Bu sayfanın kapsamı
İki usulün karşılaştırılması
Aynı konunun diğer yönleri için:
- Acele Kamulaştırma — Kurumun genel çerçevesi ve el koyma süreci
- Acele El Koymadan Sonra İdare Dava Açmazsa Ne Olur? — İdarenin hareketsiz kalması hâlinde malikin yolları
- Acele El Koyma Kararına İtiraz — El koyma kararına karşı itiraz ve savunma yolları
Kamulaştırma, olağan ve acele olmak üzere iki usulle yapılabilir. Acele kamulaştırma ile olağan kamulaştırma arasındaki farkları bilmek, malikin hangi süreçle karşı karşıya olduğunu ve hangi haklara sahip olduğunu anlaması açısından önemlidir.
10 Saniyede Hukuk · İdare Hukuku
Acele kamulaştırma nedir, hakkım ne?
Bu soruya dair kısa bilgilendirme videosunu izleyebilir, ayrıntılı açıklamayı aşağıdaki rehberde bulabilirsiniz. Video genel bilgilendirme amaçlıdır; somut olayınız için avukata danışınız.
▶ Videonun sayfası ve tam metni →
Tüm “10 Saniyede Hukuk” videoları →
Karşılaştığınız kamulaştırmanın türünü ve haklarınızı netleştirmek için bize ulaşın.
Hukukçular Evi uzman avukat kadrosuyla yanınızda.
📞 Hemen Arayın💬 WhatsAppTemel Fark: İşlem Sırası
İki usul arasındaki en temel fark işlemlerin yapılma sırasıdır. Olağan kamulaştırmada idare; kamu yararı kararı, kıymet takdiri, satın alma (uzlaşma) ve gerekirse bedel tespiti/tescil davası gibi tüm işlemleri tamamladıktan sonra taşınmazı edinir. Acele kamulaştırmada ise sıralama değişir: idare, yalnızca değer tespiti yapıldıktan sonra taşınmaza el koyar; tescil ve kesin bedel gibi diğer işlemleri sonraya bırakır. Bunun nedeni, kamu yararının ivedi gerçekleştirilmesi ihtiyacıdır.
Karar Mercii ve Dayanak
Olağan kamulaştırmada süreç, ilgili idarenin aldığı kamu yararı kararıyla başlar. Acele kamulaştırmada ise ayrıca, acele uygulamayı mümkün kılan bir acelelik kararı gerekir ve bu karar kural olarak Cumhurbaşkanınca verilir (m. 27). Danıştay, genel ve belirsiz nitelikte acelelik kararı verilemeyeceğini; her taşınmazın ve acele uygulamayı gerektiren olağanüstü durumun ayrı ayrı, somut biçimde ortaya konması gerektiğini belirtmektedir.
Mülkiyet mi, Zilyetlik mi Geçer?
Bu, malik açısından en kritik farktır. Olağan kamulaştırmada taşınmazın mülkiyeti, bedelin ödenmesi ve tescil ile idareye geçer. Acele kamulaştırmada ise el koyma aşamasında yalnızca zilyetlik (kullanım) idareye geçer; mülkiyet, kesin bedel tespiti ve tescil davası sonuçlanana kadar malikte kalır. Acele el koyma sırasında belirlenen bedel de nihai değil, avans niteliğindedir.
Süre ve Görevli Mahkeme
Acele kamulaştırmada, idarenin talebi üzerine asliye hukuk mahkemesi 7 gün içinde bilirkişiyle değeri tespit eder; bu hız, olağan kamulaştırmadaki bedel tespiti sürecine göre belirgin biçimde kısadır. Her iki usulde de bedel tespiti ve tescil davası taşınmazın bulunduğu yer asliye hukuk mahkemesinde (adli yargı) görülür. İptal davası ise idari yargıdadır; olağan kamulaştırmada genellikle idare mahkemesi görevliyken, acele kamulaştırma kararı Cumhurbaşkanınca alındığından görevli mahkeme Danıştay olur.
Özet Karşılaştırma
İki usulün temel farkları şöyle özetlenebilir:
- İşlem sırası: olağanda önce tüm işlemler, sonra edinim; acelede önce el koyma, sonra işlemler.
- Karar: olağanda kamu yararı kararı; acelede ayrıca Cumhurbaşkanının acelelik kararı.
- Geçen hak: olağanda mülkiyet; acelede önce yalnızca zilyetlik.
- Bedel: acelede el koyma bedeli avanstır, kesin bedel asıl davada belirlenir.
- İptal mercii: olağanda çoğunlukla idare mahkemesi; acelede Danıştay.
İlgili Rehberler
Olağan ya da acele kamulaştırma sürecinde haklarınızı korumak için uzman avukatla çalışın.
Hukukçular Evi uzman avukat kadrosuyla yanınızda.
📞 Hemen Arayın💬 WhatsAppAcele Kamulaştırmanın Üç Kanuni Dayanağı
Acele kamulaştırma her ihtiyaç için kullanılamaz; kanun uygulanabileceği hâlleri tek tek saymıştır.
Birinci hâl — yurt savunması: Millî Müdafaa Mükellefiyeti Kanunu’nun uygulanmasında yurt savunması ihtiyacı için gerekli olan taşınmazlar.
İkinci hâl — acelelik kararı: aceleliğine Cumhurbaşkanınca karar alınacak hâller.
Üçüncü hâl — özel kanunlar: özel kanunlarla öngörülen olağanüstü durumlar.
Bu üçünden biri yoksa usul uygulanamaz: dayanağın hangi bende girdiği, iptal davasının ilk inceleme konusudur.
Malik için ilk kontrol noktası budur: acelelik kararının hangi kanuni sebebe dayandığı ve bunun somut olayda gerçekleşip gerçekleşmediği araştırılmalıdır.
Kanunun İşleyiş Cümlesi
Usulün tamamı tek bir hükümde tanımlanmıştır ve her ibaresinin pratik karşılığı vardır.
Sıralamayı belirleyen ibare: bu hâllerde gerekli taşınmazların kamulaştırılmasında kıymet takdiri dışındaki işlemler sonradan tamamlanmak üzere el koyma yapılabilir.
Yani önce yapılan tek işlem değerlemedir: kamu yararı kararı, uzlaşma ve tescil gibi aşamalar sonraya bırakılır.
Süre: ilgili idarenin istemi üzerine mahkeme yedi gün içinde değeri tespit eder.
Değerleme ölçütü ve bilirkişi: taşınmazın değeri, olağan davadaki aynı esaslar dairesinde ve kanunun öngördüğü usulle seçilecek bilirkişilerce tespit edilir.
El koymanın şartı ödemedir: tespit edilen değer, mal sahibi adına davetiye ve ilanda belirtilen bankaya yatırılarak taşınmaza el konulabilir.
Bu, malikin en önemli güvencesidir: para yatırılmadan el koyma gerçekleşemez.
Acele el koyma kararı taşınmaza fiilen girilmesini sağlar
Av. Fatma Öztürk — Hukukçular Evi Ankara
Tedbir ve Yürütmenin Durdurulması Yasağı
Acele kamulaştırmanın “acele” niteliğini asıl sert kılan hüküm budur.
Kanunun ifadesi: bu usulde mahkemelerce ihtiyati tedbir ve yürütmenin durdurulması kararları verilemez.
Ayrıca: kamu kurumları arasındaki uyuşmazlıklara ilişkin özel usul kanunu hükümleri de uygulanmaz.
Pratik sonucu şudur: el koyma sürecini durdurmak üzere asliye hukuk mahkemesinden tedbir istenemez.
Bu yasak neyi kapsamaz? Acelelik kararına karşı idari yargıda açılacak iptal davasında yürütmenin durdurulması talep edilebilir; yasak, el koyma davasına ilişkindir.
Bu ayrım doğru kurulmalıdır: malikin etkili yolu, el koyma dosyası değil acelelik kararının iptalidir.
İtiraz yollarının ayrıntısı için acele kamulaştırmada el koymaya itiraz: malikin hakları sayfamıza bakabilirsiniz.
El Koyma Kararının Tapuya Yansıması
Karar yalnızca fiilî bir sonuç doğurmaz; tapu kaydına da işlenir.
Kural: mahkemece verilen el koyma kararı tapu müdürlüğüne bildirilir.
Kaydın içeriği: taşınmazın başkasına devir, ferağ veya temlikinin yapılamayacağı hükmü tapu kütüğüne şerh edilir.
Bu, olağan süreçten daha erken bir aşamadır: kesin bedel belirlenmeden devir imkânı kapanır.
Mülkiyet yine de geçmez: şerh ve el koyma tescil anlamına gelmez; taşınmaz, tescil kararına kadar malik adına kayıtlı kalır.
Satış planı olan malik için sonuç açıktır: el koyma kararından sonra taşınmaz devredilemez.
Taşınmazın Boşaltılması
El koyma kararının ardından fiilî teslim aşaması gelir.
Kural: el koyma kararından sonra taşınmaz mal, kanunun teslime ilişkin hükmü uyarınca boşaltılır.
Boşaltma idari değil icrai bir işlemdir: talep üzerine icra memuru tarafından yerine getirilir ve içindekilere süre verilir.
İtiraz boşaltmayı durdurmaz: bu aşamada ileri sürülen itiraz ve şikâyetler işlemi durdurmaz.
Bu nedenle hazırlık önceden yapılmalıdır: taşınmazdaki menkul mallar, ürün ve tesisler bakımından tespit yaptırılması yararlı olur.
Boşaltma usulünün ayrıntısı için kamulaştırmada taşınmazın teslimi ve boşaltılması (m.20) sayfamıza bakabilirsiniz.
Danıştay Denetimi: İstisnai Yöntem Ölçütü
Acelelik kararlarının yargısal denetiminde uygulanan ölçüt, iptal davasının omurgasını oluşturur.
Danıştay’ın tespiti: Anayasa’nın temel hak ve mülkiyet hükümleri çerçevesinde bakıldığında, kamulaştırma işlemlerinde öngörülen yöntemlerin bir kısmının uygulanmayarak taşınmaza acele el konulabilmesi yolu, istisnai olarak başvurulabilecek bir yöntem olarak düzenlenmiştir.
Bunun anlamı şudur: acelelik, kural değil istisnadır ve dar yorumlanır.
Somut gerekçe aranır: genel ve belirsiz nitelikte acelelik kararı verilemez; her taşınmaz ve uygulama bakımından aceleliği gerektiren sebep ortaya konmalıdır.
Uygulamadan bir örnek: yargı denetiminde, acele kamulaştırma kararının hangi ihtiyacın karşılanması amacıyla tesis edildiği somut olarak incelenmektedir.
Malikin iptal davasındaki asıl iddiası budur: olağan usulle karşılanabilecek bir ihtiyaç için acele usule başvurulması hukuka aykırılık oluşturur.
İptal davasının işleyişi için acele kamulaştırma: el koyma, bedel ve iptal davası (m.27) sayfamıza bakabilirsiniz.
El Koymadan Sonra İdare Ne Yapmalı?
Acele usul, idareye süresiz bir imkân tanımaz.
Yükümlülük: idare, el koymadan sonra makul süre içinde asıl bedel tespiti ve tescil davasını açmak zorundadır.
Uygulamadaki ölçü: Yargıtay uygulamasında bu makul süre kural olarak altı ay olarak kabul edilmektedir.
Dava açılmazsa: idare taşınmaza kamulaştırmasız el atmış sayılır ve malikin talepleri değişir.
Malikin seçimlik hakkı doğar: el atmanın önlenmesi veya bedel tahsili yollarından biri tercih edilir.
Ödenen avans mahsup edilir: el koyma aşamasında yatırılan tutar, sonradan belirlenecek bedelden düşülür.
Bu hâlin ayrıntısı için acele kamulaştırmada idare dava açmazsa: el atma ve tazminat ve kamulaştırma hukuku rehberi: süreç, bedel tespiti ve malikin hakları sayfalarımıza bakabilirsiniz.
Acelelik Kararına Karşı Dava: Görev, Süre ve Yürütmenin Durdurulması
Yazının önceki bölümünde malikin etkili yolunun el koyma dosyası değil acelelik kararının iptali olduğu belirtildi. Bu davanın hangi mahkemede, hangi sürede açılacağı ve yürütmenin durdurulması için nelerin ispatlanacağı ayrı kanunlarda yazılıdır.
Görevli mahkeme neden Danıştay? Acelelik kararı kural olarak Cumhurbaşkanınca alındığından, bu işleme karşı açılacak iptal davası idare mahkemesinde değil Danıştay’da görülür. Dayanak 2575 sayılı Danıştay Kanunu m.24‘tür: Danıştay, ilk derece mahkemesi olarak Cumhurbaşkanı kararlarına karşı açılacak iptal ve tam yargı davalarını karara bağlar. Dava dilekçesinin doğrudan Danıştay’a hitaben yazılması gerekir; idare mahkemesine verilen dilekçe görev yönünden gönderme kararıyla zaman kaybettirir.
Süre: altmış gün. 2577 sayılı İYUK m.7 uyarınca dava açma süresi, özel kanunlarında ayrı süre gösterilmeyen hâllerde Danıştay’da ve idare mahkemelerinde altmış gündür ve bu süre, idari uyuşmazlıklarda yazılı bildirimin yapıldığı tarihi izleyen günden başlar. Acelelik kararları Resmî Gazete’de yayımlandığından, ilgililer bakımından süre kural olarak yayım tarihini izleyen günden işlemeye başlar. Bu nedenle el koyma tebligatını beklemek çoğu zaman süreyi yakmak anlamına gelir; taşınmazının acelelik kararı kapsamına alındığını öğrenen malikin Resmî Gazete tarihini derhâl tespit etmesi gerekir.
Yürütmenin durdurulmasının iki şartı. İYUK m.27/2 uyarınca Danıştay veya idari mahkemeler, idari işlemin uygulanması hâlinde telafisi güç veya imkânsız zararların doğması ve idari işlemin açıkça hukuka aykırı olması şartlarının birlikte gerçekleşmesi durumunda, davalı idarenin savunması alındıktan veya savunma süresi geçtikten sonra gerekçe göstererek yürütmenin durdurulmasına karar verebilir. İki şart birlikte aranır; yalnızca ağır zarar ya da yalnızca hukuka aykırılık yeterli değildir.
Aynı fıkra uyarınca yürütmenin durdurulması kararlarında, işlemin hangi gerekçelerle açıkça hukuka aykırı olduğu ve uygulanması hâlinde doğacak telafisi güç veya imkânsız zararların neler olduğu belirtilmek zorundadır. Dilekçenin de bu iki başlığı ayrı ayrı kurması gerekir: hukuka aykırılık tarafında acelelik kararının genel ve gerekçesiz olduğu, somut olayda olağanüstü bir durum bulunmadığı; zarar tarafında ise ekili ürünün, işletmenin ya da meskenin fiilen elden çıkacağı ve sonradan aynen iadesinin mümkün olmayacağı gösterilmelidir.
İki usul kolaylığı daha vardır. İYUK m.27 uyarınca uygulanmakla etkisi tükenecek olan idari işlemlerin yürütülmesi, savunma alındıktan sonra yeniden karar verilmek üzere idarenin savunması alınmaksızın da durdurulabilir; fiilî el koymanın yaklaştığı dosyalarda bu imkân ayrıca talep edilmelidir. Buna karşılık aynı maddenin son fıkrası uyarınca aynı sebeplere dayanılarak ikinci kez yürütmenin durdurulması isteminde bulunulamaz; bu nedenle ilk talep eksiksiz hazırlanmalıdır.
Yasağın sınırı yeniden. 2942 s.K. m.27’deki tedbir ve yürütmenin durdurulması yasağı, asliye hukuk mahkemesindeki el koyma dosyasına ilişkindir. İdari yargıda acelelik kararına karşı açılan iptal davasında İYUK m.27 uygulanır ve yürütmenin durdurulması istenebilir. Bu ayrım kurulmadığında malik, durdurulamayacak bir dosyada süre ve masraf harcar.
Acelelik kararına karşı dava
| Konu | Kural | Dayanak |
|---|---|---|
| Görevli mahkeme | Cumhurbaşkanı kararlarında Danıştay, ilk derece | 2575 s.K. m.24 |
| Dava süresi | Altmış gün | İYUK m.7 |
| Sürenin başlangıcı | Yazılı bildirimi izleyen gün; yayımlanan işlemlerde yayım tarihi | İYUK m.7 |
| YD şartları | Telafisi güç zarar + açıkça hukuka aykırılık (birlikte) | İYUK m.27/2 |
| YD kararının gerekçesi | Hukuka aykırılık ve zarar ayrı ayrı gösterilir | İYUK m.27/2 |
| Savunma alınmadan YD | Uygulanmakla etkisi tükenecek işlemlerde mümkün | İYUK m.27 |
| İkinci YD talebi | Aynı sebeplerle ikinci kez istenemez | İYUK m.27/son |
| Adli yargıdaki yasak | El koyma dosyasında tedbir ve YD verilemez | 2942 s.K. m.27 |
El Koyma Gerçekleşti: Bundan Sonra Ne Olacak?
Acele kamulaştırmada malikin en sık düştüğü yanılgı, sürecin bittiğini sanmaktır. Taşınmaza el konulmuş, bankaya bir para yatırılmıştır ve dosya kapanmış gibi görünür.
Oysa 27. madde bunun aksini söyler: bu suretle el koymadan sonra 10. maddeye göre kamulaştırma işlemine devam olunur.
Yani acele el koyma, kamulaştırmayı tamamlamaz. Asıl bedel tespiti ve tescil davası ayrıca yürütülür ve nihai bedel o davada belirlenir.
Yatırılan tutar nihai bedel değildir
Acele el koyma sırasında mahkemece yedi gün içinde tespit edilen ve bankaya yatırılan tutar, taşınmazın kesin bedeli değildir. Bu tutarın düşüklüğü, malikin nihai bedel talebini sınırlamaz. Bedel tespiti davasında itiraz hakkı tam olarak kullanılabilir.
El Koyma Sonrası Yol Haritası
El koyma gerçekleştikten sonra malikin izlemesi gereken adımlar şunlardır.
1. Yatırılan tutar ve banka tespit edilir
27. madde uyarınca mahkemece tespit edilen değer, idare tarafından mal sahibi adına 10. maddeye göre yapılacak davetiye ve ilanda belirtilen bankaya yatırılır. Hangi bankaya ne kadar yatırıldığı, dosyadan öğrenilmelidir.
2. Bedel tespiti davası takip edilir
Asıl dava bu aşamadan sonra yürür. Bu davada bilirkişi raporu belirleyicidir: 10. madde uyarınca hâkim, raporlardan ve beyanlardan yararlanarak adil ve hakkaniyete uygun bir bedel tespit eder.
3. Rapora gerekçeli itiraz edilir
İtirazın, raporun 11 ve 12. maddeleri hangi yönlerden ihlal ettiğini somut olarak göstermesi gerekir. Bedelin düşüklüğü yönündeki genel bir beyan, hesaplanabilir bir talep içermez.
4. Dört aylık süre izlenir
10. madde davanın dört ay içinde sonuçlandırılmasını öngörür. Bu sürede sonuçlandırılamaz ise, tespit edilen bedele bu sürenin bitiminden itibaren kanuni faiz işletilir.
5. Fark talep edilir
Nihai bedel, acele el koyma sırasında yatırılan tutardan yüksek çıkarsa aradaki fark malike ödenir. Bu nedenle iki rakamın da kayıt altında tutulması gerekir.
Acelede de Değişmeyen Kurallar
Acele kamulaştırma bir usul kolaylığıdır; malikin esasa ilişkin haklarını ortadan kaldırmaz. Aşağıdaki kurallar acele dosyalarda da aynen geçerlidir.
| Kural | Dayanak |
|---|---|
| Bedel, mahkemece tespit edilen tutarın tamamı olarak yatırılır; idarenin komisyon rakamı tavan değildir | AYM E.2018/104, K.2020/39 (16.07.2020) |
| Dava dört ayda bitmezse tespit edilen bedele kanuni faiz işler | m.10 |
| Bilirkişi, kıymeti etkileyen her unsurun ayrı ayrı değerini ve gerekçesini göstermek zorundadır | m.11 |
| Kısmi kamulaştırmada kalan alandaki değer düşüklüğü bedele eklenir | m.12/(b) |
| Bilirkişi, keşif ve muhtar ücretleri ile tapu harçları idarece ödenir | m.29 (7584 s.K. ile değişik) |
| Tescil hükmü kesindir; bedele ilişkin istinaf veya temyiz hakları saklıdır | m.10 |
Ekili Arazide Hasat Korunur
Acele el koyma, tarlanın hemen boşaltılacağı anlamına gelmez. 20. madde bu konuda açık bir koruma getirir: ekili arazinin boşaltılması hasat sonuna bırakılır.
Hasat zamanının beklenmesi mümkün değilse idare, mahkemece takdir edilecek ekin bedelini tazmin etmek şartıyla boşaltmayı talep edebilir.
Ekin bedeli 11 ve 12. maddeler uyarınca yapılan değer tespitinde nazara alınmışsa, boşaltma için tekrar tespit ve ödeme gerekmez. Bu nedenle raporda ekin bedelinin ayrı bir kalem olarak yer alıp almadığı kontrol edilmelidir.
Acele El Koymada Sık Yapılan Dört Hata
- Yatırılan tutarı kesin bedel sanmak. 27. madde, el koymadan sonra 10. maddeye göre işleme devam olunacağını açıkça belirtir.
- Bedel tespiti davasını takip etmemek. Asıl bedel bu davada belirlenir; katılmayan malik itiraz hakkını kullanamaz.
- Parayı çekince dosyanın kapandığını düşünmek. Paranın çekilmesi, nihai bedel farkını talep etmeye engel değildir.
- Ekin ve dikili varlıkları envanterlememek. El koyma anında taşınmaz üzerinde ne bulunduğu sonradan ispatlanması güç bir olgudur.
Acele El Koyma Kararına Karşı Ne Yapılabilir?
Acele el koyma kararı da bir idari işlemdir ve hukuka aykırılığı ileri sürülebilir. Ancak burada iki ayrı tartışma birbirine karıştırılmamalıdır.
İşlemin hukuka aykırılığı idari yargının konusudur. 14. madde uyarınca kamulaştırma işlemine karşı idari yargıda iptal davası, mahkemece yapılan tebligat gününden veya mahkemece gazete ile yapılan ilan tarihinden itibaren otuz gün içinde açılır. Kanun ayrıca idari yargıda açılan davaların öncelikle görüleceğini belirtir.
Bedelin yetersizliği ise adli yargının konusudur ve bedel tespiti davasında tartışılır.
Bu ayrım, acele dosyalarda özellikle önemlidir; çünkü el koyma gerçekleştiği için malikte “her şey bitti” izlenimi doğar. Oysa iki yol da açıktır ve farklı sonuçlar üretir.
2025’te bu alanda önemli bir değişiklik olmuştur. 10. maddede, idari yargıda dava açanların dava açtıklarını ve ayrıca yürütmenin durdurulması kararı aldıklarını belgelendirmeleri aranıyordu. Anayasa Mahkemesi, 10 Temmuz 2025 tarihli E.2025/148, K.2025/141 sayılı kararıyla “yürütmenin durdurulması kararı aldıklarını” ibaresini iptal etmiştir. Bugün dava açtığını belgelendirmek yeterlidir.
Kısmi El Koymada Kalan Alan
Acele kamulaştırma çoğu zaman yol, boru hattı veya enerji hattı güzergâhında yapılır ve taşınmazın tamamını değil bir şeridini kapsar. Bu hâlde kalan alan için ayrı talepler doğar.
12. maddenin (b) bendi uyarınca kamulaştırma dışında kalan kısmın kıymetinde eksilme meydana gelirse, bu eksilen değer tespit edilerek kamulaştırılan kısmın bedeline eklenir. Tespit, kanunun emrettiği üzere 11. maddedeki esaslara göre bedel takdiri suretiyle yapılmalıdır.
Ayrıca kesilen bina, ihata duvarı, kanalizasyon, su, elektrik, havagazı kanalları ve makine gibi tesislerin eski nitelikleri dairesinde kullanılabilir duruma getirilmesi için gereken gider ve bedel de ayrıca bedele ilave olunur. Kanun bu masrafların kıymet düşüklüğü hesabında göz önünde tutulmayacağını açıkça belirtir.
Kalan parça yararlanmaya elverişli değilse üçüncü bir talep daha vardır: 12. madde uyarınca, kamulaştırma işlemine karşı idari yargıda dava açılmayan hâllerde mal sahibinin kamulaştırma kararının tebliğinden itibaren otuz gün içinde yazılı başvurusu üzerine bu kısmın da kamulaştırılması zorunludur.
Acele kamulaştırma dosyanız için görüşelim
Av. Fatma Öztürk — Hukukçular Evi Ankara
Sıkça Sorulan Sorular
Acelelik kararına karşı hangi mahkemede dava açılır?
Acelelik kararı kural olarak Cumhurbaşkanınca alındığından, 2575 sayılı Danıştay Kanunu m.24 uyarınca Danıştay ilk derece mahkemesi olarak Cumhurbaşkanı kararlarına karşı açılacak iptal davalarını karara bağlar. Dilekçenin doğrudan Danıştay’a hitaben yazılması gerekir.
Dava açma süresi ne kadar?
2577 sayılı İYUK m.7 uyarınca özel kanunlarında ayrı süre gösterilmeyen hâllerde dava açma süresi Danıştay’da ve idare mahkemelerinde altmış gündür; süre idari uyuşmazlıklarda yazılı bildirimin yapıldığı tarihi izleyen günden başlar. Resmî Gazete’de yayımlanan acelelik kararlarında bu tarih esas alınır.
Yürütmenin durdurulması için ne ispatlanmalı?
İYUK m.27/2 uyarınca idari işlemin uygulanması hâlinde telafisi güç veya imkânsız zararların doğması ve işlemin açıkça hukuka aykırı olması şartlarının birlikte gerçekleşmesi gerekir. Kararda hukuka aykırılığın gerekçeleri ile doğacak zararların neler olduğu ayrı ayrı belirtilmek zorundadır; bu nedenle dilekçe de iki başlığı ayrı kurmalıdır.
Savunma beklenmeden yürütme durdurulabilir mi?
İYUK m.27 uyarınca uygulanmakla etkisi tükenecek olan idari işlemlerin yürütülmesi, savunma alındıktan sonra yeniden karar verilmek üzere idarenin savunması alınmaksızın da durdurulabilir. Fiilî el koymanın yaklaştığı dosyalarda bu imkânın ayrıca talep edilmesi gerekir.
Yürütmenin durdurulması reddedilirse yeniden isteyebilir miyim?
İYUK m.27’nin son fıkrası uyarınca aynı sebeplere dayanılarak ikinci kez yürütmenin durdurulması isteminde bulunulamaz. Bu nedenle ilk talebin tüm hukuka aykırılık sebeplerini ve zarar unsurlarını eksiksiz içermesi gerekir.
Acele kamulaştırma ile olağan kamulaştırma arasındaki temel fark nedir?
Temel fark işlem sırasıdır. Olağan kamulaştırmada idare tüm işlemleri tamamlayıp taşınmazı edinir; acele kamulaştırmada ise yalnızca değer tespiti yapıp taşınmaza önce el koyar, diğer işlemleri sonraya bırakır.
Acele kamulaştırmada mülkiyet hemen idareye geçer mi?
Hayır. Acele el koyma yalnızca zilyetliği (kullanımı) idareye geçirir; mülkiyet, kesin bedel tespiti ve tescil davası sonuçlanana kadar malikte kalır.
Acele kamulaştırma kararını kim verir?
Acele uygulamayı mümkün kılan acelelik kararı kural olarak Cumhurbaşkanınca verilir (m. 27). Danıştay, genel ve belirsiz acelelik kararı verilemeyeceğini, her taşınmazın somut olarak belirtilmesi gerektiğini kabul etmektedir.
İki usulde de aynı mahkeme mi görevli?
Bedel tespiti ve tescil davası her iki usulde de asliye hukuk mahkemesinde (adli yargı) görülür. İptal davası ise idari yargıdadır; olağanda genellikle idare mahkemesi, acelede ise Danıştay görevlidir.
Acele kamulaştırmada bedel nasıl belirlenir?
İdarenin talebi üzerine asliye hukuk mahkemesi 7 gün içinde bilirkişiyle değeri tespit eder. Bu bedel avans niteliğindedir; kesin bedel, sonradan açılan asıl bedel tespiti ve tescil davasında belirlenir.
Hangi durumlarda acele kamulaştırma yapılır?
Yurt savunması ihtiyacı, aceleliğine Cumhurbaşkanınca karar verilen hâller veya özel kanunlarla öngörülen olağanüstü durumlarda yapılabilir. Olağan kamulaştırma ise bu olağanüstü koşulları gerektirmez.
Acele kamulaştırma hangi hâllerde uygulanabilir?
Üç hâlde: Millî Müdafaa Mükellefiyeti Kanunu’nun uygulanmasında yurt savunması ihtiyacı için gerekli taşınmazlarda, aceleliğine Cumhurbaşkanınca karar alınan hâllerde ve özel kanunlarla öngörülen olağanüstü durumlarda.
Acele kamulaştırmada hangi işlemler sonraya bırakılır?
Kıymet takdiri dışındaki tüm işlemler. Yani önce yalnızca değerleme yapılır; kamu yararı kararı, uzlaşma ve tescil gibi aşamalar sonradan tamamlanır.
Mahkeme değeri ne kadar sürede tespit eder?
İlgili idarenin istemi üzerine yedi gün içinde. Değer, olağan davadaki esaslar dairesinde ve kanunun öngördüğü usulle seçilecek bilirkişilerce belirlenir.
El koyma için para yatırılması şart mı?
Evet. Tespit edilen değer, mal sahibi adına davetiye ve ilanda belirtilen bankaya yatırılarak taşınmaza el konulabilir. Para yatırılmadan el koyma gerçekleşemez.
El koymayı durdurmak için tedbir isteyebilir miyim?
Bu usulde mahkemelerce ihtiyati tedbir ve yürütmenin durdurulması kararları verilemez. Buna karşılık acelelik kararına karşı idari yargıda açılacak iptal davasında yürütmenin durdurulması talep edilebilir.
El koyma kararı tapuya işlenir mi?
Evet. El koyma kararı tapu müdürlüğüne bildirilir ve taşınmazın başkasına devir, ferağ veya temlikinin yapılamayacağı hükmü tapu kütüğüne şerh edilir. Bu, mülkiyetin geçtiği anlamına gelmez.
Acelelik kararı genel nitelikte olabilir mi?
Hayır. Danıştay’a göre acele el koyma istisnai olarak başvurulabilecek bir yöntemdir; genel ve belirsiz nitelikte acelelik kararı verilemez, her taşınmaz bakımından somut gerekçe aranır.
El koymadan sonra idare dava açmazsa ne olur?
İdare makul süre içinde bedel tespiti ve tescil davası açmalıdır; Yargıtay uygulamasında bu süre kural olarak altı ay kabul edilir. Açılmazsa idare kamulaştırmasız el atmış sayılır ve malik el atmanın önlenmesi veya bedel tahsili yollarına başvurabilir.
Acele el koymada yatırılan tutar kesin bedel midir?
Hayır. 27. madde uyarınca bu suretle el koymadan sonra 10. maddeye göre kamulaştırma işlemine devam olunur; nihai bedel bu davada belirlenir.
El koyma sonrası bedel artırımı isteyebilir miyim?
Evet. Bedel tespiti davasında bilirkişi raporuna gerekçeli itiraz edilerek bedelin 11 ve 12. maddelere uygun olarak artırılması istenebilir.
Parayı çekersem itiraz hakkımı kaybeder miyim?
Paranın çekilmesi, nihai bedelin ayrı bir davada belirlenmesine ve fark talep edilmesine engel değildir.
Acele kamulaştırmada tarlamdaki ekin ne olur?
20. madde uyarınca ekili arazinin boşaltılması hasat sonuna bırakılır; hasat beklenemiyorsa idare mahkemece takdir edilecek ekin bedelini tazmin etmek şartıyla boşaltma talep edebilir.
Acele dosyada masrafları kim öder?
7584 sayılı Kanun’la değişen 29. madde uyarınca bilirkişi, keşif ve muhtar ücretleri ile tapu harçları ve Kanun’un gerektirdiği diğer giderler kamulaştırmayı yapan idarece ödenir.
Acele el koyma kararına dava açabilir miyim?
Kamulaştırma işlemine karşı idari yargıda iptal davası, mahkemece yapılan tebligat gününden veya ilan tarihinden itibaren otuz gün içinde açılabilir; bu davalar 14. madde uyarınca öncelikle görülür.
Tescili durdurmak için yürütmenin durdurulması şart mı?
Artık değil. 10. maddedeki ‘yürütmenin durdurulması kararı aldıklarını’ ibaresi, Anayasa Mahkemesi’nin 10 Temmuz 2025 tarihli E.2025/148, K.2025/141 sayılı kararıyla iptal edilmiştir.
Yol geçti, tarlamın kalanı için ne isteyebilirim?
12. madde uyarınca kalan alandaki değer eksilmesi bedele eklenir, kesilen tesislerin onarım gideri ayrıca ilave olunur; kalan parça yararlanmaya elverişli değilse otuz gün içinde yazılı başvuruyla onun da kamulaştırılması istenebilir.


