Yürürlük durumu — 20 Ekim 2026: Anayasa Mahkemesi İkinci Bölümünün 18/5/2026 tarihli ve 2021/22274 başvuru numaralı ihlal kararı 20 Ekim 2026 tarihli ve 33406 sayılı Resmî Gazete’de yayımlandı. Karar oybirliğiyle verildi; mülkiyet hakkının ihlal edildiği tespit edilerek dosya yeniden yargılama için Mardin 2. İdare Mahkemesine gönderildi. Bu bir bireysel başvuru kararıdır; herhangi bir kanun hükmünü değiştirmez, ancak idarenin güvenlik önlemlerinden zarar gören malikler için mahkemelerin zararı nasıl değerlendirmesi gerektiğini gösterir.
Kamu binalarının çevresine güvenlik amacıyla konulan beton bariyerler, yol ve kaldırım kapatmaları çoğu zaman yıllarca yerinde kalır. Önlemin kendisi hukuka uygun olsa bile, hemen yanındaki dükkân ya da işyeri sahibi müşterisini, kiracısını ve gelirini kaybedebilir. Anayasa Mahkemesi tam da bu durumu inceledi: Mardin’in Midyat ilçesinde adliye lojmanı olarak da kullanılan binanın önüne konulan beton bariyerler nedeniyle kullanılamayan iki dükkân için açılan tazminat davasının, zararın yalnızca “muhtemel” olduğu gerekçesiyle reddedilmesi, Anayasa’nın 35. maddesindeki mülkiyet hakkını ihlal etti.
Kararın en önemli cümlesi şudur: “Zararın miktarının tam olarak bilinmemesi muhtemel olduğu anlamına gelmez. Zararın hesaplanabilir olması, tazmin yükümlülüğünün doğması için yeterlidir.” Aşağıda kararı resmî metne dayanarak özetliyoruz; başvurucunun adı yerine yalnızca başvuru numarası kullanılmıştır.
Kararın Künyesi
Anayasa Mahkemesi bireysel başvuru kararı — B. No: 2021/22274
| Başlık | Bilgi |
|---|---|
| Mahkeme | Anayasa Mahkemesi İkinci Bölüm |
| Başvuru numarası | 2021/22274 (başvuru tarihi 12/4/2021) |
| Karar tarihi | 18/5/2026, oybirliği |
| Yayım | 20 Ekim 2026 tarihli ve 33406 sayılı Resmî Gazete |
| İncelenen hak | Mülkiyet hakkı (Anayasa m.35); adil yargılanma ve etkili başvuru hakkı şikâyetleri de mülkiyet hakkı kapsamında incelendi |
| Sonuç | İhlal; yeniden yargılama için Mardin 2. İdare Mahkemesine (E.2018/1503, K.2020/857) gönderme; 25.079,74 TL maddi ve 5.000 TL manevi tazminat talebinin reddi (yeniden yargılama yeterli giderim sayıldı) |
| Yargılama gideri | 487,60 TL harç ve 40.000 TL vekâlet ücreti, toplam 40.487,60 TL başvurucuya ödenecek |
Olay: Adliye Lojmanı, Beton Bariyer ve Boş Kalan Dükkânlar
Başvurucu, Midyat’ta adliye lojmanı olarak da kullanılan binadaki iki bağımsız bölümü (dükkân) 30/6/2016 tarihinde satın aldı. Kaymakamlığın yazısına göre bina önüne 28/2/2017 tarihinde güvenlik nedeniyle beton bariyerler konuldu; bu durumun ne zamana kadar süreceği belli değildi. Başvurucu ise binanın önünün 8/6/2016’da Emniyet Müdürlüğüne yapılan terör saldırısından sonra kapatıldığını ileri sürdü.
Başvurucu sulh hukuk mahkemesinden tespit istedi. 1/6/2018 tarihli keşifte bariyerler nedeniyle dükkânlara ulaşımın kolaylıkla sağlanamadığı belirlendi. Bilirkişi raporlarına göre 90 cm boyunda ve 63 cm enindeki bariyerler dükkânların Midyat-Mardin kara yolu üzerindeki cephelerini kapatıyor, araçların ve alışveriş için yayaların yaklaşmasını imkânsız hâle getiriyordu. 28/2/2017–30/5/2018 dönemi için emsal dükkânlara göre kira kaybı 25.079,74 TL hesaplandı.
Valilik ve kaymakamlığa yapılan başvuru cevapsız kalınca başvurucu Mardin 2. İdare Mahkemesinde tam yargı davası açtı. Mahkemenin ara kararına verilen cevapta Emniyet Müdürlüğü, beton bariyerlerin yaklaşık 6–7 ay önce kaldırıldığını ve dükkânın 30/6/2016’dan beri kiraya verilmediğini bildirdi; sunulan fotoğrafta ise binanın önünü aralıklarla çevreleyen demir bariyerler görülüyordu. İdare Mahkemesi 19/3/2020’de davayı reddetti, Gaziantep Bölge İdare Mahkemesi 3. İdari Dava Dairesi 3/3/2021’de istinaf başvurusunu kesin olarak reddetti.
Ne Değişti? İdare Mahkemesi ve Anayasa Mahkemesi Yaklaşımı
İdare Mahkemesi, güvenlik önleminin 5442 sayılı İl İdaresi Kanunu’nun 32. maddesinin (ç) bendine dayandığını ve idarenin eyleminde hukuka aykırılık (hizmet kusuru) bulunmadığını kabul etti. Bununla birlikte dükkânın önünün kapatılmasının başvurucu bakımından “diğer vatandaşlardan farklı, özel ve olağandışı” bir nitelik kazandığını, bu nedenle kusursuz sorumluluk hâli olan fedakârlığın denkleştirilmesi ilkesinin gündeme geldiğini de kabul etti. Davayı reddetmesinin tek nedeni zararın varlığıydı.
Zararın varlığı sorununda iki yaklaşım
| Konu | İdare Mahkemesi (ret) | Anayasa Mahkemesi (ihlal) |
|---|---|---|
| Zararın niteliği | Tazmin için zararın gerçekleşmiş, kesin ve belirli olması gerekir; doğması muhtemel zarar tazmin edilmez. | Zararın miktarının tam bilinmemesi, muhtemel olduğu anlamına gelmez; hesaplanabilir olması tazmin yükümlülüğü için yeterlidir. |
| Kullanım engeli | Bariyerlerden önce ve sonra da kiraya verilmediğinden kira kaybının kesinleşmiş bir zarar olmadığı sonucuna varıldı. | Kullanılabilir durumdaki taşınmazın kullanımının engellenmesi, kullanımdan elde edilecek ekonomik yarar tutarında zarar doğurur. |
| Bilirkişi raporları | Emsal kira bedelleri, dükkânın kesin veya kuvvetli olasılıkla kiralanacağını göstermez. | Hem raporlar hem mahkemenin kendi kabulü, bariyerlerin dükkânın amacına uygun kullanılmasını engellediğini ortaya koyuyor. |
| Demir bariyerler | Beton bariyerler kaldırıldıktan sonra da kiralanmaması zarar yokluğuna gerekçe yapıldı; demir bariyer iddiası araştırılmadı. | Önemli olan bariyerin beton veya demir olması değil, idarenin kullanıma kısıtlama getirip getirmediğidir; son durum araştırılmalıydı. |
| Sonuç | Dava reddedildi. | Külfetin dengelenmesi engellendi; adil denge malik aleyhine bozuldu, müdahale orantısız hâle geldi. |
Anayasa Mahkemesi Ne Dedi?
Mahkeme müdahaleyi mülkten barışçıl yararlanma kuralı kapsamında inceledi ve dört aşamalı bir değerlendirme yaptı:
- Kanunilik: Önlemin 5442 sayılı Kanun m.32/(ç) kapsamında kaymakamın kamu güvenliği ve önleyici kolluk yetkisine dayandığı ve kanuni dayanağının bulunduğu kabul edildi.
- Kamu yararı: Terör olaylarının sıkça yaşandığı bir bölgede, kısa süre önce yaşanan saldırının ardından adliye lojmanının güvenliğinin sağlanmasında kamu yararı bulunduğu açık görüldü.
- Elverişlilik ve gereklilik: Bariyerlerin kamu görevlilerinin güvenliğini sağlamaya elverişli olduğu, idarenin araç seçiminde takdir yetkisi bulunduğu ve tedbirin müdahaleyi bariz biçimde ağırlaştırmadığı belirtildi.
- Orantılılık: Asıl sorun burada çıktı. Mahkemeye göre sonuçlarından tüm toplumun yararlandığı bir kamusal önlemin külfetine yalnızca belli kişilerin katlanması adil dengeyi bozar; bu külfetin topluma paylaştırılması gerekir. Dengeleyici mekanizmaların ortaya konulması orantılılık ilkesinin gereğidir.
Anayasa Mahkemesi, idare mahkemesinin “dükkân zaten kiralanmamıştı” yaklaşımının, başvurucuya yüklenen külfetin hafifletilerek dengelenmesini önlediğini vurguladı. Ticari malların indirilip yüklenmesi için araçların yanaşamaması ve müşterilerin dükkâna ulaşmakta zorlanması, dükkânın tercih edilebilirliğini doğrudan etkiler. Bu durumda zararın miktarını hesaplamak güç olabilir; ancak bu güçlük zararı “muhtemel” saymak için makul bir gerekçe değildir (Mahkeme benzer değerlendirme için 2019/37252 başvuru numaralı kararına atıf yaptı).
Hukuki Çerçeve
- Anayasa m.35 ve m.13: Mülkiyet hakkı kamu yararı amacıyla ve kanunla sınırlanabilir; sınırlama ölçülü olmalıdır (elverişlilik, gereklilik, orantılılık).
- Anayasa m.125 son fıkra: İdare, kendi eylem ve işlemlerinden doğan zararı ödemekle yükümlüdür. İdarenin sorumluluğu hizmet kusuruna veya kusursuz sorumluluk ilkelerine dayanabilir.
- Fedakârlığın denkleştirilmesi: İdarenin hukuka uygun bir faaliyeti, toplum yararına yürütülürken belirli kişilere özel ve olağandışı bir zarar veriyorsa, bu zarar kusur aranmaksızın tazmin edilir.
- 2577 sayılı İYUK m.13: İdari eylemden zarar görenler, dava açmadan önce eylemi öğrendikleri tarihten itibaren bir yıl ve her hâlde eylem tarihinden itibaren beş yıl içinde idareye başvurmalıdır; ret veya 30 gün içinde cevap verilmemesi üzerine dava süresi içinde dava açılır.
Kamulaştırma yapılmadan taşınmaza el atılması farklı bir hukuki rejime tabidir; bu ayrım için fiili el atma ile hukuki el atma farkı rehberimize bakabilirsiniz. Bu olayda mülkiyet devri ya da fiilî el atma yoktur; taşınmaz malikte kalmış, yalnızca kullanımı kısıtlanmıştır.
Kimleri Etkiliyor?
Karar doğrudan yalnızca başvurucunun dosyasında yeniden yargılama sonucunu doğurur. Ancak ortaya koyduğu ilke şu kişiler için önemli bir dayanaktır:
- Kamu binaları (adliye, lojman, emniyet, askerî bina vb.) çevresindeki güvenlik önlemleri nedeniyle dükkânına, işyerine veya konutuna erişimi kısıtlanan malikler,
- Güvenlik amaçlı yol, cadde veya kaldırım kapatmaları nedeniyle kiracı bulamayan ya da kira kaybına uğrayan mülk sahipleri,
- Bu tür davalarda “zarar kesinleşmemiş” veya “taşınmaz zaten boştu” gerekçesiyle davası reddedilen ve kanun yolları süren davacılar.
Uzun süreli yol çalışmaları veya altyapı inşaatı gibi başka kamusal faaliyetlerde de benzer bir külfet söz konusu olabilir; ancak her olayın koşulları (kısıtlamanın süresi, yoğunluğu, taşınmazın niteliği) ayrıca değerlendirilir. Belediye çalışmalarından doğan zararlar için yoldaki çukur ve inşaat malzemesi nedeniyle zarar rehberimiz de yol gösterici olabilir.
Yürürlük ve Etkisi
Bireysel başvuru kararları norm denetimi kararlarından farklı olarak bir kanun hükmünü iptal etmez ve “yürürlük tarihi” taşımaz. Karar 18/5/2026 tarihinde verildi ve 20/10/2026 tarihinde Resmî Gazete’de yayımlandı. Mardin 2. İdare Mahkemesi yeniden yargılama yaparak Anayasa Mahkemesi’nin belirttiği ilkelere uygun yeni bir karar verecek; özellikle demir bariyerlerle oluşan son durumun kullanımı kısıtlayıp kısıtlamadığını araştırması ve zararın hesaplanabilirliğini değerlendirmesi gerekecek.
Mülkiyet hakkına ilişkin bir başka güncel ihlal kararı için kolonya fiyatı cezası haberimize bakabilirsiniz.
Ne Yapmalı? Süreler ve Yol Haritası
Güvenlik önlemi nedeniyle mülkü kullanılamayan malik için adımlar
| Aşama | Süre ve dayanak | Dikkat |
|---|---|---|
| Durumun tespiti | Mümkün olan en kısa sürede; sulh hukuk mahkemesinden delil tespiti | Keşif ve bilirkişi raporunda bariyerin yeri, ölçüleri, erişime etkisi ve emsal kira bedelleri ayrı ayrı yazdırılmalı. |
| İdareye başvuru | Eylemi öğrenmeden itibaren 1 yıl, her hâlde eylem tarihinden itibaren 5 yıl (İYUK m.13) | Başvuru valilik, kaymakamlık veya önlemi alan idareye yapılmalı; zarar kalemleri ve dönem açıkça belirtilmeli. |
| Tam yargı davası | Açık ret tebliğini izleyen günden veya 30 günlük cevap süresinin bitiminden itibaren 60 gün (İYUK m.7, m.13) | Fazlaya ilişkin haklar saklı tutulmalı; kısıtlamanın devam ettiği ve son durumun (ör. demir bariyer) ne olduğu ayrıca ileri sürülmeli. |
| İstinaf / temyiz | Kararın tebliğinden itibaren 30 gün (İYUK m.45, m.46) | Mahkeme zararı “muhtemel” sayarak reddettiyse bu karara açıkça dayanılmalı. |
| Bireysel başvuru | Başvuru yollarının tüketildiği tarihten itibaren 30 gün (6216 s. Kanun m.47/5) | Mülkiyet hakkı ihlali; orantılılık ve külfetin dengelenmemesi somut olarak anlatılmalı. |
İstinaf ve temyize ilişkin parasal sınırlar için idari yargı parasal sınırlar haberimize, genel dava süreçleri için idari davalar (iptal ve tam yargı) sayfamıza bakabilirsiniz.
Malik için kısa kontrol listesi
1. Bariyer, kapatma veya kısıtlamanın başladığı tarihi gösteren belge, fotoğraf ve yazışmaları saklayın; idareden önlemin tarihini ve süresini yazılı olarak sorun.
2. Taşınmazın kullanıma hazır olduğunu gösterin: ruhsat, abonelikler, tadilat faturaları, ilan ve emlakçı yazışmaları.
3. Kiracı adaylarının vazgeçme nedenlerini mümkünse yazılı alın; emsal dükkânların kira sözleşmelerini veya ilanlarını toplayın.
4. Kısıtlama biçim değiştirdiyse (beton yerine demir bariyer, kısmi açılma) her aşamayı ayrı ayrı belgeleyin.
Not: Anayasa Mahkemesi önlemin kendisini hukuka aykırı bulmadı; güvenlik bariyerinin kaldırılmasına da karar vermedi. İhlal, hukuka uygun bir önlemin belirli bir malike yüklediği özel külfetin tazmin edilmemesinden kaynaklandı. Günlük Resmî Gazete ve yüksek mahkeme kararları için Hukuk Gündemi Son Durum sayfamız her gün güncellenir. Dosyanız hakkında bilgi almak için 0554 648 37 15 numaralı telefondan bize ulaşabilirsiniz.
Güvenlik önlemi veya yol kapatma nedeniyle mülkünüz kullanılamıyor mu?
İdareye başvuru süresi öğrenmeden itibaren bir yıl, tam yargı davası süresi ret üzerine altmış gündür. Tespit raporunuzu ve kira kaybı belgelerinizi birlikte inceleyelim.
📞 Hemen Arayın: 0554 648 37 15💬 WhatsAppSıkça Sorulan Sorular
Anayasa Mahkemesi beton bariyer nedeniyle kullanılamayan dükkân hakkında ne karar verdi?
Anayasa Mahkemesi İkinci Bölümü 18/5/2026 tarihli kararında (B. No: 2021/22274), adliye lojmanı olarak da kullanılan binanın önüne güvenlik amacıyla konulan beton bariyerler nedeniyle kullanılamayan dükkân için açılan tazminat davasının, zararın muhtemel olduğu gerekçesiyle reddedilmesinin mülkiyet hakkını ihlal ettiğine oybirliğiyle karar verdi. Karar 20 Ekim 2026 tarihli ve 33406 sayılı Resmî Gazete’de yayımlandı.
Güvenlik bariyeri hukuka uygunsa idare yine de tazminat öder mi?
Ödeyebilir. İdare mahkemesi önlemi hukuka uygun bulmuş, ancak dükkân sahibinin özel ve olağandışı bir külfete katlandığını ve fedakârlığın denkleştirilmesi ilkesinin uygulanabileceğini kabul etmişti. Anayasa Mahkemesine göre toplumun tamamının yararlandığı bir önlemin külfeti yalnızca belli kişilere bırakılamaz; bu külfet dengelenmelidir.
Dükkân daha önce de kiraya verilmemişse zarar yok mu sayılır?
Anayasa Mahkemesi bu yaklaşımı yeterli bulmadı. Kullanılabilir durumdaki bir taşınmazın kullanımının engellenmesi, kullanımdan elde edilecek ekonomik yarar tutarında zarar doğurur. Zararın miktarının tam bilinmemesi onu muhtemel yapmaz; hesaplanabilir olması tazmin yükümlülüğü için yeterlidir.
Bu karar tazminatın ödenmesine mi hükmetti?
Hayır. Anayasa Mahkemesi dosyayı yeniden yargılama için Mardin 2. İdare Mahkemesine gönderdi ve tazminat talebini, yeniden yargılamanın yeterli giderim sağlayacağı gerekçesiyle reddetti. Başvurucuya yalnızca 40.487,60 TL yargılama gideri ödenecek; kira kaybı yeniden yargılamada değerlendirilecek.
İdari eylem nedeniyle tam yargı davası hangi sürede açılır?
İYUK m.13’e göre önce idareye, eylemi öğrenmeden itibaren bir yıl ve her hâlde eylem tarihinden itibaren beş yıl içinde başvurulur. Başvuru reddedilirse ret işleminin tebliğini izleyen günden, otuz gün içinde cevap verilmezse bu sürenin bittiği tarihten itibaren altmış gün içinde idare mahkemesinde dava açılır.
Benzer bir davada kesin karara karşı ne yapılabilir?
Olağan kanun yolları tükendikten sonra, başvuru yollarının tüketildiği tarihten itibaren otuz gün içinde Anayasa Mahkemesine bireysel başvuru yapılabilir (6216 sayılı Kanun m.47/5). Başvuruda mülkiyet hakkına müdahalenin orantısız olduğu ve külfetin dengelenmediği somut belgelerle anlatılmalıdır.
Kaynaklar: 20/10/2026 tarihli ve 33406 sayılı Resmî Gazete’de yayımlanan Anayasa Mahkemesi İkinci Bölümünün 18/5/2026 tarihli ve 2021/22274 başvuru numaralı kararı; Anayasa m.13, 35, 125, 148; 5442 sayılı İl İdaresi Kanunu m.32/(ç); 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu m.7, 10, 13, 45, 46; 6216 sayılı Kanun m.47, 50.
