Zararıma Birden Çok Kişi Sebep Oldu – Hepsinden mi, Birinden mi İsterim?
25 Temmuz 2026

Zararıma Birden Çok Kişi Sebep Oldu – Hepsinden mi, Birinden mi İsterim?

Zararınızı kimden isteyeceğinizi dava açmadan belirleyelim

Av. Fatma Öztürk — Hukukçular Evi Ankara

📞 Hemen Arayın💬 WhatsApp📋 Ön Değerlendirme

Ne yaşandı?

Bir kişinin uğradığı zarara birden fazla kişi birlikte yol açıyor (örneğin zincirleme kaza, ortak bir kusur). Zarar gören, tazminatı bunların hepsinden mi yoksa birinden mi isteyebileceğini ve nasıl bir yol izleyeceğini merak ediyor.

Benzer bir durumla mı karşı karşıyasınız? Durumunuzu gizlilik içinde değerlendirip size özel bir yol haritası çıkarmamız için bizimle iletişime geçin.

Hukuki durum

Türk Borçlar Kanunu m. 61’e göre, birden çok kişi birlikte bir zarara yol açtıklarında ya da aynı zarardan çeşitli sebeplerle sorumlu olduklarında, bu kişiler zarar görene karşı müteselsilen (zincirleme) sorumludur. Bu, zarar görene büyük bir kolaylık sağlar: tazminatın tamamını sorumlulardan herhangi birinden isteyebilir; o kişinin “benim payım azdı” demesi, zarar görene karşı kural olarak ileri sürülemez.

Tazminatı ödeyen sorumlu ise m. 62 uyarınca, diğer sorumlulara kendi kusur ve sorumluluk paylarına göre rücu edebilir (iç ilişkide paylaşım). Yani paylaşım, sorumlular arasında ayrıca yapılır.

Zamanaşımı bakımından kural sirayettir: TBK m.155/1’e göre zamanaşımı müteselsil borçlulardan birine karşı kesilince, diğerlerine karşı da kesilmiş olur. Buna karşılık TBK m.160 uyarınca borçlulardan birinin zamanaşımından feragat etmiş olması diğerlerine karşı ileri sürülemez. Ayrıca her sorumlunun kendisine özgü savunmaları bulunabileceğinden, dava açılırken her bir sorumlunun hukuki durumu ayrı ayrı değerlendirilmelidir.

Ne yapmalısınız?

Zarara katkıda bulunan tüm kişileri ve kusur durumlarını belirleyin; tazminatı ödeme gücü yüksek olandan istemek pratik olabilir. Müteselsil sorumluluk ve rücu ilişkisi teknik olduğundan, bir avukata danışmanız yararlı olur.

Bu içerik genel bilgilendirme amaçlıdır; hukuki danışmanlık niteliği taşımaz. Somut durumunuz için bir avukata danışmanız ve belirtilen kanun maddelerini güncel metinden teyit etmeniz önerilir.

Üç seçeneğiniz var ve her birinin farklı bedeli var

Zarara birden çok kişi sebep olduğunda dava açarken üç yol vardır: hepsini birlikte dava etmek, yalnızca birini dava etmek veya bir kısmını seçmek. Hukuken üçü de mümkündür; çünkü müteselsil sorumlulukta taleplerin yarışması ilkesi geçerlidir. Bu ilkeye göre zarar bir kez tazmin edilir, ancak zarar tazmin edilinceye kadar sorumluların tamamı bundan sorumludur. Zararın tamamı karşılanırsa sorumluluğun tamamı, bir kısmı karşılanırsa yalnız karşılanan kısmı sona erer. Böylece hem zarar gören korunur hem de sebepsiz zenginleşmesi önlenir.

Hepsini birlikte dava etmek

En güvenli yol genellikle budur. Kusur oranları tek dosyada, aynı bilirkişi incelemesiyle belirlenir; farklı mahkemelerden çelişkili kusur tespitleri çıkma riski ortadan kalkar. Ayrıca ödeyen tarafın sonradan ayrı bir rücu davası açma ihtiyacı azalır. Bedeli ise yargılamanın uzaması, tebligat ve masrafların artması, davalılardan biri hakkında dava reddedilirse o davalı lehine vekâlet ücretine hükmedilmesi ihtimalidir.

Tek bir sorumluyu dava etmek

Daha hızlı ilerler ve masrafı düşüktür. Riski şudur: seçtiğiniz kişi ödemeden acizse elinizde tahsil edilemeyen bir ilam kalır. Ayrıca kusur dağılımı tartışmalıysa, dosyada bulunmayan kişilerin payı üzerinden savunma yapılması yargılamayı yine de karmaşıklaştırabilir.

Seçimde bakılacak ölçütler

Uygulamada belirleyici olan üç şey vardır: ödeme gücü (tapu, araç, banka ve SGK kayıtlarından öngörülebilir), sigorta teminatı (zorunlu veya isteğe bağlı sorumluluk sigortası varsa tahsil ihtimali yükselir) ve ispat kolaylığı (kusuru en somut biçimde belgelenebilen sorumlu). Bu üçünü aynı anda taşıyan bir sorumlu varsa, davayı ona yöneltip diğerlerini de davalı olarak eklemek çoğu dosyada en dengeli çözümdür.

“Benim payım azdı” savunması size karşı ileri sürülemez

Müteselsil sorumluluğun sizin açınızdan en önemli sonucu budur. TBK m.61’e göre birden çok kişi birlikte bir zarara sebebiyet verdiklerinde ya da aynı zarardan çeşitli sebeplerden dolayı sorumlu olduklarında haklarında müteselsil sorumluluğa ilişkin hükümler uygulanır. Bu, dış ilişkidir: zarar gören ile sorumlular arasındaki ilişki. Burada her sorumlu zararın tamamından sorumludur; kendi payının küçüklüğünü ileri sürerek ödemekten kaçınamaz.

Paylaşım iç ilişkide yapılır

Sorumlular arasındaki paylaşım iç ilişkide, yani rücu mekanizmasıyla ayrıca yapılır. Tazminatın kendi payına düşeninden fazlasını ödeyen kişi, bu fazla ödemesi için diğer müteselsil sorumlulara karşı rücu hakkına sahiptir ve zarar görenin haklarına halef olur. Sizin açınızdan bunun anlamı şudur: sorumlular arasındaki hesaplaşmayı beklemek zorunda değilsiniz. O yük, ödeyen sorumlu ile diğerleri arasında çözülür.

Sınır: kişiye özgü savunmalar

Her davalı, yalnızca kendisine özgü savunmaları ileri sürebilir; örneğin kendisiyle aranızdaki hatır ilişkisi veya ona karşı işlemiş bir zamanaşımı. Bu tür bireysel indirim ve savunma sebeplerinin dış ilişkide ne ölçüde ileri sürülebileceği (farklılaştırılmış teselsül tartışması) öğretide tartışmalıdır; Kanun Tasarısı’nda yer alan bu esas yasalaşmamıştır. Bu nedenle dilekçede her davalının durumu ayrı ayrı ele alınmalıdır.

Zamanaşımı: birine karşı kesilen süre diğerlerine de sirayet eder

Bu noktada yaygın bir yanlış vardır. TBK m.155/1 açıktır: zamanaşımı müteselsil borçlulardan veya bölünemeyen borcun borçlularından birine karşı kesilince, diğerlerine karşı da kesilmiş olur. Kanun koyucu alacaklının işini kolaylaştırmak için burada “sirayet” ilkesini benimsemiştir. Dolayısıyla sorumlulardan birine karşı dava açmanız veya icra takibi başlatmanız, diğerleri bakımından da zamanaşımını keser.

Sirayet etmeyen hâller

Kural her işlem için geçerli değildir. TBK m.160’a göre müteselsil borçlulardan birinin zamanaşımından feragat etmiş olması, diğerlerine karşı ileri sürülemez. TBK m.165 ise borçlulardan birinin kendi davranışıyla diğer borçluların durumunu ağırlaştıramayacağını öngörür. Bu iki hükmün m.155 ile ilişkisi öğretide tartışılmaktadır. Buna karşılık uygulamada, müteselsil borçlulardan birinin ileri sürdüğü zamanaşımı def’inden, def’i ileri sürmeyen diğer borçlunun da yararlanabileceği kabul edilmektedir (ortak def’i).

Hâkim kendiliğinden dikkate almaz

TBK m.161 uyarınca zamanaşımı ileri sürülmedikçe hâkim bunu kendiliğinden göz önüne alamaz. Yani zamanaşımı bir def’idir; davalı süresinde ileri sürmezse dosyada hüküm doğurmaz. Sizin açınızdan bu, süre tartışmalı dosyalarda dahi davayı açmanın anlamlı olabileceği anlamına gelir.

Süreyi kaçırmayın

Haksız fiilden doğan tazminat istemlerinde TBK m.72 uyarınca zararı ve tazminat yükümlüsünü öğrendiğiniz tarihten başlayarak iki yıllık, her hâlde fiilin işlendiği tarihten başlayarak on yıllık süre işler. Fiil aynı zamanda suç oluşturuyor ve ceza kanunu daha uzun bir zamanaşımı öngörüyorsa, bu daha uzun süre tazminat istemi bakımından da uygulanır. Sorumlulardan bazılarını geç öğrendiyseniz, iki yıllık süre onlar bakımından öğrenme tarihinden işlemeye başlar.

Hangi mahkeme, nasıl bir dilekçe: 2026 çerçevesi

Birden çok davalı, size mahkeme seçme imkânı verir. HMK m.7/1’e göre davalı birden fazla ise dava, bunlardan birinin yerleşim yeri mahkemesinde açılabilir; ancak dava sebebine göre kanunda davalıların tamamı hakkında ortak yetkiyi taşıyan bir mahkeme belirtilmişse davaya o yer mahkemesinde bakılır. Buna ek olarak HMK m.16 uyarınca haksız fiilden doğan davalarda haksız fiilin işlendiği, zararın meydana geldiği yahut gelme ihtimalinin bulunduğu yer ya da zarar görenin yerleşim yeri mahkemesi de yetkilidir. HMK m.6’daki genel kural (davalının yerleşim yeri) da her zaman seçenektir.

Seçim hakkı ve sınırı

Birden fazla yetkili mahkeme varsa seçim hakkı davacıya aittir; yetkisiz bir mahkemede dava açarsanız seçme hakkı davalılara geçer. Sınırı HMK m.7/2 çizer: davanın, davalılardan birini sırf kendi yerleşim yeri mahkemesinden başka bir mahkemeye getirmek amacıyla açıldığı deliller veya belirtilerle anlaşılırsa, mahkeme o davalının itirazı üzerine onun hakkındaki davayı ayırarak yetkisizlik kararı verir. Ayrıca kesin yetki kuralı bulunmayan hâllerde hâkim kendiliğinden yetkisizlik kararı veremez.

Dilekçede mutlaka bulunması gerekenler

Talep sonucunda tazminatın davalılardan müteselsilen tahsili açıkça istenmelidir; aksi hâlde hüküm fıkrası paylı kurulabilir ve tahsil aşamasında sorun çıkar. Her davalı için hangi fiil, hangi kusur ve hangi sorumluluk sebebine dayandığınız ayrı ayrı gösterilmelidir — bir davalı için kusur sorumluluğuna, diğeri için kusursuz sorumluluğa dayanmanız gayet mümkündür ve TBK m.61 bunu açıkça kapsar.

Miktar belirsizse: 31 Temmuz 2026 sonrası usul

7589 sayılı Kanun (RG 31.07.2026, S.33326) ile HMK m.107’deki belirsiz alacak davası yürürlükten kaldırılmıştır; bu tarihten sonra bu yola dayanarak yeni dava açılamaz. Yerine HMK m.109’a eklenen dördüncü fıkra devreye girer: alacağın yalnız bir kısmı dava edilmişse talep, aynı dava içinde bir defaya mahsus olmak ve tahkikatın sonuna kadar kullanılmak üzere, iddianın genişletilmesi yasağına bağlı olmaksızın artırılabilir; artırılan kısımda zamanaşımı dava tarihinden itibaren kesilmiş sayılır. Kusur dağılımı bilirkişi raporuyla netleşeceğinden, birden çok sorumlunun bulunduğu dosyalarda bu imkân belirleyicidir. 31.07.2026’dan önce açılmış belirsiz alacak davalarında eski m.107 uygulanmaya devam eder.

Tek bakışta: üç seçeneğiniz var

Zararınıza birden çok kişi sebep olduysa, hepsi müteselsilen sorumludur. Bu size seçim hakkı verir — ve her seçimin farklı pratik bedeli vardır.

Tablo 1 — Üç seçenek ve bedelleri
SeçenekAvantajıRiski
Hepsine birlikte davaEn güvenli — biri ödeyemezse diğerleri kalır; kusur dağılımı tek dosyada belirlenirYargılama daha uzun sürebilir
Yalnız ödeme gücü yüksek olana davaTahsil kolaylığı; tazminatın tamamını ondan isteyebilirsinizDavalı diğerlerine rücu eder, bu sizi ilgilendirmez
Yalnız asıl kusurluya davaKusur tartışması daha netÖdeme gücü yoksa tahsil edemezsiniz; diğerlerine karşı süre işlemeye devam eder

Bu seçim hakkının temeli dış ilişkiiç ilişki ayrımıdır. Sizi ilgilendiren yalnızca dış ilişkidir.

Tablo 2 — Dış ilişki ile iç ilişkinin farkı
ÖlçütDış ilişki (siz ↔ sorumlular)İç ilişki (sorumlular ↔ birbirleri)
KuralHer biri borcun tamamından sorumludurPaylar oranında paylaşım
Sizin hakkınızDilediğinizden tamamını isteyebilirsinizİlgilendirmez
“Benim payım azdı” savunmasıSize karşı ileri sürülemezİç ilişkide geçerlidir
Sorumluluğun sona ermesiBorcun tamamı ödeninceye kadar devam ederÖdeme sonrası rücu
Fazla ödeyenPayından fazlasını ödeyen diğerlerine RÜCU eder ve zarar görenin haklarına HALEF olur (TBK m.62)
Ödeme gücü olmayan borçluAlınamayan miktarı diğerleri üstlenir (TBK m.167/3)
DayanakTBK m.61TBK m.62

Zamanaşımında çok önemli bir kural var: birine karşı kesilen süre diğerlerine de sirayet eder.

Tablo 3 — Zamanaşımı ve ibranın etkisi
KonuKuralDayanak
Zamanaşımının kesilmesiMüteselsil borçlulardan birine karşı kesilince, diğerlerine karşı da kesilmiş olurTBK m.155 · Yargıtay HGK 28.06.2022, E.2021/902, K.2022/1049
SüreÖğrenmeden iki yıl, her hâlde on yılTBK m.72
Zamanaşımı re’sen dikkate alınır mı?Hayır — ileri sürülmedikçe hâkim kendiliğinden göz önüne alamazTBK m.161
Süreler sözleşmeyle değiştirilebilir mi?HayırTBK m.148
İbra sözleşmesiAlacaklının borçlulardan biriyle yaptığı ibra, diğerlerini de ibra edilenin iç ilişkideki payı oranında borçtan kurtarırTBK m.166
Zamanaşımına uğrayan alacakBorç sona ermez, ancak dava edilemez hâle gelirTBK m.161
Tablo 4 — Hangi mahkeme, nasıl bir dava?
UsulKuralDayanak
Görevli mahkemeKural olarak asliye hukuk; uyuşmazlığın niteliğine göre tüketici veya ticaret mahkemesiHMK m.2 vd.
Yetkili mahkemeDavalının yerleşim yeri; haksız fiilde ayrıca fiilin işlendiği veya zararın meydana geldiği yerHMK m.6 · m.16
Birden çok davalıDavalılardan birinin yerleşim yeri mahkemesinde hepsine birlikte dava açılabilirHMK m.7
Dava türü31.07.2026 sonrası kısmi dava; talep bir defaya mahsus artırılabilir7589 s.K. · HMK m.109/4
Rücu davasıÖdeme yapan sorumlunun diğerlerine karşı açacağı ayrı davaTBK m.62

Sıkça Sorulan Sorular

Tazminatın tamamını tek bir kişiden isteyebilir miyim?

Evet. TBK m.61 uyarınca sorumlular size karşı müteselsilen sorumludur; tazminatın tamamını dilediğiniz sorumludan isteyebilirsiniz. O kişinin “benim payım azdı” savunması size karşı kural olarak ileri sürülemez.

Hepsini birden dava etmem gerekir mi?

Zorunlu değil. Ancak hepsini birlikte dava etmek, kusur oranlarının tek dosyada ve aynı bilirkişi incelemesiyle belirlenmesini sağlar; farklı mahkemelerden çelişkili kusur tespitleri çıkma riskini azaltır.

Kimden istemem daha mantıklı?

Uygulamada üç ölçüt belirleyicidir: ödeme gücü, sorumluluk sigortası teminatının varlığı ve kusurun en somut biçimde belgelenebildiği kişi. Bu üçünü taşıyan sorumluyu esas alıp diğerlerini de davalı göstermek çoğu dosyada dengeli bir tercihtir.

Ödeyen sorumlu diğerlerinden parasını geri alabilir mi?

Evet. Tazminatın kendi payına düşeninden fazlasını ödeyen kişi, bu fazla ödeme için diğer müteselsil sorumlulara rücu hakkına sahiptir ve zarar görenin haklarına halef olur. Bu paylaşım iç ilişkide yapılır, sizi beklemez.

Birine dava açmam diğerleri için zamanaşımını keser mi?

Evet. TBK m.155/1’e göre zamanaşımı müteselsil borçlulardan birine karşı kesilince diğerlerine karşı da kesilmiş olur. Buna karşılık TBK m.160 uyarınca birinin zamanaşımından feragati diğerlerine karşı ileri sürülemez.

Zamanaşımını hâkim kendiliğinden dikkate alır mı?

Hayır. TBK m.161 uyarınca zamanaşımı ileri sürülmedikçe hâkim bunu kendiliğinden göz önüne alamaz. Zamanaşımı bir def’idir; davalı süresinde ileri sürmezse dosyada sonuç doğurmaz.

Davayı hangi mahkemede açabilirim?

HMK m.7/1 uyarınca davalılardan birinin yerleşim yeri mahkemesinde açabilirsiniz. Ayrıca HMK m.16 gereği haksız fiilin işlendiği, zararın meydana geldiği yer veya zarar görenin yerleşim yeri mahkemesi de yetkilidir; seçim hakkı davacıdadır.

Dilekçemde neye dikkat etmeliyim?

Talep sonucunda tazminatın davalılardan müteselsilen tahsilini açıkça istemelisiniz. Ayrıca her davalı için hangi fiile, kusura ve sorumluluk sebebine dayandığınızı ayrı ayrı göstermelisiniz; farklı sebeplere dayanmak mümkündür.

Bu konuda avukat desteğine mi ihtiyacınız var?

Durumunuzu Hukukçular Evi uzman kadrosuyla değerlendirin; ilk görüşme için hemen ulaşın.

📞 Hemen Arayın 💬 WhatsApp

Dosyanız için değerlendirme

Süreler kısadır ve usul hataları geri alınamaz. Belgelerinizi birlikte inceleyelim.

İletişime Geçin

Bu içerik Tazminat ve Sorumluluk Hukuku alanındadır.

Tazminat ve Sorumluluk Hukuku Rehberi  ·  Bu alandaki tüm rehberler  ·  Tüm hukuk dalları

Post by Av. Fatma Öztürk