Güveni Kötüye Kullanma Suçu Nedir, Hangi Hâllerde Oluşur?
09 Haziran 2026

Güveni Kötüye Kullanma Suçu Nedir, Hangi Hâllerde Oluşur?

🔸 Güncel ve kapsamlı rehber: Bu konunun en güncel, ayrıntılı ve örneklerle açıklanmış hâli için Güveni Kötüye Kullanma Suçu ve Cezası (TCK 155) sayfamızı öneririz. Aşağıdaki içerik de konuyla ilgili tamamlayıcı bilgi sunar.

Güveni kötüye kullanma, malvarlığına karşı suçlar arasında yer alan ve iş, ticaret, aile, sosyal ilişkilerde sıkça karşılaşılan bir suç türüdür. Belirli bir amaç için kişiye verilen malın veya değerin, o amaca aykırı olarak kullanılması veya iade edilmemesi durumunda söz konusu olur. Bu yazıda güveni kötüye kullanma suçunun kanuni tanımı, unsurları, hırsızlıktan farkı, nitelikli halleri, cezaları, uzlaşma, savunma stratejileri ve pratik uygulama esasları ayrıntılı biçimde açıklanmıştır.

Somut bir dosyanızla ilgili görüşmek ister misiniz?

📞 Ara: +905546483715💬 WhatsApp’tan yaz

1) Kanuni Dayanak — TCK m.155

Güveni kötüye kullanma suçu TCK m.155 hükmünde tanımlanmıştır. Bu düzenleme uyarınca “başkasına ait olup da, muhafaza etmek veya belirli bir şekilde kullanmak üzere zilyetliği kendisine devredilmiş olan mal üzerinde, kendisinin veya başkasının yararına olarak, zilyetliğin devri amacı dışında tasarrufta bulunan veya bu devir olgusunu inkâr eden kişi, şikâyet üzerine, altı aydan iki yıla kadar hapis ve adli para cezası ile cezalandırılır.”

Bu tanımda güveni kötüye kullanma suçunun temel unsurları belirlenmiştir: (i) mal başkasına ait olmalıdır, (ii) malın zilyetliği belirli bir amaç (muhafaza veya belirli şekilde kullanma) için faile devredilmiş olmalıdır, (iii) fail bu amaca aykırı tasarrufta bulunmalıdır veya devir olgusunu inkâr etmelidir. Suçun temel özelliği, malın faile zilyetlik olarak zaten teslim edilmiş olmasıdır; yani fail malı çalmamıştır, hukuka uygun biçimde kendisine verilmiştir. Ancak sonradan bu güveni kötüye kullanarak malı amacına aykırı biçimde kullanır veya iade etmez.

2) Suçun Unsurları ve Hırsızlıktan Farkı

Güveni kötüye kullanma ile hırsızlık suçlarının temel farkı, malın nasıl fail eline geçtiğidir. Hırsızlıkta fail, malı sahibinin rızası olmadan bulunduğu yerden alır. Güveni kötüye kullanmada ise fail, malı hukuka uygun biçimde ve sahibinin rızası ile alır; ancak sonradan bu emaneti veya yükümlülüğü kötüye kullanır. Bu ayrım pratik uygulamada önemlidir çünkü aynı somut olay her iki suç açısından da değerlendirilebilir ve doğru sınıflandırmanın yapılması gerekir.

Örnek vermek gerekirse: Bir kişi arkadaşından telefonunu ödünç aldı ve iade etmedi. Bu durum güveni kötüye kullanma suçunu oluşturur çünkü telefon başlangıçta rıza ile faile teslim edilmiştir. Eğer aynı kişi arkadaşının telefonu masada iken izinsiz alıp götürseydi bu hırsızlık olurdu. Başka bir örnek: Bir mağaza sahibi çalışanına belirli bir müşteriye teslim etmesi için para verdi; çalışan bu parayı kendine ayırdı. Bu güveni kötüye kullanmadır. Ancak çalışan mağaza kasasından parayı çalsaydı, bu hırsızlık olurdu. Bu ayrımlar somut olayın koşullarına göre yapılır ve failin başlangıçtaki niyeti önemlidir; başından beri malı ele geçirme amacı ile aldıysa dolandırıcılık da söz konusu olabilir.

3) Nitelikli Güveni Kötüye Kullanma — TCK m.155/2

TCK m.155/2 hükmü güveni kötüye kullanma suçunun nitelikli hallerini düzenler. Bu düzenleme uyarınca “suçun, meslek ve sanat, ticaret veya hizmet ilişkisinin ya da hangi nedenden doğmuş olursa olsun, başkasının mallarını idare etmek yetkisinin gereği olarak tevdi ve teslim edilmiş eşya hakkında işlenmesi hâlinde, bir yıldan yedi yıla kadar hapis ve üç bin güne kadar adli para cezasına hükmolunur.”

Bu nitelikli hallerin kapsamı geniştir. Meslek ve sanat ilişkisi kapsamında; avukatlar, muhasebeciler, doktorlar, mühendisler gibi meslek sahiplerinin müvekkillerinin veya hastalarının varlıklarını kötüye kullanmaları bu kapsamdadır. Ticaret ilişkisi; ticari muhataplar arasındaki güven ilişkisini kötüye kullanmayı ifade eder. Hizmet ilişkisi ise çalışanların işverenin veya müşterilerin mallarını kötüye kullanmasını kapsar. Yönetim yetkisi ise vasilerin, kayyımların, şirket yöneticilerinin güveni kötüye kullanmasıdır. Nitelikli hallerde ceza önemli ölçüde artırılır (bir yıldan yedi yıla kadar hapis). Ayrıca adli para cezası da yüksek düzeydedir. Bu düzenleme, mesleki güvenin ve iş ilişkilerinin korunması amacındadır.

4) Uygulamadaki Karşılaşılan Durumlar

Güveni kötüye kullanma suçunun günlük yaşamda çok çeşitli tezahürleri vardır. Öncelikle emanet malın iade edilmemesi durumları yaygındır. Ödünç alınan eşyaların (telefon, laptop, otomobil vb.) iade edilmemesi bu kapsamdadır. Depozito veya para emanet vermek de bu suçun konusu olabilir; birine parasının saklanması için verildiğinde ve saklayan kişi parayı kendi hesabına aktardığında suç oluşur.

⚖️ Hukuki Danışmanlık Alın

Av. Fatma Öztürk — Hukukçular Evi Ankara

📞 +90 554 648 37 15 💬 WhatsApp

İşletme içi güveni kötüye kullanma vakaları da yaygındır. Kasa görevlisinin parayı zimmetine geçirmesi, mağaza görevlisinin ürünleri kendi kullanımına ayırması, muhasebe çalışanının şirket parasını başka amaçla harcaması gibi durumlar bu suçu oluşturabilir. Ayrıca aile hukukunda da bu suç gündeme gelebilir; mirasçının vasiyet gereği başka mirasçılara teslim etmesi gereken malı vermemesi güveni kötüye kullanma olabilir. Kira sözleşmesinde depozito iade edilmemesi ise duruma göre değerlendirilir; sözleşme koşullarına aykırılık bazı hallerde suç oluşturabilir. Ticari ilişkilerde en yaygın örnek; senetli borçların iadesi konusunda güveni kötüye kullanma iddialarıdır.

5) Cezalar ve Adli Para Cezası

Güveni kötüye kullanma suçunun temel cezası TCK m.155/1 uyarınca altı aydan iki yıla kadar hapis ve adli para cezasıdır. Nitelikli hallerde ise ceza bir yıldan yedi yıla kadar hapis ve üç bin güne kadar adli para cezasıdır. Ceza takdirinde; malın değeri, failin niyeti, mağdurun uğradığı gerçek zarar, ilişkinin niteliği (mesleki, aile, ticari vb.) gibi faktörler göz önünde bulundurulur.

Adli para cezası, güveni kötüye kullanma suçlarında hapis cezasına ek olarak verilir ve suçtan elde edilen ekonomik yararın karşılığı olarak işlev görür. Her gün için belirlenen miktar (20-100 TL arası) çarpılarak toplam para cezası hesaplanır. Ödenmediği takdirde hapse çevrilir. Kısa süreli hapis cezaları TCK m.50 çerçevesinde adli para cezasına veya kamuya yararlı işte çalışma gibi seçenek yaptırımlara çevrilebilir. Erteleme ve hükmün açıklanmasının geri bırakılması (HAGB) de belirli koşullarda uygulanabilir. Ayrıca suçtan elde edilen malvarlığının müsaderesi (TCK m.55) de mümkündür.

6) Şikâyet, Uzlaşma ve Etkin Pişmanlık

Güveni kötüye kullanma suçu TCK m.155/1 uyarınca şikâyete bağlıdır. Mağdurun şikâyeti olmadan takibat başlatılmaz. Şikâyet süresi TCK m.73 uyarınca fiilin ve failin öğrenildiği tarihten itibaren altı aydır. Nitelikli haller (TCK m.155/2) için ise durum farklıdır; bu haller kural olarak resen takip edilir ve şikâyet aranmaz. Bu ayrım, suçun ağırlığına göre yapılmıştır; mesleki güvenin kötüye kullanılması gibi ağır durumlarda toplumsal menfaat, şikâyet aranmaksızın takibi gerektirir.

Uzlaştırma bakımından; temel güveni kötüye kullanma suçu CMK m.253 hükmü uyarınca uzlaştırma kapsamındadır. Sanık ve mağdur bir uzlaştırmacı huzurunda anlaşarak uyuşmazlığı çözebilir. Anlaşma sağlanırsa ceza yaptırımı uygulanmaz. Uzlaştırma özellikle aile içi veya arkadaş ilişkilerinden kaynaklanan vakalarda etkili olabilir. Nitelikli haller ise uzlaştırma kapsamı dışındadır. Etkin pişmanlık TCK m.168 hükmüne göre değerlendirilir; sanığın suçtan sonra pişmanlık göstererek zararı gidermesi durumunda ceza indirimi mümkündür. Tam iade halinde üçte iki oranına kadar indirim uygulanabilir. Kısmi iade halinde indirim daha az olur. Etkin pişmanlık, mağdurun zararının hızlı giderilmesini teşvik eden önemli bir düzenlemedir.

7) Savunma Stratejileri ve Yargılama

Güveni kötüye kullanma davalarında sanığın savunmasında birçok argüman ileri sürülebilir. Öncelikle, malın gerçekten başkasına ait olmadığı veya faile devredilmediği iddia edilebilir. Zilyetlik devri gerçekten yapılmış mıydı, hangi koşullarla devredilmişti, tarafların anlaşması neydi gibi hususlar tartışılabilir. İkinci olarak, malın kullanımının veya iadenin amaca uygun olduğu ileri sürülebilir; yani “kötüye kullanma” iddiasının doğru olmadığı savunulabilir. Örneğin ödünç alınan otomobilin kullanım süresinin doğal olduğu, iadenin gecikmesinin kabul edilebilir bir sebebe (arıza, yol koşulları vb.) dayandığı iddia edilebilir.

Üçüncü savunma stratejisi, olayın hukuki bir uyuşmazlık olduğu ve ceza hukukunun kapsamı dışında kaldığıdır. Ticari uyuşmazlıklar, kira anlaşmazlıkları, iş sözleşmesi ihlalleri bazı hallerde ceza suçu olarak değerlendirilmesi ve hukuki (medeni) yolla çözülmesi gerekebilir. Yani olayın “suç” değil “sözleşme ihlali” olduğu ileri sürülebilir. Bu ayrım özellikle önemlidir çünkü ceza yolu ile medeni yol farklı sonuçlar doğurur. Yargılama süreci CMK’nın genel usulüne göre yürür. Deliller; sözleşmeler, mesajlaşmalar, banka kayıtları, tanık beyanları, güvenlik kamerası görüntüleri gibi belgelerdir. Sanığın avukat desteği alması hem soruşturma aşamasında hem yargılama sırasında haklarının korunması için önemlidir. Ayrıca sanığın mağdur ile ilişkisinin sürdürülmesi arzu ediliyorsa uzlaştırma yolu tercih edilebilir; ceza yargılaması ilişkiyi kalıcı olarak zedeleyebilir.

Sıkça Sorulan Sorular

Güveni kötüye kullanma suçu nedir?

TCK m.155 uyarınca başkasına ait olup da muhafaza etmek veya belirli bir şekilde kullanmak üzere zilyetliği kendisine devredilmiş olan mal üzerinde, zilyetliğin devri amacı dışında tasarrufta bulunma veya bu devir olgusunu inkâr etme suçudur.

Hırsızlıktan farkı nedir?

Hırsızlıkta fail malı sahibinin rızası olmadan alır; güveni kötüye kullanmada ise mal hukuka uygun biçimde ve sahibinin rızası ile faile teslim edilmiştir. Sonradan bu emaneti kötüye kullanma söz konusudur. Somut olayın koşullarına göre doğru sınıflandırma yapılır.

Ödünç aldığım eşyayı iade etmezsem suç işlemiş olur muyum?

Evet, kural olarak. Ödünç alınan eşyanın iadesini bilinçli olarak yapmamak güveni kötüye kullanma suçunu oluşturabilir. Ancak somut olayda mağdurun şikâyeti gerekir ve tarafların anlaşması, iade süresi gibi faktörler değerlendirilir.

Ceza ne kadardır?

Temel güveni kötüye kullanmada altı aydan iki yıla kadar hapis ve adli para cezası. Nitelikli hallerde (mesleki, ticari, hizmet ilişkisi kapsamında) bir yıldan yedi yıla kadar hapis ve üç bin güne kadar adli para cezası öngörülmüştür.

Nitelikli haller nelerdir?

TCK m.155/2 uyarınca meslek ve sanat, ticaret veya hizmet ilişkisinin gereği olarak veya başkasının mallarını idare etmek yetkisi kapsamında işlenmesi niteliklidir. Avukatlar, muhasebeciler, çalışanlar, vasiler bu kapsamda değerlendirilebilir.

Güveni kötüye kullanma şikâyete bağlı mı?

Temel güveni kötüye kullanma (TCK m.155/1) şikâyete bağlıdır. Şikâyet süresi altı aydır. Ancak nitelikli haller (m.155/2) kural olarak resen takip edilir ve şikâyet aranmaz.

Zararı iade edersem indirim olur mu?

Evet. TCK m.168 uyarınca etkin pişmanlık gösterip mağdurun zararını gidermek ceza indirimi sağlar. Tam iade halinde üçte iki oranına kadar indirim uygulanabilir. Ayrıca uzlaştırma kapsamında anlaşma sağlanırsa ceza yaptırımı uygulanmayabilir.

⚖️ Ücretsiz Ön Görüşme İçin Bize Ulaşın

Ankara’da Uzman Avukat — Av. Fatma Öztürk

📞 Hemen Ara 💬 WhatsApp ile Yaz
Bu yazı genel bilgilendirme amaçlıdır; her dosyanın kendine özgü koşulları bulunduğundan, ayrıntılı değerlendirme için güncel mevzuat ve uzman hukuki görüş esas alınmalıdır.

Bu konuda hukuki destek almak için

📞 Ara: +905546483715💬 WhatsApp’tan yaz

Post by Av. Fatma Öztürk