Mirasçıların Tereke Borçlarından Sorumluluğu (TMK 641)
25 Temmuz 2026

Mirasçıların Tereke Borçlarından Sorumluluğu (TMK 641)

Miras yalnızca mallardan değil, çoğu zaman borçlardan da oluşur. Mirası kabul eden mirasçının, bu borçlardan ne ölçüde sorumlu olduğunu bilmesi, ciddi mali sonuçları nedeniyle büyük önem taşır. Mirası kabul eden mirasçılar alacaklıya karşı müteselsil sorumludur; iç ilişkide ise paylar oranında rücu söz konusu olur. Rehber, sorumluluğun kapsamını ve sınırlandırma yollarını açıklıyor.

10 Saniyede Hukuk · Miras Hukuku

Borç da mirasla gelir mi?

Bu soruya dair kısa bilgilendirme videosunu izleyebilir, ayrıntılı açıklamayı aşağıdaki rehberde bulabilirsiniz. Video genel bilgilendirme amaçlıdır; somut olayınız için avukata danışınız.

▶ Videonun sayfası ve tam metni →
Tüm “10 Saniyede Hukuk” videoları →

Miras borçlarından kişisel sorumluluk doğmadan değerlendirelim

Av. Fatma Öztürk — Hukukçular Evi Ankara

📞 Hemen Arayın💬 WhatsApp📋 Ön Değerlendirme

Kanun ne diyor?

Türk Medeni Kanunu m. 641’e göre, mirası reddetmeyen mirasçılar, miras bırakanın borçlarından müteselsilen (zincirleme) ve kişisel malvarlıklarıyla da sorumludur. Bu, alacaklının borcun tamamını mirasçılardan herhangi birinden talep edebilmesi anlamına gelir; ödeyen mirasçı, diğerlerine payları oranında rücu eder. Sorumluluk paylaşmadan sonra da devam eder: TMK m.681/2 uyarınca paylaşmanın gerçekleştiği tarihin veya daha sonra yerine getirilecek borçlarda muacceliyet tarihinin üzerinden beş yıl geçmekle teselsül sona erer.

Aşağıdaki tablo konunun temel ayrımlarını bir arada gösterir.

KonuKural
Sorumluluğun kapsamıMirası kabul eden mirasçı tereke borçlarından sorumludur
Mirasçılar arasıAlacaklıya karşı müteselsil sorumluluk
İç ilişkiÖdeyen mirasçı diğerlerine payları oranında rücu edebilir
Sorumluluktan kurtulmaMirasın reddi; süre geçmişse hükmen ret
Sınırlı sorumlulukResmî defter tutulup deftere göre kabul
Kişisel sorumluluk doğmamasıMirasın resmî tasfiyesi
Benzer bir durumla mı karşı karşıyasınız? Durumunuzu gizlilik içinde değerlendirip size özel bir yol haritası çıkarmamız için bizimle iletişime geçin.

Uygulamada durum

Sorumluluğun yalnızca terekeyle sınırlı kalmaması, mirasçının kişisel malvarlığını da riske sokar. Bu nedenle terekenin borç-alacak durumu önceden araştırılmalıdır. Kişisel sorumluluktan korunmanın başlıca yolları; süresinde mirasın reddi, resmî defter tutulması (deftere göre kabul) ve mirasın resmî tasfiyesinin istenmesidir.

Bu yolların her biri belirli sürelere ve usullere bağlıdır. Süre kaçırıldığında ya da mirasçı mirası kayıtsız şartsız kabul etmiş sayıldığında, borçlardan tüm malvarlığıyla sorumlu kalma riski doğar.

TMK m.649/3 uyarınca mirasçılardan her biri, paylaşmadan önce tereke borçlarının ödenmesini veya güvence altına alınmasını isteyebilir. Kendisinden istenen borcun tamamını ödeyen mirasçı ise diğer mirasçılara miras payları oranında rücu ederek fazlasını geri alabilir; müteselsil sorumluluk dış ilişkide, paylı sorumluluk iç ilişkide geçerlidir.

Pratik sonuç

Miras açıldığında terekenin borç durumunu hızla araştırmak ve gerekirse ret/defter için süreleri kaçırmamak kritik önemdedir. Bu kararı doğru ve zamanında vermek için bir avukata danışmanız önemlidir.

Bu içerik genel bilgilendirme amaçlıdır; hukuki danışmanlık niteliği taşımaz. Somut durumunuz için bir avukata danışmanız ve belirtilen kanun maddelerini güncel metinden teyit etmeniz önerilir.

Müteselsil sorumluluk: dış ilişki ile iç ilişki ayrımdır

TMK m.641/1 temel kuralı koyar: mirasçılar, miras bırakanın borçlarından müteselsilen sorumludur. Bu, müteselsil sorumluluğun kanundan doğan hâllerinden biridir ve miras bırakan tarafından aksi kararlaştırılamaz.

Dış ilişki — alacaklıya karşı: Alacaklı, alacağının tamamını mirasçılardan herhangi birinden talep edebilir. Mirasçıların tamamına karşı dava açma zorunluluğu yoktur. Yani “benim payım altıda bir, bana ancak altıda bir düşer” savunması alacaklıya karşı işe yaramaz.

İç ilişki — mirasçılar arasında: Borç paylıdır. Kendisinden istenen borcun tamamını ödeyen mirasçı, diğer mirasçılara miras payları oranında rücu ederek fazlasını geri alabilir.

Yaygın bir yanılgı: Mirasçılar aralarında anlaşarak miras bırakanın borçlarını bölüşebilirler — ancak bu anlaşma yalnızca iç ilişkide geçerlidir ve alacaklılara karşı ileri sürülemez. Aile içinde imzalanan “şu borç senin, bu borç benim” protokolleri bankayı ya da vergi dairesini bağlamaz.

Süre bakımından: Mirasçıların müteselsil sorumluluğu mirasın açılmasıyla başlar ve miras ortaklığı devam ettiği sürece bir süreye tabi değildir. Süre sınırı ancak paylaşmadan sonra devreye girer — aşağıda ele alınıyor.

“Tereke borcu” sanılandan geniştir (TMK m.641/3)

Mirasçıların sorumluluğu yalnızca miras bırakanın sağlığında doğmuş borçlarla sınırlı değildir. Ölümden sonra terekeye ilişkin olarak ortaya çıkan bazı masraflar da tereke borcudur.

Bu kapsamda değerlendirilenler arasında şunlar sayılır:

  • Cenaze giderleri,
  • Defter tutma ve mühürleme giderleri,
  • Miras bırakanla birlikte yaşayan kişilerin üç aylık bakım giderleri,
  • TMK m.641/3 uyarınca, ergin çocuklar veya torunlar gibi aile bireyleri için öngörülen tazminatlar.

Vasiyet alacakları da tereke borcudur. Miras bırakanın belirli mal vasiyeti ya da benzeri kazandırmalarından doğan talepler, mirasçılar bakımından bir borç kalemi oluşturur.

Paylaşmadan önce borçları çözmek — TMK m.649/3: Mirasçılardan her biri, paylaşmadan önce tereke borçlarının ödenmesini veya güvence altına alınmasını isteyebilir. Bu yönde bir talep gelmezse borçlar ödenmeden paylaşma yapılabilir — ve sonra alacaklılar kapıyı çalar. Bu nedenle paylaşma masasına oturmadan önce bu talebi kullanmak, mirasçının elindeki en ucuz korunma aracıdır.

Paylaşmadan sonra: TMK m.681 ve beş yıllık teselsül

Mirasın paylaşılması ve miras ortaklığının sona ermesi, borçların ifa edildiği anlamına gelmez. Kanun bu noktada ayrı bir düzenleme getirir.

TMK m.681/1: “Mirasçılar, bölünmesine veya nakline alacaklı tarafından açık veya örtülü olarak rıza gösterilmemiş olan tereke borçlarından dolayı, paylaşmadan sonra da bütün malvarlıklarıyla müteselsilen sorumludurlar.”

TMK m.681/2: “Paylaşmanın gerçekleştiği tarihin veya daha sonra yerine getirilecek borçlarda muacceliyet tarihinin üzerinden beş yıl geçmekle teselsül sona erer.”

Üç sonuç çıkar:

  • Paylaşma sizi kurtarmaz. Terekeyi bölüştürüp dağılmak, alacaklıya karşı müteselsil sorumluluğu sona erdirmez.
  • Alacaklının rızası fark yaratır. Borcun bölünmesine ya da nakline alacaklı açık veya örtülü rıza göstermişse, o borç bakımından müteselsil sorumluluk sürmez. Bu nedenle paylaşma sırasında alacaklılardan yazılı muvafakat almak ciddi bir koruma sağlar.
  • Beş yıl bir takımdır. Başlangıç, paylaşma tarihi; daha sonra yerine getirilecek borçlarda ise muacceliyet tarihidir. Yani vadesi paylaşmadan yıllar sonra gelen bir borçta beş yıl, o vadeden itibaren işler.

Beş yıl dolunca sorumluluk biter mi? Sona eren, teselsüldür. Öğretide, teselsül sona erdikten sonra mirasçıların miras payı oranında birlikte sorumluluklarının devam ettiği kabul edilmektedir. Ayrıca terekeden doğan alacaklar bakımından genel hükümlerdeki zamanaşımı süreleri işlemeye devam eder. Yani “beş yıl geçti, artık hiçbir şey ödemem” sonucu doğru değildir.

Sorumluluğu sınırlamanın dört yolu ve süreleri

Kişisel malvarlığınızı korumak istiyorsanız hareket etmeniz gereken pencere dardır. Kanun dört seçenek sunar; her birinin süresi farklıdır.

  • Mirasın reddi — üç ay (TMK m.606). En kesin çözüm: ne mal ne borç. Süre kaçırılmışsa ve tereke ölüm tarihinde borca batıksa TMK m.605/2 uyarınca hükmen ret devreye girer. Ayrıntı: Mirasın Reddi: Gerçek Ret ve Hükmen Ret.
  • Resmî defter tutma — bir ay (TMK m.619). Kararı erteler ve görerek seçim yaptırır. Ayrıca defter süresince miras bırakanın borçları için icra takibi yapılamaz. Ayrıntı: Resmî Defter Tutma ve Deftere Göre Kabul.
  • Resmî tasfiye (TMK m.632). TMK m.632/3 uyarınca mirasçılar terekenin borçlarından sorumlu olmaz. Ayrıntı: Mirasın Resmî Tasfiyesi (TMK 632 vd.).
  • Deftere göre kabul (TMK m.627-628). Sorumluluk defterdeki borçlarla sınırlanır; ancak o borçlardan kişisel malvarlığınızla da sorumlu olursunuz.

Süre kaçırılırsa ya da miras kayıtsız şartız kabul edilmiş sayılırsa, borçlardan tüm malvarlığıyla sorumlu kalma riski doğar. TMK m.610/2 uyarınca tereke işlerine gereğinden fazla karışmak ya da tereke mallarını kendisine mal etmek de aynı sonuca yol açar.

İlk yapılacaklar: Miras açılır açılmaz miras bırakanın borç durumunu araştırın — banka kredileri, kefalet imzaları, vergi ve SGK borçları, icra dosyaları. Özellikle kefalet kalemini atlamayın: mirasçıların en sık karşılaştığı sürpriz budur ve resmî defter tutulduğunda TMK m.630 bu borçlar bakımından özel bir koruma sağlar.

Sayısal Örnek: Müteselsil Sorumluluk ve Rücu Nasıl İşler?

TMK m.641/1 kuralı tek cümleyle koyar: “Mirasçılar, tereke borçlarından müteselsilen sorumludurlar.” Bu cümlenin pratik sonucunu görmek için somut bir hesap gerekir.

Muris geride üç çocuk ve 1.200.000 TL banka borcu bırakmış olsun. Tereke 3.000.000 TL değerinde bir taşınmazdan ibaret. Mirasçılar mirası kabul etmiş, paylaşmayı da tamamlamış olsun.

AşamaİşleyişSonuç
Dış ilişkiBanka, borcun tamamını mirasçılardan herhangi birinden isteyebilirTek mirasçıya 1.200.000 TL takip
ÖdemeBirinci mirasçı borcun tamamını öder1.200.000 TL öder
İç ilişkiKendi payına düşen 1/3 = 400.000 TLFazladan 800.000 TL ödemiş olur
RücuDiğer iki mirasçıya karşı rücu ederHer birinden 400.000 TL ister

Örnek, müteselsil sorumluluğun asıl anlamını gösteriyor: alacaklı, payları dikkate almak zorunda değildir. Alacaklı en kolay tahsil edebileceği mirasçıyı seçer — genellikle maaşı, aracı veya taşınmazı olan mirasçı. “Ben sadece üçte bir pay aldım, üçte bir öderim” savunması dış ilişkide dinlenmez.

Rücu hakkının çerçevesi TMK m.682’de düzenlenmiştir. Paylaşma sözleşmesinde ödenmesi kendisine yükletilmemiş olan bir tereke borcunu veya üzerine aldığı miktardan fazlasını ödeyen mirasçı, diğer mirasçılara rücu edebilir.

Aynı madde rücu sırasını da gösterir: rücu hakkı ilk önce, ödenmiş olan borcu paylaşma sözleşmesiyle üstlenmiş bulunan mirasçıya karşı kullanılır. Diğer hâllerde, aksi kararlaştırılmış olmadıkça, mirasçılardan her biri terekedeki borçları miras payı oranında ödemekle yükümlüdür.

Bu, paylaşma sözleşmesinin neden dikkatle yazılması gerektiğini gösterir: borcun hangi mirasçıya yükletildiği sözleşmede belirtilmişse, rücu doğrudan ona yöneltilir.

Paylaşmadan Sonra Beş Yıllık Teselsül (TMK m.681)

Mirasçılar sıklıkla paylaşmanın sorumluluğu sona erdirdiğini düşünür. TMK m.681 tersini söyler.

Hükme göre mirasçılar, bölünmesine veya nakline alacaklı tarafından açık veya örtülü olarak rıza gösterilmemiş olan tereke borçlarından dolayı, paylaşmadan sonra da bütün malvarlıklarıyla müteselsilen sorumludurlar.

İki ifade kritiktir. Birincisi, sorumluluk bütün malvarlığıyladır; miras payıyla sınırlı değildir. Mirasçının kendi evi, aracı ve maaşı da bu sorumluluğun kapsamındadır. İkincisi, teselsülü sona erdiren tek şey alacaklının rızasıdır; mirasçıların kendi aralarındaki paylaşma sözleşmesi alacaklıyı bağlamaz.

Maddenin ikinci cümlesi bir zaman sınırı getirir: paylaşmanın gerçekleştiği tarihin veya daha sonra yerine getirilecek borçlarda muacceliyet tarihinin üzerinden beş yıl geçmekle teselsül sona erer.

DönemSorumlulukKapsam
Paylaşmadan önceMüteselsilBütün malvarlığıyla
Paylaşmadan sonra, 5 yıl içindeMüteselsil devam ederBütün malvarlığıyla
Paylaşmadan 5 yıl sonraTeselsül sona ererPayı oranında
Alacaklı rıza göstermişseTeselsül sona ererÜstlenen mirasçı sorumlu

Beş yıllık sürenin başlangıcı, muaccel olmamış borçlarda muacceliyet tarihidir. Vadesi paylaşmadan sonraya sarkan kredi taksitlerinde veya kefalet borçlarında süre, paylaşmadan değil borcun muaccel olduğu tarihten işler. Bu, sürenin sanılandan çok daha uzun sürmesine yol açabilir.

Mirasçı İçin Savunma Kontrol Listesi

Tereke borcu nedeniyle takiple karşılaşan mirasçının sırayla kontrol etmesi gereken noktalar şunlardır. Sıralama, en güçlü savunmadan en zayıfına doğrudur.

#KontrolBaşarılıysa sonuç
1Miras süresinde reddedilmiş mi? (TMK m.606)Mirasçı sıfatı yok; sorumluluk yok
2Ölüm anında aciz açıkça belli miydi? (TMK m.605/2)Hükmen ret; süre işlemez
3Resmî tasfiye yapılmış mı? (TMK m.632)Mirasçı tereke borcundan sorumlu değil
4Resmî defter tutulmuş mu? (TMK m.619)Yalnızca deftere yazılan borçlardan sorumluluk
5Borç gerçekten tereke borcu mu?Değilse takip mirasçıya yöneltilemez
6Paylaşmadan 5 yıl geçmiş mi? (TMK m.681)Teselsül sona erer; payı oranında sorumluluk
7Alacaklı borcun nakline rıza göstermiş mi?Teselsül sona erer
8Alacak zamanaşımına uğramış mı?Zamanaşımı def’i ileri sürülür

İlk dört satır süreye bağlıdır ve çoğu zaman ölümden sonraki ilk aylarda kullanılabilir. Takip başladığında bu yollar kapanmış olabilir; bu nedenle borçlu bir yakının ölümünde ilk üç ay, hukuki değerlendirme için en değerli dönemdir.

Beşinci satır sanıldığından sık işe yarar. Murisin ölümünden sonra doğan borçlar, mirasçıların kendi işlemlerinden kaynaklanan borçlar veya kişiye sıkı sıkıya bağlı yükümlülükler tereke borcu değildir ve mirasçıya bu sıfatla yöneltilemez.

Ailesine Emeğini Özgüleyen Çocuklara Tazminat (TMK m.641/2)

TMK m.641’in ikinci fıkrası, tereke borcu kavramını beklenmedik bir yöne genişletir ve uygulamada neredeyse hiç talep edilmez.

Hükme göre, ana ve baba veya büyük ana ve büyük baba ile birlikte yaşayan ve emeklerini veya gelirlerini aileye özgüleyen ergin çocuklar ile torunlara verilecek uygun miktardaki tazminat, bu yüzden terekenin borç ödemeden acze düşmemesi kaydıyla tereke borcu sayılır.

Bunun anlamı şudur: yıllarca evde kalıp anne babasına bakan, kendi kazancını aile bütçesine aktaran çocuk, bu emeğinin karşılığını miras payından önce, bir tereke borcu olarak talep edebilir. Talep, paylaşımdan önce terekeden karşılanır; yani diğer mirasçılarla eşit paylaşıma tabi değildir.

Hükmün iki şartı vardır: birlikte yaşama ve emeğin ya da gelirin aileye özgülenmesi. Tazminatın miktarı “uygun” olmalı ve ödenmesi terekeyi acze düşürmemelidir.

Bakım veren mirasçının en sık dile getirdiği “ben baktım, kardeşlerim ilgilenmedi” şikâyetinin kanuni karşılığı burasıdır. Ancak talep edilmediğinde mahkeme resen hükmetmez; paylaşma sürecinde açıkça ileri sürülmesi gerekir.

Sorumluluk Nasıl Sınırlandırılır?

Mirası kayıtsız şartsız kabul eden mirasçı kişisel malvarlığıyla da sorumlu olur; bunu önlemenin yolları vardır.

Sorumluluğu sınırlama yolları
KonuKuralNot
KuralMirasçılar tereke borçlarından müteselsilen ve kişisel malvarlığıyla sorumludurTMK m.641
Yol 1 — RetÜç ay içindeSorumluluk hiç doğmaz
Yol 2 — Resmî defterBir ay içinde talepDeftere göre kabul
Deftere göre kabulün sonucuYalnızca deftere yazılan borçlardan sorumlulukSınırlı
Yol 3 — Resmî tasfiyeTereke tasfiye edilirKişisel sorumluluk yok
Hükmen retBorca batıksaKendiliğinden
Süre kaçarsaKayıtsız şartsız kabul sayılırTam sorumluluk
Müteselsil sorumlulukAlacaklı bir mirasçıdan tamamını isteyebilirRücu hakkı
Paylaşmadan sonraSorumluluk belirli süre devam ederDikkat

Üçüncü ve dördüncü satırlar en az bilinen ama en kullanışlı yoldur: mirasçı, ret süresi içinde resmî defter tutulmasını isteyerek terekenin tam bir dökümünü çıkartabilir ve deftere göre kabul ederek yalnızca deftere yazılan borçlardan sorumlu olur. Bu, mirası tamamen reddetmeden borç riskini sınırlar. Yedinci satır ise uyarıdır — hiçbir işlem yapılmazsa miras kayıtsız şartsız kabul edilmiş sayılır.

Mirasın reddi ve tereke rehberlerimiz: gerçek ret ve hükmen ret · resmî defter tutma · tereke borçlarından sorumluluk · tereke alacaklılarının hakları · mirastan feragat sözleşmesi · mükellefin ölümü ve vergi sorumluluğu

Alacaklı Takibi Mirasçıya Nasıl Yöneltir?

Tereke borcunun mirasçıdan tahsili, murise karşı başlatılmış takibin kendiliğinden mirasçıya yönelmesiyle olmaz. Alacaklının izlemesi gereken bir sıra vardır ve bu sıra mirasçının savunma imkânlarını da belirler.

DurumAlacaklının yoluMirasçının konumu
Muris hayattayken takip başlamışTakip mirasçılara yöneltilerek sürdürülürMirasçı sıfatına itiraz edebilir
Takip ölümden sonra başlatılıyorMirasçılar aleyhine yeni takip açılırSüresinde itiraz hakkı doğar
Mirasçı belli değilTerekeye temsilci atanması istenirTemsilci üzerinden yürür
Ret süresi henüz dolmamışTakip yapılabilir ancak ret hakkı etkilenmezTMK m.610/son koruması işler

Son satır özellikle önemlidir. TMK m.610’un son fıkrası uyarınca, zamanaşımı veya hak düşümü sürelerinin dolmasına engel olmak için dava açılması ve cebrî icra takibi yapılması ret hakkını ortadan kaldırmaz. Mirasçı aleyhine takip başlatılmış olması, onun mirası reddetme hakkını tek başına düşürmez.

Buna karşılık mirasçının takibe cevap verirken terekeyi sahiplenen davranışlarda bulunması — borcu kısmen ödemesi, taksitlendirme talebiyle yapılandırma imzalaması, tereke malını satması — TMK m.610/2 kapsamına girer ve ret hakkını düşürür. Bu nedenle ret süresi dolmadan yapılacak her işlem, sonucu geri alınamaz biçimde belirler.

Mirasçının Kendi Alacaklısı ile Terekenin Alacaklısı Aynı Değildir

Uygulamada iki alacaklı grubu sıklıkla karıştırılır. Oysa hakları ve başvurabilecekleri yollar farklıdır.

ÖlçütTerekenin (murisin) alacaklısıMirasçının kişisel alacaklısı
Alacağın kaynağıMurisin borcuMirasçının kendi borcu
Kime yönelirTüm mirasçılara müteselsilenYalnız borçlu mirasçıya
Tereke malına erişimDoğrudan tereke üzerindenElbirliği sürdükçe doğrudan haciz yok
Özel yetkiResmî tasfiye isteyebilir (TMK m.633)Paylaşmaya kayyım atanmasını isteyebilir (TMK m.648)

Ayrımın pratik sonucu şudur: murisin alacaklısı, mirasçıların kişisel malvarlığına da uzanabilir. Mirasçının kişisel alacaklısı ise elbirliği mülkiyeti sürdüğü sürece terekedeki belirli bir mala doğrudan haciz koyduramaz; ancak miras payını haczettirebilir ve TMK m.648 uyarınca paylaşmaya katılmak üzere kayyım atanmasını isteyebilir.

Bir terekede her iki alacaklı grubu birlikte bulunduğunda öncelik terekenin alacaklılarındadır; mirasçının kişisel alacaklısı ancak paylaşmadan sonra mirasçıya düşen değer üzerinden tatmin olur.

Sıkça Sorulan Sorular

Mirasçılar tereke borçlarından nasıl sorumludur?

TMK m.641/1 uyarınca mirasçılar miras bırakanın borçlarından müteselsilen sorumludur. Alacaklı borcun tamamını mirasçılardan herhangi birinden talep edebilir; tüm mirasçılara dava açma zorunluluğu yoktur. Bu kural miras bırakan tarafından aksi yönde kararlaştırılamaz.

Borcun tamamını ödedim, diğer mirasçılardan alabilir miyim?

Evet. Müteselsil sorumluluk dış ilişkide geçerlidir; iç ilişkide borç paylıdır. Kendisinden istenen borcun tamamını ödeyen mirasçı, diğer mirasçılara miras payları oranında rücu ederek fazlasını geri alabilir.

Mirasçılar aralarında borçları bölüşebilir mi?

Mirasçılar aralarında yapacakları anlaşma ile borçları bölüşebilirler; ancak bu anlaşma yalnızca mirasçılar arasındaki iç ilişkide geçerlidir ve alacaklılara karşı ileri sürülemez. Banka veya vergi dairesi bu protokolle bağlı değildir.

Tereke borcu tam olarak neleri kapsar?

Miras bırakanın sağlığında doğmuş borçların yanı sıra ölümden sonra terekeye ilişkin bazı masraflar da tereke borcudur: cenaze giderleri, defter tutma ve mühürleme giderleri, miras bırakanla birlikte yaşayanların üç aylık bakım giderleri ve TMK m.641/3 uyarınca aile bireyleri için öngörülen tazminatlar. Vasiyet alacakları da bir tereke borcudur.

Paylaşmadan önce borçların ödenmesini isteyebilir miyim?

Evet. TMK m.649/3 uyarınca mirasçılardan her biri, paylaşmadan önce tereke borçlarının ödenmesini veya güvence altına alınmasını isteyebilir. Böyle bir talep gelmezse borçlar ödenmeden paylaşma yapılabilir; bu da sonradan alacaklı taleplerine kapı açar.

Mirası paylaştık, sorumluluğum bitti mi?

Hayır. TMK m.681/1 uyarınca mirasçılar, bölünmesine veya nakline alacaklı tarafından açık veya örtülü rıza gösterilmemiş tereke borçlarından paylaşmadan sonra da bütün malvarlıklarıyla müteselsilen sorumludur. Paylaşma sırasında alacaklılardan yazılı muvafakat almak bu riski azaltır.

Paylaşmadan sonraki beş yıl ne zaman başlar?

TMK m.681/2 uyarınca paylaşmanın gerçekleştiği tarihin veya daha sonra yerine getirilecek borçlarda muacceliyet tarihinin üzerinden beş yıl geçmekle teselsül sona erer. Yani vadesi paylaşmadan sonra gelen bir borçta süre, o vade tarihinden itibaren işler.

Beş yıl dolunca hiçbir sorumluluğum kalmaz mı?

Sona eren teselsüldür, sorumluluğun tamamı değil. Öğretide teselsül sona erdikten sonra mirasçıların miras payı oranında birlikte sorumluluklarının devam ettiği kabul edilmektedir; ayrıca terekeden doğan alacaklar bakımından genel hükümlerdeki zamanaşımı süreleri işlemeye devam eder.

Bu konuda avukat desteğine mi ihtiyacınız var?

Durumunuzu Hukukçular Evi uzman kadrosuyla değerlendirin; ilk görüşme için hemen ulaşın.

📞 Hemen Arayın
💬 WhatsApp

Bu içerik Miras Hukuku alanındadır.

Miras Hukuku Rehberi  ·  Bu alandaki 24 rehber  ·  Tüm hukuk dalları

Dosyanız için değerlendirme

Süreler kısadır ve usul hataları geri alınamaz. Belgelerinizi birlikte inceleyelim.

Müteselsil sorumluluk vergi borçlarında da geçerli mi?

Hayır. VUK m.12 uyarınca vergi borçlarında mirasçılar miras hisseleri nispetinde sorumludur; bu, TMK m.641’deki müteselsil sorumluluktan ayrılır.

Alacaklı hangi mirasçıya başvuracağını kendisi seçebilir mi?

Müteselsil sorumluluk gereği alacaklı mirasçılardan herhangi birine başvurabilir. Ödeyen mirasçı diğerlerine payları oranında rücu eder.

Mirası reddeden mirasçı sorumlu olur mu?

Usulüne uygun ret hâlinde mirasçılık sıfatı doğmadığından tereke borçlarından sorumluluk da doğmaz.

Resmî defter tutulmuşsa sorumluluk değişir mi?

Resmî defterle kabul hâlinde sorumluluk, deftere yazılan borçlarla sınırlı olarak doğar. Bu, mirasçı için önemli bir koruma sağlar.

Tereke borcunu ödeyen mirasçı faiz de isteyebilir mi?

Rücu talebinde ödenen asıl tutar istenir. Faiz talebi, ödeme tarihi ve temerrüt koşullarına göre değerlendirilir.

Ölümden sonra doğan borçlardan mirasçılar sorumlu mudur?

Ölüm sonrası doğan borçlar tereke borcu değildir; bunlar terekeyi yöneten veya malı kullanan kişinin sorumluluğunda değerlendirilir.

İletişime Geçin

Post by Av. Fatma Öztürk