Mirasçılardan Biri Terekeyi Yönetiyor, Masraf Yapıyor — Hesap Verecek mi?
25 Temmuz 2026

Mirasçılardan Biri Terekeyi Yönetiyor, Masraf Yapıyor — Hesap Verecek mi?

Ne yaşandı?

Bir mirasçı, ortak terekeyi fiilen yönetmeye başlar: kira toplar, masraf yapar, malları idare eder. Diğer mirasçılar ise sürecin dışında kalır; ne kadar gelir elde edildiğini, nereye harcandığını bilemez. Zamanla güvensizlik ve anlaşmazlık doğar. Rehber, hesap verme yükümlülüğünün kapsamını, masrafların iadesini ve talep yollarını ele alıyor.

Terekeyi yöneten mirasçıdan hesap mı istiyorsunuz?

Talep edebileceklerinizi ve doğru yolu birlikte belirleyelim. Hukukçular Evi uzman avukat kadrosuyla yanınızda.

📞 Hemen Arayın💬 WhatsApp

Diğer mirasçılar, terekeyi yöneten mirasçının kendilerine hesap verip vermeyeceğini araştırır.

Bu durumda ne yapmalısınız?

  • Elbirliği ilkesini hatırlayın: Tereke, mirasçılara elbirliği hâlinde aittir; kural olarak terekeye ilişkin işlemler birlikte yapılır ve hiçbir mirasçı tek başına serbestçe tasarrufta bulunamaz.
  • Hesap verme yükümlülüğünü bilin: Terekeyi fiilen yöneten ve gelir tahsil eden mirasçı, elde ettiği gelir ve yaptığı masraflar bakımından diğer mirasçılara hesap vermekle yükümlü tutulabilir.
  • Kayıt ve belge isteyin: Yöneten mirasçıdan gelir-gider kayıtlarını, belgeleri ve hesap dökümünü talep edebilirsiniz.
  • Temsilci atanmasını değerlendirin: Anlaşmazlık sürüyorsa, terekeye bir temsilci atanması yoluyla yönetimin tarafsızlaştırılması gündeme gelebilir.
  • Avukata danışın: Hesap talebi ve terekenin yönetimi için profesyonel destek alın.

Tereke mirasçılara elbirliği hâlinde aittir; terekeyi fiilen yöneten mirasçı, elde ettiği gelir ve yaptığı masraflar için diğerlerine hesap vermekle yükümlü tutulabilir. Kayıt ve hesap dökümü isteme hakkınız vardır. Anlaşmazlıkta temsilci atanması ve uzman desteği yararlı olur.

Hukuki nitelendirme: bu ilişki neyin adı?

Mirasçılardan biri, kimse görevlendirmediği hâlde terekeyi fiilen yönetiyorsa ortada isimsiz bir durum yoktur. Bu ilişki hukuken vekâletsiz iş görme olarak nitelendirilir ve 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu’nun 526. maddesi ve devamında düzenlenmiştir.

İşi görenin yükümlülükleri

TBK m. 526 uyarınca vekâleti olmaksızın başkasının hesabına iş gören, o işi sahibinin menfaatine ve varsayılan iradesine uygun olarak görmek zorundadır. Bu yükümlülük somut sonuçlar doğurur:

  • İşi gerekli özenle yapmak,
  • İşin gidişatı hakkında ilk fırsatta bilgi vermek,
  • İş sahibinin durumdan haberdar olması mümkün olduğunda onun talimatını beklemek,
  • Elde edilen kazanç ve şeyleri iş sahibine devretmek,
  • Hesap vermek.

İş gören kusurundan sorumludur; ancak işi acil bir tehlikeyi önlemek için yapmışsa sorumluluğu hafifletilebilir. Diğer mirasçılar yapılan işi onaylarsa, ilişkiye vekâlet hükümleri uygulanır ve yönetici mirasçının yükümlülükleri bir vekilin yükümlülüklerine dönüşür.

Vekâletname varsa

Mirasbırakan sağlığında bir mirasçıya vekâlet vermişse, ölümle bu vekâlet kural olarak sona erer. Ölümden önceki dönem bakımından ise vekilin hesap verme ve aldıklarını iade borcu devam eder ve bu borç mirasçılara karşı ileri sürülebilir. Yargıtay uygulamasında vekilin aldıklarını iade borcu bir “yapma borcu” değil “verme borcu” olarak nitelendirilir: vekil, işi başarıyla yerine getirememiş ve kendisine bir özen eksikliği yüklenemese dahi, fiilen aldığı ve elinde bulunan şeyleri iade etmekle yükümlüdür.

Neyin hesabı verilir?

Hesap verme soyut bir dürüstlük çağrısı değildir; kalem kalem belirlenebilir bir içeriği vardır.

Gelir tarafı

Terekeden elde edilen her şey terekeye aittir: kira gelirleri, tarımsal ürün ve satış bedeli, faiz ve temettü, işletme kârı, tahsil edilen alacaklar, sigorta ödemeleri. TMK m. 640/1 uyarınca ortaklık terekedeki bütün hak ve borçları kapsadığından, ölümden sonra doğan gelirler de ortaklığa girer. Yöneten mirasçı bunları kendi malvarlığına katamaz; payına düşeni ancak paylaşmada alır.

Gider tarafı

Buna karşılık yöneten mirasçı, iş sahibinin yararına yaptığı zorunlu ve yararlı giderlerin tazminini isteyebilir. Bu kapsamda tipik olarak şunlar yer alır: emlak vergisi ve sigorta primleri, zorunlu bakım ve onarım, tohum, gübre, sulama, işçilik, tereke borçlarının ödenmesi, dava ve icra masrafları. Lüks giderler, yani malın korunması veya değerinin sürdürülmesi için gerekli olmayan harcamalar kural olarak bu kapsamda değildir.

Sonuç: paylaşılan net gelirdir

Bu iki kalem karşılaştırıldığında paylaşıma konu olan brüt gelir değil, giderler düşüldükten sonra kalan net gelirdir. Bu nedenle yöneten mirasçının belge saklaması kendi lehinedir: fatura, dekont, bordro ve sözleşmeler olmadan gider iddiası ispatlanamaz. Aynı şekilde diğer mirasçıların da kira sözleşmesi, banka hareketi ve ürün satış kayıtları gibi delilleri toplaması gerekir.

Emek karşılığı ücret istenebilir mi?

Kendiliğinden yönetime başlayan mirasçı bakımından kural olarak bir ücret hakkı doğmaz; talep edilebilecek olan yapılan giderlerdir. Buna karşılık mahkemece atanmış bir tereke temsilcisi veya TMK m. 592 uyarınca terekeyi yönetmekle görevlendirilen kimse için sulh hâkimi, istemi hâlinde terekeden karşılanmak üzere uygun bir ücret ödenmesine karar verir. Yönetimin uzun süreceği ve emek yoğun olduğu dosyalarda, kendiliğinden yönetmek yerine temsilci atanmasını istemek bu yüzden daha korunaklı bir yoldur.

Yönetmenin iki gizli riski

1. Yetkisiz işlemler geçersizdir

TMK m. 640/2 uyarınca mirasçılar terekeye ait bütün haklar üzerinde birlikte tasarruf ederler. Yöneten mirasçının tek başına yaptığı satış, temlik, ibra veya rehin işlemleri diğer mirasçıları bağlamaz. Kira sözleşmesi yapmak da elbirliği mülkiyetinde tek başına yapılabilecek bir işlem değildir. Bu nedenle iyi niyetle atılan adımlar bile sonradan geçersizlik tartışmasına dönüşebilir; yönetimi sürdürecek mirasçının ya diğerlerinden yazılı yetki alması ya da temsilci atanmasını istemesi gerekir.

2. Mirası ret hakkı kaybedilebilir

Bu risk çok daha ağırdır ve terekenin borca batık olduğu dosyalarda telafisi yoktur. TMK m. 606 uyarınca mirasın reddi için üç aylık hak düşürücü süre vardır. TMK m. 610 uyarınca ise tereke mallarını gizleyen veya kendisine mal eden, terekenin işlerine karışan ve terekenin olağan yönetimi dışında işler yapan mirasçı mirası reddedemez.

Buradaki ayrım kritiktir: terekenin olağan yönetimi niteliğindeki işler (zorunlu bakım, sigorta primi ödeme, mevcut kiranın tahsili gibi) ret hakkını düşürmez. Buna karşılık malı kendine mal etmek, satmak, üzerinde tasarrufta bulunmak ret hakkını ortadan kaldırır. Terekenin borç durumu netleşmeden, üç aylık süre içinde olağan yönetim sınırını aşan işlemlerden kaçınmak gerekir.

Uyuşmazlıkta hangi yol izlenir?

Önce belge ve hesap talebi

Diğer mirasçılar, yönetimi üstlenen mirasçıdan yazılı olarak hesap ve belge talep edebilir. Bu talebin yazılı yapılması hem sonraki davada delil oluşturur hem de zamanaşımı ve ecrimisil tartışmalarında tarih sabitler.

Tereke temsilcisi veya resmî yönetim

Yönetim şeffaf değilse TMK m. 640/3 uyarınca sulh hukuk mahkemesinden tereke temsilcisi atanması istenebilir; tek bir mirasçının başvurusu yeterlidir. Mirasçılar arasında ağır bir ihtilaf varsa veya terekenin korunması acil önlem gerektiriyorsa TMK m. 592-593 uyarınca terekenin resmen yönetilmesi gündeme gelir. Bu hâlde terekeyi yöneten kimse, resmen yönetme sebeplerinin ortadan kalkmasına ya da paylaştırmaya kadar terekeyi iyi bir yönetici gibi özenle yönetmekle yükümlüdür.

Alacak ve ecrimisil

Hesap verilmez veya gelirler paylaşılmazsa, mirasçılar payları oranında alacak talebinde bulunabilir. Yöneten mirasçı ayrıca ortak malı payını aşan ölçüde kullanıyorsa ecrimisil (haksız işgal tazminatı) gündeme gelir; ancak Yargıtay uygulamasında paydaşlar arasında ecrimisil istenebilmesi için kural olarak intifadan men koşulunun gerçekleşmiş olması aranır.

Kalıcı çözüm

Yönetim uyuşmazlıkları çoğu zaman ortaklığın kendisinden kaynaklanır. TMK m. 644 uyarınca elbirliği mülkiyetini paylı mülkiyete çevirmek, TMK m. 676 uyarınca yazılı paylaşma sözleşmesi yapmak veya TMK m. 642 uyarınca paylaşma davası açmak, hesap tartışmasını kökten bitiren yollardır.

Benzer bir durumla mı karşı karşıyasınız? Durumunuzu gizlilik içinde değerlendirip size özel bir yol haritası çıkarmamız için bizimle iletişime geçin.

Hesabın içeriği: paylaşılan, giderler düşüldükten sonraki NET gelirdir
Gelir Tarafı (terekeye ait)Gider Tarafı (tazmini istenebilir)
Kira gelirleriEmlak vergisi, sigorta primleri
Tarımsal ürün/satış bedeli, faiz, temettüZorunlu bakım ve onarım
İşletme kârı, tahsil edilen alacaklarTereke borçlarının ödenmesi, dava/icra masrafı
Sigorta ödemeleri(Lüks giderler bu kapsamda DEĞİL)
Yönetmenin iki gizli riski
RiskSonuçDayanak
Yetkisiz tek başına işlem (satış, temlik, ibra, rehin, kira sözleşmesi)Diğer mirasçıları BAĞLAMAZ, geçersizlik tartışması doğarTMK 640/2
Olağan yönetim dışına çıkmak (malı kendine mal etmek, satmak)Mirası REDDETME HAKKI kaybedilirTMK 610
Olağan yönetim işleri (zorunlu bakım, sigorta, mevcut kira tahsili)Ret hakkını DÜŞÜRMEZTMK 610
Uyuşmazlıkta izlenecek yol
AdımNe SağlarDayanak
1. Yazılı belge/hesap talebiDelil oluşturur, tarih sabitler
2. Tereke temsilcisi istemiTek mirasçının başvurusu yeterliTMK 640/3
3. Resmî yönetim istemiAğır ihtilaf/acil koruma hâlindeTMK 592-593
4. Alacak ve ecrimisil talebiHesap verilmez/paylaşılmazsa; intifadan men şartı aranır
5. Kalıcı çözüm: paylı mülkiyete çevirme / paylaşma davasıYönetim tartışmasını kökten bitirirTMK 644, 642, 676

Hukuki Nitelendirme: Bu İlişki Neyin Adı?

Terekeyi fiilen yöneten mirasçı ile diğerleri arasındaki ilişkinin hukuki niteliği, hesap verme yükümlülüğünün kapsamını belirler.

NitelendirmeNe zamanSonuç
Vekâletsiz iş görmeYetki verilmeden yönetiyorsaTBK m.526 vd.
VekâletDiğerleri yetki vermişseTBK m.502 vd.
Miras ortaklığı yükümlülüğüHer hâldeTMK m.646/3
Haksız zilyetlikMalı sahiplenmişseTMK m.995 vd.

Üçüncü satır her durumda uygulanır ve hesap verme yükümlülüğünün temelidir. TMK m.646/3: tereke mallarına zilyet olan veya mirasbırakana borçlu bulunan mirasçılar, paylaşma sırasında bu konuda eksiksiz bilgi vermekle yükümlüdürler.

Birinci satır ise yönetici mirasçıyı korur: vekâletsiz iş gören, yaptığı zorunlu ve faydalı masrafları isteyebilir. Yönetim kendisine yük olmaz.

Dördüncü satır ise ağır rejimdir: mirasçı malı kendine mal etmiş ve diğerlerini dışlamışsa iyiniyetli sayılmaz; elde ettiği ürünleri ve kullanım karşılığını da iade eder.

Neyin Hesabı Verilir?

KalemYönetici lehineYönetici aleyhine
Kira ve semerelerTerekeye dâhil edilir
Zorunlu giderlerTalep edilebilir
Faydalı giderlerKural olarak talep edilebilir
Vergi, aidat, sigortaMahsup edilir
Tek başına kullanımEcrimisil doğabilir
İhmalden doğan zararSorumluluk doğar
Yönetim emeğiKural olarak istenemez

Birinci ve beşinci satırlar birlikte değerlendirilmelidir: taşınmazı kiraya vermişse kira terekeye aittir; kendisi oturuyorsa ecrimisil borcu doğabilir.

İkinci, üçüncü ve dördüncü satırlar ise dengeyi kurar: ödediği emlak vergisi, aidat, DASK primi ve zorunlu onarım giderleri bu borçtan mahsup edilir.

Bu nedenle hesaplaşma iki yönlüdür: yönetici mirasçının hem alacağı hem borcu vardır ve netleştirme yapılır.

Yedinci satır ise sıkça sorulan bir noktadır: yönetim için harcanan emek, kural olarak ayrı bir ücret talebi doğurmaz. Ancak TMK m.641/2 şartları varsa (birlikte yaşama ve emeği aileye özgüleme) ayrı bir tazminat gündeme gelebilir.

Yönetmenin İki Gizli Riski

RiskİçerikDayanak
Ret hakkının düşmesiRet süresi içinde sahiplenmeTMK m.610/2
Ecrimisil borcuTek başına kullanımTMK m.995 vd.

Birinci risk borçlu terekelerde ağır sonuç doğurur: iyi niyetle terekeyi yöneten mirasçı, farkında olmadan mirası kabul etmiş sayılabilir ve tüm tereke borçlarından kendi malvarlığıyla sorumlu hâle gelir.

TMK m.610/2: ret süresi sona ermeden mirasçı olarak tereke işlemlerine karışan, terekenin olağan yönetimi niteliğinde olmayan veya mirasbırakanın işlerinin yürütülmesi için gerekli olanın dışında işler yapan mirasçı mirası reddedemez.

Buradaki ölçüt “olağan yönetim”dir: zorunlu giderlerin ödenmesi ve malın korunması olağan yönetimdir; kira gelirini kişisel olarak kullanmak değildir.

İkinci risk ise her terekede vardır: taşınmazda oturan mirasçı, diğerlerinin payı oranında kullanım bedeli borçlu olabilir. Ödediği giderler mahsup edilse dahi net bir borç kalabilir.

Uyuşmazlıkta İzlenecek Sıra

#AdımDayanak
1Bilgi ve belge talebinde bulununTMK m.646/3
2Terekenin tespitini isteyinTMK m.589
3Kira ve gelir kayıtlarını çıkartınMüzekkere
4Ecrimisil ihtarı çekinTMK m.995 vd.
5Anlaşma yoksa temsilci isteyinTMK m.640/3
6Paylaşma veya alacak davası açınTMK m.642

Beşinci adım, uyuşmazlığın yapısal çözümüdür: tereke temsilcisi atandığında yönetim mirasçının elinden çıkar ve tarafsız biçimde yürütülür.

Bu, hem gelirlerin düzenli tahsilini sağlar hem de sonraki hesaplaşmayı kolaylaştırır. Talep mirasçılardan yalnızca biri tarafından yapılabilir.

Dördüncü adım ise ekonomik baskı oluşturur: ecrimisil talebi, taşınmazı tek başına kullanmanın maliyetini ortaya koyar ve çoğu zaman tarafları masaya döndürür.

Birinci adımda ise yazılı talep önemlidir: bilgi verme yükümlülüğünün ihlal edildiğinin belgelenmesi, sonraki davada dayanak oluşturur.

Hesap Verme Talebinde Neler İstenmeli?

BelgeNe gösterir
Kira sözleşmeleriGelir tutarı ve dönemi
Banka hesap hareketleriTahsilat ve ödemeler
Vergi ve aidat makbuzlarıYapılan giderler
Onarım fatura ve sözleşmeleriZorunlu ve faydalı giderler
Abonelik kayıtlarıKimin kullandığı
Kiracı beyanıKiranın kime ödendiği

Altıncı satır en somut delildir ve çoğu dosyada belirleyici olur: kiracı, kirayı kime ve ne kadar ödediğini beyan eder. Bu beyan, yönetici mirasçının bildirdiği tutarla karşılaştırılır.

Belgeler verilmiyorsa terekenin tespiti talebiyle mahkeme üzerinden istenebilir. TMK m.589, hâkime tereke için gerekli olan bütün önlemleri alma yetkisi verir.

İkinci satır ise en kapsamlı kaynaktır: banka hareketleri hem gelirleri hem giderleri tek bir dökümde gösterir ve iki yönlü hesaplaşmanın temelini oluşturur.

Yönetici Mirasçı Kendini Nasıl Korur?

#ÖnlemNeden
1Tereke için ayrı hesap açınParalar karışmasın
2Tüm makbuzları saklayınMahsup için gerekli
3Diğerlerine düzenli bilgi verinTMK m.646/3
4Önemli kararları yazılı onaya bağlayınSorumluluk paylaşılır
5Ret süresi işliyorsa dikkatli olunTMK m.610/2
6Gerekirse temsilci atanmasını isteyinYükü devreder

Altıncı satır çoğu zaman düşünülmez ama yönetici mirasçı için en rahatlatıcı yoldur: temsilci atanmasını kendisi de isteyebilir. Böylece hem yönetim yükünden hem hesap verme baskısından kurtulur.

Dördüncü satır ise ihtilafı baştan azaltır: büyük onarım, kiracı değişikliği gibi kararlarda diğer mirasçıların yazılı onayının alınması, sonradan “bize sormadın” itirazını ortadan kaldırır.

Beşinci satır borçlu terekelerde hayatidir: ret süresi içinde yapılan işlemler yalnızca olağan yönetim niteliğinde olmalıdır. Aksi hâlde ret hakkı düşer.

Hesaplaşma Ne Zaman Yapılır?

AşamaHesaplaşma
Yönetim sürerkenAra bilgi ve belge talebi
Temsilci atanıncaDevir sırasında hesap verilir
Taksim sözleşmesindeMahsuplar yazılır
Paylaşma davasındaHesap davanın içinde görülür
Bağımsız alacak davasıYalnız bu kalem tartışmalıysa

Dördüncü satır en yaygın yoldur: yönetim hesabı çoğu zaman ayrı bir dava değil, paylaşma davasının içinde görülür ve paylar buna göre belirlenir.

Üçüncü satır ise en hızlı çözümdür: mirasçılar anlaşabiliyorsa, ödenen giderler ve doğan ecrimisil taksim sözleşmesinde mahsup edilerek hesap kapatılır.

Beşinci satır ise yalnızca hesap kalemi tartışmalıysa tercih edilir; bu durumda talep terekeye veya doğrudan yönetici mirasçıya yöneltilir.

Tereke Temsilcisi Atandığında Ne Değişir?

KonuTemsilci öncesiTemsilci sonrası
YönetimFiilen bir mirasçıdaMahkemece atanan kişide
Hesap vermeDiğer mirasçılaraMahkemeye ve mirasçılara
Gelir tahsiliTartışmalıTemsilci eliyle
Gider ödemesiKişisel riskleTerekeden
EcrimisilDoğmaya devam ederKullanım sona ererse durur

Beşinci satır yönetici mirasçı için önemlidir: taşınmazı kullanmayı sürdürdüğü sürece ecrimisil borcu işlemeye devam eder. Temsilci atanması tek başına bu borcu durdurmaz.

İkinci satır ise şeffaflık sağlar: temsilci mahkemeye karşı sorumludur ve yönetimi denetlenebilir hâle gelir. Bu, mirasçılar arası güvensizliği azaltır.

Dördüncü satır yönetici mirasçıyı korur: giderler artık kişisel cebinden değil terekeden karşılanır ve sonradan mahsup tartışması doğmaz.

Sıkça Sorulan Sorular

Terekeyi yöneten mirasçı hesap vermek zorunda mı?

Evet. Bu ilişki TBK m. 526 ve devamındaki vekâletsiz iş görme hükümlerine tabidir. İşi gören; özenle hareket etmek, bilgi vermek, elde ettiklerini devretmek ve hesap vermekle yükümlüdür.

Yaptığı masrafları geri alabilir mi?

Evet. Vekâletsiz iş gören, iş sahibinin yararına yaptığı zorunlu ve yararlı giderlerin tazminini isteyebilir. Emlak vergisi, sigorta, zorunlu bakım-onarım, tohum ve işçilik gibi kalemler bu kapsamdadır; lüks giderler kural olarak istenemez.

Kira gelirini kendisi alabilir mi?

Hayır. TMK m. 640/1 uyarınca ortaklık terekedeki bütün hak ve borçları kapsar; ölümden sonra doğan gelirler de terekeye aittir. Yöneten mirasçı bunları kendi malvarlığına katamaz, payına düşeni paylaşmada alır.

Paylaşılacak olan brüt gelir mi, net gelir mi?

Kural olarak net gelirdir. Elde edilen gelirden zorunlu ve yararlı giderler düşüldükten sonra kalan tutar mirasçılara payları oranında dağıtılır. Bu nedenle gider iddiasını ispatlayacak belgelerin saklanması gerekir.

Yönetim karşılığında ücret isteyebilir mi?

Kendiliğinden yönetime başlayan mirasçı bakımından kural olarak ücret hakkı doğmaz; istenebilecek olan yapılan giderlerdir. Mahkemece atanmış temsilci veya terekeyi yönetmekle görevlendirilen kimse için ise sulh hâkimi, istemi hâlinde terekeden uygun bir ücret ödenmesine karar verir.

Tek başına yaptığı satış geçerli mi?

Hayır. TMK m. 640/2 uyarınca mirasçılar terekeye ait bütün haklar üzerinde birlikte tasarruf ederler. Bir mirasçının tek başına yaptığı satış, temlik veya rehin işlemi diğer mirasçıları bağlamaz.

Terekeyi yönetmek mirası reddetme hakkımı düşürür mü?

Duruma göre. TMK m. 610 uyarınca tereke mallarını gizleyen veya kendisine mal eden, terekenin olağan yönetimi dışında işler yapan mirasçı mirası reddedemez. Zorunlu bakım veya sigorta primi ödeme gibi olağan yönetim işleri ret hakkını düşürmez.

Hesap vermezse ne yapılabilir?

Önce yazılı olarak hesap ve belge talep edilir. Sonuç alınamazsa payları oranında alacak davası açılabilir; ayrıca TMK m. 640/3 uyarınca tereke temsilcisi atanması veya koşulları varsa TMK m. 592-593 uyarınca terekenin resmen yönetilmesi istenebilir.

Bu sayfadaki anlatım, Türkiye’de sıkça yaşanan durumlardan yola çıkılarak hazırlanmış temsilî bir senaryodur; gerçek kişilere ait kimlik bilgisi içermez. Bilgiler genel bilgilendirme amaçlıdır ve hukuki danışmanlık yerine geçmez. Her olay kendine özgüdür.

Bu konuda avukat desteğine mi ihtiyacınız var?

Durumunuzu Hukukçular Evi uzman kadrosuyla değerlendirin; ilk görüşme için hemen ulaşın.

📞 Hemen Arayın
💬 WhatsApp

Dosyanız için değerlendirme

Süreler kısadır ve usul hataları geri alınamaz. Belgelerinizi birlikte inceleyelim.

İletişime Geçin

Bu içerik Miras Hukuku alanındadır.

Miras Hukuku Rehberi  ·  Bu alandaki tüm rehberler  ·  Tüm hukuk dalları

Yöneten mirasçı taşınmazı kiraya verebilir mi?

Kiraya verme tasarruf niteliğindedir ve birlikte karar gerektirir. Tek başına yapılan sözleşmeler bakımından sorun doğar.

Hangi masraflar zorunlu sayılır?

Vergi, sigorta, zorunlu onarım ve koruma giderleri zorunlu masraf sayılır. Lüks ve iyileştirme giderleri ayrı değerlendirilir.

Masraf belgeleri saklanmalı mı?

Evet. Fatura ve dekontlar olmadan yapılan harcamaların ispatı çok güçleşir ve rücu talebi sonuçsuz kalabilir.

Yönetimden doğan zarardan sorumlu olur mu?

Özen yükümlülüğüne aykırı davranışla zarar doğmuşsa sorumluluğu gündeme gelir.

Hesap hangi dönemler için istenir?

Ölüm tarihinden itibaren yönetim süresi boyunca hesap istenebilir. Talep, paylaşma sürecinde de ileri sürülür.

Tereke temsilcisi atanırsa yönetim değişir mi?

Evet. Temsilci atandığında terekeyi o yönetir ve mirasçılara hesap verir.

Post by Av. Fatma Öztürk