Bir mirasın kabul mü yoksa ret mi edileceği, çoğu zaman terekenin gerçek durumuna bağlıdır. Resmî defter tutma, mirasçıya körlemesine karar vermek zorunda kalmadan güvenli bir yol sunar. Resmî defter, tereke resmen envanterlenerek deftere yazılan borçlarla sınırlı sorumluluk imkânı verir. Rehber, talebin şartlarını, süresini ve ret ile resmî tasfiyeden farkını ele alıyor.
Terekenin borç durumu belirsiz mi, reddetmeden önce görmek mi istiyorsunuz?
Resmî defter tutma sürecini ve sorumluluk sınırını birlikte netleştirelim. Hukukçular Evi yanınızda.
Kanun ne diyor?
TMK m.619 ve devamına göre mirasçı, mirası kayıtsız şartsız reddetmek yerine, terekenin resmî defterinin tutulmasını isteyebilir. TMK m.619 uyarınca defter tutma, mirasın reddine ilişkin usule uyulmak suretiyle bir ay içinde sulh hâkiminden istenir; bu süre hak düşürücüdür. Mirasçılardan birinin defter tutma istemi diğerleri hakkında da etkili olur.
Yargıtay bu kuralı nasıl uyguluyor?
Yargıtay’ın yerleşik uygulamasında, defter tamamlandıktan sonra mirasçıya bir süre tanınır ve mirasçı; reddetme, deftere göre kabul, kayıtsız şartsız kabul ya da resmî tasfiye seçeneklerinden birini kullanır. Deftere göre kabulde miras, mirasçıya sadece deftere yazılmış borçlarla geçer (TMK m.628/1). Ancak koruma yalnızca deftere yazılmamış borçlara karşıdır: mirasçı, deftere yazılmış borçlardan hem tereke malları hem de kendi malvarlığı ile sorumludur (TMK m.628/3).
Pratikte ne anlama geliyor?
- Resmî defter, mirası reddetmeden borç riskini görmeyi sağlar.
- Talep, TMK m.619 uyarınca bir ay içinde yapılmalıdır; süre hak düşürücüdür.
- Deftere göre kabulde sorumluluk, kural olarak deftere yazılı borçlarla sınırlıdır.
Resmî defter tutma, borç belirsizliği olan miraslarda bilinçli ve güvenli karar vermenin yoludur. Süreye uymak ve seçenekleri doğru kullanmak belirleyicidir.
İstem bir ay içinde: TMK m.619’un üç cümlesi
Resmî defter tutma, mirasçıya karar vermeden önce görme imkânı tanıyan bir kurumdur. Tereke açık ve kesin bir durum ifade etmediğinde — yani mirasçı kabul ile ret arasında haklı bir tereddütte kaldığında — kanun bu yolu öngörmüştür.
TMK m.619: “Mirası reddetmeye hakkı olan her mirasçı, terekenin resmî defterinin tutulmasını isteyebilir. Defter tutma, mirasın reddine ilişkin usule uyulmak suretiyle, bir ay içinde sulh hâkiminden istenir. Mirasçılardan birinin defter tutma istemi diğerleri hakkında da etkili olur.”
Üç sonuç çıkar:
- Süre bir aydır ve hak düşürücüdür. Üç ay değil. Süre, TMK m.606’daki ret süresinin işlemeye başladığı tarihten — kural olarak ölümü öğrenme tarihinden — başlar. Bu bir ayı kaçırmak, elinizde yalnızca üç aylık ret seçeneğini bırakır.
- Usul redde ilişkin usuldür. Başvuru, miras bırakanın yerleşim yeri sulh hâkimine sözlü ya da yazılı beyanla yapılır; sözlü beyan tutanağa geçirilerek imzalatılır.
- Bir mirasçının istemi hepsini kapsar. Diğer mirasçıların ayrıca başvurmasına gerek yoktur; kalabalık ailelerde bu kural büyük kolaylık sağlar.
Giderler: Defter tutma giderleri kural olarak terekeden ödenir; terekeden karşılanamazsa defter tutulmasını istemiş olan mirasçılardan alınır.
Defter tutulurken: takip durur, zamanaşımı işlemez
Bu bölüm, resmî defter tutmanın en az bilinen ama en güçlü yanıdır.
TMK m.625 — icra takibi, dava ve zamanaşımı: Resmî defter tutulması devam ettiği sürece miras bırakanın borçları için icra takibi yapılamaz, yapılmakta olan takip durur ve bu süre içinde zamanaşımı işlemez.
Yargıtay uygulamasında bu hükmün açılmış takiplerin iptalini gerektirmediği, takibin ertelendiği belirtilmiştir: takip, defter tutma sona erip mirasçılara TMK m.626 ve 627 gereğince verilecek bir aylık sürenin sonuna kadar ertelenir. Bu husus mirasçı borçlular tarafından İİK m.16/2 uyarınca süresiz şikâyet konusu yapılabilir.
Defter nasıl tutulur (TMK m.620-623):
- m.620 — deftere geçirme: Terekeye ait mal, hak ve borçlar deftere geçirilir; tereke mallarının piyasa değeri tespit edilerek kaydedilir.
- m.621 — ilân yoluyla çağrı: Alacaklılar ve borçlular, belirlenen süre içinde alacaklarını ve borçlarını bildirmeye ilânla çağrılır.
- m.622 — doğrudan doğruya geçirme: Resmî kayıtlardan veya miras bırakanın belgelerinden varlığı anlaşılan alacak ve borçlar, bildirim beklenmeksizin deftere doğrudan yazılır ve ilgililere bildirilir.
- m.623 — sona erme: Alacak ve borçların bildirilmesi için ilânda belirtilen sürenin dolmasıyla defter tutma sona erer.
- m.624 — yönetim: Defter tutma süresince yalnızca gecikmesi terekenin zararına olacak zorunlu yönetim işlemleri yapılabilir.
Beyana çağrı ve dört seçenek — sessizlik de bir tercihtir
TMK m.626 — beyana çağrı: Defteri inceleme süresi bittikten sonra her mirasçı, mahkemece bir ay içinde beyanda bulunmaya çağrılır. Koşullar gerektirdiği takdirde sulh mahkemesi; tereke mallarına yeni değer biçilmesi, uyuşmazlıkların çözümü ve benzeri durumlar için ek süre verebilir.
TMK m.627 — beyan: “Mirasçılardan her biri, tanınan süre içinde mirası reddettiğini veya resmî tasfiye istediğini ya da deftere göre veya kayıtsız şartız kabul ettiğini beyan edebilir. Süresi içinde herhangi bir beyanda bulunmayan mirasçı, mirası tutulan deftere göre kabul etmiş sayılır.”
Bu çok önemli bir varsayımdır. Olağan ret prosedüründe sessiz kalmak kayıtsız şartız kabul sonucunu doğururken, defter tutulmuşsa sessiz kalmak deftere göre kabul sayılır. Yani resmî defter istemi, bir ihmal hâlinde bile sizi daha korunaklı bir konumda bırakır. Bu, defter tutmayı istemenin başlı başına bir gerekçesidir.
Dört seçeneğin özeti:
- Ret — ne mal ne borç; mirasçılık sıfatı geçmişe etkili biter.
- Resmî tasfiye — tereke resmen tasfiye edilir; ayrıntı için Mirasın Resmî Tasfiyesi (TMK 632 vd.).
- Deftere göre kabul — sorumluluk kural olarak defterdeki borçlarla sınırlanır.
- Kayıtsız şartız kabul — tüm borçlar; bakınız Mirasçıların Tereke Borçlarından Sorumluluğu (TMK 641).
Sorumluluğun gerçek sınırı: m.628, m.629 ve m.630
Burada sık rastlanan bir yanılgıyı düzeltmek gerekir: deftere göre kabul, kişisel malvarlığınızı tamamen korumaz. Koruma, deftere yazılmamış borçlara karşıdır.
TMK m.628 — deftere yazılanlardan sorumluluk: “Resmî deftere göre kabul edilen miras, mirasçıya sadece deftere yazılmış borçlarla geçer. Bu suretle mirasın geçmesi, mirasın açıldığı tarihten başlayarak hüküm ifade eder. Mirasçı, miras bırakanın deftere yazılmış olan borçlarından hem tereke malları, hem kendi mal varlığı ile sorumludur.”
Yani defterdeki borçlar bakımından sorumluluk tereke ile sınırlı değildir; kişisel malvarlığınız da devrededir. Kazanım, bilinmeyen borçların dışarıda kalmasıdır.
TMK m.629 — deftere yazılmayanlardan sorumluluk: Yapılan ilâna rağmen alacaklarını yazdırmayanlar, mirasçıyı ne şahsen ne de terekeye izafeten takip edebilir. Buna karşılık kendi kusuru olmaksızın alacağını deftere kaydettiremeyenlere karşı mirasçı, mirastan sağladığı zenginleşme ölçüsünde sorumlu olur.
TMK m.630 — kefalet borçlarından sorumluluk: “Miras bırakanın kefaletten doğan borçları defterde ayrı bir yere yazılır ve mirasçılar, mirası kayıtsız ve şartız kabul etmiş olsalar bile, bu borçlardan terekenin iflâs hükümlerine göre tasfiyesi hâlinde kefalet sebebiyle alacaklı olanlara ne düşecek idiyse ancak o miktarla sorumlu olurlar.”
Bu hükmün değerini küçümsemeyin. Miras bırakanın kefil olduğu borçlar çoğu zaman terekenin en büyük kalemidir ve mirasçıların haberi olmaz. TMK m.630, defter tutulmuşsa kayıtsız şartız kabul eden mirasçıyı bile kefalet borçları yönünden korur. Miras bırakanın kefalet imzası olabileceğinden şüpheleniyorsanız, defter istemek için tek başına yeterli bir sebebiniz var demektir.
| Seçenek | Sonuç |
|---|---|
| Ret | Ne mal ne borç; mirasçılık sıfatı geçmişe etkili biter |
| Resmî tasfiye | Tereke resmen tasfiye edilir |
| Deftere göre kabul | Sorumluluk kural olarak deftere yazılı borçlarla sınırlanır |
| Kayıtsız şartsız kabul | Tüm borçlardan kişisel malvarlığıyla sorumlu |
| Süresinde HİÇBİR beyanda bulunmama | Deftere göre kabul edilmiş SAYILIR (olağan rette tam tersi sonuç doğar) |
| Borç Türü | Sorumluluk | Dayanak |
|---|---|---|
| Deftere yazılmış borç | Hem tereke malları hem KİŞİSEL malvarlığıyla | TMK 628 |
| İlana rağmen deftere yazdırılmayan borç | Mirasçı hiç sorumlu değil (istisna: kusursuz kaydettiremeyen alacaklıya karşı zenginleşme ölçüsünde) | TMK 629 |
| Kefaletten doğan borç | Kayıtsız şartsız kabul edilse bile İFLAS TASFİYESİ ölçüsüyle sınırlı | TMK 630 |
| Madde | İçerik |
|---|---|
| TMK 619 | İstem 1 AY içinde (hak düşürücü); bir mirasçının istemi hepsini kapsar |
| TMK 620-623 | Deftere geçirme → ilanla çağrı → doğrudan kayıt → sürenin dolmasıyla sona erme |
| TMK 625 | Defter tutulduğu sürece İCRA TAKİBİ YAPILAMAZ, mevcut takip DURUR, zamanaşımı İŞLEMEZ |
| TMK 626-627 | Süre sonunda 1 ay içinde beyan çağrısı; 4 seçenek kullanılır |
TMK m.619: Üç Cümlelik Kural
Resmî defter tutma, borçlu terekelerde en değerli ama en çok kaçırılan imkândır. Sebebi süresinin kısalığıdır.
TMK m.619: mirasçılardan her biri, mirası kabul edip etmediğini bildirmezden önce terekenin resmen defterinin tutulmasını isteyebilir. Defter tutma istemi, mirasın reddine ilişkin şekil ve usule uyularak sulh mahkemesine yapılır. İstem, mirasçılardan birince yapılınca diğerleri hakkında da hüküm ifade eder.
| Unsur | İçerik |
|---|---|
| Süre | 1 ay (TMK m.619/2) |
| Başvuru yeri | Sulh hukuk mahkemesi |
| Kim isteyebilir | Mirasçılardan her biri |
| Etkisi | Diğer mirasçılar için de hüküm ifade eder |
| Ön şart | Mirasın kabul edilmemiş olması |
Birinci satır kritiktir: üç aylık ret süresini bilen mirasçıların çoğu, defter tutma süresinin yalnızca bir ay olduğunu bilmez ve bu imkânı kaçırır.
Dördüncü satır ise önemli bir kolaylıktır: mirasçılardan birinin talebi diğerleri hakkında da hüküm ifade eder; her mirasçının ayrı başvurmasına gerek yoktur.
Beşinci satır sınırı gösterir: miras kayıtsız şartsız kabul edilmişse defter tutma istenemez. Bu nedenle borçlu terekelerde hiçbir sahiplenme işlemi yapılmadan önce bu talep değerlendirilmelidir.
Defter Tutulurken: Takip Durur, Zamanaşımı İşlemez
Defter tutma süreci, mirasçıya yalnızca bilgi sağlamaz; aynı zamanda koruma sağlar.
| Konu | Defter tutulurken | Dayanak |
|---|---|---|
| Tereke alacaklılarının takibi | Yapılamaz | TMK m.625/1 |
| Zamanaşımı | İşlemez | TMK m.625/2 |
| Zorunlu olmayan işler | Yapılamaz | TMK m.624/1 |
| Davalar | Acele hâller dışında devam edemez, yeni dava açılamaz | TMK m.625/3 |
İlk iki satır mirasçıya nefes aldırır: defter tutulurken alacaklıların takibi durur ve zamanaşımı işlemez. Bu süre içinde ödeme baskısı hukuken dayanaksız kalır.
Üçüncü satır ise mirasçıyı korur: defter tutma sırasında yalnızca terekenin olağan yönetimine ilişkin işler yapılabilir. Bu, TMK m.610/2 kapsamında sahiplenme riskini de azaltır.
Defterin kapsamı bakımından TMK m.621 önemlidir: yapılan ilan, kefalet sebebiyle alacaklı ve borçlu olanları da kapsar. Bu, gizli kefalet borçlarını ortaya çıkarmanın en etkili yoludur.
Aynı madde bir uyarı da içerir: alacaklarını bildirmeyen alacaklıların durumu, kanunda öngörülen sonuçlara tabidir. Bu nedenle ilan süresi hem mirasçı hem alacaklı için önemlidir.
Beyana Çağrı ve Dört Seçenek
Defter tamamlandığında mirasçı artık bilgiye dayanarak karar verir. TMK m.626 uyarınca her mirasçı, kendisine tanınan bir ay içinde beyanda bulunmaya çağrılır.
| Seçenek | Sonuç |
|---|---|
| Mirası reddetme | Hiçbir sorumluluk doğmaz |
| Resmî tasfiye isteme | Borçlardan sorumluluk yok |
| Deftere göre kabul | Deftere yazılan borçlarla sınırlı sorumluluk |
| Kayıtsız şartsız kabul | Tüm malvarlığıyla sorumluluk |
| Susma | Deftere göre kabul sayılır |
Beşinci satır kanunun mirasçı lehine kurduğu bir karinedir: TMK m.627 uyarınca süresi içinde beyanda bulunmayan mirasçı, mirası tutulan deftere göre kabul etmiş sayılır.
Bu, ret süresindeki durumun tersidir: orada susmak kabul sayılır ve tam sorumluluk doğar; defter sürecinde ise susmak sınırlı sorumluluk anlamına gelir.
Üçüncü satır bakımından TMK m.628 sonucu belirler: deftere göre kabul edilen mirasta mirasçı, deftere yazılmış olan borçlardan sorumlu olur.
Sorumluluğun Gerçek Sınırı: m.628, m.629 ve m.630
| Durum | Sorumluluk | Dayanak |
|---|---|---|
| Deftere yazılmış borçlar | Sorumlu | TMK m.628 |
| Alacaklının kusuru olmadan deftere yazılmamış | Sorumluluk doğabilir | TMK m.629 |
| Alacağını bildirmemiş alacaklı | Kural olarak sorumluluk yok | TMK m.629 |
| Kefalet borçları | Özel sınır | TMK m.630 |
Dördüncü satır, borçlu terekelerde en değerli hükümdür. TMK m.630 uyarınca, resmî defter düzenlenmesi sonunda kabul edilen mirastaki kefalet borçlarından mirasçılar, terekenin iflas hükümlerine göre tasfiyesi hâlinde kefalet alacaklısına ne düşecek idiyse ancak o miktarla sorumlu olurlar.
Yani kefalet borcunda sorumluluk, borcun tamamı değil, farazi tasfiyede o alacaklıya düşecek pay ile sınırlıdır. Bu, çok yüksek kefalet borçlarında mirasçıyı büyük ölçüde korur.
İkinci ve üçüncü satırlar arasındaki ayrım da önemlidir: alacaklı ilanı görüp alacağını bildirmemişse kural olarak sorumluluk doğmaz; kusuru olmaksızın deftere yazılmamışsa durum farklı değerlendirilir.
Bu nedenle defter sürecinde ilan usulüne uygun yapılmalı ve tutanaklar dosyada saklanmalıdır; sonradan çıkan alacaklılara karşı savunmanın dayanağı bunlardır.
Defter Tutma ile Diğer Seçeneklerin Karşılaştırması
| Ölçüt | Mirasın reddi | Resmî defter | Resmî tasfiye |
|---|---|---|---|
| Süre | 3 ay | 1 ay | Ret süresi içinde |
| Sonuç | Mirasçılık sona erer | Bilgiyle karar | Tasfiye memuru yürütür |
| Borç sorumluluğu | Yok | Deftere yazılanlarla sınırlı | Yok |
| Terekeden pay | Alınmaz | Alınır | Artan değer alınır |
| Bir mirasçının talebi | Kendisi için | Hepsi için | Biri kabul ederse etkisiz |
| Dayanak | TMK m.605-606 | TMK m.619-628 | TMK m.632-636 |
Dördüncü satır defter tutmanın asıl üstünlüğüdür: mirasçı hem sınırlı sorumlulukla korunur hem de terekeden pay alır. Ret ve resmî tasfiyede bu imkân yoktur veya sınırlıdır.
Bu nedenle terekede hem mal hem borç varsa ve denge belirsizse, en isabetli yol defter tutmaktır: tablo netleşir, sonra karar verilir.
Beşinci satır ise koordinasyon açısından önemlidir: defter talebi tüm mirasçılar için hüküm ifade ederken, resmî tasfiye talebi mirasçılardan birinin mirası kabul etmesiyle etkisiz kalır (TMK m.632/2).
Süre Kaçırıldıysa Ne Kalır?
| Durum | Kalan imkân | Dayanak |
|---|---|---|
| 1 aylık defter süresi geçti | Ret süresi hâlâ işliyor olabilir | TMK m.606 |
| 3 aylık ret süresi geçti | Kefalette sınırlı sorumluluk | TMK m.630 |
| Miras kabul edilmiş sayılıyor | Resmî tasfiye kural olarak istenemez | TMK m.632/2 |
| Muris ölümde ödemeden aciz | Hükmen ret | TMK m.605/2 |
Dördüncü satır süre kaçırılmış dosyalarda en güçlü savunmadır: TMK m.605/2 uyarınca ölümü tarihinde mirasbırakanın ödemeden aciz olduğu açıkça belli veya resmen tespit edilmiş ise, miras reddedilmiş sayılır.
Bu, ayrı bir ret beyanı gerektirmez; şartların varlığı hâlinde kendiliğinden sonuç doğurur ve süre koşuluna bağlı değildir.
İkinci satır ise kefalet borçlarında geçerlidir ve çoğu dosyada belirleyici olur: miras kayıtsız şartsız kabul edilmiş olsa dahi, TMK m.630 uyarınca kefalet borcunda sorumluluk sınırlı kalır.
Birinci satırdaki hatırlatma da önemlidir: defter süresi kaçırılmış olsa bile üç aylık ret süresi devam ediyor olabilir. TMK m.606 uyarınca bu süre, yasal mirasçılar için mirasçı olduklarını daha sonra öğrendikleri ispat edilmedikçe ölümü öğrendikleri tarihten işler.
Resmî Defter ile Terekenin Yazımını (TMK m.590) Karıştırmayın
Uygulamada en sık yapılan hata, tereke tespiti ya da terekenin yazımı için sulh hukuk mahkemesine başvurup resmî defter istendiğini sanmaktır. İki kurum Kanun’un farklı bölümlerinde düzenlenmiştir ve sonuçları farklıdır.
Terekenin yazımı (TMK m.589-590) bir koruma önlemidir. TMK m.589/1 uyarınca miras bırakanın yerleşim yeri sulh hâkimi, istem üzerine veya re’sen tereke mallarının korunması ve hak sahiplerine geçmesini sağlamak için gerekli önlemleri alır. TMK m.590 ise sulh hâkiminin hangi hâllerde terekenin defterinin tutulmasına karar vereceğini sayar: mirasçılar arasında vesayet altına alınmış ya da alınması gereken kimse varsa, mirasçılardan biri uzun süreden beri bulunamıyorsa ve temsilcisi de yoksa ya da mirasçılardan veya ilgililerden biri ölüm tarihinden başlayarak bir ay içinde istemde bulunursa. Bu yazım, ölüm tarihi itibarıyla terekeyi oluşturan mal ve hakların tespitine yöneliktir; alacaklılara ilânla çağrı yapılmaz ve mirasçının sorumluluğunu sınırlamaz.
Resmî defter (TMK m.619-631) ise mirasın kazanılması bölümünde, ret ile resmî tasfiye arasında duran bir seçenektir: alacaklılar ilânla çağrılır (m.621), bildirilmeyen alacaklar kural olarak dışarıda kalır (m.629) ve süreç boyunca takip yasağı işler (m.625).
Ayrım şu noktada hayati önem taşır: koruma önlemi olarak yapılan yazım, TMK m.625’teki takip yasağını doğurmaz; Yargıtay, bu tür başvuruların resmî defter istemi olmadığını ve takip yapılamayacağı sonucunu doğurmadığını belirtmiştir. Buna karşılık yazımın mirasçıya sağladığı ayrı bir avantaj vardır: TMK m.607 uyarınca koruma önlemi olarak terekenin yazımı hâlinde ret süresi, yazım işleminin sona erdiğinin sulh hâkimi tarafından mirasçılara bildirilmesiyle başlar. Yani yazım ret süresini erteler; resmî defter ise takibi durdurur ve sorumluluğu sınırlar. Borçlu terekede doğru yol çoğu zaman ikisini birlikte değerlendirmektir.
| Ölçüt | Terekenin yazımı (koruma önlemi) | Resmî defter tutma |
|---|---|---|
| Dayanak | TMK m.589-590 | TMK m.619-631 |
| Amaç | Tereke mal ve haklarının tespiti ve korunması | Mirasçının bilgiyle karar vermesi ve sorumluluğun sınırlanması |
| Kim, ne zaman ister | Mirasçı veya ilgili, ölümden itibaren bir ay; kanundaki hâllerde hâkim re’sen (m.590) | Mirası reddetmeye hakkı olan her mirasçı, bir ay içinde (m.619) |
| Alacaklılara ilân | Yok | Bir ay arayla iki ilân; bildirim süresi ikinci ilândan en az bir ay (m.621) |
| Takibe etkisi | Durdurmaz | Takip yapılamaz, zamanaşımı işlemez (m.625) |
| Ret süresine etkisi | Süre, yazımın bittiğinin bildirilmesiyle başlar (m.607) | Beyan için ayrıca bir ay tanınır (m.626) |
| Sorumluluğa etkisi | Yok | Deftere yazılmayan borçlardan kurtuluş (m.629) |
| Giderler | Başvuran öder, terekeden alınır; re’sen ise Devlet (m.589/3) | Tereke; yetmezse isteyen mirasçı (m.623/2) |
Usul: Görevli Mahkeme, Yetki, Bilgi Yükümlülüğü ve Kanun Yolu
Resmî defter tutulması, HMK m.382/2-(c)-8 uyarınca miras hukukundaki çekişmesiz yargı işlerinden sayılır. Bunun üç pratik sonucu vardır. Birincisi görev: HMK m.383 gereği çekişmesiz yargı işlerinde aksine düzenleme yoksa sulh hukuk mahkemesi görevlidir; TMK m.619 ve m.620 de doğrudan sulh hâkimini ve sulh mahkemesini yetkilendirir. İkincisi yetki: TMK m.619 defter istemini mirasın reddine ilişkin usule bağladığından ve TMK m.609/4 uyarınca ret beyanı mirasın açıldığı yerin sulh mahkemesince özel kütüğe yazıldığından, başvuru uygulamada mirasın açıldığı yer olan miras bırakanın son yerleşim yeri (TMK m.576) sulh hukuk mahkemesine yapılır. Üçüncüsü usul: HMK m.385 uyarınca niteliğine uygun düştüğü ölçüde basit yargılama usulü uygulanır ve re’sen araştırma ilkesi geçerlidir; hâkim, tarafların getirdiği bilgiyle bağlı değildir.
Defterin nasıl tutulacağı TMK m.620/4’e göre Cumhurbaşkanınca çıkarılan yönetmelikle düzenlenir; HMK m.386 da deftere geçirme ve mühürleme işlerinin usulünü yönetmeliğe bırakır. Kararlara karşı kanun yolu HMK m.387’de gösterilmiştir: hukuki yararı bulunan ilgililer, kararın öğrenilmesinden itibaren iki hafta içinde istinaf yoluna başvurabilir. HMK m.388 gereği çekişmesiz yargı kararları maddi anlamda kesin hüküm oluşturmaz; bu nedenle deftere yazılan bir alacağın varlığı ya da miktarı, sonradan çekişmeli bir davada yeniden tartışılabilir.
Defter sürecinin en az bilinen yükümlülüğü TMK m.620/2-3’tedir: miras bırakanın malî durumu hakkında bilgi sahibi olan herkes, sulh mahkemesince istenen bilgiyi vermekle yükümlüdür; haklı bir sebep olmaksızın bilgi vermeyenler ya da yanlış veya eksik bilgi verenler, bundan doğacak zararı mirasçılara, vasiyet alacaklılarına ve üçüncü kişilere tazminle yükümlüdür. Mirasçılar da özellikle bildikleri borçları mahkemeye bildirmek zorundadır. Deftere doğrudan geçirme (m.622), resmî kayıtlardan ve miras bırakanın belgelerinden varlığı anlaşılan alacak ve borçlar için işler; bunlar bildirim beklenmeden yazılır ve ilgililere bildirilir. İlân ise m.621 uyarınca bir ay arayla iki defa yapılır, bildirim süresi ikinci ilândan başlayarak en az bir aydır ve ilânda bildirimde bulunmamanın sonuçlarına alacaklıların dikkati çekilir.
Üç özel hükmü de not edin. TMK m.629/3 uyarınca alacakları tereke mallarıyla güvence altına alınmış, örneğin ipotekli veya rehinli alacaklılar, deftere geçirilmemiş olsalar bile haklarını güvenceden alabilirler; deftere göre kabul, rehinli alacaklıyı devre dışı bırakmaz. TMK m.634/3 gereği terekenin daha önce resmî defteri düzenlenmişse resmî tasfiye bu deftere göre yapılır; beyan aşamasında resmî tasfiyeyi seçen mirasçı için defter boşa gitmez. Mirasın Devlete geçmesi hâlinde ise sulh mahkemesi resmî defteri re’sen düzenler ve Devlet, deftere yazılan borçlardan yalnızca miras yoluyla edindiği değerler ölçüsünde sorumlu olur (m.631).
İİK m.53 ile TMK m.625 Birlikte Okununca: Takip Yasağının Takvimi
Resmî defter, alacaklı baskısına karşı tek koruma değildir; İcra ve İflas Kanunu’nun kendi koruması vardır ve iki hüküm birbirini tamamlar. İİK m.53/1 uyarınca terekenin borçlarından dolayı ölüm günüyle birlikte üç gün içinde takip geri bırakılır; mirasçı mirası kabul veya reddetmemişse Medeni Kanun’da öngörülen süreler geçinceye kadar takip geri kalır. Yargıtay uygulamasında bu hükme aykırılık kamu düzenine ilişkin sayıldığından İİK m.16/2 uyarınca süresiz şikâyete tabidir. Takip sırasında borçlu ölmüşse ve tereke henüz paylaşılmamış ya da resmî tasfiyeye tabi tutulmamışsa, takibe terekeye karşı devam olunur (İİK m.53/2). Konunun alacaklı tarafını ölen kişinin icra borcunun mirasçıya geçmesi rehberinde ayrıca ele aldık.
Bu koruma ret süresiyle sınırlıdır; TMK m.606’daki üç aylık süre dolduğunda İİK m.53’ün erteleyici etkisi biter. Resmî defter istenirse koruma TMK m.625 ile uzar: defter tutulması devam ettiği sürece icra takibi yapılamaz, zamanaşımı işlemez ve acele hâller dışında davalara devam edilemeyeceği gibi yeni dava da açılamaz. Yargıtay, açılmış takiplerin iptal edilmeyip TMK m.626-627 gereğince mirasçılara verilecek bir aylık beyan süresinin sonuna kadar ertelendiğini kabul eder.
| Evre | Süre | Takip bakımından sonuç | Dayanak |
|---|---|---|---|
| Ölüm günü ve sonrası | 3 gün | Takip geri bırakılır | İİK m.53/1 |
| Ret süresi | Ölümü öğrenmeden itibaren 3 ay | Takip geri kalır; aykırılık süresiz şikâyete tabidir | İİK m.53/1, m.16/2; TMK m.606 |
| Defter istemi | Ret süresi içinde 1 ay | İİK m.53 koruması bu aşamada zaten sürer | TMK m.619; İİK m.53 |
| Defter tutulması | İlân ve bildirim süreci (ikinci ilândan en az 1 ay) | Takip yapılamaz, zamanaşımı işlemez; acele hâller dışında dava yok | TMK m.621, m.625 |
| İnceleme ve beyan | En az 1 ay inceleme + 1 ay beyan | Açılmış takipler beyan süresinin sonuna kadar ertelenir | TMK m.623, m.626-627 |
| Beyan sonrası | — | Deftere göre kabulde yalnızca defterdeki borçlar; resmî tasfiyede tasfiye içinde | TMK m.628-629, m.632-636 |
Defter Süreci Adım Adım
| # | Aşama | Not |
|---|---|---|
| 1 | Bir ay içinde sulh mahkemesine başvuru | TMK m.619-620 |
| 2 | Defterin tutulmasına karar verilir | Takip durur |
| 3 | Alacaklı ve borçlulara ilan | Kefalet de kapsamda (TMK m.621) |
| 4 | Bildirimler deftere yazılır | Kapsam netleşir |
| 5 | Defter tamamlanır ve incelemeye açılır | Mirasçılar görür |
| 6 | Beyana çağrı; bir ay süre | TMK m.626 |
| 7 | Beyan veya sessizlik | Sessizlik = deftere göre kabul |
Üçüncü aşama sürecin asıl değerini oluşturur: ilan sayesinde bilinmeyen borçlar ortaya çıkar. Özellikle kefalet borçları bu yolla tespit edilir; başka hiçbir araştırma bu kadar kapsamlı sonuç vermez.
Beşinci aşamada mirasçı, terekenin gerçek tablosunu görür: mallar, borçlar ve denge. Karar bundan sonra verilir ve tahminle değil bilgiyle hareket edilir.
Yedinci aşamada ise kanun mirasçıyı korur: TMK m.627 uyarınca süresinde beyanda bulunmayan mirasçı, mirası tutulan deftere göre kabul etmiş sayılır ve sorumluluğu deftere yazılan borçlarla sınırlı kalır.
Bu nedenle defter süreci başlatılmışsa, beyan aşamasında sessiz kalmak da güvenli bir tercihtir; kayıtsız şartsız kabul sonucu doğmaz.
Sıkça Sorulan Sorular
Resmî defter tutmayı hangi sürede istemeliyim?
TMK m.619 uyarınca defter tutma, mirasın reddine ilişkin usule uyulmak suretiyle bir ay içinde sulh hâkiminden istenir. Süre hak düşürücüdür ve kural olarak ölümü öğrenme tarihinden başlar. Ret için öngörülen üç aylık süreyle karıştırmamak gerekir.
Her mirasçının ayrı ayrı başvurması gerekir mi?
Hayır. TMK m.619’un son cümlesi uyarınca mirasçılardan birinin defter tutma istemi diğerleri hakkında da etkili olur. Bu kural özellikle mirasçı sayısının fazla olduğu ya da bazı mirasçılara ulaşılamayan dosyalarda önemli kolaylık sağlar.
Defter tutulurken alacaklılar takip yapabilir mi?
TMK m.625 uyarınca resmî defter tutulması devam ettiği sürece miras bırakanın borçları için icra takibi yapılamaz, yapılmakta olan takip durur ve bu sürede zamanaşımı işlemez. Yargıtay uygulamasında açılmış takipler iptal edilmez, TMK m.626-627 gereğince verilecek bir aylık sürenin sonuna kadar ertelenir.
Defter bittikten sonra ne olur?
TMK m.626 uyarınca defteri inceleme süresi bittikten sonra her mirasçı mahkemece bir ay içinde beyanda bulunmaya çağrılır. Koşullar gerektiriyorsa sulh mahkemesi değerleme veya uyuşmazlık çözümü gibi durumlar için ek süre verebilir.
Bu sürede hiçbir beyanda bulunmazsam ne olur?
TMK m.627 uyarınca süresi içinde herhangi bir beyanda bulunmayan mirasçı, mirası tutulan deftere göre kabul etmiş sayılır. Bu, olağan ret prosedüründeki sessizlikten farklıdır: orada sessizlik kayıtsız şartız kabul sonucunu doğurur.
Deftere göre kabul edersem kişisel malvarlığım tamamen korunur mu?
Hayır; koruma deftere yazılmamış borçlara karşıdır. TMK m.628 uyarınca resmî deftere göre kabul edilen miras mirasçıya sadece deftere yazılmış borçlarla geçer; ancak mirasçı bu borçlardan hem tereke malları hem de kendi malvarlığı ile sorumludur.
Alacağını deftere yazdırmayan alacaklı ne yapabilir?
TMK m.629 uyarınca yapılan ilâna rağmen alacaklarını yazdırmayanlar mirasçıyı şahsen veya terekeye izafeten takip edemez. Kendi kusuru olmaksızın alacağını kaydettiremeyenlere karşı ise mirasçı, mirastan sağladığı zenginleşme ölçüsünde sorumlu olur.
Miras bırakanın kefalet borçları ne olur?
TMK m.630 uyarınca kefaletten doğan borçlar defterde ayrı bir yere yazılır. Mirasçılar mirası kayıtsız ve şartız kabul etmiş olsalar bile bu borçlardan, terekenin iflâs hükümlerine göre tasfiyesi hâlinde kefalet alacaklılarına ne düşecek idiyse ancak o miktarla sorumlu olurlar.
Defter tutulurken tereke kim tarafından yönetilir?
TMK m.624/1 uyarınca defter tutma süresince yalnızca zorunlu yönetim işleri yapılabilir; tereke bu evrede fiilen dondurulur. Miras bırakanın işlerinin yürütülmesi sulh mahkemesince mirasçılardan birine bırakılmışsa, diğer mirasçılar bu mirasçıdan güvence göstermesini isteyebilir (m.624/2). Mirasçıların tamamı bilinmiyorsa, mirasçılık sıfatı yeterince ispatlanamıyorsa ya da bir mirasçı uzun süredir bulunamıyorsa sulh hâkimi TMK m.592 gereği terekenin resmen yönetilmesine karar verebilir; bu hâlde yönetici, m.593 uyarınca terekeyi iyi bir yönetici gibi özenle yönetir ve takiplerde ortaklığı temsil eder.
Defter tutma masrafını kim öder?
TMK m.623/2 açıktır: defter tutma giderleri terekeden ödenir; terekeden karşılanamazsa, defter tutulmasını istemiş olan mirasçılardan alınır. İlân ve değer tespiti gibi kalemler için mahkemenin başvuran mirasçıdan gider avansı istemesi uygulamada olağandır; bu avans sonradan terekeden karşılanır. Koruma önlemi niteliğindeki terekenin yazımında ise kural farklıdır: m.589/3 uyarınca giderler ileride terekeden alınmak üzere başvuran tarafından, hâkimin re’sen karar verdiği hâllerde Devlet tarafından karşılanır.
Deftere göre kabul mü, ret mi daha uygun?
Tereke açıkça borca batıksa ve bu durum resmen tespit edilebiliyorsa ret, hatta TMK m.605/2’deki hükmen ret öne çıkar. Durum belirsizse defter istenir ve karar, defterin gösterdiği tabloya göre m.627’deki dört seçenekten biriyle verilir; tereke borca batık çıkarsa m.632 uyarınca resmî tasfiye de istenebilir ve m.636 gereği tasfiye iflâs hükümlerine göre yürür. Reddin de mutlak bir kalkan olmadığını unutmayın: TMK m.618 uyarınca ödemeden âciz miras bırakanın mirasını reddeden mirasçılar, ölümden önceki beş yıl içinde ondan aldıkları ve paylaşmada geri vermekle yükümlü olacakları değerler ölçüsünde alacaklılara karşı sorumlu kalır.
Defter sonrası ne kadar sürede karar vermeliyim?
Takvim üç adımdan oluşur. İlânda belirtilen sürenin dolmasıyla defter tutma sona erer ve defter en az bir ay boyunca ilgililerce incelenebilir (TMK m.623/1). İnceleme süresi bittikten sonra her mirasçı, mahkemece bir ay içinde beyanda bulunmaya çağrılır; tereke mallarına yeni değer biçilmesi veya uyuşmazlıkların çözümü gerekiyorsa sulh mahkemesi ek süre verebilir (m.626). Bu süre içinde beyanda bulunmayan mirasçı, m.627/2 uyarınca mirası tutulan deftere göre kabul etmiş sayılır.
Deftere yazılmayan borç sonradan çıkarsa ne olur?
TMK m.629 üç durumu ayırır. Alacağını ilâna rağmen süresinde yazdırmayan alacaklıya karşı mirasçı ne kişisel mallarıyla ne de terekeden kendisine geçen mallarla sorumludur (m.629/1). Alacaklı kusuru olmadan yazdıramamışsa ya da bildirdiği hâlde alacak deftere yazılmamışsa mirasçı yalnızca zenginleşmesi ölçüsünde sorumlu kalır (m.629/2). Alacağı tereke mallarıyla güvence altına alınmış, örneğin ipotekli veya rehinli alacaklı ise deftere geçirilmemiş olsa bile hakkını güvenceden alabilir (m.629/3). Kefalet borçları için m.630’daki özel sınır ayrıca geçerlidir.
Birden fazla mirasçı farklı karar verebilir mi?
Evet. Defter istemi tek bir mirasçıdan gelse bile diğerleri hakkında da etkilidir (TMK m.619/3); ancak defter tamamlandığında beyan bireyseldir ve m.627/1 uyarınca mirasçılardan her biri ret, resmî tasfiye, deftere göre kabul veya kayıtsız şartsız kabul yönünde ayrı beyanda bulunabilir. Tek sınır resmî tasfiyededir: m.632/2 gereği birlikte mirasçı olanlardan biri mirası kabul ederse resmî tasfiye istemi dikkate alınmaz. Reddeden mirasçının payı m.611 uyarınca kendisi sağ değilmiş gibi hak sahiplerine geçer; kabul edenler ise m.641 gereği tereke borçlarından müteselsilen sorumlu olur.
📚 İlgili Rehberler
- 📘 Miras Davaları (Ana Kategori)
- Mirasın Reddi: Gerçek Ret ve Hükmen Ret (Borca Batık Tereke)
- Mirasın Resmî Tasfiyesi: Usul ve Sonuçları (TMK 632 vd.)
- Mirasçıların Tereke Borçlarından Sorumluluğu (TMK 641)
- “Mirası Reddetmeden Borçtan Korunmak İstiyorum” – Resmî Defter Tutma
- Tereke Alacaklılarının Hakları ve Mirasçılara Başvuru
- Miras Hukuku Rehberi
- Mirasın Reddi (Reddi Miras): Borçlu Yakının Ölümünde Borçtan Kurtulma (TMK 605)
- Ölen Kişinin İcra Borcu Mirasçıya Geçer mi? Mirasın Reddi ve Sorumluluk
- Sağ Kalan Eşin Aile Konutu ve Ev Eşyası Üzerindeki Hakkı
- Gaiplik ve Mirasın Açılması
- Tazminat Alacağının Devri, Haczi ve Mirasçılara Geçişi
Bu makale genel bilgilendirme amaçlıdır, hukuki danışmanlık yerine geçmez. Açıklanan kanun hükümleri ve Yargıtay’ın yerleşik uygulaması zaman içinde değişebileceğinden, kendi durumunuz için güncel değerlendirmeyi mutlaka bir avukattan alınız.
Bu konuda avukat desteğine mi ihtiyacınız var?
Durumunuzu Hukukçular Evi ile değerlendirin; ilk görüşme için hemen ulaşın.
Bu içerik Miras Hukuku alanındadır.
Miras Hukuku Rehberi · Bu alandaki tüm rehberler · Tüm hukuk dalları
Dosyanız için değerlendirme
Süreler kısadır ve usul hataları geri alınamaz. Belgelerinizi birlikte inceleyelim.


