrı bir taşınır değil, taşınmazın bir parçasıdır.
Kamulaştırma Kanunu bu konuda ayrıca bir düzenleme getirmiştir. 20. maddeye göre ekili arazinin boşaltılması hasat sonuna bırakılır; hasat zamanının beklenmesi mümkün değilse idare, mahkemece takdir edilecek ekin bedelini tazmin etmek şartıyla boşaltmayı talep edebilir. Ekin bedeli 11 ve 12. maddeler uyarınca yapılan değer tespitinde nazara alınmışsa, boşaltma için tekrar bu bedelin tespit ve ödenmesi gerekmez.
Kamulaştırma Bedelinde Ayrı Ayrı Gösterme Zorunluluğu
Bütünleyici parça ve eklentinin bedele nasıl yansıyacağını 2942 sayılı Kanun’un 11. maddesi belirler. Madde, bilirkişi kurulunun raporunda taşınmazın kıymetini etkileyebilecek bütün nitelik ve unsurlarını ve her unsurun ayrı ayrı değerini göstermesini ister.
Yapılar bakımından ölçütler ayrıca sayılmıştır: (h) bendi uyarınca resmî birim fiyatları, yapı maliyet hesapları ve yıpranma payı esas alınır.
Buradan çıkan pratik kural şudur: zemin bedeli, yapı bedeli, ağaç ve dikili varlıkların bedeli ile tesislerin bedeli raporda ayrı kalemler olarak görünmelidir. Toplu bir götürü rakam veren rapor, 11. maddenin açık gereğini karşılamaz ve itiraz gerekçesi oluşturur.
Kısmi Kamulaştırmada Kesilen Tesisler
Taşınmazın bir kısmı kamulaştırıldığında, kalan kısımda işlevini yitiren tesisler için 12. madde özel bir kalem tanımlar. Kamulaştırma dışında kalan kısım imar mevzuatına göre yararlanmaya elverişliyse; kesilen bina, ihata duvarı, kanalizasyon, su, elektrik, havagazı kanalları, makine gibi tesislerden mal sahiplerine kalacak olanlarının eski nitelikleri dairesinde kullanılabilecek duruma getirilebilmeleri için gereken gider ve bedel, belirlenerek kamulaştırma bedeline ilave olunur.
Kanun bu kalemin ayrı tutulmasını da emreder: bu masraf ve bedeller, kamulaştırma dışında kalan kısımdaki kıymet düşüklüğü miktarının belirlenmesinde göz önünde tutulmaz. Yani değer düşüklüğü ile yeniden kullanılabilir hâle getirme gideri iki farklı kalemdir ve birbirinin yerine geçmez.
Uygulamada en sık atlanan kalemler şunlardır: sulama hattının kesilmesi nedeniyle yeniden tesis gideri, elektrik direği veya panosunun taşınma gideri, bahçe ve ihata duvarının yeniden yapımı, kanalizasyon bağlantısının yenilenmesi.
Zilyedin Durumu: Bina ile Ağaç Arasındaki Fark
Taşınmaz başkası adına tapuluysa, üzerindeki varlıklar bakımından 19. maddenin son fıkrası özel bir çözüm getirir. 2004 yılında 5177 sayılı Kanun’la eklenen bu fıkraya göre; başkası adına tapulu, sahipsiz ve/veya zilyedi tarafından iktisap edilmemiş yerin kamulaştırılmasında binaların asgari levazım bedeli, ağaçların ise 11. madde çerçevesinde takdir olunan bedeli zilyedine ödenir.
Ayrım dikkat çekicidir: ağaçlar bakımından 11. maddeye göre takdir olunan tam bedel söz konusu iken, binalar bakımından yalnızca asgari levazım bedeli ödenir. Bu nedenle tapusu başkasında olan bir yerde uzun yıllardır bahçe işleten zilyet ile aynı yere yapı yapan zilyedin hukuki durumu farklıdır.
Haciz ve İpotek Bakımından Sonuçlar
Bütünleyici parça ile eklenti ayrımının etkisi kamulaştırmayla sınırlı değildir; icra hukukunda da doğrudan sonuç doğurur.
Bütünleyici parça, asıl şeyin temel unsuru olduğu ve tahribat olmadan ondan ayrılamadığı için taşınmazdan ayrı olarak haczedilemez.
Eklenti bakımından ise İcra ve İflas Kanunu’nun 83/c maddesi devreye girer: taşınmaz üzerinde ipotek bulunması hâlinde eklentinin taşınmazdan ayrı olarak haczi mümkün değildir. Ancak bu hükmün uygulanabilmesi için haczedilen malın ipotek akit tablosunda yazılı olması tek başına yeterli değildir; malın TMK m.686’da tarif edilen şekilde gerçekten eklenti niteliğini taşıması zorunludur.
Bu nedenle bir uyuşmazlıkta “ipotek akit tablosunda yazıyor” savunması tek başına sonuç doğurmaz; eklenti niteliğinin 686. maddedeki tanıma göre ayrıca ortaya konması gerekir. TMK m.687 ise eklenti sayılmayan hâlleri düzenleyerek bu değerlendirmeyi tamamlar.
Geri Alma Hâlinde Yok Olan Varlıklar
Kamulaştırmadan vazgeçilmesi veya taşınmazın geri alınması hâlinde, üzerindeki varlıkların durumu 24. maddede düzenlenmiştir. Buna göre 21, 22 ve 23. maddeler uyarınca kamulaştırılmasından vazgeçilen veya geri alınan taşınmaz üzerindeki bina, sabit tesisler ve ekili dikili şeyler yıkılmış, sökülmüş veya harap olmuşsa, taşınmazın geri alınmasında mal sahibi veya mirasçısı, kamulaştırma tarihindeki değerine göre farkının, ödeyeceği kamulaştırma bedelinden düşülmesini isteyebilir.
Bu madde ile 21, 22 ve 23. maddelerin uygulamasından doğacak anlaşmazlıklar adli yargıda çözümlenir.
Bilirkişi Raporunda Kontrol Listesi
- Her unsur ayrı ayrı gösterilmiş mi? 11. maddenin açık gereği budur.
- Bütünleyici parça testi doğru uygulanmış mı? Hem yerel âdetlere göre temel unsur olma hem de tahribatsız ayrılamama birlikte aranmalıdır.
- Eklenti olarak nitelenen şeyler gerçekten m.686 tanımına uyuyor mu? Sürekli özgüleme ve bağlı kılma unsurları var mı?
- Yapılarda yıpranma payı gerekçelendirilmiş mi? (h) bendi bunu ayrıca sayar.
- Kısmi kamulaştırmada kesilen tesisler için kullanılabilir hâle getirme gideri hesaplanmış mı? Bu kalem değer düşüklüğünden ayrıdır.
- Zilyet varsa, bina ile ağaç ayrımı yapılmış mı? Bina için asgari levazım bedeli, ağaçlar için 11. madde bedeli söz konusudur.
Sıkça Sorulan Sorular
Bütünleyici parça ile eklenti arasındaki fark nedir?
Bütünleyici parça, asıl şey yok edilmedikçe, zarara uğratılmadıkça veya yapısı değiştirilmedikçe ondan ayrılamayan parçadır. Eklenti ise asıl şeye sürekli özgülenen bir taşınır maldır ve geçici olarak ayrılmakla bu niteliğini kaybetmez.
Arazi üzerindeki yapı kime ait olur?
Kural olarak araziye. Arazi mülkiyeti kapsamına, yasal sınırlamalar saklı kalmak üzere kalıcı yapılar, bitkiler ve kaynaklar da girer; bu ilkeye “üst arza tabidir” denir.
Muhdesat nedir?
Yargıtay İçtihadı Birleştirme Kararı’nda belirtildiği üzere, bir arazi üzerinde kalıcı yapı ve tesisler ile bağ ve bahçe şeklinde dikilen ağaçlardır.
Başkasının arazisine yaptığım yapının maliki olur muyum?
Hayır. Muhdesat şahsi bir haktır; sahibine arazi mülkiyetinden ayrı bağımsız bir mülkiyet veya sınırlı bir aynî hak bahşetmez. Ancak bedeli üzerinde hak doğar.
Muhdesatın bedeli kime ödenir?
Kamulaştırma Kanunu uyarınca, başkasına ait zemin üzerinde bulunan muhdesatın bedeli zilyede ödenir.
Muhdesat bedeli nasıl hesaplanır?
Muhdesat, taşınmazın değerinde artış meydana getirmelidir. Bedel, taşınmazın genel bedeline oran kurulmak suretiyle tespit edilir ve muhdesatı karşılayan değer hak sahibine ödenir.
Muhdesat tespiti davası her zaman açılabilir mi?
Hayır. Ortaklığın giderilmesi davası, kentsel dönüşüm uygulaması veya kamulaştırma işlemi gibi istisnai durumlarda güncel hukuki yarar bulunduğu kabul edilir; bunlar yoksa dava açılamaz.
Tespit kararıyla hemen icra takibi yapabilir miyim?
Hayır. Muhdesatın aidiyetinin tespitine ilişkin ilamlar taşınmazın aynına ilişkin olduğundan kesinleşmeden icraya konulamaz; bu kural yargılama giderleri ve vekâlet ücreti için de geçerlidir.
Bütünleyici parça (mütemmim cüz) nedir?
TMK m.684 uyarınca bütünleyici parça, yerel âdetlere göre asıl şeyin temel unsuru olan ve o şey yok edilmedikçe, zarara uğratılmadıkça veya yapısı değiştirilmedikçe ondan ayrılmasına olanak bulunmayan parçadır. Bir şeye malik olan kimse, onun bütünleyici parçalarına da malik olur.
Eklenti (teferruat) nedir?
TMK m.686 uyarınca eklenti; asıl şey malikinin anlaşılabilen arzusuna veya yerel âdetlere göre işletilmesi, korunması veya yarar sağlaması için asıl şeye sürekli olarak özgülenen ve birleştirme, takma veya başka bir biçimde asıl şeye bağlı kılınan taşınır maldır. Bir şeye ilişkin tasarruflar, aksi belirtilmedikçe eklentiyi de kapsar.
Bütünleyici parça sayılmak için tek şart ayrılamamak mı?
Hayır. TMK m.684 iki unsuru birlikte arar: yerel âdetlere göre asıl şeyin temel unsuru olmak ve tahribat olmadan ondan ayrılamamak. Yalnızca birinin gerçekleşmesi yeterli değildir.
Tarladaki hasat edilmemiş ürün kime aittir?
TMK m.685 uyarınca doğal ürünler asıl şeyden ayrılıncaya kadar onun bütünleyici parçasıdır; bir şeyin maliki onun ürünlerinin de maliki olur.
Kamulaştırma bedelinde muhdesat ayrı gösterilmek zorunda mı?
Evet. 2942 sayılı Kanun’un 11. maddesi, bilirkişi kurulunun taşınmazın kıymetini etkileyebilecek bütün nitelik ve unsurlarını ve her unsurun ayrı ayrı değerini raporda göstermesini ister.
Kısmi kamulaştırmada kesilen su ve elektrik hattının gideri istenebilir mi?
12. madde uyarınca kalan kısım yararlanmaya elverişliyse; kesilen bina, ihata duvarı, kanalizasyon, su, elektrik, havagazı kanalları ve makine gibi tesislerin eski nitelikleri dairesinde kullanılabilir duruma getirilmesi için gereken gider ve bedel belirlenerek kamulaştırma bedeline ilave olunur.
Bütünleyici parça taşınmazdan ayrı haczedilebilir mi?
Bütünleyici parça asıl şeyin temel unsuru olduğundan ve tahribat olmadan ondan ayrılamadığından taşınmazdan ayrı olarak haczedilemez.
İpotek akit tablosunda yazılı olması eklenti sayılmak için yeterli mi?
Yeterli değildir. İİK m.83/c’nin uygulanabilmesi için haczedilen malın ipotek akit tablosunda yazılı olması tek başına yetmez; malın TMK m.686’da tarif edilen şekilde eklenti niteliğini taşıması zorunludur.


