Uyuşturucu Dosyasında İstinaf ve Temyiz: Süreler, Sınırlar ve 7499 Sayılı Kanun Değişikliği
26 Ağustos 2026

Uyuşturucu Dosyasında İstinaf ve Temyiz: Süreler, Sınırlar ve 7499 Sayılı Kanun Değişikliği

📜 Dayanak Mevzuat

Somut bir dosyanızla ilgili görüşmek ister misiniz?

📞 Ara: +905546483715💬 WhatsApp’tan yaz

  • 7499 sayılı Kanun — (RG: 12/3/2024 – 32487) Kanun yollarına başvuru şekli ve sürelerinde değişiklik
  • 5271 sayılı CMK m.273/1 — (Değişik: 7499 s.K. m.18) İstinaf süresi; hükmün gerekçesiyle birlikte tebliğ edildiği tarihten itibaren iki hafta
  • 5271 sayılı CMK m.291/1 — (Değişik: 7499 s.K. m.19) Temyiz süresi; hükmün gerekçesiyle birlikte tebliğ edildiği tarihten itibaren iki hafta
  • 5271 sayılı CMK m.294/1 — (Ek cümle: 7499 s.K.) Cumhuriyet savcısı temyiz isteğinin sanığın yararına mı aleyhine mi olduğunu açıkça belirtir
  • 5271 sayılı CMK m.272 — İstinaf edilebilecek ve edilemeyecek kararlar
  • 5271 sayılı CMK m.286/1-2 — BAM ceza dairelerinin bozma dışındaki hükümlerinin temyizi ve istisnaları
  • 5271 sayılı CMK m.39 — Sürelerin hesaplanması; tebliğ günü sayılmaz
  • Anayasa Mahkemesi 26/7/2023, E.2022/144, K.2023/137 — CMK m.273/1’in ilk cümlesine ilişkin iptal kararı

Uyuşturucu dosyalarında kanun yolu süreleri 2024’te köklü biçimde değişti. 7499 sayılı Kanun ile istinaf süresi yedi günden, temyiz süresi on beş günden iki haftaya çıkarıldı ve her ikisi de artık tefhimden değil, gerekçeli kararın tebliğinden işlemeye başlıyor.

2024’te Değişen Nedir?

Ceza yargılamasında kanun yolu süreleri uzun yıllar boyunca kısaydı ve tefhimle, yani hükmün duruşmada yüze okunmasıyla başlardı. Bu yapı, gerekçeli karar eline geçmeden savunmanın dilekçe hazırlamak zorunda kalması sonucunu doğuruyordu. Uygulamada bu boşluk “süre tutum dilekçesi” adı verilen ara bir başvuruyla doldurulurdu.

Anayasa Mahkemesi 26/7/2023 tarihli ve E.2022/144, K.2023/137 sayılı kararıyla CMK m.273/1’in ilgili cümlesine ilişkin iptal kararı vermiştir. Bunun ardından, 12/3/2024 tarihli ve 32487 sayılı Resmî Gazete’de yayımlanan 7499 sayılı Kanun ile kanun yolu süreleri yeniden düzenlenmiştir.

Konu7499 öncesi7499 sonrası
İstinaf süresiYedi günİki hafta
İstinaf süresinin başlangıcıHükmün açıklanması (tefhim)Gerekçeli kararın tebliği
Temyiz süresiOn beş günİki hafta
Temyiz süresinin başlangıcıHükmün açıklanması (tefhim)Gerekçeli kararın tebliği
Süre tutum dilekçesiUygulanıyorduCMK m.273/2 yürürlükten kaldırıldı
HAGB kararına başvuru yoluİtirazİstinaf

Değişikliğin uygulama tarihi ayrıca düzenlenmiştir. Kanun yollarına başvuru şekli ve süreleri ile bu sürelerin tebliğden itibaren başlamasına ve cevap sürelerine ilişkin olarak CMK’nın 268, 273, 276, 277, 291, 294, 296, 297, 308, 308/A, 319 ve 320. maddelerinde yapılan değişiklikler, 1/6/2024 tarihinde ve sonrasında verilen kararlar hakkında uygulanır. Bu tarihten önce verilen kararlar hakkında değişiklikten önceki hükümlerin uygulanmasına devam olunur.

Pratik sonuç şudur: dosyanızdaki kararın tarihi belirleyicidir. 1/6/2024 öncesinde verilmiş bir karar için eski süreler, sonrasında verilmiş bir karar için yeni süreler geçerlidir. Bu tarih ayrımı gözden kaçırıldığında doğrudan hak kaybı yaşanır.

Süre Nasıl Hesaplanır?

Süre hesabı basit görünse de uygulamada en çok hata yapılan alandır. CMK m.39 uyarınca sürelerin hesabında tebliğ günü sayılmaz; süre ertesi günden itibaren işlemeye başlar.

Süre hafta olarak belirlendiğinden, son hafta içindeki karşılık gelen günde biter. Son gün resmî tatile denk gelirse, tatili izleyen ilk iş günü sürenin son günü sayılır. Tutuklu sanık bakımından süre, gerekçeli kararın sanığa okunması veya tebliği tarihinden işlemeye başlar.

AdımKuralDayanak
BaşlangıçGerekçeli kararın tebliğiCMK m.273/1 ve m.291/1 (7499 s.K.)
Tebliğ günüSayılmaz; süre ertesi gün başlarCMK m.39
Süreİki haftaCMK m.273/1 ve m.291/1
BitişSon hafta içindeki karşılık gelen günSüre hesabı kuralı
Tatile denk gelmesiTatili izleyen ilk iş günüSüre hesabı kuralı
Tutuklu sanıkKararın okunması veya tebliği tarihiUygulama

Buradan çıkan en önemli pratik uyarı şudur: gerekçeli kararın tebliğ tarihi mutlaka kayda geçirilmelidir. Tebliğ mazbatasındaki tarih, sürenin başlangıcını belirleyen tek belgedir. Tebligatın usulüne uygun yapılıp yapılmadığı da ayrıca denetlenmelidir; usulsüz tebligat, sürenin işlemeye başlamadığı iddiasının dayanağı olabilir.

Yargıtay kararlarında usulsüz tebligat nedeniyle temyiz isteminin süresinde kabul edildiği örnekler bulunmaktadır. Örneğin sanığın yokluğunda verilen kararın, bilinen en son adresi olan MERNİS adresine öncelikle Tebligat Kanunu m.21/1’e göre tebliği, mümkün olmaması durumunda aynı maddenin ikinci fıkrası uyarınca tebliğ edilmesi gerekirken doğrudan m.21/2’ye göre yapılan tebligatın usulsüz olduğu kabul edilmiştir.

Uyuşturucu Dosyalarında Kanun Yolu Haritası

Dosyanın hangi maddeye dayandığı, kanun yolu haritasını da belirler. TCK m.188 dosyaları ağır ceza mahkemesinde görülür ve verilen ceza yüksek olduğundan kanun yolları geniş kalır. TCK m.191 dosyaları ise asliye ceza mahkemesinde görülür ve ceza miktarı düşük olduğundan bazı kararlar temyize kapanabilir.

AşamaMerciSüreNot
İlk dereceAğır ceza (TCK 188) veya asliye ceza (TCK 191)Hüküm burada kurulur
İstinafBölge adliye mahkemesi ceza dairesiİki haftaGerekçeli kararın tebliğinden
TemyizYargıtay ilgili ceza dairesiİki haftaBAM kararının tebliğinden
Olağanüstü kanun yollarıYargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı itirazı, kanun yararına bozmaÖzel kurallarİstisnai yollar

İstinaf aşaması bir filtreleme işlevi görür. Bölge adliye mahkemesi ceza dairesi dosyayı hem hukuka uygunluk hem de maddi vakıa bakımından yeniden inceleyebilir; gerektiğinde duruşma açar ve delil toplayabilir. Bu nedenle uyuşturucu dosyalarında istinaf, savunmanın en verimli aşamalarından biridir: arama tutanağındaki eksiklikler, ekspertiz raporundaki tartışmalar ve nitelendirme itirazları burada yeniden değerlendirilebilir.

Gerekçeli kararınız tebliğ edildiyse süre işlemeye başlamıştır. İstinaf veya temyiz dilekçesi için gecikmeden bize ulaşın.

📞 0554 648 37 15💬 WhatsApp

Her Karar Temyiz Edilemez

Temyiz, istinaftan farklı olarak sınırlı bir kanun yoludur. CMK m.286’nın birinci fıkrası kuralı koyar: bölge adliye mahkemesi ceza dairelerinin bozma dışında kalan hükümleri temyiz edilebilir. İkinci fıkra ise temyiz edilemeyecek kararları tek tek sayar.

Uyuşturucu dosyaları bakımından bu listenin en çok işleyen iki bendi şunlardır: ilk derece mahkemelerinden verilen beş yıl veya daha az hapis cezaları ile miktarı ne olursa olsun adli para cezalarına karşı istinaf başvurusunun esastan reddine dair bölge adliye mahkemesi kararları ile ilk derece mahkemelerinden verilen beş yıl veya daha az hapis cezalarını artırmayan bölge adliye mahkemesi kararları temyiz edilemez.

KararTemyiz edilebilir mi?Dayanak
BAM ceza dairesinin bozma kararıHayır (bozma dışındakiler temyize tabi)CMK m.286/1
Beş yıl veya daha az hapse karşı esastan ret kararıHayırCMK m.286/2-a
Beş yıl veya daha az hapsi artırmayan BAM kararıHayırCMK m.286/2-b
Miktarı ne olursa olsun adli para cezasına karşı esastan retHayırCMK m.286/2-a
On yıl veya daha az cezayı gerektiren suçtan beraat kararına karşı esastan retHayırCMK m.286/2 ilgili bent
Düşme, CYO ve güvenlik tedbirine ilişkin BAM kararlarıHayırCMK m.286/2 ilgili bent
TCK m.188’den verilen yüksek hapis cezalarıEvetSınırların dışında kalır

Tablodaki ayrım uyuşturucu dosyalarında somut sonuç doğurur. TCK m.191’de öngörülen hapis cezası iki yıldan beş yıla kadar olduğundan, bu dosyalarda verilen cezalar çoğu zaman beş yıl sınırının altında kalır ve istinaf aşaması fiilen son aşama hâline gelir. Buna karşılık TCK m.188 dosyalarında ceza on yıl alt sınırla başladığından temyiz yolu açık kalır.

Bu yapısal fark, savunma stratejisini de belirler. Kullanma dosyalarında istinaf dilekçesi, dosyanın son ciddi denetim imkânı olduğundan çok daha kapsamlı hazırlanmalıdır. Ticaret dosyalarında ise istinaf aşamasında ileri sürülmeyen bir husus, temyiz aşamasında yeniden gündeme getirilebilir.

Bir başka önemli nokta, temyiz edilemeyecek kararlar kapsamında olsa bile belirli suçlar bakımından bölge adliye mahkemesi ceza dairelerinin kararlarının temyiz edilebileceğine ilişkin özel düzenlemedir. Dosyanın bu kapsamda kalıp kalmadığı ayrıca denetlenmelidir.

Cumhuriyet Savcısının Temyizi: Yeni Zorunluluk

7499 sayılı Kanun’un getirdiği ve savunma bakımından değer taşıyan bir başka değişiklik CMK m.294’e ilişkindir. Anılan maddenin birinci fıkrasına eklenen cümle uyarınca Cumhuriyet savcısı temyiz dilekçesinde, temyiz isteğinin sanığın yararına veya aleyhine olduğunu açıkça belirtir.

Bu düzenlemenin amacı, uygulamada iddia makamı tarafından yalnızca mütalaanın tekrarı niteliğinde yapılan başvuruların önüne geçmek ve iddia makamının istemlerinin de taraflar gibi gerekçelendirilmesini sağlamaktır.

Savunma bakımından pratik sonuç şudur: savcılığın temyizinin sanık lehine mi aleyhine mi olduğu artık dilekçeden açıkça anlaşılabilir. Bu, aleyhe temyiz bulunup bulunmadığının belirlenmesini kolaylaştırır. Aleyhe temyizin bulunup bulunmaması, bozma sonrası verilecek hükümde cezanın ağırlaştırılıp ağırlaştırılamayacağını doğrudan etkiler.

HAGB Kararlarında Değişen Kanun Yolu

7499 sayılı Kanun’un uyuşturucu dosyalarını doğrudan ilgilendiren bir başka değişikliği, hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararlarına karşı başvurulacak yola ilişkindir.

Önceki uygulamada HAGB kararlarına karşı itiraz yoluna başvurulurdu ve itiraz mercii dosyayı sınırlı bir denetimden geçirirdi. 7499 sayılı Kanun’la yapılan değişiklikle, 1/6/2024 tarihinden sonra verilen HAGB kararlarına karşı istinaf yoluna başvurulması öngörülmüştür. 1/6/2024 tarihinden önce verilmiş HAGB kararları bakımından ise eski usul geçerliliğini korur.

Bu değişikliğin sanık lehine sonucu şudur: istinaf denetimi, itiraz denetimine göre çok daha kapsamlıdır. Bölge adliye mahkemesi ceza dairesi dosyayı hem hukuka uygunluk hem de maddi vakıa bakımından inceleyebilir. Uyuşturucu kullanma dosyalarında HAGB sıkça gündeme geldiğinden, bu yol değişikliği pratikte geniş bir uygulama alanı bulur.

Karar1/6/2024 öncesi1/6/2024 ve sonrası
HAGB kararıİtirazİstinaf
Mahkûmiyet hükmüİstinaf (yedi gün, tefhimden)İstinaf (iki hafta, tebliğden)
BAM kararıTemyiz (on beş gün, tefhimden)Temyiz (iki hafta, tebliğden)

Dosyanızda HAGB kararı varsa, kararın tarihine bakarak hangi yola başvurulacağını belirlemek ilk adımdır. Yanlış yola başvurulması hâlinde dilekçe görevli mercie gönderilebilirse de, süre riski doğduğundan baştan doğru yolun seçilmesi güvenlidir.

İstinaf Aşamasında Duruşma Açılır mı?

İstinaf, dosya üzerinden yapılan bir kâğıt incelemesinden ibaret değildir. Bölge adliye mahkemesi ceza dairesi, ilk incelemesinde başvuruyu usulden reddedebileceği gibi, esasa girerek dosya üzerinden karar verebilir veya duruşma açarak yargılamayı yenileyebilir.

Duruşma açılması hâlinde daire tanık dinleyebilir, bilirkişi raporu aldırabilir, keşif yapabilir ve sanığın savunmasını yeniden alabilir. Uyuşturucu dosyalarında bu imkân özellikle üç başlıkta değerlidir: arama tutanağını düzenleyen kolluk görevlilerinin tanık olarak dinlenmesi, ekspertiz raporuna karşı ek rapor veya yeni bilirkişi incelemesi talebi ve iki yüz metre artırımına ilişkin keşif ve ölçüm talebi.

TalepAmaçHangi eksende işe yarar
Tutanak tanıklarının dinlenmesiAramanın nasıl yapıldığının aydınlatılmasıDelilin hukuka uygunluğu
Ek ekspertiz veya yeni bilirkişiNet miktar ve saflık oranının denetimiMaddi delil ve nitelendirme
Keşif ve ölçümİki yüz metre mesafe koşulunun tespitiNitelikli hâl artırımı
Bağımlılık raporu sunulmasıKullanıcı olduğunun ortaya konulmasıNitelendirme (m.191)
Tedavi ve rehabilitasyon kayıtlarıKişisel kullanım savunmasının desteklenmesiNitelendirme ve ceza tayini

Bu taleplerin istinaf dilekçesinde gerekçesiyle birlikte ve açıkça ileri sürülmesi gerekir. Genel ifadelerle yapılan başvurular, dosya üzerinden esastan reddedilme riski taşır. Özellikle TCK m.191 dosyalarında istinaf son ciddi denetim aşaması olduğundan, taleplerin bu aşamada eksiksiz dile getirilmesi önem taşır.

Dilekçede Ne Yer Almalı?

Kanun yolu dilekçesi, “kararı kabul etmiyorum” cümlesinden ibaret olamaz. Etkili bir dilekçe, hangi hukuka aykırılığın hangi belge veya işlemden kaynaklandığını somut olarak gösterir. Uyuşturucu dosyalarında dilekçenin eksenleri aşağıdaki gibidir.

Eksenİleri sürülecek husus
Delilin hukuka uygunluğuArama kararının varlığı, türü, kapsamı; gece araması istisnası; elkoyma usulü
Maddi delilEkspertiz raporunun varlığı, net miktar ve saflık oranı; muhafaza zinciri
AidiyetMaddenin bulunduğu tam nokta; ortak alan tartışması; somut bağ
NitelendirmeTCK m.188 yerine m.191 uygulanması gerektiği; miktar, paketleme, bağımlılık durumu
Nitelikli hâllerİki yüz metre artırımında keşif ve ölçüm raporu; örgüt iddiasında üç kişi kuralı
Etkin pişmanlıkTCK m.192 koşullarının değerlendirilmemesi
Ceza tayiniTCK m.61 ölçütleri; alt sınırdan uzaklaşma gerekçesi; takdiri indirim
UsulZorunlu müdafi, tebligat, duruşmada hazır bulunma hakları
İnfaz kalemleriTekerrür uygulaması, mahsup, adli para cezasında gün karşılığı

Dördüncü satır uyuşturucu dosyalarının en verimli eksenidir. Nitelendirmenin TCK m.188 yerine m.191 olarak kabul edilmesi, hem hapis cezasını hem infaz oranını hem de binlerce günlük adli para cezasını ortadan kaldırır. Bu nedenle miktar, paketleme biçimi, maddenin bulunduğu yer ve kişinin bağımlılık durumuna ilişkin tüm belgeler dilekçeye eklenmelidir.

Dokuzuncu satır ise sıklıkla atlanır. Hükümdeki tekerrür uygulaması, mahsup edilen tutukluluk süresi ve adli para cezasının gün karşılığı, kanun yolu aşamasında denetlenebilecek kalemlerdir. Yargıtay, adli para cezalarının mükerrirlere özgü infaz rejimine göre çektirilmesine karar verilmesini kanuna aykırı bulmakta ve düzeltme konusu yapmaktadır.

Temyiz Sebebi Nedir? CMK m.288 ve Kesin Aykırılık Hâlleri

Dilekçenin içeriğine geçmeden önce bir sorunun cevabı netleşmelidir: kanun yolu merci neyi denetler? Cevap m.288’dedir. Temyiz, ancak hükmün hukuka aykırı olması nedenine dayanır; hukuk kuralının uygulanmaması veya yanlış uygulanması hukuka aykırılıktır. Yani kanun yolu, delillerin yeniden takdiri değil, hukuka uygunluk denetimidir.

Bu genel kuralın yanında Kanun, bazı aykırılıkları özel olarak ayırır. CMK m.289 uyarınca, temyiz dilekçesi veya beyanında gösterilmiş olmasa da aşağıdaki hâllerde hukuka kesin aykırılık var sayılır. Bunların hükmü etkileyip etkilemediği ayrıca araştırılmaz; aykırılığın hükme etki ettiği kabul edilir.

CMK m.289/1 — Hukuka Kesin Aykırılık Hâlleri

BentHâl
aMahkemenin kanuna uygun olarak teşekkül etmemiş olması
bHâkimlik görevini yapmaktan kanun gereğince yasaklanmış hâkimin hükme katılması
cGeçerli şüphe nedeniyle hakkında ret istemi öne sürülmüş olup da bu istem kabul olunduğu hâlde hâkimin hükme katılması veya bu istemin kanuna aykırı olarak reddedilip hâkimin hükme katılması
dMahkemenin kanuna aykırı olarak davaya bakmaya kendini görevli veya yetkili görmesi
eCumhuriyet savcısı veya duruşmada kanunen mutlaka hazır bulunması gereken diğer kişilerin yokluğunda duruşma yapılması
fDuruşmalı olarak verilen hükümde açıklık kuralının ihlâl edilmesi
gHükmün 230 uncu madde gereğince gerekçeyi içermemesi
hHüküm için önemli olan hususlarda mahkeme kararı ile savunma hakkının sınırlandırılmış olması
iHükmün hukuka aykırı yöntemlerle elde edilen delile dayanması

Uyuşturucu dosyalarında üç bent öne çıkar. (i) bendi bu dosyaların merkezindedir: arama kararının bulunmaması, gece vakti yasağının ihlali, elkoyma usulündeki sakatlık veya müdafisiz alınan beyanın hükme esas alınması hâlinde hüküm hukuka aykırı yöntemle elde edilen delile dayanmış olur. (e) bendi zorunlu müdafilik ihlallerini kapsar; TCK m.188 dosyalarında müdafi hazır bulunmadan yapılan duruşma bu kapsamdadır. (g) bendi ise gerekçesiz hükümlere ilişkindir — nitelendirmenin neden m.191 değil m.188 olduğu, alt sınırdan neden uzaklaşıldığı gösterilmemişse bu bent tartışılabilir.

Bu bentlerin pratik değeri şudur: dilekçede gösterilmemiş olsalar dahi merci tarafından resen gözetilirler. Buna karşılık dilekçede açıkça gösterilmeleri, incelemenin bu eksende yoğunlaşmasını sağlar; bu nedenle uygulamada yazılmaları tercih edilir.

Bozma Sonrası ve Aleyhe Değiştirme Yasağı

Kanun yolu incelemesi sonucunda bozma kararı verilmesi hâlinde dosya yeniden ilk derece mahkemesine döner. Bu aşamada savunma bakımından bilinmesi gereken temel güvence, aleyhe değiştirme yasağıdır.

Hüküm yalnızca sanık tarafından veya onun lehine Cumhuriyet savcısı ya da kanunda gösterilen kimseler tarafından temyiz edilmişse, yeniden verilen hüküm önceki hükümle belirlenmiş olan cezadan daha ağır olamaz. Yani sanığın kendi başvurusu, aleyhine sonuç doğurmaz.

Bu güvencenin kapsamı sınırlıdır. Yargıtay uygulamasına göre koruma kapsamı “ceza tür ve miktarı” ile sınırlıdır; infaz rejimine ilişkin bazı kurumların hükümde gösterilmemesi kazanılmış hak oluşturmayabilir. Örneğin tekerrür, infaz rejimine ilişkin bir kurum olduğundan hükümde gösterilmemiş olsa dahi infaz aşamasında resen gözetilebilmektedir.

Bozma kararı üzerine davaya yeniden bakacak mahkeme, ilgililere bozmaya karşı diyeceklerini sorar. Mahkemenin bozma kararına direnme hakkı vardır; direnme üzerine dosya ilgili daireye gönderilir ve daire kararını yerinde görmezse dosya Yargıtay Ceza Genel Kurulu’na gider.

Süre Kaçırılırsa Ne Olur?

Kanun yolu süresi hak düşürücü niteliktedir. Süresinde başvurulmaması hâlinde hüküm kesinleşir ve infaz süreci başlar. Bu nedenle gerekçeli kararın tebliğ tarihinin takibi, dosyanın en kritik takvim kalemidir.

Buna karşılık her gecikme kaybetme anlamına gelmez. Tebligatın usulsüz olduğu iddiası, sürenin hiç işlemeye başlamadığı sonucunu doğurabilir. Bu iddianın ileri sürülebilmesi için tebliğ mazbatasının incelenmesi ve hangi maddeye göre tebligat yapıldığının belirlenmesi gerekir.

DurumSonuçYapılabilecek
Süresinde başvuru yapıldıDosya kanun yolu merciine giderDilekçe gerekçelendirilir
Süre geçti, tebligat usulüne uygunHüküm kesinleşirOlağanüstü kanun yolları değerlendirilir
Süre geçti, tebligat usulsüzSürenin işlemediği ileri sürülebilirTebliğ mazbatası incelenir
Karar 1/6/2024 öncesi verilmişEski süreler uygulanırKarar tarihi kontrol edilir
Karar 1/6/2024 ve sonrasıİki haftalık süreler uygulanırTebliğ tarihi kontrol edilir

Hüküm kesinleştikten sonra da tümüyle çaresiz kalınmaz. Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı itirazı ve kanun yararına bozma gibi olağanüstü kanun yolları bulunmaktadır; ayrıca infaza ilişkin hususlar infaz hâkimliği önünde tartışılmaya devam edebilir. Ancak bu yollar istisnai olduğundan, asıl olan süresinde başvurmaktır.

Süreyi Kaçıranın Son İmkânı: Eski Hâle Getirme (CMK m.40-42)

Yukarıdaki tabloda "olağanüstü kanun yolları" olarak geçen seçeneklerden önce denenmesi gereken bir kurum vardır ve uygulamada sıkça atlanır: eski hâle getirme.

Şart (m.40/1). Kusuru olmaksızın bir süreyi geçirmiş olan kişi, eski hâle getirme isteminde bulunabilir. Kusursuzluğu ispat yükü istemde bulunana aittir; hastalık, tebligattan kusursuz biçimde haberdar olamama gibi hâller bu kapsamda değerlendirilir.

Kusursuzluk karinesi (m.40/2). Bu fıkra çoğu dosyada gözden kaçar: kanun yoluna başvuru hakkı kendisine bildirilmemesi hâlinde de kişi kusursuz sayılır. Yani hükümde veya tebligatta başvurulacak kanun yolu, süresi, mercii ve şekli açıkça gösterilmemişse, sürenin kaçırılmasında kusur bulunmadığı kabul edilir. Bu nedenle süre kaçırıldığında yapılacak ilk iş, gerekçeli karar ve tebligat evrakında bu bildirimin bulunup bulunmadığını kontrol etmektir.

Süre ve merci (m.41). Eski hâle getirme dilekçesi, engelin kalkmasından itibaren iki hafta içinde, süreye uyulduğunda usule ilişkin işlemleri yapacak olan mahkemeye verilir. Bu süre de 2/3/2024 tarihli ve 7499 sayılı Kanun’un 37 nci maddesiyle yedi günden iki haftaya çıkarılmıştır; bu yazının konusu olan değişiklik paketinin bir parçasıdır. Dilekçe sahibi, sürenin geçmesinde kusuru olmadığına ilişkin olguları varsa belgeleriyle açıklar ve dilekçe verildiği anda usule ilişkin yapılamayan işlemler de yerine getirilir.

Eski Hâle Getirme Usulü

KonuKuralDayanak
ŞartSüreyi kusuru olmaksızın geçirmiş olmakCMK m.40/1
Kusursuzluk hâliKanun yoluna başvuru hakkının bildirilmemiş olmasıCMK m.40/2
SüreEngelin kalkmasından itibaren iki hafta (7499 s.K. öncesinde yedi gün)CMK m.41/1
MerciSüreye uyulduğunda usul işlemini yapacak olan mahkemeCMK m.41/1
Birlikte yapılacak işlemDilekçeyle birlikte kaçırılan usul işlemi de yapılır — istinaf veya temyiz dilekçesi aynı anda verilirCMK m.41/2
Karar merciiEsasa hangi mahkeme hükmedecek idiyse o mahkemeCMK m.42/1
Kanun yoluKabul kararı kesindir; ret kararına karşı itiraz yolu açıktırCMK m.42/2

Beşinci satır uygulamada en çok hata yapılan noktadır. Yalnızca eski hâle getirme talebiyle yetinip istinaf veya temyiz dilekçesini vermemek, talep kabul edilse dahi hak kaybına yol açabilir. Doğru yöntem, iki dilekçenin aynı anda ve birlikte sunulmasıdır.

Sıkça Sorulan Sorular

Uyuşturucu dosyasında istinaf süresi ne kadar?

7499 sayılı Kanun’un 18. maddesiyle değişik CMK m.273/1 uyarınca istinaf süresi, hükmün gerekçesiyle birlikte tebliğ edildiği tarihten itibaren iki haftadır. Bu düzenleme 1/6/2024 tarihinde ve sonrasında verilen kararlar hakkında uygulanır.

Temyiz süresi kaç gün?

7499 sayılı Kanun’un 19. maddesiyle değişik CMK m.291/1 uyarınca temyiz süresi de hükmün gerekçesiyle birlikte tebliğ edildiği tarihten itibaren iki haftadır. Önceki düzenlemede bu süre hükmün açıklanmasından itibaren on beş gündü.

Süre duruşmadan mı, gerekçeli karardan mı başlar?

7499 sayılı Kanun’la yapılan değişiklikten sonra süre tefhimden değil, hükmün gerekçesiyle birlikte tebliğ edildiği tarihten başlar. CMK m.39 uyarınca tebliğ günü sayılmaz; süre ertesi günden işlemeye başlar.

Süre tutum dilekçesi hâlâ gerekli mi?

7499 sayılı Kanun ile CMK m.273’ün ikinci fıkrası yürürlükten kaldırılmıştır. Süre artık gerekçeli kararın tebliğinden başladığından, gerekçeli kararı beklemek amacıyla ara bir dilekçe verme ihtiyacı ortadan kalkmıştır.

Kararım 2024’ten önce verildi, hangi süre geçerli?

Kanun yollarına başvuru şekli ve sürelerine ilişkin değişiklikler 1/6/2024 tarihinde ve sonrasında verilen kararlar hakkında uygulanır. Bu tarihten önce verilen kararlar hakkında değişiklikten önceki hükümlerin uygulanmasına devam olunur.

TCK 191 dosyamda temyiz yolu açık mı?

CMK m.286/2 uyarınca ilk derece mahkemelerinden verilen beş yıl veya daha az hapis cezalarına karşı istinaf başvurusunun esastan reddine dair BAM kararları ile bu cezaları artırmayan BAM kararları temyiz edilemez. TCK m.191’de ceza iki yıldan beş yıla kadar olduğundan çoğu dosyada istinaf son aşama olur.

TCK 188 dosyasında temyiz mümkün mü?

Evet. TCK m.188’de öngörülen cezalar CMK m.286/2’deki beş yıllık sınırın üzerinde kaldığından bu dosyalarda temyiz yolu kural olarak açıktır. Bozma kararları dışındaki BAM hükümleri temyiz edilebilir.

Savcı temyiz ettiyse aleyhime mi?

7499 sayılı Kanun’la CMK m.294/1’e eklenen cümle uyarınca Cumhuriyet savcısı temyiz dilekçesinde, temyiz isteğinin sanığın yararına veya aleyhine olduğunu açıkça belirtir. Bu husus dilekçeden anlaşılabilir.

Bozmadan sonra cezam artabilir mi?

Hüküm yalnızca sanık tarafından veya onun lehine temyiz edilmişse, yeniden verilen hüküm önceki hükümle belirlenmiş cezadan daha ağır olamaz. Ancak Yargıtay uygulamasında bu korumanın kapsamı ceza tür ve miktarı ile sınırlıdır.

Süreyi kaçırdım, yapabileceğim bir şey var mı?

Tebligatın usulsüz olduğu iddiası, sürenin işlemeye başlamadığı sonucunu doğurabilir; tebliğ mazbatası incelenmelidir. Hüküm kesinleşmişse Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı itirazı ve kanun yararına bozma gibi olağanüstü kanun yolları değerlendirilebilir.

İstinaf veya temyiz dilekçenizin hazırlanması için Hukukçular Evi Ankara ile iletişime geçin.

📞 0554 648 37 15💬 WhatsApp

Bu konuda hukuki destek almak için

📞 Ara: +905546483715💬 WhatsApp’tan yaz

Post by Av. Fatma Öztürk