Basit Yargılama Usulü Nedir? — CMK m. 251-252
09 Mayıs 2026

Basit Yargılama Usulü Nedir? — CMK m. 251-252

Hafif suçlarda, klasik duruşmalı yargılama yerine daha hızlı bir yol izlenebilir. Basit yargılama usulü, Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 251 ve 252. maddelerinde düzenlenmiştir ve seri muhakemeden farklı olarak kovuşturma aşamasında uygulanır.

Somut bir dosyanızla ilgili görüşmek ister misiniz?

📞 Ara: +905546483715💬 WhatsApp’tan yaz

Hangi Suçlarda Uygulanır?

Asliye ceza mahkemesi, iddianamenin kabulünden sonra, adli para cezasını ve/veya üst sınırı iki yıl veya daha az süreli hapis cezasını gerektiren suçlarda basit yargılama usulünün uygulanmasına karar verebilir. Bu kararı vermek mahkemenin takdirindedir.

Nasıl İşler?

Usulün uygulanmasına karar verilirse iddianame; sanık, mağdur ve şikâyetçiye tebliğ edilir ve iki hafta içinde yazılı beyan ve savunma istenir. Tebligatta, duruşma yapılmaksızın hüküm verilebileceği de belirtilir. Mahkeme, dosya üzerinden değerlendirme yaparak karar verir.

Dörtte Bir İndirim

Basit yargılama usulünde mahkûmiyet kararı verilirse, sonuç ceza dörtte bir oranında indirilir (CMK m. 251/3). Yargıtay uygulamasında bu indirimin yapılmaması bozma sebebi sayılmaktadır. Ayrıca koşulları varsa erteleme, seçenek yaptırım veya hükmün açıklanmasının geri bırakılması da gündeme gelebilir.

İtiraz Edilirse Ne Olur?

Basit yargılama sonucu verilen hükme karşı itiraz edilebilir. İtiraz üzerine hükmü veren mahkeme duruşma açar ve genel hükümlere göre yeniden yargılama yapar. Önemli bir uyarı: sanık itiraz eder ve dosya genel hükümlere göre görülürse, yeni yargılamada mahkeme dörtte bir indirimle bağlı değildir; yani indirim kaybedilebilir.

⚖️ Hukuki Danışmanlık Alın

Av. Fatma Öztürk — Hukukçular Evi Ankara

📞 +90 554 648 37 15💬 WhatsApp

İndirimin Korunduğu Hâl

Buna karşılık itiraz, sanık dışındaki kişiler (örneğin müşteki) tarafından yapılmışsa, sanık lehine olan dörtte bir indirim korunur (CMK m. 252/3). Bu nedenle itiraz kararından önce indirimin kaybedilme ihtimali mutlaka değerlendirilmelidir.

Sıkça Sorulan Sorular

Duruşma günü verildikten sonra uygulanır mı? Hayır; duruşma günü belirlendikten sonra artık basit yargılama usulüne geçilemez.

Her suçta uygulanır mı? Kamu güvenliği veya cinsel dokunulmazlık gibi suçlarda tercih edilmemekte; çocuk ve zorunlu müdafi gereken hâllerde uygulanmamaktadır.

İtiraz süresi nedir? Gerekçeli kararın tebliğinden itibaren iki hafta içinde itiraz edilebilir.

Basit yargılama usulünde itiraz kararı, indirim avantajını etkileyen stratejik bir tercihtir. Bu kararı profesyonel destekle vermek hak kaybını önler.

Basit Yargılama Usulünün Getirilme Amacı

Basit yargılama usulü, ceza muhakemesinde iş yükünün azaltılması, yargılama süresinin kısaltılması ve daha az cezayı gerektiren suçlarda hızlı bir çözüme ulaşılabilmesi amacıyla düzenlenmiş özel bir yargılama biçimidir. 17.10.2019 tarihli ve 7188 sayılı Kanun ile Ceza Muhakemesi Kanunu’na 251. madde olarak eklenen bu düzenleme, esasen alt sınırın altındaki hafif suçlarda mahkemenin dosya üzerinden karar verebilmesine olanak tanımaktadır. Böylece hem mağdur hem sanık lehine, delillerin toplandığı iddianame kabulünden sonra klasik duruşma prosedürünün getirdiği yükün önüne geçilmeye çalışılmıştır.

Yasa koyucu, düzenlemeyi getirirken Almanya, Fransa ve İtalya gibi kıta Avrupası hukuk sistemlerindeki benzer örnekleri esas almış; ancak Türk hukukunun dogmatik yapısına özgü olarak sanığa itiraz hakkı ile tam güvence sağlanmıştır. Basit yargılama, sanığın kendisine yöneltilen suçlamayı reddetmemesi veya delillerin dosya üzerinden değerlendirilebilmesine yetecek olgunluğa ulaşmış olması hâlinde uygulanmaktadır. Bu usulün amacı, savcılık soruşturmasının ötesinde mahkemenin de dosya üzerinden hızlı karar vermesini sağlayarak yargı ekonomisi yaratmaktır.

Uygulamada basit yargılama, sanığın esasa ilişkin savunmasını yazılı olarak sunması ve dosyanın hakim tarafından incelenerek karara bağlanması esasına dayanır. Bu yönüyle klasik yargılama modelinden ayrılan basit yargılamanın en önemli özelliği, sanığın karara karşı itiraz etmesi hâlinde dosyanın yeniden duruşmalı yargılamaya döneceği güvencesi ile birlikte anayasal adil yargılanma hakkının korunmasıdır. Böylece uygulama, hem yargı ekonomisi hem sanık güvencesi arasında dengeli bir yapı kurmaktadır.

CMK m.251 — Kapsam ve Yetkili Mahkeme

Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 251. maddesi, basit yargılama usulünün uygulama alanını açıkça belirlemiştir. Buna göre, asliye ceza mahkemesince, iddianamenin kabulünden sonra adli para cezasını ve/veya üst sınırı iki yıl veya daha az süreli hapis cezasını gerektiren suçlarda basit yargılama usulünün uygulanmasına karar verilebilir. Bu kapsam belirlemesi kritiktir çünkü suçun kanunda öngörülen cezasının üst sınırı iki yılı aşan durumlarda, örneğin nitelikli hallerin uygulanmasının söz konusu olduğu davalarda basit yargılama yolu kapalıdır.

Yetkili mahkeme yönünden düzenleme yalnızca asliye ceza mahkemelerini işaret etmektedir. Sulh ceza hakimlikleri soruşturma aşamasındaki koruma tedbirleri konusunda görevli iken, kovuşturma aşamasında görevli olmadıklarından basit yargılama da uygulayamazlar. Ağır ceza mahkemesinin görev alanına giren suçlar da ceza üst sınırının yüksek olması nedeniyle bu usul dışında kalmaktadır. Bu nedenle basit yargılama usulü münhasıran asliye ceza mahkemesinin ilk derece yargılaması olarak uygulanan bir yöntemdir.

Ayrıca 251. maddenin son fıkrasına göre, yaş küçüklüğü, akıl hastalığı, sağır ve dilsizlik hâlleri ile soruşturma veya kovuşturma yapılması izne ya da talebe bağlı olan suçlar hakkında basit yargılama usulü uygulanmaz. Bu istisnalar, sanığın savunma hakkını etkin biçimde kullanabilmesini sağlamak amacıyla getirilmiştir. Uygulanan yaptırımın türü ve ağırlığı ne olursa olsun, çocuklar hakkında ayrı yargılama esaslarının bulunması bu usul yönünden de geçerlidir. Suçun temel şekliyle üst sınırın altında kaldığı ancak nitelikli hallerin yer aldığı hallerde de basit yargılama uygulanamaz.

Dosya Üzerinden Karar ve Duruşmasız İşleyiş

Basit yargılama usulünde mahkeme, iddianameyi kabul ettikten sonra basit yargılama uygulanmasına karar verirse, iddianame ile birlikte dosya içeriği sanığa, mağdura ve şikayetçiye tebliğ eder. Tebligat üzerine ilgili tarafların on beş gün içinde beyan ve savunmalarını yazılı olarak bildirmeleri istenir. Bu süreçte duruşma yapılmaz, taraflar dinlenmez, tanıklar mahkemeye çağrılmaz. Yani basit yargılamanın en belirleyici niteliği, klasik yargılamanın aksine sözlü ve doğrudan doğruyalık ilkesinin dosya üzerinden yürütülmesidir.

Beyanlar toplandıktan sonra mahkeme, dosya kapsamı ve toplanmış delillere göre karar verir. Karar; beraat, ceza verilmesine yer olmadığı, mahkûmiyet, güvenlik tedbirine hükmedilmesi, davanın reddi veya düşmesi biçiminde olabilir. Mahkeme mahkûmiyet kararı verirken hükmün açıklanmasının geri bırakılması ile ertelemeye ve kısa süreli hapis cezasına seçenek yaptırımlara ilişkin hükümler de dikkate alınır. Bu yönüyle basit yargılamanın klasik yargılamadan farklı bir sonuç aracı olmadığı, sadece yöntemsel bir kolaylık sağladığı ifade edilmelidir.

Ancak mahkeme, dosya kapsamına göre karar verilemeyeceği kanaatine ulaşırsa, duruşma açarak genel hükümlere göre yargılamaya devam etmelidir. Yani basit yargılama, klasik yargılamayı tamamen ortadan kaldıran bir usul değildir. Sanığın veya mağdurun ek delil talebi, dinlenmesi gereken tanıkların varlığı ya da soyut iddiaların açıklığa kavuşturulması gerektiğinde hâkim doğal olarak duruşma açma yetkisine sahiptir. Ayrıca basit yargılamanın uygulanmasına karar verildikten sonra suçun vasfının değişmesi hâlinde de duruşma açılmasına karar verilir. Böylece hem hız hem hukuki güvence korunmuş olur.

Sanığın İtiraz Hakkı ve Süreleri

Basit yargılama usulü sonucunda verilen hükme karşı sanığın, katılanın, katılan sıfatını alabilecek surette suçtan zarar görenin ve Cumhuriyet savcısının itiraz hakkı bulunmaktadır. CMK m.252’ye göre, basit yargılama sonucu verilen mahkûmiyet hükmüne karşı hükmün tebliğinden itibaren on beş gün içinde itiraz yoluna başvurulabilmektedir. Bu itiraz, olağan bir kanun yolu olan istinaftan farklı olarak öncelikle hükmü veren mahkemeye yapılır ve dosyanın “duruşmalı” hâle dönüşmesini sağlar.

İtiraz üzerine mahkeme, duruşma açarak genel hükümlere göre yargılamaya devam eder. Bu aşamada sanık, dosya üzerinden verilen ilk kararla bağlı değildir; adeta yargılama sıfırdan başlar. Ancak burada dikkat edilmesi gereken kritik nokta şudur: itiraz yalnızca sanık tarafından yapılmışsa, duruşma sonucunda önceki karardaki cezadan daha ağır bir ceza verilemez. Bu düzenleme “aleyhe bozma yasağı” ilkesinin basit yargılamaya yansımasıdır ve sanığın itiraz hakkını kullanmasını caydırmayı önlemek amacıyla getirilmiştir.

Bir diğer kritik nokta ise 1/4’lük ceza indiriminin kaderi ile ilgilidir. Basit yargılama sonucu verilen hükümde uygulanan 1/4 oranındaki indirim, sanığın itirazı üzerine yapılan duruşmalı yargılama sonucunda mahkûmiyet hükmü kurulursa uygulanmaz. Ancak itiraz sanık dışındaki taraflarca (örneğin katılan veya Cumhuriyet savcısı) yapılmışsa, sanık lehine olan 1/4’lük indirim korunur. Bu düzenleme, itiraz hakkının kötüye kullanılmasını engellemek ve sanığın hesaplı davranmasını sağlamak amacıyla getirilmiştir. İtiraz süresinin geçirilmesi hâlinde ise basit yargılama hükmü kesinleşir; ancak eski hâle getirme kurumu istisnai olarak işletilebilir.

Ceza İndirimi ve Uygulama

Basit yargılama usulünün sanık lehine en önemli hukuki sonucu, mahkûmiyet hükmü kurulması hâlinde sonuç cezada dörtte bir oranında indirim yapılmasıdır. CMK m.251/3 hükmüne göre, mahkumiyet kararı verildiğinde belirlenen sonuç ceza üzerinden 1/4 oranında indirim uygulanır. Bu indirim mutlak niteliktedir; başka bir ifadeyle mahkeme takdir yetkisi kullanmaksızın bu indirimi uygulamak zorundadır. İndirim, hem hapis cezaları hem adli para cezaları bakımından geçerlidir.

Uygulamada 1/4’lük indirimin uygulanma zamanı ve sırası da önemlidir. Hâkim önce TCK’nın ilgili maddelerine göre temel cezayı belirler, ardından takdiri indirim (TCK m.62), teşebbüs, iştirak gibi hükümleri uygular. Sonuç cezaya ulaşıldıktan sonra son olarak CMK m.251/3’teki 1/4’lük indirim uygulanır. Böylece sonuç ceza son aşamada 1/4 oranında düşürülür. Bu sıralama Yargıtay kararlarında da açıkça belirtilmiştir ve bozma sebebi olarak sık sık karşımıza çıkmaktadır.

Ceza indirimi, basit yargılamanın sanık için “cazibe merkezi” hâline gelmesini sağlayan temel unsurdur. Ancak sanığın karara itiraz etmesi hâlinde bu avantajı kaybedeceğini bilmesi gerekir. Buna karşın uzlaştırma veya kamu davasının açılmasının ertelenmesi kurumları da benzer avantajlar sunmakta olup, savunmanın hangi yolu tercih edeceği somut olaya göre değişebilir. Uygulanabilecek başka usuller varsa (örneğin uzlaştırma zorunluluğu bulunan bir suç ise) önce o usul denenmeli, ardından basit yargılamaya geçilmelidir. Basit yargılama ile hükmün açıklanmasının geri bırakılması birlikte uygulanabilir; erteleme müessesesi ise sanığın koşullarını taşıması hâlinde işletilir.

Seri Muhakeme (m.250) ile Karşılaştırma

7188 sayılı Kanun ile Ceza Muhakemesi Kanunu’na eklenen iki farklı hızlı yargılama biçiminden biri seri muhakeme (CMK 250), diğeri ise basit yargılama usulüdür. İki kurum arasındaki en temel fark, uygulama aşamasıdır. Seri muhakeme soruşturma aşamasında Cumhuriyet savcısı tarafından teklif edilir ve sanığın kabulü ile uygulanır; kararı sulh ceza hakimi verir. Basit yargılama ise kovuşturma aşamasında asliye ceza mahkemesince iddianamenin kabulünden sonra uygulanır. Yani seri muhakemede henüz kamu davası açılmamışken, basit yargılamada dava açılmış ve mahkeme aşamasına geçilmiştir.

Kapsam yönünden de farklılıklar bulunmaktadır. Seri muhakemede CMK m.250/1’de sınırlı sayıda sayılan suçlar (hakkı olmayan yere tecavüz, genel güvenliğin taksirle tehlikeye sokulması, trafik güvenliğini tehlikeye sokma, gürültüye neden olma, parada sahtecilikte kullanılmayı öngörme gibi) uygulanabilirken; basit yargılamada üst sınırı iki yıl veya daha az hapis cezasını gerektiren tüm suçlar teorik olarak uygulama alanı bulur. Bu yönüyle basit yargılamanın kapsamı seri muhakemeden çok daha geniştir.

Ceza indirimi açısından iki kurum farklı oranlar öngörür. Seri muhakemede temel cezaya öngörülen cezanın alt ve üst sınırları arasında belirlendikten sonra yarı (1/2) oranında indirim uygulanır. Basit yargılamada ise sonuç ceza üzerinden 1/4 oranında indirim yapılır. Bu farkın nedeni, seri muhakemede sanığın Cumhuriyet savcısının teklifini kabul ederek suçu ve delilleri baştan kabullenmiş sayılması iken; basit yargılamada sanığın savunma hakkının hâlâ tam olarak korunmasıdır. Kararı veren mahkeme, kanun yolu, itiraz mekanizması bakımından da iki kurum farklı düzenlemeler içerir. Genel olarak basit yargılama, sanık yönünden daha esnek ve savunma hakkını daha geniş şekilde koruyan bir usuldür.

Yargıtay İçtihadında Basit Yargılama

Basit yargılama usulünün yürürlüğe girdiği tarihten itibaren Yargıtay, kurumun uygulamasına ilişkin sayısız karar vermiştir. Yargıtay Ceza Genel Kurulu’nun 2020, 2021 ve 2022 yıllarında verdiği kararlarda basit yargılamanın uygulama koşulları, geçiş hükümlerinin uygulanması ve 1/4’lük indirimin uygulama sırası gibi konular etraflıca ele alınmıştır. Özellikle 7188 sayılı Kanun’un yürürlük tarihinden önce açılmış ancak henüz karara bağlanmamış davalarda basit yargılamanın uygulanıp uygulanmayacağı sorunu, YCGK içtihadıyla açıklığa kavuşturulmuştur.

Yargıtay içtihadında sıkça vurgulanan ilkelerden biri, basit yargılamanın uygulanmasının mahkemenin takdirinde olduğu ancak yasal koşulların bulunduğu her olayda mutlaka değerlendirme yapılması gerektiğidir. Mahkeme, koşulların oluştuğu bir olayda hiçbir gerekçe göstermeden basit yargılama uygulamamışsa bu durum bozma sebebi olarak kabul edilebilmektedir. Ayrıca 1/4’lük indirimin sonuç ceza üzerinden uygulanması gerektiği, bu indirimin hesaplamada son aşamada yer alması gerektiği Yargıtay tarafından açıkça belirtilmiştir. Aksi yönde uygulamalar da yine bozma sebebi olarak değerlendirilmektedir.

Yargıtay Ceza Genel Kurulu, aynı zamanda basit yargılamada sanığın itirazı üzerine yapılan duruşmalı yargılamada, itiraz sanık dışındaki taraflardan gelmişse 1/4’lük indirimin korunacağı yönünde net kararlar tesis etmiştir. Verilen karara karşı olağan kanun yolu ise istinaf ve temyiz aşamalarına ilişkin genel hükümlere tabidir. İtiraz üzerine yapılan duruşmalı yargılama sonucunda verilen mahkûmiyet hükmü, artık basit yargılama hükmü niteliğinde olmayıp klasik yargılama sonucu verilen hüküm gibidir ve istinaf ile temyiz yolu buna göre işletilir. Bu durum sanığa ek kanun yolları da açtığından, itiraz aşamasının stratejik olarak değerlendirilmesi büyük önem taşır. Yargıtay, temel cezanın belirlenmesi, takdiri indirim hükümlerinin uygulanması ve 1/4’lük son indirim aşamalarındaki hatalarda tutarlı biçimde bozma kararı vermektedir. Böylece basit yargılama, hız kazandıran ancak sanık güvencesini de sıkı biçimde koruyan bir yargılama biçimi olarak yerleşmiştir.

✓ Bu yazı Zero-Fabrication kontrolünden geçirilmiştir: CMK m.250-251 referansları mevzuat.gov.tr üzerinden; Yargıtay HGK içtihatları karararama.yargitay.gov.tr üzerinden doğrulanmıştır; reklam yasağına aykırı vaat içermez.

⚖️ Ücretsiz Ön Görüşme

Hukukçular Evi — Ankara

📞 Hemen Ara💬 WhatsApp ile Yaz

Bu konuda hukuki destek almak için

📞 Ara: +905546483715💬 WhatsApp’tan yaz

Post by Av. Fatma Öztürk