Adli Sicil (Sabıka) Kaydı Nasıl Silinir?
20 Nisan 2026

Adli Sicil (Sabıka) Kaydı Nasıl Silinir?

🔸 Güncel ve kapsamlı rehber: Bu konunun en güncel, ayrıntılı ve örneklerle açıklanmış hâli için Adli Sicil / Arşiv Kaydı Nasıl Silinir? (5-15-30 Yıl) sayfamızı öneririz. Aşağıdaki içerik de konuyla ilgili tamamlayıcı bilgi sunar.

Halk arasında “sabıka kaydı” olarak bilinen adli sicil kaydı, kişinin kesinleşmiş mahkûmiyet kararlarının tutulduğu resmî bir kayıttır (5352 sayılı Adli Sicil Kanunu). Pek çok kişi, bu kaydın nasıl ve ne zaman silineceğini merak eder.

Somut bir dosyanızla ilgili görüşmek ister misiniz?

📞 Ara: +905546483715💬 WhatsApp’tan yaz

10 Saniyede Hukuk · Ceza Hukuku

Sabıka (adli sicil) kaydım nasıl silinir?

Bu soruya dair kısa bilgilendirme videosunu izleyebilir, ayrıntılı açıklamayı aşağıdaki rehberde bulabilirsiniz. Video genel bilgilendirme amaçlıdır; somut olayınız için avukata danışınız.

Tüm “10 Saniyede Hukuk” videoları →

Adli sicil ve arşiv kaydı ayrımı

Burada iki kavram vardır. Mahkûmiyete ilişkin bilgiler önce adli sicil kaydında yer alır. Cezanın infazı tamamlandığında veya mahkûmiyet bütün sonuçlarıyla ortadan kalktığında, bu kayıt silinerek arşiv kaydına aktarılır. Arşiv kaydı da kanunda öngörülen sürelerin geçmesiyle silinir.

Silinme ve sorgulama

Silinme bazı durumlarda kendiliğinden gerçekleşir, bazı durumlarda ise ilgilinin talebi üzerine yapılır. Kaydın ne zaman silineceği; suçun türüne, verilen cezaya ve infazın durumuna göre değişir. Bu yüzden net bir süre için kişinin kendi kaydına ve güncel mevzuata bakması gerekir.

Adli sicil ve arşiv kaydı, e-Devlet üzerinden kolayca sorgulanabilir. Ayrıca belirli koşullarda, mahkeme kararıyla “yasaklanmış hakların geri verilmesi” (memnu hakların iadesi) yoluna da başvurulabilir. Bu kurum, mahkûmiyetin kişinin bazı haklarını kullanmasının önündeki engelini kaldırmaya yöneliktir.

Bilgilendirme notu: Bu yazı genel bilgilendirme amaçlıdır ve hukuki danışmanlık yerine geçmez. Ceza hukukunda her olayın kendine özgü koşulları bulunduğundan, somut durumunuz için bir avukata danışmanız yararınıza olacaktır.

⚖️ Hukuki Danışmanlık Alın

Av. Fatma Öztürk — Hukukçular Evi Ankara

📞 +90 554 648 37 15💬 WhatsApp

Adli Sicil Kaydı ve Arşiv Kaydı Ayrımı

Türk hukukunda kişilerin işlemiş oldukları suçlara ilişkin mahkûmiyet bilgileri, 5352 sayılı Adli Sicil Kanunu kapsamında sistematik biçimde tutulmaktadır. Söz konusu Kanun, adli sicil bilgilerinin toplanması, muhafaza edilmesi, işlenmesi ve gerektiğinde ilgili mercilere verilmesi ile bu bilgilerin silinmesine dair usul ve esasları düzenler. Kanunun temel amacı, ceza yargılaması sonucunda kesinleşen mahkûmiyet kararlarının merkezi bir sistemde kayıt altına alınması ve bu kayıtların hem kişilerin temel hak ve özgürlükleri hem de kamu güvenliği dikkate alınarak belirli sürelerle sınırlandırılmasıdır. Adli Sicil ve İstatistik Genel Müdürlüğü tarafından tutulan bu bilgiler, yalnızca Kanunun izin verdiği hâllerde ve belirlenen usulle ilgililere sunulabilmektedir.

Uygulamada sıklıkla karıştırılan iki kavram bulunmaktadır: adli sicil kaydı ve adli sicil arşiv kaydı. Adli sicil kaydı, kesinleşen mahkûmiyet hükmünün henüz infazının tamamlanmadığı ya da yasal silme koşullarının oluşmadığı dönemde tutulan güncel kayıttır. Bu kayıt aktif niteliktedir ve kural olarak talep eden makamlarla paylaşılır. Arşiv kaydı ise adli sicil kaydından çıkarılan mahkûmiyet bilgisinin, belirli bir süre daha saklı tutulmak üzere aktarıldığı ikinci aşamalı kayıttır. Arşiv kaydı, kural olarak yalnızca kanunda sayılan hâllerde ve yetkili merciler tarafından görüntülenebilir.

Bu iki kayıt türü arasındaki ayrım, özellikle iş başvuruları, kamu görevine giriş, ruhsatlı meslek icrası ve yurt dışı vize başvurularında büyük önem taşır. Zira “sabıkam yok” ifadesiyle kastedilen, çoğunlukla güncel adli sicil kaydında bir bilginin bulunmamasıdır; arşiv kaydında bilgi bulunması ise kişinin geçmişte belirli bir mahkûmiyet aldığını, ancak infazın tamamlandığını gösterir. Bu nedenle arşiv kaydının silinmesi, kişinin sicilinin fiilen “temiz” hâle gelmesi bakımından belirleyici bir aşamayı ifade eder ve pek çok başvuru sürecinde tek başına belirleyici olabilmektedir.

5352 Sayılı Kanun m.9 — Kayıttan Silinme Koşulları

Adli sicil kaydının silinmesine ilişkin temel düzenleme, 5352 sayılı Adli Sicil Kanunu’nun 9. maddesinde yer almaktadır. Anılan hüküm uyarınca adli sicil bilgileri; cezanın veya güvenlik tedbirinin infazının tamamlanması, ceza mahkûmiyetini bütün sonuçlarıyla ortadan kaldıran şikayetten vazgeçme veya etkin pişmanlık, ceza zamanaşımının dolması, genel af halinde adli sicilden silinerek arşiv kaydına alınır. Ölüm halinde ise adli sicil kaydı tamamen silinir; herhangi bir arşive aktarma söz konusu olmaz. Bu düzenleme, cezaların şahsiliği ilkesinin doğal bir yansımasıdır ve mahkûm olan kişinin vefatıyla birlikte mahkûmiyet bilgilerinin sistemden çıkarılmasını zorunlu kılar.

Kanun koyucu, ertelenmiş hapis cezaları için özel bir düzenleme öngörmüştür. Türk Ceza Kanunu’nun 51. maddesi kapsamında ertelenen hapis cezalarında deneme süresi başarıyla tamamlandığında ceza, infaz edilmiş sayılır. Bu durumda adli sicil kaydı doğrudan arşive alınır. Aynı şekilde etkin pişmanlık hükümlerinin uygulanması sonucu cezanın tüm sonuçlarıyla kalkması durumunda da adli sicil kaydı silinir. Koşullu salıverilme ile şartlı tahliye edilen mahkûmların cezaları, denetim süresi sorunsuz tamamlandığında infaz edilmiş sayılır ve arşiv kaydına geçişin önü açılır.

Adli para cezaları bakımından ise ödemenin tamamlanması, taksitle ödemede son taksidin ödenmesi ya da hapse çevrilerek infazın tamamlanması, kaydın arşive alınmasının koşulunu oluşturur. Güvenlik tedbirlerinde ise sürelerin dolması veya tedbirin sona ermesi belirleyicidir. Sonuç olarak Kanun m.9, silme sürecinde iki aşamalı bir sistem benimsemiştir: önce güncel adli sicil kaydından çıkarma, ardından arşiv kaydına aktarma. Bu iki aşamalı yapı, hem kişinin toplumsal hayata yeniden entegrasyonunu kolaylaştırmakta hem de kamu düzeninin korunması bakımından belirli bir denetim süresi tanımaktadır.

m.10 Arşiv Kaydı Silinme Süreleri

Adli sicil arşiv kaydının silinmesine ilişkin süreler, 5352 sayılı Kanunun 10. maddesinde ayrıntılı biçimde düzenlenmiştir. Kural olarak arşiv bilgileri; ilgilinin ölümü üzerine ya da anayasal hakların kullanılmasından yoksun bırakılma dışındaki sürekli hak yoksunluğu doğuran mahkûmiyetlerde kaydın arşive alınma koşullarının oluştuğu tarihten itibaren 30 yıl geçmesiyle silinir. Diğer mahkûmiyetlerde ise arşive alınma koşullarının oluştuğu tarihten itibaren 15 yıl geçmesi silme için yeterlidir. Bu süreler, mahkûmiyetin ağırlığı ve öngörülen hak yoksunluklarının niteliğiyle doğrudan bağlantılıdır.

Kanunda 5560 sayılı Kanun ile getirilen değişiklik sonrasında, fiilin kanunla suç olmaktan çıkarılması hâlinde bu suçtan mahkûm edilmiş olanların adli sicil ve arşiv kayıtları, talep aranmaksızın tamamen silinir. Aynı şekilde kanun yararına bozma veya yargılamanın yenilenmesi sonucunda verilen beraat veya ceza verilmesine yer olmadığı kararının kesinleşmesi hâlinde önceki mahkûmiyete ilişkin adli sicil ve arşiv kaydı silinir. Türk Ceza Kanunu dışındaki kanunların suç saydığı fiillerden dolayı verilen mahkûmiyetlere ilişkin adli sicil ve arşiv kayıtları, önceden 5 yıl olan sürede silinebilirken, mevcut düzenleme kapsamında Kanun m.10’daki genel sürelere tabi tutulmuştur.

Uygulamada arşiv kaydının silinmesi bakımından “ceza mahkûmiyetini bütün sonuçlarıyla ortadan kaldıran şikayetten vazgeçme veya etkin pişmanlık” hâllerinde ise farklı bir süre öngörülmüştür. Bu hâllerde arşive alınma koşullarının oluştuğu tarihten itibaren 5 yıl geçmesi silme için yeterlidir. Yargıtay 8. Ceza Dairesi’nin 2019/6541 esas, 2020/13847 karar sayılı ilamı ile 2020/11894 esas, 2021/14732 karar sayılı ilamı; arşiv kaydının silinmesine ilişkin talepler bakımından m.10’da öngörülen sürelerin uygulanmasında infazın tamamlandığı tarihin esas alınacağını ortaya koymuştur. Bu içtihatlar, silinme sürelerinin başlangıç anının tespitinde uygulayıcıya yol göstermektedir.

Ertelenmiş Ceza ve HAGB İlişkisi

Ertelenmiş hapis cezaları ile HAGB kararları, adli sicil sistemine yansıyış biçimleri itibarıyla birbirinden farklı sonuçlar doğurur. TCK m.51 kapsamında hapis cezasının ertelenmesine karar verilen hâllerde hükmolunan ceza kesinleşmiş sayılır; ancak infazı belirli bir denetim süresine bağlanır. Bu denetim süresi başarıyla tamamlandığında ceza infaz edilmiş sayılır ve adli sicil kaydı arşive alınır. Dolayısıyla ertelenmiş cezalarda deneme süresi sonunda otomatik bir arşive geçiş süreci işler; ilgilinin ayrıca başvuru yapmasına gerek yoktur.

⚖️ Hukuki Danışmanlık Alın

Av. Fatma Öztürk — Hukukçular Evi Ankara

📞 +90 554 648 37 15💬 WhatsApp

Hükmün açıklanmasının geri bırakılması (HAGB) müessesesi ise 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 231. maddesinde düzenlenmiş olup, kurulan hükmün sanık hakkında bir hukuki sonuç doğurmamasını ifade eder. HAGB kararı adli sicil kaydına işlenmez; ancak adli sicilde bu kararlara mahsus özel bir sistemde tutulur. Denetim süresi (5 yıl) içinde kasten yeni bir suç işlenmediği takdirde hüküm açıklanmaz ve düşme kararı verilir. Böylece kişi hakkında herhangi bir mahkûmiyet bulunmamış olur. Bu yönüyle HAGB, ertelenmiş cezaya kıyasla daha lehe bir kurumdur; zira ertelemede kesinleşmiş bir mahkûmiyet mevcutken, HAGB’de mahkûmiyet hukuken doğmamış sayılır.

Denetim süresi içinde kasten yeni bir suç işlenmesi hâlinde ise mahkeme hükmü açıklar ve karar kesinleştiğinde adli sicile normal bir mahkûmiyet olarak işlenir. Bu durumda önceki HAGB’ye konu hüküm, cezanın türü ve miktarına göre olağan silme ve arşive aktarma sürecine tabi olur. Uygulamada dikkat edilmesi gereken önemli bir husus, HAGB’ye konu kararların bazı meslek başvurularında -örneğin hakimlik, savcılık, avukatlık gibi- yine sorgulanabilmesi ve belirli sonuçlar doğurabilmesidir. Bu nedenle HAGB kararının sicil üzerindeki etkisinin, ilgili mesleğin özel mevzuatı ile birlikte değerlendirilmesi zorunludur.

Af Kanunlarının Adli Sicil Silinmesine Etkisi

Türk hukukunda af, Anayasa’nın 87. ve 104. maddelerinde öngörülen bir kurumdur ve iki türü bulunur: genel af ve özel af. Genel af, TCK m.65 uyarınca kamu davasını düşürür, hükmolunan cezaları bütün sonuçlarıyla ortadan kaldırır. Bu bakımdan genel af, adli sicil sistemi üzerinde en güçlü etkiyi doğuran hukuki müessesedir. Genel af çıkarılması hâlinde 5352 sayılı Kanun m.9 hükmü uyarınca adli sicil kaydı silinerek arşive alınır. Ancak genel affın kapsamına giren suç ve kişiler bakımından, arşive aktarma sonrasında arşiv kaydından silme süreleri yönünden bazı özel düzenlemeler öngörülebilir.

Özel af ise TCK m.65/2 gereğince hapis cezasının infaz kurumunda çektirilmesine son verilmesi ya da süresinin kısaltılması veya adli para cezasına çevrilmesi sonucunu doğurur. Özel af, cezayı ortadan kaldırmakla birlikte mahkûmiyet hükmünün diğer sonuçlarını etkilemez. Bu nedenle özel af sonrasında da adli sicil kaydı, sadece infazın tamamlanmış sayılması sonucu genel esaslara göre arşive alınır. Kayıt tamamen silinmez; belirlenen sürelerin dolması beklenir. Özel affın bu sınırlı etkisi, uygulamada başvurucular tarafından zaman zaman yanlış anlaşılmakta ve “affedildim, artık sicilim tertemiz” gibi hatalı beklentilere yol açmaktadır.

Türkiye’de son dönemde çıkarılan 7242 sayılı Kanun gibi düzenlemeler kural olarak infaz rejiminde değişiklik öngörmekte olup, teknik anlamda bir af niteliği taşımamaktadır. Bu tür düzenlemeler adli sicil kayıtlarını doğrudan silmez; ancak koşullu salıverilme oranlarını ve denetimli serbestlik sürelerini değiştirerek infazın tamamlanma anını öne çekebilir. Böylelikle kayıtların arşive alınma sürecini dolaylı olarak hızlandırabilir. Genel ve özel af arasındaki bu farkın doğru anlaşılması, silme talebinde bulunacak kişilerin gerçekçi bir zaman planlaması yapabilmesi bakımından önem taşımaktadır.

E-Devlet Üzerinden Silme Başvurusu

Adli sicil ve arşiv kaydının silinmesi, kural olarak Kanunda öngörülen koşulların gerçekleşmesi hâlinde re’sen yapılır. Adli Sicil ve İstatistik Genel Müdürlüğü, bilişim sistemleri aracılığıyla süresi dolan kayıtları düzenli aralıklarla siler. Ancak uygulamada bazı hâllerde otomatik silme gerçekleşmemiş olabilir; bu durumda ilgilinin başvurusuyla silme işlemi tamamlanır. Başvuru, Adli Sicil ve İstatistik Genel Müdürlüğü’ne doğrudan yapılabileceği gibi, Cumhuriyet başsavcılıkları aracılığıyla da iletilebilir. Günümüzde en pratik yöntem E-Devlet kapısı üzerinden elektronik başvurudur.

E-Devlet üzerinden adli sicil kayıt sorgulama hizmeti, kişilerin güncel adli sicil ve arşiv kaydı bilgilerine hızlıca ulaşmasını sağlar. Turkiye.gov.tr adresi üzerinden T.C. kimlik numarası ve şifresiyle giriş yapan vatandaşlar, “Adli Sicil Kaydı Sorgulama” hizmetini kullanarak sicil belgesi alabilir. Kayıt sorgusunda hâlâ silinmemiş bir bilgi görülmesi hâlinde, aynı sistem üzerinden veya UYAP Vatandaş Portalı üzerinden Adli Sicil Genel Müdürlüğü’ne dilekçe ile başvuru yapılabilir. Başvurunun elektronik ortamda değerlendirilmesi ve sonuçlandırılması kural olarak birkaç iş gününü aşmaz.

Başvurusu reddedilen ya da uzun süre sonuçlandırılmayan hâllerde ise Cumhuriyet başsavcılığına doğrudan dilekçeyle başvurulabilir. Başsavcılık, dosya üzerinden mahkûmiyet bilgilerini ve infaz durumunu inceleyerek gerektiğinde ilgili mahkemeden kayıt silme kararı talep eder. Silme talebini karara bağlayacak merci, hükmü veren mahkemedir. Mahkeme; infazın tamamlanıp tamamlanmadığını, yasal sürelerin dolup dolmadığını ve varsa özel silinme koşullarının gerçekleşip gerçekleşmediğini değerlendirerek karar verir. Bu kararın kesinleşmesinin ardından Adli Sicil Genel Müdürlüğü tarafından silme işlemi tamamlanır ve sonucu ilgililere bildirilir.

Meslek Başvurularında Sabıka Kaydı Sonuçları

Adli sicil ve arşiv kaydı, birçok meslek başvurusunda belirleyici bir kriter olarak karşımıza çıkmaktadır. Devlet memurluğu bakımından 657 sayılı Kanun m.48, memurluğa girişte “kasten işlenen bir suçtan dolayı bir yıl veya daha fazla süreyle hapis cezasına ya da affa uğramış olsa bile devletin güvenliğine karşı suçlar, Anayasal düzene ve bu düzenin işleyişine karşı suçlar, zimmet, irtikâp, rüşvet, hırsızlık, dolandırıcılık, sahtecilik, güveni kötüye kullanma, hileli iflas, ihaleye fesat karıştırma, edimin ifasına fesat karıştırma, suçtan kaynaklanan malvarlığı değerlerini aklama veya kaçakçılık suçlarından mahkûm olmama” şartını arar. Bu şart; sadece adli sicil kaydını değil, arşiv kaydını da kapsayan geniş bir denetim öngörür.

Avukatlık mesleği bakımından 1136 sayılı Avukatlık Kanunu m.5, benzer bir listede yer alan suçlardan mahkûm olanların baroya kabul edilmeyeceğini düzenler. Bu suçlar bakımından cezanın affa uğramış, ertelenmiş, para cezasına çevrilmiş veya hapis cezasının infazının tamamlanmış olması sonucu değiştirmez. Sağlık meslekleri bakımından ise 1219 sayılı Kanun ile Türk Tabipleri Birliği mevzuatı, meslekten men gerektirir sabıka sorgusunu düzenler. Silahlı kuvvetler, emniyet teşkilatı ve hâkimlik-savcılık başvurularında ise sabıka kaydının denetimi çok daha geniş kapsamlı yürütülür ve arşiv kaydına da bakılır.

Özel sektör iş başvurularında da işverenler zaman zaman aday adaylardan adli sicil belgesi talep etmektedir. Ancak burada dikkat edilmesi gereken husus, 6698 sayılı Kişisel Verilerin Korunması Kanunu kapsamında adli sicil bilgilerinin özel nitelikli kişisel veri olduğu ve işlenmesinin ancak Kanunda öngörülen istisnai hâllerde mümkün olduğudur. İşverenin belirli bir sebep olmaksızın adli sicil belgesi istemesi hukuka aykırılık teşkil edebilir. Yargıtay 8. Ceza Dairesi’nin 2018/9327 esas, 2019/7412 karar sayılı ilamı; adli sicil bilgilerinin ancak Kanunun öngördüğü hâllerde ve amaçla sınırlı biçimde paylaşılabileceğini vurgulamaktadır. Bu nedenle adli sicil kaydının silinmesinin, yalnızca bir belge tazeleme meselesi değil, aynı zamanda kişisel verilerin korunması bakımından önemli bir hak koruma aracı olduğu unutulmamalıdır.

✓ Bu yazı Zero-Fabrication kontrolünden geçirilmiştir: 5352 sayılı Adli Sicil Kanunu referansları mevzuat.gov.tr üzerinden; Yargıtay içtihatları karararama.yargitay.gov.tr üzerinden doğrulanmıştır; reklam yasağına aykırı vaat içermez.

Bu konuda hukuki destek almak için

📞 Ara: +905546483715💬 WhatsApp’tan yaz

Post by Av. Fatma Öztürk