Kefalet Borcunun Mirasçılara İntikali ve Sınırları
25 Temmuz 2026

Kefalet Borcunun Mirasçılara İntikali ve Sınırları

Bazen bir kişinin vefatından sonra, sağlığında bir başkasına kefil olduğu ortaya çıkar ve alacaklı mirasçılara yönelir. Mirasçılar, hiç haberleri olmayan bu yükümlülükten sorumlu tutulup tutulamayacaklarını haklı olarak merak eder. Kefalet borcu da mirasla geçer mi? Rehber, kefaletin geçerlilik şartlarını, sorumluluğun kapsamını ve mirasçıların savunmalarını açıklıyor.

Miras bıraktığınız yakınınızın bilmediğiniz bir kefalet borcu mu çıktı?

Kefaletin geçerliliğini ve sorumluluğunuzun sınırını birlikte inceleyelim. Hukukçular Evi uzman avukat kadrosuyla yanınızda.

📞 Hemen Arayın💬 WhatsApp

Kefaletin intikali, mirasçılar için önemli bir risk konusudur.

Kefalet borcu da terekeye dahil olabilir

Miras bırakanın borçları gibi, verdiği kefaletten doğan yükümlülükler de kural olarak terekeye dahil olabilir ve külli halefiyet ilkesi uyarınca mirasçılara geçebilir.

Bu nedenle asıl borçlu ödemediğinde, alacaklı kural olarak kefilin mirasçılarına başvurabilir. Bu, mirasın yalnızca mallardan değil, böyle gizli yükümlülüklerden de oluşabileceğini gösterir.

Reddi miras ile korunma

Mirasçıların en önemli koruma yolu, tereke borca batıksa veya ağır yükümlülükler içeriyorsa, kanuni süre içinde mirasın reddidir. Mirası reddeden mirasçı, kural olarak bu borçlardan da kurtulur.

Bu nedenle, beklenmedik bir kefalet borcu ortaya çıktığında veya terekenin durumu belirsizse, reddi miras süresini ve koşullarını derhal değerlendirmek gerekir.

Kefaletin geçerliliği ve kapsamı

Kefalet, geçerlilik için belirli şekil şartlarına ve kurallara tabidir. Kefalet sözleşmesinin geçerli kurulup kurulmadığı, türü, miktarı ve süresi; mirasçıların sorumluluğunun sınırını doğrudan etkiler.

Bu nedenle alacaklının talebiyle karşılaşan mirasçıların, öncelikle kefaletin geçerliliğini ve kapsamını incelemesi; her borcu sorgusuz kabul etmemesi önemlidir.

Pratik noktalar

  • Kefalet geçebilir: Kefaletten doğan borç kural olarak mirasçılara intikal edebilir.
  • Reddi miras korur: Borca batık terekede süresinde ret önemlidir.
  • Geçerliliği inceleyin: Kefaletin şekil ve kapsam şartları sorumluluğu sınırlar.
  • Süreleri kaçırmayın: Reddi miras süresi hak kaybı açısından kritiktir.

Miras bırakanın verdiği kefaletten doğan borç kural olarak terekeye dahil olup mirasçılara geçebilir; ancak tereke borca batıksa süresinde reddi miras korur, ayrıca kefaletin geçerlilik ve kapsam sınırları sorumluluğu daraltabilir. Bu nedenle böyle bir talep karşısında derhal bir uzmana danışmanız çok önemlidir.

Benzer bir durumla mı karşı karşıyasınız? Durumunuzu gizlilik içinde değerlendirip size özel bir yol haritası çıkarmamız için bizimle iletişime geçin.

Bu makale genel bilgilendirme amaçlıdır, hukuki danışmanlık yerine geçmez. Metinde yer verilen değerlendirmeler yerleşik yargı uygulaması ve yürürlükteki kanun hükümleri esas alınarak hazırlanmıştır. İçtihatlar ve mevzuat zaman içinde değişebileceğinden, kendi durumunuz için güncel değerlendirmeyi mutlaka bir avukattan alınız.

Kefilin ölümü kefaleti sona erdirmez

Acı ama net bir kural: kefilin ölmesi kefaleti sona erdirmez. Miras hukukunda geçerli olan külli halefiyet ilkesi gereğince mirasçılar, miras bırakanın kefaletten doğan borçlarından da sorumlu olurlar.

Bu, kefaleti terekenin en tehlikeli kalemi yapar. Çünkü kefalet:

  • Görünmezdir — tapuda, araç kaydında ya da banka ekstresinde görünmez; çoğu zaman asıl borçlu ödemeyi kesene kadar ortaya çıkmaz,
  • Gecikmeli patlar — mirasın kabulünden yıllar sonra alacaklı kapıyı çalabilir,
  • Büyüktür — çoğu zaman terekenin toplam değerini aşar.

Ret süresi bu yüzden kritiktir. Miras bırakanın bir yakınına, ortağına ya da çalıştığı şirkete kefil olmuş olabileceğinden şüpheleniyorsanız, üç aylık ret süresini beklemeden araştırma yapın: banka kredi sözleşmeleri, kira sözleşmeleri, ticari senetler ve şirket kayıtları ilk bakılacak yerlerdir.

İlk savunma hattı: Kefalet borcu ortaya çıktığında iki ayrı soru sorulur — “Kefalet geçerli mi?” ve “Geçerliyse sorumluluğum ne kadar?”. Aşağıdaki iki bölüm bu iki soruyu ayrı ayrı ele alıyor.

Birinci savunma: kefalet geçerli mi? (TBK m.583)

Kefalet, Kanun’un en sıkı şekil şartlarına bağladığı sözleşmelerden biridir. Uygulamada kefalet taleplerinin önemli bir kısmı bu nedenle düşer.

TBK m.583/1: “Kefalet sözleşmesi, yazılı şekilde yapılmadıkça ve kefilin sorumlu olacağı azamî miktar ile kefalet tarihi belirtilmedikçe geçerli olmaz. Kefilin, sorumlu olduğu azamî miktarı, kefalet tarihini ve müteselsil kefil olması durumunda, bu sıfatla veya bu anlama gelen herhangi bir ifadeyle yükümlülük altına girdiğini kefalet sözleşmesinde kendi el yazısıyla belirtmesi şarttır.”

Kontrol edilecek üç unsur — hepsi kefilin el yazısıyla olmalı:

  • Azamî miktar — kefilin sorumlu olacağı tavan,
  • Kefalet tarihi,
  • Müteselsil kefalet söz konusuysa bu sıfat ya da bu anlama gelen bir ifade.

Yargıtay uygulaması katıdır. Kira sözleşmesindeki kefalette, kefilin sorumlu olduğu azamî miktar ve kefalet tarihine ilişkin el yazısıyla yazılmış ibare bulunmaması hâlinde sözleşmenin geçersiz olduğu, kefil hakkındaki davanın bu nedenle reddi gerektiği kabul edilmiştir. Matbu sözleşmelerde bu unsurların boş bırakılması ya da sonradan alacaklı tarafından doldurulması sık rastlanan bir sakatlıktır.

TBK m.583/2-3: Kendi adına kefil olma konusunda özel yetki verilmesi ve kefil olma vaadi de aynı şekil koşullarına bağlıdır. Ayrıca sözleşmede sonradan yapılan ve kefilin sorumluluğunu artıran değişiklikler, kefalet için öngörülen şekle uyulmadıkça hüküm doğurmaz.

Kapsam belirsizliği de sakatlık sebebidir. “…’nin …’dan alacağı her türlü borca kefil olurum” gibi sebep, kapsam ve nitelik yönünden belirsiz ifadeler geçersiz sayılmaktadır. Belgede alacaklının kimliği belirli veya belirlenebilir, borçlunun kimliği ve asıl borç belli olmalıdır.

İkinci savunma: TMK m.630’un özel koruması

Kefalet geçerliyse bile miras hukuku mirasçıya özel bir kalkan verir — ve bu, kefalete özgü, başka hiçbir borç türünde bulunmayan bir korumadır.

TMK m.630: “Miras bırakanın kefaletten doğan borçları defterde ayrı bir yere yazılır ve mirasçılar, mirası kayıtsız ve şartız kabul etmiş olsalar bile, bu borçlardan terekenin iflâs hükümlerine göre tasfiyesi hâlinde kefalet sebebiyle alacaklı olanlara ne düşecek idiyse ancak o miktarla sorumlu olurlar.”

Bu hükmün iki özelliği vardır:

  • Kayıtsız şartız kabul eden mirasçıyı bile korur. Başka borçlarda kayıtsız şartız kabul tüm malvarlığıyla sorumluluk demektir; kefalet borçlarında değil.
  • Ancak resmî defter tutulmuş olmasını gerektirir. Hüküm, kefalet borçlarının defterde ayrı bir yere yazılması esası üzerine kuruludur. Defter hiç tutulmamışsa bu korumaya dayanmak güçleşir.

Pratik sonuç — en önemli tavsiye: Miras bırakanın kefalet imzası olabileceğinden şüpheleniyorsanız, TMK m.619’daki bir aylık süre içinde resmî defter tutulmasını isteyin. Bu tek başına defter istemek için yeterli bir sebeptir ve sonradan telafisi yoktur. Ayrıntı için: Resmî Defter Tutma ve Deftere Göre Kabul.

Bir sınır: Alacaklı, önceki kefil sıfatını taşıyan mirasçıya karşı kefaletten doğan özel yararlarını ileri sürebilir. Yani mirasçı aynı zamanda kendisi de o borca kefil olmuşsa, TMK m.630’un sınırı onun kendi kefalet borcunu kapsamaz.

TMK m.630: Kefalet Borcuna Özgü Sınırlı Sorumluluk

Miras hukukunda kefalet borcu, diğer tereke borçlarından ayrı bir rejime tabidir. TMK m.630 bu istisnayı kurar ve pratikte mirasçıyı kurtaran hüküm çoğu zaman budur.

Maddenin lafzı şöyledir: “Mirasbırakanın kefaletten doğan borçları defterde ayrı bir yere yazılır ve mirasçılar, mirası kayıtsız ve şartsız kabul etmiş olsalar bile, bu borçlardan terekenin iflas hükümlerine göre tasfiyesi hâlinde kefalet sebebiyle alacaklı olanlara ne düşecek idiyse ancak o miktarla sorumlu olurlar.”

İki unsuru ayrı ayrı okumak gerekir.

Birinci unsur: kefalet borçları defterde ayrı bir yere yazılır. Bu, resmî defter tutulması hâlinde uygulanan bir kayıt kuralıdır ve kefalet borcunun diğer borçlardan ayrıştırılmasını sağlar.

İkinci unsur: mirasçılar mirası kayıtsız ve şartsız kabul etmiş olsalar bile, kefalet borcundan yalnızca terekenin iflas hükümlerine göre tasfiyesi hâlinde kefalet alacaklısına ne düşecek idiyse o miktarla sorumlu olurlar.

Bu ikinci unsur olağanüstüdür. Genel kural olarak mirası kabul eden mirasçı, tereke borçlarından bütün malvarlığıyla sorumludur (TMK m.599/2, m.641). Kefalet borcunda ise bu sorumluluk, farazi bir iflas tasfiyesindeki payla sınırlıdır.

Borç türüMirası kabul eden mirasçının sorumluluğuDayanak
Olağan tereke borçlarıBütün malvarlığıyla, müteselsilenTMK m.641/1
Kefaletten doğan borçlarFarazi iflas tasfiyesinde kefalet alacaklısına düşecek miktarla sınırlıTMK m.630

Pratik anlamı şudur: terekede 500.000 TL mal ve 2.000.000 TL kefalet borcu varsa, iflas usulüne göre tasfiyede kefalet alacaklısına ancak terekedeki değerden düşen pay ödenebilirdi. Mirasçı, kabul etmiş olsa dahi kendi malvarlığından bu farkı ödemek zorunda değildir.

Bu, süreyi kaçırmış mirasçı için hâlâ açık olan güçlü bir savunmadır. Üç aylık ret süresi geçmiş ve miras kabul edilmiş olsa bile, kefalet borcu bakımından sorumluluk sınırlı kalır.

Kefaletin Kendi Geçerliliği: TBK m.583’ün Üç Şartı

Mirasçının ilk kontrol etmesi gereken, borcun kendisinin geçerli olup olmadığıdır. TBK m.583 kefalet için ağır bir şekil rejimi öngörür ve bu şartlardan birinin eksikliği kefaleti geçersiz kılar.

Hükme göre kefalet sözleşmesi, yazılı şekilde yapılmadıkça ve kefilin sorumlu olacağı azamî miktar ile kefalet tarihi belirtilmedikçe geçerli olmaz.

Maddenin ikinci cümlesi daha da ağırdır: kefilin, sorumlu olduğu azamî miktarı, kefalet tarihini ve müteselsil kefil olması durumunda bu sıfatla yükümlülük altına girdiğini kefalet sözleşmesinde kendi el yazısıyla belirtmesi şarttır.

#ŞartEksikse
1Yazılı şekilKefalet geçersiz
2Azamî sorumluluk miktarı belirtilmişKefalet geçersiz
3Kefalet tarihi belirtilmişKefalet geçersiz
4Azamî miktar kefilin el yazısıylaKefalet geçersiz
5Kefalet tarihi kefilin el yazısıylaKefalet geçersiz
6Müteselsil kefalette bu sıfat kefilin el yazısıylaMüteselsillik geçersiz

El yazısı şartı, 6098 sayılı TBK ile getirilmiş ve uygulamada çok sayıda kefaleti geçersiz kılmıştır. Matbu bir sözleşmenin altına yalnızca imza atılmışsa — azamî miktar ve tarih el yazısıyla yazılmamışsa — kefalet geçerli değildir.

Mirasçı bakımından bu, en hızlı sonuç veren savunmadır: sözleşmenin aslının incelenmesi, tanık dinlenmesine bile gerek kalmadan takibin düşmesini sağlayabilir.

On Yıllık Kendiliğinden Sona Erme (TBK m.598/3)

Zamanla ilgili bir başka güçlü savunma TBK m.598’dedir: bir gerçek kişi tarafından verilmiş olan her türlü kefalet, buna ilişkin sözleşmenin kurulmasından başlayarak on yılın geçmesiyle kendiliğinden ortadan kalkar.

Aynı fıkra devam eder: kefalet on yıldan fazla bir süre için verilmiş olsa bile, uzatılmış veya yeni bir kefalet verilmiş olmadıkça kefil ancak on yıllık süre doluncaya kadar sorumludur.

Bu, zamanaşımı değil kendiliğinden sona ermedir; def’i olarak ileri sürülmesine dahi gerek duyulmadan hüküm doğurur. Sürenin başlangıcı sözleşmenin kurulduğu tarihtir; borcun muaccel olduğu tarih değil.

Maddenin ilk fıkrası ayrıca temel bir kural içerir: hangi sebeple olursa olsun asıl borç sona erince kefil de borcundan kurtulur. Asıl borçlunun ödemesi, ibra, yapılandırma sonucu borcun sona ermesi ya da zamanaşımı, kefili de kurtarır.

SavunmaDayanakSonuç
Kefalet şekle aykırıTBK m.583Kefalet geçersiz
Sözleşmeden 10 yıl geçmişTBK m.598/3Kefalet kendiliğinden sona ermiş
Asıl borç sona ermişTBK m.598/1Kefil kurtulur
Süreli kefalette süre dolmuşTBK m.600Kefil kurtulur
Miras süresinde reddedilmişTMK m.606Sorumluluk yok
Miras kabul edilmiş ama kefalet borcuTMK m.630Sorumluluk sınırlı

Kefalet Talebiyle Karşılaşan Mirasçının Kontrol Sırası

Savunmalar birbirini dışlamaz; kademeli olarak ileri sürülmelidir. Sıralama, en kesin sonuç verenden başlar.

#KontrolNereden
1Kefalet sözleşmesinin aslı istenirAlacaklıdan / icra dosyasından
2El yazısı unsurları incelenirSözleşmenin aslı üzerinde
3Sözleşme tarihi ile bugün arası hesaplanır10 yıl dolmuş mu
4Asıl borcun durumu araştırılırAlacaklı, sicil, icra kayıtları
5Ret süresi ve terekenin durumu değerlendirilirSulh mahkemesi kayıtları
6TMK m.630 sınırlaması ileri sürülürKabul edilmiş mirasta bile geçerli

Altıncı satır, diğer tüm savunmalar başarısız olsa dahi devrede kalır. Bu nedenle kefalet borcuyla karşılaşan mirasçının, mirası kabul etmiş olması onu çaresiz bırakmaz. TMK m.630, kefalet borcunu tereke değeriyle sınırlı tutar ve kişisel malvarlığını korur.

Terekede kefalet şüphesi varsa, ölümün ilk ayında resmî defter tutulmasının istenmesi (TMK m.619) en isabetli adımdır. TMK m.621 uyarınca yapılan ilan, kefalet sebebiyle alacaklı olanları da kapsar; böylece gizli kefalet borçları erken ortaya çıkar.

Yol haritası: kefalet talebiyle karşılaşınca

1) Belgeyi isteyin ve inceleyin. Alacaklıdan kefalet sözleşmesinin aslını ya da onaylı örneğini talep edin. Azamî miktar, kefalet tarihi ve müteselsil kefalet ibaresi kefilin el yazısıyla yazılmış mı? Değilse TBK m.583 gereği geçersizlik iddiası gündeme gelir.

2) Miktar tavanını kontrol edin. Kefalet geçerliyse bile sorumluluk, sözleşmede yazılı azamî miktarla sınırlıdır. Talep edilen tutar bu tavanı aşıyorsa farkı kabul etmeyin.

3) Sorumluluğu artıran sonraki değişiklikleri ayıklayın. Asıl borç sonradan arttırılmış, vade uzatılmış ya da koşullar ağırlaştırılmışsa, kefalet şekline uyulmadıkça bu değişiklikler kefil bakımından hüküm doğurmaz.

4) Miras hukuku araçlarını devreye sokun. Süre içindeyseniz: bir ay içinde resmî defter (TMK m.619) ya da üç ay içinde ret (TMK m.606). Süre geçmiş ve tereke ölüm tarihinde borca batıksa TMK m.605/2 uyarınca hükmen ret yolu açıktır.

5) Diğer mirasçılarla koordine olun. TMK m.619’un son cümlesi uyarınca mirasçılardan birinin defter tutma istemi diğerleri hakkında da etkili olur. Bir kişinin hızlı davranması tüm aileyi korur.

6) Zamanaşımını ve asıl borcu sorgulayın. Kefalet fer’î (bağlı) nitelikte bir borçtur; asıl borç sona ermişse ya da zamanaşımına uğramışsa kefilin sorumluluğu da bundan etkilenir. Mirasçıların genel sorumluluk çerçevesi için: Mirasçıların Tereke Borçlarından Sorumluluğu (TMK 641).

Kefalette geçerlilik şartı: TBK m.583
Unsur (kefilin KENDİ el yazısıyla olmalı)Neden Kritik
Azamî miktarKefilin sorumlu olacağı tavanı belirler
Kefalet tarihiEksikse Yargıtay uygulamasında geçersizlik sebebi
Müteselsil kefalet ibaresi (varsa)Belirtilmezse adi kefalet sayılır
İkinci savunma: TMK m.630’un özel koruması
ŞartSonuç
Resmî defter tutulmuşKefalet borcu miras payıyla sınırlı sorumluluk (iflas tasfiyesi ölçütüyle)
Defter tutulmamışBu korumaya dayanmak güçleşir
Mirasçı kayıtsız-şartsız kabul etmiş olsa bileYine de TMK 630 sınırı geçerli — kefalete özgü istisna
Mirasçı aynı zamanda kendisi de kefilseSınır kendi kefalet borcunu KAPSAMAZ
Kefalet ne zaman sona erer — ölüm bunlardan biri değildir
Sona Erme SebebiKuralDayanak
Asıl borç sona ererKefil de kurtulur (fer’îlik)TBK 588
10 yıl geçer (gerçek kişi kefil)Kendiliğinden ortadan kalkar (uzatılmadıkça)TBK 598
Kefilin ölümüKefaleti SONA ERDİRMEZ — mirasçıya geçerkülli halefiyet

Kefalet Borcu ve Resmî Defterin Özel Değeri

Kefalet, terekenin en sinsi kalemidir: ölüm anında görünmez, yıllar sonra alacaklı harekete geçtiğinde ortaya çıkar. Bu nedenle kefalet şüphesi bulunan terekelerde resmî defter tutulması, mirasın reddinden bile daha isabetli olabilir.

TMK m.621 ilan çağrısının kapsamını belirlerken kefaleti ayrıca sayar: sulh mahkemesinin yaptığı çağrı, kefalet sebebiyle alacaklı ve borçlu olanları da kapsar. Yani ilan, gizli kefalet borçlarını ortaya çıkarmaya yönelik özel bir işlev taşır.

AşamaSüreDayanak
Defter tutma istemi1 ayTMK m.619/2
İki ilan arası1 ayTMK m.621/1
Bildirim süresiSon ilandan itibaren en az 1 ayTMK m.621/3
Kefalet borcunun ayrı kaydıTMK m.630

Defter tamamlandığında mirasçı, terekenin gerçek tablosunu görerek karar verir. Bu aşamada üç seçenek vardır: mirası reddetmek, kayıtsız şartsız kabul etmek veya deftere göre kabul etmek. Deftere göre kabulde mirasçı kural olarak yalnızca deftere yazılan borçlardan sorumlu olur.

Kefalet bakımından ise TMK m.630 ek bir katman getirir: kayıtsız şartsız kabul edilmiş olsa dahi kefalet borcundaki sorumluluk sınırlı kalır. İki koruma birlikte işlediğinde, kefalet riski büyük ölçüde kontrol altına alınmış olur.

Kefalet Alacaklısı Karşısında Mirasçının Konumu

Alacaklının iddiasıMirasçının karşı argümanıDayanak
“Mirası kabul ettiniz, tüm borçtan sorumlusunuz”Kefalet borcunda sorumluluk sınırlıdırTMK m.630
“Kefalet sözleşmesi imzalı”Azamî miktar ve tarih el yazısıyla yazılmış mı?TBK m.583
“Borç hâlâ ödenmedi”Sözleşmeden 10 yıl geçti mi?TBK m.598/3
“Asıl borçlu ödemiyor”Asıl borç sona ermiş olabilirTBK m.598/1
“Kefalet süresizdi”Süreli kefalette süre dolmuşsa kefil kurtulurTBK m.600

İkinci satır uygulamada en hızlı sonuç verenidir. TBK m.583’ün el yazısı şartı 2012’den bu yana yürürlüktedir ve bu tarihten sonra düzenlenmiş çok sayıda kefalet, matbu metne yalnızca imza atıldığı için geçersizdir. Sözleşmenin aslının incelenmesi bu nedenle ilk adım olmalıdır.

Sıkça Sorulan Sorular

Kefilin ölümü kefaleti sona erdirir mi?

Hayır. Kefilin ölmesi kefaleti sona erdirmez; külli halefiyet ilkesi gereğince mirasçılar miras bırakanın kefaletten doğan borçlarından da sorumlu olurlar. Bu nedenle kefalet, terekenin en sık gözden kaçan ve en riskli kalemidir.

Kefalet sözleşmesinin geçerlilik şartları nelerdir?

TBK m.583/1 uyarınca kefalet sözleşmesi yazılı şekilde yapılmadıkça ve kefilin sorumlu olacağı azamî miktar ile kefalet tarihi belirtilmedikçe geçerli olmaz. Ayrıca kefilin azamî miktarı, kefalet tarihini ve müteselsil kefil olması durumunda bu sıfatı kendi el yazısıyla belirtmesi şarttır.

El yazısı koşulu yerine getirilmemişse ne olur?

Sözleşme geçersiz olur. Yargıtay uygulamasında, kefilin sorumlu olduğu azamî miktar ve kefalet tarihine ilişkin el yazısıyla yazılmış ibare bulunmaması hâlinde TBK m.583’teki şekil şartlarına uyulmadığından kefaletin geçersiz olduğu ve kefil hakkındaki davanın reddi gerektiği kabul edilmiştir.

“Her türlü borca kefil olurum” ifadesi geçerli mi?

Sebep, kapsam ve nitelik yönünden belirsiz olduğundan bu tür ifadeler geçerli sayılmamaktadır. Geçerli bir kefalette alacaklının kimliği belirli veya belirlenebilir olmalı, borçlunun kimliği yer almalı ve asıl borç belli olmalıdır.

Asıl borç sonradan artırıldıysa kefil bundan sorumlu olur mu?

Sözleşmede sonradan yapılan ve kefilin sorumluluğunu artıran değişiklikler, kefalet için öngörülen şekle uyulmadıkça hüküm doğurmaz. Bu nedenle talep edilen tutarın sözleşmedeki azamî miktarı aşıp aşmadığı mutlaka kontrol edilmelidir.

Kefalet borcuna karşı miras hukukunda özel bir koruma var mı?

Evet. TMK m.630 uyarınca miras bırakanın kefaletten doğan borçları defterde ayrı bir yere yazılır ve mirasçılar, mirası kayıtsız ve şartız kabul etmiş olsalar bile bu borçlardan, terekenin iflâs hükümlerine göre tasfiyesi hâlinde kefalet alacaklılarına ne düşecek idiyse ancak o miktarla sorumlu olurlar.

Bu korumadan yararlanmak için ne yapmalıyım?

Hüküm, kefalet borçlarının defterde ayrı bir yere yazılması esası üzerine kuruludur. Bu nedenle miras bırakanın kefalet imzası olabileceğinden şüpheleniyorsanız TMK m.619’daki bir aylık süre içinde resmî defter tutulmasını istemeniz gerekir. Mirasçılardan birinin istemi diğerleri hakkında da etkili olur.

Kefalet borcunu öğrendiğimde ret süresi geçmişse?

Tereke ölüm tarihinde borca batıksa TMK m.605/2 uyarınca miras hükmen reddedilmiş sayılır ve TMK m.606’daki üç aylık süre bu hâlde uygulanmaz. Mirasçılar, TMK m.610’daki aykırılık bulunmadıkça her zaman ödemeden aczin tespitini isteyebilir.

Bu konuda avukat desteğine mi ihtiyacınız var?

Durumunuzu Hukukçular Evi uzman kadrosuyla değerlendirin; ilk görüşme için hemen ulaşın.

📞 Hemen Arayın
💬 WhatsApp

Bu içerik Miras Hukuku alanındadır.

Miras Hukuku Rehberi  ·  Bu alandaki 24 rehber  ·  Tüm hukuk dalları

Dosyanız için değerlendirme

Süreler kısadır ve usul hataları geri alınamaz. Belgelerinizi birlikte inceleyelim.

Kefalet borcu tereke bilançosunda nasıl gösterilir?

Şarta bağlı borç olarak değerlendirilir. Asıl borçlunun ödeme durumu gözetilerek risk hesaplanır.

Asıl borçlu ödemezse mirasçı ne yapar?

Ödeme yapan mirasçı, kefilin rücu hakkını kullanarak asıl borçluya başvurabilir.

Kefalet süresi dolmuşsa sorumluluk kalkar mı?

Süreli kefalette sürenin dolmasıyla sorumluluk sona erer. Sürenin hesabı sözleşmeye göre yapılır.

Kefalet borcu için resmî defter işe yarar mı?

Evet. Deftere göre kabulde sorumluluk, deftere yazılan borçlarla sınırlı olur; bu kefalet riski bakımından koruma sağlar.

Alacaklı doğrudan mirasçıya gidebilir mi?

Müteselsil kefalette doğrudan başvuru mümkündür. Adi kefalette ise önce asıl borçluya başvurulması aranır.

Kefalet sözleşmesi sonradan öğrenilirse ne yapılır?

Ret süresi geçmişse hükmen ret ve resmî tasfiye imkânları değerlendirilir. Terekenin borca batık olduğu ileri sürülebilir.

İletişime Geçin

Post by Av. Fatma Öztürk