Terör eylemleri veya terörle mücadele kapsamında yürütülen faaliyetler nedeniyle maddî zarara uğrayanlar, dava açmadan önce idari bir yola başvurabilir: 5233 sayılı Terör ve Terörle Mücadeleden Doğan Zararların Karşılanması Hakkında Kanun. Bu Kanun, zararların kusur aranmaksızın, sosyal risk ilkesine dayalı olarak ve valilik bünyesindeki Zarar Tespit Komisyonları eliyle sulh yoluyla karşılanmasını öngörür. Bu rehberde kapsamı, başvuru usulünü, süreleri ve süre kuralına ilişkin güncel Anayasa Mahkemesi gelişmesini açıklıyoruz.
Kanunun Mantığı: Sosyal Risk ve Kusursuz Sorumluluk
Klasik idari sorumluluk, hizmet kusuruna dayanır: idarenin bir hizmeti hiç işletmemesi, geç işletmesi veya kötü işletmesi aranır. 5233 sayılı Kanun ise farklı bir temele oturur. Kanunun gerekçesinde, idarenin önlemekle yükümlü olduğu hâlde önleyemediği bazı zararların nedensellik bağı ve kusur koşulu aranmadan, objektif sorumluluk (sosyal risk) anlayışıyla karşılanması gerektiği belirtilmiştir.
Pratik sonucu şudur: başvurucunun, idarenin kusurlu olduğunu ispat etmesi gerekmez. İspatlanması gereken, zararın Kanun kapsamındaki bir olaydan doğduğu ve miktarıdır.
Kapsam: Hangi Zararlar Karşılanır?
Kanun m.7 uyarınca sulh yoluyla karşılanabilecek zararlar:
- (a) Hayvanlara, ağaçlara, ürünlere ve diğer taşınır ve taşınmazlara verilen her türlü zararlar,
- (b) Yaralanma, engelli hâle gelme ve ölüm hâllerinde uğranılan zararlar ile tedavi ve cenaze giderleri,
- (c) Terörle mücadele kapsamında yürütülen faaliyetler nedeniyle kişilerin mal varlıklarına ulaşamamalarından kaynaklanan maddî zararlar.
Üçüncü grup, özellikle güvenlik gerekçesiyle bölgeye erişimin kapatılması nedeniyle arazisini ekemeyen, hayvanını otlatamayan veya işletmesini çalıştıramayan kişiler bakımından önem taşır.
Kapsam dışı kalanlar: Kişinin kendi kastı veya kusuru sonucu oluşan zararlar bu Kanun kapsamında karşılanmaz. Yargı kararlarında, terör eylemine katılma ya da örgüt içi hesaplaşma sonucu doğan zararların Kanun kapsamı dışında olduğu kabul edilmiştir. Ayrıca Kanun maddî zararları düzenler; manevi tazminat bu Kanun kapsamında sayılan kalemler arasında değildir.
Başvuru: Nereye, Ne Zaman?
Başvuru, zararın gerçekleştiği veya zarar konusu olayın meydana geldiği il valiliğine yapılır. İlgili valilik dışında diğer valiliklere, kaymakamlıklara, Türkiye Cumhuriyeti dış temsilciliklerine veya diğer kamu kurum ve kuruluşlarına yapılan başvurular ilgili valiliğe gönderilir.
Kanun m.6’daki süreler şunlardır:
- Zarar konusu olayın öğrenilmesinden itibaren altmış gün,
- Her hâlde olayın meydana gelmesinden itibaren bir yıl.
Yaralanma ve engelli hâle gelme durumlarında, yaralının hastaneye kabulünden hastaneden çıkışına kadar geçen süre, başvuru süresinin hesabında dikkate alınmaz.
Güncel gelişme — süre kuralı iptal edildi: Anayasa Mahkemesi, 5233 sayılı Kanun’un 6. maddesindeki bu süre kuralını incelemiş; ilgililerin 5233 sayılı Kanun’daki altmış gün ve bir yıllık sürelere göre mi, yoksa 2577 sayılı Kanun’daki sürelere göre mi talepte bulunmaları gerektiği konusunda kuralın öngörülebilir olmadığı ve kanunilik şartını taşımadığı sonucuna vararak iptaline karar vermiştir. İptal kararlarının yürürlüğe gireceği tarih Mahkemece ayrıca belirlenebildiğinden, başvuru yapmadan önce Resmî Gazete’deki güncel duruma bakılmalıdır. Bu belirsizlik ortadan kalkana kadar en güvenli tutum, süreyi en kısa ihtimale göre hesaplayıp erken başvurmaktır.
Terör kaynaklı zarar başvurunuz reddedildi mi?
Süreler ve zarar kalemlerinin somutlaştırılması belirleyicidir.
Zarar Tespit Komisyonu ve Sulhname
- İnceleme: Komisyon; zarar görenin beyanı ile adlî, idarî ve askerî mercilerdeki bilgi ve belgeleri, olayın oluş şeklini de göz önünde tutarak değerlendirir.
- Süre: Komisyon, her başvuruyla ilgili çalışmalarını başvuru tarihinden itibaren altı ay içinde tamamlamak zorundadır.
- Sulhname tasarısı: Sulh yoluyla karşılanacak safi miktar belirlendikten sonra hazırlanan tasarı, davet yazısıyla birlikte hak sahibine tebliğ edilir.
- Kabul: Hak sahibi veya yetkili temsilcisi tasarıyı kabul ederse, tasarı kendisi ve komisyon başkanı tarafından imzalanır.
- Kabul edilmeme: Tasarının kabul edilmemesi veya kabul edilmemiş sayılması hâlinde uyuşmazlık tutanağı düzenlenir ve birer örneği ilgiliye tebliğ edilerek Bakanlığa gönderilir.
- Kapsam dışı tespiti: Başvuranın Kanun kapsamına giren bir zararının bulunmadığı tespit edilirse, buna ilişkin karar tutanağı düzenlenerek ilgiliye tebliğ edilir.
İdari Yargı Yolu
Uyuşmazlık tutanağı veya kapsam dışı kararının tebliği üzerine idari yargıda dava açılabilir. Burada iki teknik nokta belirleyicidir:
- Sürelerin durması: Dava açma süresi içinde yapılan başvuru, nihaî işlem sonucunun ilgiliye tebliğine kadar genel hükümlere göre dava açma sürelerini durdurur.
- Kısmî sulh: Sulhname imzalanan kısım bakımından anlaşma sağlanmış sayılır; kabul edilmeyen kalemler için dava açma hakkı saklıdır. Bu nedenle sulhname imzalanırken hangi kalemleri kapsadığı dikkatle okunmalıdır.
Dava dilekçesinde zarar kalemlerinin (taşınmaz, ürün, hayvan, tedavi gideri, iş göremezlik) ayrı ayrı ve belgeye dayalı olarak somutlaştırılması, bilirkişi incelemesinin verimli yürümesini sağlar.
Sulhname tasarısı zararınızı karşılamıyor mu?
İmzalamadan önce kapsamını ve sonuçlarını değerlendirelim.
Sıkça Sorulan Sorular
5233 sayılı Kanun hangi zararları kapsar?
Kanun m.7’ye göre sulh yoluyla karşılanabilecek zararlar üç gruptur: hayvanlara, ağaçlara, ürünlere ve diğer taşınır ve taşınmazlara verilen her türlü zararlar; yaralanma, engelli hâle gelme ve ölüm hâllerinde uğranılan zararlar ile tedavi ve cenaze giderleri; terörle mücadele kapsamında yürütülen faaliyetler nedeniyle kişilerin mal varlıklarına ulaşamamalarından kaynaklanan maddî zararlar.
Manevi tazminat bu Kanun kapsamında istenebilir mi?
Kanun maddî zararların karşılanmasını düzenler; manevi zararlar bu Kanun kapsamında sulh yoluyla karşılanan kalemler arasında sayılmamıştır. Manevi tazminat talepleri, koşulları varsa genel hükümlere göre idari yargıda tam yargı davası çerçevesinde ayrıca değerlendirilir.
Başvuru nereye ve ne kadar sürede yapılır?
Zararın gerçekleştiği veya olayın meydana geldiği il valiliğine başvurulur. Kanun m.6 uyarınca süre, olayın öğrenilmesinden itibaren altmış gün ve her hâlde olayın meydana gelmesinden itibaren bir yıldır. Diğer valiliklere, kaymakamlıklara, dış temsilciliklere veya diğer kamu kurumlarına yapılan başvurular ilgili valiliğe gönderilir.
Bu süre kuralı hâlâ geçerli mi?
Bu noktada önemli bir gelişme var: Anayasa Mahkemesi, 5233 sayılı Kanun’un 6. maddesindeki başvuru süresine ilişkin kuralı öngörülebilir olmadığı ve kanunilik şartını taşımadığı gerekçesiyle Anayasa’ya aykırı bularak iptal etmiştir. İptal kararlarının yürürlük tarihi Mahkemece ayrıca belirlenebildiğinden, başvuru öncesinde Resmî Gazete’deki güncel durumun kontrol edilmesi gerekir.
Komisyon ne kadar sürede karar verir?
Zarar Tespit Komisyonu, her başvuruyla ilgili çalışmalarını başvuru tarihinden itibaren altı ay içinde tamamlamak zorundadır. Uygulamada bu sürenin uzatılabildiği hâller olmuştur; sürenin aşılması hâlinde idari yargı yoluna başvurulabilir.
Sulhname tasarısını kabul etmezsem ne olur?
Komisyon, tasarının kabul edilmemesi veya kabul edilmemiş sayılması hâlinde bir uyuşmazlık tutanağı düzenleyerek ilgiliye tebliğ eder. Bu tutanak üzerine idari yargıda dava açma yolu açılır. Sulhname imzalanan kısım bakımından ise anlaşma sağlanmış sayılır; kabul edilmeyen kısım için dava açılabilir.
Terör eylemine katılanlar da başvurabilir mi?
Hayır. Kanun, kişilerin kendi kastı veya kusuru sonucu oluşan zararları kapsam dışında bırakır; yargı kararlarında da terör eylemine katılma ya da örgüt içi hesaplaşma sonucu doğan zararların bu Kanun kapsamında karşılanamayacağı kabul edilmiştir.
📚 İlgili Rehberler
Bu rehber genel bilgilendirme amaçlıdır ve hukuki danışmanlık yerine geçmez. Süre kuralı hakkındaki Anayasa Mahkemesi kararı nedeniyle güncel durumun teyidi gerektiğinden, başvuru öncesinde Hukukçular Evi Ankara ile iletişime geçin.


