Türk Ceza Kanunu’nun 53. maddesi, kasten işlenen bir suçtan hapis cezasına mahkumiyetin doğal sonucu olarak kişinin bir dizi hakkını kullanmaktan geçici olarak yoksun bırakılmasını düzenler. Kamu görevine girme, seçme hakkı, velayet, vesayet ve kayyımlık, tüzel kişilik yöneticiliği ile izne tabi meslek ve sanatın serbestçe icrası bu haklardır. Yoksunluk mahkumiyetin kesinleşmesiyle başlar, kural olarak cezanın infazı tamamlanınca son bulur. Bu yazı; TCK m.53’ün altı fıkrasını lafzıyla ele alır, Anayasa Mahkemesi’nin 8.10.2015 tarihli kararının etkisini, altsoy üzerindeki velayete ilişkin istisnayı, kısa süreli hapsin ertelenmesi ile onsekiz yaş altı istisnalarını, kötüye kullanma halindeki ek yasak ile taksirli suçtaki meslek/sürücü belgesi tedbirini açıklar.
Somut bir dosyanızla ilgili görüşmek ister misiniz?
Hak Yoksunluğu Nedir — TCK m.53’ün Kavramı ve Amacı
Hak yoksunluğu; mahkum olunan hapis cezasının kanuni sonucu olarak devreye giren, TCK m.53/1’de sayılan hakların belirli bir süre kullanılamamasıdır. Kanun sistematiğinde m.53, “Belli hakları kullanmaktan yoksun bırakılma” başlığıyla güvenlik tedbirleri arasında yer alır. Ancak fıkraların çoğu (özellikle 1. ve 2. fıkralar) tipik güvenlik tedbirinden farklı olarak, mahkumiyetin doğrudan kanuni sonucu şeklinde işler; hakim hükümde ayrıca değinmemiş olsa dahi sonuç kendiliğinden doğar.
Amaç iki boyutludur. Birincisi, kasten suç işleyen kişinin kamu güvenine dayanan bazı hakları (memuriyet, siyasi haklar, tüzel kişilik yöneticiliği, izne tabi meslek erbabı olma) infaz devam ederken kullanamaması; ikincisi, ceza siyasetinin genel önleyici işlevini pekiştirmesi. Yoksunluk bir “ek ceza” değildir; mahkumiyet hükmüne bağlanan hukuki sonuçtur. Bu nedenle m.53/1’in uygulanabilmesi için kural olarak ayrıca karar verilmesi aranmaz; kasten işlenen suçtan hapis mahkumiyeti yeter. Buna karşılık m.53/5 (kötüye kullanma) ve m.53/6 (taksirli suçta meslek/sürücü belgesi) hükümleri, mahkemenin ayrıca ve gerekçesiyle karar vermesini gerektirir.
Uygulamada m.53 sonuçları çoğu zaman gözden kaçırılır. Kamu görevlisi olan sanık için memuriyetin infaz süresince askıya alınması, bir siyasi partide yönetici olan sanık için görev süresinin infaza bağlı kesilmesi, izne tabi meslek erbabının serbestçe icra hakkının infaz süresince tıkanması, aile hukukunda velayetin duraklaması gibi ciddi sonuçlar doğar. Bu nedenle savunmanın erken aşamada dosyaya girmesi, hükmün altında saklı bu sonuçların planlanması bakımından belirleyicidir.
Yoksun Bırakılan Haklar — TCK m.53/1’in a, b, c, d ve e Bentleri
TCK m.53/1’e göre kişi, kasten işlemiş olduğu suçtan dolayı hapis cezasına mahkumiyetin kanuni sonucu olarak beş kalem hakkı kullanmaktan yoksun bırakılır. Bu bentler bir arada değerlendirilir; birinin bulunmaması diğerlerinin uygulanmasını engellemez.
Bent (a) — Kamu görevi ve memuriyet: “Sürekli, süreli veya geçici bir kamu görevinin üstlenilmesinden; bu kapsamda, Türkiye Büyük Millet Meclisi üyeliğinden veya Devlet, il, belediye, köy veya bunların denetim ve gözetimi altında bulunan kurum ve kuruluşlarca verilen, atamaya veya seçime tabi bütün memuriyet ve hizmetlerde istihdam edilmekten” yoksun bırakılır. Fıkra çok geniştir; klasik memuriyetin yanında geçici görevleri, sözleşmeli personel statüsündeki görevleri ve TBMM üyeliğini kapsar. Uygulamada 657 sayılı Devlet Memurları Kanunu m.48’de öngörülen “memuriyet şartları” ile m.53 arasında bağlantı sıkça kurulur.
Bent (b) — Seçme ve seçilme ehliyeti: Metin lafzında “Seçme ve seçilme ehliyetinden” biçimindedir. Ancak Anayasa Mahkemesi 8.10.2015 tarihli, E.2014/140, K.2015/85 sayılı kararıyla bu bentteki “seçilme ehliyetinden” ibaresini iptal etmiştir; karar 24.11.2015 tarihli ve 29542 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanmıştır. Bugün geçerli hukuki durumda mahkumiyet hükmü, TCK m.53 üzerinden otomatik biçimde seçilme ehliyetini düşürmez; seçilme yeterliliği artık ilgili seçim mevzuatının kendi hükümlerine ve Anayasa m.76’nın somut engellerine göre değerlendirilir.
Bent (c) — Velayet, vesayet ve kayyımlık: “Velayet hakkından; vesayet veya kayyımlığa ait bir hizmette bulunmaktan” yoksun bırakılır. Aile hukukunda ciddi yansımaları vardır. Ancak aşağıda göreceğimiz üzere m.53/3 kişinin kendi altsoyu üzerindeki velayet, vesayet ve kayyımlık yönünden önemli bir istisna koyar; ertelenen, denetimli serbestlik tedbiri uygulanan veya koşullu salıverilen hükümlü, kendi altsoyu üzerindeki bu yetkileri yönünden 1. ve 2. fıkra sonuçlarından etkilenmez.
Bent (d) — Tüzel kişilik yöneticiliği ve denetçiliği: “Vakıf, dernek, sendika, şirket, kooperatif ve siyasi parti tüzel kişiliklerinin yöneticisi veya denetçisi olmaktan” yoksun bırakılır. Ticaret hukuku ve dernekler hukuku bakımından hükmün etkisi büyüktür; anonim/limited şirket yönetim kurulu üyeliği, dernek yönetim kurulu üyeliği veya sendika yöneticiliği infaz süresince tıkanır. Ortaklık sıfatı ise ayrı bir konudur; hüküm ortaklıktan çıkarılmayı değil, yönetici ve denetçi sıfatını hedefler.
Bent (e) — İzne tabi meslek ve sanatı serbest icra: “Bir kamu kurumunun veya kamu kurumu niteliğindeki meslek kuruluşunun iznine tabi bir meslek veya sanatı, kendi sorumluluğu altında serbest meslek erbabı veya tacir olarak icra etmekten” yoksun bırakılır. Avukatlık, doktorluk, mali müşavirlik, mühendislik, mimarlık gibi meslekler tipik örnektir. Ücretli/bağlı çalışma değil, “kendi sorumluluğu altında serbest icra” hedeflenir; bağlı hekim veya bağlı avukatlık gibi kategoriler için özel yasalarındaki disiplin hükümleri paralel işler.
AYM 2015/85 Kararı — Siyasi Haklardaki Kırılma
Türkiye’nin ceza-siyaset denkleminde kritik bir dönüm noktası, Anayasa Mahkemesi’nin E.2014/140, K.2015/85 sayılı, 8.10.2015 tarihli kararıdır. Karar, Çankırı 1. Ağır Ceza Mahkemesi’nin itiraz yoluyla Anayasa Mahkemesi’ne başvurusu üzerine verilmiştir. AYM, m.53/1-b bendindeki “seçilme ehliyetinden” ibaresini Anayasa m.67 kapsamında seçilme hakkına yapılan orantısız bir müdahale olarak değerlendirmiş ve iptal etmiştir. Karar 24.11.2015 tarihli ve 29542 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanmakla yürürlüğe girmiştir.
Sonucun pratik anlamı şudur: bir kişi kasten işlediği suçtan hapis cezasına mahkum olsa dahi, artık TCK m.53 üzerinden otomatik biçimde seçilme yeterliliğini kaybetmez. Seçilme yeterliliğinin varlığı, ilgili seçim kanunlarında ve Anayasa’nın 76. maddesindeki özel engellere göre belirlenir. Bu, siyasi katılım hakkının kanuni sonuç yoluyla toptan askıya alınması yerine, somut suçun niteliğine göre değerlendirilmesini sağlar. Bent (b)’de “seçme ehliyeti” ibaresi ise iptal edilmemiştir; yani ilkeyle söylersek seçme hakkı, iptal kapsamı dışında kalmıştır ve infaz devam ederken 5352 sayılı Adli Sicil Kanunu ile 298 sayılı Seçimlerin Temel Hükümleri Kanunu’nun ilgili sınırlamaları uyarınca değerlendirilir.
Yoksunluğun Süresi — TCK m.53/2 ve İnfazın Tamamlanmasıyla Sona Erme
TCK m.53/2’ye göre “Kişi, işlemiş bulunduğu suç dolayısıyla mahkum olduğu hapis cezasının infazı tamamlanıncaya kadar bu hakları kullanamaz.” Kural nettir: yoksunluk mahkumiyet hükmünün kesinleşmesiyle başlar, hapis cezasının infazı tamamlanınca son bulur. İnfazın tamamlanmasından anlaşılan; cezanın çekilmesi, koşullu salıverilme sonrası denetim süresinin sona ermesi ve infazın kanun anlamında bitmesidir.
Uygulamada yoksunluk açısından üç aşama ayırt edilir. Birincisi, kararın kesinleşmesinden infaz başlangıcına kadar geçen ara dönem — bu süreçte de yoksunluk devam eder. İkincisi, kapalı veya açık cezaevinde geçen infaz süresi — burada yoksunluk aktif biçimde işler. Üçüncüsü, koşullu salıverme sonrası hakkın kullanılabilirlik durumu — bu konu m.53/3 istisnası ve koşullu salıverilme oranları ile birlikte değerlendirilir. Cezanın infazının, denetimli serbestlik tedbiri uygulanmak suretiyle yürütülmesi de infaz sayılır; ancak DS süresince kendi altsoyu üzerindeki velayet-vesayet-kayyımlık için m.53/3’ün özel istisnası çalışır.
Yoksunluğun süresi bakımından adli para cezasına çevrilme (TCK m.50) ile ilişki de önemlidir. Kısa süreli hapis cezası doğrudan adli para cezasına çevrilmiş ise m.53/1 uygulanmaz; ancak bu, aşağıda ele alınan m.53/4’ün ayrı istisna kaleminden ziyade doğrudan m.53’ün uygulama alanını etkileyen sonuçtur. Adli para cezası ödenmediğinde ise cezanın kamuya yararlı işe çevrilmesi veya hapse çevrilmesi süreçlerinin yoksunluğa etkisi kararnamelerdeki sıralamaya göre yorumlanır.
Altsoy Üzerindeki Velayet, Vesayet, Kayyımlık — TCK m.53/3 İstisnası
TCK m.53/3, kişinin kendi altsoyu (çocukları ve torunları) üzerindeki velayet, vesayet ve kayyımlık haklarına ilişkin özel bir istisna getirir: “Mahkum olduğu hapis cezası ertelenen veya denetimli serbestlik tedbiri uygulanarak cezası infaz edilen ya da koşullu salıverilen hükümlünün kendi altsoyu üzerindeki velayet, vesayet ve kayyımlık yetkileri açısından yukarıdaki fıkralar hükümleri uygulanmaz.” Fıkranın amacı; erteleme, DS ve koşullu salıverme gibi kurumların işlerlik kazandığı hallerde çocuğun üstün yararını gözetmektir.
Üç durumun her biri istisnayı harekete geçirir. Birincisi, hapis cezasının TCK m.51 çerçevesinde ertelenmiş olması. İkincisi, cezanın denetimli serbestlik tedbiri uygulanarak infaz edilmesi. Üçüncüsü, koşullu salıverme kararının verilmiş olması. Bu üç halden birinin varlığında hükümlünün kendi altsoyu üzerindeki velayet, vesayet ve kayyımlık yönünden m.53/1 ve m.53/2 uygulanmaz; hükümlü çocuğunun velayetini kullanmayı sürdürebilir. Ancak istisna dardır: yalnızca “kendi altsoyu” ile sınırlıdır; başka bir kişinin çocuğu üzerinde vasi veya kayyım olma yönünden yoksunluk sürer.
Uygulamada bu fıkra, boşanma sonrası velayet dosyalarında ve TMK m.404 vd. çerçevesinde vesayet uyuşmazlıklarında sıkça gündeme gelir. Ceza mahkumiyetinin aile hukuku uyuşmazlığına doğrudan yansımaması için m.53/3 koşullarının somut olayda oluşup oluşmadığı titizlikle incelenir.
Avukatla Görüşün: 0554 648 37 15WhatsApp Danışma
Kısa Süreli Hapis Ertelenmesi ve Onsekiz Yaş Altı İstisnası — TCK m.53/4
TCK m.53/4 iki önemli istisnayı bir arada düzenler: “Kısa süreli hapis cezası ertelenmiş veya fiili işlediği sırada onsekiz yaşını doldurmamış olan kişiler hakkında birinci fıkra hükmü uygulanmaz.” Fıkra, m.53/1’in kanuni sonuç şeklindeki geniş kapsamını iki yerde daraltır.
Kısa süreli hapis cezasının ertelenmesi: TCK m.49/2’ye göre bir yıl veya daha az süreli hapis cezaları kısa sürelidir. Bu ceza ertelenmişse (TCK m.51 çerçevesinde) fail hakkında m.53/1’de sayılan hak yoksunlukları uygulanmaz. Ancak dikkat: uzun süreli hapis cezasının (bir yıldan fazla) ertelenmesi bu istisnadan yararlanmaz; uzun süreli hapiste erteleme olsa dahi m.53/1 uygulanır. Bu ayrım, ertelemeye karar verilirken savunma tarafından özellikle vurgulanır.
Onsekiz yaş altı istisnası: Failin, hüküm tarihindeki değil, fiili işlediği tarihteki yaşı esas alınır. Fiili işlediği sırada 18 yaşını doldurmamış olan kişi hakkında m.53/1 uygulanmaz. Bunun altında yatan mantık; çocukların geleceğe dönük hayat şansını mahkumiyetin kanuni sonucuyla ipotek altına almama düşüncesidir. TCK ve Çocuk Koruma Kanunu bütünüyle birlikte okunduğunda, 18 yaş altı fail için m.53 yerine çocuklara özgü güvenlik tedbirleri ve koruyucu destekleyici tedbirler ön plana çıkar.
Bu iki istisnadan biri bulunduğunda m.53/1 devre dışı kalır; ancak m.53/5 (kötüye kullanma) ve m.53/6 (taksirli suçta meslek/sürücü belgesi) fıkralarının kendi koşulları altında uygulanma ihtimali sürebilir. İstisna, mutlak bir kalkan değildir; yalnızca “birinci fıkra” için işler.
Hak ve Yetkilerin Kötüye Kullanılması — TCK m.53/5
TCK m.53/5, m.53/1’de sayılan hak ve yetkilerden birinin “kötüye kullanılması suretiyle” işlenen suçlar için ek bir yasak öngörür. Metne göre “Birinci fıkrada sayılan hak ve yetkilerden birinin kötüye kullanılması suretiyle işlenen suçlar dolayısıyla hapis cezasına mahkumiyet halinde, ayrıca, cezanın infazından sonra işlemek üzere, hükmolunan cezanın yarısından bir katına kadar bu hak ve yetkinin kullanılmasının yasaklanmasına karar verilir.” Sadece adli para cezasına mahkumiyet halinde ise “hükümde belirtilen gün sayısının yarısından bir katına kadar bu hak ve yetkinin kullanılmasının yasaklanmasına karar verilir.”
Bu fıkranın m.53/1’den üç yönden farkı vardır. Birincisi, m.53/1 kanuni sonuçtur; m.53/5 hakimin ayrıca karar vermesini gerektirir. İkincisi, m.53/1 yoksunluğu infaz süresince, m.53/5 ise infazdan sonra işleyen ayrı bir süredir. Üçüncüsü, yasağın kapsamı kötüye kullanılan hak veya yetki ile sınırlıdır; genel bir yoksunluk değildir. Örneğin bir avukat, avukatlık yetkisini kötüye kullanarak dolandırıcılık işlediyse, m.53/5 kapsamında yalnızca avukatlık icrasının yasaklanmasına — cezanın yarısından bir katına kadar süreyle — karar verilebilir.
Süre bakımından ölçüt “hükmolunan cezanın yarısından bir katına kadar” biçimindedir. Örneğin dört yıl hapis cezası hükmolunmuşsa, kötüye kullanma yasağı iki yıldan dört yıla kadar takdir edilebilir; süre cezanın infazından sonra işlemeye başlar. Adli para cezasında ise ölçüt gün sayısıdır ve para cezasının tamamen infazından itibaren süre işler. Yargıtay uygulamasında, mahkeme bu yasağa hükmederken kötüye kullanılan hak veya yetkiyi somut olarak göstermek zorundadır; “meslek ve sanattan yasaklama” gibi soyut bir formül yeterli değildir.
Taksirli Suçlarda Meslek ve Sürücü Belgesi Tedbiri — TCK m.53/6
TCK m.53/6, kasıtlı değil taksirli suçlar bakımından ayrı bir tedbir düzenler: “Belli bir meslek veya sanatın ya da trafik düzeninin gerektirdiği dikkat ve özen yükümlülüğüne aykırılık dolayısıyla işlenen taksirli suçtan mahkumiyet halinde, üç aydan az ve üç yıldan fazla olmamak üzere, bu meslek veya sanatın icrasının yasaklanmasına ya da sürücü belgesinin geri alınmasına karar verilebilir. Yasaklama ve geri alma hükmün kesinleşmesiyle yürürlüğe girer ve süre, cezanın tümüyle infazından itibaren işlemeye başlar.”
Fıkranın uygulama alanı özellikle taksirle ölüme veya yaralamaya neden olma suçlarında geniştir. Trafik kazalarında sürücü belgesinin geri alınmasına karar verilebilmesi bu fıkraya dayanır. Meslek/sanat açısından ise hekimin taksirli hatası, mühendisin taksirli ihmali gibi durumlarda uygulanır. Süre üç aydan üç yıla kadardır; hakim somut olayın özelliklerine göre takdir eder. Yasaklama, kesinleşme ile yürürlüğe girer ancak süre “cezanın tümüyle infazından” itibaren işlemeye başlar. Bu, m.53/5 ile benzer bir mantıktır: hem infaz süresi yoksunlukla geçer hem de ek yasak infaz sonrasında ayrıca yürür.
Yargıtay, taksirli suçlarda m.53/6 tedbirinin kendiliğinden değil, mahkemenin gerekçeli takdiriyle uygulanabileceğini vurgular. Uygulamada trafik davalarında sürücü belgesinin geri alınması genellikle savunma tarafından “orantılılık” ilkesi üzerinden tartışılır; kişinin geçim kaynağı ile suçun ağırlığı arasındaki denge dikkate alınır. m.53/6 kasten işlenen suçlarda uygulanamaz; kasten yaralamada sürücü belgesi geri alma ya da meslek yasağı, m.53/6’ya değil, uygun düşerse m.53/5’e dayandırılabilir.
Sanık ve Müdafi İçin Pratik Değerlendirme
TCK m.53 dosyalarında savunmanın odaklandığı noktalar şunlardır: (i) suçun kasten mi taksirle mi işlendiği (m.53/1 kasıt; m.53/6 taksir); (ii) hükmolunan hapis cezasının kısa süreli olup olmadığı ve ertelenip ertelenmediği (m.53/4 istisnası); (iii) failin fiili işlediği tarihte 18 yaşını doldurup doldurmadığı; (iv) suçun m.53/1’de sayılan bir hak veya yetkinin kötüye kullanılması suretiyle işlenip işlenmediği (m.53/5 ek yasağı); (v) hükümlü hakkında erteleme, DS ile infaz veya koşullu salıverme kararlarının varlığı halinde altsoy üzerindeki velayet-vesayet-kayyımlık için m.53/3 istisnasının işletilip işletilmediği; (vi) taksirli suçta meslek yasağı veya sürücü belgesi geri alma tedbirinin m.53/6 çerçevesinde orantılı biçimde uygulanıp uygulanmadığı.
Hüküm sonrası aşamada, m.53 sonuçları çoğu zaman ayrı bir “infaz görevi” olarak Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından yürütülür; hükmün kanuni sonucu olarak defter kayıtlarına ve ilgili kurumlara (nüfus, seçim, oda, sicil) bildirilir. Yoksunluğun sona ermesi ise infazın tamamlanmasıyla birlikte kendiliğinden gerçekleşir; ayrıca bir mahkeme kararına gerek yoktur. Ancak m.53/5 ve m.53/6 kapsamındaki yasaklamaların bittiği tarih ve kapsam, sonradan yaşanabilecek uyuşmazlıklar bakımından net biçimde tespit edilmelidir. Bu tespit, ceza davaları ve savunma sürecinin hüküm sonrası aşamasında müdafinin başlıca sorumluluklarındandır.
Sıkça Sorulan Sorular
Hak yoksunluğu bir ceza mıdır yoksa güvenlik tedbiri midir?
TCK sistematiğinde m.53, güvenlik tedbirleri arasında düzenlenmiştir. Ancak fıkraların büyük çoğunluğu (özellikle m.53/1 ve m.53/2) mahkumiyetin doğrudan kanuni sonucu olarak işler; hakim ayrıca değinmemiş olsa dahi sonuç kendiliğinden doğar. m.53/5 ve m.53/6 hükümleri ise mahkemenin ayrıca ve gerekçeli karar vermesini gerektirir.
Mahkumiyet aldım — otomatik olarak seçilme hakkımı kaybeder miyim?
Hayır. Anayasa Mahkemesi’nin 8.10.2015 tarihli, E.2014/140, K.2015/85 sayılı kararıyla TCK m.53/1-b bendindeki “seçilme ehliyetinden” ibaresi iptal edildi. Karar 24.11.2015 tarihli ve 29542 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanmıştır. Bugün mahkumiyet, TCK m.53 üzerinden otomatik biçimde seçilme yeterliliğini düşürmez; seçilme yeterliliği, ilgili seçim kanunlarının kendi kuralları ile Anayasa m.76’nın somut engellerine göre belirlenir.
Cezam ertelendi — memuriyetimi yine de kaybeder miyim?
Kısa süreli (bir yıl veya daha az) hapis cezası ertelenmişse TCK m.53/4 gereği m.53/1 uygulanmaz; kanuni sonuç yoluyla memuriyetten yoksunluk doğmaz. Ancak uzun süreli hapis cezasının ertelenmesi bu istisnadan yararlanmaz; bu halde m.53/1 uygulanır. Ayrıca 657 sayılı Kanun m.48’in kendi memuriyet şartları paralel çalışabilir ve bu şartlar ayrıca değerlendirilir.
Çocuğumun velayetini ceza mahkumiyeti nedeniyle kaybeder miyim?
Kural olarak m.53/1-c altsoy dahil velayet, vesayet ve kayyımlık yönünden yoksunluk doğurur. Ancak m.53/3 önemli bir istisna koyar: mahkum olunan hapis cezası ertelenmişse, denetimli serbestlik tedbiri uygulanarak infaz ediliyorsa veya koşullu salıverilme kararı verilmişse, hükümlünün kendi altsoyu üzerindeki velayet, vesayet ve kayyımlık yetkileri için m.53/1 ve m.53/2 uygulanmaz. İstisna yalnızca kendi altsoyu ile sınırlıdır; başka çocuklar üzerinde vasi veya kayyım olma yönünden yoksunluk sürer.
18 yaşını doldurmamışken suç işledim — hak yoksunluğu uygulanır mı?
Hayır. TCK m.53/4 gereği, fiili işlediği sırada 18 yaşını doldurmamış olan kişi hakkında m.53/1 uygulanmaz. Değerlendirmede hüküm tarihindeki yaş değil, fiili işlediği tarihteki yaş esas alınır. 18 yaş altı fail için Çocuk Koruma Kanunu’nun koruyucu ve destekleyici tedbirleri ile çocuklara özgü güvenlik tedbirleri devreye girer.
Yoksunluk süresi ne zaman biter — koşullu salıverildiğimde mi, denetim süresi bittiğinde mi?
TCK m.53/2 yoksunluğu “cezanın infazı tamamlanıncaya kadar” işletir. İnfazın tamamlanmasından anlaşılan; cezanın çekilmesi, koşullu salıverilme sonrası denetim süresinin sona ermesi ve infazın kanun anlamında bitmesidir. Kendi altsoyu üzerindeki velayet-vesayet-kayyımlık yönünden m.53/3 istisnası, erteleme/DS/koşullu salıverme kararının verildiği andan itibaren istisnayı işletir. m.53/5 ve m.53/6 kapsamındaki yasaklama süreleri ise ana cezanın infazından sonra ayrıca başlar.
Avukatla Görüşün: 0554 648 37 15WhatsApp Danışma
{ “@context”: “https://schema.org”, “@type”: “FAQPage”, “mainEntity”: [ { “@type”: “Question”, “name”: “Hak yoksunluğu bir ceza mıdır yoksa güvenlik tedbiri midir?”, “acceptedAnswer”: { “@type”: “Answer”, “text”: “TCK sistematiğinde m.53 güvenlik tedbirleri arasında düzenlenmiştir. Ancak m.53/1 ve m.53/2, mahkumiyetin doğrudan kanuni sonucu olarak işler; hakim ayrıca değinmemiş olsa dahi sonuç kendiliğinden doğar. m.53/5 ve m.53/6 hükümleri ise mahkemenin ayrıca gerekçeli karar vermesini gerektirir.” } }, { “@type”: “Question”, “name”: “Mahkumiyet aldım, otomatik olarak seçilme hakkımı kaybeder miyim?”, “acceptedAnswer”: { “@type”: “Answer”, “text”: “Hayır. Anayasa Mahkemesi 8.10.2015 tarihli, E.2014/140, K.2015/85 sayılı kararıyla TCK m.53/1-b bendindeki ‘seçilme ehliyetinden’ ibaresini iptal etti. Karar 24.11.2015 tarihli ve 29542 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanmıştır. Mahkumiyet artık TCK m.53 üzerinden otomatik biçimde seçilme yeterliliğini düşürmez; seçilme yeterliliği ilgili seçim kanunları ve Anayasa m.76 uyarınca belirlenir.” } }, { “@type”: “Question”, “name”: “Cezam ertelendi, memuriyetimi yine de kaybeder miyim?”, “acceptedAnswer”: { “@type”: “Answer”, “text”: “Kısa süreli (bir yıl veya daha az) hapis cezası ertelenmişse TCK m.53/4 gereği m.53/1 uygulanmaz; kanuni sonuç yoluyla memuriyetten yoksunluk doğmaz. Uzun süreli hapis cezasının ertelenmesi bu istisnadan yararlanmaz. Ayrıca 657 sayılı Kanun m.48’in memuriyet şartları paralel değerlendirilir.” } }, { “@type”: “Question”, “name”: “Çocuğumun velayetini ceza mahkumiyeti nedeniyle kaybeder miyim?”, “acceptedAnswer”: { “@type”: “Answer”, “text”: “Kural olarak m.53/1-c velayet, vesayet ve kayyımlık yönünden yoksunluk doğurur. Ancak m.53/3 istisnası: hapis cezası ertelenmiş, denetimli serbestlik tedbiri uygulanarak infaz ediliyor ya da koşullu salıverilme kararı verilmişse, hükümlünün kendi altsoyu üzerindeki velayet-vesayet-kayyımlık yetkileri için m.53/1 ve m.53/2 uygulanmaz. İstisna yalnızca kendi altsoyu ile sınırlıdır.” } }, { “@type”: “Question”, “name”: “18 yaşını doldurmamışken suç işledim, hak yoksunluğu uygulanır mı?”, “acceptedAnswer”: { “@type”: “Answer”, “text”: “Hayır. TCK m.53/4 gereği, fiili işlediği sırada 18 yaşını doldurmamış olan kişi hakkında m.53/1 uygulanmaz. Değerlendirmede hüküm tarihindeki yaş değil, fiili işlediği tarihteki yaş esas alınır. 18 yaş altı fail için Çocuk Koruma Kanunu’nun tedbirleri devreye girer.” } }, { “@type”: “Question”, “name”: “Yoksunluk süresi ne zaman biter?”, “acceptedAnswer”: { “@type”: “Answer”, “text”: “TCK m.53/2 yoksunluğu ‘cezanın infazı tamamlanıncaya kadar’ işletir. İnfazın tamamlanması; cezanın çekilmesini, koşullu salıverilme sonrası denetim süresinin sona ermesini ve infazın kanun anlamında bitmesini kapsar. m.53/5 ve m.53/6 kapsamındaki yasaklama süreleri ise ana cezanın infazından sonra ayrıca başlar.” } } ] }İlgili Rehberler
Bu konuda hukuki destek almak için


