Polis Aracımı Durdurup Aradı: Durdurma Yetkisi ve Araçta Bulunan Uyuşturucu
26 Ağustos 2026

Polis Aracımı Durdurup Aradı: Durdurma Yetkisi ve Araçta Bulunan Uyuşturucu

📜 Dayanak Mevzuat

Somut bir dosyanızla ilgili görüşmek ister misiniz?

📞 Ara: +905546483715💬 WhatsApp’tan yaz

  • 2559 sayılı PVSK m.4/A — Durdurma ve kimlik sorma; makul sebep; el ile dıştan kontrol ve sınırı
  • PVSK m.4/A – belge yükümlülüğü — Bu fıkra kapsamında yapılan araç aramalarına ilişkin kişiye arama gerekçesini içeren belge verilir
  • PVSK m.4/A – onay — Kolluk amirinin kararı yirmi dört saat içinde görevli hâkimin onayına sunulur
  • Anayasa Mahkemesi 4/5/2017, E.2015/41, K.2017/98 — Kolluk amirinin sözlü emriyle araç aranmasına ilişkin ibarenin iptali
  • 2559 sayılı PVSK m.9 — Önleme araması; araçların karar kapsamında aranması
  • 5271 sayılı CMK m.116, 117 ve 119 — Adli arama; makul şüphe ve yazılı karar veya emir
  • 5237 sayılı TCK m.188/4-b — Ticaret fiillerinin araç içinde işlenmesi hâlinde artırım
  • Anayasa m.38/6 ile CMK m.206/2-a, m.217/2 — Hukuka aykırı delilin hükme esas alınamaması

Araç kontrolleri, uyuşturucu dosyalarının en sık başlangıç noktasıdır. Kritik ayrım şudur: trafik denetimi bir arama yetkisi vermez. PVSK m.4/A kapsamında aracın dışarıdan bakıldığında içerisi görünmeyen bölümlerinin açılması istenemez; bagaj ve torpido araması yazılı karar veya emir gerektirir.

Durdurma Ayrı, Arama Ayrı

Bir aracın yol kenarında durdurulması ile o aracın aranması, hukuken birbirinden tamamen farklı iki işlemdir. Durdurma, 2559 sayılı Polis Vazife ve Salahiyet Kanunu’nun 4/A maddesine dayanır ve hareket hâlindeki aracın hareketinin geçici olarak engellenmesidir. Arama ise ayrı bir yetkidir ve kural olarak yazılı bir karara veya emre dayanır.

Bu ayrımın atlanması, uyuşturucu dosyalarında en sık rastlanan usul hatasıdır. “Nasılsa durdurma yetkisi vardı” gerekçesi, aracın bagajının açtırılmasını veya torpido gözünün karıştırılmasını meşru kılmaz.

PVSK m.4/A, durdurma sonrası tedbir yetkisini açıkça sınırlar. Kolluk, durdurduğu kişi üzerinde veya aracında silah veya tehlike oluşturan diğer bir eşyanın bulunduğu hususunda yeterli şüphenin varlığı hâlinde, kendisine veya başkalarına zarar verilmesini önlemek amacına yönelik gerekli tedbirleri alabilir. Ancak bu amaçla aracın, dışarıdan bakıldığında içerisi görünmeyen bölümlerinin açılması istenemez.

İşlemDayanakYetki kapsamı
Aracı durdurmaPVSK m.4/AMakul sebeple hareketin geçici engellenmesi
Sürücü ve yolcuların kimliğini sormaPVSK m.4/AKimlik bilgisinin öğrenilmesi
Dışarıdan bakıldığında görünen bölümlerin gözle kontrolüPVSK m.4/AGörünen alanla sınırlı
Bagaj, torpido, döşeme altı, stepne gibi bölümlerAdli aramaYazılı karar veya emir gerekir
Trafik denetimi (belge ve donanım kontrolü)Trafik mevzuatıArama yetkisi vermez

Beşinci satır özellikle vurgulanmalıdır. Ehliyet, ruhsat, sigorta veya muayene kontrolü için yapılan bir trafik denetimi, aracın aranmasına dayanak oluşturmaz. Trafik denetimi sırasında somut şüphe doğarsa, izlenmesi gereken yol aramaya geçmek değil, adli arama için gerekli karar veya emri almaktır.

Anayasa Mahkemesi’nin İptal Kararı ve Araç Aramaları

27/3/2015 tarihli ve 6638 sayılı Kanun’la PVSK m.4/A’ya eklenen düzenleme, kişinin üstü ve eşyası ile aracının dışarıdan bakıldığında içerisi görünmeyen bölümlerinin aranmasının, mülki amirin görevlendireceği kolluk amirinin yazılı, acele hâllerde sonradan yazıyla teyit edilmek üzere sözlü emriyle yapılabilmesine imkân tanıyordu.

Bu ibare, önleme araması ile adli arama arasındaki farkı ortadan kaldırdığı ve Anayasa’nın 13. maddesindeki ölçülülük ilkesini aştığı gerekçesiyle iptal davasına konu edilmiş; Anayasa Mahkemesi 4/5/2017 tarihli ve E.2015/41, K.2017/98 sayılı kararıyla iptal etmiştir. Kararın Resmî Gazete’de yayımlandığı 3/8/2017 tarihinden itibaren bu yetki yürürlükten kalkmıştır.

Bugün maddede kalan iki hüküm ise araç aramaları bakımından doğrudan denetlenebilir güvenceler içerir. Birincisi, kolluk amirinin kararı yirmi dört saat içinde görevli hâkimin onayına sunulur. İkincisi, bu fıkra kapsamında yapılan araç aramalarına ilişkin olarak kişiye arama gerekçesini de içeren bir belge verilir.

İkinci güvence uygulamada neredeyse hiç bilinmez ve talep edilmez. Oysa belgenin verilip verilmediği, verilmişse içeriğinde somut bir gerekçe bulunup bulunmadığı, dosyada sorgulanabilecek nesnel bir olgudur. Aynı şekilde, kolluk amiri kararına dayanan bir işlemde hâkim onayının yirmi dört saat içinde alınıp alınmadığı da dosyadan tespit edilebilir.

Araç Araması Hangi Karara Dayanabilir?

Bir aracın aranması üç farklı hukuki temele dayanabilir ve her birinin şartları farklıdır.

DayanakKarar merciiSınır
Adli arama (CMK m.116-119)Hâkim; gecikmesinde sakınca hâlinde Cumhuriyet savcısı; savcıya ulaşılamıyorsa aleni yerlerde kolluk amiri yazılı emriKarar veya emirde belirtilen kişi ve araçla sınırlı
Önleme araması (PVSK m.9)Sulh ceza hâkimi; gecikmesinde sakınca hâlinde mülki amir yazılı emriKararda yazılı yer, zaman ve süreyle sınırlı; somut şüphe varsa kullanılamaz
Suçüstü hâliKarar aranmazSuçüstü koşullarının somut olarak gerçekleşmesi

İkinci satırdaki sınır, uyuşturucu dosyalarında en çok tartışılan noktadır. Bir kişi hakkında ihbar bulunuyor, istihbari bilgi mevcut veya kişi önceki bir dosyadan tanınıyorsa, somut suç şüphesi arama öncesinde doğmuş demektir. Bu durumda aracın önleme araması kararına dayanılarak aranması hukuka aykırıdır. Yargıtay kararlarında, önleme araması sonucu elde edilen delillerin adli arama kararı olmadan yapılan bir aramayla elde edilmiş sayılacağı ve beraat kararı verilmesi gerektiği belirtilmektedir.

Üçüncü satırdaki suçüstü hâli de sınırsız değildir. Suçüstü koşullarının somut olarak gerçekleşmiş olması gerekir; “şüphelendik ve baktık” biçimindeki bir anlatım suçüstü hâlini kurmaz.

Aracınızda yapılan aramanın hukuki dayanağını denetletmek için Hukukçular Evi Ankara ile görüşün.

📞 0554 648 37 15💬 WhatsApp

Durdurmanın Gerekçesi Tutanakta Ne Olarak Yazılmış?

Araç dosyalarında savunmanın ilk çalışma alanı, durdurmanın gerekçesidir. Durdurma yetkisi makul sebep şartına bağlıdır ve makul sebebin somut olayın koşullarına göre değerlendirilmesi gerekir.

Yargıtay, yalnızca “durumundan şüphelendik” veya “şüpheli tavırlarından dolayı durdurduk” biçimindeki soyut beyanlarla yapılan işlemleri hukuka aykırı kabul etmekte; bu şekilde elde edilen delillerin hükme esas alınamayacağını ve beraat kararı verilmesi gerektiğini belirtmektedir. Buna karşılık somut unsurların birikmesi hâlinde makul sebebin doğduğu kabul edilebilmektedir.

Uygulamada makul sebebin oluştuğu kabul edilen bir örnekte; görevlilerin mesleki tecrübeleri, daha önce uyuşturucu ticareti suçundan işlem yapıldığı için tanınan kişinin davranışları, cadde üzerinde bekleyen bir araca binmesi, aracın hemen hareket edip yakındaki bir sokağa girmesi, sürücü koltuğundaki kişinin elinde para bulunduğunun görülmesi ve şüphelinin tedirgin davranışlar sergilemesi gibi unsurlar birlikte değerlendirilmiştir. Görüldüğü üzere belirleyici olan tek bir unsur değil, somut olguların birikimidir.

Tutanaktaki gerekçeDeğerlendirme
“Rutin uygulama noktasında durduruldu”Önleme araması kararının yer, zaman ve süre kapsamı denetlenir
“Şüpheli tavırlarından dolayı”Soyut; tek başına yeterli değildir
“İhbarda tarif edilen plakaya uyan araç”İhbar kayda geçmişse somut; adli arama rejimi gerekir
“Aracın hızlanarak uzaklaşması üzerine”Somut olgu olarak değerlendirilebilir
“Trafik kontrolü sırasında”Trafik denetimi tek başına arama yetkisi vermez

Üçüncü satır, dosyanın kaderini belirleyen tespittir. İhbar arama öncesinde alınmışsa somut şüphe doğmuştur ve adli arama kararı gerekir. Bu durumda aracın önleme araması kararına veya sırf durdurma yetkisine dayanılarak aranması tartışmaya açılır.

Durdurmanın Kanuni Sınırları: m.4/A’nın Diğer Fıkraları

Maddede yalnızca durdurma sebepleri sayılmaz; yetkinin nasıl kullanılacağına ilişkin sınırlar da konulmuştur. Bu sınırlar, tutanak üzerinden denetlenebilir.

Yetkinin Kullanımına İlişkin Kurallar

FıkraKural
2Makul sebep aranır; süreklilik arz edecek, fiilî durum ve keyfilik oluşturacak şekilde durdurma işlemi yapılamaz
3Polis, durdurduğu kişiye durdurma sebebini bildirir; sebebe ilişkin sorular sorabilir, kimliğin veya gerekli belgelerin ibrazını isteyebilir
4Durdurma süresi, sebebe esas teşkil eden işlemin gerçekleştirilmesi için zorunlu olan süreden fazla olamaz
5Durdurma sebebinin ortadan kalkması hâlinde kişilerin ve araçların ayrılmalarına izin verilir
6Üzerinde veya araçta silah ya da tehlike oluşturan eşya bulunduğu hususunda yeterli şüphe varsa, zarar verilmesini önlemeye yönelik gerekli tedbirler alınabilir

İkinci fıkradaki yasak, uygulamadaki bir tartışmanın kaynağıdır. Öğretide; makul bir sebep bulunmaksızın belli periyotlarla yenilenmek suretiyle süreklilik arz edecek ve genel arama izlenimi verecek şekilde işlem yapılamayacağı belirtilmektedir. Aynı çerçevede, güvenlik önlemi almak amacıyla yirmi dört saat ve kesintisiz biçimde oluşturulan kontrol noktalarında yapılan işlemlerin bu fıkraya aykırı olduğu ileri sürülmektedir. Bu nedenle durdurmanın hangi koşullarda gerçekleştiği — sabit ve sürekli bir noktada mı, yoksa somut bir sebebe dayalı münferit bir işlem olarak mı — savunmada ayrıca sorgulanabilir.

Üçüncü ve dördüncü fıkralar iki somut denetim noktası verir. Birincisi bildirim: durdurma sebebinin kişiye bildirilmesi zorunludur; tutanakta bu bildirimin yapıldığına ilişkin bir kayıt bulunmuyorsa bu husus ileri sürülebilir. İkincisi süre: durdurma, sebebe esas teşkil eden işlem için zorunlu olan süreyle sınırlıdır. Durdurma anı ile arama kararının alındığı an arasında uzun bir aralık varsa, bu aralığın hangi işlemle geçtiği açıklanmalıdır; açıklanamayan bir bekletme, dördüncü fıkra bakımından tartışma konusu olur.

Altıncı fıkra ise, durdurma ile arama arasındaki sınırın nerede olduğunu gösterir. Bu fıkra bir arama yetkisi vermez; yalnızca silah veya tehlike oluşturan eşya bulunduğuna dair yeterli şüphe hâlinde, zarar verilmesini önlemeye yönelik tedbir almayı mümkün kılar. Amaç delil elde etmek değil, güvenliği sağlamaktır. Dolayısıyla bu fıkraya dayanılarak yapılan bir işlem sırasında ele geçen madde bakımından, işlemin gerçekte hangi amaca yöneldiği ve yazının yukarıdaki bölümünde anlatılan arama rejimine tabi olup olmadığı ayrıca değerlendirilmelidir.

Araçta Bulunan Madde Kime Ait Sayılır?

Aramanın hukuka uygunluğu ayrı bir mesele, ele geçirilen maddenin kime atfedileceği ayrı bir meseledir. İkisi karıştırılmamalıdır: arama hukuka uygun olsa bile aidiyet ispatlanamayabilir.

Araçta birden fazla kişi varsa, madde otomatik olarak sürücüye ya da araç sahibine ait sayılmaz. Somut bir bağ kurulması gerekir. Maddenin bulunduğu tam nokta bu bağın kurulmasında belirleyicidir ve bu nedenle arama tutanağında yerin açıkça yazılmış olması önemlidir.

Maddenin bulunduğu yerAidiyet bakımından değerlendirme
Sürücü koltuğunun altı veya sürücü kapısı cebiSürücüye yönelik bağ daha güçlü
Torpido gözüAraca erişimi olan herkes bakımından tartışmalı
Arka koltuktaki kişisel çantaÇantanın sahibine yönelik bağ
BagajAracı kimin kullandığı ve bagaja kimin eriştiği araştırılır
Döşeme altı, stepne, gizli bölmeAracın kimde ne kadar süredir bulunduğu belirleyici olur
Ortak kullanım alanıSomut bağ kurulmadan atfedilemez

Aracın kime ait olduğu da tek başına belirleyici değildir. Kiralık araç, başkasına ait araç, ortak kullanılan aile aracı veya kısa süre önce el değiştirmiş araç senaryolarında; aracın hangi tarihten beri kimde bulunduğu, kimlerin kullandığı ve maddenin ne kadar süredir orada olduğu ayrı ayrı araştırılmalıdır.

Bu noktada aracın müsaderesi de gündeme gelebilir. Aracın sahibi ile sürücünün farklı kişiler olduğu dosyalarda, iyiniyetli üçüncü kişiye ait eşyanın müsadere edilemeyeceği kuralı ayrıca değerlendirilmelidir.

"Haberim Yoktu" Savunmasının Kanuni Karşılığı

Araç dosyalarının en sık savunması, maddeden haberdar olunmadığıdır. Bu savunma bir mazeret beyanı değildir; kanunda karşılığı bulunan bir hukuki iddiadır ve iki maddeye dayanır.

TCK m.21/1 — kast şartı. Suçun oluşması kastın varlığına bağlıdır. Kast, suçun kanuni tanımındaki unsurların bilerek ve istenerek gerçekleştirilmesidir.

TCK m.30/1 — maddi unsurlarda hata. Fiilin icrası sırasında suçun kanuni tanımındaki maddi unsurları bilmeyen bir kimse, kasten hareket etmiş olmaz. Bu hata dolayısıyla taksirli sorumluluk hâli saklıdır.

İkinci cümlenin bu dosya tipinde özel bir sonucu vardır. Kanun, hata hâlinde taksirli sorumluluğu saklı tutar; ancak taksirli sorumluluğun doğabilmesi için o fiilin taksirle işlenen hâlinin kanunda ayrıca suç olarak tanımlanmış olması gerekir. Uyuşturucu veya uyarıcı madde suçları bakımından böyle bir düzenleme bulunmadığından, maddi unsurlarda hata kabul edildiğinde geriye taksirli bir sorumluluk kalmaz. Yani bu savunma kabul edilirse sonuç, daha hafif bir cezaya hükmedilmesi değil, suçun oluşmamasıdır.

Kast ve Hata — Dosyada Sorulacaklar

DayanakKuralAraç dosyasında karşılığı
TCK m.21/1Suçun oluşması kastın varlığına bağlıdırMaddenin varlığının bilindiği ortaya konulmalıdır
TCK m.30/1Maddi unsurları bilmeyen kişi kasten hareket etmiş olmazMaddenin nerede, nasıl ve kim tarafından konulduğu
TCK m.30/2Nitelikli hâllerin gerçekleştiği hususunda hataya düşen kişi bu hatasından yararlanırMadde türünün veya miktarının bilinmemesi
TCK m.30/3Sorumluluğu kaldıran veya azaltan nedenlerin koşullarında kaçınılmaz hataya düşen kişi yararlanırSomut olayın koşullarına göre değerlendirilir
TCK m.30/4Fiilin haksızlık oluşturduğu hususunda kaçınılmaz hataya düşen kişi cezalandırılmazDar kapsamlıdır; her olayda uygulanmaz

İkinci fıkranın araç dosyalarındaki değeri

Otuzuncu maddenin ikinci fıkrası çoğu zaman gözden kaçar. Bu fıkraya göre, bir suçun daha ağır veya daha az cezayı gerektiren nitelikli hâllerinin gerçekleştiği hususunda hataya düşen kişi bu hatasından yararlanır.

Bunun somut karşılığı şudur: Kişi araçta bir madde taşıdığını bilse dahi, maddenin türü bakımından nitelikli hâl uygulanabilmesi için o türü de bilmesi gerekir. Taşınan maddenin niteliği konusunda yanılgı ileri sürülüyorsa, bu iddia madde türüne bağlı artırım bakımından ayrıca değerlendirilmelidir. Aynı mantık miktar temelli değerlendirmeler için de tartışılabilir. Bu nedenle savunma tek bir cümleye indirgenmemeli; "maddeden hiç haberim yoktu" ile "maddenin ne olduğunu bilmiyordum" iddiaları ayrı ayrı ve hangi sonuca yöneldiği belirtilerek ileri sürülmelidir.

Hatanın inandırıcılığı dosyadan denetlenir. Bu savunma soyut bir beyanla kurulmaz; öğretide de vurgulandığı üzere hatanın esaslı ve inandırıcı olması aranır. Bu nedenle şu hususların dosyaya yansıtılması gerekir: aracın kime ait olduğu ve son dönemde kimlerin kullandığı; maddenin bulunduğu bölmenin sürücü tarafından erişilebilir olup olmadığı; aracın anahtarının başkalarında bulunup bulunmadığı; varsa servis, emanet veya ödünç verme kayıtları; ambalaj üzerinde parmak izi veya biyolojik iz incelemesi yapılıp yapılmadığı. Yukarıda anlatılan zilyetlik değerlendirmesi ile bu kalemler birlikte sunulduğunda, kast unsuruna yönelik itiraz somut bir zemine oturur.

Araçta İşlenen Ticaret Fiili ve Nitelikli Hal

Araç dosyalarında ayrıca dikkat edilmesi gereken bir husus, TCK m.188’in dördüncü fıkrasının (b) bendidir. Bu bent, üçüncü fıkradaki ticaret fiillerinin okul, yurt, hastane, kışla veya ibadethane gibi tedavi, eğitim, askerî ve sosyal amaçla toplu bulunulan bina ve tesisler ile bunların varsa çevre duvarı, tel örgü veya benzeri engel veya işaretlerle belirlenen sınırlarına iki yüz metreden yakın mesafe içindeki umumi veya umuma açık yerlerde işlenmesi hâlinde cezanın yarı oranında artırılacağını öngörür.

Araç içinde ele geçirilen dosyalarda bu artırımın uygulanabilmesi için iki koşulun ayrı ayrı sağlanması gerekir. Birincisi, TCK m.188/3 kapsamındaki ticaret suçunun sübut bulmuş olmasıdır; kullanmak için bulundurma nitelendirmesi kabul edilirse bu artırım gündeme gelmez. İkincisi, mesafe koşulunun somut olarak saptanmasıdır; belirtilen yerlerin iki yüz metrelik uzaklık içinde kalıp kalmadığının mahallinde keşif yapılarak belirlenmesi gerekir.

Savunma bakımından pratik sonuç şudur: dosyada mesafe artırımı uygulanmışsa, keşif ve ölçüm raporunun bulunup bulunmadığı denetlenmelidir. Rapor yoksa artırımın dayanağı tartışmalıdır.

Narkotik Köpeği ve Teknik Cihaz Kullanımı

Araç kontrollerinde narkotik dedektör köpeği veya teknik tarama cihazı kullanılması giderek yaygınlaşmıştır. Bu uygulamaların hukuki niteliği, uyuşturucu dosyalarında ayrıca değerlendirilmesi gereken bir başlıktır.

Burada iki aşamayı ayırmak gerekir. Birinci aşama, aracın dışından yapılan tarama veya köpeğin aracın çevresinde dolaştırılmasıdır; bu, aracın içerisi görünmeyen bölümlerinin açılmasını gerektirmez. İkinci aşama ise köpeğin işaret vermesi üzerine aracın açılıp aranmasıdır; bu ikinci aşama bir aramadır ve kendi hukuki dayanağını gerektirir.

Dolayısıyla köpeğin verdiği işaret, tek başına bir arama yetkisi yaratmaz; olsa olsa makul sebebin oluşumuna katkı sağlayan bir olgudur. İşaret üzerine yapılacak arama için yine yazılı karar veya emir aranır ya da suçüstü koşullarının somut olarak gerçekleşmiş olması gerekir. Savunma bakımından denetlenecek nokta, işaretten sonra hangi karara dayanılarak aramaya geçildiğidir.

AşamaNiteliğiKarar gerekir mi?
Aracın dışından gözle kontrolTedbir kapsamındaHayır
Köpeğin aracın çevresinde dolaştırılmasıTespit faaliyetiHayır
İşaret üzerine bagajın açtırılmasıAramaEvet
Döşeme veya panel sökülmesiAramaEvet
Tespit sonucunun tutanağa geçirilmesiBelgelendirmeTalep edilebilir

Ayrıca köpeğin işaretinin tek başına maddi delil oluşturmadığı unutulmamalıdır. Ele geçirilen maddenin uyuşturucu veya uyarıcı madde olduğunun uzmanlık raporuyla saptanması gerekir; rapor bulunmadan maddi delilin varlığı kabul edilemez.

Gizli Bölme İddiası: Ticaret mi, Bulundurma mı?

Araç dosyalarında sık karşılaşılan bir iddia, maddenin araçta özel olarak hazırlanmış bir gizli bölmede ele geçirildiğidir. Bu tespit, dosyanın nitelendirmesini doğrudan etkileyebilecek bir olgudur.

Kullanmak için bulundurma ile ticaret arasındaki ayrımda mahkemeler; maddenin miktarını, bulunduğu yeri, paketlenme biçimini, kişinin bağımlılık durumunu, ele geçirilme koşullarını ve failin davranışlarını bir bütün olarak değerlendirir. Gizli bölme kullanılması, tek başına ticaret nitelendirmesini zorunlu kılmaz; ancak diğer unsurlarla birlikte ticaret yönünde bir gösterge olarak değerlendirilebilir.

Savunma açısından burada üç nokta öne çıkar. Birincisi, bölmenin araçta ne zamandan beri bulunduğu ve aracın hangi tarihten beri şüphelide olduğudur; sonradan alınmış bir araçta önceden mevcut bir bölme farklı değerlendirilir. İkincisi, maddenin miktarı ve kişinin bağımlılık durumudur; kullanıcı olduğuna dair rapor ve tedavi kayıtları dosyaya sunulmalıdır. Üçüncüsü, bölmenin varlığının teknik olarak nasıl tespit edildiğidir.

UnsurTicaret yönünde göstergeKullanma yönünde gösterge
MiktarKişisel kullanımı belirgin şekilde aşan miktarKısa süreli kişisel kullanıma uygun miktar
PaketlemeAyrı ayrı küçük paketler hâlindeTek parça hâlinde
Bulunduğu yerÖzel hazırlanmış gizli bölmeKişisel eşya içinde
Bağımlılık durumuBağımlılığa dair kayıt bulunmamasıTedavi ve rapor kayıtlarının bulunması
Yanında bulunanlarHassas terazi, poşet, kayıt defteriKullanım aparatı

Bu tablo mutlak bir ölçü değildir; her unsur somut olayın bütünü içinde değerlendirilir. Nitelendirmenin m.188 yerine m.191 olarak kabul edilmesi, hem hapis cezasını hem de infaz rejimini kökten değiştirdiğinden, savunmanın bu eksende çalışması sonuç doğurabilir.

Araç Durdurulduğunda Yapılması Gerekenler

Olay anındaki davranış, sonraki savunmanın malzemesini oluşturur. Aşağıdaki noktalar hem hakların korunması hem de dosyanın denetlenebilirliği bakımından önemlidir.

AdımYapılması gerekenNeden
1Kimlik ve araç belgelerini gösterinYasal yükümlülüktür
2Bagaj veya torpido açılması istenirse dayanağını sorunYazılı karar veya emir gerekir
3Arama gerekçesini içeren belgeyi talep edinPVSK m.4/A’da öngörülen güvencedir
4Tutanak düzenlenmesini ve bir suretini isteyinSonraki denetimin temel belgesidir
5Maddenin bulunduğu tam noktanın tutanağa yazılmasını isteyinAidiyet tartışmasının anahtarıdır
6İtirazlarınızı tutanağa şerh düşürünİtiraz yokluğu sonraki değerlendirmede dikkate alınabilir
7Fiziksel direnç göstermeyinAyrı bir suç sorumluluğu doğurabilir
8En kısa sürede müdafi ile görüşünİfade aşaması belirleyicidir

Üçüncü ve beşinci adımlar, uygulamada neredeyse hiç kullanılmayan ama en çok işe yarayan taleplerdir. Arama gerekçesini içeren belgenin talep edilmesi, kolluğu gerekçeyi somutlaştırmaya yöneltir. Maddenin bulunduğu tam noktanın tutanağa yazdırılması ise, birden fazla kişinin bulunduğu araçlarda aidiyet tartışmasının yönünü belirler.

Yedinci adım ayrıca vurgulanmalıdır. İşlemin hukuka aykırı olduğunu düşünmek, ona fiilen direnmeyi meşru kılmaz. Doğru yol, işleme katlanıp itirazı kayda geçirtmek ve hukuka aykırılığı sonradan yargı önünde ileri sürmektir. Hukuka aykırı arama sonucu elde edilen delil, ikrar bulunsa bile hükme esas alınamaz; bu nedenle olay yerinde kaybedilmeyen tek şey usul itirazının kaydıdır.

Sıkça Sorulan Sorular

Polis trafik kontrolünde aracımı arayabilir mi?

Trafik denetimi tek başına arama yetkisi vermez. Ehliyet, ruhsat ve donanım kontrolü için yapılan denetim sırasında aracın bagajının veya torpido gözünün aranması, ayrı bir hukuki dayanak gerektirir.

Bagajımı açmam isteniyorsa ne yapmalıyım?

Bunun hangi karara dayandığını sorabilirsiniz. PVSK m.4/A uyarınca durdurma sonrası tedbir kapsamında aracın dışarıdan bakıldığında içerisi görünmeyen bölümlerinin açılması istenemez; bagaj araması için yazılı karar veya emir gerekir.

Kolluk amirinin sözlü emriyle aracım aranabilir mi?

Hayır. 6638 sayılı Kanun’la getirilen bu imkân, Anayasa Mahkemesi’nin 4/5/2017 tarihli ve E.2015/41, K.2017/98 sayılı kararıyla iptal edilmiş ve kararın Resmî Gazete’de yayımlandığı 3/8/2017 tarihinden itibaren yürürlükten kalkmıştır.

Araç aramasında bana belge verilmesi gerekir mi?

PVSK m.4/A’nın ilgili fıkrası, bu fıkra kapsamında yapılan araç aramalarına ilişkin olarak kişiye arama gerekçesini de içeren bir belge verileceğini öngörür. Belgenin verilip verilmediği dosyada sorgulanabilecek nesnel bir olgudur.

Kolluk amirinin kararı hâkim onayına sunulur mu?

Evet. PVSK m.4/A uyarınca kolluk amirinin kararı yirmi dört saat içinde görevli hâkimin onayına sunulur. Onayın süresinde alınıp alınmadığı dosyadan tespit edilebilir.

Araçta üç kişiydik, madde kime ait sayılır?

Otomatik olarak sürücüye veya araç sahibine ait sayılmaz. Somut bir bağ kurulması gerekir ve maddenin bulunduğu tam nokta belirleyicidir. Bu nedenle arama tutanağında yerin açıkça yazılmış olması önemlidir.

Aracım başkasının üzerine kayıtlı, sonuç değişir mi?

Ruhsat sahipliği tek başına belirleyici değildir. Aracın hangi tarihten beri kimde bulunduğu, kimlerin kullandığı ve maddenin ne kadar süredir orada olduğu ayrı ayrı araştırılmalıdır. Müsadere bakımından iyiniyetli üçüncü kişiye ait eşyanın müsadere edilemeyeceği kuralı ayrıca değerlendirilir.

Önleme araması kararıyla aracım aranabilir mi?

Kararın yer, zaman ve süre kapsamına giriyorsa mümkündür. Ancak hakkınızda ihbar veya istihbari bilgi gibi somut suç şüphesi arama öncesinde doğmuşsa, önleme araması kararı dayanak olamaz; adli arama kararı gerekir.

İki yüz metre artırımı araç dosyalarında nasıl uygulanır?

TCK m.188/4-b’nin uygulanabilmesi için önce m.188/3 kapsamındaki ticaret suçunun sübut bulması, ardından mesafe koşulunun mahallinde keşif yapılarak belirlenmesi gerekir. Keşif ve ölçüm raporu yoksa artırımın dayanağı tartışmalıdır.

Arama hukuka aykırıysa aracımdaki madde delil olmaz mı?

Adli arama kararı gerektiren bir olayda karar alınmadan yapılan arama hukuka aykırıdır ve elde edilen madde Anayasa m.38/6 ile CMK m.206/2-a ve m.217/2 uyarınca hükme esas alınamaz. Yargıtay kararlarında ikrar bulunsa bile bu sonucun değişmeyeceği belirtilmektedir.

Araç araması, durdurma gerekçesi veya aidiyet tartışması için Hukukçular Evi Ankara ile iletişime geçin.

📞 0554 648 37 15💬 WhatsApp

Bu konuda hukuki destek almak için

📞 Ara: +905546483715💬 WhatsApp’tan yaz

Post by Av. Fatma Öztürk