Kazandırıcı Zamanaşımıyla Mülkiyet Kazanma Değerlendirme Aracı — TMK m.712-715 (2026)
21 Ağustos 2026

Kazandırıcı Zamanaşımıyla Mülkiyet Kazanma Değerlendirme Aracı — TMK m.712-715 (2026)

“Yirmi yıldır kullanıyorum, tapusunu alabilirim” sanılanın aksine çoğu zaman doğru değildir. Süre yalnızca koşullardan biridir; asıl belirleyici olan taşınmazın hukuki niteliğidir. Orman, mera ve kıyıda süre ne olursa olsun sonuç değişmez. Üstelik en çok bilinen yollardan biri Anayasa Mahkemesi kararıyla kapatılmıştır. Bu araç önce niteliği, sonra süreyi değerlendirir.

Süre tek başına yetmez, taşınmazın niteliği belirleyicidir

Av. Fatma Öztürk — Hukukçular Evi Ankara

📞 Hemen Arayın💬 WhatsApp📋 Ön Değerlendirme

Kazandırıcı Zamanaşımıyla Mülkiyet Kazanma (TMK m.712-715)



Not: Orman, mera ve kıyı gibi yerler süre ne olursa olsun kazanılamaz.

“Malik Yirmi Yıl Önce Öldü” Yolu Kapandı

TMK m.713/2’nin ilk hâlinde şu ifade yer alıyordu: “maliki tapu kütüğünden anlaşılamayan veya yirmi yıl önce ölmüş ya da hakkında gaiplik kararı verilmiş bir kimse adına kayıtlı bulunan taşınmaz…”

Anayasa Mahkemesi 17 Mart 2011 tarihli kararıyla (E.2009/58, K.2011/52; RG 23 Temmuz 2011, S.28003) bu ifadedeki “ölmüş” sözcüğünü iptal etti. Gerekçe kısa ve nettir:

“Tapuya kayıtlı bir taşınmazın malikinin ölmesi hâlinde, bu taşınmazın sahibi mirasçılarıdır.” Miras, ölümle kendiliğinden mirasçılara geçer. Tapuda intikal yapılmamış olması mülkiyeti sona erdirmez. Bu nedenle, sırf malikin yirmi yıl önce ölmüş olmasına dayanarak zilyedin tescil isteyebilmesi mülkiyet hakkına aykırı bulunmuştur.

Bugünkü sonuç: tapudaki malikin yirmi yıl önce ölmüş olması tek başına tescil istemeye dayanak oluşturmaz. Buna karşılık maddenin “maliki tapu kütüğünden anlaşılamayan” ve “hakkında gaiplik kararı verilmiş” bölümleri yürürlüktedir.

Zilyetliğin tamamlanma tarihi burada belirleyici olabilir. Mülkiyet, koşulların gerçekleştiği anda kazanılmış sayıldığından, yirmi yıllık süre iptal kararından önce dolmuşsa kazanılmış hak tartışması gündeme gelir. Bu nedenle zilyetliğin başlangıç ve bitiş tarihleri dosyanın kaderini belirler.

Hangi Taşınmazlar Kazanılabilir?

Karşılaştırma

DurumSonuç
Tapu kütüğünde hiç kayıtlı değilKazanılabilir — m.713/1
Kayıtlı ama maliki kayıttan anlaşılamıyorKazanılabilir — m.713/2
Malik hakkında yirmi yıl önce gaiplik kararı varKazanılabilir — m.713/2
Malik yirmi yıl önce ölmüşYol kapatıldı — AYM iptali
Tapuda malik belli, mirasçıları varKazanılamaz
OrmanKazanılamaz — Anayasa m.169
Mera, yaylak, kışlakKazanılamaz
Kıyı ve sahil şeridiKazanılamaz
Devletin hüküm ve tasarrufu altındaki yerlerKazanılamaz — m.715

Özel kanun hükümleri önceliklidir: Kadastro Kanunu, Orman Kanunu, Mera Kanunu ve Kıyı Kanunu, Türk Medeni Kanunu’nun önüne geçer.

Orman ve mera süre ne olursa olsun mülk edinilemez

Av. Fatma Öztürk — Hukukçular Evi Ankara

📞 Hemen Arayın💬 WhatsApp📋 Ön Değerlendirme

Zilyetliğin Üç Koşulu

Süre tek başına yeterli değildir. Zilyetliğin şu üç niteliği taşıması gerekir:

  • Davasız — zilyetliğe karşı dava açılmamış olması. Kanun koyucu bilinçli olarak “nizasız” yerine “davasız” demiştir.
  • Aralıksız — yirmi yıl boyunca kesintisiz sürmesi.
  • Malik sıfatıyla — taşınmazı kendi malı gibi kullanmak. Kiracı, ariyet alan veya intifa hakkı sahibi malik sıfatıyla zilyet sayılmaz; bu kişilerin zilyetliği ne kadar uzun sürerse sürsün mülkiyet kazandırmaz.

Olağanüstü zamanaşımında, olağan zamanaşımından farklı olarak iyiniyet aranmaz. Zilyedin taşınmazın kendisine ait olmadığını bilmesi sonucu değiştirmez.

İdari başvuru zilyetliği kesmez. 3091 sayılı Kanun uyarınca idari makamlara yapılan “zilyetliğe tecavüzün önlenmesi” başvurusu, Yargıtay uygulamasında dava sayılmaz ve süreyi kesintiye uğratmaz. O kanunun amacı yalnızca fiilî müdahaleleri geçici olarak önlemektir; uyuşmazlığın kesin çözümü yargı makamlarına bırakılmıştır.

Önceki Zilyedin Süresi Eklenebilir

Zamanaşımından yararlanma koşulları bulunan her zilyet, aynı koşullara sahip önceki zilyedin süresini kendi süresine ekleyebilir (TMK m.996). Bu kural süreyi önemli ölçüde kısaltır.

Örnek: taşınmazı on iki yıl kullanmış bir kişiden devraldıysanız ve kendi zilyetliğiniz sekiz yıl sürmüşse, yirmi yıllık süre tamamlanmış sayılır. Ekleme için zilyetliğin devredilmiş olması ve önceki zilyedin de aynı nitelikte zilyet bulunması gerekir.

Sürelerin hesaplanmasında, kesilmesinde ve durmasında Borçlar Kanunu’nun zamanaşımına ilişkin hükümleri kıyas yoluyla uygulanır (TMK m.714).

Yüzölçümü Sınırı: 40, 50 ve 100 Dönüm

Kadastro Kanunu m.14, zilyetlikle edinilebilecek alanı sınırlar: kuru arazide yüz, dikili arazide elli, sulu arazide kırk dönüm. Sınırı aşan kısım bakımından tescil istenemez. Araç kuru ve sulu arazi sınırlarını hesaplar; bağ, bahçe veya zeytinlik gibi dikili arazilerde elli dönümlük sınır esas alınmalıdır.

Önemli bir ayrıntı vardır: Kadastro Kanunu m.4 uyarınca her mahalle bağımsız bir çalışma alanı sayılır. Yargıtay Hukuk Genel Kurulu bu nedenle sınırın her çalışma alanı için ayrı ayrı uygulanacağına, farklı mahallelerdeki taşınmazların toplanmayacağına karar vermiştir.

Toprağın sulu mu kuru mu sayılacağı, sulama imkânının fiilen bulunup bulunmadığına göre belirlenir ve uyuşmazlık hâlinde bilirkişi incelemesiyle saptanır.

Tescil Davası Nasıl Yürür?

Kime karşı açılır? Hazineye ve ilgili kamu tüzel kişilerine, varsa tapuda malik gözüken kişinin mirasçılarına karşı (TMK m.713/3).

Hâkim resen araştırır. Davanın dayandığı vakıaların varlığını hâkim kendiliğinden inceler; tarafların ileri sürmesini beklemez.

İlan yapılır. Dava ilan edilir ve son ilandan itibaren üç ay içinde koşulların gerçekleşmediğini ileri sürerek itiraz eden bulunmaz ya da itiraz yerinde görülmezse, davacının iddiası ispatlanmışsa hâkim tescile karar verir.

Tescil açıklayıcıdır. Mülkiyet, koşulların gerçekleştiği anda kazanılmış olur; tapu siciline tescil kurucu değil açıklayıcı niteliktedir.

Görevli mahkeme asliye hukuk, yetkili mahkeme taşınmazın bulunduğu yer mahkemesidir.

İspat: Tanık Tek Başına Yetmez

Zilyetliğin yirmi yıl boyunca ve malik sıfatıyla sürdüğünü ispat yükü davacıdadır. Tanık beyanı önemlidir ancak özellikle eski tarihli uyuşmazlıklarda tek başına yetersiz kalır.

Uygulamada kabul gören objektif deliller:

  • Eski tarihli hava fotoğrafları — kullanımın hangi tarihte başladığını gösterir
  • Kadastro tutanakları ve tespit kayıtları
  • Vergi kayıtları — taşınmaz beyanı ve ödemeler
  • Su, elektrik abonelik kayıtları
  • Tarımsal destekleme kayıtları ve çiftçi kayıt sistemi verileri

Olağan ve Olağanüstü Zamanaşımı Farkı

Türk Medeni Kanunu iki ayrı yol öngörür ve bunlar sık karıştırılır.

Karşılaştırma

ÖlçütOlağan (m.712)Olağanüstü (m.713)
Süre10 yıl20 yıl
Tapu kaydıKişi malik olarak yazılıKayıt yok veya malik belirsiz
İyiniyetŞartAranmaz
İşleviSakat tescili sağlamlaştırırTescilsiz mülkiyeti tanır
DavaGerekmez — itiraz edilemezTescil davası açılır

Olağan zamanaşımı savunma niteliğindedir: geçerli bir hukuki sebep olmaksızın tapuya malik olarak yazılmış iyiniyetli kişiyi on yıl sonra korur. Olağanüstü zamanaşımı ise talep niteliğindedir: hiç kayıtlı olmayan bir taşınmaz için tescil istenir.

İyiniyet farkı belirleyicidir. Olağan zamanaşımında kötüniyet ispatlanırsa süre işlemez ve tescil sağlamlaşmaz. Olağanüstü zamanaşımında ise zilyedin taşınmazın kendisine ait olmadığını bilmesi sonucu değiştirmez; kanun burada uzun süreli fiilî duruma öncelik tanımıştır.

Mirasçılar Ne Yapmalı?

Madalyonun diğer yüzü: tapuda kayıtlı bir taşınmazın mirasçısıysanız ve taşınmazı başkası kullanıyorsa, hangi tedbirleri almanız gerektiği önem taşır.

İntikal yaptırın. Mirasçılar süre dolmadan önce kendi adlarına intikal yaptırmışlarsa, taşınmaz artık bu yolla kazanılamaz. İntikal, hem mülkiyeti görünür kılar hem de zilyedin “maliki tapu kütüğünden anlaşılamıyor” iddiasını ortadan kaldırır.

Dava açın. Zilyetliğin “davasız” olması koşulu, dava açılmasıyla ortadan kalkar ve süre kesilir. Elatmanın önlenmesi veya ecrimisil davası bu sonucu doğurur.

Ecrimisil isteyin. Haksız kullanım süresince ecrimisil talep edilebilir; bu hem tazminat sağlar hem de kullanımın haksız olduğunu kayda geçirir. Tutarı ecrimisil aracıyla hesaplayabilirsiniz.

Sessiz kalmak süreyi işletir. Mülkiyet hakkı zamanaşımına uğramaz; ancak TMK m.713 kapsamındaki bir taşınmazda uzun süreli sessizlik, zilyedin lehine koşulların oluşmasına yol açabilir. Taşınmazın kullanıldığını öğrenen mirasçının vakit kaybetmeden harekete geçmesi gerekir. Yalnızca sözlü uyarı ya da idari başvuru süreyi kesmez; yargı yoluna başvurulmalıdır.

Aracı Kullanırken: Şartları Doğru Girin

Sonucun doğruluğu girdiğiniz bilgilerin doğruluğuna bağlıdır. Aşağıdaki tablo, her bilgiyi hangi belgede bulacağınızı gösterir.

Girdi rehberi

GirdiNerede bulunurDikkat
Taşınmazın durumuTapuda kayıtlı mı, tapusuz muSüreyi belirler
Zilyetlik başlangıcıKullanmaya başladığınız tarihSürenin başlangıcı
Zilyetlik niteliğiMalik sıfatıyla mıKiracı sayılmaz
Kesinti var mıTerk, dava, engellemeSüreyi keser
Taşınmazın vasfıOrman, mera, kıyı mıKazanılamaz
Önceki zilyetDevir veya miras varsaSüre eklenebilir

Beşinci satır ön kontroldür ve atlanırsa tüm süreç boşa gider: orman, mera, yaylak ve kıyı vasıflı yerler ne kadar süre kullanılırsa kullanılsın zamanaşımıyla kazanılamaz. Üçüncü satır ise en sık yapılan hatadır — kiracı veya ariyet alan malik sıfatıyla zilyet sayılmaz.

Sonucu Nasıl Okumalısınız: Kazanma İhtimaliniz Var mı?

Araç size bir sonuç verir; asıl mesele bu sonucun ne anlama geldiği ve sonrasında ne yapmanız gerektiğidir.

Sonuç yorumu ve sonraki adım

Çıkan sonuçNe anlama gelirAtılacak adım
Tapusuz, yirmi yıl dolduTescil davası açılabilirHazine ve idarelere karşı
Tapulu, on yıl ve iyiniyetOlağan zamanaşımıYolsuz tescile dayanma
Süre dolmadıBeklemek gerekirKesinti olmasın
Vasıf uygun değilKazanılamazDava reddedilir
Kiracı sıfatıKazanamazNitelik eksik
Paydaşlar arasıKural olarak işlemezOrtak mülkiyet
Kadastro sürüyorAskı süresinde itiraz edinDaha kolay ve ucuz
Önceki zilyet süresiEklenebilirHalefiyet belgesi
DelilVergi, ekim kaydı, hava fotoğrafıErken toplayın

Yedinci satır bu aracın en değerli tavsiyesidir: bölgede kadastro çalışması sürüyorsa zilyetlik iddiası askı süresi içinde kadastro mahkemesinde ileri sürülmelidir — bu yol, kesinleşme sonrası açılacak tescil davasından hem çok daha hızlı hem çok daha ucuzdur. Dördüncü satır ise mutlak sınırdır; taşınmazın vasfı uygun değilse süre ne kadar dolmuş olursa olsun kazanma mümkün olmaz.

Aracın sınırı: Bu araç kanuni süreleri ve şartları esas alarak bir ön değerlendirme yapar; taşınmazın vasfını ve zilyetliğin niteliğini somut olayda mahkeme belirler. Somut dosyanızdaki sonucu mahkeme belirler; araç bir ön değerlendirme sunar, hukuki görüş yerine geçmez.

Konunun tam anlatımı için: zilyetlik ve kazandırıcı zamanaşımıyla tescil — olağan ve olağanüstü zamanaşımı şartları ile dava usulü orada ayrıntılı olarak anlatılmaktadır.

AYM İptal Kararı Sonrası Kazanılmış Hak: Zilyetlik Hangi Tarihte Tamamlandı?

Anayasa Mahkemesi, Ankara 11. Asliye Hukuk Mahkemesinin itiraz başvurusu üzerine TMK m.713/2’deki “ölmüş” sözcüğünü 17.03.2011 tarihli, E.2009/58, K.2011/52 sayılı kararıyla iptal etmiş ve karar yayımlanıncaya kadar hükmün yürürlüğünü durdurmuştur; karar 23.07.2011 tarihli Resmî Gazete’de yayımlanmıştır. Anayasa Mahkemesi kararları geriye yürümez (Anayasa m.153/5). Bu nedenle iptal kararından sonra açılan davalarda sırf kayıt malikinin yirmi yıl önce ölmüş olmasına dayanılamazsa da, koşulları iptal kararından önce tamamlanmış zilyetler bakımından durum farklıdır.

Yargıtay Hukuk Genel Kurulu, 04.03.2020 tarihli, E.2017/1670, K.2020/242 sayılı kararında, Anayasa Mahkemesinin iptal kararını verdiği 17.03.2011 tarihinden önce malikin yirmi yıldan önce ölmüş olduğu ve bu tarihe kadar diğer kazanma koşulları yanında yirmi yıllık kazanma süresinin de dolduğu durumda, davacı lehine TMK m.713/2’deki koşulların gerçekleştiğini kabul etmiştir. Mülkiyet koşulların gerçekleştiği anda kazanıldığından (TMK m.713/5), belirleyici olan dava tarihi değil, hem malikin ölümünden itibaren yirmi yılın hem de yirmi yıllık zilyetliğin 17.03.2011’den önce dolmuş olmasıdır. Bu nedenle bu tür dosyalarda ölüm tarihi, zilyetliğin başlangıcı ve süreklilik iddiasının 2011 öncesine ilişkin delillerle ispatı davanın sonucunu belirler.

“Malik yirmi yıl önce öldü” iddiasında zaman bakımından sonuç

DurumSonuçDayanak
Malik 1985’te öldü; zilyetlik 1985’ten beri; 2011 öncesi 20 yıl dolmuşKazanılmış hak; tescil istenebilirYHGK 04.03.2020, E.2017/1670, K.2020/242
Malik 1995’te öldü; 20 yıl 2015’te dolduİptal sonrası tamamlandı; bu yol kapalıAYM 17.03.2011, E.2009/58, K.2011/52
Zilyetlik 2000’de başladı2011 öncesi 20 yıl dolmadı; yol kapalıAYM 17.03.2011, E.2009/58, K.2011/52
Maliki kütükten anlaşılamıyorHüküm yürürlükteTMK m.713/2
Malik hakkında 20 yıl önce gaiplik kararıHüküm yürürlükteTMK m.713/2
Mirasçılar belli ve malik biliniyorKazanılamazTMK m.713/2

TMK m.712-715 ve m.996: Kanun Metinlerinin Yapısı

Olağan kazandırıcı zamanaşımında tapu kütüğünde geçerli bir sebep olmaksızın malik olarak kayıtlı bulunan kimsenin, iyiniyetle, davasız ve aralıksız olarak on yıl zilyetliğinde bulundurduğu taşınmaz üzerindeki mülkiyeti artık tartışılamaz (TMK m.712). Olağanüstü kazandırıcı zamanaşımında ise tapu kütüğünde kayıtlı olmayan bir taşınmazı davasız ve aralıksız olarak yirmi yıl süreyle ve malik sıfatıyla zilyetliğinde bulunduran kişi, bu taşınmazın tamamı, bir parçası veya bir payı üzerindeki mülkiyet hakkının tapu kütüğüne tesciline karar verilmesini isteyebilir; aynı koşullar altında maliki tapu kütüğünden anlaşılamayan veya yirmi yıl önce hakkında gaiplik kararı verilmiş bir kimse adına kayıtlı bulunan taşınmazın zilyedi de tescil isteyebilir (TMK m.713/1-2).

Tescil davası, Hazineye ve ilgili kamu tüzel kişilerine veya varsa tapuda malik gözüken kişinin mirasçılarına karşı açılır (TMK m.713/3). Hâkim davanın konusunu gazeteyle bir defa ve taşınmazın bulunduğu yerde uygun araç ve aralıklarla en az üç defa ilan eder; son ilandan başlayarak üç ay içinde itiraz eden bulunmaz ya da itiraz yerinde görülmez ve davacının iddiası ispatlanırsa tescile karar verilir (TMK m.713/4). Mülkiyet, koşulların gerçekleştiği anda kazanılmış olur (TMK m.713/5). Sürelerin hesaplanmasında, kesilmesinde ve durmasında Türk Borçlar Kanunu’nun zamanaşımına ilişkin hükümleri kıyas yoluyla uygulanır (TMK m.714); sahipsiz yerler ile kamu yararına ayrılmış taşınmazlar Devletin hüküm ve tasarrufu altındadır ve özel kanunlardaki istisnalar dışında zilyetlikle kazanılamaz (TMK m.715). Zamanaşımından yararlanan zilyet, aynı koşullara sahip önceki zilyedin süresini kendi süresine ekleyebilir (TMK m.996).

Kanun hükümlerinin yapısı

HükümKural
TMK m.712Olağan: tapuda sebepsiz kayıt, iyiniyet, davasız ve aralıksız 10 yıl
TMK m.713/1Olağanüstü: tapusuz taşınmaz, davasız, aralıksız, malik sıfatıyla 20 yıl
TMK m.713/2Maliki anlaşılamayan veya 20 yıl önce gaiplik kararı verilen kişi adına kayıtlı taşınmaz
TMK m.713/3Davalılar: Hazine, ilgili kamu tüzel kişileri, kayıt malikinin mirasçıları
TMK m.713/4İlan: gazetede bir, yerinde en az üç defa; son ilandan 3 ay itiraz
TMK m.713/5Mülkiyet koşulların gerçekleştiği anda kazanılır
TMK m.714Süre hesabında TBK hükümleri kıyasen
TMK m.715Sahipsiz ve kamu yararına ayrılmış yerler Devletin hüküm ve tasarrufu altında; kural olarak kazanılamaz
TMK m.996Önceki zilyedin süresinin eklenmesi

Kamu Malları ve Hazine Arazileri: TMK m.715, Anayasa m.169 ve 3402 m.16-17

Taşınmazın hukuki niteliği, süre hesabından önce incelenmesi gereken sorudur. Sahipsiz yerler ile kamu yararına ayrılmış taşınmazlar Devletin hüküm ve tasarrufu altındadır (TMK m.715) ve bu yerler özel kanunlarda öngörülen istisnalar dışında zilyetlikle kazanılamaz. Devlet ormanlarının mülkiyeti devredilemez ve zamanaşımıyla mülk edinilemez (Anayasa m.169); mera, yaylak ve kışlaklar Mera Kanunu uyarınca özel mülkiyete konu olamaz (4342 s.K.); kıyılar da Devletin hüküm ve tasarrufu altındadır (3621 s.K.). Kadastro sırasında orman, mera, yaylak, kışlak ve kamunun ortak kullanımına ayrılmış yerler sınırlandırılarak özel siciline yazılır (3402 s.K. m.16).

Hazineye ait olup kamu malı niteliği taşımayan araziler bakımından ise özel bir istisna vardır: Devletin hüküm ve tasarrufu altındaki yerlerden imar ve ihya yoluyla tarıma elverişli hâle getirilen taşınmazlar, kanundaki koşullarla imar ve ihya eden adına tespit veya tescil edilebilir (3402 s.K. m.17). Bu yolda aranan zilyetlik süresi imar ve ihyanın tamamlandığı tarihten itibaren hesaplanır ve kamu mallarında bu imkân bulunmaz. Bu nedenle bir arazinin zilyetlikle kazanılabilirliğini değerlendirirken kadastro tutanağı, orman kadastrosu ve mera tespit kayıtları birlikte incelenmeli; ilgili kurumlardan arazinin niteliğine ilişkin yazı alınmadan tescil davasına güvenilmemelidir.

Taşınmazın niteliğine göre kazanılabilirlik

NitelikSonuçDayanak
Tapusuz özel mülkiyete elverişli araziKoşullar varsa kazanılabilirTMK m.713/1
Devlet ormanıKazanılamazAnayasa m.169
Mera, yaylak, kışlakKazanılamaz4342 s.K., 3402 s.K. m.16
Kıyı ve sahil şeridiKazanılamaz3621 s.K.
Devletin hüküm ve tasarrufundaki yerKural olarak kazanılamazTMK m.715
İmar ve ihya edilen Hazine arazisiÖzel koşullarla imar-ihya eden adına3402 s.K. m.17

Orman sınırları dışına çıkarılan ve uygulamada 2/B alanları olarak bilinen yerler de zilyetlikle değil, özel mevzuattaki hak sahipliği ve satış esaslarına göre edinilir (6292 s.K.). Bu alanlarda uzun süreli kullanım, tescil davası için değil, özel kanunda öngörülen başvuru ve bedel ödeme süreci için önem taşır.

Zilyetliğin Niteliği: Malik Sıfatı, Dolaysız Zilyetlik ve Paydaşlar

Bir şey üzerinde fiilî hâkimiyeti bulunan kişi onun zilyedidir; bir sözleşmeye dayanarak şeyi başkasına teslim eden kişi dolaylı, teslim alan ise dolaysız zilyet olur ve her ikisi de zilyet sayılır (TMK m.973-974). Kazandırıcı zamanaşımında aranan zilyetlik ise malik sıfatıyla zilyetliktir: kiracı, ariyet alan, intifa hakkı sahibi veya yediemin gibi şeyi başkasının hakkını tanıyarak elinde bulunduranlar malik sıfatıyla zilyet sayılmaz. Bu kişilerin zilyetliği, malik sıfatıyla zilyetliğe dönüşmedikçe ve bu dönüşüm karşı tarafa açıkça belli edilmedikçe ne kadar sürerse sürsün mülkiyet kazandırmaz.

Paylı veya elbirliği mülkiyetine konu taşınmazlarda paydaşlardan birinin taşınmazın tamamını kullanması da kural olarak diğer paydaşlara karşı kazandırıcı zamanaşımı işletmez; çünkü her paydaş kendi payı bakımından malik olup taşınmazın tamamından yararlanma hakkına sahiptir ve bu kullanım diğer paydaşların haklarını reddetme iradesi taşımaz (TMK m.693). Mirasçılardan birinin mirasbırakandan kalan tapusuz taşınmazı kullanması hâlinde de zilyetliğin tereke adına mı yoksa kendi adına mı sürdürüldüğü araştırılır. Paylaşma veya fiilî taksim sonucunda mirasçılardan birine özgülenen bölüm bakımından ise zilyetlik o mirasçı adına malik sıfatıyla işlemeye başlayabilir.

Zilyetliğin niteliği bakımından durumlar

ZilyetMalik sıfatıSonuç
Tapusuz araziyi kendi malı gibi kullananVarSüre işler
Kiracı veya ariyet alanYokSüre işlemez
İntifa hakkı sahibiYokSüre işlemez
Taşınmazın tamamını kullanan paydaşKural olarak diğer paylar bakımından yokSüre işlemez
Tereke taşınmazını kullanan mirasçıKendi adına zilyetlik ayrıca ispat edilmeliSomut değerlendirme
Fiilî taksimle kendisine özgülenen bölümVar olabilirSüre işleyebilir

Önceki zilyedin süresinin eklenebilmesi için zilyetliğin hukuken geçerli bir yolla devralınmış olması gerekir. Zilyetliğin devri, şeyin kendisinin veya onu kullanma olanağı veren araçların teslimiyle gerçekleşir (TMK m.977); tapusuz bir arazinin harici bir satış senediyle ve fiilen teslim edilerek devredilmesi bu bakımdan yeterli kabul edilir. Mirasçılar ise mirasbırakanın zilyetliğini miras yoluyla kendiliğinden kazandığından, mirasbırakanın zilyetlik süresini ayrıca bir devir işlemine gerek olmaksızın kendi sürelerine ekleyebilir (TMK m.599, m.996). Eklenecek sürenin de davasız, aralıksız ve malik sıfatıyla geçmiş olması gerekir; önceki zilyet kiracı veya ariyet alan konumundaysa onun süresi eklenemez.

Sürenin Kesilmesi ve Tescil Davasının Usulü

Sürenin hesaplanmasında TBK’nın zamanaşımı hükümleri kıyasen uygulandığından, zilyede karşı mülkiyet veya el atmanın önlenmesi davası açılması, zilyetliğin davasız olma koşulunu ortadan kaldırır ve süreyi keser (TMK m.714, TBK m.154). Buna karşılık 3091 sayılı Kanun kapsamında idari makama yapılan başvuru dava niteliği taşımadığından süreyi kesmez; kayıt malikinin mirasçılarının yalnızca sözlü uyarıda bulunması da aynı sonucu doğurmaz. Zilyedin geçici olarak taşınmazdan uzak kalması, örneğin mevsimlik çalışma nedeniyle yılın bir bölümünü başka yerde geçirmesi, fiilî hâkimiyetin sona erdiği anlamına gelmediğinden zilyetliği kesmez; ancak taşınmazın uzun süre terk edilmesi aralıksızlık koşulunu ortadan kaldırabilir.

Tescil davası taşınmazın aynına ilişkin olduğundan taşınmazın bulunduğu yer mahkemesinde açılır ve bu yetki kesindir (HMK m.12); görevli mahkeme asliye hukuk mahkemesidir. Taşınmazın bulunduğu yerde kadastro çalışması başlamışsa, genel mahkemedeki dava kadastro mahkemesine aktarılır ve uyuşmazlık kadastro sürecinde çözülür. Hâkim, davanın dayandığı olguları kendiliğinden araştırır; keşifte yerel bilirkişi ve tanıklar dinlenir, teknik bilirkişi taşınmazın sınırlarını ve yüzölçümünü belirler, eski tarihli hava fotoğrafları üzerinden zilyetliğin başlangıcı ve sürekliliği incelenir. Tescil davası taşınmazın değeri üzerinden nispi harca tabidir ve Hazineye karşı açılan bu davalarda dava şartı arabuluculuk uygulanmaz.

Tescil davasının usul unsurları

KonuKuralDayanak
Sürenin kesilmesiZilyede karşı davaTMK m.714, TBK m.154
İdari başvuru ve sözlü uyarıSüreyi kesmez3091 s.K.
YetkiTaşınmazın bulunduğu yer; kesinHMK m.12
Kadastro başlamışsaDava kadastro mahkemesine aktarılır3402 s.K.
İncelemeResen araştırma, keşif, bilirkişi, hava fotoğrafıTMK m.713
HarçTaşınmazın değeri üzerinden nispi492 s.K.

Kazandırıcı zamanaşımında sıra şudur: önce niteliğe, sonra kayda, sonra zilyetliğin niteliğine, en son süreye bakılır.

Orman, mera, kıyı ve Devletin hüküm ve tasarrufundaki yerler süre ne olursa olsun kazanılamaz; tapulu taşınmazda yol, maliki anlaşılamayan veya yirmi yıl önce hakkında gaiplik kararı verilen kişi adına kayıtla sınırlıdır ve “malik yirmi yıl önce öldü” yolu ancak koşulları 17.03.2011’den önce tamamlanmış zilyetler için açıktır. Süreyi yalnızca dava keser, dönüm sınırları kuru 100, dikili 50, sulu 40’tır. Zilyetliğe dayalı tescil dosyanız için Hukukçular Evi Ankara’yı 0554 648 37 15 numaralı telefondan arayabilirsiniz.

Konuyla ilgili diğer rehberlerimiz: tapusuz taşınmazın kazanılması · zilyetlik ve tescil davası · kadastro ve on yıllık süre · harici satış ve zilyetlik devri · hisseli tarla · devletin sorumluluğu

Sıkça Sorulan Sorular

Yirmi yıldır kullandığım araziyi üzerime alabilir miyim?

Her zaman değil. Yirmi yıllık süre koşullardan yalnızca biridir; taşınmazın hukuki niteliği ile zilyetliğin malik sıfatıyla, davasız ve aralıksız sürüp sürmediği de araştırılır.

Tapudaki malik yirmi yıl önce öldü, tapuyu alabilir miyim?

Hayır. Bu yol Anayasa Mahkemesi’nin 2011 tarihli kararıyla kapatılmıştır; malikin ölmesi hâlinde taşınmazın sahibi mirasçılarıdır.

Orman arazisi zamanaşımıyla kazanılabilir mi?

Hayır. Anayasa m.169 uyarınca ormanlar zamanaşımı ile mülk edinilemez. Mera, yaylak, kışlak ve kıyılar da kazanılamaz.

Önceki zilyedin süresi benim süreme eklenir mi?

Evet. Aynı koşullara sahip önceki zilyedin süresi kendi sürenize eklenebilir (TMK m.996).

Girdiğim bilgiler kaydediliyor mu?

Hayır. Değerlendirme tamamen tarayıcınızda yapılır; bilgileriniz sunucuya gönderilmez.

Bilgilendirme: Bu araç ve rehber genel bilgilendirme amaçlıdır, hukuki danışmanlık yerine geçmez. Taşınmazın niteliği kadastro ve orman kayıtlarından belirlenmelidir.

Önce niteliği belirletin

Orman veya mera çıkarsa süre hesabı anlamsız kalır.

Randevu Talep Edin


Post by Av. Fatma Öztürk