Tasfiyede Vergilendirme ve Tasfiye Memurunun Sorumluluğu 2026: Tasfiye Dönemi, Tasfiye Kârı, Karşılık Ayırma ve İhya (KVK m.17)
05 Eylül 2026

Tasfiyede Vergilendirme ve Tasfiye Memurunun Sorumluluğu 2026: Tasfiye Dönemi, Tasfiye Kârı, Karşılık Ayırma ve İhya (KVK m.17)

Şirketi kapatmak, tabelayı indirmekle bitmez: tasfiye kendi vergilendirme dönemine sahip, ayrı beyannameleri olan ve tasfiye memuruna şahsi sorumluluk yükleyen bir süreçtir. Ortaklara yapılan dağıtımdan önce vergi borçlarının karşılanmaması hâlinde sorumluluk doğrudan tasfiye memuruna döner. Bu rehber, süreci Kurumlar Vergisi Kanunu’nun 17. maddesiyle anlatır. Ankara’daki dosyanız için bize 0554 648 37 15 numarasından ulaşabilirsiniz.

Beş cümlede özet

  • Her ne sebeple olursa olsun tasfiye hâline giren kurumların vergilendirilmesinde hesap dönemi yerine tasfiye dönemi geçerli olur (KVK m.17).
  • Tasfiye, kurumun tasfiyeye girdiği tarihte başlar ve tasfiye kararının tescil edildiği tarihte sona erer.
  • Tasfiye kârı, tasfiye döneminin sonundaki servet değeri ile tasfiye döneminin başındaki servet değeri arasındaki olumlu farktır.
  • Tasfiye beyannamesi, tasfiyenin sona erdiği tarihten itibaren kanunda öngörülen süre içinde verilir.
  • Tasfiye memurları, kurumun tahakkuk etmiş vergileri ile tasfiye beyannamelerine göre hesaplanan vergileri ödemeden ortaklara paylaştırma yapamaz; aksi hâlde ödenmeyen vergilerden şahsen ve müteselsilen sorumlu olurlar.

Tasfiye dönemi ve hesap dönemi (m.17)

Kurumlar Vergisi Kanunu’nun 17. maddesi, her ne sebeple olursa olsun tasfiye hâline giren kurumların vergilendirilmesinde hesap dönemi yerine tasfiye döneminin geçerli olacağını düzenler. Tasfiye, kurumun tasfiyeye girdiği tarihte başlar ve bu tarihten aynı takvim yılı sonuna kadar olan dönem ile bu dönemden sonraki her takvim yılı ayrı bir tasfiye dönemi sayılır.

Tasfiyenin aynı takvim yılı içinde sona ermesi hâlinde, tasfiye dönemi kurumun tasfiye hâline girdiği tarihten başlar ve tasfiyenin bittiği tarihe kadar devam eder. Tasfiyenin nihayet bulduğu dönemin sonunda, tasfiye kârı kesin olarak tespit edilir ve buna göre daha önce verilen tasfiye beyannameleri düzeltilir. Bu düzeltme mekanizması önemlidir: tasfiye süreci birden fazla yıla yayıldığında her yıl ayrı beyanname verilir, ancak nihai hesap tasfiyenin bitiminde yapılır ve fazla ödenen vergi iade edilir.

Tasfiye kârının hesabı

Kavramİçeriği
Tasfiye kârıDönem sonu servet değeri eksi dönem başı servet değeri
Dönem başı servet değeriTasfiyeye giriş bilançosundaki öz sermaye
Dönem sonu servet değeriTasfiye sonu bilançosundaki öz sermaye
Ortaklara yapılan ödemelerDönem sonu servetine eklenir
Ortaklardan alınanlarDönem sonu servetinden indirilir
Beyanname süresiTasfiyenin sona erdiği tarihten itibaren kanuni süre

Tabloyu yana kaydırarak tüm sütunları görebilirsiniz.

Tasfiye kârının hesabında iki düzeltme kritik önemdedir. Birincisi, ortaklara ya da kurum sahiplerine tasfiye esnasında avans olarak veya diğer şekillerde yapılan her türlü ödemenin tasfiyenin sonundaki servet değerine eklenmesidir. İkincisi, mevcut sermayeye ilave olarak ortaklar veya sahipleri tarafından yapılan ödemeler ile tasfiye esnasında elde edilen ve vergiden istisna edilmiş olan kazanç ve iratların tasfiye döneminin sonundaki servet değerinden indirilmesidir. Bu düzeltmeler yapılmadığında, ortaklara yapılan dağıtımlar kâr gibi görünmez ve matrah eksik hesaplanır.

Tasfiye memurunun sorumluluğu

Kanun’un 17. maddesi, tasfiye memurları bakımından ağır bir sorumluluk düzeni kurar: tasfiye memurları, kurumun tahakkuk etmiş vergileri ile tasfiye beyannamelerine göre hesaplanan vergiler ile diğer itirazlı tarhiyatlar için kanunda öngörülen esaslara göre karşılık ayırmadan, ortaklara ve kurum alacaklılarına bir paylaştırma ya da ödeme yapamaz. Aksi takdirde bu vergilerin asıl ve zamları ile vergi cezalarından şahsen ve müteselsilen sorumlu olurlar.

Bu sorumluluğun kapsamı, yapılan paylaştırma tutarıyla sınırlı değildir: kanun, ödenmeyen vergilerden şahsi ve müteselsil sorumluluk öngörür. Tasfiye memurlarına, ödedikleri vergiler için ortaklara ya da kendilerine paylaştırma yapılan diğer alacaklılara rücu hakkı tanınmıştır. Uygulamada en sık yapılan hata, itirazlı ya da devam eden inceleme konusu tarhiyatlar için karşılık ayrılmadan tasfiyenin kapatılmasıdır; sonradan kesinleşen vergi, tasfiye memurunun şahsi malvarlığından istenir. Bu nedenle tasfiye kapanmadan önce vergi dairesinden borç durumu yazısı alınması, devam eden inceleme ve uyuşmazlıkların tespiti ve gerekiyorsa karşılık ayrılması zorunludur.

Şahıs işletmelerinde ve şahıs şirketlerinde kapanış

Tasfiye rejimi kurumlar vergisi mükellefleri içindir; şahıs işletmelerinde ve adi ortaklıklarda kapanış farklı işler. Şahıs işletmesinde tasfiye dönemi kavramı bulunmaz: işi bırakma bildirimi yapılır, son dönem beyannameleri verilir ve mükellefiyet kapatılır. Bu süreçte kritik konu, işletmeden çekilen varlıklardır: kapanış sırasında işletmede kalan emtia ve sabit kıymetlerin işletme sahibine geçmesi, işletmeden çekiş sayılır ve emsal bedel üzerinden hem gelir vergisi hem katma değer vergisi doğurabilir. Bu nedenle kapanış öncesinde stokun eritilmesi ve sabit kıymetlerin satılması, çoğu dosyada daha az maliyetli bir yoldur.

Kollektif ve komandit şirketler bakımından ise kazanç ortaklara dağıtılarak vergilendirildiğinden, şirketin sona ermesi hâlinde her ortak kendi payına düşen kazancı beyan eder. Adi ortaklıklarda da benzer bir yapı işler: ortaklık mükellef değildir, ancak katma değer vergisi ve stopaj bakımından ortaklık adına tesis edilen mükellefiyetin kapatılması gerekir. Ortaklıktan ayrılma ya da pay devri hâllerinde ise devreden ortak bakımından kazanç doğup doğmadığı ayrıca değerlendirilir. Ortak olan kişinin ölümü hâlinde ise mirasçıların ortaklığı sürdürüp sürdürmeyeceği ve mükellefiyetin nasıl işleyeceği belirlenmelidir; bu, hem vergi hem şirketler hukuku boyutu olan bir konudur. Kapanış sürecinin usul adımlarını işi bırakma ve mükellefiyetin sona ermesi yazımızda anlattık.

Tasfiye sürecinde diğer yükümlülükler

Tasfiye süreci boyunca kurumun diğer vergi yükümlülükleri devam eder. Katma değer vergisi beyannameleri verilmeye devam edilir; tasfiye sırasında yapılan mal satışları vergiye tabidir ve varlıkların ortaklara dağıtılması da teslim sayılabileceğinden emsal bedel üzerinden vergi doğar. Muhtasar beyanname yükümlülüğü, personel bulunduğu sürece işler; personel çıkışlarında kıdem ve ihbar tazminatı ödemelerinin vergisel niteliği ayrıca değerlendirilir.

Belge ve defter yükümlülükleri de sürer: tasfiye döneminde de defter tutulur, fatura düzenlenir ve saklama süresi tasfiyenin bitmesiyle sona ermez. Vergi Usul Kanunu’ndaki saklama ve ibraz yükümlülüğü, kurumun sona ermesinden sonra da devam eder ve bu belgelerin kimde saklanacağının belirlenmesi gerekir. Ayrıca tasfiye sonunda ortaklara yapılan dağıtımın vergisel niteliği önemlidir: dağıtılan tutarın sermaye iadesine isabet eden kısmı ile birikmiş kârlara isabet eden kısmı ayrıştırılmalıdır; kâr niteliğindeki dağıtımlar kâr payı sayılır ve ortağın niteliğine göre stopaj ve beyan yükümlülüğü doğurur. İşi bırakma ve mükellefiyetin sona ermesine ilişkin usulü işi bırakma ve tasfiye yazımızda ele aldık.

İflas ve konkordatoda vergilendirme

Şirketin sona ermesi her zaman iradi tasfiyeyle olmaz. İflas hâlinde de tasfiye söz konusudur; ancak bu tasfiye iflas idaresi eliyle ve İcra ve İflas Kanunu hükümlerine göre yürütülür. Vergi bakımından iflas, tasfiye hükümlerine benzer biçimde değerlendirilir: iflasın açılmasıyla birlikte tasfiye dönemi başlar, beyanname yükümlülükleri iflas idaresi tarafından yerine getirilir ve kamu alacakları sıra cetvelinde kanunda öngörülen sıraya göre yer alır. Kamu alacaklarının imtiyazlı olup olmadığı ve hangi sırada karşılanacağı, 6183 sayılı Kanun ve İcra ve İflas Kanunu hükümleri birlikte değerlendirilerek belirlenir.

Konkordato ise sona ermeyi değil, borçların yeniden yapılandırılmasını hedefler. Konkordato mühleti verilmesi, kural olarak takipleri durdurur; ancak kamu alacakları bakımından kanunda öngörülen özel düzenlemeler vardır ve amme alacaklarının konkordatoya tabi olup olmadığı ayrıca değerlendirilir. Mühlet süresince mükellefiyet devam eder: beyannameler verilir, cari dönem vergileri ödenir. Konkordato projesinin tasdiki hâlinde ise alacakların ne ölçüde ve hangi vadede ödeneceği projeye göre belirlenir; kamu alacakları bakımından ise mevzuattaki sınırlamalar gözetilir. Bu nedenle mali güçlük yaşayan işletmelerin, konkordato ile tasfiye arasındaki tercihi yaparken vergi borçlarının akıbetini de hesaba katması gerekir. Konkordatoda kamu alacaklarının durumunu konkordato ve vergi/SGK amme alacakları yazımızda ele aldık.

Tasfiyeden dönme ve ihya

Tasfiye süreci her zaman sona ermeyle bitmez. Türk Ticaret Kanunu, tasfiyeden dönülmesine imkân tanır: şirket sürenin dolmasıyla ya da genel kurul kararıyla sona ermişse ve pay bedellerinin ortaklara dağıtımına başlanmamışsa, genel kurul kanunda öngörülen çoğunlukla şirketin devam etmesine karar verebilir. Bu karar tescil edildiğinde şirket faaliyetine döner ve vergilendirme yeniden hesap dönemi esasına geçer.

İhya ise farklıdır: ticaret sicilinden terkin edilmiş bir şirketin, kanunda öngörülen şartlarla ve mahkeme kararıyla yeniden sicile kaydedilmesidir. İhya, çoğunlukla terkinden sonra ortaya çıkan bir malvarlığı ya da tamamlanmamış bir hukuki işlem nedeniyle talep edilir. Vergisel açıdan ihyanın sonucu, mükellefiyetin yeniden tesis edilmesi ve terkin öncesi döneme ilişkin yükümlülüklerin canlanmasıdır. Alacaklılar bakımından ise ihya, tahsil imkânı sağlayan bir yoldur: vergi dairesi de tahsil edilemeyen kamu alacağı için ihya talebinde bulunabilir. Bu nedenle tasfiyenin usulüne uygun ve eksiksiz tamamlanması, sonradan ihya davasıyla karşılaşmamak bakımından da önemlidir. Tasfiye ve ihya sürecinin ticaret hukuku boyutunu şirket tasfiyesi ve ihyası yazımızda anlattık.

Tasfiye planlaması: sırayla yapılacaklar

Tasfiyenin sorunsuz tamamlanması, sıralı bir planla mümkündür. İlk aşama karar ve tescildir: genel kurul tasfiye kararı alır, tasfiye memuru seçilir ve karar ticaret siciline tescil ile ilan edilir; şirketin unvanına tasfiye hâlinde ibaresi eklenir. İkinci aşama envanter ve bilançodur: tasfiyeye giriş bilançosu ve envanteri hazırlanır, varlıklar ve borçlar tespit edilir. Bu bilanço, tasfiye kârının hesabında dönem başı servet değerini oluşturduğundan titizlikle düzenlenmelidir.

Üçüncü aşama alacaklıların çağrılmasıdır: kanunda öngörülen usulle alacaklılara çağrı yapılır ve bilinen alacaklılara bildirimde bulunulur. Dördüncü aşama paraya çevirme ve borçların ödenmesidir: varlıklar satılır, alacaklar tahsil edilir, borçlar ödenir. Vergi borçları bu aşamada önceliklidir; ödenmeden ya da karşılık ayrılmadan ortaklara dağıtım yapılamaz. Beşinci aşama dağıtımdır: kanunda öngörülen bekleme süresi dolduktan sonra kalan bakiye ortaklara paylaştırılır. Altıncı aşama kapanıştır: tasfiye sonu bilançosu hazırlanır, genel kurul onayı alınır, beyannameler verilir, vergi dairesi ve sosyal güvenlik kayıtları kapatılır ve terkin için sicile başvurulur. Her aşamanın belgelendirilmesi, sonradan doğacak sorumluluk tartışmalarında tasfiye memurunun en güçlü savunmasıdır.

Tasfiye yerine alternatifler

Faaliyeti sona erdirme kararı verildiğinde tasfiye tek yol değildir ve alternatiflerin vergisel sonuçları farklıdır. Birinci alternatif devirdir: şirketin başka bir şirkete devredilmesi, kanunda öngörülen şartlar sağlandığında vergisiz gerçekleşir ve tasfiyedeki gibi varlıkların paraya çevrilmesi gerekmez. Bu, özellikle şirketin taşınmaz ve makine gibi değerli varlıkları bulunduğunda avantaj sağlar; tasfiyede bu varlıkların satışı ya da ortaklara dağıtımı vergi doğururken, devirde kayıtlı değerlerle aktarım mümkündür.

İkinci alternatif hisse devridir: şirket tüzel kişiliği devam eder, yalnızca ortaklar değişir. Bu yolda şirketin geçmiş dönem vergi riskleri de alıcıya geçtiğinden, devir öncesinde kapsamlı bir inceleme yapılması ve sözleşmede sorumluluk paylaşımının düzenlenmesi gerekir. Satıcı ortak bakımından ise hisse satışından doğan kazancın vergilendirilmesi ayrıca değerlendirilir. Üçüncü alternatif faaliyetin dondurulmasıdır; ancak bu, mükellefiyeti sona erdirmez: beyanname yükümlülüğü devam eder ve verilmediğinde ceza kesilir. Bu nedenle “şimdilik kapatmayalım, sonra bakarız” yaklaşımı çoğu dosyada en maliyetli seçenektir. Dördüncüsü, kısmi bölünme yoluyla değerli varlıkların ayrı bir şirkete taşınması ve kalan yapının tasfiye edilmesidir; bu, şartları sağlandığında hem vergisiz aktarım hem sade bir kapanış sağlar. Devir ve bölünmenin şartlarını birleşme, devir ve bölünmede vergisiz geçiş yazımızda ele aldık.

Vergi mahkemesi dava dilekçesi örneği

…………… VERGİ MAHKEMESİ BAŞKANLIĞINA

DAVACI: Ad Soyad (…… Ltd. Şti. eski tasfiye memuru), T.C. Kimlik No, Adres

DAVALI: …… Vergi Dairesi Müdürlüğü

DAVA KONUSU: ……/……/2026 tarihli ödeme emrinin iptali istemidir.

TEBLİĞ TARİHİ: ……/……/2026

AÇIKLAMALAR

1. …… Ltd. Şti.’nin tasfiye memuru olarak görev yaptım; tasfiye ……/……/…… tarihinde tamamlanmış ve şirket ticaret sicilinden terkin edilmiştir.

2. Davalı idarece, şirketin ödenmemiş vergi borçları nedeniyle Kurumlar Vergisi Kanunu’nun 17. maddesine dayanılarak tarafıma ödeme emri düzenlenmiştir.

3. Oysa tasfiye sürecinde, tahakkuk etmiş vergiler ile beyannamelere göre hesaplanan vergiler tam olarak ödenmiş; devam eden inceleme ve itirazlı tarhiyat bulunmadığından karşılık ayrılmasını gerektiren bir durum doğmamıştır. Ödeme belgeleri, vergi dairesinden alınan borcu yoktur yazısı ve tasfiye bilançoları ektedir.

4. Takibe konu alacak, tasfiyenin tamamlanmasından sonra yapılan bir inceleme sonucunda tarh edilmiş olup, tasfiye döneminde bilinmesi ve karşılık ayrılması mümkün değildi.

5. Ayrıca ortaklara yapılan paylaştırma, vergi borçları ödendikten sonra ve kalan bakiye üzerinden yapılmıştır; paylaştırma kayıtları ektedir.

6. Kabul anlamına gelmemek kaydıyla, sorumluluğun kapsamı ve tutarı bakımından hesaplama hatalıdır.

HUKUKİ SEBEPLER: 5520 sayılı Kurumlar Vergisi Kanunu m.17; 6183 sayılı Kanun m.58; 213 sayılı Vergi Usul Kanunu; 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu; 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu.

DELİLLER: Ödeme emri, tasfiye bilançoları ve beyannameleri, ödeme belgeleri, borcu yoktur yazısı, ticaret sicil kayıtları, paylaştırma kayıtları, bilirkişi incelemesi.

SONUÇ VE İSTEM: Açıklanan nedenlerle ödeme emrinin iptaline, yargılama giderleri ile vekâlet ücretinin davalı idareye yükletilmesine karar verilmesini saygıyla arz ve talep ederim. ……/……/2026

Davacı
Ad Soyad – İmza

Tasfiye kontrol listesi

  1. Tasfiyeye giriş tarihini ve tasfiye dönemlerini doğru belirleyin.
  2. Tasfiyeye giriş bilançosunu hazırlayın; dönem başı servet değeri buradan bulunur.
  3. Ortaklara yapılan avans ve ödemeleri dönem sonu servetine eklemeyi unutmayın.
  4. Her tasfiye dönemi için beyanname verin; nihai düzeltmeyi bitişte yapın.
  5. Kapatmadan önce vergi dairesinden borç durumu yazısı alın.
  6. Devam eden inceleme ve itirazlı tarhiyat için karşılık ayırın.
  7. Ortaklara dağıtımda sermaye iadesi ile kâr payını ayrıştırın; stopaja dikkat edin.
  8. Defter ve belgelerin kimde saklanacağını belirleyin; saklama süresi devam eder.

Sık sorulan sorular

Tasfiyede hesap dönemi ne olur?

Hesap dönemi yerine tasfiye dönemi geçerli olur; tasfiyeye giriş tarihinden yıl sonuna kadar olan süre bir dönemdir (m.17).

Tasfiye ne zaman başlar ve biter?

Kurumun tasfiyeye girdiği tarihte başlar, tasfiye kararının tescil edildiği tarihte sona erer.

Tasfiye kârı nasıl hesaplanır?

Dönem sonundaki servet değeri ile dönem başındaki servet değeri arasındaki olumlu farktır.

Ortaklara yapılan ödemeler hesaba nasıl girer?

Tasfiye esnasında ortaklara yapılan her türlü ödeme, dönem sonu servet değerine eklenir.

Ortaklardan alınan paralar ne olur?

Sermayeye ilave olarak ortaklarca yapılan ödemeler dönem sonu servet değerinden indirilir.

Beyanname ne zaman verilir?

Tasfiyenin sona erdiği tarihten itibaren kanunda öngörülen süre içinde; her tasfiye dönemi için ayrıca beyanname verilir.

Tasfiye memuru neden sorumlu tutulur?

Tahakkuk etmiş vergiler ile hesaplanan vergiler ve itirazlı tarhiyatlar için karşılık ayırmadan paylaştırma yapılması hâlinde.

Sorumluluk hangi kapsamdadır?

Vergi asılları, zamları ve cezalarından şahsen ve müteselsilen; ödenen tutarlar için ortaklara rücu hakkı vardır.

Kapatmadan önce ne yapmalıyım?

Vergi dairesinden borç durumu yazısı alın, devam eden inceleme ve uyuşmazlıkları tespit edin, gerekiyorsa karşılık ayırın.

Tasfiyede KDV yükümlülüğü sürer mi?

Evet. Satışlar vergiye tabidir; varlıkların ortaklara dağıtımı da teslim sayılabileceğinden emsal bedel üzerinden vergi doğabilir.

Dağıtılan tutar kâr payı mıdır?

Sermaye iadesine isabet eden kısım ile birikmiş kârlara isabet eden kısım ayrıştırılır; kâr niteliğindeki dağıtımda stopaj doğar.

Tasfiyeden dönülebilir mi?

Pay bedellerinin dağıtımına başlanmamışsa genel kurul kanuni çoğunlukla şirketin devamına karar verebilir.

Tasfiye kaç aşamadan oluşur?

Karar ve tescil, envanter ve giriş bilançosu, alacaklıların çağrılması, paraya çevirme ve borçların ödenmesi, dağıtım ve kapanış.

Şahıs işletmesinde tasfiye dönemi var mı?

Hayır. İşi bırakma bildirimi yapılır ve son dönem beyannameleri verilir; kalan stok ve sabit kıymetler işletmeden çekiş sayılarak emsal bedelle vergilendirilebilir.

İflasta vergi yükümlülükleri kime ait?

İflasın açılmasıyla tasfiye dönemi başlar; beyanname yükümlülükleri iflas idaresince yerine getirilir ve kamu alacakları sıra cetvelinde kanuni sırasına göre karşılanır.

İhya nedir?

Sicilden terkin edilmiş şirketin mahkeme kararıyla yeniden kaydedilmesidir; mükellefiyet yeniden tesis edilir ve eski dönem yükümlülükleri canlanır.

Tasfiye döneminde belge ve defter yükümlülükleri

Tasfiye hâlindeki şirket, tüzel kişiliğini tasfiye sonuna kadar koruduğundan vergisel ödevleri de devam eder. Defter tutma yükümlülüğü sürer: tasfiye döneminde de yasal defterler tutulur ve tasdik ettirilir; elektronik defter kapsamındaki şirketlerde berat yükümlülüğü aynen işler. Fatura ve diğer belgeler düzenlenmeye devam edilir; tasfiye sırasında yapılan varlık satışları için belge düzenlenmesi zorunludur.

Unvan kullanımı bakımından Türk Ticaret Kanunu, tasfiye hâlindeki şirketin unvanına “tasfiye hâlinde” ibaresinin ekleneceğini öngörür ve bu ibarenin düzenlenen belgelerde de yer alması gerekir. İkinci konu saklama yükümlülüğüdür: Vergi Usul Kanunu’ndaki saklama ve ibraz süresi, şirketin sona ermesiyle bitmez; bu nedenle tasfiye sonunda defter ve belgelerin kimde saklanacağının belirlenmesi ve bunun tasfiye sonu tutanağında gösterilmesi gerekir. Türk Ticaret Kanunu, ticari defterlerin saklanmasına ilişkin ayrı bir düzenleme içerir ve sicil müdürlüğüne teslim usulünü öngörür. Üçüncü konu, tasfiye sonrası ortaya çıkan bir uyuşmazlıkta defterlerin ibraz edilememesidir: bu, tasfiye memurunun sorumluluğu tartışmasını doğurur. Bu nedenle kapanış öncesinde arşivleme planlanmalıdır. Saklama ve ibraz yükümlülüğünü belge ve defter düzeni yazımızda ele aldık.

Tasfiyede varlık satışları ve KDV

Tasfiyenin özü varlıkların paraya çevrilmesidir ve bu işlemler katma değer vergisi bakımından teslim niteliğindedir. Şirketin makine, taşıt, stok ve taşınmazlarını satması vergiye tabidir ve genel esaslara göre vergi hesaplanır. İki özel durum dikkat gerektirir.

Birincisi, varlıkların satılmayıp doğrudan ortaklara dağıtılmasıdır: bu, işletmeden çekiş niteliğinde olduğundan bedelsiz teslim sayılır ve Katma Değer Vergisi Kanunu’nun 27. maddesi uyarınca emsal bedel üzerinden vergi hesaplanır. Uygulamada bu husus sıkça atlanır ve tasfiye sonrası tarhiyata yol açar. İkincisi taşınmaz satışlarıdır: kurumlar vergisi bakımından taşınmaz satış kazancı istisnasının şartlarının tasfiye hâlinde sağlanıp sağlanamayacağı ayrıca değerlendirilir; ayrıca katma değer vergisi bakımından kanunda öngörülen istisna hükümlerinin şartları gözetilir. Üçüncü konu devreden vergidir: tasfiye sonunda devreden katma değer vergisi bulunması hâlinde bunun iadesi kural olarak mümkün değildir ve kanunda sayılan iade hakkı doğuran işlemler dışında bu tutar kaybedilir; bu nedenle tasfiye planlanırken devreden verginin eritilmesi için satış takvimi kurgulanmalıdır. Dördüncüsü, satışların emsal bedelin altında yapılması hâlinde matrah eleştirisi doğmasıdır.

Ortaklara dağıtımda stopaj ve beyan

Tasfiye sonunda kalan bakiyenin ortaklara dağıtılması, verginin son halkasıdır ve niteliğine göre farklı sonuç doğurur. Dağıtılan tutarın sermaye iadesine isabet eden kısmı kâr dağıtımı sayılmaz ve stopaj doğurmaz; buna karşılık birikmiş kârlara, yedeklere ve tasfiye kârına isabet eden kısım kâr payı niteliğindedir.

Kâr payı sayılan kısım bakımından şu kurallar işler. Ortağın gerçek kişi olması hâlinde dağıtımda Gelir Vergisi Kanunu’nun 94. maddesi uyarınca stopaj yapılır; ortak, elde ettiği kâr payını kanunda öngörülen istisna ve beyan sınırlarını gözeterek beyan eder. Tam mükellef kurum ortaklara yapılan dağıtımlarda kural olarak stopaj yapılmaz ve iştirak kazançları istisnası devreye girer. Dar mükellef ortaklara yapılan dağıtımlarda ise stopaj oranı ve çifte vergilendirmeyi önleme anlaşmasındaki oran karşılaştırılır; anlaşma hükmünden yararlanmak için mukimlik belgesi aranır. Ayrıca sermayeye eklenmiş geçmiş yıl kârlarının tasfiyede dağıtımı bakımından ayrı bir değerlendirme yapılır. Bu nedenle tasfiye sonu bilançosunda öz kaynak kalemlerinin ayrıştırılması ve dağıtım kararında hangi kaynaktan ödeme yapıldığının gösterilmesi gerekir. Kâr payı vergilendirmesini menkul sermaye iradı yazımızda ele aldık.

Bu yazı genel bilgilendirme amaçlıdır; 5520 sayılı Kurumlar Vergisi Kanunu m.17, 213 sayılı Vergi Usul Kanunu m.160-162, 6183 sayılı Kanun ve 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu hükümlerine dayanır. Somut dosyanız için Hukukçular Evi Ankara ile 0554 648 37 15 numaralı telefondan iletişime geçin.


Post by Av. Fatma Öztürk