Kamu Alacağında Teminat, İhtiyati Haciz ve İhtiyati Tahakkuk 2026: 7 Günlük Dava Süresi ve Savunma Yolları (6183 m.9-20)
04 Eylül 2026

Kamu Alacağında Teminat, İhtiyati Haciz ve İhtiyati Tahakkuk 2026: 7 Günlük Dava Süresi ve Savunma Yolları (6183 m.9-20)

Vergi incelemesi henüz tamamlanmamışken banka hesaplarına haciz konulması, mükellefler için en şaşırtıcı işlemlerden biridir. Oysa 6183 sayılı Kanun buna imkân verir: teminat isteme, ihtiyati haciz ve ihtiyati tahakkuk, alacak henüz kesinleşmeden uygulanabilen koruma tedbirleridir. Bu rehber, bu tedbirleri ve itiraz yollarını mevzuat maddeleriyle anlatır. Ankara’daki dosyanız için bize 0554 648 37 15 numarasından ulaşabilirsiniz.

Beş cümlede özet

  • Vergi incelemesine başlanması ya da takdir işlemlerine tevessül edilmesi hâlinde, yapılan ilk hesaplamalara göre belirlenen tutar üzerinden teminat istenebilir (6183 m.9).
  • Kabul edilecek teminat türleri kanunda sayılmıştır: para, banka teminat mektubu, hazine tahvil ve bonoları, ilgili tarafından gösterilen menkul ve gayrimenkul mallar ve kefil (m.10).
  • İhtiyati haciz, kanunda sayılan hâllerde ve hiçbir süreyle sınırlı olmaksızın alacaklı amme idaresinin mahallî en büyük memurunun kararıyla derhâl uygulanır (m.13).
  • İhtiyati hacze karşı, haczin tebliğinden itibaren yedi gün içinde vergi mahkemesinde dava açılabilir (m.15).
  • İhtiyati tahakkuk, ihtiyati haczin uygulanabilmesi için verginin tahakkuk ettirilmiş sayılmasını sağlayan tamamlayıcı bir işlemdir (m.17-20).

Teminat isteme (6183 m.9)

Kanun’un 9. maddesi, Vergi Usul Kanunu’nun 344. maddesi uyarınca vergi ziyaı cezası kesilmesini gerektiren hâller ile 359. maddesinde sayılan hâllere temas eden bir amme alacağının salınması için gerekli işlemlere başlanmış olduğu takdirde, vergi incelemesine yetkili memurlarca yapılan ilk hesaplara göre belirtilen miktar üzerinden tahsil dairelerince teminat isteneceğini düzenler.

Bu hüküm iki bakımdan dikkat çekicidir. Birincisi, henüz tarhiyat yapılmamış, ihbarname tebliğ edilmemiş bir aşamada teminat istenebilmesidir; dayanak, inceleme elemanının ilk hesaplarıdır. İkincisi, kapsamın sınırlı olmasıdır: her inceleme değil, vergi ziyaı cezası gerektiren hâller ile kaçakçılık suçuna temas eden hâller bu kapsamdadır. Aynı madde ayrıca, Türkiye’de ikametgâhı bulunmayan amme borçlusunun durumu amme alacağının tahsilinin tehlikede olduğunu gösteriyorsa tahsil dairesinin kendisinden teminat isteyebileceğini öngörür. Teminat istenmesine rağmen gösterilmemesi hâlinde, sonraki aşama ihtiyati hacizdir.

Kabul edilecek teminat türleri (m.10)

TeminatÖzellikNot
ParaNakit yatırmaEn kesin ama en maliyetli
Banka teminat mektubuSüresiz ve kesin olması aranırKomisyon maliyeti doğar
Hazine tahvil ve bonolarıDeğeri üzerinden kabulKanunda öngörülen esaslarla
Menkul ve gayrimenkul mallarİlgili tarafından gösterilirDeğer takdiri yapılır
KefilMuteber bir şahsın müteselsil kefaletiİdarece kabul şartı
Teminat değişikliğiKısmen veya tamamen değiştirilebilirAlacak tehlikeye düşmemek kaydıyla

Tabloyu yana kaydırarak tüm sütunları görebilirsiniz.

Kanun, teminat olarak gösterilen malların değerinin düşmesi ya da tamamen kaybolması hâlinde teminatın tamamlanmasını veya yerine başkasının gösterilmesini öngörür. Ayrıca borçlu, gösterdiği teminatı kısmen veya tamamen aynı değerde başkalarıyla değiştirebilir; bu, örneğin bloke edilen nakdin yerine teminat mektubu konularak işletmenin nakit akışının rahatlatılması bakımından pratik bir imkândır.

İhtiyati haciz (m.13)

Kanun’un 13. maddesi, ihtiyati haczin hangi hâllerde uygulanacağını sayar. Bunlar arasında şu hâller yer alır: teminat istenmesini gerektiren hâllerin bulunması, borçlunun belli bir ikametgâhının olmaması, borçlunun kaçmış olması veya mallarını kaçırma ihtimalinin bulunması, teminat gösterilmemiş olması, mal bildiriminde bulunulmaması veya eksik bildirimde bulunulması ve kanunda sayılan diğer hâller.

Maddenin en dikkat çekici yönü uygulama biçimidir: ihtiyati haciz, alacaklı amme idaresinin mahallî en büyük memurunun kararıyla, hiçbir süreyle sınırlı olmaksızın derhâl uygulanır. Yani mahkeme kararı aranmaz ve önceden bildirim yapılmaz. Uygulamada bu, banka hesaplarına elektronik haciz konulması, araç ve taşınmaz kayıtlarına şerh işlenmesi ve alacakların haczi biçiminde gerçekleşir. İhtiyati haciz bir tahsil işlemi değildir: haczedilen mallar kural olarak satılamaz, alacak kesinleşinceye kadar muhafaza edilir. Banka hesaplarındaki blokenin kaldırılmasına ilişkin yolları banka hesabına haciz ve e-haciz yazımızda ele aldık.

İhtiyati hacze itiraz: yedi gün (m.15)

Kanun’un 15. maddesi, haklarında ihtiyati haciz tatbik olunanların, haczin tatbiki, gıyapta yapılan hacizlerde haczin tebliği tarihinden itibaren yedi gün içinde vergi mahkemesinde dava açabileceklerini düzenler. Bu süre kısadır ve hak düşürücü niteliktedir; kaçırıldığında ihtiyati haczin kendisine karşı dava imkânı kalmaz.

Davada ileri sürülebilecek sebepler, ihtiyati haczin kanuni şartlarının bulunmadığına odaklanır: teminat istenmesini gerektiren bir hâlin bulunmadığı, borçlunun mal kaçırma teşebbüsünün olmadığı, ikametgâhının belli olduğu, teminat gösterildiği ya da haciz tutarının inceleme hesaplarını aştığı ileri sürülebilir. Ayrıca haczin ölçüsüz olduğu, işletmenin faaliyetini imkânsız kılacak ölçüde uygulandığı ve alacağı güvence altına almak için daha az müdahaleci yolların bulunduğu da tartışılır. Dava açılması ihtiyati haczi kendiliğinden kaldırmaz; bu nedenle yürütmenin durdurulması talebinin ayrıca ileri sürülmesi gerekir.

İhtiyati tahakkuk (m.17-20)

İhtiyati haciz, bir alacağa dayanmalıdır. Henüz tahakkuk etmemiş vergiler bakımından bu ihtiyacı ihtiyati tahakkuk karşılar. Kanun’un 17. maddesi, kanunda sayılan hâllerin varlığı hâlinde vergi dairesi müdürünün talebi üzerine defterdarın, mükellefin henüz tahakkuk etmemiş vergi ve resimlerinden Maliye Bakanlığınca tespit ve ilan edilecek olanlarla bunların zam ve cezalarının derhâl tahakkuk ettirilmesi hususunda yazılı emir verebileceğini düzenler.

İhtiyati tahakkuk, verginin kesinleşmesi anlamına gelmez; yalnızca ihtiyati haczin dayanağını oluşturur ve alacağı güvence altına alır. Kanun, ihtiyati tahakkuka karşı da dava yolunu açık tutar: ihtiyati tahakkuk üzerine ihtiyati haciz uygulananlar, dava açarken ihtiyati tahakkuk sebeplerine de itiraz edebilir. Nihai tarhiyat yapıldığında, ihtiyati tahakkuk yerini kesin tahakkuka bırakır; tarhiyat yapılmaz ya da dava sonucu kaldırılırsa ihtiyati tahakkuk ve buna dayanan haciz de kalkar.

Mal kaçırma iddiası ve iptal davası

Kamu alacağının tahsilini engellemek amacıyla yapılan devirler, 6183 sayılı Kanun’da özel olarak düzenlenmiştir. Kanun, amme alacağını ödememiş borçluların, alacağın tahsiline imkân bırakmamak maksadıyla yaptıkları bazı tasarrufların hükümsüz sayılmasını ve iptalini isteyebilme yetkisini tahsil dairelerine tanır. Bu kapsamda değerlendirilen tipik işlemler şunlardır: bağışlamalar ve ivazsız tasarruflar, borçlunun kendi eşi, üstsoy-altsoyu ve yakın hısımlarıyla yaptığı işlemler ile değerinin çok altında yapılan devirler.

İptal davası açılabilmesi için kural olarak alacağın kesinleşmiş olması ve borçlu hakkında yapılan takibin sonuçsuz kalması aranır; kanun ayrıca aciz hâlinin belgelenmesini öngörür. Dava, tasarrufun tarafı olan üçüncü kişilere karşı açılır ve kabulü hâlinde, devredilen mal üzerinde cebri icra yapılabilmesi sonucu doğar; mülkiyet borçluya geri dönmez, yalnızca alacaklıya karşı hükümsüz sayılır. Üçüncü kişiler bakımından savunma, işlemin gerçek ve emsallere uygun bedelle yapıldığının ve alacaktan haberdar olunmadığının gösterilmesine dayanır; ödeme belgeleri, banka kayıtları ve değerleme raporları bu savunmanın temelidir. Bu nedenle borçlu bir kişiden taşınmaz ya da araç alırken, satıcının kamu borcu bulunup bulunmadığının araştırılması ve bedelin banka üzerinden ödenmesi, alıcı için hayati bir koruma sağlar.

Haczin kaldırılması ve teminat karşılığı çözüm

İhtiyati haciz uygulanan mükellefin önünde üç yol vardır. Birincisi süresinde dava açmaktır; şartların bulunmadığı gösterilebilirse haciz kaldırılır. İkincisi teminat göstermektir: kanun, teminat gösterilmesi hâlinde ihtiyati haczin kaldırılmasını öngörür. Bu, özellikle banka hesaplarına konulan blokenin işletmeyi durma noktasına getirdiği hâllerde en hızlı çözümdür; teminat mektubu verilerek nakit akışı serbest bırakılır.

Üçüncüsü, haczin kapsamının daraltılmasıdır: alacağı karşılamaya yetecek miktarı aşan hacizlerin kaldırılması talep edilebilir. Uygulamada tek bir alacak için birden çok banka hesabına ve taşınmaza aynı anda haciz konulduğu görülür; toplam haciz değeri alacağı belirgin biçimde aşıyorsa, fazla kısmın kaldırılması istenir. Ayrıca haczedilemeyecek mallar bakımından da itiraz ileri sürülebilir; kanun, borçlunun ve ailesinin geçimi için gerekli olan bazı malları haciz dışında tutar. Kesinleşen borçlar bakımından ise tecil ve taksitlendirme yolu değerlendirilmelidir; bunu vergi ve kamu borcunda tecil ve taksitlendirme yazımızda ele aldık.

Zamanaşımı: tarh ve tahsil ayrımı

Kamu alacaklarında iki ayrı zamanaşımı işler ve bunlar sık karıştırılır. Tarh zamanaşımı, Vergi Usul Kanunu’nda düzenlenir: vergi alacağının doğduğu takvim yılını takip eden yılın başından başlayarak beş yıl içinde tarh ve mükellefe tebliğ edilmeyen vergiler zamanaşımına uğrar. Tahsil zamanaşımı ise 6183 sayılı Kanun’da yer alır: amme alacağı, vadesinin rastladığı takvim yılını takip eden takvim yılı başından itibaren beş yıl içinde tahsil edilmezse zamanaşımına uğrar.

İkinci sürenin pratik önemi, kesilme ve durma hâllerinden gelir. Kanun, ödeme, haciz tatbiki, cebren tahsil ve takip işlemleri sonucunda yapılan her çeşit tahsilat, ödeme emri tebliği, mal bildirimi ve borçlunun yabancı memlekette bulunması gibi hâlleri zamanaşımını kesen ya da durduran sebepler olarak sayar. Kesilme hâlinde süre, kesilmenin rastladığı takvim yılını takip eden yıl başından itibaren yeniden işlemeye başlar. Bu nedenle uzun süre önce doğmuş borçlar bakımından, aradaki takip işlemlerinin süreyi kesip kesmediğinin dosyadan denetlenmesi gerekir; idarenin yaptığı her yazışma zamanaşımını kesmez, kanunda sayılan işlemler esastır. Ödeme emrine karşı açılan davada zamanaşımı def’inin ileri sürülebileceği unutulmamalıdır; bu, kanunda açıkça sayılan üç itiraz sebebinden biridir. Tarh zamanaşımının başlangıcı ve durması konusunu tarh zamanaşımı yazımızda ele aldık.

Kanuni temsilci ve ortakların sorumluluğu

Koruma tedbirleri yalnızca borçlu şirkete yönelmez. Vergi Usul Kanunu’nun 10. maddesi, tüzel kişilerin ödevlerinin kanuni temsilcileri tarafından yerine getirileceğini ve bu ödevlerin yerine getirilmemesi yüzünden mükelleflerin varlığından tamamen veya kısmen alınamayan vergi ve buna bağlı alacakların, kanuni ödevleri yerine getirmeyenlerin varlıklarından alınacağını düzenler. 6183 sayılı Kanun’un mükerrer 35. maddesi ise kamu alacakları bakımından benzer bir sorumluluk öngörür.

Bu sorumluluğun işlemesi için kural olarak alacağın şirketten tahsil edilememesi aranır: şirket nezdinde takip tamamlanmadan doğrudan temsilciye gidilmesi tartışmalıdır. Limited şirket ortakları bakımından ise ayrı bir düzenleme vardır: ortaklar, şirketten tahsil edilemeyen kamu alacağından sermaye payları oranında doğrudan sorumlu tutulur ve bu sorumluluk için ayrıca kusur aranmaz. Temsilci ve ortaklara yönelen takiplerde savunma eksenleri şunlardır: görev döneminin dışında kalan borçlardan sorumlu tutulamama, şirket nezdinde takibin tamamlanmamış olması, payın devredilmiş olması ve devrin tescil tarihi, ödeme emrinin usulüne uygun tebliğ edilmemesi. Bu nedenle görevden ayrılma ve pay devri işlemlerinin ticaret sicilinde tescil ve ilan edilmesi, sonradan doğacak takiplere karşı en güçlü savunmayı sağlar. Şirket borcundan sorumluluğun kapsamını şirketin vergi borcundan kim sorumlu yazımızda ele aldık.

Ödeme emri, haciz ve satış aşaması

İhtiyati haciz koruma tedbiri iken, alacak kesinleştikten sonra işleyen süreç kesin hacizdir. Vadesinde ödenmeyen kamu alacağı için önce ödeme emri tebliğ edilir; borçlunun yedi gün içinde borcu ödemesi ya da mal bildiriminde bulunması gerekir. Ödeme emrine karşı açılacak davada ileri sürülebilecek sebepler kanunda sınırlanmıştır: böyle bir borcun bulunmadığı, borcun kısmen veya tamamen ödendiği ya da zamanaşımına uğradığı. Verginin esasına ilişkin itirazlar bu aşamada dinlenmez.

Ödeme emrine rağmen ödeme yapılmazsa haciz uygulanır ve haczedilen mallar satışa çıkarılır. Satış aşamasında borçlunun savunma imkânları şunlardır: kıymet takdirine itiraz, satış ilanı ve tebligat usulüne aykırılık ve ihalenin feshi talebi. İhtiyati hacizden farklı olarak burada mallar fiilen elden çıkar; bu nedenle sürelerin takibi hayati önemdedir. Mal bildiriminde bulunmamanın da ayrı sonuçları vardır: kanun, mal bildiriminde bulunmayan borçlular bakımından hapisle tazyik dâhil tedbirler öngörür. Bu nedenle ödeme emri tebliğ alındığında, borç ödenemeyecek durumda olsa dahi süresinde mal bildiriminde bulunulması ve eş zamanlı olarak tecil-taksitlendirme başvurusu yapılması gerekir; başvuru, haciz ve satış sürecinin durdurulmasını sağlayabilir.

İşletme üzerindeki etkiler ve pratik yönetimi

İhtiyati haczin hukuki niteliği koruma tedbiri olsa da, işletme üzerindeki etkisi çoğu zaman fiilî bir faaliyet durdurma sonucu doğurur. Banka hesaplarına konulan bloke, personel ücretlerinin ödenmesini, tedarikçilere yapılacak transferleri ve hatta vergi ve prim ödemelerini imkânsız hâle getirir. Bu nedenle ilk yapılması gereken, hangi hesaplara ne tutarda haciz uygulandığının bankalardan yazılı olarak öğrenilmesi ve toplam blokenin alacakla karşılaştırılmasıdır.

İkinci adım önceliklendirmedir: ücret alacakları ve nafaka gibi kanunda öncelik tanınan alacaklar bakımından haczin sınırlarına ilişkin kurallar işler; bu kapsamda kalan tutarlar için itiraz ileri sürülebilir. Üçüncü adım, teminat yoluyla blokenin kaldırılmasıdır; teminat mektubunun maliyeti, faaliyetin durmasından doğacak zararla karşılaştırıldığında çoğu dosyada makul kalır. Dördüncü adım, inceleme sürecinin hızlandırılmasıdır: ihtiyati haciz alacak kesinleşinceye kadar sürdüğünden, incelemenin tamamlanması ve tarhiyatın yapılması, dosyanın esas hakkında tartışılabilmesini sağlar. Bu aşamada izaha davet, uzlaşma ve ceza indirimi seçenekleri birlikte değerlendirilmelidir. Son olarak, ticari itibar boyutu gözetilmelidir: hacizli hesaplardan yapılamayan ödemeler nedeniyle karşılıksız çek ve icra takipleri doğabileceğinden, alacaklılarla önceden iletişime geçilmesi ve ödeme planı görüşülmesi zincirleme sonuçların önüne geçer.

Vergi mahkemesi dava dilekçesi örneği

…………… VERGİ MAHKEMESİ BAŞKANLIĞINA

YÜRÜTMENİN DURDURULMASI TALEPLİDİR

DAVACI: …… Ltd. Şti., Vergi No, Adres

DAVALI: …… Vergi Dairesi Müdürlüğü

DAVA KONUSU: ……/……/2026 tarihinde uygulanan ihtiyati haciz işleminin ve dayanağı ihtiyati tahakkukun iptali istemidir.

HACZİN TEBLİĞ TARİHİ: ……/……/2026

AÇIKLAMALAR

1. Şirketimizin banka hesaplarına ……/……/2026 tarihinde ihtiyati haciz uygulanmış, işlem tarafımıza ……/……/2026 tarihinde tebliğ edilmiştir. Dava, 6183 sayılı Kanun’un 15. maddesindeki yedi günlük süre içinde açılmıştır.

2. İhtiyati haczin dayanağı olarak gösterilen sebepler somut değildir. Şirketimizin belli bir ikametgâhı ve faal işyeri bulunmakta, ticari faaliyeti kesintisiz sürmektedir. Mal kaçırma teşebbüsüne ilişkin hiçbir tespit yoktur; işyeri ve faaliyet belgeleri ektedir.

3. Şirketimizden usulüne uygun bir teminat talebi yapılmamış; teminat gösterme imkânı tanınmadan doğrudan haciz uygulanmıştır.

4. Uygulanan haczin toplam tutarı, inceleme elemanının ilk hesaplarında belirtilen tutarı belirgin biçimde aşmaktadır. Ölçülülük ilkesine aykırı bu uygulama, şirketin ödeme kabiliyetini ortadan kaldırmakta ve faaliyetini imkânsız kılmaktadır.

5. Hesaplara konulan bloke nedeniyle personel ücretleri ve vergi ödemeleri yapılamaz hâle gelmiş olup, telafisi güç zarar doğmaktadır. Bu nedenle yürütmenin durdurulmasını talep ederiz.

HUKUKİ SEBEPLER: 6183 sayılı Amme Alacaklarının Tahsil Usulü Hakkında Kanun m.9, 10, 13, 15, 17-20; 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu m.27.

DELİLLER: Haciz bildirileri, banka yazıları, ihtiyati tahakkuk kararı (celbi talep olunur), inceleme yazışmaları, ticaret sicil kayıtları, mali tablolar.

SONUÇ VE İSTEM: Açıklanan nedenlerle öncelikle yürütmenin durdurulmasına, ihtiyati haciz işleminin ve dayanağı ihtiyati tahakkukun iptaline, yargılama giderleri ve vekâlet ücretinin davalı idareye yükletilmesine karar verilmesini saygıyla arz ve talep ederiz. ……/……/2026

Davacı Vekili
Ad Soyad – İmza

İhtiyati haciz uygulandığında kontrol listesi

  1. Tebliğ tarihini not edin; dava süresi yalnızca yedi gündür.
  2. Haczin dayanağı sebepleri ve ihtiyati tahakkuk kararını isteyin.
  3. Toplam haciz tutarını alacakla karşılaştırın; aşan kısmın kaldırılmasını talep edin.
  4. Teminat göstererek haczin kaldırılmasını değerlendirin; teminat mektubu en hızlı yoldur.
  5. Yürütmenin durdurulmasını mutlaka talep edin; dava tek başına haczi kaldırmaz.
  6. Faaliyetin durduğunu gösteren somut belgeleri dosyaya koyun.
  7. Haczedilemeyecek mallar bakımından ayrıca itiraz edin.
  8. Alacak kesinleştiğinde tecil ve taksitlendirme imkânını değerlendirin.

Sık sorulan sorular

İnceleme bitmeden haciz uygulanabilir mi?

Evet. 6183 sayılı Kanun, kanunda sayılan hâllerde alacak kesinleşmeden ihtiyati haciz uygulanmasına imkân verir.

Teminat hangi hâllerde istenir?

Vergi ziyaı cezası gerektiren hâller ile kaçakçılık suçuna temas eden hâllerde, inceleme elemanının ilk hesaplarına göre (m.9).

Hangi teminatlar kabul edilir?

Para, banka teminat mektubu, hazine tahvil ve bonoları, gösterilen menkul ve gayrimenkul mallar ve muteber bir şahsın kefaleti (m.10).

Teminatı sonradan değiştirebilir miyim?

Evet. Alacak tehlikeye düşmemek kaydıyla teminat kısmen veya tamamen aynı değerde başkalarıyla değiştirilebilir.

İhtiyati haciz için mahkeme kararı gerekir mi?

Hayır. Alacaklı amme idaresinin mahallî en büyük memurunun kararıyla, süreyle sınırlı olmaksızın derhâl uygulanır (m.13).

İhtiyati hacizde mallar satılır mı?

Hayır. İhtiyati haciz koruma tedbiridir; alacak kesinleşinceye kadar mallar muhafaza edilir.

Dava süresi ne kadar?

Haczin tatbiki, gıyapta yapılanlarda tebliği tarihinden itibaren yedi gün (m.15).

Dava açmam haczi kaldırır mı?

Kendiliğinden kaldırmaz; yürütmenin durdurulması ayrıca talep edilmelidir.

Teminat gösterirsem haciz kalkar mı?

Kanun teminat gösterilmesi hâlinde ihtiyati haczin kaldırılmasını öngörür; uygulamada en hızlı çözüm budur.

İhtiyati tahakkuk nedir?

Henüz tahakkuk etmemiş vergilerin, ihtiyati haczin dayanağını oluşturmak üzere derhâl tahakkuk ettirilmesidir (m.17).

İhtiyati tahakkuka itiraz edilebilir mi?

Evet. İhtiyati haciz davasında ihtiyati tahakkuk sebeplerine de itiraz edilebilir.

Alacaktan fazla haciz konulmuş; ne yapabilirim?

Alacağı karşılamaya yetecek miktarı aşan hacizlerin kaldırılmasını talep edebilirsiniz.

Tahsil zamanaşımı ne kadar?

Vadesinin rastladığı takvim yılını takip eden yıl başından itibaren beş yıl; kanunda sayılan işlemlerle kesilir ve kesilmeyi izleyen yıl başından yeniden işler.

Borçludan mal aldım; devrim iptal edilebilir mi?

Tahsile imkân bırakmamak amacıyla yapılan tasarruflar iptal davasına konu olabilir. Bedelin emsallere uygun ve banka üzerinden ödenmiş olması en güçlü savunmadır.

Şirket borcu için müdür veya ortağın malvarlığına gidilebilir mi?

Alacağın şirketten tahsil edilememesi hâlinde kanuni temsilciye ve limited şirket ortaklarına sermaye payları oranında gidilebilir; görev dönemi ve pay devri tarihleri savunmada belirleyicidir.

Ödeme emrine hangi sebeplerle itiraz edilir?

Böyle bir borcun bulunmadığı, kısmen veya tamamen ödendiği ya da zamanaşımına uğradığı; verginin esasına ilişkin itirazlar bu aşamada dinlenmez.

Tarhiyat yapılmazsa haciz ne olur?

Tarhiyat yapılmaz ya da dava sonucu kaldırılırsa ihtiyati tahakkuk ve buna dayanan haciz de kalkar.

Haciz uygulaması ve haczedilemeyen mallar

6183 sayılı Kanun, kamu alacağının cebren tahsili için haciz yetkisi tanır; ancak bu yetki sınırsız değildir. Kanun’un 70. maddesi haczedilemeyecek malları sayar: borçlunun kendisi ve ailesi için gerekli olan ve kanunda belirtilen eşya ile borçlunun mesleği için gerekli olan alet, edevat ve kitaplar, çiftçilikte kullanılan ve kanunda sayılan araç ve hayvanlar ile kanunda öngörülen diğer mallar bu kapsamdadır.

Ücret ve maaşlarda ise kısmi haciz kuralı işler: Kanun, aylıklar, ödenekler, her çeşit ücretler ve emeklilik aylıkları gibi ödemelerin kanunda öngörülen kısmının haczedilebileceğini düzenler; asgari geçim düzeyini koruyan bu sınır, tüm alacaklar için birlikte hesaplanır. Nafaka alacakları bakımından ise özel düzenleme bulunur. Üçüncü sınır ölçülülüktür: alacağı ve takip giderlerini aşan ölçüsüz hacizlere karşı itiraz edilebilir ve haczin kaldırılması istenebilir. Dördüncü sınır sıra ve usuldür: haczin usulüne uygun yapılması, tutanak düzenlenmesi ve borçluya bildirim yapılması gerekir. Beşincisi, üçüncü kişilerdeki mal ve alacakların haczinde uygulanacak usul ve üçüncü kişinin itiraz hakkıdır. Bu sınırların bilinmesi, tahsilat aşamasında en pratik savunma alanını oluşturur.

Tecil şartları ve teminat türleri

6183 sayılı Kanun’un 48. maddesi, kamu borcunun vadesinde ödenmesinin borçluyu çok zor duruma düşürecek olması hâlinde, borçlu tarafından yazı ile istenmiş ve teminat gösterilmiş olmak şartıyla alacağın kanunda öngörülen süreyi geçmemek üzere faiz alınarak tecil olunabileceğini düzenler. Bu, tahsilat aşamasında borçluya tanınan en önemli imkândır.

Şartlar üç başlıkta toplanır. Birincisi çok zor durumdur: bu durumun mali tablolarla ve nakit akışıyla ortaya konması gerekir; uygulamada likidite oranları üzerinden bir değerlendirme yapılır. İkincisi yazılı taleptir: tecil başvurusunun süresinde ve yazılı yapılması aranır. Üçüncüsü teminattır: Kanun’un 10. maddesi teminat olarak kabul edilecek değerleri sayar; para, bankalarca verilen süresiz teminat mektupları, Hazine tahvil ve bonoları, hükümetçe belli edilecek millî esham ve tahvilat, ilgililer veya ilgililer lehine üçüncü şahıslar tarafından gösterilen ve idarece haciz varakasına dayanılarak haczedilen menkul ve gayrimenkul mallar bu kapsamdadır. Tecil edilen borca kanunda öngörülen oranda tecil faizi uygulanır. Taksitlerin aksatılması hâlinde tecil geçersiz olur ve alacak muaccel hâle gelir; bu nedenle taksit takvimi nakit akışına göre gerçekçi belirlenmelidir.

Bu yazı genel bilgilendirme amaçlıdır; 6183 sayılı Amme Alacaklarının Tahsil Usulü Hakkında Kanun m.9, 10, 13, 15, 17-20 ile 213 sayılı Vergi Usul Kanunu ve 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu hükümlerine dayanır. Somut dosyanız için Hukukçular Evi Ankara ile 0554 648 37 15 numaralı telefondan iletişime geçin.


Post by Av. Fatma Öztürk