“Mirası Reddetmeden Borçtan Korunmak İstiyorum” – Resmî Defter Tutma
25 Temmuz 2026

“Mirası Reddetmeden Borçtan Korunmak İstiyorum” – Resmî Defter Tutma

Ne yaşandı?

Bir mirasçı, mirası tamamen reddetmek istemez; ancak miras bırakanın borçlarından kişisel malvarlığıyla sorumlu olmaktan da çekinir. Güvenli bir orta yol arar. Resmî defter tutulması, tereke resmen envanterlenerek deftere yazılan borçlarla sınırlı sorumluluk imkânı verir. Rehber, talebin şartlarını, süresini ve diğer seçeneklerle karşılaştırmasını açıklıyor.

Terekenin borcu belirsiz mi, karar veremiyor musunuz?

Resmî defter, ret ve resmî tasfiye seçeneklerinde Hukukçular Evi uzman avukat kadrosuyla yanınızda.

📞 Hemen Arayın💬 WhatsApp

10 Saniyede Hukuk · Miras Hukuku

Mirası kabul mü etsem, ret mi etsem bilemiyorum?

Bu soruya dair kısa bilgilendirme videosunu izleyebilir, ayrıntılı açıklamayı aşağıdaki rehberde bulabilirsiniz. Video genel bilgilendirme amaçlıdır; somut olayınız için avukata danışınız.

Tüm “10 Saniyede Hukuk” videoları →

Bu durumda ne yapmalısınız?

  • Resmî defteri bilin: TMK m.619 ve devamına göre mirasçı, mirası reddetmek yerine resmî defter tutulmasını (terekenin resmî tespitini) isteyebilir.
  • Süreyi gözetin: Resmî defter talebi, kanuni süre (kural olarak bir ay) içinde sulh hukuk mahkemesine yapılır.
  • Seçenekleri görün: Defter tamamlanınca mirasçı; reddetme, deftere göre kabul, kayıtsız şartsız kabul ya da resmî tasfiye seçeneklerinden birini kullanır.
  • Sorumluluğu sınırlayın: Deftere göre kabulde mirasçı, kural olarak yalnızca deftere yazılan borçlardan sorumlu olur.
  • Belgeleyin: Bilinen mal ve borçları başvuruda belirtin.

Resmî defter tutma, mirası reddetmeden borç riskine karşı korunmanın bir yoludur. Süreye uymak ve deftere göre kabulü doğru kullanmak belirleyicidir.

Resmî defter adım adım nasıl işler?

Resmî defter tutma, terekenin aktif ve pasifinin mahkeme denetiminde resmen tespit edilmesidir. Amaç, mirasçıyı “kabul mü etsem, ret mi etsem” ikileminde karanlıkta bırakmamaktır. Süreç şu sırayla yürür:

1. İstem (TMK m.619). Mirası reddetmeye hakkı olan her mirasçı terekenin resmî defterinin tutulmasını isteyebilir. İstem, mirasın reddine ilişkin usule uyularak bir ay içinde sulh hâkiminden istenir. Önemli bir kolaylık: mirasçılardan birinin defter tutma istemi diğerleri hakkında da etkili olur; her mirasçının ayrı ayrı başvurması gerekmez.

2. Karar ve yazım (TMK m.620, 622). Sulh hâkimi defter tutulmasına gecikmeksizin karar verir. Resmî kayıtlardan veya mirasbırakanın belgelerinden varlığı anlaşılan alacak ve borçlar doğrudan doğruya deftere geçirilir ve ilgililere bildirilir.

3. İlan yoluyla çağrı (TMK m.621). Sulh mahkemesi, mirasbırakanın alacaklıları ile borçlularını alacaklarını ve borçlarını bildirmeleri için bir ay arayla iki defa yapılacak ilanla çağırır. Çağrı, kefalet sebebiyle alacaklı ve borçlu olanları da kapsar. Bildirim süresi, ikinci ilandan başlayarak en az bir aydır. İlanda, bildirimde bulunmamanın sonuçlarına dikkat çekilir.

4. Sona erme ve inceleme (TMK m.623). İlanda belirtilen sürenin dolmasıyla defter tutma sona erer. Defter, bu tarihten başlayarak tanınacak en az bir aylık süre içinde ilgililerce incelenebilir.

Defter tutma giderleri terekeden ödenir; tereke karşılayamıyorsa giderler defter tutulmasını istemiş olan mirasçılardan alınır.

Defter tutulurken tereke fiilen dondurulur (TMK m.624-625)

Bu, resmî defterin en az bilinen ama pratikte en değerli sonucudur. Defter tutma süreci mirasçıya yalnızca bilgi sağlamaz; aynı zamanda ona nefes alacak bir koruma dönemi verir.

Yönetim sınırlanır (m.624). Defter tutma süresince terekede ancak zorunlu yönetim işleri yapılabilir. Mirasbırakanın işlerinin yürütülmesi sulh mahkemesince kendisine bırakılan mirasçıdan, diğer mirasçılar güvence göstermesini isteyebilir.

İcra ve dava durur (m.625). Resmî defter tutulması devam ettiği sürece mirasbırakanın borçları için icra takibi yapılamaz. Bu süre içinde zamanaşımı işlemez. Acele hâller dışında derdest davalara devam edilemeyeceği gibi yeni dava da açılamaz.

Uygulamada bunun karşılığı şudur: defter tutulurken hakkınızda mirasbırakanın borcu için takip başlatılırsa, bu durumu icra hukuk mahkemesinde şikâyet konusu yapabilirsiniz. Yargı uygulamasında bu husus, İİK m.16/2 uyarınca süresiz şikâyete tabi kabul edilmektedir. Takip, defter tutma sona erip mirasçılara beyanda bulunmaları için tanınan bir aylık süre dolana kadar ertelenir.

Dört seçenek ve en tehlikeli tuzak: sessiz kalmak

Defteri inceleme süresi bittikten sonra her mirasçı, mahkemece bir ay içinde beyanda bulunmaya çağrılır (TMK m.626). Bu bir aylık süre, mahkemenin çağrısının mirasçıya tebliği ile başlar. Koşullar gerektiriyorsa sulh mahkemesi tereke mallarına yeniden değer biçilmesi veya uyuşmazlıkların çözümü gibi sebeplerle ek süre verebilir.

TMK m.627 uyarınca mirasçının önünde dört seçenek vardır:

  • Mirası reddetmek — tereke ile hiçbir bağ kurulmaz.
  • Resmî tasfiye istemek — tereke tasfiye memuru eliyle nakde çevrilir.
  • Deftere göre kabul etmek — sorumluluk deftere yazılanla sınırlanır.
  • Kayıtsız şartsız kabul etmek — tam sorumlulukla mirasçı olunur.

Buradaki kritik nokta şudur: genel miras hukukunda sessiz kalmak kabul sayılır. Resmî defterde ise kanun farklı bir karine öngörmüştür — süresi içinde herhangi bir beyanda bulunmayan mirasçı, mirası tutulan deftere göre kabul etmiş sayılır (TMK m.627/2). Yani sessizlik burada kayıtsız şartsız kabul değil, sınırlı sorumlulukla kabul anlamına gelir. Bu, mirasçı lehine bir düzenlemedir; ancak yine de beyanın açıkça yapılması, ileride çıkacak tartışmaları önler.

Deftere göre kabulün sonucu (m.628/1): Resmî deftere göre kabul edilen miras, mirasçıya yalnızca deftere yazılmış borçlarla geçer. Kural olarak mirasçı, deftere yazılmayan borçlardan sorumlu olmaz (m.629). Kefalet borçları bakımından ise m.630’da özel bir düzenleme yer alır; kefaletten doğan borçlar ayrıca değerlendirilir.

Resmî defter mi, ret mi, resmî tasfiye mi?

Üç yol da mirasçıyı borçtan korumayı hedefler ama sonuçları farklıdır. Doğru seçim, terekenin durumuna ve mirasçının beklentisine bağlıdır.

Mirasın reddi (TMK m.605-606). Miras üç ay içinde reddedilebilir; süre yasal mirasçılar için mirasbırakanın ölümünü öğrendikleri tarihten işler. Ret hâlinde mirasçı terekeyle ilişiğini tümüyle keser; borçtan da kurtulur, maldan da. Terekede değerli mal olabileceğini düşünüyorsanız ret erken bir karardır. Ayrıca mirasbırakanın ödemeden aczi ölüm anında açıkça belli veya resmen tespit edilmişse miras kendiliğinden reddedilmiş sayılır (m.605/2 — hükmen ret).

Resmî defter (m.619 vd.). Terekenin ne olduğu belirsizse en akılcı yoldur. Önce görürsünüz, sonra karar verirsiniz. Deftere göre kabul ederseniz malı alır, sorumluluğu deftere yazılanla sınırlarsınız.

Resmî tasfiye (m.632). Her mirasçı, mirası ret veya deftere göre kabul etmek yerine terekenin resmî tasfiyesini isteyebilir. Tasfiye memuru terekeyi paraya çevirir, borçları öder ve artan olursa mirasçılara dağıtır. En önemli sonucu m.632’de açıkça yazılıdır: resmî tasfiye hâlinde mirasçılar terekenin borçlarından sorumlu olmazlar. Terekenin borca batık olup olmadığı belirsiz ve mal varlığı da karmaşıksa bu yol tercih edilebilir.

Pratik özet: Tereke açıkça borca batıksa ret; belirsizse resmî defter; karmaşık ve alacaklı çoksa resmî tasfiye. Hangi yolu seçerseniz seçin, belirleyici olan süredir — süre kaçırıldığında seçenekler birer birer kapanır.

Benzer bir durumla mı karşı karşıyasınız? Durumunuzu gizlilik içinde değerlendirip size özel bir yol haritası çıkarmamız için bizimle iletişime geçin.

Resmî Defter Adım Adım Nasıl İşler?

Resmî defter, mirası reddetmeden borçtan korunmanın tek yoludur. Ancak süresi çok kısadır ve ilk günlerde harekete geçilmesi gerekir.

#AşamaDayanak
1Sulh mahkemesine istem (1 ay)TMK m.619, m.620/1
2Defter tutulmasına karar verilirTMK m.620
3Alacaklılara ilan yapılırTMK m.621
4Alacak ve borçlar bildirilirTMK m.621
5Defter kapatılır ve bildirilirTMK m.626
6Mirasçıya 1 ay düşünme süresiTMK m.626
7Dört seçenekten biri seçilirTMK m.627

Birinci satırdaki bir aylık süre, üç aylık ret süresinden çok kısadır ve bu nedenle en sık kaçırılan imkândır.

Üçüncü satır sürecin asıl değerini gösterir: TMK m.621 uyarınca yapılan ilan, kefalet sebebiyle alacaklı ve borçlu olanları da kapsar. Gizli kefalet borçları ancak bu yolla ortaya çıkar.

Ayrıca TMK m.619/3 uyarınca mirasçılardan birinin defter tutma istemi diğerleri hakkında da hüküm ifade eder; her mirasçının ayrı başvurmasına gerek yoktur.

Altıncı satır ise karar aşamasıdır: defter kapandıktan sonra mirasçıya beyanda bulunması için bir aylık süre verilir.

Defter Tutulurken Tereke Fiilen Dondurulur

KonuSonuçDayanak
Alacaklıların takibiDururTMK m.620/2
ZamanaşımıİşlemezTMK m.620/2
Acele hâller dışında davaGörülmezTMK m.620/2
Mirasçının yönetim yetkisiOlağan işlerle sınırlıTMK m.624
Terekeden ödemeHâkimin izniyleTMK m.624
İşletme faaliyetiİzinle sürdürülürTMK m.624

İlk üç satır mirasçıya gerçek bir nefes alanı sağlar: defter tutulurken alacaklıların takibi durur, zamanaşımı işlemez ve acele hâller dışında davalar görülmez.

Bu süre boyunca ödeme baskısı hukuken dayanaksızdır; mirasçı borç tablosunu sağlıklı biçimde çıkarabilir.

Dördüncü ve beşinci satırlar ise sınırı gösterir: mirasçı bu dönemde yalnızca olağan yönetim işlerini yapabilir; bunun dışındaki işlemler hâkimin iznine bağlıdır.

Bu sınıra uyulması ayrıca ret hakkını korur: izinsiz yapılan tasarruf işlemleri TMK m.610/2 kapsamında sahiplenme sayılabilir.

Defter Sonrası Dört Seçenek

SeçenekSorumlulukTerekeden payDayanak
Mirası retYokYokTMK m.627
Resmî tasfiye istemeYokArtan değerTMK m.627
Deftere göre kabulDeftere yazılanlarla sınırlıTamTMK m.627, m.629
Kayıtsız şartsız kabulTüm malvarlığıylaTamTMK m.627
Sessiz kalmakDeftere göre kabul sayılırTamTMK m.628/2

Üçüncü satır bu sürecin asıl kazancıdır: TMK m.629 uyarınca deftere göre kabul eden mirasçı, yalnızca deftere yazılmış borçlardan sorumlu olur.

Deftere yazılmamış bir borç sonradan ortaya çıksa dahi mirasçı kişisel malvarlığıyla sorumlu tutulmaz. Bu, kayıtsız şartsız kabulden temel farktır.

Beşinci satır ise sürecin en önemli ayrıntısıdır: TMK m.628/2 uyarınca süresi içinde beyanda bulunmayan mirasçı, mirası tutulan deftere göre kabul etmiş olur.

Yani sessiz kalmak burada ret değil, sınırlı sorumlulukla kabul sonucunu doğurur. Bu, üç aylık ret süresindeki sessizliğin sonucundan tümüyle farklıdır.

Üç Yol Arasında Nasıl Seçim Yapılır?

ÖlçütResmî defterRetResmî tasfiye
Süre1 ay3 ayRet süresi içinde
Borç durumuBelirsizAçıkça borçluKarışık
SorumlulukDeftere yazılanlarlaYokYok
Terekeden payTamYokArtan değer
Malları elde tutmaEvetHayırHayır
Diğer mirasçıya etkisiHepsi için hüküm ifade ederKişiselBir kabul yeterli (m.632/2)

İkinci satır seçimi belirler: borç durumu belirsizse resmî defter, açıkça borçluysa ret, karışıksa resmî tasfiye uygundur.

Beşinci satır resmî defterin ayırt edici üstünlüğüdür: mirasçı taşınmazı ve diğer malları elinde tutar, yalnızca sorumluluğu sınırlanır.

Altıncı satırdaki son sütun ise resmî tasfiyenin zayıf noktasıdır: TMK m.632/2 uyarınca mirasçılardan birinin mirası kabul etmesi hâlinde bu talep etkisiz kalır.

Bu nedenle çok mirasçılı dosyalarda resmî tasfiye talebi öncesinde diğer mirasçıların tutumu öğrenilmelidir.

En Tehlikeli Tuzak: Sessiz Kalmak

AşamaSessiz kalmanın sonucuDayanak
Üç aylık ret süresiKayıtsız şartsız kabulTMK m.610/1
Defter sonrası bir aylık süreDeftere göre kabulTMK m.628/2

Bu iki satır arasındaki fark, mirasçının kişisel malvarlığını korumasını belirler.

Birinci satır: TMK m.610/1 uyarınca yasal süre içinde mirası reddetmeyen mirasçı, mirası kayıtsız şartsız kazanmış olur ve TMK m.641 uyarınca tereke borçlarından bütün malvarlığıyla sorumlu hâle gelir.

İkinci satır: defter tutulmuşsa sessizlik çok daha hafif bir sonuç doğurur ve sorumluluk deftere yazılanlarla sınırlı kalır.

Bu nedenle borç durumu belirsiz her dosyada ilk ay içinde defter talebinde bulunulması, sonraki sessizliğin bedelini de düşürür.

Defter İstemi Kim İçin Hüküm Doğurur?

KonuKuralDayanak
Kim isteyebilirMirasçılardan her biriTMK m.619/1
Süre1 ayTMK m.620/1
EtkisiDiğerleri hakkında da hüküm ifade ederTMK m.619/3
Ret hakkına etkisiDüşürmez; koruma işlemidirTMK m.610/2
Yurt dışındaki mirasçıKorumadan yararlanırTMK m.619/3

Üçüncü satır çok mirasçılı ve yurt dışı bağlantılı dosyalarda pratik bir çözümdür: bir mirasçının başvurusu hepsi için sonuç doğurur.

Yani vekâletname ve apostil süreci tamamlanmadan, Türkiye’deki bir mirasçının başvurusu yurt dışındakilerin de bir aylık süresini kurtarabilir.

Dördüncü satır ise kararsız mirasçıyı korur: defter talebi bir koruma işlemidir ve terekeyi sahiplenme sayılmaz; ret hakkı ayakta kalır.

Bu nedenle borç durumu belirsiz her dosyada ilk adım defter talebi olmalı, karar sonraya bırakılmalıdır.

Deftere Göre Kabul Edenin Sorumluluğu

KonuSonuçDayanak
Deftere yazılan borçlarSorumluTMK m.629
Deftere yazılmayan borçlarSorumlu değilTMK m.629
Kendi kusuruyla bildirilmeyen alacakAlacaklı aleyhine sonuçTMK m.621
Rehinli alacaklarRehin konusu üzerindenTMK m.629
Mirasçının kişisel malvarlığıKorunurTMK m.629

İkinci ve beşinci satırlar bu yolun tüm değerini oluşturur: deftere yazılmamış bir borç sonradan ortaya çıksa dahi mirasçı kişisel malvarlığıyla sorumlu tutulmaz.

Bu, TMK m.641 uyarınca tereke borçlarından bütün malvarlığıyla sorumlu olan kayıtsız şartsız kabulden temel farktır.

Üçüncü satır ise alacaklılar için uyarıdır: ilana rağmen alacağını bildirmeyen alacaklı, sınırlı sorumluluk nedeniyle talebini karşılayamayabilir.

Dördüncü satır ise ipotekli taşınmazlarda önem taşır: rehinli alacaklar rehin konusu mal üzerinden karşılanır.

Tek bakışta: resmî defter süreci ve dört seçenek

Resmî defter, mirası reddetmeden borçtan korunmanın yoludur: önce terekenin aktif ve pasifi resmen tespit edilir, sonra karar verirsiniz. Süreç sıkı sürelere bağlıdır.

Tablo 1 — Resmî defter süreci ve süreler
AşamaKuralDayanak
İsteme süresiMirasın reddine ilişkin usule uyularak bir ay içinde sulh hâkiminden istenir; ret süresi içinde yapılmalıdırTMK m.619 · m.620/2
Kim isteyebilir?Mirası reddetmeye hakkı olan her mirasçı. Bir mirasçının istemi diğerleri için de etkilidir. Mirası kayıtsız şartsız kabul etmiş mirasçı isteyemezTMK m.619
KararSulh hâkimi gecikmeksizin karar verirTMK m.620/1
Alacaklıların çağrılmasıİlânla davet edilir; bildirim süresi ikinci ilândan başlayarak en az bir ayTMK m.621
Defterin incelemeye açılmasıBir aydan az olmamak üzere hâkimin belirlediği süre içinde ilgililerin incelemesine açık tutulurTMK m.623
Mirasçının beyanıDefter kapandıktan sonra bir ay içinde beyanda bulunulur; hâkim gerekli hâlde ek süre verebilirTMK m.626 · m.627

Defter tutulurken tereke fiilen dondurulur. Bu, mirasçı için en güçlü koruma kalkanıdır.

Tablo 2 — Defter tutulurken tereke donar (TMK m.624-625)
KonuDefter tutulurken ne olur?Dayanak
İcra takibiMirasbırakanın borçları için takip yapılamaz; yürüyen takip dururTMK m.625
ZamanaşımıBu süre içinde işlemezTMK m.625
DavalarAcele hâller dışında devam edilemez, yeni dava açılamazTMK m.625
YönetimYalnızca gecikmesi terekenin zararına olan idarî tasarruflar yapılabilirTMK m.624
Takibin akıbetiTakip iptal edilmez; defter bitip TMK m.626-627 beyan süresi dolana kadar ertelenirYargıtay uygulaması
Erteleme uygulanmazsaMirasçı borçlular süresiz şikâyet yoluna gidebilirİİK m.16/2
Bilgi verme yükümlülüğüMirasbırakanın malî durumunu bilen herkes sulh mahkemesine bilgi vermekle yükümlüdür; vermeyen veya yanlış/eksik veren doğan zararı tazmin ederTMK m.621 vd.

Defter kapandığında dört seçenek önünüze gelir. En tehlikelisi hiçbir şey yapmamaktır.

Tablo 3 — Defter kapandıktan sonra dört seçenek
SeçenekSonuçDayanak
Deftere göre kabulYalnızca deftere yazılan borçlardan sorumlu olunurTMK m.628
Kayıtsız şartsız kabulTüm tereke borçlarından müteselsil ve kişisel sorumlulukTMK m.641
RetMirastan tümüyle çıkılır; ne borç ne payTMK m.605
Resmî tasfiyeMirasçılık sıfatı korunur, terekenin borçlarından sorumlu olunmaz, net aktiften pay alınırTMK m.632
Sessiz kalmakBeyan süresi geçerse miras deftere göre kabul edilmiş sayılırTMK m.627
Kefalet borçlarıDeftere ayrı yazılır; iflas hükümlerine göre tasfiyede alacaklıya düşecek miktarla sınırlı sorumlulukTMK m.630

Sıkça Sorulan Sorular

Resmî defter tutulmasını ne kadar süre içinde istemeliyim?

TMK m.619’a göre defter tutma, mirasın reddine ilişkin usule uyularak bir ay içinde sulh hâkiminden istenir. Süre kısa olduğu için ölüm tarihinden hemen sonra harekete geçmek gerekir. Somut olayda sürenin başlangıcı mirasçılık sıfatının öğrenildiği tarihe göre değişebileceğinden, hesabın dosya üzerinden yapılması önemlidir.

Bütün mirasçıların ayrı ayrı başvurması gerekir mi?

Hayır. TMK m.619 uyarınca mirasçılardan birinin defter tutma istemi diğerleri hakkında da etkili olur. Ancak defter tamamlandıktan sonra beyanda bulunma yükümlülüğü her mirasçı için ayrı ayrı işler.

Defter tutulurken babamın borcu için bana icra takibi yapılabilir mi?

TMK m.625 uyarınca resmî defter tutulması devam ettiği sürece mirasbırakanın borçları için icra takibi yapılamaz ve bu süre içinde zamanaşımı işlemez. Buna rağmen takip başlatılırsa durum icra hukuk mahkemesinde şikâyet konusu yapılabilir; uygulamada bu husus İİK m.16/2 kapsamında süresiz şikâyete tabi kabul edilmektedir.

Defter tamamlandıktan sonra hiçbir şey söylemezsem ne olur?

TMK m.627/2 gereği süresi içinde beyanda bulunmayan mirasçı, mirası tutulan deftere göre kabul etmiş sayılır. Bu, genel kuraldan farklı ve mirasçı lehine bir karinedir; sorumluluğunuz deftere yazılan borçlarla sınırlı kalır. Yine de beyanı açıkça yapmak ispat açısından güvenlidir.

Deftere göre kabul edersem hangi borçlardan sorumlu olurum?

TMK m.628/1’e göre resmî deftere göre kabul edilen miras, mirasçıya yalnızca deftere yazılmış borçlarla geçer. Deftere yazılmayan borçlardan kural olarak sorumluluk doğmaz (m.629). Kefalet borçları bakımından m.630’da ayrı bir düzenleme bulunur.

Resmî defter ile resmî tasfiye arasındaki fark nedir?

Resmî defter, terekenin ne olduğunu görüp karar vermenizi sağlayan bir tespit yoludur. Resmî tasfiye ise terekenin tasfiye memuru eliyle paraya çevrilip borçların ödenmesi ve artanın mirasçılara dağıtılmasıdır. TMK m.632 uyarınca resmî tasfiye hâlinde mirasçılar terekenin borçlarından sorumlu olmazlar.

Miras zaten borca batıksa yine de defter tutturmalı mıyım?

Mirasbırakanın ödemeden aczi ölüm anında açıkça belli veya resmen tespit edilmişse TMK m.605/2 uyarınca miras kendiliğinden reddedilmiş sayılır; bu hâlde ayrıca işlem gerekmeyebilir. Ancak aciz açıkça belli değilse ve terekede değerli mal bulunma ihtimali varsa, resmî defter daha güvenli yoldur.

Bu sayfadaki anlatım, Türkiye’de sıkça yaşanan durumlardan yola çıkılarak hazırlanmış temsilî bir senaryodur; gerçek kişilere ait kimlik bilgisi içermez. Bilgiler genel bilgilendirme amaçlıdır ve hukuki danışmanlık yerine geçmez. Her olay kendine özgüdür.

Bu konuda avukat desteğine mi ihtiyacınız var?

Durumunuzu Hukukçular Evi uzman kadrosuyla değerlendirin; ilk görüşme için hemen ulaşın.

📞 Hemen Arayın
💬 WhatsApp

Bu içerik Vergi Hukuku alanındadır.

Vergi Hukuku Rehberi  ·  Bu alandaki 70 rehber  ·  Tüm hukuk dalları

Dosyanız için değerlendirme

Süreler kısadır ve usul hataları geri alınamaz. Belgelerinizi birlikte inceleyelim.

Defter tutulurken tereke kim tarafından yönetilir?

Terekenin korunması için önlem alınır; gerekiyorsa yönetim görevlendirmesi yapılır.

Defter masrafını kim öder?

Giderler terekeden karşılanır. Tereke yetersizse isteyen mirasçının avans yatırması gündeme gelebilir.

Deftere yazılmayan borç sonradan çıkarsa ne olur?

Deftere göre kabulde sorumluluk, deftere yazılan borçlarla sınırlıdır. Bildirimde bulunmayan alacaklı bakımından sonuçlar doğar.

Kefalet borçları deftere yazılır mı?

Şarta bağlı borç olarak gösterilmesi gerekir. Bu, kefalet riski bakımından koruma sağlar.

Mirasçılar farklı karar verebilir mi?

Evet. Her mirasçı kendi adına kabul, ret veya deftere göre kabul yönünde karar verebilir.

Defter sonrası karar için süre var mı?

Defterin tamamlanmasının ardından kanunda öngörülen süre içinde beyanda bulunulması gerekir.

Defter tutulması ret hakkını etkiler mi?

Defter tutulması talebinde bulunmak, mirasın kabulü anlamına gelmez. Karar defterin tamamlanmasından sonra verilir.

İletişime Geçin

Post by Av. Fatma Öztürk