Kendisinden İstifade Edilememe Nedeniyle İlişik Kesme ve İptal Davası
07 Ağustos 2026

Kendisinden İstifade Edilememe Nedeniyle İlişik Kesme ve İptal Davası

Askerî personelin sözleşmesinin sona erdirilmesinde en sık kullanılan ve en çok dava edilen gerekçe “kendisinden istifade edilememe”dir. İfade geniş ve soyut göründüğü için idareye sınırsız takdir yetkisi tanıdığı sanılır. Oysa kanun bu hâlleri sınırlı sayıda (tahdidi) saymıştır ve her biri belgeye bağlanmak zorundadır. İptal davasının başarısı da tam olarak bu noktada belirlenir.

Kanun Hangi Hâlleri Sayıyor?

18/3/1986 tarihli ve 3269 sayılı Uzman Erbaş Kanununun 12. maddesi, “Görevde başarısız olanlar ve kendilerinden istifade edilemeyeceği anlaşılanlar” başlığını taşır. Madde, istifade edilememe hâllerini parantez içinde tek tek sayar:

  • Atış, spor, eğitim, operasyon ve istihdam edildikleri kadro görev yerlerinde ve davranışlarında askerlik mesleği değerlerini sergilemede, ikazlara rağmen istenen düzeye ulaşamayanlar
  • Aşırı derecede borçlananlardan bu durumu rapor, tutanak ve her türlü belge ile kanıtlananlar
  • Mazeretsiz olarak bir sözleşme yılı içerisinde yedi gün ve daha uzun süre ile göreve gelmeyenler

Madde ayrıca, atandıkları kadro görev yerleriyle ilgili olarak üç ay ve daha uzun süreli bir kurs veya eğitime gönderilenlerden kurs veya eğitimde başarısız olanların da barışta sözleşme sürelerine bakılmaksızın Türk Silahlı Kuvvetleri ile ilişiklerinin kesileceğini, bunların yedekte er kaynağına alınacağını düzenler.

Buradaki en kritik hukuki tespit şudur: sayım tahdidîdir. Parantez içinde gösterilen hâller örnek değil, sınırdır. İdare, bu listede yer almayan bir olguyu “istifade edilememe” olarak nitelendiremez. Dava dilekçesinde ilk sorulacak soru budur: işlem gerekçesindeki olgu, kanunun saydığı hâllerden hangisine karşılık geliyor?

Sözleşmeli Erbaş ve Erlerde Durum

10/3/2011 tarihli ve 6191 sayılı Sözleşmeli Erbaş ve Er Kanunu da intibak edememe ve fesih hâllerini düzenler. Buna göre; ilgili mevzuatında personelin vazife, ödev ve sorumlulukları olarak düzenlenen hususlara riayet etmedikleri rapor, tutanak ve her türlü belge ile sabit olanlar; en az iki disiplin amirinden toplam üç defa veya daha fazla disiplin cezası alanlar; verilecek intibak eğitimlerinden başarısız olduğu sınav notu ile tespit edilenler; ve Kanunda düzenlenen görevde başarısız olma veya kendilerinden istifade edilememe hâlleri bulunanlar intibak edememiş sayılır ve sözleşmeleri feshedilir.

Aynı düzenlemede, fesihe yetkili makam ve disiplin amirlerince; personelin fesihe gerekçe teşkil ettiği değerlendirilen fiillerinin, idari davranış biçimlerinin ve mesleğe devam etmesi hâlinde kamu hizmetinde kendisinden istifade imkânı bulunup bulunmadığı hususlarının ölçülü ve nesnel kriterler nispetinde inceleneceği hükme bağlanmıştır. Bu cümle, iptal davasında ölçülülük denetiminin doğrudan kanuni dayanağıdır; içtihada dayanan bir ilke değil, kanunda yazılı bir yükümlülüktür.

İlişik kesme işlemi tebliğ edildi mi?

Av. Fatma Öztürk — Hukukçular Evi Ankara

📞 Hemen Arayın💬 WhatsApp📋 Ön Değerlendirme

İkaz Şartı: Uygulamanın En Zayıf Halkası

3269 sayılı Kanunun 12. maddesindeki ifadeye dikkat edilmelidir: “ikazlara rağmen istenen düzeye ulaşamayan”. Bu, bir şekil şartıdır. Atış, spor, eğitim, operasyon veya davranış başlıklarında yetersizlik iddiası, personelin önceden ikaz edilmiş olmasını gerektirir.

Uygulamada en sık rastlanan hukuka aykırılık burada ortaya çıkar: idare, personeli hiç ikaz etmeden veya ikazı belgelendirmeden doğrudan ilişik kesme işlemi tesis eder. Dava dosyasına sunulan savunmada ikazın varlığı ispat edilemiyorsa, işlemin sebep unsuru sakatlanır.

İkaz konusunda dosyada aranacaklar şunlardır: ikazın yazılı olup olmadığı, ikazın tebliğ edilip edilmediği, ikaz ile ilişik kesme arasında personelin kendini düzeltmesine imkân verecek makul bir süre bulunup bulunmadığı ve ikazın hangi somut yetersizliğe ilişkin olduğu. Bu dördü de bilgi edinme başvurusuyla veya dava dosyasına savunma ekinde gelen belgeler üzerinden kontrol edilebilir.

İspat Yükü Kimde?

Kanun metni bu konuda açıktır: aşırı derecede borçlanma hâlinde durumun “rapor, tutanak ve her türlü belge ile kanıtlanması” aranmıştır. 6191 sayılı Kanunda da riayetsizliğin “rapor, tutanak ve her türlü belge ile sabit” olması şartı vardır.

İdari yargıda idare, tesis ettiği işlemin sebebini ispatla yükümlüdür. Bu genel ilke, istifade edilememe hâlinde kanun metniyle ayrıca pekiştirilmiştir. Dolayısıyla dosyada şu üç sorunun cevabı aranır:

  • İşlemin dayandığı somut olgu nedir? “Görevde başarısız” gibi soyut bir nitelendirme yeterli değildir.
  • Bu olgu hangi belgeyle kanıtlanmıştır? Rapor, tutanak, sınav notu, sicil kaydı, ödeme emri?
  • Belge usulüne uygun düzenlenmiş midir? Tutanağı kimler düzenlemiş, tarihi nedir, personele tebliğ edilmiş midir?

Yalnızca sıralı amirlerin kanaat beyanına dayanan, belgeyle desteklenmeyen bir işlem, ispat yükü bakımından zayıftır.

Ölçülülük Denetimi

İlişik kesme, askerî personel bakımından mevcut en ağır idari sonuçlardan biridir; meslek hayatını sona erdirir. Bu nedenle idarenin, aynı sonucu doğuracak daha hafif bir tedbirin bulunup bulunmadığını değerlendirmesi gerekir.

Ölçülülük denetiminde tartışılan tipik durumlar şunlardır: tek bir başlıktaki yetersizliğin (örneğin yalnızca atış) tüm meslek hayatını sona erdirmeye yetip yetmediği; personelin geçmiş sicil ve takdir kayıtlarının hiç dikkate alınmayıp alınmadığı; daha hafif bir disiplin tedbiri veya görev yeri değişikliğinin mümkün olup olmadığı; ve yetersizliğin geçici bir nedene (sağlık sorunu, ailevi kriz) dayanıp dayanmadığı.

6191 sayılı Kanundaki “ölçülü ve nesnel kriterler nispetinde incelenir” ifadesi, bu değerlendirmenin idare tarafından işlem tesis edilmeden önce yapılmasını zorunlu kılar. İdarenin dosyasında böyle bir değerlendirmenin izi yoksa, bu başlı başına bir hukuka aykırılık iddiasıdır.

Aşırı Borçlanma İddiasında Özel Durum

Borçlanma gerekçesi, uygulamada sık kullanılan ancak sınırları en çok tartışılan başlıktır. Kanun “aşırı derecede borçlanma” der ve bunun belge ile kanıtlanmasını arar.

Dosyada değerlendirilmesi gereken noktalar: borcun miktarı ve gelire oranı, borcun kaynağının kişisel savurganlık mı yoksa sağlık, konut kredisi, aile zorunluluğu gibi olağan bir sebep mi olduğu, borç nedeniyle göreve fiilen bir olumsuz etkinin doğup doğmadığı ve borcun ödenmiş ya da yapılandırılmış olup olmadığı. Kanun, borç bulunmasını değil aşırı derecede borçlanmayı ve bunun belgeyle sabit olmasını arar; ikisi arasındaki fark davada belirleyicidir.

Yedi Gün Kuralında Süre Hesabı

Mazeretsiz olarak bir sözleşme yılı içinde yedi gün ve daha uzun süre göreve gelmeme hâli, sayısal olduğu için denetlenmesi en kolay başlıktır. Burada üç nokta kontrol edilir: gün sayısının doğru hesaplanıp hesaplanmadığı, sürenin bir sözleşme yılı içinde gerçekleşip gerçekleşmediği ve devamsızlığın mazeretsiz olup olmadığı.

Mazeret unsuru özellikle önemlidir. Rapor, sevk belgesi, tutukluluk, ailevi zorunluluk gibi durumlarda devamsızlık mazeretsiz sayılamaz. Personelin elinde bu belgeler varsa ve idari aşamada sunulmamışsa, dava aşamasında dosyaya girmesi gerekir.

7588 Sayılı Kanunla Gelen Değişiklik

7588 sayılı Kanunun 12. maddesiyle (RG: 11 Temmuz 2026, S. 33307) 3269 sayılı Kanunun 19. maddesi yeniden yazılmıştır. Yeni metne göre; personelde aranacak nitelikler, sözleşmenin yapılması ve feshedilmesi sebepleri, verilecek sicilin şekil ve usulleri ile görevde başarısız olma, intibak edememe ve kendilerinden istifade edilememe hâllerinde yapılacak işlemler, Millî Savunma Bakanlığı ve İçişleri Bakanlığınca müştereken hazırlanan yönetmelikle düzenlenir.

Bunun iki sonucu vardır. Birincisi, söz konusu yönetmelik yayımlandığında usul kuralları netleşecektir; süreç bu yönetmeliğe göre yürütülecektir. İkincisi ve dava bakımından daha önemlisi: yönetmelik hükmüne dayanılarak tesis edilen bir işlemde artık iki katmanlı bir denetim mümkündür. Hem işlemin yönetmeliğe uygunluğu hem de yönetmeliğin kanunun çizdiği çerçeveyi aşıp aşmadığı ayrı ayrı tartışılabilir. Kanunda tahdidî olarak sayılmış bir hâlin yönetmelikle genişletilmesi, hukuka aykırılık iddiasının konusudur.

Görevli ve Yetkili Mahkeme

İlişik kesme işlemi bir idari işlemdir ve iptal davası idare mahkemesinde açılır. Askerî mahkemeler ve Askerî Yüksek İdare Mahkemesi 2017 yılında kaldırılmış olduğundan, bu uyuşmazlıklar genel idari yargı düzeninde görülür.

Yetki bakımından, işlemi tesis eden idarenin bulunduğu yer idare mahkemesi kural olarak yetkilidir; Millî Savunma Bakanlığı merkez teşkilatınca tesis edilen işlemlerde Ankara İdare Mahkemeleri gündeme gelir. Jandarma ve Sahil Güvenlik personeli bakımından yetki, 2577 sayılı Kanunun kamu görevlilerine ilişkin yetki hükümlerine göre belirlenir. Yetkisiz mahkemede açılan dava süre kaybına yol açacağından, dilekçe hazırlanmadan önce bu tespit yapılmalıdır.

Dava açma süresi, işlemin tebliğinden itibaren 2577 sayılı Kanunun 7. maddesindeki genel süredir. Süre, tebliğ tarihinden işler; işlemin öğrenildiği tarih değil, usulüne uygun tebliğ tarihi esastır.

Dosyanızdaki belgeleri birlikte inceleyelim.

Av. Fatma Öztürk — Hukukçular Evi Ankara

📞 Hemen Arayın💬 WhatsApp📋 Ön Değerlendirme

Ne Yapmalısınız?

İlişik kesme işlemi tebliğ edildiğinde sırasıyla şu adımlar izlenir.

Birinci adım — işlem metnini okuyun. İşlemin dayandığı kanun maddesi, somut gerekçe ve başvuru yolu ile süre şerhi metinde yazılıdır. Bu üçü dosyanın iskeletini oluşturur.

İkinci adım — dayanak belgeleri isteyin. Bilgi edinme başvurusuyla ikaz yazıları, tutanaklar, sicil kayıtları, sınav sonuçları ve varsa borç belgeleri talep edilmelidir. İdari aşamada elde edilemezse, dava dilekçesinde bu belgelerin celbi talep edilir.

Üçüncü adım — karşı belgeleri toplayın. Takdirnameler, başarı belgeleri, geçmiş sicil notları, sağlık raporları ve mazerete ilişkin her türlü belge dosyaya girmelidir. İstifade edilememe iddiası bir bütün değerlendirme gerektirdiğinden, personelin lehine olan kayıtlar doğrudan ilgilidir.

Dördüncü adım — süreyi kaçırmayın. Tebliğ tarihini yazılı olarak not edin. Yanlış mercie yapılan başvuru süreyi durdurmaz.

Beşinci adım — parasal hak talebini kurgulayın. İptal kararı, işlemi tesis edildiği andan itibaren hukuk âleminden kaldırır. Bu nedenle yoksun kalınan maaş ve özlük haklarına ilişkin talebin baştan doğru kurulması önem taşır.

Sıkça Sorulan Sorular

Kendisinden istifade edilememe ne demektir?

3269 sayılı Uzman Erbaş Kanununun 12. maddesinde tanımlanan ve sınırlı sayıda sayılan bir ilişik kesme sebebidir. Atış, spor, eğitim, operasyon, kadro görev yeri ve askerlik mesleği değerlerini sergileme başlıklarında ikazlara rağmen istenen düzeye ulaşamama; aşırı derecede borçlanmanın belgeyle kanıtlanması; ve bir sözleşme yılı içinde mazeretsiz yedi gün ve daha uzun süre göreve gelmeme hâllerini kapsar.

İdare bu gerekçeyi istediği gibi kullanabilir mi?

Hayır. Kanun istifade edilememe hâllerini parantez içinde tek tek saymıştır ve bu sayım tahdidîdir. Listede yer almayan bir olgu bu gerekçeyle nitelendirilemez. Ayrıca kanun, durumun rapor, tutanak ve her türlü belge ile kanıtlanmasını aramaktadır.

İkaz yapılmadan ilişiğim kesilebilir mi?

Kanun metninde ikazlara rağmen istenen düzeye ulaşamama ifadesi yer aldığından, atış, spor, eğitim, operasyon ve davranış başlıklarındaki yetersizlik iddiası önceden ikaz edilmiş olmayı gerektirir. İkazın yapılmamış veya belgelendirilmemiş olması, işlemin sebep unsuru bakımından hukuka aykırılık iddiasının en güçlü dayanaklarındandır.

Borcum olduğu için sözleşmem feshedilebilir mi?

Kanun borç bulunmasını değil aşırı derecede borçlanmayı ve bunun rapor, tutanak veya belge ile kanıtlanmasını aramaktadır. Borcun miktarı, gelire oranı, kaynağı, göreve fiilen etkisi ve ödenmiş ya da yapılandırılmış olup olmadığı davada ayrı ayrı değerlendirilir.

Ölçülülük denetimi nedir, dayanağı var mı?

6191 sayılı Kanunda, fesihe yetkili makam ve disiplin amirlerince personelin fiillerinin, idari davranış biçimlerinin ve kamu hizmetinde kendisinden istifade imkânı bulunup bulunmadığının ölçülü ve nesnel kriterler nispetinde inceleneceği açıkça hükme bağlanmıştır. Bu, ölçülülük denetiminin kanuni dayanağıdır.

Hangi mahkemede dava açılır?

İlişik kesme bir idari işlem olduğundan iptal davası idare mahkemesinde açılır. Askerî mahkemeler ve Askerî Yüksek İdare Mahkemesi 2017 yılında kaldırıldığından uyuşmazlık genel idari yargıda görülür. Millî Savunma Bakanlığı merkez teşkilatınca tesis edilen işlemlerde Ankara İdare Mahkemeleri gündeme gelir.

Dava açma süresi ne kadar?

İşlemin usulüne uygun tebliğinden itibaren 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanununun 7. maddesindeki genel süre işler. Süre öğrenme tarihinden değil tebliğ tarihinden başlar; bu nedenle tebliğ tarihinin yazılı olarak kayıt altına alınması önemlidir.

7588 sayılı Kanun bu konuda ne değiştirdi?

7588 sayılı Kanunun 12. maddesiyle 3269 sayılı Kanunun 19. maddesi yeniden yazılmış; sözleşmenin feshedilmesi sebepleri ile görevde başarısız olma, intibak edememe ve kendilerinden istifade edilememe hâllerinde yapılacak işlemler, Millî Savunma Bakanlığı ve İçişleri Bakanlığınca müştereken hazırlanan yönetmeliğe bırakılmıştır. Bu, yönetmelik hükmünün kanuna uygunluğunun da ayrıca tartışılabilmesi sonucunu doğurur.

🔄 Mevzuat kontrolü: Bu sayfadaki kanun maddeleri ve süreler 07.08.2026 tarihinde yürürlükteki metinlerle karşılaştırılmıştır. Mevzuat değişikliklerini takip ediyor ve sayfalarımızı güncelliyoruz.

Bu içerik Askerî Personel Hukuku alanındadır. Tüm başlıklar için Askerî Personel Hukuku Rehberi ve İdare Hukuku Rehberi sayfalarına bakabilirsiniz.

Post by Av. Fatma Öztürk