04 Eylül 2026

İştirak Nafakası Hesaplama Aracı 2026 — TMK m.182, m.327-331

Nafaka miktarı Türk hukukunda bir formülle bulunmaz. Kanun hâkime hesap cetveli vermez; çocuğun ihtiyaçlarına, ana ve babanın hayat koşullarına ve ödeme güçlerine bakmasını söyler. Bu yüzden “iştirak nafakası kaç lira” sorusunun tek bir doğru cevabı yoktur. Buna karşılık iki şey kesindir: bakım borcu velayete bağlı değildir ve karara bağlanmış nafakanın artırımı, kararda yazan endekse göre matematiksel olarak hesaplanır. Aşağıdaki araç bu iki işi yapar — TMK m.330 ölçütlerini somut verinizle karşılaştırır ve mevcut nafakanızın güncel karşılığını hesaplar.

Çocuğun bakım hakkı ebeveynin pazarlık konusu değildir

Av. Fatma Öztürk — Hukukçular Evi Ankara · 0554 648 37 15

📞 Hemen Arayın💬 WhatsApp📋 Ön Değerlendirme

İştirak Nafakası Değerlendirme ve Artırım Aracı (TMK m.327-331)

1) Çocuk ve ebeveyn bilgileri





Gelir alanlarına net rakam yazın. Yükümlünün geliri belgelenemiyorsa bilinen en yakın tutarı girin; dosyada gelir araştırması zaten yapılacaktır.

2) Mevcut bir nafaka kararı varsa — artırım hesabı


TÜFE/ÜFE seçtiyseniz ilgili dönem oranını TÜİK’ten alıp buraya yazın.

Not: Bu araç kanuni bir oran uygulamaz; TMK m.330’da sayılan ölçütleri sizin verinizle eşleştirir ve uygulamada gözlenen aralığı gösterir. Nafakayı hâkim takdir eder.

İştirak Nafakası Nedir? Velayetten Değil, Soybağından Doğar

İştirak nafakası, çocuğun bakım, eğitim ve korunma giderlerine, çocuğa fiilen bakmayan ebeveynin gücü oranında katılmasıdır. Kaynağı boşanma kararı değil, soybağıdır. Türk Medeni Kanunu m.327 bunu tereddüde yer bırakmayacak biçimde kurar: çocuğun bakımı, eğitimi ve korunması için gerekli giderler ana ve baba tarafından karşılanır. Maddede “velayet sahibi ana baba” denmez; yalnızca “ana ve baba” denir. Yani velayet hakkı elinden alınmış olan ebeveynin bakım yükümlülüğü sona ermez. Kanun koyucunun kendi gerekçesinde de bu ödevin velayet hakkından bağımsız olduğu ayrıca vurgulanmıştır.

Boşanmanın sonuçlarını düzenleyen TMK m.182’nin ikinci fıkrası aynı ilkeyi boşanma özelinde tekrar eder: velayetin kullanılması kendisine verilmeyen eş, çocuğun bakım ve eğitim giderlerine gücü oranında katılmak zorundadır. Buradaki “gücü oranında” ibaresi, iştirak nafakasının bütün mantığını taşıyan ifadedir. Nafaka bir cezalandırma aracı değildir; ebeveynin ekonomik gücüne oranlanmış bir katılma payıdır.

Bu ayrımın pratik sonucu çoktur. Velayet ortak düzenlenmiş olsa bile, çocuk fiilen kimin yanında kalıyorsa diğer ebeveynin katılma borcu doğar. Velayet değiştiğinde nafaka yükümlüsü de yön değiştirir. Çocukla kişisel ilişki kurulamaması, görüşmelerin engellenmesi ya da ebeveynin çocukla küs olması nafakayı ortadan kaldırmaz; bunlar ayrı hukuki yollarla çözülecek sorunlardır. Kişisel ilişkinin kurulmasına dair ayrıntılar için çocukla kişisel ilişki kurulması rehberimize bakabilirsiniz.

Sık karıştırılan üç nafaka: Tedbir nafakası dava sürerken geçici olarak (TMK m.169), yoksulluk nafakası boşanma yüzünden yoksulluğa düşen eş için (TMK m.175), iştirak nafakası ise çocuk için (TMK m.182, m.327 vd.) hükmedilir. Tedbir nafakası boşanma kesinleşince, çocuk yönünden iştirak nafakasına dönüşür. Üçünün bir arada anlatımı için nafaka hesaplama ve artırım aracı sayfamıza bakınız.

Bakım Borcu Ne Zaman Başlar, Ne Zaman Biter? (TMK m.328)

TMK m.328 iki fıkradan oluşur ve iştirak nafakasının zaman sınırını çizer. Birinci fıkraya göre ana ve babanın bakım borcu, çocuğun ergin olmasına kadar devam eder. İkinci fıkra ise kritik istisnayı getirir: çocuk ergin olduğu hâlde eğitimi devam ediyorsa, ana ve baba durum ve koşullara göre kendilerinden beklenebilecek ölçüde, çocuğun eğitimi sona erinceye kadar bakım borcunu sürdürmek zorundadır.

Uygulamada bunun karşılığı şudur: çocuk on sekiz yaşını doldurduğunda, mevcut iştirak nafakası kural olarak kendiliğinden sona erer. Nafakanın devamı için ergin olan çocuğun bizzat kendi adına dava açması gerekir; velayet sahibi anne veya baba, ergin çocuk adına nafaka takibi yürütemez. Ergin olduktan sonra biriken nafakayı velayet sahibi ebeveynin takibe koyamayacağı, bu konudaki en sık yapılan usul hatalarından biridir.

Erginlikten sonra devam eden bu yükümlülüğün hukuki nitelendirmesi öğretide tartışmalıdır. Yargıtay uygulamasında ergin ve eğitimi süren çocuğa bağlanan nafaka, çoğunlukla yardım nafakası olarak nitelendirilmekte ve TMK m.328/2 ile birlikte yardım nafakasını düzenleyen TMK m.364 hükmüne dayandırılmaktadır. Öğretide ise m.328/2’nin özel hüküm olduğu ve tek başına yeterli dayanak oluşturduğu savunulur. Sonuç pratikte aynıdır: eğitimi süren ve düzenli geliri bulunmayan ergin çocuk için ödeme yükümlülüğü sürer.

Eğitimin niteliği de bir sınır oluşturmaz. Örgün öğretim dışında açıköğretimde okuyan ergin çocuk yönünden de yükümlülüğün devam ettiği kabul edilmektedir. Buna karşılık, normal eğitim süresini aşırı biçimde uzatan, öğrenciliği fiilen sürdürmeyen ya da düzenli gelir elde etmeye başlayan çocuk bakımından yükümlülüğün “kendilerinden beklenebilecek ölçü” sınırını aştığı savunulabilir; bu sınır her dosyada ayrı değerlendirilir.

DurumNafakanın kaderiDayanak
Çocuk 18 yaşını doldurdu, eğitimi bittiKural olarak sona ererTMK m.328/1
Çocuk 18 yaşını doldurdu, eğitimi sürüyorDevam eder; ancak çocuğun kendi açacağı dava ileTMK m.328/2, m.364
Çocuk ergin, çalışıyor ve düzenli geliri varYükümlülük kural olarak kalkarTMK m.328/2 “beklenebilecek ölçü”
Çocuk ergin, sürekli bakıma muhtaç / engelliYaş sınırına bağlı olmaksızın sürebilirTMK m.364 yardım nafakası
Velayet diğer ebeveyne geçtiYükümlülük yön değiştirirTMK m.327, m.183
Çocuk evlat edinildiBakım yükü evlat edinene geçerTMK m.314 vd.

Tablonun ikinci satırı en çok hak kaybına yol açan satırdır. Çocuk on sekizini doldurduğu gün, velayet sahibi ebeveynin elindeki ilam çocuk yönünden işlevsizleşir. Yeni bir dava açılmadığında aylar boyunca ödeme durur ve bu dönem çoğu zaman geri kazanılamaz.

Nafaka Miktarını Hâkim Nasıl Belirler? TMK m.330’un Ölçütleri

TMK m.330 dört cümleden oluşur ve iştirak nafakasının hesap mantığını tek maddede toplar. Nafaka miktarı, çocuğun ihtiyaçları ile ana ve babanın hayat koşulları ve ödeme güçleri dikkate alınarak belirlenir. Nafaka miktarının belirlenmesinde çocuğun gelirleri de göz önünde bulundurulur. Nafaka her ay peşin olarak ödenir. Hâkim istem hâlinde, irat biçiminde ödenmesine karar verilen nafakanın gelecek yıllarda tarafların sosyal ve ekonomik durumlarına göre ne miktarda ödeneceğini karara bağlayabilir.

Bu dört cümlede yüzde yoktur, tarife yoktur, asgari ücret oranı yoktur. Kanun hâkime takdir yetkisi verir; takdirin sınırını ise TMK m.4’teki hakkaniyet ilkesi çizer. Yargıtay Hukuk Genel Kurulu’nun yerleşik yaklaşımı da bu yöndedir: iştirak nafakası m.330’daki ölçütler, m.331’deki durum değişikliği ve m.4 hakkaniyet ilkesi birlikte değerlendirilerek belirlenir; yükümlünün gelir ve giderleriyle orantısız yüksek bir nafakaya hükmedilemez.

Uygulamada dosyaya giren veriler şunlardır: tarafların SGK hizmet dökümü ve ücret bordroları, vergi dairesi ve ticaret sicili kayıtları, tapu ve araç kayıtları, banka hesap hareketleri, kolluk marifetiyle yapılan ekonomik ve sosyal durum araştırması, çocuğun okul ve kurs giderlerine ilişkin belgeler, varsa sağlık raporu ve tedavi masrafları. Hâkim takdir yetkisini soyut değil, bu somut belgelere dayanarak kullanır.

TMK m.330 ölçütüDosyada karşılığıNafakayı yönü
Çocuğun ihtiyaçlarıYaş, eğitim kademesi, sağlık durumu, kurs ve servis gideriKademe yükseldikçe artırır
Ana ve babanın hayat koşullarıSosyal ve ekonomik durum araştırması, yaşadığı yer, bakmakla yükümlü olduğu diğer kişilerİki yönlü
Ödeme güçleriBordro, hizmet dökümü, vergi kaydı, mal varlığıÜst sınırı belirler
Çocuğun gelirleriÇocuk adına kira geliri, miras geliri, burs dışı düzenli gelirAzaltır
Hakkaniyet (TMK m.4)Yükümlünün asgari geçim payının korunmasıÜst sınırı sınırlar

Dördüncü satır çoğu zaman gözden kaçar. Çocuğun kendi geliri varsa — örneğin çocuk adına tapulu bir taşınmazdan kira geliri elde ediliyorsa — bu gelir nafaka takdirinde dikkate alınır. Ancak burada dikkat edilecek nokta, çocuğun malvarlığının nafakayı bütünüyle ortadan kaldırmadığıdır; TMK m.327/2 ana babanın çocuğun mallarından harcama yapmasını ancak yoksulluk, olağanüstü harcama gereği veya olağan dışı bir sebep hâlinde ve hâkimin izniyle mümkün kılar.

Gelirin ispatı dosyanın asıl savaş alanıdır. Yükümlü asgari ücretle çalışıyor göründüğü hâlde fiilen daha yüksek gelir elde ediyorsa, bunun ortaya konması nafakanın miktarını doğrudan belirler. Banka hareketleri, sosyal medya üzerinden görünen yaşam standardı, kayıtlı araç ve taşınmazlar, kolluk araştırması ve tanık beyanı bu noktada kullanılır. Bu çalışma dilekçe aşamasında değil, delil listesinde yapılır.

Davayı Kim Açar? Dava Ehliyeti ve Taraf Sıfatı (TMK m.329)

TMK m.329 üç fıkrada dava açma sıfatını düzenler. Küçüğe fiilen bakan ana veya baba, diğerine karşı çocuk adına nafaka davası açabilir. Ayırt etme gücüne sahip olmayan küçük için gereken hâllerde nafaka davası, atanacak kayyım veya vasi tarafından da açılabilir. Ayırt etme gücüne sahip olan küçük de nafaka davası açabilir.

Birinci fıkradaki ölçüt velayet değil, fiilen bakımdır. Velayet resmen kimde olursa olsun, çocuğa günlük olarak kim bakıyorsa dava açma sıfatı ondadır. Bu, ayrı yaşayan ancak henüz boşanmamış eşler ile velayetin fiilen kullanılmadığı durumlarda önem taşır.

Üçüncü fıkra ise ayırt etme gücüne sahip küçüğe doğrudan dava hakkı verir. Yani on beş yaşındaki bir çocuk, ayırt etme gücüne sahip olmak koşuluyla, kendi adına nafaka davası açabilir. Çocuk ergin olduğunda ise artık tek dava ehli kendisidir; bu noktadan sonra ebeveynin taraf sıfatı sona erer.

Soybağı henüz kurulmamışsa nafaka da istenemez. Evlilik dışı doğan çocuk anne ile doğumla soybağı kurar; baba ile bağ, anne ile evlenme, tanıma veya babalık davası yoluyla kurulur. Bu konudaki ayrıntılar için babalık davası dilekçesi örneği ve soybağı davaları süre hesaplama aracı sayfalarımıza bakabilirsiniz.

Hâkim Talep Olmasa da Nafakaya Hükmeder mi?

İştirak nafakası çocuğun korunmasına yöneliktir ve bu yönüyle kamu düzenine ilişkin kabul edilir. Bunun iki pratik sonucu vardır. Birincisi, boşanma davasında velayet düzenlenirken çocuk yönünden nafaka konusunun hâkim tarafından resen gözetilmesi gerektiği yaygın biçimde savunulur. İkincisi, iştirak nafakasından önceden feragat edilmesi ya da “nafaka istemiyorum” beyanının çocuğu bağlaması kabul edilmez; çocuğun hakkı üzerinde ebeveyn serbestçe tasarruf edemez.

Anlaşmalı boşanmada da durum aynıdır. Protokolde çocuk için nafaka öngörülmemiş olsa dahi, sonradan çocuk adına iştirak nafakası davası açılabilir. Hâkim, protokolü çocuğun menfaati bakımından uygun bulmazsa değişiklik yapılmasını isteyebilir. Anlaşmalı boşanmanın çocukla ilgili boyutu için anlaşmalı boşanma protokolü örneği sayfamız yol gösterir.

Nafakanın Artırılması, Azaltılması ve Kaldırılması (TMK m.331)

TMK m.331 tek cümledir: durumun değişmesi hâlinde hâkim, istem üzerine nafaka miktarını yeniden belirler veya nafakayı kaldırır. Madde gerekçesinde “durumun değişmesi”nden kastedilenin çocuğun ihtiyaçlarında veya ana ve babanın ödeme gücünde ve benzeri hayat koşullarındaki değişiklik olduğu belirtilmiştir.

Bu maddeye dayanan üç ayrı dava vardır ve üçünde de ispat yükü davacıdadır:

  • Artırım davası: Çocuğun büyümesi, eğitim kademesinin yükselmesi, sağlık giderinin doğması veya yükümlünün gelirinin artması ileri sürülür. Yargıtay Hukuk Genel Kurulu’nun bir kararında vurgulandığı üzere, yükümlünün ekonomik gücünde boşanma sonrası bir değişiklik bulunmadığında salt talep üzerine artırım istenemez; değişikliğin ortaya konması gerekir.
  • Azaltma (indirim) davası: Yükümlünün işini kaybetmesi, hastalanması, yeni evliliğinden çocuk sahibi olması ve bakmakla yükümlü olduğu kişi sayısının artması gibi sebeplerle açılır.
  • Kaldırma davası: Çocuğun ergin olması ve eğitiminin sona ermesi, çocuğun düzenli gelir elde etmeye başlaması, velayetin değişmesi veya çocuğun evlat edinilmesi hâllerinde açılır.

Artırım davası için zamanaşımı veya hak düşürücü süre öngörülmemiştir; koşullar ne zaman değişirse dava o zaman açılabilir. Ancak artırım kararı kural olarak dava tarihinden itibaren hüküm doğurur; geçmişe dönük fark istenemez. Bu nedenle beklemek, kaybedilen ayları geri getirmez.

Gelecek Yıllar İçin Otomatik Artış Hükmü (TMK m.330/3)

TMK m.330’un son cümlesi, çoğu dosyada yeterince kullanılmayan bir imkândır. Hâkim, istem hâlinde, irat biçiminde ödenmesine karar verilen nafakanın gelecek yıllarda tarafların sosyal ve ekonomik durumlarına göre ne miktarda ödeneceğini karara bağlayabilir. Uygulamada bu, “her yıl bir önceki yılın TÜFE oranında artırılmasına” biçiminde hükme geçirilir.

Bu hüküm karara girdiğinde, nafaka her yıl kendiliğinden güncellenir ve yeniden artırım davası açmaya gerek kalmaz. Artırılmış tutar doğrudan ilamlı icra takibine konu edilebilir. Hükme girmediğinde ise nafaka sabit kalır ve enflasyon karşısında yıldan yıla erir; hak sahibinin her seferinde dava açması gerekir.

Maddedeki “istem hâlinde” ibaresi belirleyicidir: hâkim bu hükmü resen kurmaz, talep edilmesi gerekir. Dava dilekçesinde artış hükmünün talep edilmemiş olması, sonraki yıllarda ardı ardına açılan artırım davalarının asıl sebebidir. Yukarıdaki araç, kararınızda böyle bir hüküm varsa güncel karşılığı hesaplar.

Dilekçede bulunması gereken cümle: Nafakanın her yıl, bir önceki yıla ait Türkiye İstatistik Kurumu tüketici fiyat endeksi oranında kendiliğinden artırılmasına karar verilmesi talep edilir. Bu tek cümle, sonraki on yılda açılacak birkaç davanın yerine geçer.

Görevli ve Yetkili Mahkeme, Yargılama Usulü

Nafaka davalarında görevli mahkeme aile mahkemesidir. Dayanak 4787 sayılı Aile Mahkemelerinin Kuruluş, Görev ve Yargılama Usulü Hakkında Kanun’un 4. maddesidir. Aile mahkemesi bulunmayan yerlerde davaya, Hâkimler ve Savcılar Kurulunca belirlenen asliye hukuk mahkemesi aile mahkemesi sıfatıyla bakar; kararda bu sıfatın belirtilmesi gerekir. Nafakanın boşanma davası içinde mi yoksa boşanmadan sonra ayrı bir dava olarak mı istendiği görev bakımından fark yaratmaz.

Yetki bakımından TMK m.177 özel bir kural getirir: boşanmadan sonra açılacak nafaka davalarında nafaka alacaklısının yerleşim yeri mahkemesi yetkilidir. Bu, genel yetki kuralının (davalının yerleşim yeri) yanına eklenen ve alacaklıyı koruyan bir seçimlik yetkidir. Alacaklı dilerse kendi oturduğu yerde dava açabilir; başka bir şehre gitmek zorunda değildir.

Yargılama usulü basit yargılama usulüdür. Bu, dilekçe teatisinin kısaldığı, sürelerin daraldığı ve delillerin dilekçelerle birlikte sunulması gereken bir usuldür. Delillerin sonradan tamamlanacağı beklentisiyle eksik dilekçe verilmesi, bu usulde ciddi hak kaybına yol açar. Aile hukuku davaları arabuluculuk dava şartına tabi değildir.

KonuKuralDayanak
Görevli mahkemeAile mahkemesi; yoksa asliye hukuk (aile mahkemesi sıfatıyla)4787 s.K. m.4
Yetkili mahkemeNafaka alacaklısının yerleşim yeriTMK m.177
Yargılama usulüBasit yargılama usulüHMK m.316 vd.
Nafakanın ödenme biçimiHer ay peşinTMK m.330/2
İcraya koymaKararın kesinleşmesi şartı aranmazNafaka ilamları yönünden
Dava sırasında geçici önlemHâkim gerekli önlemleri alırTMK m.332

Ödenmeyen İştirak Nafakası: İcra, Maaş Haczi ve Tazyik Hapsi

Nafaka kararı elde edilmiş olması ödemeyi kendiliğinden sağlamaz. Ödeme yapılmadığında iki ayrı yol birlikte yürütülür: alacağın tahsili için ilamlı icra takibi ve yükümlüyü ödemeye zorlamak için icra ceza mahkemesinde şikâyet.

Nafaka ilamının icraya konulabilmesi için kesinleşmesi aranmaz. Takipte genellikle iki kalem birlikte istenir: geçmiş dönemlere ait birikmiş nafaka ve her ay doğmaya devam eden işleyen nafaka.

Maaş haczinde nafaka alacağının ayrıcalıklı bir konumu vardır. İİK m.83’e göre maaş ve ücretlerde haczolunacak miktar dörtte birden az olamaz; birden fazla haciz varsa hacizler sıraya konur ve öndeki bitmeden sonrakine geçilemez. Nafaka alacakları bu sıralamanın dışındadır: maaş üzerinde daha önce hacizler bulunsa dahi, işleyen nafaka için birinci sıradan kesinti yapılır. Uygulamada önce işleyen nafaka kesilir, kalan tutar üzerinden birikmiş nafaka için dörtte bir oranında kesinti uygulanır. Ayrıntı için maaş haczi: maaşın ne kadarı haczedilir rehberimize bakınız.

Emekli aylıkları bakımından da istisna vardır. 5510 sayılı Kanun m.93 uyarınca gelir, aylık ve ödenekler kural olarak haczedilemez; ancak aynı madde nafaka borçlarını ve Kurumun 88. maddeye göre takip ettiği alacakları bu korumanın dışında bırakmıştır. Yani kredi borcu için emekli maaşına haciz konulamazken, nafaka borcu için konulabilir.

İkinci yol İİK m.344’teki tazyik hapsidir. Nafakaya ilişkin kararın gereğini yerine getirmeyen borçlunun, alacaklının şikâyeti üzerine icra ceza mahkemesince üç aya kadar tazyik hapsine karar verilir. Bu bir ceza değil, ödemeye zorlama tedbiridir; borç ödendiğinde hapis kendiliğinden düşer ve adli sicile işlemez. Şikâyet için takibin kesinleşmiş olması, ödeme emrinin tebliğinden itibaren bir aylık sürenin geçmiş olması ve şikâyetin ödenmeyen aydan itibaren üç ay içinde yapılması gerekir. Bu üç aylık süre hak düşürücüdür. Şikâyet yalnızca işleyen aylık nafaka için yapılabilir; salt birikmiş nafaka için tazyik hapsi istenemez. Hazır metin için nafaka ödememe şikâyet dilekçesi örneği sayfamızı kullanabilirsiniz.

Üç aylık süre kaçırılırsa şikâyet hakkı düşer. Ödenmeyen her ay kendi üç aylık süresini başlatır. “Birikince topluca şikâyet ederim” yaklaşımı, en eski ayların şikâyet hakkını tamamen ortadan kaldırır.

Zamanaşımı: İlam ve Birikmiş Nafaka Ayrımı

Nafaka alacaklarında iki ayrı zamanaşımı birlikte işler ve karıştırılmaları hak kaybına yol açar.

Birincisi ilamın kendisine ilişkindir. Mahkeme ilamları kural olarak son işlem tarihinden itibaren on yılda zamanaşımına uğrar. Nafaka ilamları bu kuralın dışındadır; nafaka kararı üzerinden uzun yıllar geçse dahi karar geçerliliğini korur ve icraya konulabilir.

İkincisi ise birikmiş nafaka alacaklarına ilişkindir. İlama bağlanmış nafaka alacakları on yıllık, ilam niteliğinde olmayan nafaka alacakları ise beş yıllık zamanaşımına tabidir. Pratik sonuç şudur: karar hâlâ geçerli olsa bile, takip tarihinden geriye doğru on yılı aşan birikmiş nafaka alacakları zamanaşımı def’i ile karşılaşır.

Zamanaşımı hâkim tarafından resen dikkate alınmaz; karşı taraf def’i ileri sürmedikçe sonuç doğurmaz. Buna karşılık borçlunun bu def’i ileri sürmesi hâlinde dava veya takip o kısım yönünden reddedilir.

Babalık Davasında Geçici Nafaka ve Güvence (TMK m.333, m.334)

Soybağı henüz kesinleşmemiş dosyalarda çocuğun bakımsız kalmaması için iki özel hüküm vardır. TMK m.333 uyarınca babalık davası açılmış ve babalık olasılığının kuvvetli olduğu anlaşılmışsa, talep hâlinde hükümden önce de çocuk için nafakaya hükmedilebilir. Bu, yargılamanın uzun sürdüğü dosyalarda çocuğun korunmasını sağlayan bir geçici önlemdir.

TMK m.334 ise nafaka yükümlülüğünün sürekli biçimde ihlal edilme tehlikesi bulunan hâllerde güvence verilmesini düzenler. Yükümlünün mal kaçırma eğilimi gösterdiği, yurt dışına yerleşme hazırlığı yaptığı ya da ödemeleri düzensizleştirdiği dosyalarda bu hüküm gündeme gelir.

Yurt Dışındaki Yükümlüden Nafaka

Yükümlü yurt dışında yaşıyorsa nafaka hakkı ortadan kalkmaz; tahsil yolu değişir. Türkiye’de alınan nafaka kararının yükümlünün bulunduğu ülkede tanınması ve tenfizi gerekir. Bu süreçte Adalet Bakanlığı merkezî makam sıfatıyla devreye girer ve dosya karşılıklılık esasına göre ilgili ülkeye iletilir. Süreç uzundur; bu nedenle yükümlünün Türkiye’de kalan malvarlığı üzerinden takip yapılması çoğu zaman daha hızlı sonuç verir.

En Sık Yapılan Yedi Hata

HataSonucuDoğrusu
Dilekçede TMK m.330/3 artış hükmünün istenmemesiNafaka yıllarca sabit kalırTalep sonucuna endeks cümlesi eklenir
Çocuk ergin olduktan sonra ebeveynin takibe devam etmesiTakip taraf sıfatı yokluğundan iptal edilirErgin çocuk kendi adına dava açar
Şikâyetin üç ay geçtikten sonra yapılmasıŞikâyet hakkı düşerHer ödenmeyen ay için ayrı üç aylık süre izlenir
Yalnızca birikmiş nafaka için tazyik hapsi istenmesiTalep reddedilirŞikâyet işleyen aylık nafakaya dayandırılır
Kişisel ilişki engellendi diye ödemenin kesilmesiİcra ve tazyik hapsi riski doğarKişisel ilişki ayrı yolla zorlanır, nafaka ödenmeye devam edilir
Gelir araştırması yapılmadan artırım açılmasıDeğişiklik ispatlanamaz, dava reddedilirBordro, tapu, araç ve banka kaydı önceden toplanır
Protokolde çocuk için nafakadan feragat edilmesiÇocuğu bağlamaz, ihtilaf sürerÇocuğun hakkı üzerinde tasarruf edilemeyeceği bilinerek düzenleme yapılır

Aracın sınırı: Yukarıdaki araç TMK m.330 ölçütlerini verinizle eşleştirir ve kararınızdaki endekse göre güncel tutarı hesaplar. Gösterilen aralık kanuni bir oran değil, uygulamada gözlenen bir banttır. Somut dosyanızdaki miktarı mahkeme takdir eder; araç bir ön değerlendirme sunar, hukuki görüş yerine geçmez. Dosyanız için Av. Fatma Öztürk’e 0554 648 37 15 numarasından ulaşabilirsiniz.

Sıkça Sorulan Sorular

İştirak nafakası için kanunda bir yüzde oranı var mı?

Hayır. TMK m.330 nafakanın çocuğun ihtiyaçları ile ana ve babanın hayat koşulları ve ödeme güçlerine göre belirleneceğini söyler; herhangi bir yüzde, tarife veya asgari ücret oranı öngörmez. Miktarı hâkim, TMK m.4 hakkaniyet ilkesi çerçevesinde takdir eder.

Velayet bende değil ama çocuğu ben görmüyorum, yine de ödemek zorunda mıyım?

Evet. Bakım borcu velayetten değil soybağından doğar (TMK m.327). Çocukla kişisel ilişkinin engellenmesi ayrı bir hukuki sorundur ve nafaka ödemeyi durdurmanın gerekçesi olmaz; ödememe hâlinde icra takibi ve İİK m.344 uyarınca tazyik hapsi gündeme gelir.

Çocuk 18 yaşını doldurunca nafaka biter mi?

Kural olarak biter (TMK m.328/1). Ancak çocuğun eğitimi devam ediyorsa, ana ve baba kendilerinden beklenebilecek ölçüde eğitim sona erinceye kadar bakım borcunu sürdürür (TMK m.328/2). Bu durumda nafakayı ergin çocuğun kendisi dava etmelidir; velayet sahibi ebeveyn onun adına takip yapamaz.

Nafaka her yıl kendiliğinden artar mı?

Yalnızca kararda artış hükmü varsa artar. TMK m.330’un son cümlesi hâkime, istem hâlinde nafakanın gelecek yıllarda ne miktarda ödeneceğini karara bağlama yetkisi verir. Bu hüküm karara girmemişse nafaka sabit kalır ve artırım için TMK m.331 uyarınca dava açmak gerekir.

Nafaka artırım davasında süre var mı?

Artırım davası için zamanaşımı veya hak düşürücü süre öngörülmemiştir; koşullar değiştiğinde her zaman açılabilir. Ancak artırım kural olarak dava tarihinden itibaren hüküm doğurduğu için geçmişe dönük fark istenemez.

Nafaka borcu için maaşın ne kadarı kesilir?

İİK m.83’teki dörtte bir kuralı nafaka alacakları için uygulanmaz. İşleyen nafaka, maaş üzerinde önceki hacizler bulunsa dahi birinci sıradan kesilir; birikmiş nafaka için ise kalan tutar üzerinden dörtte bir oranında kesinti yapılır. 5510 s.K. m.93 uyarınca emekli aylıkları da nafaka borçları bakımından haczedilebilir.

Nafaka davası hangi mahkemede açılır?

Görevli mahkeme aile mahkemesidir (4787 s.K. m.4); aile mahkemesi bulunmayan yerlerde asliye hukuk mahkemesi aile mahkemesi sıfatıyla bakar. Yetki bakımından TMK m.177 uyarınca boşanmadan sonra açılacak nafaka davalarında nafaka alacaklısının yerleşim yeri mahkemesi yetkilidir.

Girdiğim bilgiler kaydediliyor mu?

Hayır. Hesaplama tamamen tarayıcınızda yapılır; girdiğiniz gelir ve karar bilgileri sunucuya gönderilmez.

Bilgilendirme: Bu araç ve rehber genel bilgilendirme amaçlıdır, hukuki danışmanlık yerine geçmez. Nafaka miktarı her dosyada ayrı takdir edilir; gelirin ispatı ve çocuğun somut giderleri sonucu doğrudan değiştirir.

Nafaka dosyasında miktarı belirleyen şey gelirin ispatıdır

Artırım, indirim veya tahsil aşamasında olun, dosyanızı Ankara’da Av. Fatma Öztürk ile değerlendirin. Telefon: 0554 648 37 15

Randevu Talep Edin



Post by Av. Fatma Öztürk