Bir haksız fiil, çoğu zaman tek bir kişiyi etkilemez. Yaralanan kişinin ailesi sarsılır, işvereni personelini kaybeder, alacaklısı tahsilat imkânını yitirir. Ancak hukuk, bu etkilenenlerin tamamına dava hakkı tanımaz. Kimin talepte bulunabileceğini belirleyen ölçüt, doğrudan zarar ile yansıma zarar ayrımıdır.
Bu ayrım teorik bir tartışma değildir; doğrudan husumet ve aktif dava ehliyeti meselesidir. Yanlış tarafın açtığı dava, esasa girilmeden reddedilir. Bu yazı konuyu madde numaralarıyla ele alır: Türk Borçlar Kanunu’nun 49 ilâ 56 ncı maddeleri, kanunun yansıma zarara tanıdığı iki istisna ve Yargıtay İçtihadı Birleştirme Büyük Genel Kurulu’nun destekten yoksun kalma hakkının niteliğine ilişkin kararı.
1) Kanuni Temel: Haksız Fiil Sorumluluğu
Sorumluluğun çerçevesini Türk Borçlar Kanunu’nun genel hükümleri çizer.
| Madde | Düzenlediği konu |
|---|---|
| TBK m.49 | Kusurlu ve hukuka aykırı bir fiille başkasına zarar veren, bu zararı gidermekle yükümlüdür |
| TBK m.50 | Zararı ispat yükü zarar görene aittir; zararın miktarı tam olarak ispat edilemiyorsa hâkim olayların olağan akışını ve zarar görenin aldığı önlemleri göz önünde tutarak zararın miktarını belirler |
| TBK m.51 | Hâkim tazminatın kapsamını ve ödenme biçimini, durumun gereğini ve özellikle kusurun ağırlığını göz önüne alarak belirler |
| TBK m.52 | Zarar görenin rızası, zararın doğmasında veya artmasında etkili olan davranışı ile tazminatın indirilmesi veya kaldırılması |
| TBK m.53 | Ölüm hâlinde uğranılan zararlar |
| TBK m.54 | Bedensel zararlar |
| TBK m.55 | Destekten yoksun kalma zararları ile bedensel zararların belirlenmesi |
| TBK m.56 | Ölüm ve bedensel zararda manevi tazminat |
Bu maddelerin hiçbirinde “yansıma zarar” ifadesi geçmez. Kavram doktrin ve yargısal uygulamanın ürünüdür; ancak kanunun kimlere hangi talep hakkını tanıdığı, ayrımın sınırını da belirlemiş olur.
2) Doğrudan Zarar
Doğrudan zarar, hukuka aykırı fiilin bizzat yöneldiği kişinin malvarlığında veya kişi varlığında meydana gelen eksilmedir. Kanun bunları iki maddede kalem kalem sayar.
| Hâl | Kalemler | Dayanak |
|---|---|---|
| Ölüm | Cenaze giderleri | TBK m.53 |
| Ölüm hemen gerçekleşmemişse tedavi giderleri ile çalışma gücünün azalmasından ya da yitirilmesinden doğan kayıplar | ||
| Ölenin desteğinden yoksun kalan kişilerin bu sebeple uğradıkları kayıplar | ||
| Bedensel zarar | Tedavi giderleri | TBK m.54 |
| Kazanç kayıpları | ||
| Çalışma gücünün azalmasından ya da yitirilmesinden doğan kayıplar | ||
| Ekonomik geleceğin sarsılmasından doğan kayıplar |
Her iki maddede de “özellikle” ifadesi kullanılır; yani sayım sınırlayıcı değil, örnekleyicidir. Bu kalemlerin dışında kalan ama doğrudan zarar niteliği taşıyan kayıplar da talep edilebilir.
3) Yansıma Zarar ve Tazmin Edilmeme Kuralı
Yansıma zarar, fiilin doğrudan yöneldiği kişi dışındaki üçüncü kişilerin, asıl mağdurla aralarındaki hukuki veya fiilî ilişki nedeniyle uğradığı dolaylı kayıptır. Kural açıktır: yansıma yoluyla zarar görenler kural olarak tazminat isteyemez.
Bu kuralın iki gerekçesi vardır.
Birincisi illiyet bağıdır. Sorumluluk hukuku, fiil ile zarar arasında uygun illiyet bağı arar. Yansıma zararda fiil ile üçüncü kişinin kaybı arasındaki bağ, araya giren bir ilişki üzerinden kurulur; bu bağ hukuken “uygun” sayılmaz.
İkincisi sorumluluğun sınırlandırılmasıdır. Aksi kabul edilseydi, bir trafik kazasında yaralanan kişinin işvereni, müşterileri, öğrencileri, kiracısı ve tüm tanıdıkları dava açabilirdi. Sorumluluğun kapsamı öngörülemez hâle gelir, sigortalanabilirliği ortadan kalkardı.
| Örnek | Nitelik | Tazmin edilir mi? |
|---|---|---|
| Kazada yaralanan kişinin tedavi gideri | Doğrudan zarar | Evet (TBK m.54) |
| Yaralanan işçisini kaybeden işverenin üretim kaybı | Yansıma zarar | Hayır |
| Borçlusu ölen alacaklının tahsil edememesi | Yansıma zarar | Hayır |
| Yaralanan sanatçının konserinin iptali nedeniyle organizatörün kaybı | Yansıma zarar | Hayır |
| Yaralanmayı duyan uzak bir tanıdığın üzüntüsü | Yansıma zarar | Hayır |
| Ölenin desteğinden yoksun kalan eşin kaybı | Kanuni istisna | Evet (TBK m.53) |
| Ölenin yakınının manevi acısı | Kanuni istisna | Evet (TBK m.56/2) |
Tablo, kuralın mantığını gösterir: yansıma zarar ancak kanun açıkça izin verdiği ölçüde tazmin edilir. Kanunda karşılığı bulunmayan bir yansıma zarar, ne kadar gerçek olursa olsun talep edilemez.
Destek ilişkisi mirasçılıktan bağımsızdır — hak sahipliğinizi birlikte belirleyelim
Av. Fatma Öztürk — Hukukçular Evi Ankara
4) Birinci Kanuni İstisna: Destekten Yoksun Kalma (TBK m.53)
TBK m.53’ün üçüncü bendi, ölüm hâlinde uğranılan zararlar arasında “ölenin desteğinden yoksun kalan kişilerin bu sebeple uğradıkları kayıplar”ı sayar. Bu, kanunun yansıma zarara tanıdığı en önemli istisnadır.
Hukuki niteliği: yansıma mı, bağımsız hak mı?
Doktrinde bu tazminat, “yansıma zararın giderilmesini amaçlayan istisnai bir talep” olarak nitelendirilir. Ancak yargısal uygulama, hakkın doğduğu yer bakımından net bir konum almıştır.
Yargıtay İçtihadı Birleştirme Büyük Genel Kurulu’nun 22/6/2018 tarihli ve E.2016/5, K.2018/6 sayılı kararında, destekten yoksun kalanların zararlarını tazmin hakkının ölenden intikal eden bir hak olmadığı, doğrudan doğruya desteğini yitiren kişinin kendisinde doğan asli ve bağımsız nitelikte bir hak olduğu vurgulanmıştır. Aynı kararda, bu talebin miras yoluyla kazanılan ve mirasçılık sıfatına bağlı bir hak olmadığı, dolayısıyla desteğin veya mirasçılarının bu hak üzerinde tasarruf yetkisi bulunmadığı belirtilmiştir.
Yargıtay Hukuk Genel Kurulu kararlarında da aynı formül tekrarlanır: talep edilen hak, salt miras yoluyla geçen bir hak olmayıp, destekten yoksun kalanın şahsında doğrudan doğruya doğan asli ve bağımsız bir talep hakkıdır.
Bunun pratik sonuçları
| Konu | Sonuç |
|---|---|
| Mirasçılık şartı | Aranmaz. Mirasçı olmayan ama fiilen destek gören kişi de talepte bulunabilir |
| Mirasın reddi | Destekten yoksun kalma talebini kural olarak etkilemez; hak terekeden gelmez |
| Ölenin borçları | Tazminat terekeye dâhil olmadığından ölenin alacaklılarının doğrudan hedefi değildir |
| Hak sahipleri | Eş, çocuk ve ana-baba bakımından desteklik karinedir; diğer yakınlar için fiilî destek ilişkisinin ispatı aranır |
| Destek kavramı | Parasal yardımla sınırlı değildir; ev işlerinde ve bakımda sağlanan katkı da destektir |
Anılan İçtihadı Birleştirme kararı, özellikle ana ve babanın çocuğundan gördüğü destek bakımından belirleyicidir; çocuğun ana-babaya destek olduğunun karine olarak kabul edilebileceği ve sosyal güvenlik kurumundan gelir bağlanması şartının aranamayacağı yönündeki yaklaşım, ispat yükünü gerçekçi bir zemine taşımıştır.
Hesap yöntemi için destekten yoksun kalma tazminatı hesaplama aracımıza, tazminatın miras payından farkı için ölümlü kazada tazminat mirasa dâhil mi? yazımıza bakabilirsiniz.
5) İkinci Kanuni İstisna: Yakınların Manevi Tazminatı (TBK m.56/2)
TBK m.56’nın birinci fıkrası, bedensel bütünlüğü zedelenen kişiye manevi tazminat imkânı tanır. İkinci fıkra ise yansıma manevi zararın kanuni dayanağıdır: “Ağır bedensel zarar veya ölüm hâlinde, zarar görenin veya ölenin yakınlarına da manevi tazminat olarak uygun bir miktar paranın ödenmesine karar verilebilir.”
Bu fıkra iki kapı açar ve her ikisinde de eşik yüksektir.
| Şart | Açıklama |
|---|---|
| Ölüm | Ölüm hâlinde yakınların manevi tazminat talebi doğrudan kanuni dayanağa sahiptir |
| Ağır bedensel zarar | Yaralanma hâlinde yakının talepte bulunabilmesi için zararın ağır olması aranır; her yaralanma bu kapıyı açmaz |
| Yakınlık | Kanun “yakın” der ama tanımlamaz; ölçüt düzenli ve yoğun bir ilişkinin varlığıdır |
| Takdir | Hüküm emredici değildir: “karar verilebilir” denmiştir; hâkimin takdir yetkisi vardır |
Maddenin hazırlık çalışmalarında ölçütler somutlaştırılmıştır. Ağır bedensel zararın takdirinde zarara uğrayan organların önemi, oluşan işgörmezlik derecesinin oranı, uğranılan ruhsal zararın niteliği ve diğer durumlar gözetilir. “Yakın” kavramının belirlenmesinde ise ölen ya da ağır bedensel zarara uğrayan kişi ile yakın olduğu iddia olunan kişi arasında düzenli ve yoğun bir ilişkinin ve olay sebebiyle bedellendirilebilecek ağır bir teessürün varlığı aranır.
Aynı kaynakta manevi tazminatın belirlenmesine ilişkin bir ilke de vurgulanmıştır: tarafların sosyal ve ekonomik durumları ile sıfat ve makamları ayrı bir takdir ölçütü oluşturmaz; esas olan insan ve insanın manevi değerleridir.
6) İçtihadî Genişleme: Şok Zararı
Kanun metninin ötesinde, yargısal uygulama bir alan daha tanımıştır. Bir kişinin ağır bedensel zarara uğraması sonucu, çok yakınlarından birinin ruhsal ve sinirsel sağlık bütünlüğünün de ağır biçimde bozulması hâlinde, bu yakınların da manevi tazminat isteyebileceği kabul edilmektedir. Bu yaklaşımın referans kararı, Yargıtay Hukuk Genel Kurulu’nun 26/4/1995 tarihli ve E.1995/11-122, K.1995/430 sayılı kararıdır.
Buradaki kritik nokta, talebin dayanağının üzüntü değil, kendi sağlık bütünlüğündeki bozulma olmasıdır. Yani yakın kişi, “sevdiğim acı çekti, ben de üzüldüm” demez; “bu olay benim ruhsal ve sinirsel sağlık bütünlüğümü ağır biçimde bozdu” der. Bu, talebi yansıma zarardan çıkarıp kendi şahsında doğan bir zarara yaklaştırır.
| İddia | Değerlendirme |
|---|---|
| “Yakınım yaralandı, çok üzüldüm” | Kural olarak yansıma zarar; tek başına yeterli değil |
| “Yakınım ağır bedensel zarara uğradı” | TBK m.56/2 kapsamında değerlendirilir |
| “Olay benim ruhsal ve sinirsel sağlık bütünlüğümü ağır biçimde bozdu” | Şok zararı; sağlık raporlarıyla ispatlanmalıdır |
Bu nedenle şok zararı iddiası, sağlık kurulu raporu, psikiyatrik tedavi kayıtları ve süreklilik gösteren tıbbi belgelerle desteklenmelidir. Soyut beyanla ileri sürülen talepler reddedilir.
Kusur oranı ve husumet yanlış kurulursa dava esasa girmeden kaybedilir
Av. Fatma Öztürk — Hukukçular Evi Ankara
7) Bağımsızlığın Sınırı: Kusurun Yansıması
Destekten yoksun kalma hakkının “bağımsız” olması, ölenin kusurunun hiç dikkate alınmayacağı anlamına gelmez. Uygulamada iki ayrı kusur türü birbirine karıştırılır ve bu, dosyaların en sert kırılma noktalarından biridir.
| Kusur türü | Kime ait | Etkisi |
|---|---|---|
| Desteğin kusuru | Ölen kişi | Teknik olarak zarar gören sayılmasa da, tazminattan indirim bakımından zarar görenin müterafik kusuruyla eşdeğer sayılır |
| Hak sahibinin müterafik kusuru | Destekten yoksun kalan | TBK m.52 uyarınca her hâlde indirim sebebidir |
| Üçüncü kişinin sorumluluğu | Fail veya işleten | Sorumluluğun kapsamını belirler |
Sigorta boyutunda ise ayrı bir sınır vardır. Zorunlu mali sorumluluk sigortasında teminat, üçüncü kişilere yönelir. Sürücü, işletene göre üçüncü kişi konumunda olmadığından, bu ilişkiden kaynaklanan taleplerde sigortacıya yönelme imkânı sınırlanabilmektedir. Bu nedenle destekten yoksun kalma davalarında husumetin kime yöneltileceği, olayın sigorta ilişkisi içindeki konumuna göre ayrıca belirlenmelidir. Sigorta boyutu için Sigorta Hukuku Rehberimize bakılabilir.
8) Hesaplama Kuralı: TBK m.55
TBK m.55, destekten yoksun kalma ve bedensel zarar hesabına üç emredici kural getirir ve bu kurallar hâkimin takdirini önemli ölçüde bağlar:
- Bu zararlar, Kanun hükümlerine ve sorumluluk hukuku ilkelerine göre hesaplanır.
- Kısmen veya tamamen rücu edilemeyen sosyal güvenlik ödemeleri ile ifa amacını taşımayan ödemeler, bu tür zararların belirlenmesinde gözetilemez; zarar veya tazminattan indirilemez.
- Hesaplanan tazminat, miktar esas alınarak hakkaniyet düşüncesiyle artırılamaz veya azaltılamaz.
Maddenin son fıkrası kapsamı genişletir: bu hükümler, her türlü idari eylem ve işlemler ile idarenin sorumlu olduğu diğer sebeplerin yol açtığı vücut bütünlüğünün kısmen veya tamamen yitirilmesine ya da kişinin ölümüne bağlı zararlara ilişkin istem ve davalarda da uygulanır. Yani idari yargıda görülen tam yargı davalarında da bu hesaplama rejimi geçerlidir.
İkinci kural pratikte çok sık ihmal edilir: rücu edilemeyen sosyal güvenlik ödemelerinin tazminattan düşülmesi, kanuna açıkça aykırıdır. Hesap yöntemleri için iş kazası tazminatı hesaplama aracımıza ve malpraktiste tazminat hesabı yazımıza bakabilirsiniz.
9) Ceza Yargılamasında Yansıma: Katılma Hakkı
Ayrım yalnızca hukuk davalarında değil, ceza yargılamasında da sonuç doğurur. Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 237 nci maddesi, mağdur, suçtan zarar gören gerçek ve tüzel kişiler ile malen sorumlu olanların kamu davasına katılabileceğini düzenler.
Ancak yargısal uygulamada bu hüküm, suçtan doğrudan doğruya zarar görme şartıyla birlikte uygulanır. Suçtan dolaylı olarak, yani yansıma yoluyla etkilenen kişilerin katılma talepleri kural olarak kabul edilmez. Katılma hakkı olmayan kişinin kanun yoluna başvurma hakkı da bulunmadığından, bu tespit dosyanın kaderini belirleyebilir.
Bu nedenle ceza dosyasında katılma talebi hazırlanırken, talep sahibinin suçtan hangi hakkının doğrudan etkilendiğinin somut olarak ortaya konması gerekir.
10) Ekonomik Yansıma Zararlar Neden Tazmin Edilmez?
Uygulamada en çok tartışılan grup, saf ekonomik yansıma zararlardır. Bunlar gerçek ve hesaplanabilir kayıplardır; buna rağmen tazmin edilmez.
- İşverenin kaybı: Kilit personelinin yaralanması nedeniyle işletmenin uğradığı üretim ve ciro kaybı.
- Alacaklının kaybı: Borçlusunun ölümü veya iş göremez hâle gelmesi nedeniyle alacağın tahsil edilememesi.
- Sözleşme tarafının kaybı: Karşı tarafın ifa gücünü yitirmesi nedeniyle sözleşmeden beklenen faydanın elde edilememesi.
- Ortak veya paydaşın kaybı: Şirket yöneticisinin zarar görmesi nedeniyle pay değerinin düşmesi.
Gerekçe aynıdır: bu kayıplar, fiil ile arasında araya giren bir hukuki ilişki bulunduğu için uygun illiyet bağı taşımaz. Kanun koyucu, tazmin edilecek yansıma zararları TBK m.53 ve m.56/2 ile sınırlı biçimde saymış ve bunun dışına çıkmamıştır.
Bu grup için doğru strateji, zararı yansıma zarar olarak değil, varsa kendi hukuki ilişkisi içinde ileri sürmektir: sözleşmeden doğan sorumluluk, sigorta teminatı ya da özel kanun hükümleri gibi.
11) Süre ve Yetki: Hak Sahibine Göre Ayrı Ayrı İşler
Doğrudan zarar ile kanunen tazmin edilen yansıma zarar arasındaki ayrım, zamanaşımı ve yetki bakımından da sonuç doğurur; çünkü her hak sahibinin talebi kendi başına değerlendirilir.
Zamanaşımı. Türk Borçlar Kanunu’nun 72 nci maddesi uyarınca tazminat istemi, zarar görenin zararı ve tazminat yükümlüsünü öğrendiği tarihten başlayarak iki yılın ve her hâlde fiilin işlendiği tarihten başlayarak on yılın geçmesiyle zamanaşımına uğrar. Ancak tazminat, ceza kanunlarının daha uzun bir zamanaşımı öngördüğü cezayı gerektiren bir fiilden doğmuşsa bu uzun zamanaşımı uygulanır.
| Süre | Başlangıç | Not |
|---|---|---|
| İki yıl | Zararın ve tazminat yükümlüsünün öğrenildiği tarih | Her hak sahibi için ayrı ayrı işler |
| On yıl | Fiilin işlendiği tarih | Her hâlde üst sınır |
| Uzamış ceza zamanaşımı | Ceza kanunlarına göre | Fiil daha uzun zamanaşımlı bir suç oluşturuyorsa uygulanır |
Destekten yoksun kalma talebinin bağımsız nitelikte olmasının bir sonucu da budur: süre, ölenin değil hak sahibinin öğrenmesine göre hesaplanır. Küçük çocukların hak sahibi olduğu dosyalarda bu, ayrıca değerlendirilmesi gereken bir husustur. Uzamış ceza zamanaşımı ihtimalinin hiç kontrol edilmeden iki yıllık sürenin kabul edilmesi, uygulamada sık rastlanan bir hatadır.
Yetkili mahkeme. Haksız fiilden doğan davalarda davacıya seçimlik yetki tanınmıştır. Genel yetkili mahkeme olan davalının yerleşim yeri mahkemesinin yanında; fiilin işlendiği yer, zararın meydana geldiği yer ve zarar görenin yerleşim yeri mahkemelerinde de dava açılabilir. Farklı yerlerde yaşayan hak sahiplerinin bulunduğu dosyalarda bu seçim, dosyanın yürütülmesini doğrudan etkiler.
12) Ayrımın Dava Stratejisine Etkisi
| Soru | Neden önemli |
|---|---|
| Davacı doğrudan zarar gören mi? | Aktif dava ehliyeti ve husumet buna bağlıdır |
| Talep kanuni istisnalardan birine giriyor mu? | TBK m.53/3 ve m.56/2 dışındaki yansıma zararlar reddedilir |
| Zarar maddi mi manevi mi? | Maddi yansıma zararda tek kapı destekten yoksun kalmadır |
| Bedensel zarar “ağır” mı? | TBK m.56/2’nin yaralanma ayağı ağırlık şartına bağlıdır |
| Şok zararı iddiası var mı? | Sağlık raporlarıyla ispat gerekir |
| Destek ilişkisi ispatlanabiliyor mu? | Karine dışındaki hak sahipleri için fiilî destek ispatı şarttır |
13) Sık Yapılan Altı Hata
- Destekten yoksun kalmayı miras hakkı sanmak. İçtihadı Birleştirme kararı bunun ölenden intikal etmeyen, hak sahibinin şahsında doğan bağımsız bir hak olduğunu ortaya koymuştur.
- Mirasçı olmayan destek görenleri dışarıda bırakmak. Mirasçılık şart değildir; fiilî destek ilişkisi ispatlanabiliyorsa talep mümkündür.
- Her yaralanmada yakınlar için manevi tazminat istemek. TBK m.56/2 yaralanma ayağında ağır bedensel zarar arar.
- Şok zararını üzüntüyle karıştırmak. Talep, kendi sağlık bütünlüğündeki ağır bozulmaya dayanmalı ve belgelenmelidir.
- Rücu edilemeyen sosyal güvenlik ödemelerini tazminattan düşmek. TBK m.55 bunu açıkça yasaklar.
- Ceza dosyasında yansıma zarar görenle katılma talep etmek. Doğrudan zarar görme şartı aranır.
14) Kontrol Listesi
- Zararın kime ait olduğunu yazın: fiil kime yöneldi, kayıp kimde doğdu?
- Kanuni dayanağı gösterin: TBK m.53 mü, m.54 mü, m.56/2 mi?
- Destek ilişkisini belgeleyin: karine kapsamında değilseniz banka kayıtları, gider belgeleri, tanık.
- Ağırlık ölçütünü karşılayın: yaralanmada yakının talebi için organ önemi, işgörmezlik oranı ve ruhsal zararın niteliği gösterilmeli.
- Şok zararını raporla destekleyin.
- Kusur türlerini ayırın: desteğin kusuru, hak sahibinin müterafik kusuru ve üçüncü kişinin sorumluluğu ayrı ayrı değerlendirilir.
- Hesap kurallarını denetleyin: TBK m.55’e aykırı indirim yapılmış mı?
- Husumeti sigorta ilişkisine göre kurun.
Tazminat hukukunun genel çerçevesi için Tazminat Hukuku Rehberimize, kusur paylaşımı için kaza tespit tutanağına itiraz ve yaya kazasında kusur paylaşımı yazılarımıza, dilekçe formatı için trafik kazası tazminat dava dilekçesi örneğimize bakabilirsiniz.
Talebiniz doğrudan zarar mı, yansıma mı? Dosyanızı birlikte değerlendirelim
Av. Fatma Öztürk — Hukukçular Evi Ankara
Sıkça Sorulan Sorular
Doğrudan zarar nedir?
Hukuka aykırı fiilin bizzat yöneldiği kişinin malvarlığında veya kişi varlığında meydana gelen eksilmedir. Ölüm hâlinde TBK m.53, bedensel zararda TBK m.54 bu kalemleri sayar.
Yansıma zarar nedir?
Fiilin doğrudan yöneldiği kişi dışındaki üçüncü kişilerin, asıl mağdurla aralarındaki hukuki veya fiilî ilişki nedeniyle uğradığı dolaylı kayıptır.
Yansıma zarar tazmin edilir mi?
Kural olarak hayır. Yansıma zarar ancak kanunun açıkça izin verdiği hâllerde tazmin edilir; bunlar TBK m.53’teki destekten yoksun kalma ile TBK m.56/2’deki yakınların manevi tazminatıdır.
Neden kural olarak tazmin edilmiyor?
İki gerekçe vardır. Birincisi, fiil ile üçüncü kişinin kaybı arasında uygun illiyet bağı bulunmamasıdır. İkincisi, aksi hâlde sorumluluğun kapsamının öngörülemez hâle gelmesi ve sigortalanabilirliğin ortadan kalkmasıdır.
TBK m.53’e göre ölüm hâlinde hangi zararlar istenebilir?
Cenaze giderleri; ölüm hemen gerçekleşmemişse tedavi giderleri ile çalışma gücünün azalmasından ya da yitirilmesinden doğan kayıplar; ölenin desteğinden yoksun kalan kişilerin bu sebeple uğradıkları kayıplar.
TBK m.54’e göre bedensel zararda hangi kalemler istenebilir?
Tedavi giderleri, kazanç kayıpları, çalışma gücünün azalmasından ya da yitirilmesinden doğan kayıplar ve ekonomik geleceğin sarsılmasından doğan kayıplar.
Bu sayımlar sınırlı mı?
Hayır. Her iki maddede de “özellikle” ifadesi kullanılmıştır; sayım örnekleyicidir. Doğrudan zarar niteliği taşıyan başka kayıplar da talep edilebilir.
Destekten yoksun kalma tazminatı miras hakkı mıdır?
Hayır. Yargıtay İçtihadı Birleştirme Büyük Genel Kurulu’nun 22/6/2018 tarihli ve E.2016/5, K.2018/6 sayılı kararı uyarınca bu hak ölenden intikal eden bir hak olmayıp, doğrudan doğruya desteğini yitiren kişinin kendisinde doğan asli ve bağımsız nitelikte bir haktır.
Mirasçı olmayan biri destekten yoksun kalma tazminatı isteyebilir mi?
Evet. Hak mirasçılık sıfatına bağlı olmadığından, fiilen ve düzenli olarak destek gördüğünü ispatlayan kişiler de talepte bulunabilir.
Kimler için desteklik karine sayılır?
Eş, çocuk ve ana-baba bakımından desteklik karine kabul edilir. Diğer yakınlar için fiilî destek ilişkisinin ispatı aranır.
Destek yalnızca parasal yardım mıdır?
Hayır. Ev işlerinde ve bakımda sağlanan katkı da destek sayılır. Bu nedenle çalışmayan eşin ölümü hâlinde de destekten yoksun kalma tazminatı gündeme gelebilir.
Mirası reddedersem destekten yoksun kalma tazminatı isteyemez miyim?
Hak terekeden gelmediği ve destek görenin şahsında doğduğu için mirasın reddi bu talebi kural olarak etkilemez.
Yakınlar hangi hâlde manevi tazminat isteyebilir?
TBK m.56/2 uyarınca ağır bedensel zarar veya ölüm hâlinde, zarar görenin veya ölenin yakınlarına da manevi tazminat olarak uygun bir miktar paranın ödenmesine karar verilebilir.
Her yaralanmada yakınlar manevi tazminat isteyebilir mi?
Hayır. Yaralanma ayağında kanun zararın ağır olmasını arar. Ağırlığın takdirinde zarara uğrayan organların önemi, işgörmezlik derecesinin oranı ve uğranılan ruhsal zararın niteliği gözetilir.
“Yakın” kimdir?
Kanun tanımlamaz. Ölçüt, ölen ya da ağır bedensel zarara uğrayan kişi ile yakın olduğu iddia olunan kişi arasında düzenli ve yoğun bir ilişkinin ve olay sebebiyle bedellendirilebilecek ağır bir teessürün bulunmasıdır.
Manevi tazminatta tarafların ekonomik durumu ölçüt müdür?
Maddenin hazırlık çalışmalarında, tarafların sosyal ve ekonomik durumları ile sıfat ve makamlarının ayrı bir takdir ölçütü oluşturmayacağı; esas olanın insan ve insanın manevi değerleri olduğu vurgulanmıştır.
Şok zararı nedir?
Bir kişinin ağır bedensel zarara uğraması sonucu çok yakınlarından birinin ruhsal ve sinirsel sağlık bütünlüğünün de ağır biçimde bozulmasıdır. Yargıtay Hukuk Genel Kurulu’nun 26/4/1995 tarihli ve E.1995/11-122, K.1995/430 sayılı kararı bu yaklaşımın referansıdır.
Şok zararı ile üzüntü arasındaki fark nedir?
Şok zararında talep, sevilen kişinin acısına değil, talep sahibinin kendi sağlık bütünlüğündeki ağır bozulmaya dayanır. Bu nedenle sağlık kurulu raporu, psikiyatrik tedavi kayıtları ve süreklilik gösteren tıbbi belgelerle ispat aranır.
Ölenin kusuru tazminatı etkiler mi?
Desteğin kusuru teknik olarak zarar gören sayılmasa da, tazminattan indirim bakımından zarar görenin müterafik kusuruyla eşdeğer sayılmaktadır. Hak sahibinin kendi müterafik kusuru ise TBK m.52 uyarınca her hâlde indirim sebebidir.
Sosyal güvenlik ödemeleri tazminattan düşülür mü?
TBK m.55 uyarınca kısmen veya tamamen rücu edilemeyen sosyal güvenlik ödemeleri ile ifa amacını taşımayan ödemeler bu tür zararların belirlenmesinde gözetilemez; zarar veya tazminattan indirilemez.
Hâkim hesaplanan tazminatı hakkaniyet gerekçesiyle değiştirebilir mi?
TBK m.55 uyarınca hesaplanan tazminat, miktar esas alınarak hakkaniyet düşüncesiyle artırılamaz veya azaltılamaz.
TBK m.55 idari yargıda da uygulanır mı?
Evet. Maddenin son fıkrası uyarınca bu hükümler, her türlü idari eylem ve işlemler ile idarenin sorumlu olduğu diğer sebeplerin yol açtığı vücut bütünlüğünün yitirilmesine ya da ölüme bağlı zararlara ilişkin istem ve davalarda da uygulanır.
İşçim yaralandı, işletmemin kaybını isteyebilir miyim?
Kural olarak hayır. İşverenin üretim ve ciro kaybı saf ekonomik yansıma zarardır; kanunda karşılığı bulunmadığından tazmin edilmez. Bu tür kayıplar varsa kendi hukuki ilişkisi içinde, örneğin sözleşme veya sigorta teminatı üzerinden ileri sürülmelidir.
Yansıma zarar gören ceza davasına katılabilir mi?
Kural olarak hayır. CMK m.237 katılma hakkını düzenlerken yargısal uygulama suçtan doğrudan doğruya zarar görme şartını arar; dolaylı etkilenenlerin katılma talepleri kural olarak kabul edilmez.
Yanlış kişinin açtığı dava ne olur?
Yansıma zarar gören sıfatıyla açılan ve kanuni istisnalardan birine girmeyen davalar, aktif dava ehliyeti ve husumet yönünden reddedilir. Bu nedenle davacı sıfatının baştan doğru belirlenmesi gerekir.
Bu yazı genel bilgilendirme amaçlıdır ve hukuki danışmanlık niteliği taşımaz. Metinde anılan yüksek mahkeme kararları resmî karar kaynakları üzerinden doğrulanabilir; içtihatlar zaman içinde değişebileceğinden somut dosyada güncel değerlendirme alınmalıdır.


