Son Söz Sanığındır: Delillerin Tartışılması ve Duruşma Sonu Usulü (CMK m.216)
26 Ağustos 2026

Son Söz Sanığındır: Delillerin Tartışılması ve Duruşma Sonu Usulü (CMK m.216)

📜 Dayanak Mevzuat

Somut bir dosyanızla ilgili görüşmek ister misiniz?

📞 Ara: +905546483715💬 WhatsApp’tan yaz

  • 5271 sayılı CMK m.216/1 — Ortaya konulan delillerle ilgili tartışmada söz, sırasıyla katılana veya vekiline, Cumhuriyet savcısına, sanığa ve müdafiine veya kanuni temsilcisine verilir
  • 5271 sayılı CMK m.216/2 — Tarafların birbirlerinin açıklamalarına cevap verme hakkı
  • 5271 sayılı CMK m.216/3 — Hükümden önce son söz, hazır bulunan sanığa verilir
  • 5271 sayılı CMK m.216/3 – ek cümle — Bu aşamada zorunlu müdafiin hazır bulunmaması hükmün açıklanmasına engel teşkil etmez
  • 5271 sayılı CMK m.215 — Delillerin ortaya konulması ve diyeceklerin sorulması
  • 5271 sayılı CMK m.217 — Delilleri takdir yetkisi
  • 5271 sayılı CMK m.226 — Suçun niteliğinin değişmesi ve ek savunma
  • 5237 sayılı TCK m.188 ve m.191 — Uyuşturucu suçları

Duruşmanın son dakikaları, tüm yargılamanın en çok bozma üreten anıdır. Kural tek cümledir: hükümden önce son söz hazır bulunan sanığa verilir. Yargıtay bu kuralı emredici saymakta ve uyulmamasını kanuna mutlak aykırılık olarak nitelendirmektedir.

Söz Sırası Kanunda Belirlenmiş

Duruşmanın sonundaki tartışma serbest bir sohbet değildir; kanun kimin hangi sırayla konuşacağını belirlemiştir.

CMK m.216/1 uyarınca; ortaya konulan delillerle ilgili tartışmada söz, sırasıyla katılana veya vekiline, Cumhuriyet savcısına, sanığa ve müdafiine veya kanuni temsilcisine verilir.

Maddenin ikinci fıkrası ise cevap hakkını düzenler: Cumhuriyet savcısı, katılan veya vekili sanığın, müdafiinin veya kanuni temsilcisinin açıklamalarına; sanık ve müdafii ya da kanuni temsilcisi de Cumhuriyet savcısının ve katılanın veya vekilinin açıklamalarına cevap verebilir.

SıraKimNot
1Katılan veya vekiliVarsa
2Cumhuriyet savcısıEsas hakkında mütalaa
3SanıkEsas hakkında savunma
4Müdafi veya kanuni temsilciEsas hakkında savunma
Cevap turuAynı sıra tekrarlanırSon sıra müdafi ve sanığa aittir
SonHazır bulunan sanıkCMK m.216/3 son söz

Öğretide bu yapı açıkça özetlenmektedir: tüm delillerin tartışılması aşamasında söz önce katılana veya vekiline, sonra Cumhuriyet savcısına, son olarak sanık ile müdafiine verilir; ikinci fıkraya göre bu sıralama bir kez daha tekrarlanır ancak son sıra ve son söz müdafi ile sanığa aittir.

Bu sıralamanın işlevi bellidir: savunmanın iddiayı duyduktan sonra cevap verebilmesi. Sıra bozulduğunda savunma, kendisine yöneltilen son iddiayı duymadan konuşmuş olur.

Öğretide, bu sıralamaya uyulmamasının Yargıtay tarafından bozma sebebi sayıldığı belirtilmektedir. Ayrıca uygulamada sıralamaya aykırı davranıldığı hâllerde itiraz edilmesine rağmen usulün sürdürüldüğüne dair eleştiriler de dile getirilmektedir.

Son Söz: Emredici Kural

Bu, yazının merkezindeki hükümdür ve tek cümleden ibarettir.

CMK m.216/3: “Hükümden önce son söz, hazır bulunan sanığa verilir.”

Yargıtay Ceza Genel Kurulu’nun süreklilik arz eden çok sayıdaki kararında açıkça belirtildiği üzere; savunma hakkıyla yakından ilgili olan son sözün sanığa ait bulunduğuna ilişkin usul kuralı emredici nitelikte olup, bu kurala uyulmaması kanuna mutlak aykırılık oluşturmaktadır.

Ölçütİçerik
NiteliğiEmredici usul kuralı
AykırılıkKanuna mutlak aykırılık
SonuçSavunma hakkının kısıtlanması
Kanun yoluHükmün diğer yönleri incelenmeksizin bozma
Kime aitHazır bulunan sanığın kendisine
Müdafi savunma yapmışsaSanığın hakkı ortadan kalkmaz

Dördüncü satır kararlarda somut biçimde görülmektedir. Yargıtay Ceza Genel Kurulu kararlarında; hazır bulunan sanıklara son söz hakkı tanınmadan duruşmaya son verilerek hüküm kurulmasının CMK m.216/3’e açıkça aykırılık oluşturduğu ve savunma hakkının kısıtlanması sonucunu doğuran bu usule aykırılık nedeniyle hükmün diğer yönleri incelenmeksizin bozulması gerektiği belirtilmiştir.

Bunun pratik anlamı büyüktür: mahkeme esas hakkında ne kadar isabetli karar vermiş olursa olsun, bu usul kuralına aykırılık tek başına bozma sonucu doğurur.

Beşinci ve altıncı satırlar da önemlidir. Öğretide, son sözün sanığın kendisi tarafından kullanılması gereken bir hak niteliğinde olduğu; Yargıtay’ın bu kuralı kişisel bir hak olarak tanımladığı ve sanığın yerine vekiline veya müdafiine söz hakkı verilmesinin söz konusu olamayacağını belirttiği ifade edilmektedir.

Bozmadan Sonra da Geçerli

Bu, uygulamada en sık hataya düşülen noktadır ve ayrıca vurgulanması gerekir.

Yargıtay Ceza Genel Kurulu kararlarında somut örnekler bulunmaktadır: bozma kararından sonra yapılan oturumda sanık ve müdafiine bozma ilamına karşı diyecekleri sorulmuş, ardından katılan veya vekiline söz verilmiş; ancak hazır bulunan sanığa son söz hakkı tanınmadan duruşmaya son verilerek direnme kararı kurulmuştur.

Bu hâller, CMK m.216/3’e açıkça aykırılık sayılmış ve hükümler bozulmuştur.

AşamaSon söz kuralı
İlk derece duruşmasıUygulanır
Bozmadan sonraki duruşmaUygulanır
Direnme kararı verilirkenUygulanır
Birleşen dosyalardaHer sanık bakımından ayrı ayrı
Çok sanıklı dosyadaHazır bulunan her sanığa
Sanık hazır değilseKural hazır bulunma şartına bağlıdır

İkinci ve üçüncü satırlar bu bölümün özüdür. Bozmadan sonraki yargılamada da uyulması zorunlu bir usul kuralı söz konusudur; direnme kararı verilirken de bu kurala riayet edilmelidir.

Beşinci satır ise uyuşturucu dosyalarında sıkça gündeme gelir. Silodaki ilgili yazılarda görüldüğü üzere bu dosyaların önemli bölümü çok sanıklıdır; son söz hakkının hazır bulunan her sanığa ayrı ayrı tanınması gerekir.

Duruşma usulüne aykırılık nedeniyle kanun yoluna başvuru için bize ulaşın.

📞 0554 648 37 15💬 WhatsApp

Zorunlu Müdafi Bulunmazsa

Maddeye sonradan eklenen bir cümle, uygulamada sıkça sorulan bir soruyu cevaplar.

CMK m.216/3’e eklenen cümle uyarınca; bu aşamada zorunlu müdafiin hazır bulunmaması hükmün açıklanmasına engel teşkil etmez.

DurumSonuç
Sanık hazır, son söz verilmediKanuna mutlak aykırılık
Zorunlu müdafi hazır değilHükmün açıklanmasına engel değildir
Sanık hazır değilKural hazır bulunmaya bağlıdır
Müdafi savunma yaptı, sanığa sorulmadıSanığın kişisel hakkı ihlal edilir
Sanık susma hakkını kullandıHak tanınmış sayılır

Dördüncü satır ayrıca vurgulanmalıdır. Öğretide belirtildiği üzere, eski usul kanununda “sanık namına müdafii tarafından müdafaada bulunulsa dahi müdafaaya ilave edecek bir şeyi olup olmadığı sanığa sorulur” şeklinde açık bir hüküm bulunmaktaydı; bu hükmün yeni kanunda yer almamasının nedeni aynı yöntemin kabul edilmemesi değil, m.216 düzenlemesinin bunu zaten karşılamasıdır.

Beşinci satır ise sanıklar bakımından bilinmelidir. Öğretide, sanığın bu aşamada susma hakkını kullanabileceği; ancak bu durumda delillere ilişkin son açıklama fırsatının kaçırılmış olacağı belirtilmektedir.

Bu nedenle son söz hakkının kullanılması, sanık bakımından basit bir formalite değil gerçek bir savunma fırsatıdır.

Tartışma Neden Zorunlu? CMK m.217

Delillerin tartışılması, sırf bir usul aşaması değildir; hükmün dayanabileceği delil kümesini belirler. Bunun kaynağı 217 nci maddedir ve maddenin iki fıkrası iki ayrı ilke koyar.

CMK m.217 — Delilleri Takdir Yetkisi

FıkraKuralİlke
m.217/1Hâkim, kararını ancak duruşmaya getirilmiş ve huzurunda tartışılmış delillere dayandırabilir. Bu deliller hâkimin vicdani kanaatiyle serbestçe takdir edilirDoğrudanlık
m.217/2Yüklenen suç, hukuka uygun bir şekilde elde edilmiş her türlü delille ispat edilebilirDelil serbestisi ve hukuka uygunluk

Birinci fıkra, bu yazının konusunu doğrudan açıklar. Bir delil dosyada bulunsa dahi, duruşmaya getirilmemiş ve huzurda tartışılmamışsa hükme esas alınamaz. Öğretide de vurgulandığı üzere, delil olarak kullanılabilecek her bilgi, belge veya tutanak taraflara açıklanmalı, içeriği ve niteliği anlatılmalı ve tartışmaya sunulmalıdır. Uyuşturucu dosyalarında bu, somut bir kontrol listesine dönüşür: ekspertiz raporu, arama ve elkoyma tutanakları, iletişim kayıtlarına ilişkin çözüm tutanakları, teşhis ve yüzleştirme tutanakları duruşmada okunmuş ve bunlara karşı diyecekler sorulmuş mudur? Okunmamış bir belgeye dayanılarak kurulan hüküm, bu fıkra üzerinden tartışılabilir.

İkinci fıkra ise sınırı çizer. Delil serbestisi mutlak değildir; ölçüt hukuka uygun biçimde elde edilmiş olmaktır. Bu kural Anayasa’nın 38 inci maddesindeki "kanuna aykırı olarak elde edilmiş bulgular delil olarak kabul edilemez" hükmüyle birlikte okunur. Dolayısıyla delil tartışması iki eksende yürür: delilin duruşmada tartışılıp tartışılmadığı ve hukuka uygun elde edilip edilmediği. Bu iki eksen birbirinin yerine geçmez; ikisi de ayrı ayrı ileri sürülmelidir.

Tartışmadan önceki aşama: m.206

Delillerin tartışılması, ortaya konulmalarından sonra gelir. Sanığın sorguya çekilmesinden sonra delillerin ortaya konulmasına başlanır. Sanığın tebligata rağmen mazeretsiz gelmemesi sebebiyle sorgusunun yapılmamış olması, delillerin ortaya konulmasına engel olmaz; bu deliller sonradan sanığa bildirilir.

CMK m.206/2 — Delilin Reddi Sebepleri

BentSebep
aDelil, kanuna aykırı olarak elde edilmiş ise
bDelil ile ispat edilmek istenilen olayın karara etkisi yoksa
cİstem, sadece davayı uzatmak maksadıyla yapılmışsa

Bu üç bent, delil talebinin nasıl yazılacağını belirler. Talep reddedilmek istenmiyorsa, dilekçede delilin hangi olguyu ispat edeceği ve o olgunun karara nasıl etki edeceği açıkça gösterilmelidir. "Tanık dinlenmesini talep ederiz" biçimindeki bir istem, (b) ve (c) bentleri bakımından savunmasız kalır. Buna karşılık "tanık, olay tarihinde sanığın başka yerde bulunduğunu bilmektedir; bu husus fiilin sanık tarafından işlenip işlenmediği bakımından belirleyicidir" biçiminde somutlaştırılmış bir talep, ret gerekçesini baştan karşılar.

Bir de vazgeçme kuralı vardır: Cumhuriyet savcısı ile sanık veya müdafii birlikte rıza gösterirlerse, tanığın dinlenmesinden veya başka bir delilin ortaya konulmasından vazgeçilebilir. Buradaki şart, rızanın birlikte olmasıdır; tek taraflı bir kabul yeterli değildir. Bu nedenle duruşmada "tanıktan vazgeçildi" şeklinde bir kayıt düşülürken, vazgeçmenin kimlerin rızasıyla gerçekleştiği tutanaktan denetlenebilir.

Uyuşturucu dosyasında delil tartışması kontrol listesi

Yukarıdaki hükümler bir arada uygulandığında, esas hakkındaki beyandan önce yapılacak son kontrol şu başlıklara indirgenebilir.

Tartışma Öncesi Son Kontrol

BelgeSorulacak soru
Ekspertiz raporuDuruşmada okundu mu; etken madde ve miktar bakımından diyecekler soruldu mu
Arama ve elkoyma tutanaklarıOkundu mu; hukuka uygunluk itirazı tutanağa geçirildi mi
İletişim kayıtları ve çözüm tutanaklarıİçeriği duruşmada açıklandı mı; aidiyet itirazı kayda geçti mi
Teşhis ve yüzleştirme tutanaklarıUsulüne uygunluğu tartışıldı mı
Tanık beyanlarıHer beyandan sonra diyecekler soruldu mu; çelişkiler tutanağa geçti mi
Reddedilen delil talepleriRet gerekçesi hangi bende dayanıyor; geçlik gerekçesi mi kullanıldı
Sonradan ulaşılan belgelerSunuldu mu; sunulmadıysa neden

Bu listenin işlevi yalnızca o duruşmayla sınırlı değildir. Sağ sütundaki soruların cevabı olumsuzsa, bu husus o celsede tutanağa geçirilmelidir. Yazının aşağıdaki bölümünde anlatıldığı üzere duruşma tutanağı bu konuda tek ispat aracıdır; kayda geçmemiş bir eksiklik, kanun yolu aşamasında ileri sürülse dahi dosyadan doğrulanamaz. Bu nedenle esas hakkındaki beyandan önce listenin gözden geçirilmesi ve eksik kalan başlıkların tek tek zapta geçirilmesi istenmelidir.

Geç bildirme ret sebebi değildir: m.207

Kanun bu konuda açık bir güvence getirmiştir: delilin ortaya konulması istemi, bunun veya ispat edilmek istenen olayın geç bildirilmiş olması nedeniyle reddedilemez.

Bu hüküm, savunma bakımından değeri sıkça atlanan bir kuraldır. Yargılamanın ileri aşamasında ortaya çıkan veya ancak o aşamada ulaşılabilen bir delil bakımından "neden daha önce sunmadınız" sorusu tek başına bir ret gerekçesi oluşturmaz. Uyuşturucu dosyalarında bu durum sık görülür: kayıtlara sonradan ulaşılması, bir belgenin kurumdan geç temin edilmesi ya da bir tanığa geç erişilmesi gibi hâller bu kapsamdadır. Talep reddedilirse, ret kararının hangi bende dayandırıldığı kontrol edilmeli; gerekçe yalnızca geçlik ise bu madde doğrudan ileri sürülmelidir. Aynı şekilde, delil talebinin esas hakkındaki mütalaadan sonra ileri sürülmesi de tek başına ret sebebi değildir.

Esas Hakkında Mütalaa

Söz sırasındaki ikinci halka Cumhuriyet savcısının mütalaasıdır ve bunun da denetlenmesi gerekir.

Yargı kararlarında, savcının esasa ilişkin görüşü alınmadan hüküm kurulmasının hukuka aykırı olacağı belirtilmektedir. Ayrıca bir kararda; savcının “bozma ilamına uyulması talep olunur” şeklindeki sözlerinin esas hakkında mütalaa olarak kabul edilmediği ifade edilmiştir.

Denetim noktasıSorulacak soru
Mütalaa alındı mı?Esasa ilişkin görüş bildirilmiş mi?
İçerik yeterli mi?Genel ifadeler mütalaa sayılmayabilir
Savunmaya tebliğMütalaa savunmaya bildirildi mi?
Süre talebiSavunma için ek süre istenebilir
SıraSavcıdan sonra savunmaya söz verildi mi?
TutanakSıralama tutanağa nasıl geçmiş?

Dördüncü satır savunma bakımından değerli bir imkândır. Anayasa Mahkemesi kararlarında; yargılama sürecinde ortaya çıkan ve mahkemenin kararını esaslı biçimde değiştirebilecek nitelikteki yeni durumlarda, suç isnadı altındaki kişiye gerekli zaman ve kolaylıkların sağlanması gerektiği belirtilmiştir.

Aynı kararda; esas hakkındaki mütalaanın sunulduğu celsede savunma için ek süre talebinin “yargılamanın sürüncemede kalmasına yönelik olduğu” gerekçesiyle reddedilmesinin somut olaya uygun olmadığı ifade edilmiştir.

Bunun uyuşturucu dosyalarındaki karşılığı somuttur: mütalaa duruşmada sözlü olarak açıklandığında ve ağır bir ceza talep edildiğinde, savunmanın hazırlık için ek süre talep etmesi meşru bir taleptir.

Suçun Niteliği Değişirse

Duruşma sonu usulünün bir başka halkası, nitelendirmenin değişmesi hâlinde ortaya çıkar ve uyuşturucu dosyalarında sıkça gündeme gelir.

Silodaki nitelendirme yazılarında görüldüğü üzere bu dosyalarda kullanma ile ticaret ayrımı belirleyicidir. İddianamede belirtilen nitelendirmenin duruşma sonunda değişmesi hâlinde CMK m.226 kapsamındaki ek savunma hakkı devreye girer.

DurumDeğerlendirme
Nitelendirme iddianameden farklıEk savunma hakkı gündeme gelir
TCK m.191’den m.188’e dönüşmeSanık aleyhine değişiklik
TCK m.188’den m.191’e dönüşmeSanık lehine değişiklik
Nitelikli hâlin eklenmesiEk savunma gerektirir
Ek savunma verilmemesiSavunma hakkının kısıtlanması tartışması
SüreSavunma için süre talep edilebilir

İkinci satır uyuşturucu dosyalarında en ağır senaryodur. Silodaki ilgili yazılarda görüldüğü üzere kullanma ile ticaret arasındaki fark, iki yıldan beş yıla kadar hapis ile on yıldan az olmamak üzere hapis arasındaki farktır.

Böyle bir nitelendirme değişikliği hâlinde savunmanın hazırlanabilmesi için gerekli zaman ve kolaylıkların sağlanması gerekir; bu, yukarıda aktarılan anayasal ilkeyle doğrudan bağlantılıdır.

Duruşma Sonu Kontrol Sırası

Bu bölüm, duruşmanın son bölümünde müdafiin takip etmesi gereken sırayı özetler.

AdımKontrol
1Deliller usulüne uygun ortaya konuldu mu?
2Diyecekler soruldu mu?
3Savcı esas hakkında mütalaa verdi mi?
4Mütalaa savunmaya bildirildi mi?
5Gerekiyorsa ek süre talep edildi mi?
6Söz sırası kanuna uygun mu?
7Nitelendirme değiştiyse ek savunma verildi mi?
8Hazır bulunan sanığa son söz soruldu mu?
9Çok sanıklıysa her sanığa ayrı ayrı soruldu mu?
10Tutanağa doğru geçirildi mi?

Sekizinci ve dokuzuncu satırlar bu listenin en kritik kalemleridir. Son söz hakkının tanınmaması tek başına bozma sebebidir; çok sanıklı dosyalarda ise hazır bulunan her sanık bakımından ayrı ayrı gözetilmelidir.

Onuncu satır ise sonraki denetimin dayanağını oluşturur. Duruşma tutanağı, usule uyulup uyulmadığının tek ispat aracıdır; bu nedenle tutanağın içeriği duruşma sonunda kontrol edilmelidir.

Beşinci satır ise pratik bir hatırlatmadır. Ağır bir mütalaa açıklandığında ek süre talebi, savunmanın hazırlanabilmesi için meşru ve dayanağı bulunan bir taleptir.

Sanıklar İçin: Son Söz Nasıl Kullanılır?

Bu hak, çoğu zaman formalite sanılarak boşa harcanır. Oysa hükümden hemen önce söylenen sözler, mahkemenin son izlenimini oluşturur.

YaklaşımDeğerlendirme
“Diyeceğim yok” demekHak tanınmış sayılır ancak fırsat kullanılmaz
Savunmanın özünü tekrarlamakSon izlenimi güçlendirir
Yeni bir olguyu dile getirmekGerekirse ayrıca değerlendirilmesi istenebilir
Pişmanlık ve tutumTakdiri indirim bakımından değerlendirilebilir
Kişisel durumu anlatmakAile, iş, sağlık ve tedavi süreci
Uzun ve dağınık konuşmaEtkisini azaltabilir

Dördüncü ve beşinci satırlar uyuşturucu dosyalarında somut karşılık bulur. Silodaki ceza tayini yazısında ele alındığı üzere TCK m.62 kapsamındaki takdiri indirim değerlendirmesinde sanığın duruşmadaki tutumu da gözetilir.

Aynı şekilde tedavi sürecine başlanmış olması, çalışma ve aile düzeninin bulunması gibi somut olguların bu aşamada dile getirilmesi yerinde olur.

Bu nedenle son söz, duruşma öncesinde müdafi ile birlikte kısa da olsa hazırlanmalıdır; hazırlıksız bir “diyeceğim yok” cevabı, kanunun tanıdığı en son savunma fırsatını harcar.

Neden Bu Kadar Önemli?

Bir usul kuralının bu kadar sert korunmasının sebebi, savunma hakkının yapısında yatar.

Öğretide belirtildiği üzere; ceza muhakemesinde sanığın en önemli haklarından biri savunma hakkıdır ve hazır bulunduğu oturumda son söz verilmeden hüküm kurulması, savunma hakkının kısıtlanması sonucunu doğurur.

İlkeKarşılığı
Silahların eşitliğiİddiayı duyduktan sonra cevap verebilme
Son sözün savunmada olmasıKapanışın savunmaya bırakılması
Doğrudan dinlenmeSanığın kendi sözleriyle mahkemeye hitap etmesi
Hükmün oluşumuSon izlenimin savunmadan alınması
Emredici nitelikTarafların iradesine bırakılmamış olması

İkinci satır bu kuralın mantığını özetler. Yargılamanın kapanışının savunmaya bırakılması, iddia makamının son sözü söyleyip savunmanın cevapsız kalmasını önler.

Beşinci satır ise kuralın niteliğini gösterir. Kural emredici olduğundan, sanığın veya müdafiin buna itiraz etmemesi kuralın uygulanmamasını meşrulaştırmaz; mahkemenin resen gözetmesi gerekir.

Bu nedenle savunma tarafından yapılması gereken şey, itiraz etmekten çok tutanağa geçirtmektir: son sözün sorulup sorulmadığı ve verilen cevabın tutanakta nasıl yer aldığı, sonraki denetimin tek dayanağıdır.

Tutanak: Tek İspat Aracı

Duruşmada olan biten, ancak tutanağa geçtiği ölçüde kanun yolunda değerlendirilebilir.

HususTutanakta aranacak
Söz sırasıKimin hangi sırayla konuştuğu
Esas hakkında mütalaaSavcının görüşünün içeriği
Son sözSanığa soruldu ibaresi
Sanığın cevabıVerilen cevabın kaydı
Çok sanıklı dosyaHer sanık bakımından ayrı kayıt
Ek savunmaNitelendirme değişikliğinde verilip verilmediği
Süre talebiTalep ve ret gerekçesi
İtirazlarUsule ilişkin itirazların kaydı

Üçüncü ve dördüncü satırlar bu bölümün özüdür. Tutanakta son sözün sorulduğuna dair bir kayıt bulunmuyorsa, kanun yolunda bu husus ileri sürülebilir.

Beşinci satır ise çok sanıklı uyuşturucu dosyalarında dikkat gerektirir. Tutanakta yalnızca bazı sanıklar bakımından kayıt bulunması, diğerleri bakımından hakkın tanınmadığı sonucunu doğurabilir.

Sekizinci satır ise pratik bir tavsiyedir. Duruşmada usule ilişkin bir aykırılık gözlemlendiğinde, bunun tutanağa geçirilmesinin talep edilmesi; sonraki aşamalarda somut dayanak oluşturur.

Kontrol Listesi

SıraKontrolNeden
1Söz sırası CMK m.216/1’e uygun mu?Sıralamaya aykırılık bozma sebebi olabilir
2Savcının esas hakkında mütalaası alındı mı?Esasa ilişkin görüş zorunludur
3Genel ifadeler mütalaa sayılmış mı?İçeriğin yeterliliği
4Cevap hakkı kullanıldı mı?CMK m.216/2
5Hazır bulunan sanığa son söz verildi mi?Kanuna mutlak aykırılık
6Son söz sanığın kendisine mi soruldu?Kişisel haktır
7Çok sanıklı dosyada her sanığa soruldu mu?Ayrı ayrı gözetilir
8Bozmadan sonraki duruşmada da soruldu mu?Kural orada da geçerlidir
9Direnme kararında gözetildi mi?Aynı kural uygulanır
10Nitelendirme değiştiyse ek savunma verildi mi?Savunma hakkı
11Ek süre talebi reddedildiyse gerekçesi ne?Anayasal ilkeler
12Tutanak usule uygunluğu gösteriyor mu?Tek ispat aracı

Beşinci satır bu yazının özüdür. Yargıtay Ceza Genel Kurulu kararlarında bu kural emredici sayılmakta ve aykırılık, hükmün diğer yönleri incelenmeksizin bozulmasını gerektirmektedir.

Sekizinci satır ise en sık atlanan hâldir. Bozmadan sonraki yargılamada ve direnme kararı verilirken de aynı kurala uyulması zorunludur.

Sıkça Sorulan Sorular

Son söz kime aittir?

CMK m.216/3 uyarınca hükümden önce son söz, hazır bulunan sanığa verilir. Öğretide bu hakkın sanığın kendisi tarafından kullanılması gereken kişisel bir hak olduğu belirtilmektedir.

Son söz verilmezse ne olur?

Yargıtay Ceza Genel Kurulu kararlarında bu usul kuralının emredici nitelikte olduğu ve uyulmamasının kanuna mutlak aykırılık oluşturduğu belirtilmektedir. Bu hâlde hüküm, diğer yönleri incelenmeksizin bozulur.

Müdafiim savunma yaptı, yine de bana sorulmalı mı?

Evet. Öğretide, sanığın yerine vekiline veya müdafiine söz hakkı verilmesinin söz konusu olamayacağı; son sözün sanığın kendisi tarafından kullanılması gereken bir hak olduğu belirtilmektedir.

Duruşmada söz sırası nasıl?

CMK m.216/1 uyarınca söz sırasıyla katılana veya vekiline, Cumhuriyet savcısına, sanığa ve müdafiine veya kanuni temsilcisine verilir. İkinci fıkraya göre bu sıralama tekrarlanır ancak son sıra müdafi ve sanığa aittir.

Bozmadan sonra da son söz sorulur mu?

Evet. Yargıtay kararlarında, bozmadan sonraki oturumda hazır bulunan sanığa son söz hakkı tanınmadan direnme kararı verilmesinin CMK m.216/3’e açıkça aykırılık oluşturduğu belirtilmiştir.

Zorunlu müdafi yoksa hüküm açıklanabilir mi?

CMK m.216/3’e eklenen cümle uyarınca bu aşamada zorunlu müdafiin hazır bulunmaması hükmün açıklanmasına engel teşkil etmez.

Savcının mütalaası alınmadan karar verilebilir mi?

Yargı kararlarında savcının esasa ilişkin görüşü alınmadan hüküm kurulmasının hukuka aykırı olacağı belirtilmektedir. Ayrıca genel nitelikteki bazı ifadelerin esas hakkında mütalaa sayılmadığı ifade edilmiştir.

Mütalaadan sonra süre isteyebilir miyim?

Anayasa Mahkemesi kararlarında, kararı esaslı biçimde değiştirebilecek yeni durumlarda suç isnadı altındaki kişiye gerekli zaman ve kolaylıkların sağlanması gerektiği belirtilmiştir; ek süre talebi bu çerçevede değerlendirilir.

Susma hakkımı kullanabilir miyim?

Evet, sanık bu aşamada susma hakkını kullanabilir. Ancak öğretide, bu durumda delillere ilişkin son açıklama fırsatının kaçırılmış olacağı belirtilmektedir.

Suçun niteliği değişirse ne olur?

İddianamedeki nitelendirmenin değişmesi hâlinde CMK m.226 kapsamındaki ek savunma hakkı gündeme gelir. Uyuşturucu dosyalarında kullanma ile ticaret arasındaki geçiş bu bakımdan özellikle önemlidir.

Duruşma usulü, son söz hakkı ve kanun yolu başvurusu için Hukukçular Evi Ankara ile görüşün.

📞 0554 648 37 15💬 WhatsApp

Bu konuda hukuki destek almak için

📞 Ara: +905546483715💬 WhatsApp’tan yaz

Post by Av. Fatma Öztürk