Ne yaşandı?
Miras bırakanın geride borçları kaldığını öğrenen mirasçılar, bu borçlardan sorumlu olup olmayacaklarını, sorumluysalar bunun yalnızca miras payı kadar mı yoksa kendi malvarlıklarıyla mı olacağını merak ediyor. Ayrıca alacaklının hangi mirasçıya başvurabileceği belirsiz. Mirası kabul eden mirasçılar tereke borçlarından müteselsilen sorumlu olur; sorumluluktan kurtulmanın yolu ret veya sınırlı kabuldür. Rehber, seçenekleri ve süreleri ele alıyor.
Miras kalan borçlarla mı karşılaştınız?
Ret, resmî defter ve resmî tasfiye seçeneklerinin karşılaştırılmasında Hukukçular Evi uzman avukat kadrosuyla yanınızda.
Hukuki durum
Türk Medeni Kanunu m. 641’e göre, mirası reddetmeyen mirasçılar, miras bırakanın borçlarından müteselsilen (zincirleme) ve kişisel malvarlıklarıyla da sorumludur. Bu, alacaklının borcun tamamını mirasçılardan herhangi birinden isteyebileceği anlamına gelir; ödeyen mirasçı, diğerlerine payları oranında rücu eder. Sorumluluk, paylaşmadan sonra da kural olarak belirli bir süre (genellikle paylaşmadan itibaren beş yıl) devam eder.
Borçtan kişisel sorumluluktan kurtulmanın başlıca yolları; süresinde mirasın reddi, resmî defter tutulması (deftere göre kabul) ya da mirasın resmî tasfiyesinin istenmesidir. Bu yollar belirli sürelere bağlıdır ve geç kalınması hâlinde mirasçı borçlardan tüm malvarlığıyla sorumlu kalabilir.
Tereke alacaklıları, kural olarak mirasçıların kişisel alacaklılarından önce terekeden alacağını alır. Borcun tamamını ödeyen mirasçı, kendi payına düşeni üstlenir ve fazlasını diğer mirasçılara payları oranında rücu ederek geri alabilir.
Ne yapmalısınız?
Terekenin borç-alacak durumunu hızla araştırın; borç ihtimali varsa reddi miras ya da resmî defter için yasal süreleri kaçırmamak kritiktir. Bu kararı doğru ve zamanında vermek için bir avukata danışmanız önemlidir.
Bu içerik genel bilgilendirme amaçlıdır; hukuki danışmanlık niteliği taşımaz. Somut durumunuz için bir avukata danışmanız ve belirtilen kanun maddelerini güncel metinden teyit etmeniz önerilir.
En yaygın yanlış: “miras payım kadar sorumluyum”
Bu, uygulamada en sık yapılan hatadır ve ağır sonuç doğurur.
TMK m.641/1 uyarınca mirasçılar tereke borçlarından müteselsilen sorumludur. Bu, kanundan doğan bir müteselsil sorumluluktur ve iki sonucu vardır:
- Alacaklı borcun tamamını mirasçılardan herhangi birinden isteyebilir. Payı yüzde onluk bir mirasçıdan borcun yüzde yüzü talep edilebilir.
- Sorumluluk kişisel malvarlığıyladır. Miras payıyla sınırlı değildir; mirasçının kendi evi, aracı ve maaşı da hedef olabilir.
“Kalan mal borcu karşılamıyor” savunması yapılamaz. Mirası kabul eden mirasçılar, terekeden kalan mal veya paranın borcu karşılamadığı def’inde bulunamazlar. Bu, kabul kararının geri dönüşü olmayan yanıdır.
Mirasçılık sıfatı ölümle kendiliğinden doğar; ayrıca bir kabul beyanı aranmaz. Bu nedenle “henüz paylaşım yapmadık” gerekçesiyle alacaklının talebini savuşturmak çoğu durumda mümkün değildir.
Ödeyen mirasçı rücu eder. Payından fazlasını ödeyen mirasçı, diğer mirasçılara payları oranında rücu edebilir. Ancak bu iç ilişkiye aittir; alacaklıya karşı ileri sürülemez.
Borcun kaynağı fark etmez. Yargıtay 3. Hukuk Dairesi’nin 20.03.2024 tarihli, E. 2023/1826, K. 2024/1190 sayılı kararında, borcun haksız fiil kaynaklı olmasının müteselsil sorumluluğu değiştirmediği vurgulanmıştır. Aynı Dairenin 11.10.2018 tarihli, E. 2018/4659, K. 2018/9951 sayılı kararında ise tereke borcu nedeniyle mirasçılardan yalnızca birine karşı dahi dava açılabileceği hükme bağlanmıştır.
Paylaşma sorumluluğu bitirmez: beş yıl kuralı
Mirasın paylaşılmış olması, alacaklılara karşı müteselsil sorumluluğu hemen ortadan kaldırmaz. Mirasçılar, paylaşmadan sonraki beş yıl boyunca borçların tamamından tüm malvarlıklarıyla sorumlu kalmaya devam eder.
Sorumluluk hangi hâllerde sona erer? TMK m.681 uyarınca müteselsil sorumluluk esas olarak alacaklının, tereke borçlarının mirasçılar arasında bölünmesine rıza göstermesiyle sona erer. Bu rıza açık ya da örtülü olabilir; ancak öğretide, borcun dış yüklenilmesine ilişkin genel hükümlerin buradaki ilişkiye doğrudan uygulanmasının mümkün olmadığı belirtilmektedir. Kısacası: alacaklının rızası aranır ve bu rıza kolayca varsayılamaz.
Önemli bir istisna — rehinli mal (TMK m.655). Paylaşmada kendisine miras bırakanın borçları için rehnedilmiş bir tereke malı düşen mirasçı, o malın güvence altına aldığı borcu üstlenmiş olur. Bunun iki sonucu vardır:
- Rehinli alacaklı, borcun paylaştırılmasına razı olmasa dahi, paylaştırmadan itibaren alacağını yalnızca rehinli malın düştüğü mirasçıdan isteyebilir. Beş yıl beklemeye gerek yoktur.
- Diğer mirasçılar bu borçtan ne müteselsilen ne de kısmen sorumlu olur.
Pratik anlamı şudur: ipotekli bir taşınmaz paylaşmada bir mirasçıya bırakılmışsa, o taşınmazın ipotekle güvence altına aldığı borç artık yalnızca ona aittir. Bu, paylaşma tutanağı düzenlenirken mutlaka gözetilmesi gereken bir noktadır.
Sorumluluğu sınırlandırmanın dört yolu
Borçlu bir tereke karşısında acele işlem yapmamak esastır. Kanun dört ayrı çıkış tanır:
1. Mirasın reddi (reddi miras). Yasal süre içinde sulh hukuk mahkemesine kayıtsız ve şartsız ret beyanında bulunulmasıdır. Usulüne uygun ret hâlinde mirasçıların TMK m.641 kapsamındaki sorumluluğu kalmaz; bu durum gerektiğinde menfi tespit davasına da konu edilebilir. Ret süresi kaçırılırsa miras kabul edilmiş sayılır.
2. Mirasın hükmen reddi. Miras bırakanın ölüm tarihinde ödemeden aczinin açıkça belli olması veya resmen tespit edilmiş bulunması hâlinde miras kendiliğinden reddedilmiş sayılır. Bu hâlde süreye bağlı bir beyan gerekmez; ancak alacaklı takip başlatırsa, terekenin borca batık olduğunun tespiti için dava açılması gerekir. Borca batıklık tespiti davası süreye tabi değildir.
3. Resmî defter tutma. Terekenin durumu belirsizse, mirasçı süresi içinde resmî defter tutulmasını isteyebilir. Bu yolda mirasçı, kural olarak yalnızca deftere kaydedilmiş borçlardan sorumlu olur; deftere geçmeyen borçlar bakımından sorumluluğu doğmaz. Alacağını süresinde bildirmeyen alacaklı bu imkânı kaybeder.
4. Resmî tasfiye. Terekede hem önemli mallar hem ciddi borçlar varsa, mirası reddetmek yerine resmî tasfiye istenebilir. Sulh mahkemesince atanan tasfiye memuru terekeyi yönetir, alacakları toplar, borçları öder ve artan değer mirasçılara dağıtılır. Bu yolda mirasçılar kural olarak kişisel malvarlıklarıyla sorumlu olmaz; sorumluluk tereke ile sınırlı kalır.
Hangi yol size uygun? Tereke açıkça borca batıksa ret; durum belirsizse resmî defter; hem değerli mal hem ciddi borç varsa resmî tasfiye öne çıkar. Karar vermeden önce terekenin aktif ve pasifinin çıkarılması gerekir.
Usul: hangi davada kim taraf olur?
Bu ayrım, davanın usulden reddedilmemesi bakımından belirleyicidir ve iki farklı kurala dayanır.
Dava konusu para ise. TMK m.641/1’deki müteselsil sorumluluk nedeniyle alacaklı, istediği mirasçıya karşı dava açabilir veya takip başlatabilir. Birden çok mirasçıya birlikte yönelmesi hâlinde aralarında ihtiyari dava arkadaşlığı bulunur; hepsinin davada yer alması zorunlu değildir.
Dava konusu paradan başka bir şey ise. Bu hâlde davanın tüm mirasçılara karşı açılması gerekir. Sebebi TMK m.640’tır: miras ortaklığında mirasçılar terekedeki mal ve haklar üzerinde elbirliği hâlinde hak sahibidir ve tereke üzerinde ancak hep birlikte tasarruf edebilirler. Bu hâlde zorunlu dava arkadaşlığı söz konusudur ve eksik taraf teşkili davayı düşürür.
Mirasçı olarak yapılacaklar:
- Acele etmeyin. Terekeye ilişkin işlem yapmak (mal satmak, banka hesabını kullanmak, borç ödemek) mirası zımnen kabul sayılabilir ve ret hakkını düşürür.
- Terekenin aktif ve pasifini çıkarın. Tapu, araç, banka ve SGK kayıtları; UYAP üzerinden borç ve icra dosyası sorgusu; kredi ve kefalet kayıtları.
- Ret süresini takvime alın ve gerekiyorsa süre dolmadan başvurun.
- Paylaşma tutanağında rehinli malları ayrıca gösterin — TMK m.655 nedeniyle bu, sorumluluğu doğrudan etkiler.
- Alacaklıdan gelen her bildirimi ve tebligatı tarihiyle saklayın.
Son not: mirasçılar arasında paylaşma yapılmış olması, alacaklıya karşı “artık ben sorumlu değilim” demenizi sağlamaz. İç paylaşım ile dış sorumluluk farklı düzlemlerdedir.
Müteselsil Sorumluluk Ne Anlama Geliyor?
Miras hukukunda en pahalı yanılgı budur. Tereke borçlarında sorumluluk pay oranıyla sınırlı değildir.
TMK m.641/1: Mirasçılar, tereke borçlarından müteselsilen sorumludurlar.
| Sanılan | Gerçek | Dayanak |
|---|---|---|
| Pay oranında sorumluluk | Müteselsil sorumluluk | TMK m.641/1 |
| Yalnız terekedeki mallarla | Kişisel malvarlığıyla da | TMK m.641/1 |
| Alacaklı herkesten pay ister | Tamamını birinden isteyebilir | TMK m.641/1 |
| Ödeyen kaybeder | Diğerlerine rücu eder | TMK m.682 |
| Paylaşma sorumluluğu bitirir | Beş yıl devam eder | TMK m.681 |
Üçüncü satır uygulamadaki en sert sonuçtur: alacaklı, borcun tamamı için mirasçılardan yalnızca birine başvurabilir ve o mirasçı ödemek zorunda kalır.
Dördüncü satır ise dengeyi kurar ancak riski ortadan kaldırmaz: ödeyen mirasçı TMK m.682 uyarınca diğerlerine rücu eder, ama diğerleri ödeme gücünden yoksunsa yük onda kalır.
İkinci satır ise sorumluluğun kapsamını gösterir: mirası kayıtsız şartsız kabul eden mirasçı, tereke borçlarından kendi malvarlığıyla da sorumludur.
Bu nedenle borçlu terekelerde ilk soru “payım ne kadar” değil, “sorumluluğumu nasıl sınırlarım” olmalıdır.
TMK m.681: Paylaşmadan Sonraki Beş Yıl
| Konu | Kural | Dayanak |
|---|---|---|
| Paylaşmadan sonra | Müteselsil sorumluluk sürer | TMK m.681/1 |
| Süre | 5 yıl | TMK m.681/1 |
| Başlangıç | Paylaşma tarihi | TMK m.681/1 |
| Muaccel olmayan borçta | Muacceliyet tarihinden | TMK m.681/2 |
| Alacaklının rızası | Sorumluluk sona erebilir | — |
| Rücu | Ödeyen diğerlerine başvurur | TMK m.682 |
Birinci ve ikinci satırlar sıkça atlanır: paylaşma yapıldı diye sorumluluk bitmez. TMK m.681/1 uyarınca mirasçılar, paylaşmadan sonra da beş yıl boyunca müteselsilen sorumlu kalır.
Bu nedenle paylaşma sözleşmesinde borçların kimin üstleneceği yazılsa dahi, bu düzenleme alacaklıyı bağlamaz; yalnızca mirasçılar arasında iç ilişkide sonuç doğurur.
Dördüncü satır ise vadesi gelmemiş borçlarda süreyi kaydırır: sorumluluk beş yıllık sürenin muacceliyetten itibaren işlemesiyle devam eder.
Beşinci satır tek çıkış yoludur: alacaklının borcu tek bir mirasçıya yöneltmeyi kabul etmesi hâlinde diğerleri sorumluluktan kurtulabilir.
Korunma Yolları ve Süreleri
| Yol | Süre | Sorumluluk | Terekeden pay |
|---|---|---|---|
| Resmî defter | 1 ay | Deftere yazılanlarla sınırlı | Tam |
| Mirasın reddi | 3 ay | Yok | Yok |
| Resmî tasfiye | Ret süresi içinde | Yok | Artan değer |
| Hükmen ret | Süreye tabi değil | Yok | Yok |
Birinci satır en dengeli çözümdür ve en sık kaçırılan imkândır: TMK m.629 uyarınca deftere göre kabul eden mirasçı, yalnızca deftere yazılmış borçlardan sorumlu olur ve malları elinde tutar.
Süresi yalnızca bir aydır (TMK m.620/1); üç aylık ret süresine bakarak rahat davranıldığında kaçırılır.
Ayrıca TMK m.619/3 uyarınca mirasçılardan birinin defter tutma istemi diğerleri hakkında da hüküm ifade eder; her mirasçının ayrı başvurmasına gerek yoktur.
Dördüncü satır ise süre kaçırılmış dosyalarda kurtarıcıdır: TMK m.605/2 uyarınca ölümü tarihinde mirasbırakanın ödemeden aciz olduğu açıkça belli veya resmen tespit edilmiş ise miras reddedilmiş sayılır.
Hangi Borçlar Terekeye Girer?
| Borç | Terekeye girer mi |
|---|---|
| Banka kredisi | Evet |
| Vergi ve SGK borcu | Evet |
| Kefalet borcu | Evet |
| Kira ve aidat borcu | Evet |
| Cenaze giderleri | Evet; matrahtan da indirilir |
| Vergi cezaları | Hayır; ölümle düşer (VUK m.372) |
| Adli para cezası | Hayır; şahsidir |
| Ölüm sonrası doğan giderler | Duruma göre |
Altıncı satır mirasçılar için önemli bir korumadır: VUK m.372 uyarınca ölüm hâlinde vergi cezası düşer. Murisin döneminden kalan cezalar mirasçılardan istenemez.
Ancak vergi aslı ve gecikme faizi bir tereke borcudur ve mirasçılara geçer.
Üçüncü satır ise en tehlikeli kalemdir: kefalet borçları hiçbir görünür kayıtta yer almaz ve sonradan ortaya çıkar.
Bu riski gidermenin tek etkili yolu resmî defterdir: TMK m.621 uyarınca yapılan ilan, kefalet sebebiyle alacaklı ve borçlu olanları da kapsar.
Alacaklı Takip Başlatırsa Ne Yapılır?
| Durum | Yapılacak |
|---|---|
| Ret süresi devam ediyor | Ret veya defter talebi değerlendirilir |
| Defter tutuluyor | Takip durur (TMK m.620/2) |
| Miras reddedilmiş | Mirasçı sıfatı yok; itiraz edilir |
| Hükmen ret şartları var | Def’i olarak ileri sürülür |
| Kayıtsız şartsız kabul edilmiş | Sorumluluk tam |
| Diğer mirasçılar | Ödeyen rücu eder (TMK m.682) |
İkinci satır defter sürecinin en somut kazancıdır: TMK m.620/2 uyarınca defter tutulurken alacaklıların takibi durur ve zamanaşımı işlemez.
Bu süre boyunca ödeme baskısı hukuken dayanaksızdır; mirasçı borç tablosunu sağlıklı biçimde çıkarabilir.
Dördüncü satır ise süre kaçırılmış dosyalarda kullanılır: terekenin borca batık olduğu ortaya konabiliyorsa hükmen ret def’i olarak ileri sürülebilir.
Beşinci satır ise geri dönüşü olmayan sonuçtur: TMK m.610/1 uyarınca yasal süre içinde reddetmeyen mirasçı, mirası kayıtsız şartsız kazanmış olur.
Alacaklı Kime Başvurur, Ödeyen Ne Yapar?
| Durum | Kim taraf olur | Not |
|---|---|---|
| Alacaklı takip başlattı | Dilediği mirasçıya | Müteselsil sorumluluk |
| Tüm mirasçılara takip | Mümkün | Tercihe bağlı |
| Mirasçı ödedi | Diğerlerine rücu davası | TMK m.682 |
| Reddeden mirasçı | Taraf olmaz | Mirasçı sıfatı yok |
| Defter tutuluyor | Takip durur | TMK m.620/2 |
| Terekeye ait alacak davası | Tüm mirasçılar birlikte | TMK m.640/2 |
Birinci satır alacaklıya geniş bir seçim hakkı verir: borcun tamamı için mirasçılardan yalnızca birine başvurabilir ve genellikle ödeme gücü en yüksek olanı seçer.
Üçüncü satır ödeyen mirasçının yolunu gösterir: TMK m.682 uyarınca payına düşenden fazlasını ödeyen mirasçı diğerlerine rücu eder.
Altıncı satır ters yöndeki durumu düzenler: tereke alacaklı ise dava tüm mirasçılarca birlikte açılır; bu, borç tarafındaki müteselsil sorumluluktan farklıdır.
Beşinci satır ise nefes alanı sağlar: defter tutulurken alacaklıların takibi durur ve zamanaşımı işlemez.
Tek bakışta: sorumluluğun sınırı ve dört korunma yolu
En yaygın yanlış inanç şudur: “Ben miras payım kadar sorumluyum.” Kanun bunun tam tersini söyler.
| Soru | Cevap | Dayanak |
|---|---|---|
| Borçlar mirasçılara geçer mi? | Evet — miras ölümle bir bütün olarak geçer, borçlar dâhil | TMK m.599 |
| Sorumluluğun türü nedir? | Müteselsil — alacaklı borcun tamamını tek bir mirasçıdan isteyebilir | TMK m.641/1 |
| ‘Payım kadar sorumluyum’ denebilir mi? | Hayır. Hüküm emredicidir; iç ilişkideki paylaştırma dış ilişkide ileri sürülemez | TMK m.641 |
| Ödeyen mirasçı ne yapar? | Diğerlerine rücu eder; iç ilişkide paylar oranında hesaplaşılır | TMK m.641 |
| Paylaşma sorumluluğu bitirir mi? | Hayır — müteselsil sorumluluk paylaşmadan itibaren beş yıl devam eder | TMK m.681 |
| Kefalet borçları | Deftere ayrı yazılır; iflas hükümlerine göre tasfiyede alacaklıya düşecek miktarla sınırlı sorumluluk | TMK m.630 |
Sorumluluktan tamamen kaçmak da, körü körüne kabul etmek de tek seçenek değildir. Kanun dört ayrı yol sunar; hangisinin doğru olduğu terekenin durumuna bağlıdır.
| Yol | Ne zaman uygun? | Süre | Dayanak |
|---|---|---|---|
| Gerçek ret | Terekenin borca batık olduğu belliyse | Üç ay | TMK m.605/1 · m.606 |
| Hükmen ret | Ölüm tarihinde ödemeden aciz açıkça belli veya resmen tespit edilmişse | Süre yok | TMK m.605/2 |
| Resmî defter tutulması | Terekenin durumu belirsizse; envanter çıkarılıp karar verilir | İsteme bir ay; beyan bir ay | TMK m.619 · m.626 |
| Resmî tasfiye | Kişisel malvarlığıyla sorumlu olmadan net aktiften pay almak isteniyorsa | Ret süresi içinde | TMK m.632 |
| Durum | Sonuç | Dayanak |
|---|---|---|
| Süre içinde hiç beyanda bulunmamak | Miras kayıtsız şartsız kazanılmış sayılır — en tehlikeli tuzak budur | TMK m.610/1 |
| Olağan yönetim dışı işlere karışmak | Ret hakkı düşer | TMK m.610/2 |
| Tereke mallarını gizlemek veya kendine mal etmek | Ret hakkı düşer | TMK m.610/2 |
| Alacaklı tek mirasçıya dava açtı | Diğer mirasçılara rücu edilir; dava tek mirasçıya karşı geçerlidir | TMK m.641 |
| Deftere yazılmış borçlar | Mirasçı yalnız deftere yazılanlardan sorumlu olur | TMK m.619-631 |
Sıkça Sorulan Sorular
Babamın borçlarından miras payım kadar mı sorumluyum?
Hayır. TMK m.641/1 uyarınca mirasçılar tereke borçlarından müteselsilen ve kişisel malvarlıklarıyla sorumludur. Alacaklı borcun tamamını mirasçılardan herhangi birinden isteyebilir; ödeyen mirasçı diğerlerine payları oranında rücu eder.
Alacaklı sadece bana dava açabilir mi?
Evet. Yargıtay 3. Hukuk Dairesi’nin 11.10.2018 tarihli, E. 2018/4659, K. 2018/9951 sayılı kararında tereke borcu nedeniyle mirasçılardan yalnızca birine karşı dahi dava açılabileceği hükme bağlanmıştır. Ancak dava konusu paradan başka bir şeyse tüm mirasçılara karşı açılması gerekir.
Miras paylaşıldı, sorumluluğum bitti mi?
Hayır. Paylaşma müteselsil sorumluluğu hemen sona erdirmez; mirasçılar paylaşmadan sonraki beş yıl boyunca borçların tamamından tüm malvarlıklarıyla sorumlu kalmaya devam eder. Sorumluluk esas olarak alacaklının borcun bölünmesine rıza göstermesiyle sona erer.
İpotekli taşınmaz bana düştü, borcu tek başıma mı öderim?
Evet. TMK m.655 uyarınca paylaşmada kendisine miras bırakanın borçları için rehnedilmiş bir tereke malı düşen mirasçı, o malın güvence altına aldığı borcu üstlenmiş olur. Rehinli alacaklı razı olmasa bile paylaştırmadan itibaren yalnızca o mirasçıdan isteyebilir; diğer mirasçılar bu borçtan sorumlu olmaz.
Terekede kalan mal borcu karşılamıyorsa ne olur?
Mirası kabul eden mirasçılar, terekeden kalan mal veya paranın borcu karşılamadığı def’inde bulunamazlar. Bu nedenle borçlu bir tereke karşısında kabul yerine ret, resmî defter tutma veya resmî tasfiye yollarının değerlendirilmesi gerekir.
Borcun haksız fiilden doğması durumu değiştirir mi?
Hayır. Yargıtay 3. Hukuk Dairesi’nin 20.03.2024 tarihli, E. 2023/1826, K. 2024/1190 sayılı kararında borcun haksız fiil kaynaklı olmasının müteselsil sorumluluğu değiştirmediği vurgulanmıştır.
Sorumluluğu sınırlandırmanın yolları neler?
Dört yol vardır: süresi içinde mirasın kayıtsız şartsız reddi, miras bırakanın ölüm tarihinde ödemeden aczinin belli olması hâlinde hükmen ret, resmî defter tutulmasını isteme ve resmî tasfiye talebi. Resmî tasfiyede sorumluluk kural olarak tereke ile sınırlı kalır.
Terekeye ait bir işlem yapmam ret hakkımı etkiler mi?
Evet. Terekeye ilişkin işlem yapmak — mal satmak, banka hesabını kullanmak, borç ödemek gibi — mirasın zımnen kabulü sayılabilir ve ret hakkını düşürebilir. Borçlu miras şüphesi varsa acele işlem yapılmamalıdır.
İlgili Rehberler
📚 İlgili Rehberler
Bu konuda avukat desteğine mi ihtiyacınız var?
Durumunuzu Hukukçular Evi uzman kadrosuyla değerlendirin; ilk görüşme için hemen ulaşın.
Bu içerik Miras Hukuku alanındadır.
Miras Hukuku Rehberi · Bu alandaki 24 rehber · Tüm hukuk dalları
Dosyanız için değerlendirme
Süreler kısadır ve usul hataları geri alınamaz. Belgelerinizi birlikte inceleyelim.
Kefalet borcu da mirasçılara geçer mi?
Evet. Kefalet borcu tereke borcudur ve mirası reddetmeyen mirasçılara geçer; tereke bilançosunda gözetilmelidir.
Vergi borcunda sorumluluk aynı mı?
Hayır. VUK m.12 uyarınca vergi borçlarında sorumluluk miras hisseleri nispetindedir; TMK m.641’deki müteselsil sorumluluktan ayrılır.
Resmî defter tutulursa sorumluluk sınırlanır mı?
Evet. TMK m.619 vd. uyarınca resmî defterle kabul hâlinde sorumluluk, deftere yazılan borçlarla sınırlı olarak doğar.
Ölüm sonrası doğan borçlardan sorumlu muyum?
Ölüm sonrası doğan borçlar tereke borcu değildir; terekeyi yöneten veya malı kullanan kişinin sorumluluğunda değerlendirilir.
Alacaklı mirasçının kişisel malına el koyabilir mi?
Miras kabul edilmişse sorumluluk kişisel mal varlığına da yönelir. Ret veya resmî defter yolları bu sonucu önler.
Diğer mirasçılardan rücu ne kadar sürede istenmeli?
Rücu alacağı genel zamanaşımına tabidir. Ödeme belgelerinin saklanması, talebin ispatı bakımından zorunludur.


