Bir zarara çoğu zaman tek bir kişi değil, birden fazla kişi birlikte ya da farklı sebeplerle yol açar. Bu durumda zarar görenin tazminatını kimden ve nasıl alacağı, müteselsil sorumluluk kurallarıyla belirlenir.
Ödediğiniz tutarı diğer sorumlulardan geri almayı planlayalım
Av. Fatma Öztürk — Hukukçular Evi Ankara
Kanun ne diyor?
Türk Borçlar Kanunu m. 61’e göre, birden çok kişi birlikte bir zarara yol açtıklarında ya da aynı zarardan çeşitli sebeplerle sorumlu olduklarında, bu kişiler zarar görene karşı müteselsilen (zincirleme) sorumludur. Bu, zarar görene önemli bir kolaylık sağlar: tazminatın tamamını, sorumlulardan herhangi birinden isteyebilir; o sorumlunun “benim payıma düşen azdı” savunması, zarar görene karşı kural olarak ileri sürülemez.
Uygulamada durum
Tazminatın tamamını ödeyen sorumlu, m. 62 uyarınca diğer sorumlulara, kendi kusur ve sorumluluk paylarına göre rücu edebilir; yani sorumlular arasındaki paylaşım (iç ilişki), bu rücu mekanizmasıyla ayrıca yapılır. Böylece zarar gören, sorumlular arasındaki iç hesaplaşmayı beklemeden alacağını tahsil edebilir; paylaşım yükü, ödeyen sorumluyla diğerleri arasında çözülür.
Bu sistem, özellikle birden çok kusurlunun bulunduğu kazalarda, ortak verilen zararlarda ve farklı sorumluluk sebeplerinin bir araya geldiği durumlarda zarar görenin tatmin edilmesini kolaylaştırır.
Sorumlular arasındaki iç paylaşımda, her birinin kusur derecesi ve sorumluluk sebebi dikkate alınır. Kusura dayalı sorumluluk ile kusursuz sorumluluğun bir arada bulunduğu hâllerde, rücu dengesi buna göre kurulur.
Pratik sonuç
Zarara katkıda bulunan tüm kişileri ve kusur durumlarını belirleyin; tazminatı, ödeme gücü yüksek olan sorumludan istemek pratik olabilir. Müteselsil sorumluluk ve rücu ilişkisi teknik olduğundan, bir avukatla hareket etmeniz yararlı olur.
Bu içerik genel bilgilendirme amaçlıdır; hukuki danışmanlık niteliği taşımaz. Somut durumunuz için bir avukata danışmanız ve belirtilen kanun maddelerini güncel metinden teyit etmeniz önerilir.
TBK 61 iki ayrı hâli kapsar ve eski “tam/eksik teselsül” ayrımını kaldırmıştır
TBK m.61 iki durumu birlikte düzenler: birden çok kişinin birlikte bir zarara sebebiyet vermesi ve birden çok kişinin aynı zarardan çeşitli sebeplerden dolayı sorumlu olması. Her iki hâlde de haklarında müteselsil sorumluluğa ilişkin hükümler uygulanır. Bu, göründüğünden daha köklü bir tercihtir.
818 sayılı Kanun dönemindeki ayrım
Mülga 818 sayılı Borçlar Kanunu döneminde öğreti ve yargı kararları ikili bir ayrım yapıyordu: aynı zarara birlikte sebep olma hâli tam teselsül, aynı zarardan farklı sebeplerle sorumlu olma hâli ise eksik teselsül olarak adlandırılıyordu. Bu ayrım BK m.51 ve 52’de düzenlenmişti ve eksik teselsülde rücu bakımından katı bir sıra öngörülüyordu.
6098 sayılı Kanunun getirdiği düzen
01.07.2012’de yürürlüğe giren 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu bu ayrıma son vermiştir. Her iki hâl TBK m.61 altında aynı esaslara tabi tutulmuş; rücu sırasına ilişkin 818 sayılı Kanunun 51. maddesinin ikinci fıkrası yeni metne alınmamıştır. Madde gerekçesinde de, aynı zarara birlikte sebep olanlar ile aynı zarardan çeşitli sebeplerden dolayı sorumlu bulunanlar arasında tazminatın nasıl paylaştırılacağı TBK m.62’de düzenlendiği için rücu sırasına ilişkin eski hükmün aktarılmadığı belirtilmiştir. Ayrıca TBK m.62/2 hem eski tam hem eski eksik teselsül hâlinde halefiyetin varlığını kabul etmiştir. Sonuçta ayrımın pratik önemi kalmamıştır.
Teselsül nereden doğar
TBK m.162’ye göre birden çok borçludan her biri alacaklıya karşı borcun tamamından sorumlu olmayı kabul ettiğini bildirirse müteselsil borçluluk doğar; böyle bir bildirim yoksa müteselsil borçluluk ancak kanunda öngörülen hâllerde doğar. Haksız fiil alanında bu kanuni hâllerin başında TBK m.61 gelir.
TBK 62: iç ilişkide paylaşım hangi ölçütlere göre yapılır
TBK m.62/1, tazminatın aynı zarardan sorumlu müteselsil borçlular arasında paylaştırılmasında bütün durum ve koşulların, özellikle onlardan her birine yüklenebilecek kusurun ağırlığı ve yarattıkları tehlikenin yoğunluğunun göz önünde tutulacağını öngörür. Ölçüt tek boyutlu değildir: kusur ile tehlike birlikte tartılır.
Eşit pay kuralı burada uygulanmaz
Müteselsil borçluluğun genel hükümlerinde yer alan TBK m.167/1’deki “borçlulardan her biri alacaklıya yapılan ifadan birbirlerine karşı eşit paylarla sorumludur” kuralı, haksız fiil kaynaklı müteselsil sorumluluğun iç ilişkisinde geçerli değildir. Burada esas alınacak hüküm TBK m.62’dir; yani paylaşım eşit değil, kusur ve tehlike ağırlığına göre yapılır.
Kusurlu ile kusursuz sorumlunun bir arada olması
Bir dosyada kusur sorumlusu ile kusursuz sorumlu (örneğin araç sürücüsü ile işleten, ya da çalışan ile adam çalıştıran) birlikte bulunabilir. Bu hâlde iç paylaşım, her birinin kusur derecesi ve sorumluluk sebebinin niteliği dikkate alınarak kurulur. Kusursuz sorumlu, dışarıya karşı tam ödeme yapmış olsa bile iç ilişkide kendi payından fazlasını üstlenmek zorunda değildir.
Rücu hakkı: ne zaman doğar, neyi kapsar
TBK m.62/2’ye göre tazminatın kendi payına düşeninden fazlasını ödeyen kişi, bu fazla ödemesi için diğer müteselsil sorumlulara karşı rücu hakkına sahip ve zarar görenin haklarına halef olur. Buradaki iki unsuru ayırmak gerekir.
Rücu için tamamını ödemek şart değildir
Yaygın kanaatin aksine, rücu hakkının kullanılabilmesi için tazminatın tamamının ödenmiş olması gerekmez. Belirleyici olan, kendi payından fazlasının ödenmiş olmasıdır. Fazlaya geçildiği andan itibaren rücu hakkı doğar.
Halefiyet ne sağlar
Halefiyet, ödeyen sorumlunun zarar görenin hukuki durumuna geçmesi demektir. Bunun pratik değeri, zarar görenin alacağına bağlı teminat ve haklardan yararlanabilmesidir. 818 sayılı Kanun döneminde eksik teselsül hâlinde halefiyetin bulunmadığı genel olarak kabul edilirken, TBK m.62/2 ile birden çok kişinin aynı zarardan farklı hukuki sebeplerle sorumlu olması hâlinde de alacaklıyı tatmin eden borçlunun halef olacağı açıklık kazanmıştır.
Rücuda teselsül yoktur
İç ilişkideki rücu borcu müteselsil nitelikte değildir; pay esası geçerlidir. Yani ödeyen sorumlu, diğer sorumluların her birinden yalnızca o kişinin payını isteyebilir; birinden hepsinin payını talep edemez. Bu nedenle rücu davası açılırken her sorumlunun payının ayrı ayrı hesaplanması gerekir.
Zamanaşımı, savunmalar ve özel sorumluluk hâlleriyle ilişki
Müteselsil sorumlulukta borç ilişkisinin çokluğu esas alınmıştır; yani aralarında teselsül bulunan borçlular birbirinden farklı hükümlere tabi olabilir. Bu kuralın önemli bir istisnası zamanaşımının kesilmesidir.
Kesilme sirayet eder, feragat etmez
TBK m.155/1 uyarınca zamanaşımı müteselsil borçlulardan veya bölünemeyen borcun borçlularından birine karşı kesilince, diğerlerine karşı da kesilmiş olur. Buna karşılık TBK m.160’a göre müteselsil borçlulardan birinin zamanaşımından feragat etmiş olması diğerlerine karşı ileri sürülemez. TBK m.165 ise borçlulardan birinin kendi davranışıyla diğerlerinin durumunu ağırlaştıramayacağını öngörür; bu hükmün m.155 ile ilişkisi öğretide tartışma konusudur.
Bireysel savunmalar ve farklılaştırılmış teselsül
Her borçlunun yalnızca kendisine ait savunmaları (kişisel def’iler) bulunabilir. Dış ilişkide bireysel indirim sebeplerinin ileri sürülmesine olanak tanıyan farklılaştırılmış teselsül esası Tasarı’da yer almış ancak yasalaştırılmamıştır; bu nedenle konu öğretide tartışılmaya devam etmektedir. Uygulamada ise müteselsil borçlulardan birinin ileri sürdüğü zamanaşımı def’inden, def’i ileri sürmeyen diğer borçlunun da yararlanabileceği kabul edilmektedir.
Hangi özel hâller teselsül doğurur
TBK m.61 dışında pek çok özel hüküm de müteselsil sorumluluk öngörür. Adam çalıştıranın sorumluluğunda (TBK m.66) çalışan ile adam çalıştıran; yapı malikinin sorumluluğunda (TBK m.69) paylı veya elbirliği mülkiyet hâlinde malikler ve ayrıca intifa ile oturma hakkı sahipleri; tehlike sorumluluğunda (TBK m.71) işletme sahibi ile varsa işleten müteselsilen sorumludur. Aile hukukunda ise, ev başkanı sıfatını taşıyan anne ve babanın gözetime muhtaç çocuğun üçüncü kişiye verdiği zarardan müteselsilen sorumlu olduğu kabul edilmektedir.
Tek bakışta: TBK 61 iki ayrı hâli kapsar
Yeni TBK, eski kanunun tam / eksik teselsül ayrımını terk etti. Artık birden çok kişinin aynı zarardan sorumlu olduğu hâllerde teselsül tek rejime tabidir.
| Konu | Kural | Dayanak |
|---|---|---|
| Kapsam | Birden çok kişi birlikte bir zarara sebep olduysa veya aynı zarardan çeşitli sebeplerden sorumluysa | TBK m.61 |
| Sonuç | Zarar görene karşı müteselsilen sorumlu olurlar | TBK m.61 |
| Eski ayrım | Tam / eksik teselsül ayrımı terk edilmiştir | TBK m.61 gerekçesi |
| Dış ilişkide | Her biri borcun tamamından sorumludur; zarar gören dilediğinden tamamını isteyebilir | TBK m.61 |
| “Payım azdı” savunması | Zarar görene karşı ileri sürülemez | TBK m.61 |
| Sorumluluğun sona ermesi | Borcun tamamı ödeninceye kadar devam eder | TBK m.163 |
| İbra | Alacaklının biriyle yaptığı ibra, diğerlerini ibra edilenin iç ilişkideki payı oranında kurtarır | TBK m.166 |
| Ölçüt | İçeriği | Dayanak |
|---|---|---|
| Paylaşım | Zarar ve tazminat, sorumlular arasında paylaştırılır | TBK m.62 |
| Ölçüt | Hâkim, tüm durumu göz önünde tutarak paylaşımı belirler | TBK m.62 |
| Dikkate alınan | Kusurun ağırlığı · sorumluluk sebebinin niteliği · zarara katkı derecesi · elde edilen yarar | TBK m.62 |
| Kusursuz sorumlu ile kusurlu birlikte | Kusurlu olan iç ilişkide daha ağır paya katlanır | TBK m.62 · uygulama |
| Ödeme gücü olmayan borçlu | Alınamayan miktarı diğerleri üstlenir | TBK m.167/3 |
| İspat yükü | İç ilişkideki payın kendisinden az olduğunu ileri süren ispatlar | TBK m.62 · uygulama |
| Konu | Kural | Dayanak |
|---|---|---|
| Rücu ne zaman doğar? | Sorumlu, kendi payından fazlasını ödediği ölçüde | TBK m.62 |
| Neyi kapsar? | Fazla ödenen miktar; ayrıca zarar görenin haklarına halef olunur | TBK m.62 |
| Halefiyetin anlamı | Zarar görenin sahip olduğu güvenceler ve haklar rücu edene geçer | TBK m.62 |
| Adam çalıştıranın rücusu | Çalışana onun bizzat sorumlu olduğu ölçüde | TBK m.66 |
| Sigortacının rücusu | KTK m.109/4: kendi yükümlülüğünü tam yerine getirdiği ve rücu edileceği kişiyi öğrendiği günden iki yıl | KTK m.109/4 |
| Rücu davası | Ayrı bir davadır; zarar görenin davasından bağımsız yürür | TBK m.62 |
| Konu | Kural | Dayanak |
|---|---|---|
| Zamanaşımının kesilmesi | Müteselsil borçlulardan birine karşı kesilince diğerlerine karşı da kesilmiş olur | TBK m.155 · Yargıtay HGK 28.06.2022, E.2021/902, K.2022/1049 |
| Zarar görenin talebinde süre | Öğrenmeden 2 yıl, her hâlde 10 yıl | TBK m.72 |
| Zamanaşımı re’sen | İleri sürülmedikçe hâkim kendiliğinden gözetmez | TBK m.161 |
| Savunmalar | Borçlulardan birine ait kişisel savunmalar diğerlerine sirayet etmez; borcun kendisine ilişkin savunmalar sirayet eder | TBK m.164 |
| Özel sorumluluk hâlleriyle ilişki | KTK m.85 (işleten), TBK m.66 (adam çalıştıran), TBK m.69 (yapı maliki), TBK m.71 (tehlike) — hepsi TBK m.61 ile birlikte uygulanır | — |
| Sigortacı ile birlikte | ZMSS sigortacısı poliçe limiti içinde; aşan kısım için sürücü ve işleten | KTK m.91 · m.85 |
| Strateji | Ödeme gücü yüksek sorumluya yönelin; “payım azdı” savunması sizi bağlamaz | TBK m.61 |
Sıkça Sorulan Sorular
Müteselsil sorumluluk nedir?
Birden çok kişinin aynı zararın tamamından alacaklıya karşı birlikte sorumlu olmasıdır. Zarar gören, dilediği sorumludan zararın tamamını isteyebilir; sorumlu kendi payının küçüklüğünü ileri sürerek ödemekten kaçınamaz.
Tam teselsül ve eksik teselsül ayrımı hâlâ var mı?
Hayır. 01.07.2012’de yürürlüğe giren 6098 sayılı TBK ile bu ayrım kaldırılmıştır. Birlikte sebebiyet verme ile aynı zarardan farklı sebeplerle sorumlu olma hâlleri TBK m.61 altında aynı esaslara tabi tutulmuştur.
Sorumlular arasında paylaşım nasıl yapılır?
TBK m.62/1 uyarınca bütün durum ve koşullar, özellikle her birine yüklenebilecek kusurun ağırlığı ve yarattıkları tehlikenin yoğunluğu göz önünde tutulur. Paylaşım eşit değil, bu ölçütlere göre yapılır.
Eşit pay kuralı (TBK 167) burada uygulanır mı?
Hayır. TBK m.167/1’deki eşit paylarla sorumluluk kuralı, haksız fiil kaynaklı müteselsil sorumluluğun iç ilişkisinde geçerli değildir. Bu ilişkide uygulanacak hüküm TBK m.62’dir.
Rücu için tazminatın tamamını ödemem gerekir mi?
Hayır. TBK m.62/2 kendi payına düşeninden fazlasını ödeyen kişiye rücu hakkı tanır. Belirleyici olan tamamının değil, kendi payından fazlasının ödenmiş olmasıdır.
Halefiyet ne anlama gelir?
Ödeyen sorumlunun zarar görenin haklarına geçmesidir; alacağa bağlı teminat ve haklardan yararlanabilir. TBK m.62/2 ile aynı zarardan farklı sebeplerle sorumluluk hâlinde de halefiyet açıklık kazanmıştır.
Rücu ederken bir kişiden tamamını isteyebilir miyim?
Hayır. İç ilişkideki rücu borcu müteselsil nitelikte değildir; pay esası geçerlidir. Diğer sorumluların her birinden yalnızca kendi payı istenebilir, bu nedenle payların ayrı ayrı hesaplanması gerekir.
Birine karşı kesilen zamanaşımı diğerlerini etkiler mi?
Evet. TBK m.155/1 uyarınca zamanaşımı müteselsil borçlulardan birine karşı kesilince diğerlerine karşı da kesilmiş olur. Ancak TBK m.160 uyarınca birinin zamanaşımından feragati diğerlerine karşı ileri sürülemez.
📚 İlgili Rehberler
- Yapı Malikinin Sorumluluğu Tazminat Dilekçesi (TBK m.69)
- 📘 Tazminat Davaları (Ana Kategori)
- “Zararıma Birden Çok Kişi Sebep Oldu” – Hepsinden mi, Birinden mi İsterim?Örnek vaka ve dava stratejisi
- Adam Çalıştıranın Sorumluluğu (TBK 66)Teselsül doğuran özel hâl
- Küçüğün Verdiği Zararda Ana-Babanın (Ev Başkanının) Sorumluluğu
- Yapı Malikinin Sorumluluğu (Bina ve Yapı Eserleri)
- Haksız Fiil Sorumluluğunun Şartları (TBK 49)
Bu konuda avukat desteğine mi ihtiyacınız var?
Durumunuzu Hukukçular Evi uzman kadrosuyla değerlendirin; ilk görüşme için hemen ulaşın.
📞 Hemen Arayın 💬 WhatsAppDosyanız için değerlendirme
Süreler kısadır ve usul hataları geri alınamaz. Belgelerinizi birlikte inceleyelim.
İletişime GeçinBu içerik Tazminat ve Sorumluluk Hukuku alanındadır.
Tazminat ve Sorumluluk Hukuku Rehberi · Bu alandaki tüm rehberler · Tüm hukuk dalları


