Resmî Defter Tutma ve Deftere Göre Kabul
25 Temmuz 2026

Resmî Defter Tutma ve Deftere Göre Kabul

Bir mirasın kabul mü yoksa ret mi edileceği, çoğu zaman terekenin gerçek durumuna bağlıdır. Resmî defter tutma, mirasçıya körlemesine karar vermek zorunda kalmadan güvenli bir yol sunar. Resmî defter, tereke resmen envanterlenerek deftere yazılan borçlarla sınırlı sorumluluk imkânı verir. Rehber, talebin şartlarını, süresini ve ret ile resmî tasfiyeden farkını ele alıyor.

Terekenin borç durumu belirsiz mi, reddetmeden önce görmek mi istiyorsunuz?

Resmî defter tutma sürecini ve sorumluluk sınırını birlikte netleştirelim. Hukukçular Evi uzman avukat kadrosuyla yanınızda.

📞 Hemen Arayın💬 WhatsApp

Kanun ne diyor?

TMK m.619 ve devamına göre mirasçı, mirası kayıtsız şartsız reddetmek yerine, terekenin resmî defterinin tutulmasını isteyebilir. TMK m.619 uyarınca defter tutma, mirasın reddine ilişkin usule uyulmak suretiyle bir ay içinde sulh hâkiminden istenir; bu süre hak düşürücüdür. Mirasçılardan birinin defter tutma istemi diğerleri hakkında da etkili olur.

Yargıtay bu kuralı nasıl uyguluyor?

Yargıtay’ın yerleşik uygulamasında, defter tamamlandıktan sonra mirasçıya bir süre tanınır ve mirasçı; reddetme, deftere göre kabul, kayıtsız şartsız kabul ya da resmî tasfiye seçeneklerinden birini kullanır. Deftere göre kabulde miras, mirasçıya sadece deftere yazılmış borçlarla geçer (TMK m.628/1). Ancak koruma yalnızca deftere yazılmamış borçlara karşıdır: mirasçı, deftere yazılmış borçlardan hem tereke malları hem de kendi malvarlığı ile sorumludur (TMK m.628/3).

Pratikte ne anlama geliyor?

  • Resmî defter, mirası reddetmeden borç riskini görmeyi sağlar.
  • Talep, TMK m.619 uyarınca bir ay içinde yapılmalıdır; süre hak düşürücüdür.
  • Deftere göre kabulde sorumluluk, kural olarak deftere yazılı borçlarla sınırlıdır.

Resmî defter tutma, borç belirsizliği olan miraslarda bilinçli ve güvenli karar vermenin yoludur. Süreye uymak ve seçenekleri doğru kullanmak belirleyicidir.

İstem bir ay içinde: TMK m.619’un üç cümlesi

Resmî defter tutma, mirasçıya karar vermeden önce görme imkânı tanıyan bir kurumdur. Tereke açık ve kesin bir durum ifade etmediğinde — yani mirasçı kabul ile ret arasında haklı bir tereddütte kaldığında — kanun bu yolu öngörmüştür.

TMK m.619: “Mirası reddetmeye hakkı olan her mirasçı, terekenin resmî defterinin tutulmasını isteyebilir. Defter tutma, mirasın reddine ilişkin usule uyulmak suretiyle, bir ay içinde sulh hâkiminden istenir. Mirasçılardan birinin defter tutma istemi diğerleri hakkında da etkili olur.”

Üç sonuç çıkar:

  • Süre bir aydır ve hak düşürücüdür. Üç ay değil. Süre, TMK m.606’daki ret süresinin işlemeye başladığı tarihten — kural olarak ölümü öğrenme tarihinden — başlar. Bu bir ayı kaçırmak, elinizde yalnızca üç aylık ret seçeneğini bırakır.
  • Usul redde ilişkin usuldür. Başvuru, miras bırakanın yerleşim yeri sulh hâkimine sözlü ya da yazılı beyanla yapılır; sözlü beyan tutanağa geçirilerek imzalatılır.
  • Bir mirasçının istemi hepsini kapsar. Diğer mirasçıların ayrıca başvurmasına gerek yoktur; kalabalık ailelerde bu kural büyük kolaylık sağlar.

Giderler: Defter tutma giderleri kural olarak terekeden ödenir; terekeden karşılanamazsa defter tutulmasını istemiş olan mirasçılardan alınır.

Defter tutulurken: takip durur, zamanaşımı işlemez

Bu bölüm, resmî defter tutmanın en az bilinen ama en güçlü yanıdır.

TMK m.625 — icra takibi, dava ve zamanaşımı: Resmî defter tutulması devam ettiği sürece miras bırakanın borçları için icra takibi yapılamaz, yapılmakta olan takip durur ve bu süre içinde zamanaşımı işlemez.

Yargıtay uygulamasında bu hükmün açılmış takiplerin iptalini gerektirmediği, takibin ertelendiği belirtilmiştir: takip, defter tutma sona erip mirasçılara TMK m.626 ve 627 gereğince verilecek bir aylık sürenin sonuna kadar ertelenir. Bu husus mirasçı borçlular tarafından İİK m.16/2 uyarınca süresiz şikâyet konusu yapılabilir.

Defter nasıl tutulur (TMK m.620-623):

  • m.620 — deftere geçirme: Terekeye ait mal, hak ve borçlar deftere geçirilir; tereke mallarının piyasa değeri tespit edilerek kaydedilir.
  • m.621 — ilân yoluyla çağrı: Alacaklılar ve borçlular, belirlenen süre içinde alacaklarını ve borçlarını bildirmeye ilânla çağrılır.
  • m.622 — doğrudan doğruya geçirme: Resmî kayıtlardan veya miras bırakanın belgelerinden varlığı anlaşılan alacak ve borçlar, bildirim beklenmeksizin deftere doğrudan yazılır ve ilgililere bildirilir.
  • m.623 — sona erme: Alacak ve borçların bildirilmesi için ilânda belirtilen sürenin dolmasıyla defter tutma sona erer.
  • m.624 — yönetim: Defter tutma süresince yalnızca gecikmesi terekenin zararına olacak zorunlu yönetim işlemleri yapılabilir.

Beyana çağrı ve dört seçenek — sessizlik de bir tercihtir

TMK m.626 — beyana çağrı: Defteri inceleme süresi bittikten sonra her mirasçı, mahkemece bir ay içinde beyanda bulunmaya çağrılır. Koşullar gerektirdiği takdirde sulh mahkemesi; tereke mallarına yeni değer biçilmesi, uyuşmazlıkların çözümü ve benzeri durumlar için ek süre verebilir.

TMK m.627 — beyan: “Mirasçılardan her biri, tanınan süre içinde mirası reddettiğini veya resmî tasfiye istediğini ya da deftere göre veya kayıtsız şartız kabul ettiğini beyan edebilir. Süresi içinde herhangi bir beyanda bulunmayan mirasçı, mirası tutulan deftere göre kabul etmiş sayılır.”

Bu çok önemli bir varsayımdır. Olağan ret prosedüründe sessiz kalmak kayıtsız şartız kabul sonucunu doğururken, defter tutulmuşsa sessiz kalmak deftere göre kabul sayılır. Yani resmî defter istemi, bir ihmal hâlinde bile sizi daha korunaklı bir konumda bırakır. Bu, defter tutmayı istemenin başlı başına bir gerekçesidir.

Dört seçeneğin özeti:

Sorumluluğun gerçek sınırı: m.628, m.629 ve m.630

Burada sık rastlanan bir yanılgıyı düzeltmek gerekir: deftere göre kabul, kişisel malvarlığınızı tamamen korumaz. Koruma, deftere yazılmamış borçlara karşıdır.

TMK m.628 — deftere yazılanlardan sorumluluk: “Resmî deftere göre kabul edilen miras, mirasçıya sadece deftere yazılmış borçlarla geçer. Bu suretle mirasın geçmesi, mirasın açıldığı tarihten başlayarak hüküm ifade eder. Mirasçı, miras bırakanın deftere yazılmış olan borçlarından hem tereke malları, hem kendi mal varlığı ile sorumludur.”

Yani defterdeki borçlar bakımından sorumluluk tereke ile sınırlı değildir; kişisel malvarlığınız da devrededir. Kazanım, bilinmeyen borçların dışarıda kalmasıdır.

TMK m.629 — deftere yazılmayanlardan sorumluluk: Yapılan ilâna rağmen alacaklarını yazdırmayanlar, mirasçıyı ne şahsen ne de terekeye izafeten takip edebilir. Buna karşılık kendi kusuru olmaksızın alacağını deftere kaydettiremeyenlere karşı mirasçı, mirastan sağladığı zenginleşme ölçüsünde sorumlu olur.

TMK m.630 — kefalet borçlarından sorumluluk: “Miras bırakanın kefaletten doğan borçları defterde ayrı bir yere yazılır ve mirasçılar, mirası kayıtsız ve şartız kabul etmiş olsalar bile, bu borçlardan terekenin iflâs hükümlerine göre tasfiyesi hâlinde kefalet sebebiyle alacaklı olanlara ne düşecek idiyse ancak o miktarla sorumlu olurlar.”

Bu hükmün değerini küçümsemeyin. Miras bırakanın kefil olduğu borçlar çoğu zaman terekenin en büyük kalemidir ve mirasçıların haberi olmaz. TMK m.630, defter tutulmuşsa kayıtsız şartız kabul eden mirasçıyı bile kefalet borçları yönünden korur. Miras bırakanın kefalet imzası olabileceğinden şüpheleniyorsanız, defter istemek için tek başına yeterli bir sebebiniz var demektir.

Benzer bir durumla mı karşı karşıyasınız? Durumunuzu gizlilik içinde değerlendirip size özel bir yol haritası çıkarmamız için bizimle iletişime geçin.
Dört seçenek (TMK 627) — sessizlik de bir tercihtir
SeçenekSonuç
RetNe mal ne borç; mirasçılık sıfatı geçmişe etkili biter
Resmî tasfiyeTereke resmen tasfiye edilir
Deftere göre kabulSorumluluk kural olarak deftere yazılı borçlarla sınırlanır
Kayıtsız şartsız kabulTüm borçlardan kişisel malvarlığıyla sorumlu
Süresinde HİÇBİR beyanda bulunmamaDeftere göre kabul edilmiş SAYILIR (olağan rette tam tersi sonuç doğar)
Sorumluluk sınırı: deftere yazılan ve yazılmayan borçlar
Borç TürüSorumlulukDayanak
Deftere yazılmış borçHem tereke malları hem KİŞİSEL malvarlığıylaTMK 628
İlana rağmen deftere yazdırılmayan borçMirasçı hiç sorumlu değil (istisna: kusursuz kaydettiremeyen alacaklıya karşı zenginleşme ölçüsünde)TMK 629
Kefaletten doğan borçKayıtsız şartsız kabul edilse bile İFLAS TASFİYESİ ölçüsüyle sınırlıTMK 630
Defter tutma süreci ve icra üzerindeki etkisi
Maddeİçerik
TMK 619İstem 1 AY içinde (hak düşürücü); bir mirasçının istemi hepsini kapsar
TMK 620-623Deftere geçirme → ilanla çağrı → doğrudan kayıt → sürenin dolmasıyla sona erme
TMK 625Defter tutulduğu sürece İCRA TAKİBİ YAPILAMAZ, mevcut takip DURUR, zamanaşımı İŞLEMEZ
TMK 626-627Süre sonunda 1 ay içinde beyan çağrısı; 4 seçenek kullanılır

TMK m.619: Üç Cümlelik Kural

Resmî defter tutma, borçlu terekelerde en değerli ama en çok kaçırılan imkândır. Sebebi süresinin kısalığıdır.

TMK m.619: mirasçılardan her biri, mirası kabul edip etmediğini bildirmezden önce terekenin resmen defterinin tutulmasını isteyebilir. Defter tutma istemi, mirasın reddine ilişkin şekil ve usule uyularak sulh mahkemesine yapılır. İstem, mirasçılardan birince yapılınca diğerleri hakkında da hüküm ifade eder.

Unsurİçerik
Süre1 ay (TMK m.620/1)
Başvuru yeriSulh hukuk mahkemesi
Kim isteyebilirMirasçılardan her biri
EtkisiDiğer mirasçılar için de hüküm ifade eder
Ön şartMirasın kabul edilmemiş olması

Birinci satır kritiktir: üç aylık ret süresini bilen mirasçıların çoğu, defter tutma süresinin yalnızca bir ay olduğunu bilmez ve bu imkânı kaçırır.

Dördüncü satır ise önemli bir kolaylıktır: mirasçılardan birinin talebi diğerleri hakkında da hüküm ifade eder; her mirasçının ayrı başvurmasına gerek yoktur.

Beşinci satır sınırı gösterir: miras kayıtsız şartsız kabul edilmişse defter tutma istenemez. Bu nedenle borçlu terekelerde hiçbir sahiplenme işlemi yapılmadan önce bu talep değerlendirilmelidir.

Defter Tutulurken: Takip Durur, Zamanaşımı İşlemez

Defter tutma süreci, mirasçıya yalnızca bilgi sağlamaz; aynı zamanda koruma sağlar.

KonuDefter tutulurkenDayanak
Tereke alacaklılarının takibiDururTMK m.620/2
ZamanaşımıİşlemezTMK m.620/2
Zorunlu olmayan işlerYapılamazTMK m.620/2
Acele hâllerSulh hâkimi izin verirTMK m.620/2

İlk iki satır mirasçıya nefes aldırır: defter tutulurken alacaklıların takibi durur ve zamanaşımı işlemez. Bu süre içinde ödeme baskısı hukuken dayanaksız kalır.

Üçüncü satır ise mirasçıyı korur: defter tutma sırasında yalnızca terekenin olağan yönetimine ilişkin işler yapılabilir. Bu, TMK m.610/2 kapsamında sahiplenme riskini de azaltır.

Defterin kapsamı bakımından TMK m.621 önemlidir: yapılan ilan, kefalet sebebiyle alacaklı ve borçlu olanları da kapsar. Bu, gizli kefalet borçlarını ortaya çıkarmanın en etkili yoludur.

Aynı madde bir uyarı da içerir: alacaklarını bildirmeyen alacaklıların durumu, kanunda öngörülen sonuçlara tabidir. Bu nedenle ilan süresi hem mirasçı hem alacaklı için önemlidir.

Beyana Çağrı ve Dört Seçenek

Defter tamamlandığında mirasçı artık bilgiye dayanarak karar verir. TMK m.626 uyarınca her mirasçı, kendisine tanınan bir ay içinde beyanda bulunmaya çağrılır.

SeçenekSonuç
Mirası reddetmeHiçbir sorumluluk doğmaz
Resmî tasfiye istemeBorçlardan sorumluluk yok
Deftere göre kabulDeftere yazılan borçlarla sınırlı sorumluluk
Kayıtsız şartsız kabulTüm malvarlığıyla sorumluluk
SusmaDeftere göre kabul sayılır

Beşinci satır kanunun mirasçı lehine kurduğu bir karinedir: TMK m.627 uyarınca süresi içinde beyanda bulunmayan mirasçı, mirası tutulan deftere göre kabul etmiş sayılır.

Bu, ret süresindeki durumun tersidir: orada susmak kabul sayılır ve tam sorumluluk doğar; defter sürecinde ise susmak sınırlı sorumluluk anlamına gelir.

Üçüncü satır bakımından TMK m.628 sonucu belirler: deftere göre kabul edilen mirasta mirasçı, deftere yazılmış olan borçlardan sorumlu olur.

Sorumluluğun Gerçek Sınırı: m.628, m.629 ve m.630

DurumSorumlulukDayanak
Deftere yazılmış borçlarSorumluTMK m.628
Alacaklının kusuru olmadan deftere yazılmamışSorumluluk doğabilirTMK m.629
Alacağını bildirmemiş alacaklıKural olarak sorumluluk yokTMK m.629
Kefalet borçlarıÖzel sınırTMK m.630

Dördüncü satır, borçlu terekelerde en değerli hükümdür. TMK m.630 uyarınca, resmî defter düzenlenmesi sonunda kabul edilen mirastaki kefalet borçlarından mirasçılar, terekenin iflas hükümlerine göre tasfiyesi hâlinde kefalet alacaklısına ne düşecek idiyse ancak o miktarla sorumlu olurlar.

Yani kefalet borcunda sorumluluk, borcun tamamı değil, farazi tasfiyede o alacaklıya düşecek pay ile sınırlıdır. Bu, çok yüksek kefalet borçlarında mirasçıyı büyük ölçüde korur.

İkinci ve üçüncü satırlar arasındaki ayrım da önemlidir: alacaklı ilanı görüp alacağını bildirmemişse kural olarak sorumluluk doğmaz; kusuru olmaksızın deftere yazılmamışsa durum farklı değerlendirilir.

Bu nedenle defter sürecinde ilan usulüne uygun yapılmalı ve tutanaklar dosyada saklanmalıdır; sonradan çıkan alacaklılara karşı savunmanın dayanağı bunlardır.

Defter Tutma ile Diğer Seçeneklerin Karşılaştırması

ÖlçütMirasın reddiResmî defterResmî tasfiye
Süre3 ay1 ayRet süresi içinde
SonuçMirasçılık sona ererBilgiyle kararTasfiye memuru yürütür
Borç sorumluluğuYokDeftere yazılanlarla sınırlıYok
Terekeden payAlınmazAlınırArtan değer alınır
Bir mirasçının talebiKendisi içinHepsi içinBiri kabul ederse etkisiz
DayanakTMK m.605-606TMK m.619-628TMK m.632-636

Dördüncü satır defter tutmanın asıl üstünlüğüdür: mirasçı hem sınırlı sorumlulukla korunur hem de terekeden pay alır. Ret ve resmî tasfiyede bu imkân yoktur veya sınırlıdır.

Bu nedenle terekede hem mal hem borç varsa ve denge belirsizse, en isabetli yol defter tutmaktır: tablo netleşir, sonra karar verilir.

Beşinci satır ise koordinasyon açısından önemlidir: defter talebi tüm mirasçılar için hüküm ifade ederken, resmî tasfiye talebi mirasçılardan birinin mirası kabul etmesiyle etkisiz kalır (TMK m.632/2).

Süre Kaçırıldıysa Ne Kalır?

DurumKalan imkânDayanak
1 aylık defter süresi geçtiRet süresi hâlâ işliyor olabilirTMK m.606
3 aylık ret süresi geçtiKefalette sınırlı sorumlulukTMK m.630
Miras kabul edilmiş sayılıyorResmî tasfiye kural olarak istenemezTMK m.632/2
Muris ölümde ödemeden acizHükmen retTMK m.605/2

Dördüncü satır süre kaçırılmış dosyalarda en güçlü savunmadır: TMK m.605/2 uyarınca ölümü tarihinde mirasbırakanın ödemeden aciz olduğu açıkça belli veya resmen tespit edilmiş ise, miras reddedilmiş sayılır.

Bu, ayrı bir ret beyanı gerektirmez; şartların varlığı hâlinde kendiliğinden sonuç doğurur ve süre koşuluna bağlı değildir.

İkinci satır ise kefalet borçlarında geçerlidir ve çoğu dosyada belirleyici olur: miras kayıtsız şartsız kabul edilmiş olsa dahi, TMK m.630 uyarınca kefalet borcunda sorumluluk sınırlı kalır.

Birinci satırdaki hatırlatma da önemlidir: defter süresi kaçırılmış olsa bile üç aylık ret süresi devam ediyor olabilir. TMK m.606 uyarınca bu süre, yasal mirasçılar için mirasçı olduklarını daha sonra öğrendikleri ispat edilmedikçe ölümü öğrendikleri tarihten işler.

Defter Süreci Adım Adım

#AşamaNot
1Bir ay içinde sulh mahkemesine başvuruTMK m.619-620
2Defterin tutulmasına karar verilirTakip durur
3Alacaklı ve borçlulara ilanKefalet de kapsamda (TMK m.621)
4Bildirimler deftere yazılırKapsam netleşir
5Defter tamamlanır ve incelemeye açılırMirasçılar görür
6Beyana çağrı; bir ay süreTMK m.626
7Beyan veya sessizlikSessizlik = deftere göre kabul

Üçüncü aşama sürecin asıl değerini oluşturur: ilan sayesinde bilinmeyen borçlar ortaya çıkar. Özellikle kefalet borçları bu yolla tespit edilir; başka hiçbir araştırma bu kadar kapsamlı sonuç vermez.

Beşinci aşamada mirasçı, terekenin gerçek tablosunu görür: mallar, borçlar ve denge. Karar bundan sonra verilir ve tahminle değil bilgiyle hareket edilir.

Yedinci aşamada ise kanun mirasçıyı korur: TMK m.627 uyarınca süresinde beyanda bulunmayan mirasçı, mirası tutulan deftere göre kabul etmiş sayılır ve sorumluluğu deftere yazılan borçlarla sınırlı kalır.

Bu nedenle defter süreci başlatılmışsa, beyan aşamasında sessiz kalmak da güvenli bir tercihtir; kayıtsız şartsız kabul sonucu doğmaz.

Sıkça Sorulan Sorular

Resmî defter tutmayı hangi sürede istemeliyim?

TMK m.619 uyarınca defter tutma, mirasın reddine ilişkin usule uyulmak suretiyle bir ay içinde sulh hâkiminden istenir. Süre hak düşürücüdür ve kural olarak ölümü öğrenme tarihinden başlar. Ret için öngörülen üç aylık süreyle karıştırmamak gerekir.

Her mirasçının ayrı ayrı başvurması gerekir mi?

Hayır. TMK m.619’un son cümlesi uyarınca mirasçılardan birinin defter tutma istemi diğerleri hakkında da etkili olur. Bu kural özellikle mirasçı sayısının fazla olduğu ya da bazı mirasçılara ulaşılamayan dosyalarda önemli kolaylık sağlar.

Defter tutulurken alacaklılar takip yapabilir mi?

TMK m.625 uyarınca resmî defter tutulması devam ettiği sürece miras bırakanın borçları için icra takibi yapılamaz, yapılmakta olan takip durur ve bu sürede zamanaşımı işlemez. Yargıtay uygulamasında açılmış takipler iptal edilmez, TMK m.626-627 gereğince verilecek bir aylık sürenin sonuna kadar ertelenir.

Defter bittikten sonra ne olur?

TMK m.626 uyarınca defteri inceleme süresi bittikten sonra her mirasçı mahkemece bir ay içinde beyanda bulunmaya çağrılır. Koşullar gerektiriyorsa sulh mahkemesi değerleme veya uyuşmazlık çözümü gibi durumlar için ek süre verebilir.

Bu sürede hiçbir beyanda bulunmazsam ne olur?

TMK m.627 uyarınca süresi içinde herhangi bir beyanda bulunmayan mirasçı, mirası tutulan deftere göre kabul etmiş sayılır. Bu, olağan ret prosedüründeki sessizlikten farklıdır: orada sessizlik kayıtsız şartız kabul sonucunu doğurur.

Deftere göre kabul edersem kişisel malvarlığım tamamen korunur mu?

Hayır; koruma deftere yazılmamış borçlara karşıdır. TMK m.628 uyarınca resmî deftere göre kabul edilen miras mirasçıya sadece deftere yazılmış borçlarla geçer; ancak mirasçı bu borçlardan hem tereke malları hem de kendi malvarlığı ile sorumludur.

Alacağını deftere yazdırmayan alacaklı ne yapabilir?

TMK m.629 uyarınca yapılan ilâna rağmen alacaklarını yazdırmayanlar mirasçıyı şahsen veya terekeye izafeten takip edemez. Kendi kusuru olmaksızın alacağını kaydettiremeyenlere karşı ise mirasçı, mirastan sağladığı zenginleşme ölçüsünde sorumlu olur.

Miras bırakanın kefalet borçları ne olur?

TMK m.630 uyarınca kefaletten doğan borçlar defterde ayrı bir yere yazılır. Mirasçılar mirası kayıtsız ve şartız kabul etmiş olsalar bile bu borçlardan, terekenin iflâs hükümlerine göre tasfiyesi hâlinde kefalet alacaklılarına ne düşecek idiyse ancak o miktarla sorumlu olurlar.

Bu makale genel bilgilendirme amaçlıdır, hukuki danışmanlık yerine geçmez. Açıklanan kanun hükümleri ve Yargıtay’ın yerleşik uygulaması zaman içinde değişebileceğinden, kendi durumunuz için güncel değerlendirmeyi mutlaka bir avukattan alınız.

Bu konuda avukat desteğine mi ihtiyacınız var?

Durumunuzu Hukukçular Evi uzman kadrosuyla değerlendirin; ilk görüşme için hemen ulaşın.

📞 Hemen Arayın
💬 WhatsApp

Bu içerik Vergi Hukuku alanındadır.

Vergi Hukuku Rehberi  ·  Bu alandaki 70 rehber  ·  Tüm hukuk dalları

Dosyanız için değerlendirme

Süreler kısadır ve usul hataları geri alınamaz. Belgelerinizi birlikte inceleyelim.

Defter tutulurken tereke kim tarafından yönetilir?

Defter süresince terekenin korunması için önlem alınır ve gerekirse yönetim görevlendirmesi yapılır.

Defter tutma masrafını kim öder?

Giderler terekeden karşılanır. Tereke yetersizse isteyen mirasçının avans yatırması gündeme gelebilir.

Deftere göre kabul mü, ret mi daha uygun?

Tereke borca batıksa ret; durumu belirsizse deftere göre kabul daha korumalıdır. Karar, defter sonucuna göre verilir.

Defter sonrası ne kadar sürede karar vermeliyim?

Defterin tamamlanmasının ardından kanunda öngörülen süre içinde beyanda bulunulması gerekir.

Deftere yazılmayan borç sonradan çıkarsa ne olur?

Deftere göre kabulde sorumluluk, deftere yazılan borçlarla sınırlıdır. Bildirimde bulunmayan alacaklı bakımından sonuçlar doğar.

Birden fazla mirasçı farklı karar verebilir mi?

Evet. Her mirasçı kendi adına kabul, ret veya deftere göre kabul yönünde karar verebilir.

İletişime Geçin

Post by Av. Fatma Öztürk