Hekime Rücu Davası: Husumet, Fer’î Müdahale ve Mesleki Sorumluluk Kurulu (2026)
02 Eylül 2026

Hekime Rücu Davası: Husumet, Fer’î Müdahale ve Mesleki Sorumluluk Kurulu (2026)

Bu rehber, malpraktis silosunun diğer yazılarından farklı olarak hekim tarafını ele alır. Kamu kurumunda görev yapan hekime, hasta tarafından doğrudan tazminat davası açılamaz: dava idare aleyhine idare mahkemesinde açılır ve idare, ödediği tazminatı koşulları varsa hekime rücu eder. Bu yapı hekim için bir koruma gibi görünse de içinde ciddi bir tuzak barındırır — asıl davada fer’î müdahil olmayan hekim, sonraki rücu davasında “ortada malpraktis yoktu” savunmasını artık ileri süremez. Bu rehber, hekim tarafındaki adımları sırasıyla ele alır.

Bu rehber, malpraktis rehberleri serisinin bir parçasıdır — 50 rehber tek sayfada.

⚠️ Faizde mevzuat güncellemesi — 31 Temmuz 2026:

Faiz oranı. 7589 sayılı Kanun’un 10. maddesiyle 3095 sayılı Kanun’un 1. maddesi yeniden yazılmıştır (RG 31.07.2026, S. 33326). Yasal faiz artık sabit bir rakam değil, TCMB’nin önceki yılın 31 Aralık günü kısa vadeli kredi işlemlerinde uyguladığı reeskont oranının yüzde seksenidir. 30 Haziran’daki oran, önceki 31 Aralık oranından beş puan veya daha fazla farklıysa yılın ikinci yarısında 30 Haziran oranının yüzde sekseni uygulanır. Faiz artık dönemsel hesaplanır: 31.07.2026 öncesi dönemde eski rejim, sonrasında yeni formül geçerlidir; tek oranla yıllara yayılan hesap tabloları yanlış sonuç verir.

Faiz başlangıcı. Aynı Kanun’la Türk Borçlar Kanunu’nun 55. maddesine eklenen fıkralar uyarınca, bedensel zarar ve ölüm nedeniyle açılan tazminat davalarında faiz, bilinen dönem bakımından olay tarihinden, bilinemeyen dönem bakımından karar tarihinden işletilir. Tahkikat başlayıncaya kadar ifa amacıyla yapılan ödeme, ödeme tarihine göre belirlenecek tazminat miktarından oransal olarak mahsup edilir. Geçiş bakımından belirleyici olan, haksız fiilin veya zarar doğuran olayın tarihidir. Ayrıntı: Yasal faiz değişti: reeskont endekslemesi

⚠️ Mevzuat güncellemesi — 31 Temmuz 2026: 7589 sayılı Kanun’un 19. maddesiyle Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun belirsiz alacak davasını düzenleyen 107. maddesi yürürlükten kaldırılmıştır (RG 31.07.2026, S. 33326). Bu tarihten sonra yeni bir belirsiz alacak davası açılamaz. Yerine, aynı Kanun’un 20. maddesiyle HMK m. 109’a eklenen dördüncü fıkra ile güçlendirilmiş kısmi dava getirilmiştir: alacağın yalnız bir kısmının dava edildiği hâllerde talep konusu, aynı davada bir defaya mahsus olmak üzere, iddianın genişletilmesi yasağına tabi olmaksızın tahkikatın sona ermesine kadar artırılabilir ve zamanaşımı, artırılan kısım bakımından da dava tarihinden itibaren kesilmiş sayılır. 31.07.2026’dan önce açılmış belirsiz alacak davaları geçici m. 1 uyarınca eski hükme göre görülmeye devam eder. Ayrıntı: Belirsiz alacak davası kaldırıldı mı? HMK 107 ve yargı paketi

Hakkınızda dava mı ihbar edildi? Bu aşama belirleyici.

📞 0554 648 37 15
💬 WhatsApp

Temel Yapı: Doğrudan Dava Açılamaz

Anayasa ve Devlet Memurları Kanunu hükümleri uyarınca kamu görevlilerinin görevleri sırasında verdikleri zararlardan kişisel olarak değil, idare sorumlu olur. Bunun sonuçları şunlardır:

KuralSonucu
Hasta doğrudan hekime dava açamazAçılan dava görev yönünden reddedilir
Dava idare aleyhine açılırİdare mahkemesinde tam yargı davası
İdare ödediği tazminatı rücu edebilirKoşulları varsa kusurlu personele
Hekimin zorunlu sigortasıBu rücu riskini karşılar

📌 Hekim tarafındaki ilk adım: husumet itirazı

Kamu kurumunda görev yapan hekime doğrudan dava açılmışsa, ilk yapılacak şey husumet ehliyeti yokluğu itirazını ileri sürmektir.

Bu itiraz, davanın esasına girilmeden reddini sağlar ve hekimi taraf olmaktan çıkarır. Davacının izlemesi gereken yol, idare aleyhine idare mahkemesinde tam yargı davası açmaktır.

Ancak bu koruma özel sağlık kuruluşunda çalışanlar bakımından geçerli değildir; orada hasta hem kuruluşa hem hekime karşı doğrudan dava açabilir.

Kamu ve özel ayrımının tamamı için: malpraktis davası: kamu mu özel mi, hangi mahkeme, hangi süre?

En Kritik Aşama: Fer’î Müdahale

⚠️ Katılmamak, savunmadan peşinen feragat etmektir

Bu, hekim tarafındaki en önemli bilgidir ve çoğu zaman geç öğrenilir.

Asıl dava usulüne uygun olarak ihbar edilmesine rağmen davaya katılmayan — ya da katılsa dahi mahkemeyi ikna edip davanın reddini sağlayamayan — hekim, sonraki rücu davasında “idare mahkemesinin kararı kökten yanlıştı, ortada malpraktis yoktu” şeklinde bir iddiada bulunamaz.

Sebebi açıktır: delillerin toplanması, klinik kayıtların incelenmesi, tanıkların dinlenmesi ve tıbbi bilirkişi raporlarına itiraz edilmesi gibi davanın kaderini çizen aşamalar idari davada gerçekleşir.

Müdahil olmamak, bu yaşamsal usul haklarından peşinen feragat etmek anlamına gelir ve rücu davasında savunmayı yalnızca ispatı çok zor istisnai alanlara sıkıştırır.

Pratik sonuç tektir: dava ihbar edildiği anda fer’î müdahil olunmalıdır. Bu aşamada yapılacaklar; bilirkişi heyetinin uzmanlık dallarına itiraz, rapora karşı uzman görüşü sunulması ve kusur oranına ilişkin beyanların dosyaya girmesidir.

Rapora itirazın nasıl kurulacağı için: malpraktiste Adli Tıp raporu ve itiraz rehberi.

2022 Değişikliği: Karar Makamı Artık Kuruldur

2022 yılında yapılan düzenlemeyle rücu sürecinin işleyişi değişmiştir. Önceki dönemde idare, mahkeme kararı üzerine doğrudan rücu davası açabiliyordu. Yeni düzenlemeye göre ise tazminatın rücu edilip edilmeyeceğine ve rücu miktarına Mesleki Sorumluluk Kurulu karar verir.

Unsurİçeriği
Karar makamıSağlık Bakanlığı bünyesindeki Mesleki Sorumluluk Kurulu
Karar konusuRücu edilip edilmeyeceği ve rücu miktarı
Kurul bileşimiBakan yardımcısı, ilgili genel müdürler veya yardımcıları ve biri dâhilî diğeri cerrahi branştan iki hekim olmak üzere yedi üye
İtiraz yoluAnkara nöbetçi bölge idare mahkemesi

Düzenlemenin yürürlüğe girdiği tarihte görülmekte olan rücu davaları bakımından da bir geçiş kuralı öngörülmüş; davacıya Kurula başvurması için iki aylık süre verileceği, başvuru yapılmaması hâlinde davanın usulden reddedileceği belirtilmiştir.

Bu düzenlemenin bazı yönleri Anayasa Mahkemesi denetiminden geçmiştir. Anılan kararlarda; usulden ret hâlinde vekâlet ücretine ilişkin cümle iptal edilmiş, ayrıca düzenlemenin devlet üniversitelerini de kapsaması idari ve mali özerklik gerekçesiyle Anayasa’ya aykırı bulunmuştur.

Değişen Bir Alan: Güncel Durumu Teyit Edin

⚖️ Kasıt ölçütü ve süreler tartışmalıdır

Düzenlemenin ilk hâlinde, rücu kararı verilirken sağlık çalışanının görevini kötüye kullandığına dair kesinleşmiş ceza mahkemesi kararının dikkate alınacağı öngörülmüştü. Bu, uygulamada hekimler bakımından önemli bir koruma sayılıyordu.

Sonraki dönemde yapılan düzenleme değişiklikleriyle bu ölçütün ve Kurul için öngörülen kısa karar sürelerinin yeniden ele alındığı; taksirli eylemler bakımından da rücu yolunun tartışıldığı belirtilmektedir. Devlet üniversitelerinde görevli personel için ise Kurul kararının rektörlüğe bildirilmesinin ardından üniversitenin kendi değerlendirmesini yaparak nihai kararı belirli bir süre içinde vermesi öngörülmüştür.

Bu alan hareketlidir. Somut bir dosyada işlem yapmadan önce, ilgili düzenlemenin o tarihteki yürürlükteki hâlinin ve varsa yargı kararlarının teyit edilmesi zorunludur.

Rücu Davasında Kusur Oranı

Rücu, otomatik bir sonuç değildir. Yargı kararlarında bu davalarda davalının kusur oranının belirlenmesi gerektiği; ödemeye dayanak tedavi sırasında hekimin kusurunun bulunup bulunmadığı ve varsa oranı konusunda bilirkişi raporu alınması gerektiği belirtilmiştir.

💡 Rücu davasında teselsül uygulanmaz

Yargı kararlarında vurgulanan önemli bir husus vardır: rücu davasında sorumlular arasında teselsül hükümleri uygulanamaz.

Bunun anlamı şudur: birden çok sağlık çalışanının bulunduğu bir olayda her biri, yalnızca kendi kusuru oranında sorumlu olur. İdare, toplam tazminatın tamamını tek bir hekimden isteyemez.

Bu nedenle savunmada kusur oranının ayrıştırılması — hekim, diğer sağlık personeli ve kurumun kendi organizasyon kusuru arasında — hayati önem taşır.

Organizasyon kusurunun kuruma ait olduğu hâller için: hastane enfeksiyonu ve organizasyon kusuru tazminat rehberi.

Sigorta: Rücuyu Karşılar

Hekimlerin zorunlu mesleki sorumluluk sigortası, yalnızca hastanın doğrudan taleplerini değil; kurumlarınca kendilerine yapılacak rücuları karşılamak üzere de öngörülmüştür.

Bu nedenle rücu bildirimi alan hekimin ilk yapması gerekenlerden biri, poliçesini devreye sokmaktır: sigortacıya bildirim yapılması, poliçenin olay tarihini kapsayıp kapsamadığının kontrolü ve teminat limitinin öğrenilmesi.

Poliçenin işleyişi ve hangi tarihteki poliçenin devreye gireceği için: hekim zorunlu mesleki sorumluluk sigortası ve doğrudan dava.

Hekim Tarafında Adım Sırası

  1. Doğrudan dava açılmışsa — husumet ehliyeti yokluğu itirazı,
  2. Asıl dava ihbar edilmişse — gecikmeksizin fer’î müdahil olunması,
  3. Asıl davada bilirkişi heyetine ve rapora itiraz; gerekirse uzman görüşü sunulması,
  4. Kusur oranının ayrıştırılması talebinin dosyaya girmesi,
  5. Zorunlu sigortaya bildirim yapılması,
  6. Kurul aşamasında savunma ve belgelerin sunulması,
  7. Aleyhe karar hâlinde süresinde itiraz.

Dilekçe Örneği 1 — Husumet İtirazı

[ … ] MAHKEMESİ SAYIN HÂKİMLİĞİ’NE

DOSYA NO: 20…/…… E.

DAVALI: Dr. [Ad Soyad] — VEKİLİ: Av. [Ad Soyad]

KONU: Husumet itirazımız ve davanın reddi talebimizdir.

AÇIKLAMALAR:

1. Müvekkil, dava konusu tarihte [kamu sağlık kuruluşu] bünyesinde [unvan] olarak görev yapmaktaydı. (Ek-1: görev belgesi)

2. HUSUMET İTİRAZIMIZ. Anayasa ve Devlet Memurları Kanunu hükümleri uyarınca kamu görevlilerinin görevleri sırasında verdikleri zararlardan kişisel olarak değil, idare sorumlu olur. Bu nedenle kamu kurumunda görev yapan hekime doğrudan tazminat davası açılamaz.

3. Davacının izlemesi gereken yol, idare aleyhine idare mahkemesinde tam yargı davası açmaktır. Müvekkile yöneltilen işbu davanın husumet yokluğu nedeniyle reddi gerekir.

4. Bu husus kamu düzenine ilişkin olup resen gözetilmelidir.

5. ESASA İLİŞKİN BEYANLARIMIZ SAKLIDIR. Husumet itirazımızın kabul edilmemesi ihtimaline binaen; müvekkilin uygulamalarının tıp kurallarına uygun olduğunu, kusurunun bulunmadığını ve dava konusu sonucun [komplikasyon / hastanın durumu] ile açıklandığını şimdiden beyan ederiz.

SONUÇ VE İSTEM: Öncelikle HUSUMET YOKLUĞU NEDENİYLE DAVANIN REDDİNE; aksi kanaatte esastan reddine ve yargılama giderleri ile vekâlet ücretinin davacıya yükletilmesine karar verilmesini saygılarımızla talep ederiz. …/…/20…

Davalı Vekili
Av. [Ad Soyad]
(imza)

Dilekçe Örneği 2 — Fer’î Müdahale Talebi

Bu dilekçe hekim tarafındaki en kritik adımdır ve gecikmeksizin verilmelidir.

[ … ] İDARE MAHKEMESİ BAŞKANLIĞI’NA

DOSYA NO: 20…/…… E.

MÜDAHALE TALEBİNDE BULUNAN: Dr. [Ad Soyad] — VEKİLİ: Av. [Ad Soyad]

DAVACI: [Ad Soyad] — DAVALI: [İdare]

KONU: Davalı idare yanında fer’î müdahil olarak davaya katılma talebimizdir.

AÇIKLAMALAR:

1. HUKUKİ YARARIMIZ. Müvekkil, dava konusu tıbbi süreçte görev almış hekimdir. Davanın davalı idare aleyhine sonuçlanması hâlinde, idarece ödenecek tazminat bakımından müvekkile rücu edilmesi gündeme gelecektir. Bu itibarla müvekkilin davanın sonucunda doğrudan hukuki yararı bulunmaktadır.

2. USUL HAKLARIMIZ. Delillerin toplanması, klinik kayıtların incelenmesi, tanıkların dinlenmesi ve tıbbi bilirkişi raporlarına itiraz edilmesi gibi uyuşmazlığın esasını belirleyen aşamalar işbu davada gerçekleşmektedir. Müvekkilin bu aşamalarda savunma yapabilmesi zorunludur.

3. MÜDAHALE TALEBİMİZLE BİRLİKTE İLERİ SÜRDÜĞÜMÜZ HUSUSLAR.

a) Müvekkilin uygulamaları tıp kurallarına uygundur; gelişen sonuç [komplikasyon / hastanın mevcut durumu] ile açıklanmaktadır,
b) Aydınlatma yapılmış ve usulüne uygun onam alınmıştır, (Ek-1)
c) Tanı, endikasyon, uygulama ve takip aşamalarında kusur bulunmamaktadır, (Ek-2: hasta dosyası)
d) Zararın doğumunda kurumun organizasyon eksikliklerinin etkisi ayrıca değerlendirilmelidir,
e) [Diğer].

4. TALEPLERİMİZ.

i. Bilirkişi heyetinin, uyuşmazlığın niteliğine uygun uzmanlık dallarından oluşturulması,
ii. Sevk yazısında sorulacak hususlara ilişkin beyanlarımızın dikkate alınması,
iii. Rapora karşı itiraz ve uzman görüşü sunma hakkımızın saklı tutulması,
iv. Kusur oranının; hekim, diğer sağlık personeli ve kurum bakımından ayrı ayrı belirlenmesi,
v. Duruşma gün ve saatlerinin tarafımıza tebliği.

SONUÇ VE İSTEM: Davalı idare yanında FER’Î MÜDAHİL OLARAK KABULÜMÜZE; anılan taleplerimizin karşılanmasına karar verilmesini saygılarımızla talep ederiz. …/…/20…

Müdahale Talebinde Bulunan Vekili
Av. [Ad Soyad]
(imza)

Dilekçe Örneği 3 — Kurul Kararına İtiraz

ANKARA NÖBETÇİ BÖLGE İDARE MAHKEMESİ’NE

İTİRAZ EDEN: Dr. [Ad Soyad] — VEKİLİ: Av. [Ad Soyad]

İTİRAZ EDİLEN KARAR: Mesleki Sorumluluk Kurulunun …/…/20… tarihli ve [ … ] sayılı, rücu edilmesine ilişkin kararı

KONU: Anılan karara itirazımızdır.

AÇIKLAMALAR:

1. SÜRE. Karar …/…/20… tarihinde tebliğ edilmiş olup itirazımız süresindedir. (Ek-1: tebligat)

2. İTİRAZ SEBEPLERİMİZ. (Dosyaya uygun olanlar seçilir)

a) Karar gerekçesizdir. Rücu kararında, müvekkilin kusurunun hangi tıbbi kayıt ve bulgudan çıkarıldığı açıklanmamıştır. Bu hâliyle karar denetlenebilir değildir.

b) Kusur oranı belirlenmemiştir. Rücu davalarında davalının kusur oranının belirlenmesi gerekir; ödemeye dayanak tedavi sırasında kusurun bulunup bulunmadığı ve varsa oranı konusunda bilirkişi raporu alınmalıdır. Kararda bu belirleme yapılmamıştır.

c) Teselsül uygulanamaz. Rücu davasında sorumlular arasında teselsül hükümleri uygulanamaz. Buna rağmen tazminatın tamamı müvekkile yöneltilmiştir; oysa olayda [diğer sağlık personeli / kurumun organizasyon kusuru] da etkilidir.

d) Kurumun kendi kusuru gözetilmemiştir. Zararın doğumunda [personel yetersizliği / donanım eksikliği / kayıt düzeni / sevk düzeni] gibi kurumsal etkenler bulunmakta olup bu kusur idareye aittir.

e) Değerlendirilmeyen kayıtlar. Kararda aşağıdaki kayıtlar hiç ele alınmamıştır: [ … ]. (Ek-2: hasta dosyası ilgili bölümleri)

f) Uzman görüşü. İtirazımızı destekleyen ve [üniversite / anabilim dalı]‘ndan alınan uzman görüşü ektedir. (Ek-3)

g) Sigorta. Müvekkil adına düzenlenmiş zorunlu mesleki sorumluluk sigortası poliçesi bulunmakta olup, bu poliçe kurumlarca yapılacak rücuları karşılamak üzere öngörülmüştür. (Ek-4: poliçe)

SONUÇ VE İSTEM: İtirazımızın kabulü ile Mesleki Sorumluluk Kurulunun rücuya ilişkin kararının KALDIRILMASINA; aksi kanaatte müvekkilin kusur oranının bilirkişi incelemesiyle ayrıca belirlenmesine karar verilmesini saygılarımızla talep ederiz. …/…/20…

İtiraz Eden Vekili
Av. [Ad Soyad]
(imza)

Kontrol Listesi

  • Doğrudan dava açılmışsa husumet itirazı yapıldı mı?
  • Asıl dava ihbar edildi mi; ne zaman?
  • Fer’î müdahil olundu mu?
  • Bilirkişi heyetinin uzmanlık dallarına itiraz edildi mi?
  • Rapora itiraz ve uzman görüşü sunuldu mu?
  • Kusur oranının ayrıştırılması talep edildi mi?
  • Kurumun organizasyon kusuru ileri sürüldü mü?
  • Zorunlu sigortaya bildirim yapıldı mı?
  • Poliçe olay tarihini kapsıyor mu?
  • Kurul kararına süresinde itiraz edildi mi?

Sık Yapılan Altı Hata

  1. İhbar edilen davaya katılmamak. Bu, savunmadan peşinen feragat etmek anlamına gelir.
  2. Asıl davayı idarenin işi saymak. Davanın kaderini çizen aşamalar orada gerçekleşir.
  3. Kusur oranını tartışmamak. Rücuda teselsül uygulanmaz; her biri kendi oranında sorumludur.
  4. Kurumun kusurunu ileri sürmemek. Organizasyon eksiklikleri idareye aittir.
  5. Sigortayı geç devreye sokmak. Poliçe rücu riskini karşılamak üzere öngörülmüştür.
  6. Güncel mevzuatı teyit etmemek. Bu alan hareketlidir; yürürlükteki hâl kontrol edilmelidir.

İhbar ve Fer’î Müdahalenin Usul Çerçevesi

Rücu riski taşıyan hekim bakımından belirleyici aşama, asıl davaya katılıp katılmadığıdır. Hukuk Muhakemeleri Kanunu bu konuyu birbirini tamamlayan maddelerle düzenlemiştir.

İhbar ve müdahaleye ilişkin hükümler
MaddeKural
m.61Taraflardan biri davayı kaybettiği takdirde üçüncü kişiye veya üçüncü kişinin kendisine rücu edeceğini düşünüyorsa, tahkikat sonuçlanıncaya kadar davayı üçüncü kişiye ihbar edebilir; ihbar edilen kişi de aynı şartlarda bir başkasına ihbarda bulunabilir
m.62İhbar yazılı olarak yapılır; ihbar sebebi gerekçeleriyle açıklanır ve yargılamanın hangi aşamada olduğu belirtilir
m.63İhbar olunan, davayı kazanmasında hukuki yararı olan taraf yanında davaya katılabilir
m.64İhbar edilen davada verilen hükmün ihbar eden kişiye etkisi hakkında 69. maddenin ikinci fıkrası kıyasen uygulanır
m.66Üçüncü kişi, davayı kazanmasında hukuki yararı bulunan taraf yanında ve ona yardımcı olmak amacıyla, tahkikat sona erinceye kadar fer’î müdahil olarak davada yer alabilir
m.67Müdahale talebinde bulunan, yanında katılmak istediği tarafı, müdahale sebebini ve dayanaklarını belirten dilekçeyle mahkemeye başvurur
m.69Müdahilin yer aldığı asıl davada hüküm taraflar hakkında verilir; fer’î müdahilin, tarafla rücu ilişkisinde asıl davadaki uyuşmazlık hakkında yanlış karar verildiği iddiası dinlenilmez

Yedinci satır, hekim bakımından en ağır sonucu doğurur: asıl davaya fer’î müdahil olarak katılan hekim, sonradan açılacak rücu davasında ‘o davada yanlış karar verildi’ diyemez. Aynı etki, ihbar edilen kişi bakımından da kıyasen uygulanır. Bu nedenle ihbar tebliğ edildiğinde davaya katılıp katılmama kararı, rücu davasının sonucunu baştan belirler.

Katılmamak korumaz. İhbarın etkisi, ihbar edilen kişinin davaya katılıp katılmadığına bakılmaksızın doğar; katılmayan hekim de rücu davasında asıl davadaki kararın yanlışlığını kural olarak ileri süremez. Buna karşılık kanun, zamanında ihbar yapılmadığı için davaya geç katıldığını, yanında katıldığı tarafın iddia ve savunma imkânlarını kullanmasının engellendiğini ya da bilinmeyen imkânların tarafın ağır kusuruyla kullanılmadığını ileri sürme hakkını saklı tutmuştur.

Rücu Aşamasında Değerlendirilecek Kalemler

Rücu davasının kapsamı, asıl davadaki tazminatın tamamı değildir; kusur payı ve teminat ilişkisi birlikte gözetilir.

Rücuda hesaba katılanlar
KonuDeğerlendirme
Kusur oranıHekimin kişisel kusuru ile hizmet kusurunun ayrıştırılması
Organizasyon kusuruPersonel, ekipman ve nöbet düzenine ilişkin eksiklikler kuruma aittir
Ekip çalışmasıBirden çok hekim varsa kusur dağılımı ayrı ayrı belirlenir
SigortaZorunlu mesleki sorumluluk sigortası teminatı devreye girer
LimitTeminat limitini aşan kısım hekimde kalır
Faiz ve giderAsıl davada ödenen faiz ve yargılama giderlerinin kapsamı tartışılır
ZamanaşımıRücu alacağı bakımından süreler ayrıca değerlendirilir

İkinci satır, hekim savunmasının en güçlü başlığıdır: yeterli personel bulunmaması, cihaz arızası, sevk imkânsızlığı gibi olgular hizmet kusuru kapsamındadır ve kişisel kusura dönüştürülemez. Bu ayrımın asıl davada değil, rücu davasında ortaya konması çoğu zaman geç kalmış olur; bu nedenle fer’î müdahale aşamasında dosyaya girmelidir.

Sigorta ayağı için zorunlu mesleki sorumluluk sigortası rehberimize bakabilirsiniz.

Sıkça Sorulan Sorular

Kamu hastanesindeki hekime doğrudan dava açılabilir mi?

Açılamaz. Anayasa ve Devlet Memurları Kanunu hükümleri uyarınca kamu görevlilerinin görevleri sırasında verdikleri zararlardan kişisel olarak değil idare sorumlu olur; doğrudan hekime açılan davalar görev yönünden reddedilir.

Hekim olarak bana dava açıldıysa ne yapmalıyım?

Öncelikle husumet ehliyeti yokluğu itirazını ileri sürmelisiniz. Davacının izlemesi gereken yol, idare aleyhine idare mahkemesinde tam yargı davası açmaktır. Bu koruma özel sağlık kuruluşunda çalışanlar bakımından geçerli değildir.

Rücu nedir?

Yapılan bir ödemenin, sorumlu veya kusurlu üçüncü kişiden geri alınması için başlatılan işlemlerdir. Tazminatı ödeyen idare, koşulları varsa bu tazminatı kusuru oranında hekimden geri alabilir.

Asıl dava bana ihbar edilirse ne yapmalıyım?

Gecikmeksizin fer’î müdahil olarak davaya katılmalısınız. Bu, hekim tarafındaki en kritik adımdır.

Katılmazsam ne olur?

Dava usulüne uygun ihbar edilmesine rağmen katılmayan ya da katılsa dahi davanın reddini sağlayamayan hekim, sonraki rücu davasında idare mahkemesinin kararının kökten yanlış olduğunu ve ortada malpraktis bulunmadığını ileri süremez.

Neden bu kadar belirleyici?

Delillerin toplanması, klinik kayıtların incelenmesi, tanıkların dinlenmesi ve tıbbi bilirkişi raporlarına itiraz edilmesi gibi davanın kaderini çizen aşamalar idari davada gerçekleşir. Müdahil olmamak bu yaşamsal usul haklarından peşinen feragat etmek anlamına gelir.

Rücu kararını kim verir?

2022 yılında yapılan düzenlemeyle tazminatın rücu edilip edilmeyeceğine ve rücu miktarına Mesleki Sorumluluk Kurulu karar verir. Önceki dönemde idare, mahkeme kararı üzerine doğrudan rücu davası açabiliyordu.

Kurul kararına itiraz edilebilir mi?

Edilebilir. Kurul kararlarına karşı Ankara nöbetçi bölge idare mahkemesine itiraz edilebilir.

Rücu otomatik midir?

Değildir. Yargı kararlarında bu davalarda davalının kusur oranının belirlenmesi gerektiği; ödemeye dayanak tedavi sırasında kusurun bulunup bulunmadığı ve varsa oranı konusunda bilirkişi raporu alınması gerektiği belirtilmiştir.

Tazminatın tamamı benden istenebilir mi?

Yargı kararlarında rücu davasında sorumlular arasında teselsül hükümlerinin uygulanamayacağı belirtilmiştir. Birden çok sağlık çalışanının bulunduğu olayda her biri yalnızca kendi kusuru oranında sorumlu olur.

Zorunlu sigortam rücuyu karşılar mı?

Hekimlerin zorunlu mesleki sorumluluk sigortası, hastanın doğrudan taleplerinin yanında kurumlarınca kendilerine yapılacak rücuları karşılamak üzere de öngörülmüştür. Rücu bildirimi alındığında sigortacıya bildirim yapılmalı ve poliçenin olay tarihini kapsayıp kapsamadığı kontrol edilmelidir.

Bu alanda değişiklik var mı?

Bu alan hareketlidir. Düzenlemenin ilk hâlinde rücu kararı verilirken görevi kötüye kullanmaya ilişkin kesinleşmiş ceza mahkemesi kararının dikkate alınacağı öngörülmüştü; sonraki dönemde bu ölçütün ve Kurula ilişkin sürelerin yeniden ele alındığı belirtilmektedir. Somut bir dosyada işlem yapmadan önce yürürlükteki hâlin teyit edilmesi gerekir.

Hakkınızda dava mı ihbar edildi? Bu aşama belirleyici.

📞 0554 648 37 15
💬 WhatsApp

İlgili Rehberler

Dayanak Mevzuat

  • Anayasa m. 129/5 — kamu görevlilerine rücu edilmek kaydıyla idare aleyhine dava
  • 657 sayılı DMK m. 13 — kişilerin uğradığı zararlarda kurum aleyhine dava ve rücu
  • 3359 sayılı Kanun Ek m. 18 — Mesleki Sorumluluk Kurulu ve rücu kararı
  • 3359 sayılı Kanun Geçici m. 13 — görülmekte olan rücu davaları
  • 1219 sayılı Kanun Ek m. 12 — zorunlu mesleki sorumluluk sigortası ve rücuların karşılanması
  • 2577 sayılı İYUK m. 13 — tam yargı davası
  • 2577 sayılı İYUK m. 31 — davaya katılma bakımından HMK’ya atıf
  • 6100 sayılı HMK m. 66-69 — fer’î müdahale ve müdahalenin etkisi

Post by Av. Fatma Öztürk