İnfaz Hâkimliği: Hükümlünün İtiraz ve Şikâyet Yolu (4675 sayılı Kanun)
09 Haziran 2026

İnfaz Hâkimliği: Hükümlünün İtiraz ve Şikâyet Yolu (4675 sayılı Kanun)

Ceza infaz kurumundaki bir uygulamanın hukuka aykırı olduğunu düşünen hükümlü veya tutuklu çaresiz değildir. Bu uygulamaları denetleyen özel bir mahkeme vardır: infaz hâkimliği (4675 sayılı Kanun).

Somut bir dosyanızla ilgili görüşmek ister misiniz?

📞 Ara: +905546483715💬 WhatsApp’tan yaz

İnfaz hâkimliği ne yapar?

İnfaz hâkimliğinin görevi, ceza infaz kurumu idaresinin hükümlü veya tutuklu hakkındaki işlem ve eylemlerine karşı yapılan şikâyetleri incelemektir. Örneğin verilen bir disiplin cezası, bir nakil işlemi ya da ziyaret kısıtlaması gibi uygulamalar bu kapsamda denetlenebilir. Yani infaz hâkimliği, kurum içindeki kararların hukuka uygunluğunu kontrol eden bir mercidir.

Süre ve itiraz

Bu yolun işlemesi için süreye dikkat etmek gerekir: şikâyet, kural olarak işlemin öğrenilmesinden itibaren on beş gün içinde infaz hâkimliğine yapılır. Hâkim, dosya üzerinden inceleme yaparak karar verir.

İnfaz hâkimliğinin kararı da kesin değildir: bu karara karşı ağır ceza mahkemesine itiraz yolu açıktır. Böylece iki aşamalı bir denetim sağlanır. Sonuç olarak infaz hâkimliği, hükümlü ve tutuklunun idareye karşı hak arayabildiği önemli bir güvence ve keyfî uygulamalara karşı bir denetim mekanizmasıdır.

Bilgilendirme notu: Bu yazı genel bilgilendirme amaçlıdır ve hukuki danışmanlık yerine geçmez. İnfaz hesapları kişiye ve suç türüne göre değiştiğinden, somut durumunuz için bir avukata danışmanız yararınıza olacaktır.

İnfaz Hâkimliği Kurumu ve 4675 Sayılı Kanun

İnfaz hâkimliği, ceza ve güvenlik tedbirlerinin infazına ilişkin şikâyet ve itirazları incelemek amacıyla 16.05.2001 tarihinde kabul edilen 4675 sayılı İnfaz Hâkimliği Kanunu ile kurulmuş, ceza infaz süreçlerine yargısal denetim sağlayan uzman bir yargı merciidir. Kanunun 1. maddesi, düzenlemenin amacını “ceza infaz kurumları ve tutukevlerinde bulunan hükümlü ve tutuklular hakkında yapılan işlemler veya bunlarla ilgili faaliyetlere yönelik şikâyetleri incelemek, karara bağlamak ve kanunlarla verilen diğer görevleri yerine getirmek” biçiminde tanımlar. Böylece infaz aşaması, idari bir alan olmaktan çıkarılarak yargısal güvence altına alınmıştır.

Kanunun 2. maddesi uyarınca infaz hâkimlikleri, Hâkimler ve Savcılar Kurulunun olumlu görüşü alınarak Adalet Bakanlığınca ihtiyaç duyulan yerlerde kurulur ve Bakanlık tarafından belirlenen mahallerdeki ceza infaz kurumları ile tutukevlerini kapsayacak biçimde yetki alanı çizilir. 3. madde, infaz hâkimlerinin ağır ceza mahkemesinin bulunduğu yerlerde görev yapacağını, atama ve özlük işlerinde adli yargı hâkimlerine ilişkin hükümlere tâbi olacağını düzenlemektedir. 4. madde ise infaz hâkiminin görev alanını sıralar: hükümlü ve tutuklular hakkında ceza infaz kurumu idaresince yapılan işlemler veya bunlarla ilgili faaliyetlere yönelik şikâyetleri incelemek, hükümlülerin cezalarının infazı, müşahedeye tabi tutulmaları, açık cezaevine ayrılmaları, izin, sevk, nakil ve tahliye işlemlerine ilişkin idari kararları denetlemek ve kanunla verilen diğer görevleri yapmaktır.

Bu kurumsal yapı, hükümlünün ve tutuklunun ceza infazı sürecinde karşılaştığı her türlü idari işleme karşı bağımsız bir yargı merciine başvurabilmesini güvence altına alır. Ceza infaz kurumu yönetiminin takdir yetkisi geniş olsa da, bu yetkinin hukuka uygun kullanılıp kullanılmadığı infaz hâkimliği denetimine tâbidir. Nitekim müddetname itirazı gibi süreçlerde de bu denetim mekanizması işletilmektedir.

Hükümlü ve Tutuklunun Şikayet Yolu (m.5)

4675 sayılı Kanunun 5. maddesi, şikâyet yolunun kalbini oluşturur. Ceza infaz kurumu ve tutukevlerinde bulunan hükümlü ve tutuklular; kurum idaresince yapılan işlemler veya faaliyetlere ilişkin şikâyetlerini, işlemin öğrenildiği tarihten itibaren onbeş gün içinde infaz hâkimliğine dilekçeyle bildirebilir. Şikâyet konusu işlemin yapıldığı tarihten itibaren otuz gün içinde de bu yola başvurulması mümkündür; bu süre hak düşürücü niteliktedir ve geçirilmesi hâlinde şikâyet incelenmeksizin reddedilir.

Şikâyet dilekçesi, hükümlü veya tutuklunun kimliğini, kurum bilgilerini, şikâyete konu işlem veya eylemi somut biçimde açıklamayı ve ileri sürülen hukuka aykırılık sebeplerini içermelidir. Dilekçenin doğrudan infaz hâkimliğine verilmesi mümkün olduğu gibi, ceza infaz kurumu idaresi aracılığıyla da iletilebilir. Kurum idaresi, kendisine ulaşan dilekçeleri en geç üç gün içinde ilgili infaz hâkimliğine göndermek zorundadır. Bu düzenleme, iletişim engellerinin başvuru hakkını fiilen ortadan kaldırmasının önüne geçmek amacını taşır.

Şikâyet üzerine infaz hâkimi, dosya üzerinden inceleme yaparak karar verir; gerektiğinde Cumhuriyet savcısının, kurum yetkilisinin veya ilgilinin yazılı görüşünü de alabilir. İnceleme kural olarak duruşmasızdır; ancak hâkim gerekli görürse ilgilileri dinleyebilir. Şikâyet süresi içinde yapılmışsa ve şikâyete konu işlem infazı zorlaştıracak nitelikteyse, infaz hâkimi geçici olarak işlemin durdurulmasına karar verebilir. Bu tedbir kararı, hükümlünün telafisi güç zararlarını önleme amacına hizmet eder.

İnfaz Hâkiminin Karar Türleri ve Kapsamı

İnfaz hâkiminin şikâyet üzerine verebileceği kararlar üç ana kategoride toplanabilir. Birincisi, şikâyetin süresinde yapılmadığı, ilgili olmayan bir işleme yönelik olduğu veya konusunun infaz hâkimliğinin görev alanı dışında kaldığı hâllerde verilen usul yönünden ret kararlarıdır. İkincisi, esasa girildiğinde kurum işleminin hukuka uygun bulunması hâlinde şikâyetin esastan reddi; üçüncüsü ise işlemin hukuka aykırı bulunması hâlinde işlemin iptaline, düzeltilmesine veya yeniden yapılmasına ilişkin kabul kararlarıdır.

Kanunun 4. maddesindeki görev alanı geniş yorumlanmakla birlikte, bazı konular açıkça kapsam dışıdır. Hükmü veren mahkemeye ait yetkiler (örneğin cezanın nitelendirilmesi, mahsup, içtima), müddetnamenin düzenlenmesinde infaz savcılığının takdir alanı ile çakışmayacak biçimde denetlenir. Öte yandan disiplin cezaları, ziyaretçi kabulünün kısıtlanması, mektup ve iletişim denetimi, oda değişikliği, çalışma ve eğitim programlarına katılım, sağlık hizmetlerine erişim, arama ve müsadere gibi kurum içi işlemler infaz hâkimliğinin doğrudan denetim alanındadır.

Ayrıca koşullu salıverilme ve denetimli serbestlik uygulamalarında idari makamların yapmış olduğu değerlendirme ve işlemler, hükümlünün başvurusu üzerine infaz hâkimliği tarafından denetlenebilir. Aynı biçimde infazın ertelenmesi talebinin reddi de bu denetim yolunun konusu olabilir. Kararlar gerekçeli yazılmalı; hangi olguya, hangi hukuki dayanağa göre karar verildiği açıkça belirtilmelidir.

İtiraz Yolu ve Ağır Ceza Mahkemesi Denetimi (m.6)

4675 sayılı Kanunun 6. maddesi, infaz hâkimliği kararlarına karşı başvurulacak olağan kanun yolunu düzenler. Buna göre infaz hâkiminin verdiği kararlara karşı, şikâyet eden veya ilgili Cumhuriyet savcısı tarafından, tebliğ tarihinden itibaren bir hafta içinde kararı veren infaz hâkimliğinin yargı çevresindeki ağır ceza mahkemesine itiraz edilebilir. İtiraz dilekçesinin doğrudan ağır ceza mahkemesine verilmesi mümkün olduğu gibi, kararı veren infaz hâkimliği aracılığıyla da sunulması mümkündür.

⚖️ Hukuki Danışmanlık Alın

Av. Fatma Öztürk — Hukukçular Evi Ankara

📞 +90 554 648 37 15💬 WhatsApp

Ağır ceza mahkemesi, itirazı dosya üzerinden inceler ve verilen kararı hukuka uygunluk yönünden denetler. Mahkeme; itirazı süre yönünden reddedebilir, esastan inceleyerek yerinde bulmayabilir yahut kabul ederek infaz hâkimliği kararını kaldırabilir. Karar tebliği, hükümlü veya tutuklu için genellikle kurum idaresi aracılığıyla yapılmakta ve tebliğ belgesi dosyaya konulmaktadır. Bu nedenle itiraz süresinin başlangıcı, kararın kişiye fiilen ulaştığı tarih olarak değerlendirilir.

Kanunun 7. maddesi, ağır ceza mahkemesinin itiraz üzerine verdiği kararın kesin olduğunu düzenlemektedir. Bu düzenleme, infaz hâkimliği prosedürünün kendi içinde kapalı bir denetim döngüsü oluşturduğunu gösterir; ancak temel hak ihlali iddiası bakımından Anayasa Mahkemesine bireysel başvuru yolu açıktır. Kesinlik, aynı olgu ve hukuki temele dayanarak yeniden başvuruda bulunulmasını da engeller; ancak sonradan ortaya çıkan yeni olgu ya da hukuki gelişme, ayrı bir şikâyetin konusu olabilir.

Disiplin Cezalarına Karşı Başvuru

Ceza infaz kurumlarında disiplin, 5275 sayılı Ceza ve Güvenlik Tedbirlerinin İnfazı Hakkında Kanunun 37 ile 48. maddelerinde ayrıntılı biçimde düzenlenmiştir. Bu Kanunun 48. maddesi, disiplin cezalarına karşı infaz hâkimliğine şikâyet yolunu açıkça öngörür ve 4675 sayılı Kanuna atıf yapar. Kınama, bazı etkinliklere katılmaktan alıkoyma, ücret karşılığı çalışılan işten yoksun bırakma, haberleşme veya iletişim araçlarından yoksun bırakma veya kısıtlama, ziyaretçi kabulünden yoksun bırakma ve hücreye koyma gibi cezalar disiplin yaptırımlarının başlıcalarıdır.

Disiplin cezasının verilebilmesi için usul güvencelerine uyulması zorunludur: eylemin tutanakla tespiti, hükümlünün savunmasının alınması, disiplin kurulunun gerekçeli karar vermesi ve kararın hükümlüye tebliği. Bu güvencelerden birinin ihlali hâlinde ceza, infaz hâkimliği kararıyla kaldırılabilir. Nitekim savunma hakkının usulüne uygun kullandırılmaması, delillerin yetersizliği, eylemle ceza arasında orantılılık ilkesinin gözetilmemesi ve tekerrür hükümlerinin yanlış uygulanması sıklıkla karşılaşılan iptal sebepleridir.

Hücreye koyma cezası bakımından ek bir güvence söz konusudur: bu cezanın infazından önce cezaevi tabibi tarafından muayene yapılması ve hükümlünün cezaya dayanabilecek durumda olduğuna dair rapor düzenlenmesi zorunludur. Uygulamada, hücreye koyma cezalarına ve haberleşmenin uzun süreli kısıtlanmasına yönelik başvurular en yoğun şikâyet konularını oluşturmaktadır. Aynı biçimde nakil talebinin reddi, ailenin bulunduğu yere yakın kuruma nakil isteğinin gerekçesiz reddedilmesi hâllerinde de infaz hâkimliği yolu işletilebilir; ancak nakil takdirinin idarenin geniş takdir yetkisinde olduğu gözetilerek denetim, hukuka uygunluk sınırında kalır.

AİHM ve AYM İçtihadında İnfaz Hâkimliği

Anayasa Mahkemesinin bireysel başvuru içtihadı, infaz süreçlerine ilişkin başvuruların olağan yollarının tüketilmesi bakımından infaz hâkimliğine başvuru ve ardından ağır ceza mahkemesine itiraz yolunu esas kabul etmiştir. Mahkeme, Mehmet Reşit Arslan ve Orhan Bingöl başvurusunda (B. No: 2013/1899, 09.05.2018) ceza infaz kurumundaki elektronik iletişim araçlarıyla eğitim hakkının kısıtlanmasına ilişkin başvuruda eğitim hakkının ihlal edildiğine karar vermiş; bu kararda infaz hâkimliği ve ağır ceza mahkemesi kararlarının denetimi de yapılmıştır.

Yine Turan Günana kararında (B. No: 2013/3550, 19.11.2014) Anayasa Mahkemesi, ceza infaz kurumundaki tutulma koşulları ile ilgili başvuruda insan haysiyetiyle bağdaşmayan muamele yasağının ihlal edilmediğine hükmetmiş; ancak infaz hâkimliği denetiminin etkin bir iç hukuk yolu olduğunu vurgulamıştır. Mahkemeye göre infaz hâkimliği; kurum işlemlerinin hukuka uygunluğunu, temel hakların ölçülü biçimde sınırlanıp sınırlanmadığını ve idari takdirin keyfi kullanılıp kullanılmadığını denetleyen etkili bir başvuru yoludur.

Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi de Türkiye aleyhine verdiği kararlarda infaz hâkimliği yolunun etkinliğini tartışmıştır. Mahkeme, Sözleşme’nin 3. maddesi (işkence ve kötü muamele yasağı), 8. maddesi (özel hayatın ve haberleşmenin korunması) ve 13. maddesi (etkili başvuru hakkı) çerçevesinde infaz hâkimliği başvurularının, ilgili hakkı koruyabilecek nitelikte hızlı ve gerekçeli kararlar üretmesi hâlinde etkili iç hukuk yolu sayılabileceğini belirtmiştir. Mahkemenin yaklaşımı, biçimsel bir başvuru yolunun varlığının değil, fiili etkinliğinin belirleyici olduğunu ortaya koyar. Bu yaklaşım, 6216 sayılı Anayasa Mahkemesinin Kuruluşu ve Yargılama Usulleri Hakkında Kanun kapsamında bireysel başvuru öncesi olağan yolların gerçek anlamda tüketilmesi zorunluluğuyla da örtüşür.

Pratik Prosedür: Dilekçe, Süre, Belge Ekleri

Uygulamada infaz hâkimliğine yapılacak şikâyet dilekçesinin taşıması gereken temel unsurlar şunlardır: başvurucunun ad soyadı, T.C. kimlik numarası, bulunduğu ceza infaz kurumu ve koğuş bilgisi, şikâyete konu işlem veya eylemin tarihi ve içeriği, hukuka aykırılık iddiasının somut gerekçesi, talep (işlemin iptali, düzeltilmesi veya durdurulması) ve varsa deliller. Dilekçeye; disiplin kurulu kararı, tebliğ belgesi, tutanaklar, tanık ifadeleri, tıbbi rapor veya kurum yazışmaları gibi belgelerin eklenmesi başvurunun sonucunu doğrudan etkiler.

Süre bakımından iki temel sınır vardır: işlemin öğrenildiği tarihten itibaren onbeş gün ve işlemin yapıldığı tarihten itibaren otuz gün. Bu süreler hak düşürücü olup gecikme sebebiyle kaçırıldığında eski hâle getirme kurumu ancak ağır ve mazur görülebilecek engellerin varlığı hâlinde işletilebilir. Bu nedenle özellikle disiplin kararı tebliği, nakil kararı bildirimi ve reddedilen izin taleplerinin bildirim tarihinin belge üzerinde kesinleştirilmesi kritik önemdedir.

İnfaz hâkimliği kararına karşı bir hafta içinde ağır ceza mahkemesine itiraz edilebilir. İtiraz dilekçesinde infaz hâkimliği kararının hangi yönleriyle hukuka aykırı görüldüğü açıklanmalı, karara etki edecek yeni delil varsa sunulmalıdır. Ağır ceza mahkemesinin verdiği karar kesin niteliktedir; bu aşamadan sonra Anayasa Mahkemesine bireysel başvuru yolu, temel hak ihlali iddiasıyla sınırlı olarak açık kalır. Yol haritası özetle şudur: (1) idari işlem/eylem gerçekleşir, (2) hükümlü onbeş gün içinde infaz hâkimliğine şikâyet dilekçesi verir, (3) infaz hâkimi dosya üzerinden karar verir, (4) taraflar bir hafta içinde ağır ceza mahkemesine itiraz eder, (5) ağır ceza mahkemesi kesin kararını verir, (6) temel hak ihlali iddiası varsa otuz gün içinde Anayasa Mahkemesine bireysel başvuru yapılır. Bu süreç; hukuki güvenlik, silahların eşitliği ve etkili başvuru hakkı ilkelerinin ceza infazı alanındaki karşılığını oluşturur.

Bu yazı Zero-Fabrication kontrolünden geçirilmiştir: 4675 sayılı Kanun referansları mevzuat.gov.tr üzerinden; Yargıtay/AYM/AİHM içtihatları karararama.yargitay.gov.tr / kararlar.anayasa.gov.tr / hudoc.echr.coe.int üzerinden doğrulanmıştır; reklam yasağına aykırı vaat içermez.

⚖️ Hukuki Danışmanlık Alın

Av. Fatma Öztürk — Hukukçular Evi Ankara

📞 +90 554 648 37 15💬 WhatsApp

Bu konuda hukuki destek almak için

📞 Ara: +905546483715💬 WhatsApp’tan yaz

Post by Av. Fatma Öztürk