Tazminat hukukunun temel taşlarından biri ‘illiyet bağı’dır: Bir kişinin sorumlu tutulabilmesi için, onun davranışı ile ortaya çıkan zarar arasında bir neden-sonuç ilişkisi bulunmalıdır. Peki bu bağ her zaman var mıdır? Bazı durumlarda zincir kopabilir mi?
Sorumluluğun size ait olmadığını mı savunuyorsunuz?
İlliyet bağı analizi, mücbir sebep ve savunma stratejisinde Hukukçular Evi uzman avukat kadrosuyla yanınızda.
📞 Hemen Arayın💬 WhatsAppİlliyet bağının kesilmesi, sorumluluğu sona erdiren önemli bir savunmadır.
İlliyet bağı nedir?
İlliyet (nedensellik) bağı, bir kişinin eylemi ile doğan zarar arasındaki sebep-sonuç ilişkisidir. Hukuk, her türlü uzak ihtimali değil, hayatın olağan akışına göre o sonucu doğurmaya ‘uygun’ olan nedenleri esas alır (uygun illiyet bağı).
Bu bağ kurulamazsa, kişi kural olarak sorumlu tutulamaz.
İlliyet bağını kesen sebepler
Üç temel hâl, illiyet bağını kesebilir: (1) Mücbir sebep (öngörülemez ve önlenemez dış olaylar, örneğin olağanüstü doğa olayları), (2) zarar görenin kendi ağır kusuru, (3) üçüncü bir kişinin ağır kusuru.
Bu sebeplerden biri, zararın gerçek ve tek belirleyici nedeni hâline gelmişse, sorumlu tutulan kişi ile zarar arasındaki bağ kopar ve sorumluluk ortadan kalkabilir.
Kesilme mi, paylaşım mı?
Önemli bir ayrım vardır: Bu sebepler her zaman bağı tamamen kesmez; bazen yalnızca sorumluluğu azaltır (kusur paylaşımı, indirim). Örneğin zarar görenin kusuru tam değilse, bu bir ‘müterafik kusur’ olarak tazminattan indirim sebebi olur, sorumluluğu tümden kaldırmaz.
Bağın tamamen kesilmesi için, dış etkenin zararın ‘tek ve münhasır’ nedeni olacak ağırlıkta olması gerekir.
Pratik noktalar
- İlliyet şarttır: Sorumluluk için fiil ile zarar arasında uygun nedensellik gerekir.
- Üç kesen sebep: Mücbir sebep, zarar görenin veya 3. kişinin ağır kusuru.
- Kesme yüksek eşiktir: Bağın tümden kopması için dış etken zararın tek nedeni olmalıdır.
- İspat önemlidir: İlliyetin varlığını veya kesildiğini iddia eden taraf bunu ispatlamalıdır.
Tazminat sorumluluğunun olmazsa olmazı, fiil ile zarar arasındaki uygun illiyet bağıdır. Mücbir sebep ya da zarar görenin/üçüncü kişinin ağır kusuru bu bağı kesebilir; ancak bu yüksek bir eşiktir ve çoğu zaman sorumluluğu tümden kaldırmak yerine paylaştırır. Bu nedenle dosyanızı bir uzmanla değerlendirmeniz önemlidir.
Benzer bir durumla mı karşı karşıyasınız? Durumunuzu gizlilik içinde değerlendirip size özel bir yol haritası çıkarmamız için bizimle iletişime geçin.
Bu makale genel bilgilendirme amaçlıdır, hukuki danışmanlık yerine geçmez. Metinde yer verilen değerlendirmeler yerleşik yargı uygulaması ve yürürlükteki kanun hükümleri esas alınarak hazırlanmıştır. İçtihatlar ve mevzuat zaman içinde değişebileceğinden, kendi durumunuz için güncel değerlendirmeyi mutlaka bir avukattan alınız.
Hukukun aradığı bağ “uygun illiyet”tir, her nedensellik değil
Sorumluluğun asli şartı, zararla davranış arasında bir sebep-sonuç ilişkisinin bulunmasıdır. Ancak hukuk mantıksal anlamda sonuca katkısı olan her sebebi esas almaz; benimsenen ölçüt uygun illiyet bağıdır. Uygun illiyet bağı, olayların olağan akışına ve hayat tecrübesine göre sebebin, meydana gelen sonucu yaratmaya elverişli olmasıdır. Bu ölçüt sorumluluğu, zarar veren bakımından öngörülebilir risklerle sınırlar; hayatın olağan akışı bakımından öngörülemez zararlar uygun illiyet kapsamında sorumluluk doğurmaz.
Neden bu ayrım önemli
Mantıki illiyet anlayışında zararlı sonucu doğuran bütün sebeplerden sorumluluk gündeme gelirdi; bu, sorumluluğu sınırsız biçimde genişletirdi. Uygun illiyet ölçütü, zincirin nereye kadar uzatılacağını belirleyen bir hukuk politikası aracıdır. Pratikte “zarar benim eylemim olmasaydı doğmazdı” savunması tek başına yetmez; sorulan soru, o eylemin bu tür bir sonucu doğurmaya olağan akışta elverişli olup olmadığıdır.
Kusursuz sorumlulukta da aranır
İlliyet bağı yalnızca kusur sorumluluğunun değil, sebep ve tehlike sorumluluğunun da zorunlu unsurudur. Yargıtay 21. Hukuk Dairesi’nin 2012/4196 E. sayılı dosyasında, tehlike sorumluluğunun mutlak nitelikte olmakla birlikte bir “sonuç sorumluluğu” olmadığı; zarar, işyeri koşullarından veya işletmeye özgü tehlikeden doğmamış ve araya giren başka bir nedenden meydana gelmişse işverenin sorumlu tutulmaması gerektiği belirtilmiştir. Kısacası kusur aranmayan hâllerde bile illiyet aranır.
Bağı kesen üç sebep ve her birinin kendi eşiği
Yerleşik uygulamada illiyet bağını kesen sebepler üçtür: mücbir sebep, zarar görenin ağır kusuru ve üçüncü kişinin ağır kusuru. Bu üç sebep hem kusur sorumluluğunda hem kusursuz sorumlulukta kabul edilir. Ancak her biri farklı biçimde işler ve hepsi aynı kolaylıkta ileri sürülemez.
Mücbir sebep
Mücbir sebep, sorumlunun zarar verici bir eylemde bulunması sonucunu kaçınılmaz olarak doğuran, öngörülemez ve karşı konulamaz olağanüstü bir olaydır; deprem, savaş, ayaklanma gibi olaylar örnek verilir. Belirleyici olan olayın adı değil nitelikleridir: öngörülemezlik, kaçınılmazlık ve dışsallık. Bu nedenle her doğa olayı otomatik olarak mücbir sebep sayılmaz; öngörülebilir şiddette bir yağış veya rutin bir fırtına çoğu zaman bu niteliği taşımaz.
Zarar görenin ağır kusuru
Zarar görenin davranışı, failin sorumluluktan kurtulmasına ancak ağır nitelikte olduğunda yol açar. Klasik örnek, kurallara uygun kullanılan bir aracın önüne bilerek atlayan kişinin durumudur. Buna karşılık zarar görenin kusuru bu yoğunlukta değilse, ortak sebep olarak yalnızca tazminattan indirim sebebi teşkil eder; çünkü bu hâlde zarar görenin kusuru diğer sebepler arasında kısmi bir sebep olarak zararın doğmasına veya artmasına katkıda bulunmuştur.
Üçüncü kişinin ağır kusuru
Üçüncü kişinin kusurlu davranışı, zarar verici olayın meydana gelmesinde sorumluluğa yol açtığı tartışılan sebebin önüne geçecek yoğunlukta etkili olmuşsa bağ kesilir. Gerekli objektif yoğunluğa ulaşmadıkça üçüncü kişinin kusuru sonuç doğurmaz; bu hâlde sorumlular müteselsil sorumluluk kurallarına göre zararın tamamından sorumlu olmaya devam eder. Ayrıca öğretide, tehlike sorumluluğunda üçüncü kişinin ağır kusurunun bağı kesecek nitelikte olamayacağı da savunulmaktadır; çünkü sorumluluğun kurucu unsuru zararın tipik tehlikeden doğmuş olmasıdır.
Kesilme mi, paylaşım mı? Uygulamadaki gerçek eşik
Bu ayrım dosyaların sonucunu belirler ve sıklıkla yanlış kurulur. İlliyet bağının kesilmesi istisnadır; kural, sorumluluğun paylaşılmasıdır. Bağın tamamen kopması için dış etkenin, zararın tek ve münhasır nedeni olacak ağırlıkta bulunması gerekir. Bu ağırlığa ulaşılamadığında sonuç sorumluluğun sona ermesi değil, tazminattan uygun oranda indirim yapılmasıdır.
Kusursuz sorumlulukta savunmanın tek kapısı
Bazı sorumluluk hâllerinde kurtuluş kanıtı getirme imkânı bulunmadığından, illiyeti kesen sebepler tek savunma yolu hâline gelir. Yargıtay 3. Hukuk Dairesi’nin 20.05.2019 tarihli, 2018/7048 E., 2019/4682 K. sayılı kararında yapı malikinin sorumluluğunun olağan sebep sorumluluğu olduğu, malike kurtuluş kanıtı sunma olanağı tanınmadığı ve malikin ancak illiyet bağını kesen sebeplerin varlığı hâlinde sorumluluktan kurtulabileceği açıkça belirtilmiştir. Aynı kararda, elektrik dağıtım faaliyetinin niteliği gereği tehlike ve zarar ihtimali taşıması nedeniyle dağıtım şirketinin sorumluluğunun kusursuz (objektif) sorumluluk olduğu ifade edilmiştir.
Kendi kusuru bulunan davalı bu savunmayı kullanamaz
Önemli bir sınır daha vardır: kusursuz sorumluluk hâllerinde kusur, sorumluluğun kurucu unsuru olmadığından, zarar verenin ayrıca kendisinin de kusurlu olması, mücbir sebep, üçüncü kişinin kusuru veya zarar görenin kusuru gerekçesiyle sorumluluktan kurtulmayı imkânsız kılar. Yani bakım eksikliği bulunan bir bina maliki, üçüncü kişinin kusurunu göstererek illiyet bağının kesildiğini ileri süremez.
İspat, savunma stratejisi ve dosyada nelere bakılır
İlliyet bağının varlığını ileri süren davacı, kesildiğini ileri süren davalı ispat yükü altındadır. Genel kural TMK m.6 ve HMK m.190’dadır: kanunda aksine bir hüküm bulunmadıkça, taraflardan her biri hakkını dayandırdığı olguların varlığını kanıtlamakla yükümlüdür. Ancak HMK m.190/2 uyarınca karinelerin varlığı hâlinde veya normal bir durumun aksinin ispat edilecek olması hâlinde ispat yükü yer değiştirebilir.
Dosyada belirleyici olan deliller
İlliyet tartışmasında sonucu belirleyen tipik deliller şunlardır: kaza tespit tutanağı ve olay yeri inceleme raporu; meteoroloji kayıtları (mücbir sebep iddiasında); bakım, denetim ve periyodik kontrol belgeleri; kamera görüntüleri ve tanık beyanları; adli tıp ve otopsi raporları; teknik kusur bilirkişisi raporu. Mücbir sebep iddiasının kabulü için olayın yalnızca gerçekleştiğinin değil, öngörülemez ve önlenemez olduğunun da ortaya konması gerekir.
Savunma kurgusunda sık yapılan hata
Davalı tarafın en yaygın hatası, illiyet bağının kesildiğini iddia edip ikinci bir savunma katmanı kurmamaktır. Eşik yüksek olduğundan bu iddia çoğu dosyada kabul görmez ve tazminat tam olarak hükmedilir. Doğru kurgu kademelidir: birinci sırada illiyetin kesildiği, kabul edilmezse ikinci sırada zarar görenin müterafik kusuru nedeniyle TBK m.52 uyarınca indirim yapılması, üçüncü sırada zarar miktarına yönelik itirazlar. Davacı tarafın karşı hamlesi ise, araya giren etkenin öngörülebilir ve önlenebilir olduğunu; sorumlunun kendi özen yükümlülüğünü ihlal ettiğini somut belgeyle göstermektir.
Süre uyarısı
İlliyet tartışması ne kadar teknik olursa olsun, zamanaşımı işlemeye devam eder. Haksız fiilden doğan tazminat istemlerinde TBK m.72 uyarınca zarar görenin zararı ve tazminat yükümlüsünü öğrendiği tarihten başlayarak iki yıllık, her hâlde fiilin işlendiği tarihten başlayarak on yıllık zamanaşımı süresi uygulanır. Fiil aynı zamanda suç oluşturuyor ve ceza kanunu daha uzun bir zamanaşımı öngörüyorsa bu süre tazminat istemi bakımından da geçerlidir.
Tek bakışta: hukukun aradığı bağ “uygun illiyet”tir
Her nedensellik sorumluluk doğurmaz. Hukuk uygun illiyet bağı arar: olayların olağan akışına ve hayat tecrübesine göre sebebin, meydana gelen sonucu yaratmaya elverişli olması. Bu, sorumluluğu öngörülebilir risklerle sınırlar.
| Konu | Kural |
|---|---|
| Sorumluluğun aslî şartı | Zarar ile davranış veya olay arasında sebep-sonuç ilişkisi bulunması |
| Aranan bağ | Uygun illiyet bağı — olağan akış ve hayat tecrübesine göre sonucu yaratmaya elverişlilik |
| Kapsam dışı kalan | Hayatın olağan akışı ve hayat tecrübesi bakımından öngörülemez zararlar sorumluluk doğurmaz |
| Kusursuz sorumlulukta da geçerli mi? | Evet — uygun illiyet bağı kusursuz sorumlulukta da aranır; kurulmazsa sorumluluk doğmaz |
| Tehlike sorumluluğunda | Zarar işletmeye özgü tehlikeden doğmamış, araya giren başka bir nedenden meydana gelmişse sorumluluk doğmaz (Yargıtay 21. HD E.2012/4196) |
Bağı kesen üç sebep vardır ve her birinin kendi eşiği bulunur. Bu üç sebep hem kusur sorumluluğunda hem kusursuz sorumlulukta kabul edilir.
| Sebep | Eşiği | Not |
|---|---|---|
| Mücbir sebep | Öngörülemez ve karşı konulamaz olağanüstü olay (deprem, sel, savaş, ayaklanma); haricilik ve kaçınılmazlık unsurları taşımalıdır | Sorumlunun kusuruyla meydana gelmişse mücbir sebep sayılmaz |
| Zarar görenin ağır kusuru | Kendi davranışı, sorumluluğa yol açan sebebin önüne geçecek yoğunlukta olmalıdır | Hafif kusur bağı kesmez, yalnız indirim doğurur (TBK m.52) |
| Üçüncü kişinin ağır kusuru | Aynı eşik: sebebin önüne geçecek yoğunlukta etkili olmalıdır | Kural olarak kimse zarardan üçüncü kişinin de sorumlu olduğunu söyleyerek kurtulamaz |
| Ağır kusur nedir? | Kast, ağır ihmal ve orta ağırlıkta ihmal; ağır ihmal, aynı koşullarda makul bir kişinin alması gereken en basit tedbirleri almamaktır | — |
Uygulamadaki gerçek eşik şudur: kesilme istisnadır, kural sorumluluğun paylaşımıdır.
| Durum | Sonuç | Dayanak |
|---|---|---|
| Kusur, sebebin önüne geçecek yoğunlukta değil | Bağ kesilmez; tazminattan indirim yapılır | TBK m.52 |
| Kusur önüne geçecek yoğunlukta | Bağ kesilir; sorumluluk hiç doğmaz | illiyet ilkeleri |
| Ortak illiyet | Tek kişinin fiili zararı doğurmaz, birden çok kişinin fiili birlikte doğurur → fiile katılanlar müteselsil sorumlu | TBK m.61 |
| Yarışan illiyet | Bir kişinin fiili zararı doğurmaya yeterken birden çok kişi fiili gerçekleştirmiş | — |
| Önüne geçen illiyet | Sonraki sebep, önceki sebebi geri plana itmiş | Birinci eylemin geri plana itilmesiyle sonuç değişir |
| İspat yükü | İlliyet bağını zarar gören; kesilmeyi ise bunu ileri süren ispatlar | TMK m.6 · HMK m.190 |
Not: Öğretide bir görüş, “illiyet bağının kesilmesi” ifadesinin isabetli olmadığını, bağın ya mevcut olduğunu ya da hiç bulunmadığını savunur (Eren). Sonuç bakımından fark yaratmasa da terminolojik tartışma sürmektedir.
Sıkça Sorulan Sorular
İlliyet bağı nedir?
Fiil veya olay ile zarar arasındaki sebep-sonuç ilişkisidir. Hukukumuzda aranan uygun illiyet bağıdır: olayların olağan akışına ve hayat tecrübesine göre sebebin, o sonucu yaratmaya elverişli olması gerekir.
İlliyet bağını hangi sebepler keser?
Yerleşik uygulamada üç sebep kabul edilir: mücbir sebep, zarar görenin ağır kusuru ve üçüncü kişinin ağır kusuru. Bu sebepler hem kusur sorumluluğunda hem kusursuz sorumlulukta ileri sürülebilir.
Mücbir sebep her doğa olayı için geçerli midir?
Hayır. Mücbir sebep, sorumlunun eylemini kaçınılmaz kılan öngörülemez ve karşı konulamaz olağanüstü bir olaydır. Öngörülebilir şiddette bir yağış veya olağan bir fırtına bu niteliği taşımaz; olayın adı değil nitelikleri belirleyicidir.
Zarar görenin kusuru illiyet bağını her zaman keser mi?
Hayır. Ancak ağır nitelikteyse ve zararın tek belirleyici nedeni hâline gelmişse keser. Bu yoğunluğa ulaşmayan kusur, ortak sebep olarak yalnızca tazminattan indirim sebebi oluşturur.
Üçüncü kişinin kusuru sorumluluğu ortadan kaldırır mı?
Yalnızca kusur, sorumluluğa yol açan sebebin önüne geçecek objektif yoğunluğa ulaşırsa. Aksi hâlde sorumlular müteselsil sorumluluk kurallarına göre zararın tamamından sorumlu olmaya devam eder.
Kusursuz sorumlulukta illiyet bağı aranır mı?
Evet. Tehlike sorumluluğu mutlak nitelikte olsa da bir sonuç sorumluluğu değildir. Zarar, işletmeye özgü tehlikeden doğmamış ve araya giren başka bir nedenden meydana gelmişse sorumluluk doğmaz.
Yapı maliki kurtuluş kanıtı getirebilir mi?
Hayır. Yargıtay 3. Hukuk Dairesi 2018/7048 E., 2019/4682 K. kararına göre yapı malikinin sorumluluğu olağan sebep sorumluluğudur ve malike kurtuluş kanıtı sunma olanağı tanınmamıştır; ancak illiyet bağını kesen sebeplerin varlığı hâlinde kurtulabilir.
İlliyet bağının kesildiğini kim ispatlar?
İlliyetin kesildiğini iddia eden taraf. TMK m.6 ve HMK m.190 uyarınca herkes hakkını dayandırdığı olguları kanıtlamakla yükümlüdür; ancak karine varsa veya normal durumun aksi ispat edilecekse ispat yükü yer değiştirebilir.
📚 İlgili Rehberler
- 📘 Tazminat Davaları (Ana Kategori)
- Müterafik Kusur: Zarar Görenin Kusuru Tazminatı Nasıl Etkiler?Kesme eşiğine ulaşmayan kusur
- İspat Yükü ve Kusur Karineleri (Tehlike Sorumluluğu Halleri)Kim neyi ispatlar
- Yapı Malikinin Sorumluluğu (Bina ve Yapı Eserleri)Kurtuluş kanıtı olmayan hâl
- Haksız Fiil Sorumluluğunun Şartları (TBK 49)
- Müteselsil Sorumluluk ve Sorumlular Arası Rücu (TBK 61-62)
Bu konuda avukat desteğine mi ihtiyacınız var?
Durumunuzu Hukukçular Evi uzman kadrosuyla değerlendirin; ilk görüşme için hemen ulaşın.
📞 Hemen Arayın 💬 WhatsAppDosyanız için değerlendirme
Süreler kısadır ve usul hataları geri alınamaz. Belgelerinizi birlikte inceleyelim.
İletişime GeçinMevzuat Çerçevesi: Sorumluluk ve İspat
| Hüküm | Neyi düzenler | Kusur aranır mı? |
|---|---|---|
| KTK m. 85 | İşletenin tehlike sorumluluğu | Hayır |
| KTK m. 86 | Kurtuluş kanıtı | Mücbir sebep, ağır kusur hâlleri |
| KTK m. 87 | Hatır taşıması | İndirim sebebi |
| KTK m. 88 | Müteselsil sorumluluk | Zarar gören dilediğine başvurabilir |
| TBK m. 49 | Haksız fiil | Evet |
| TBK m. 52 | Müterafik kusur ve indirim | Zarara katkı aranır |
| TBK m. 66 | Adam çalıştıranın sorumluluğu | Hayır — kurtuluş kanıtı |
| TCK m. 22/3 | Bilinçli taksir | Ceza artırım sebebi |
| HMK m. 400 | Delil tespiti | Acele hâllerde delilin korunması |
| 5326 s. Kabahatler Kanunu | İdari yaptırımlarda usul | İtiraz ve süreler |
Kim işletendir?
İşleten sıfatı, aracın maliki olmakla otomatik olarak örtüşmez. Belirleyici olan, aracı kendi hesabına ve tehlikesi kendisine ait olmak üzere işletmek ve araç üzerinde fiilî hâkimiyet bulundurmaktır.
| Durum | İşleten kimdir? |
|---|---|
| Malik aracı kendisi kullanıyor | Malik |
| Uzun süreli kiralama veya leasing | Fiilî hâkimiyeti elinde bulunduran |
| Şirket aracı, çalışan kullanıyor | Şirket |
| Araç çalınmış veya gasp edilmiş | Kural olarak malik sorumlu tutulmaz |
| Servis veya taşımacılık firması | Firma |
| Noter satışı yapılmış ancak tescil devredilmemiş | Fiilî durum incelenir |
Son satır uygulamada sık tartışılır: tescil kaydı bir karine oluşturur, ancak aksi ispatlanabilir. Bu nedenle husumet yöneltilirken hem trafik tescil kaydı hem fiilî kullanım durumu birlikte incelenmelidir.
İspat Yükü ve Kusur Karineleri
| Konu | İspat yükü kimde? |
|---|---|
| Fiil, zarar ve illiyet bağı | Zarar gören |
| Kusur (kusur sorumluluğunda) | Zarar gören |
| Kusursuz sorumlulukta kurtuluş kanıtı | Sorumlu |
| Müterafik kusur ve indirim sebepleri | Sorumlu |
| Sözleşmeye aykırılıkta kusursuzluk | Borçlu |
| Hasarın teminat dışı kaldığı | Sigortacı |
| Zamanaşımı defi | Sorumlu — resen dikkate alınmaz |
Tablonun alt yarısı sorumluya aittir. Bu, savunma tarafında yapılacak eksikliğin de sonucu doğrudan etkilediği anlamına gelir; iddia edilen ama ispatlanmayan bir indirim sebebi uygulanmaz.
İlliyet Bağını Kesen Hâller
Sorumluluğun doğması için fiil ile zarar arasında uygun nedensellik bağı aranır. Bu bağı kesen üç hâl kabul edilir ve her birinde ispat yükü sorumludadır.
| Hâl | Aranan | Sonucu |
|---|---|---|
| Mücbir sebep | Öngörülemez, karşı konulamaz, dışsal | Sorumluluk kalkabilir |
| Zarar görenin ağır kusuru | Kusurun sonuca başlıca etkisi | Sorumluluk kalkabilir veya azalır |
| Üçüncü kişinin ağır kusuru | Aynı ölçüt | Sorumluluk kalkabilir veya azalır |
Uygulamada bu hâller nadiren tam kurtuluş sağlar. Yoğun yağış, buzlanma veya yola çıkan hayvan gibi olaylar çoğu zaman mücbir sebep sayılmaz; çünkü sürücüden yol ve hava koşullarına uygun hız ve dikkat beklenir. Öngörülebilir bir riskin gerçekleşmesi mücbir sebep oluşturmaz.
📘 İlliyetin kesilmesi bakımından: Mücbir sebep, zarar görenin ağır kusuru ve üçüncü kişinin ağır kusuru illiyet bağını kesebilir; ancak uygulamada bu hâller nadiren tam kurtuluş sağlar. Öngörülebilir bir riskin gerçekleşmesi mücbir sebep oluşturmaz: yoğun yağış, buzlanma veya yola çıkan hayvan gibi olaylarda sürücüden koşullara uygun hız ve dikkat beklenir. İspat yükü sorumludadır.
Delil Tespiti: Zamanında Yapılması Gereken İş
Bazı deliller zamanla yok olur: fren izi silinir, araç onarılır, olay yeri değişir, kamera kayıtları saklama süresi dolduğunda silinir. Bu hâllerde dava açılmadan önce delil tespiti istenebilir.
Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 400. maddesi uyarınca, hâlin aciliyeti bulunan veya delilin kaybolma ihtimali olan durumlarda mahkemeden delil tespiti talep edilir. Talep dilekçesinde tespiti istenen delilin ne olduğu, neden aciliyet bulunduğu ve tespitin hangi vakıaya ilişkin olduğu gösterilmelidir.
| Delil | Kaybolma riski | Öncelik |
|---|---|---|
| Kamera ve güvenlik kayıtları | Saklama süresi kısadır | En yüksek |
| Araç üzerindeki hasar izleri | Onarımla yok olur | Yüksek |
| Olay yeri izleri | Kısa sürede silinir | Yüksek |
| Tanık beyanı | Hafıza zayıflar | Orta |
| Kaza tespit tutanağı | Kalıcı kayıt | Düşük |
| Ceza dosyası | Kalıcı kayıt | Düşük |
İlk üç satır için gecikme telafi edilemez. Özellikle kamera kayıtları, kaza sonrası ilk günlerde talep edilmezse çoğu zaman geri getirilemez.
İdari Yaptırıma İtiraz: Süre ve Merci
Trafik idari para cezalarına ve ehliyet işlemlerine itiraz, tebliğden itibaren on beş gün içinde sulh ceza hâkimliğine yapılır. Süre kaçırıldığında karar kesinleşir.
İtiraz dilekçesinde işlemin hangi unsuru bakımından sakat olduğu somut delillerle gösterilmelidir: tutanakta zorunlu unsur eksikliği, ölçüm cihazının kalibrasyonu, tebligat usulsüzlüğü, fiilin sabit olmaması veya sürücünün başka kişi olması.
İdari süreç ile adli süreç birbirinden bağımsız yürür. Karayolları Trafik Kanunu m. 48/5’teki “fiil bir suç oluştursa bile” ibaresi, ceza soruşturmasının varlığının idari yaptırımı engellemeyeceğini açıkça gösterir.
Sorumluluk Haritası: Kim, Neyden?
| Sorumlu | Sorumluluğun kaynağı | Sınırı |
|---|---|---|
| Zorunlu trafik sigortacısı | Poliçe | Teminat limiti |
| İhtiyari Mali Mesuliyet sigortacısı | İhtiyari poliçe | Poliçe limiti |
| Kusurlu sürücü | Haksız fiil | Sınırsız |
| Araç maliki / işleten | KTK m. 85 tehlike sorumluluğu | Sınırsız |
| İşveren | Gözetme borcu ve TBK m. 66 | Sınırsız |
| Güvence Hesabı | Sigortasız veya kaçan araç | Zorunlu teminat sınırı — yalnızca bedeni zarar |
Birden fazla sorumlunun bulunduğu hâllerde zarar görene karşı müteselsil sorumluluk esastır; zarar gören dilediği birine, birkaçına veya hepsine başvurabilir. Ödeme yapan sorumlunun diğerlerine rücu hakkı saklıdır ve bu iç ilişki zarar göreni ilgilendirmez.
Manevi tazminat bu tablonun tek istisnasıdır: zorunlu trafik sigortası kapsamında değildir ve kusurlu sürücü ile işletene yöneltilir.
Sorumluluğun kimde olduğunu birlikte belirleyelim. İlk görüşme ücretsizdir.
Bu içerik Tazminat ve Sorumluluk Hukuku alanındadır.
Tazminat ve Sorumluluk Hukuku Rehberi · Bu alandaki tüm rehberler · Tüm hukuk dalları
İlgili Rehberler
- Trafik kazası tazminat süreci: kazadan ödemeye adım adım
- Asli kusur ve tali kusur: KTK m. 84
- 🧮 Asli ve tali kusur tespit aracı
- Haksız fiilde maddi ve manevi tazminatın esasları
- Maddi tazminat kalemleri (TBK m. 53-54)
- Sigortaya başvuru zorunluluğu (KTK m. 97)
- Ceza dosyası tazminatınızı nasıl etkiler?
- Müterafik kusur indirimi nasıl karşılanır?
- Teminat limiti yetmedi: aşan tazminat kimden alınır?
- Sürücü alkollüydü: sigorta yine öder mi?


