Rüşvet ve Görevi Kötüye Kullanma Suçları
09 Kasım 2025

Rüşvet ve Görevi Kötüye Kullanma Suçları

Rüşvet (TCK m.252) ve görevi kötüye kullanma (TCK m.257), kamu idaresinin güvenilirliğine ve işleyişine karşı suçların en sık karşılaşılan iki örneğidir. İkisi de kamu görevlisiyle bağlantılıdır. Ancak cezaları, tamamlanma anları, soruşturma usulleri, görevli mahkemeleri ve zamanaşımı süreleri birbirinden belirgin biçimde ayrılır. Bu yazıda iki suçun yürürlükteki kanun metnini fıkra fıkra ele alıyoruz. Ardından irtikap, zimmet ve nüfuz ticaretiyle farklarını, etkin pişmanlığı, soruşturma iznini, zamanaşımını, mahkûmiyetin memuriyete etkisini ve savunmada dikkat edilecek noktaları açıklıyoruz.

Somut bir dosyanızla ilgili görüşmek ister misiniz?

📞 Ara: +905546483715💬 WhatsApp’tan yaz

Net Cevap: Görevinin ifasıyla ilgili bir işi yapması veya yapmaması için kamu görevlisine menfaat sağlayan kişi ile bu amaçla menfaat temin eden kamu görevlisi, dört yıldan on iki yıla kadar hapis cezasıyla cezalandırılır (TCK m.252/1-2). Rüşvet konusunda anlaşmaya varılması, para el değiştirmese bile suçun tamamlanmış gibi cezalandırılmasına yeter (m.252/3). Teklif veya talep karşı tarafça kabul edilmezse ceza yarı oranında indirilir (m.252/4). Resmî makamlar olayı haber almadan önce pişmanlık göstererek rüşvet konusunu yetkili makama teslim eden ya da durumu bildiren kişi hakkında cezaya hükmolunmaz (m.254). Görevi kötüye kullanma ise tali bir suçtur. Kanunda ayrıca suç olarak tanımlanan hâller dışında, görevinin gereklerine aykırı hareketle kişilerin mağduriyetine, kamunun zararına ya da kişilere haksız bir menfaat sağlanmasına yol açan kamu görevlisi altı aydan iki yıla kadar (m.257/1), ihmal veya gecikme hâlinde üç aydan bir yıla kadar (m.257/2) hapis cezası alır. Rüşvet davası ağır ceza, görevi kötüye kullanma davası asliye ceza mahkemesinde görülür. Rüşvette 4483 sayılı Kanun’a göre soruşturma izni aranmaz (3628 sayılı Kanun m.17).

1) Failin Sıfatı: Kamu Görevlisi Kimdir? (TCK m.6/1-c)

Rüşvet alma ve görevi kötüye kullanma suçlarını ancak kamu görevlisi işleyebilir. TCK m.6/1-c kamu görevlisini “kamusal faaliyetin yürütülmesine atama veya seçilme yoluyla ya da herhangi bir surette sürekli, süreli veya geçici olarak katılan kişi” olarak tanımlar. Tanım, kişinin kadro statüsüne değil, yürüttüğü faaliyetin kamusal niteliğine bakar. Bu nedenle kadrolu memurun yanında sözleşmeli personel, geçici görevlendirilen kişiler ve seçimle göreve gelenler de kamusal faaliyete katıldıkları ölçüde bu kapsamdadır. Muhtar ve belediye meclis üyesi, seçimle göreve gelen kamu görevlilerine örnektir.

Belirleyici soru, yürütülen işin bir kamusal faaliyet olup olmadığıdır. Kamusal faaliyete katılmayan kişi, rüşvet alan sıfatıyla fail olamaz. Kanun bu kuralı üç yönden genişletmiştir:

  • Rüşvet veren herkes olabilir: m.252/1’deki fail “kişi”dir. Rüşvet verenin kamu görevlisi olması gerekmez.
  • Kamu görevlisi olmayan bazı kişiler de kapsamdadır: m.252/8, kamu kurumu niteliğindeki meslek kuruluşları, kamu iştirakiyle kurulmuş şirketler, kamu kurumları bünyesindeki vakıflar, kamu yararına çalışan dernekler, kooperatifler ve halka açık anonim şirketler adına hareket eden kişileri de rüşvet hükümlerinin kapsamına alır.
  • Yabancı kamu görevlileri: m.252/9, yabancı devlet görevlilerine, uluslararası kuruluş görevlilerine ve uluslararası tahkimde görev yapan hakemlere yönelik rüşveti de suç olarak düzenler.

Sıfatın fiil anında bulunması gerekir. Görevden ayrılma, emeklilik veya başka bir kuruma atanma, fiil tarihinde kamu görevlisi olarak işlenmiş suçun sorumluluğunu ortadan kaldırmaz. Kimin kamu görevlisi sayılacağı, özellikle özel hukuk kişilerinin kamusal yetki kullandığı dosyalarda uyuşmazlık konusu olur. Bu nedenle savunmada ilk incelenecek konu budur.

2) Rüşvet Suçunun Kanun Metni: TCK m.252 Fıkra Fıkra

Rüşvet suçu, 2/7/2012 tarihli ve 6352 sayılı Kanun’un 87. maddesiyle baştan düzenlenmiştir. Yürürlükteki metin on fıkradan oluşur. Aşağıdaki tablo her fıkranın neyi düzenlediğini ve hangi sonucu doğurduğunu özetler:

Tablo 1 — TCK m.252 (6352 sayılı Kanun’la değişik) fıkra fıkra
FıkraDüzenlenen durumKapsamSonuç
m.252/1Rüşvet verenGörevinin ifasıyla ilgili bir işi yapması veya yapmaması için, doğrudan veya aracılar vasıtasıyla kamu görevlisine ya da göstereceği başka kişiye menfaat sağlayan kişi4–12 yıl hapis
m.252/2Rüşvet alanAynı amaçla, doğrudan veya aracılar vasıtasıyla kendisi veya göstereceği başka kişi için menfaat temin eden kamu görevlisiBirinci fıkradaki ceza (4–12 yıl)
m.252/3AnlaşmaRüşvet konusunda anlaşmaya varılmasıSuç tamamlanmış gibi cezaya hükmolunur
m.252/4Kabul edilmeyen talep veya teklifKamu görevlisinin talebinin ya da kişinin teklif veya vaadinin karşı tarafça kabul edilmemesiCeza yarı oranında indirilir
m.252/5AracıRüşvet ilişkisine aracılık eden kişiMüşterek fail olarak cezalandırılır
m.252/6Menfaat sağlanan üçüncü kişiRüşvet ilişkisi nedeniyle kendisine menfaat sağlanan üçüncü kişi veya menfaatin sağlanmasını kabul eden tüzel kişi yetkilisiMüşterek fail olarak cezalandırılır
m.252/7Ağırlaştırıcı hâlRüşvet alan, talep eden veya rüşvet konusunda anlaşmaya varan kişinin yargı görevi yapan, hakem, bilirkişi, noter veya yeminli mali müşavir olmasıCeza üçte birden yarısına kadar artırılır
m.252/8Kapsamın genişletilmesiMeslek kuruluşları, kamu iştirakli şirketler, kamu bünyesindeki vakıflar, kamu yararına çalışan dernekler, kooperatifler ve halka açık anonim şirketler adına hareket edenlerMadde hükümleri bu kişilere de uygulanır
m.252/9Yabancı ve uluslararası görevlilerYabancı devlet görevlileri, uluslararası veya uluslar üstü mahkeme ve kuruluş görevlileri, uluslararası tahkimde görevli hakemler gibi kişilerMadde hükümleri bu kişilere de uygulanır
m.252/10Yurt dışında işlenen rüşvetDokuzuncu fıkra kapsamındaki suçun, Türkiye’yi ilgilendiren bir işlem veya uyuşmazlık nedeniyle yabancı tarafından yurt dışında işlenmesiRe’sen soruşturma yapılır

Tablodan çıkan en önemli sonuç, rüşvetin iki taraflı ve simetrik bir suç olmasıdır. Rüşvet veren (m.252/1) ile rüşvet alan kamu görevlisi (m.252/2) aynı cezayla cezalandırılır. Kanun metni, yapılması istenen işin görevin gereklerine aykırı olmasını aramaz. Görevin ifasıyla ilgili bir işin yapılması veya yapılmaması için menfaat sağlanması yeterlidir. Bu nedenle zaten yapılması gereken bir iş için verilen para da rüşvet kapsamındadır. Bir başvurunun sırası beklenmeden sonuçlandırılması için verilen para buna örnektir.

Menfaat kavramı geniş yorumlanır. Para, çek, hediye kartı, bir borcun ödenmesi, indirim, bir konutun bedelsiz kullandırılması ya da bir yakının işe alınması gibi her türlü yarar menfaat sayılabilir. Menfaatin kamu görevlisinin kendisine değil, göstereceği bir yakınına veya bir şirkete sağlanması da suçu ortadan kaldırmaz. Kanun açıkça “göstereceği bir başka kişi”den söz eder ve m.252/6 bu üçüncü kişiyi de müşterek fail sayar.

Hediye ile rüşvet arasındaki sınır, menfaatin görevle ilgili bir işin karşılığı olup olmadığına göre çizilir. Görevle bağlantısı kurulamayan bir ikram rüşvet oluşturmaz. Ancak kamu görevlilerinin görevleri sebebiyle hediye kabul etmesi 657 sayılı Devlet Memurları Kanunu m.29 uyarınca disiplin bakımından yasaktır. Ceza hukukunda belirleyici olan, hediyenin belirli bir işin yapılması veya yapılmaması için verilmiş olmasıdır. Hediyenin değeri, zamanlaması (ör. işlemden hemen önce veya sonra) ve taraflar arasındaki ilişki bu bağın kurulmasında önemli karinelerdir. Rüşvet suçunun cezası ve şartlarına odaklanan Rüşvet Suçu ve Cezası (TCK 252) yazımız da konuyu tamamlar.

3) Suç Ne Zaman Tamamlanır? Anlaşma, Teklif ve Talep (m.252/3-4)

Rüşvet suçunda tamamlanma anı, klasik teşebbüs kurallarından ayrılır. Kanun üç aşama öngörür:

  1. Menfaatin sağlanması: Para veya yarar kamu görevlisine ya da göstereceği kişiye geçtiğinde suç m.252/1-2’ye göre tamamlanır.
  2. Anlaşma: Menfaat henüz verilmemiş olsa bile taraflar rüşvet konusunda anlaşmışsa suç tamamlanmış gibi cezaya hükmolunur (m.252/3). “Yarın getiririm” denilerek kurulan anlaşma, paranın teslimini beklemeden tam ceza doğurur.
  3. Kabul edilmeyen teklif veya talep: Kişinin teklif ya da vaadi kamu görevlisince kabul edilmezse veya kamu görevlisinin talebi kişi tarafından reddedilirse, teklif veya talepte bulunan hakkında verilecek ceza yarı oranında indirilir (m.252/4).

Bu yapı nedeniyle rüşvette genel teşebbüs hükmünün (TCK m.35) uygulama alanı dardır. Kabul edilmeyen teklif, teşebbüs indirimiyle değil, kanunun bu özel indirimiyle cezalandırılır. Teklifi reddeden kamu görevlisi ise suç işlemiş olmaz. Görevi nedeniyle öğrendiği bir suçu yetkili makamlara bildirmeyen kamu görevlisi ayrıca TCK m.279 kapsamında sorumlu olabileceğinden, reddedilen teklifin bildirilmesi de önem taşır.

Uygulamada en çok tartışılan konu, anlaşmanın varlığının ispatıdır. Anlaşma sözlü, yazılı veya davranışlarla kurulabilir. Ancak menfaatin görevle ilgili belirli bir işin karşılığı olduğu somut delillerle ortaya konmalıdır. Belirsiz bir “ilgilenirim” sözü, nezaket kapsamındaki bir ikram ya da işle bağlantısı kurulamayan bir hediye, tek başına anlaşmanın ispatı için yeterli değildir. Ceza muhakemesinde şüphe sanık lehine değerlendirilir.

İlaç ve tıbbi cihaz firmaları: Kamu görevlisi hekime yapılan kongre desteği veya danışmanlık ödemesi mevzuata uygun kurgulanmazsa rüşvetin yanı sıra 657 sayılı Kanun m.29’daki hediye yasağı bakımından da risk doğurur. Organizasyona ödeme, yazılı onay ve yıllık bildirim kuralları için hekimlere değer aktarımı ve kongre sponsorluğu rehberimize bakabilirsiniz.

4) Aracı, Üçüncü Kişi ve Şirketlerin Sorumluluğu (m.252/5-6, m.253)

Rüşvet çoğu zaman doğrudan değil, bir aracı eliyle veya bir şirket üzerinden işlenir. Kanun bu ihtimalleri ayrı ayrı düzenler:

  • Aracı (m.252/5): Rüşvet ilişkisine aracılık eden kişi müşterek fail olarak cezalandırılır. Aracının kendi çıkarının bulunması gerekmez; rüşvet ilişkisine bilerek katılması yeterlidir.
  • Menfaat sağlanan üçüncü kişi (m.252/6): Rüşvet ilişkisi nedeniyle kendisine menfaat sağlanan üçüncü kişi veya menfaatin sağlanmasını kabul eden tüzel kişi yetkilisi de müşterek fail olarak cezalandırılır.
  • Tüzel kişi (m.253): “Rüşvet suçunun işlenmesi suretiyle yararına haksız menfaat sağlanan tüzel kişiler hakkında bunlara özgü güvenlik tedbirlerine hükmolunur.” Bu tedbirler TCK m.60’ta düzenlenir: kamu izniyle faaliyet gösteren özel hukuk tüzel kişisinin izninin iptali ve müsadere. Ayrıntı için tüzel kişiler hakkında güvenlik tedbirleri yazımıza bakabilirsiniz.
  • İdari para cezası (5326 sayılı Kabahatler Kanunu m.43/A): Özel hukuk tüzel kişisinin organ veya temsilcisi ya da faaliyeti çerçevesinde görev üstlenen bir kişi, rüşvet suçunu tüzel kişi yararına işlerse tüzel kişiye ayrıca idari para cezası verilir. Kanundaki sınırlar ilk hâliyle on bin Türk lirasından iki milyon Türk lirasına kadardır. İdari para cezaları her yıl yeniden değerleme oranında artırılarak uygulanır (5326 sayılı Kanun m.17/7).

Menfaat sağlanan üçüncü kişiye ilişkin hüküm, yolsuzluk dosyalarında sık görülen perdeleme yöntemlerini hedefler: gerçek bir hizmete dayanmayan danışmanlık sözleşmesi, sahte fatura veya bir akrabaya sağlanan iş bunlara örnektir. Rüşveti gizlemek için sahte belge düzenlenmesi, rüşvetten ayrı olarak belgede sahtecilik suçunu da oluşturabilir. Sahteciliğin unsurları için belgede sahtecilik yazımıza bakabilirsiniz. Rüşvet olarak verilen para veya eşya, suçun işlenmesi için sağlanan maddi menfaat niteliğindedir ve kazanç müsaderesine konu olur (TCK m.55). Rüşvet veren kişi bu parayı geri isteyemez. Müsaderenin kapsamı için eşya ve kazanç müsaderesi yazımız ayrıntılı bilgi verir.

⚖️ Hukuki Danışmanlık Alın

Av. Fatma Öztürk — Hukukçular Evi Ankara

📞 +90 554 648 37 15💬 WhatsApp

5) Ağırlaştırıcı Hâl ve Özel Kapsam (m.252/7-10)

Kanun, rüşvetin yargının ve resmî belgelendirmenin güvenilirliğini hedef aldığı hâlleri daha ağır cezalandırır. Rüşvet alan, talep eden veya rüşvet konusunda anlaşmaya varan kişinin yargı görevi yapan, hakem, bilirkişi, noter veya yeminli mali müşavir olması hâlinde ceza üçte birden yarısına kadar artırılır (m.252/7). Bu sayım sınırlıdır; fıkrada sayılmayan meslek grupları bu artırımın kapsamında değildir. Temel ceza dört yıldan on iki yıla kadar olduğundan, artırım uygulandığında alt sınır beş yıl dört aya, üst sınır on sekiz yıla ulaşabilir.

Sekizinci fıkra, özel sektörün tamamını değil, kamuyla bağlantısı veya kamusal önemi olan belirli kuruluşları kapsar. Bunlar kamu kurumu niteliğindeki meslek kuruluşları, kamu kurum ve kuruluşlarının veya meslek kuruluşlarının iştirakiyle kurulan şirketler, bunların bünyesinde faaliyet gösteren vakıflar, kamu yararına çalışan dernekler, kooperatifler ve halka açık anonim şirketlerdir. Bu kuruluşlar adına hareket eden kişiye görevleriyle ilgili bir iş için menfaat sağlanması rüşvet hükümlerine tabidir. Bu listede yer almayan, tamamen özel bir şirketin çalışanına verilen “komisyon” ise rüşvet değildir. Olay, somut duruma göre başka suç tipleri yönünden, örneğin güveni kötüye kullanma yönünden değerlendirilebilir.

Dokuzuncu ve onuncu fıkralar, Türkiye’nin taraf olduğu OECD Uluslararası Ticari İşlemlerde Yabancı Kamu Görevlilerine Rüşvet Verilmesinin Önlenmesi Sözleşmesi’nin iç hukuktaki karşılığıdır. Yabancı bir devletin görevlisine, uluslararası kuruluş görevlisine veya uluslararası tahkimde görevli hakeme rüşvet verilmesi de TCK m.252 kapsamında suçtur. Onuncu fıkra, Türkiye’yi ilgilendiren işlemler bakımından yabancılar tarafından yurt dışında işlenen bu suçlar hakkında re’sen soruşturma yapılmasını öngörür. Etkin pişmanlık hükmü ise yabancı kamu görevlisine rüşvet verilmesi hâlinde uygulanmaz (m.254/4).

6) Rüşvette Etkin Pişmanlık (TCK m.254)

Rüşvet gizli bir anlaşmaya dayanır ve taraflardan birinin konuşması çoğu zaman suçun ortaya çıkmasının tek yoludur. Kanun bu nedenle “ilk bildiren” tarafı ödüllendirir ve her iki tarafa da cezasızlık imkânı tanır:

Tablo 2 — Rüşvette etkin pişmanlık (TCK m.254)
FıkraKim yararlanır?ŞartSonuç
m.254/1 (1. cümle)Rüşvet alan kamu görevlisiResmî makamlarca haber alınmadan önce rüşvet konusu şeyi soruşturma yapmaya yetkili makamlara teslim etmesiCezaya hükmolunmaz
m.254/1 (2. cümle)Rüşvet alma konusunda anlaşan kamu görevlisiResmî makamlarca haber alınmadan önce durumu yetkili makamlara haber vermesiRüşvet suçundan cezaya hükmolunmaz
m.254/2Rüşvet veren veya kamu görevlisiyle rüşvet konusunda anlaşan kişiResmî makamlarca haber alınmadan önce pişmanlık duyarak durumu yetkili makamlara haber vermesiRüşvet suçundan cezaya hükmolunmaz
m.254/3Suça iştirak eden diğer kişiler (aracı gibi)Resmî makamlarca haber alınmadan önce pişmanlık duyarak durumu yetkili makamlara haber vermesiCezaya hükmolunmaz
m.254/4Yabancı kamu görevlisine rüşvet veren—Etkin pişmanlık uygulanmaz

Rüşvetteki etkin pişmanlık, birçok suçtaki kademeli indirimden farklı olarak tam cezasızlık sonucu doğurur. Ancak tek bir zaman şartına bağlıdır: resmî makamların olayı haber almamış olması. Kolluk veya Cumhuriyet başsavcılığı olaydan haberdar olduktan sonra yapılan bildirim ya da teslim, m.254’ün cezasızlık sonucunu doğurmaz. Bu durumda pişmanlık ancak genel hükümler çerçevesinde, örneğin takdiri indirim (TCK m.62) değerlendirmesinde dikkate alınabilir.

Bildirim, soruşturma yapmaya yetkili makama yapılmalıdır. Kurum içindeki bir amire yapılan sözlü aktarım, bu makama ulaşmadıkça tek başına yeterli olmayabilir. Bu nedenle bildirimin yazılı yapılması ve tarihinin belgelenmesi önemlidir. Etkin pişmanlık rüşvet suçu bakımından cezasızlık sağlar. Rüşveti gizlemek için sahte belge düzenlenmesi gibi ayrı suçları kendiliğinden ortadan kaldırmaz. Hangi suçta etkin pişmanlığın hangi sonucu doğurduğunu suça göre etkin pişmanlık haritamızdan karşılaştırabilirsiniz.

7) Görevi Kötüye Kullanma: TCK m.257

Görevi kötüye kullanma, kamu görevlisinin görevinden kaynaklanan yetkiyi hukuka aykırı biçimde kullanmasını ya da görevini yapmamasını cezalandırır. Yürürlükteki metin şöyledir:

  • m.257/1 (icrai hâl): “Kanunda ayrıca suç olarak tanımlanan haller dışında, görevinin gereklerine aykırı hareket etmek suretiyle, kişilerin mağduriyetine veya kamunun zararına neden olan ya da kişilere haksız bir menfaat sağlayan kamu görevlisi, altı aydan iki yıla kadar hapis cezası ile cezalandırılır.”
  • m.257/2 (ihmali hâl): “Kanunda ayrıca suç olarak tanımlanan haller dışında, görevinin gereklerini yapmakta ihmal veya gecikme göstererek, kişilerin mağduriyetine veya kamunun zararına neden olan ya da kişilere haksız bir menfaat sağlayan kamu görevlisi, üç aydan bir yıla kadar hapis cezası ile cezalandırılır.”
  • m.257/3: Üçüncü fıkra, 6352 sayılı Kanun’un 105. maddesiyle yürürlükten kaldırılmıştır. Aynı Kanunla rüşvetin tanımı görevin ifasıyla ilgili her işi kapsayacak biçimde yeniden yazıldığından, görevle ilgili bir iş karşılığında menfaat sağlanması bugün m.252 kapsamında değerlendirilir.

Suçun oluşması için dört unsurun birlikte bulunması gerekir:

  1. Failin kamu görevlisi olması,
  2. Fiilin görevle ilgili olması ve görevin gereklerine aykırı bir hareket ya da ihmal veya gecikme içermesi,
  3. Bu davranışın somut bir sonuç doğurması: kişilerin mağduriyeti, kamunun zararı ya da kişilere haksız bir menfaat sağlanması,
  4. Fiilin kanunda ayrıca suç olarak tanımlanmamış olması.

Sonuç unsuru bulunmayan, yalnızca usule aykırı bir işlem disiplin hukukunun konusudur. Ceza sorumluluğu için mağduriyet, zarar veya haksız menfaat somut olarak ortaya konmalıdır.

“Kanunda ayrıca suç olarak tanımlanan haller dışında” ifadesi, m.257’nin tali (torba) niteliğini gösterir. Fiil rüşvet, irtikap, zimmet, ihaleye fesat karıştırma, resmî belgede sahtecilik veya kamu görevlisinin suçu bildirmemesi gibi özel bir suç tipine uyuyorsa m.257 uygulanmaz; özel suç tipi uygulanır. Bu nedenle iddianame “görevi kötüye kullanma” diye düzenlense bile mahkeme fiilin özel bir suç oluşturduğu sonucuna varabilir, bunun tersi de mümkündür. Suç vasfı değişecekse sanığa ek savunma hakkı verilmesi zorunludur (CMK m.226).

Görevi kötüye kullanma şikâyete bağlı değildir; re’sen soruşturulur. Görev sebebiyle işlendiğinde 4483 sayılı Kanun uyarınca soruşturma izni gerekir (aşağıda 9. başlık). Kamu görevlileri için savunma stratejisini görevi kötüye kullanma (TCK m.257) ve memur savunması yazımızda ayrıntılı ele aldık. Avukatların görevleriyle ilgili suçlardaki özel usul için avukatın görevi kötüye kullanması yazımıza bakabilirsiniz.

Hakkınızda rüşvet veya görevi kötüye kullanma soruşturması mı var?
İfade vermeden önce suç vasfını, soruşturma izni gerekip gerekmediğini ve etkin pişmanlık imkânını birlikte değerlendirelim. Hukukçular Evi Ankara: 0554 648 37 15

Hemen ArayınWhatsApp’tan Yazın

8) Rüşvet, İrtikap, Zimmet, Nüfuz Ticareti ve Görevi Kötüye Kullanma Farkı

Kamu idaresinin güvenilirliğine karşı suçlar birbirine yakındır ve aynı olay farklı suç vasıflarıyla değerlendirilebilir. Doğru vasıflandırma cezanın miktarını, görevli mahkemeyi ve zamanaşımını değiştirir. Kimin fail, kimin mağdur olduğunu da bu vasıflandırma belirler:

Tablo 3 — Kamu idaresine karşı başlıca suçların karşılaştırması
SuçTemel fiilKanundaki cezaKarşı tarafın durumu
Rüşvet (TCK m.252)Görevle ilgili bir iş karşılığında menfaat konusunda serbest iradeyle anlaşma4–12 yıl hapisRüşvet veren de faildir ve aynı cezayı alır
İrtikap (TCK m.250)Görevin sağladığı nüfuzu kötüye kullanarak menfaat sağlanmasına icbar (250/1), hileli davranışla ikna (250/2) veya kişinin hatasından yararlanma (250/3)5–10 yıl / 3–5 yıl / 1–3 yıl hapis; menfaatin değeri ve mağdurun ekonomik durumuna göre yarıya kadar indirim (250/4)Menfaat sağlayan kişi mağdurdur
Zimmet (TCK m.247)Görevi nedeniyle zilyetliği devredilen veya koruma ve gözetimiyle yükümlü olunan malı zimmete geçirme5–12 yıl hapis; hileli zimmette yarı oranında artırım (247/2); geçici kullanımda yarıya kadar indirim (247/3)Karşı taraf yoktur; mal zaten görevlinin elindedir
Nüfuz ticareti (TCK m.255)Kamu görevlisi üzerinde nüfuz sahibi olduğundan bahisle haksız bir işin gördürülmesi için menfaat2–5 yıl hapis ve 5.000 güne kadar adli para cezası; failin kamu görevlisi olması hâlinde yarı oranında artırımMenfaat, nüfuz iddiasında bulunan kişiye sağlanır; iş haksız olmalıdır
Görevi kötüye kullanma (TCK m.257)Görevin gereklerine aykırı hareket veya ihmal ya da gecikme ile mağduriyet, kamu zararı veya haksız menfaat6 ay–2 yıl (257/1); 3 ay–1 yıl (257/2) hapisTali suçtur; özel bir suç oluşuyorsa uygulanmaz

Rüşvet ile irtikap arasındaki çizgi, iradelerin serbestliğidir. Rüşvette taraflar eşit konumda ve serbest iradeyle anlaşır. İrtikapta ise kamu görevlisi, görevinin sağladığı nüfuzu kötüye kullanarak kişiyi menfaat sağlamaya zorlar ya da hileyle ikna eder. Kanun icbarın varlığını şu durumda açıkça kabul eder: “Kamu görevlisinin haksız tutum ve davranışları karşısında, kişinin haklı bir işinin gereği gibi, hiç veya en azından vaktinde görülmeyeceği endişesiyle, kendisini mecbur hissederek, kamu görevlisine veya yönlendireceği kişiye menfaat temin etmiş olması halinde, icbarın varlığı kabul edilir.” (TCK m.250/1). Bu nedenle “para vermezsem işim yapılmayacak” endişesiyle ödeme yapan kişi rüşvet veren değil, irtikap mağdurudur. Ayrıntı için irtikap suçu (TCK 250) yazımıza bakabilirsiniz.

Zimmette karşı taraf yoktur. Görevli, görevi nedeniyle elinde bulunan malı kendisinin veya başkasının zimmetine geçirir. Malın geçici bir süre kullanılıp iade edilmek üzere alınması hâlinde ceza yarı oranına kadar indirilebilir (m.247/3). Zimmette etkin pişmanlık ayrıca TCK m.248’de düzenlenmiştir. Ayrıntılar için zimmet suçu ve cezası yazımıza bakınız.

Nüfuz ticaretinde menfaat doğrudan kamu görevlisine değil, onun üzerinde nüfuzu olduğunu ileri süren kişiye sağlanır ve gördürülmek istenen işin “haksız” olması gerekir. Nüfuz iddiası gerçek dışıysa ve amaç yalnızca para almaksa, olay nitelikli dolandırıcılık (TCK m.158) yönünden de değerlendirilir. Hangi suçun oluştuğu somut olaya ve delillere göre belirlenir. Kamu görevlisinin görevinin sağladığı nüfuzla alım satım yapması ise ayrı bir suçtur; bkz. kamu görevlisinin ticareti (TCK 259).

9) Soruşturma İzni Gerekir mi? 3628 m.17 ve 4483 Sayılı Kanun

Memurlar ve diğer kamu görevlilerinin görevleri sebebiyle işledikleri suçlarda Cumhuriyet savcılığının soruşturma yürütebilmesi, kural olarak 4483 sayılı Kanun uyarınca yetkili merciin soruşturma izni vermesine bağlıdır. Rüşvet bu kuralın istisnasıdır. 3628 sayılı Mal Bildiriminde Bulunulması, Rüşvet ve Yolsuzluklarla Mücadele Kanunu’nun 17. maddesine göre, bu Kanunda yazılı suçlar ile irtikap, rüşvet, ihtilas ve zimmet suçlarından şüpheli olanlar hakkında memur yargılama usulü uygulanmaz. Soruşturma genel hükümlere göre doğrudan Cumhuriyet savcılığınca yürütülür. Ağır cezalık suçüstü hâlleri de 4483 sayılı Kanun’un kapsamı dışındadır (4483 m.2). Hâkim ve savcılar gibi özel soruşturma usulüne tabi kişiler bakımından ise kendi özel kanunları uygulanır.

Görevi kötüye kullanmada durum farklıdır. Fiil görev sebebiyle işlenmişse 4483 sayılı Kanun uygulanır. Savcılık, ön inceleme yapılması için evrakı yetkili mercie gönderir. İzin verilmedikçe şüpheli hakkında kamu davası açılamaz. Yetkili merci soruşturma izni verilip verilmeyeceğine otuz gün içinde karar verir; zorunlu hâllerde bu süre on beş gün uzatılabilir. İzin verilmesine veya verilmemesine ilişkin karara on gün içinde itiraz edilebilir. İtiraz mercii, kararı veren makama göre bölge idare mahkemesi veya Danıştay’dır (4483 m.9). İzin verilmemesine karşı başvuru yolları için soruşturma izni verilmemesine karşı başvuru yazımıza bakabilirsiniz.

3628 sayılı Kanun kapsamındaki suçlara ilişkin ihbarlar doğrudan Cumhuriyet başsavcılığına yapılabilir (3628 m.18). Kamu görevlilerinin mal bildirimi yükümlülüğü de aynı Kanunda düzenlenir. Açıklanamayan mal varlığı artışı, rüşvet soruşturmalarında önemli bir araştırma konusudur. Yükümlülüğün kapsamı için kamu görevlisinin mal bildirimi yükümlülüğü yazımıza bakabilirsiniz.

10) Görevli Mahkeme ve Dava Zamanaşımı

Ağır ceza mahkemesinin görevini düzenleyen 5235 sayılı Kanun m.12, zimmet (TCK m.247), irtikabın birinci ve ikinci fıkraları (m.250/1-2) ve rüşvet (m.252) suçlarını ağır ceza mahkemesine verir. Görevi kötüye kullanmanın cezası en fazla iki yıl hapis olduğundan bu davalar asliye ceza mahkemesinde görülür. İki mahkeme arasındaki genel görev ayrımı için asliye ceza ile ağır ceza mahkemesi farkı yazımıza bakabilirsiniz.

Dava zamanaşımı, TCK m.66/1’e göre kanundaki cezanın üst sınırı esas alınarak hesaplanır. Beş yıldan fazla ve yirmi yıldan az hapis cezasını gerektiren suçlarda süre on beş yıl, beş yıldan fazla olmamak üzere hapis cezasını gerektiren suçlarda sekiz yıldır. Süre belirlenirken dosyadaki deliller itibarıyla suçun daha ağır cezayı gerektiren nitelikli hâlleri de dikkate alınır (m.66/3).

Tablo 4 — Görevli mahkeme ve dava zamanaşımı (TCK m.66-67; 5235 sayılı Kanun m.12)
SuçKanundaki üst sınırDava zamanaşımı (m.66/1)Kesilmeyle en fazla (m.67/4)Görevli mahkeme
Rüşvet (252/1-2)12 yıl15 yıl22 yıl 6 ayAğır ceza
Rüşvet, ağırlaştırıcı hâl (252/7)18 yıl15 yıl22 yıl 6 ayAğır ceza
Zimmet (247/1)12 yıl15 yıl22 yıl 6 ayAğır ceza
İrtikap, icbar (250/1)10 yıl15 yıl22 yıl 6 ayAğır ceza
İrtikap, ikna (250/2)5 yıl8 yıl12 yılAğır ceza
İrtikap, hatadan yararlanma (250/3)3 yıl8 yıl12 yılAsliye ceza
Görevi kötüye kullanma (257/1)2 yıl8 yıl12 yılAsliye ceza
Görevi kötüye kullanma, ihmal (257/2)1 yıl8 yıl12 yılAsliye ceza

Zamanaşımı, TCK m.67/2’de sayılan işlemlerle kesilir. Bu işlemler, şüpheli veya sanığın Cumhuriyet savcısı ya da hâkim huzurunda ifadesinin veya sorgusunun alınması, yakalama veya tutuklama kararı verilmesi, iddianame düzenlenmesi ve mahkûmiyet kararı verilmesidir. Kesilme hâlinde süre yeniden işlemeye başlar, ancak kanundaki sürenin en fazla yarısı kadar uzayabilir (m.67/4). Rüşvette on beş yıllık süre, kesilmeyle en fazla yirmi iki yıl altı aya ulaşır. Hesaplama ayrıntıları için dava ve ceza zamanaşımı yazımıza bakabilirsiniz.

11) Mahkûmiyetin Memuriyete Etkisi, Hak Yoksunluğu ve HAGB

Rüşvet mahkûmiyeti, cezanın kendisinden daha uzun süren sonuçlar doğurur. 657 sayılı Devlet Memurları Kanunu m.48/A-5, zimmet, irtikap, rüşvet, hırsızlık, dolandırıcılık, sahtecilik, güveni kötüye kullanma ve ihaleye fesat karıştırma gibi suçlardan mahkûmiyeti, affa uğramış olsa bile, memur olmaya engel sayar. Aynı bent, kasten işlenen herhangi bir suçtan bir yıl veya daha fazla süreyle hapis cezasına mahkûmiyeti de engel olarak düzenler. Görevi kötüye kullanma bu katalogda sayılmaz. Ancak bu suçtan bir yıl veya daha fazla hapis cezası verilmesi hâlinde de memuriyete engel durum doğar. Göreve başlama ve görevde kalma bakımından sonuçlar için memuriyete engel mahkûmiyetler yazımıza bakabilirsiniz.

Kasten işlenen suçtan hapis cezasına mahkûmiyetin kanuni sonucu olarak kişi, cezanın infazı tamamlanıncaya kadar sürekli, süreli veya geçici bir kamu görevini üstlenmekten yoksun bırakılır (TCK m.53/1-a, m.53/2). Hak yoksunluklarının kapsamı için hak yoksunlukları (TCK 53) yazımıza bakabilirsiniz.

Hükmün açıklanmasının geri bırakılması (HAGB) için hükmolunan cezanın iki yıl veya daha az süreli hapis ya da adli para cezası olması gerekir (CMK m.231/5). Rüşvetin alt sınırı dört yıl olduğundan HAGB kural olarak mümkün değildir. Ancak kabul edilmeyen teklif veya talepteki yarı oranında indirim (m.252/4) ile takdiri indirim (TCK m.62) birlikte uygulandığında sonuç ceza iki yıl veya daha aza inebilir. Örneğin dört yıllık temel ceza, m.252/4 ile iki yıla, m.62 ile bir yıl sekiz aya iner. Görevi kötüye kullanmada ceza sınırları HAGB’ye genellikle elverişlidir. HAGB için ayrıca suçun işlenmesiyle mağdurun veya kamunun uğradığı zararın giderilmesi aranır (m.231/6); kamu zararına yol açan görevi kötüye kullanma dosyalarında bu şart belirleyici olur. HAGB’nin 7589 sayılı Kanun sonrası güncel düzeni için HAGB rehberimize bakabilirsiniz.

12) Uygulamadan Örnek Olaylar

Aşağıdaki örnekler, suç vasfının nasıl belirlendiğini göstermek için kurgulanmıştır. Her dosya kendi delilleriyle değerlendirilir.

  1. Reddedilen teklif: Bir iş yeri sahibi, denetime gelen görevliye “raporu olumlu yazarsan karşılığını görürsün” diyerek para teklif eder. Görevli teklifi reddeder ve tutanak düzenler. İş yeri sahibi hakkında m.252/1 uygulanır, ancak teklif kabul edilmediği için ceza yarı oranında indirilir (m.252/4). Görevli hakkında suç yoktur.
  2. Anlaşma var, para yok: Görevli, ruhsatı hızlandırmak için para ister. Başvuru sahibi kabul eder ve parayı ertesi gün getireceğini söyler. Para teslim edilmeden olay ortaya çıkar. Anlaşma kurulduğu için her iki taraf da suç tamamlanmış gibi cezalandırılır (m.252/3).
  3. Baskı altında ödeme: Görevli, haklı bir başvuruyu aylarca bekletir ve “bu iş böyle yürümez” diyerek para ister. Başvuru sahibi, işinin hiç görülmeyeceği endişesiyle öder. Bu tablo m.250/1’deki icbar tanımına uyar. Ödeme yapan kişi mağdurdur, görevli irtikaptan sorumlu olur.
  4. “Müdürü tanıyorum” vaadi: Kamu görevlisi olmayan bir kişi, bir kurumdaki yöneticiyle yakınlığı olduğunu söyleyerek bir ihalede belirli bir firmanın kayırılması için para alır. Bu, haksız bir işin gördürülmesi için nüfuz ticaretidir (m.255). Kişinin iddia ettiği yakınlık hiç yoksa olay dolandırıcılık yönünden de değerlendirilir.
  5. İşlem yapmayan görevli: Kaçak yapıyı tespit eden görevli, herhangi bir menfaat almadan tutanak düzenlemez ve yapı tamamlanır. Menfaat ve anlaşma yoksa rüşvet oluşmaz; ihmal sonucu kamu zararı veya kişilerin mağduriyeti doğmuşsa m.257/2 gündeme gelir. Görevli işlem yapmamayı bir menfaat karşılığında kabul etmişse suç rüşvettir.
  6. Kasadan geçici kullanım: Tahsilat görevlisi, kasadaki parayı birkaç gün kullanıp yerine koymak üzere alır. Görevi nedeniyle zilyetliği kendisine devredilen parayı zimmetine geçirdiği için suç zimmettir. Geçici kullanım amacı, ceza indirimi sebebidir (m.247/3).

13) Delil, Soruşturma ve Savunmada Dikkat Edilecek Noktalar

Rüşvet ve görevi kötüye kullanma dosyalarında deliller çoğunlukla iletişim kayıtları, banka hareketleri, tanık beyanları, kamera görüntüleri ve işaretli parayla yapılan suçüstü işlemlerinden oluşur. Yüklenen suç ancak hukuka uygun biçimde elde edilmiş delillerle ispat edilebilir (CMK m.217/2). Kanuna aykırı olarak elde edilmiş bulgular delil olarak kabul edilemez (Anayasa m.38/6) ve kanuna aykırı elde edilen delil reddedilir (CMK m.206/2-a). İletişimin denetlenmesi kararlarının kapsamı ve süresi bu nedenle ayrıntılı incelenmelidir. Bu konuda iletişimin denetlenmesi yazımıza bakabilirsiniz.

Kolluk görevlilerinin kişiyi rüşvet vermeye veya almaya kışkırtması ayrı bir sorundur. Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi Büyük Dairesi, Ramanauskas/Litvanya (2008) kararında, bir rüşvet dosyasında suçun kolluk görevlilerinin kışkırtmasıyla işlendiğini ve bu yolla elde edilen delillere dayanılmasının adil yargılanma hakkını (Sözleşme m.6) ihlal ettiğini tespit etmiştir. Operasyonun önceden var olan bir suç şüphesini mi ortaya çıkardığı, yoksa suçu mu doğurduğu savunmanın ana sorularından biridir.

Savunmada ilk bakılacak noktalar şunlardır:

  • Fail, fiil anında TCK m.6/1-c anlamında kamu görevlisi miydi veya m.252/8 kapsamındaki bir kuruluş adına mı hareket ediyordu?
  • Menfaat, görevle ilgili belirli bir işin karşılığı mıydı, yoksa işle bağlantısı kurulamayan bir ikram veya borç ilişkisi mi?
  • Anlaşma kesin miydi, yoksa kabul edilmemiş bir teklif veya talep mi var (m.252/3 ile m.252/4 farkı)?
  • Olay irtikap mı; menfaat sağlayan kişi baskı altında mıydı?
  • Resmî makamlar haber almadan önce bir bildirim veya teslim yapıldı mı (m.254)?
  • Görevi kötüye kullanmada somut bir mağduriyet, kamu zararı veya haksız menfaat var mı; fiil başka bir özel suçu mu oluşturuyor?
  • Soruşturma izni gerekiyor muydu ve usulüne uygun alındı mı?
  • Deliller hukuka uygun elde edildi mi; iletişim denetimi kararın kapsamında mı yapıldı?

İfade vermeden önce müdafiyle görüşmek şüphelinin en temel haklarındandır. Şüpheli, müdafi yardımından yararlanma ve susma hakkına sahiptir (CMK m.147). İfade sürecindeki haklar için emniyette ve savcılıkta ifade verme rehberimize bakabilirsiniz.

Sıkça Sorulan Sorular

Rüşvet suçunun cezası nedir?

Rüşvet veren kişi ile rüşvet alan kamu görevlisi dört yıldan on iki yıla kadar hapis cezasıyla cezalandırılır (TCK m.252/1-2). Rüşvet alan, talep eden veya rüşvet konusunda anlaşmaya varan kişi yargı görevi yapan, hakem, bilirkişi, noter veya yeminli mali müşavirse ceza üçte birden yarısına kadar artırılır (m.252/7).

Rüşvet teklif ettim ama kabul edilmedi, yine de ceza alır mıyım?

Evet. Teklif veya vaat kamu görevlisince kabul edilmese de suç oluşur; ancak verilecek ceza yarı oranında indirilir (TCK m.252/4). Aynı indirim, kamu görevlisinin talebinin kişi tarafından kabul edilmediği durumda görevli için de uygulanır.

Para verilmeden rüşvet suçu oluşur mu?

Evet. Rüşvet konusunda anlaşmaya varılması hâlinde, menfaat henüz verilmemiş olsa bile suç tamamlanmış gibi cezaya hükmolunur (TCK m.252/3).

Rüşvet veren kişi de ceza alır mı?

Evet. Görevinin ifasıyla ilgili bir işi yapması veya yapmaması için kamu görevlisine menfaat sağlayan kişi, rüşvet alan kamu görevlisiyle aynı cezayla, yani dört yıldan on iki yıla kadar hapis cezasıyla cezalandırılır (TCK m.252/1).

Rüşveti ihbar edersem ceza alır mıyım?

Resmî makamlar olayı haber almadan önce pişmanlık duyarak durumu soruşturma yapmaya yetkili makamlara bildiren rüşvet veren, rüşvet alan veya suça iştirak eden kişi hakkında rüşvet suçundan cezaya hükmolunmaz (TCK m.254/1-3). Rüşvet alan kamu görevlisi bakımından rüşvet konusu şeyin yetkili makamlara teslimi aranır. Olay öğrenildikten sonraki bildirim cezasızlık sağlamaz. Yabancı kamu görevlisine rüşvet verilmesinde bu hüküm uygulanmaz (m.254/4).

Rüşvet ile irtikap arasındaki fark nedir?

Rüşvette taraflar serbest iradeyle anlaşır ve her ikisi de faildir. İrtikapta ise kamu görevlisi, görevinin sağladığı nüfuzu kötüye kullanarak kişiyi menfaat sağlamaya zorlar (m.250/1) veya hileyle ikna eder (m.250/2). Haklı işinin görülmeyeceği endişesiyle kendini mecbur hisseden kişi mağdurdur ve cezalandırılmaz.

Rüşvet ile görevi kötüye kullanma arasındaki fark nedir?

Rüşvet, görevle ilgili bir iş karşılığında menfaat konusunda anlaşmayı gerektirir. Görevi kötüye kullanma ise görevin gereklerine aykırı hareket veya ihmal sonucu mağduriyet, kamu zararı ya da haksız menfaat doğmasıdır ve tali bir suçtur. Fiil rüşvet oluşturuyorsa TCK m.257 uygulanmaz.

Görevi kötüye kullanma suçunun cezası nedir?

Görevin gereklerine aykırı hareket hâlinde altı aydan iki yıla kadar (TCK m.257/1), görevin gereklerini yapmakta ihmal veya gecikme hâlinde üç aydan bir yıla kadar (m.257/2) hapis cezası öngörülür.

Rüşvet soruşturması için soruşturma izni gerekir mi?

Hayır. 3628 sayılı Kanun m.17 uyarınca irtikap, rüşvet, ihtilas ve zimmet suçlarında memur yargılama usulü uygulanmaz ve soruşturma genel hükümlere göre Cumhuriyet savcılığınca yürütülür. Görev sebebiyle işlenen görevi kötüye kullanmada ise 4483 sayılı Kanun uyarınca soruşturma izni gerekir.

Rüşvet davası hangi mahkemede görülür?

Rüşvet (TCK m.252), zimmet (m.247) ve irtikabın birinci ve ikinci fıkraları (m.250/1-2) ağır ceza mahkemesinde görülür (5235 sayılı Kanun m.12). Görevi kötüye kullanma davaları ise asliye ceza mahkemesinde görülür.

Rüşvet suçunda zamanaşımı kaç yıldır?

Rüşvette kanundaki üst sınır on iki yıl olduğundan dava zamanaşımı on beş yıldır (TCK m.66/1-d). Zamanaşımı kesilirse süre en fazla yarısı kadar uzar ve yirmi iki yıl altı ayı geçemez (m.67/4). Görevi kötüye kullanmada süre sekiz yıl, kesilmeyle en fazla on iki yıldır.

Rüşvet suçunda HAGB verilebilir mi?

HAGB için hükmolunan cezanın iki yıl veya daha az olması gerekir (CMK m.231/5). Rüşvetin alt sınırı dört yıl olduğundan kural olarak mümkün değildir. Ancak kabul edilmeyen teklif veya talepteki yarı oranında indirim (m.252/4) ve takdiri indirim (TCK m.62) ile sonuç ceza iki yıl veya daha aza inerse, diğer şartlar da varsa HAGB değerlendirilebilir.

Rüşvetten mahkûm olan memur görevine devam edebilir mi?

Hayır. 657 sayılı Kanun m.48/A-5, rüşvet, zimmet ve irtikap gibi suçlardan mahkûmiyeti, affa uğramış olsa bile, memur olmaya engel sayar. Bu şartın kaybedilmesi memuriyetin sona ermesi sonucunu doğurur. Ayrıca kasten işlenen suçtan hapis cezası, infaz tamamlanıncaya kadar kamu görevi üstlenmekten yoksunluk doğurur (TCK m.53/1-a).

Özel bir şirketin çalışanına para vermek rüşvet midir?

Kural olarak hayır. Rüşvet hükümleri kamu görevlilerine ve m.252/8’de sayılan kuruluşlar (kamu kurumu niteliğindeki meslek kuruluşları, kamu iştirakli şirketler, kamu bünyesindeki vakıflar, kamu yararına çalışan dernekler, kooperatifler ve halka açık anonim şirketler) adına hareket edenlere uygulanır. Bu kapsam dışındaki özel şirket çalışanına yapılan ödeme, somut olaya göre başka suç tipleri yönünden değerlendirilebilir.

Kamu görevlisine hediye vermek rüşvet midir?

Hediye, görevle ilgili belirli bir işin yapılması veya yapılmaması için verilmişse rüşvettir. İşle bağlantısı kurulamayan bir ikram rüşvet oluşturmaz. Ancak kamu görevlisinin görevi sebebiyle hediye kabul etmesi 657 sayılı Kanun m.29 uyarınca disiplin bakımından yasaktır.

Şirketimiz adına rüşvet verilirse şirkete ne olur?

Rüşvetle yararına haksız menfaat sağlanan tüzel kişi hakkında güvenlik tedbirlerine hükmolunur (TCK m.253). Bu tedbirler faaliyet izninin iptali ve müsaderedir (TCK m.60). Ayrıca Kabahatler Kanunu m.43/A uyarınca tüzel kişiye idari para cezası verilir. Rüşveti veren yönetici veya çalışan ise ayrıca fail olarak cezalandırılır.

Nüfuz ticareti nedir, cezası ne kadardır?

Kamu görevlisi üzerinde nüfuz sahibi olduğundan bahisle, haksız bir işin gördürülmesi için menfaat sağlanmasıdır (TCK m.255). Kanunda iki yıldan beş yıla kadar hapis ve beş bin güne kadar adli para cezası öngörülür. Failin kamu görevlisi olması hâlinde yarı oranında artırım yapılır.

Rüşvet olarak verilen para geri alınabilir mi?

Hayır. Rüşvet olarak verilen para, suçun işlenmesi için sağlanan maddi menfaat niteliğinde olduğundan kazanç müsaderesine konu olur (TCK m.55). Rüşvet veren kişi bu parayı geri isteyemez.

⚖️ Hukuki Danışmanlık Alın

Av. Fatma Öztürk — Hukukçular Evi Ankara

📞 +90 554 648 37 15💬 WhatsApp

Bu yazı genel bilgilendirme amaçlıdır; her dosyanın kendine özgü koşulları bulunduğundan, ayrıntılı değerlendirme için güncel mevzuat ve uzman hukuki görüş esas alınmalıdır.

Bu konuda hukuki destek almak için

📞 Ara: +905546483715💬 WhatsApp’tan yaz

Post by Av. Fatma Öztürk