Vergi barışı kanunları belirli aralıklarla çıkar ve mükelleflere iki ayrı imkân sunar: kesinleşmiş borçların yeniden yapılandırılması ve geçmiş dönemler için matrah artırımı yaparak inceleme dışında kalmak. İkisi farklı kurumlardır; matrah artırımının asıl değeri, artırım yapılan yıl ve vergi türü bakımından inceleme ve tarhiyat yapılamamasıdır. Bu rehber, konuyu mevzuat mantığıyla anlatır. Ankara’daki dosyanız için bize 0554 648 37 15 numarasından ulaşabilirsiniz.
Beş cümlede özet
- Yapılandırma kanunları, kesinleşmiş kamu alacaklarında cezaların kaldırılmasını ve gecikme zammı yerine daha düşük bir katsayı uygulanmasını öngörür.
- Matrah artırımı, geçmiş yıllara ilişkin beyan edilen matrahın kanunda belirlenen oranda artırılması ve üzerinden düşük oranlı vergi ödenmesidir.
- Matrah artırımı yapılan yıl ve vergi türü bakımından, kanunda öngörülen istisnalar dışında vergi incelemesi ve tarhiyat yapılmaz.
- Artırım ve yapılandırmadan yararlanmak için başvurunun süresinde yapılması ve taksitlerin aksatılmaması şarttır.
- Taksitlerin kanunda öngörülen sayıda ve sürede ödenmemesi hâlinde kanun hükümlerinden yararlanma hakkı kaybedilir.
İki ayrı kurum: yapılandırma ve matrah artırımı
Vergi barışı kanunları genellikle birden çok başlık içerir ve bunların hedefi farklıdır. Yapılandırma, hâlihazırda kesinleşmiş ve ödenmemiş borçlara ilişkindir: vergi asılları korunurken, gecikme zammı ve gecikme faizi yerine kanunda belirlenen katsayıya göre hesaplanan bir tutar uygulanır, vergi ziyaı cezaları kaldırılır ve usulsüzlük cezalarının belirli kısmı silinir. Ödeme peşin ya da taksitle yapılabilir; peşin ödemede ek indirim öngörülür.
Matrah artırımı ise geçmişe dönük bir güvence satın almaktır: mükellef, kanunda belirlenen yıllar için beyan ettiği matrahı kanuni oranda artırır ve artırılan tutar üzerinden düşük oranlı bir vergi öder. Karşılığında, artırım yapılan yıl ve vergi türü bakımından vergi incelemesine ve tarhiyata muhatap olmaz. Bu iki kurum bağımsızdır: borcu olmayan bir mükellef yalnızca matrah artırımından, ödenmemiş borcu olan bir mükellef yalnızca yapılandırmadan yararlanabilir ya da her ikisini birlikte kullanabilir. Kesinleşmiş borçların taksitlendirilmesine ilişkin genel usulü tecil ve taksitlendirme yazımızda ele aldık.
Matrah artırımının kapsamı
| Konu | İçeriği |
|---|---|
| Gelir ve kurumlar vergisi | Beyan edilen matrahın kanuni oranda artırılması; asgari tutar şartı |
| Katma değer vergisi | Yıllık hesaplanan verginin kanuni oranı üzerinden artırım |
| Stopaj (muhtasar) | Ücret, kira, serbest meslek gibi ödeme türleri itibarıyla ayrı artırım |
| Vergi oranı | Artırılan matrah üzerinden düşük oran; şartlarla daha da indirimli |
| Sonuç | O yıl ve vergi türü için inceleme ve tarhiyat yapılmaması |
| Kapsam dışı | Kanunda sayılan hâller; özellikle sahte belge düzenleme fiilleri |
Tabloyu yana kaydırarak tüm sütunları görebilirsiniz.
Tablodaki son satır kritiktir: matrah artırımı mutlak bir koruma sağlamaz. Kanunlar, sahte belge düzenlemek gibi fiiller nedeniyle inceleme yapılmasını artırıma rağmen mümkün kılan hükümler içerir. Ayrıca artırım yapılan yıl bakımından koruma yalnızca artırım yapılan vergi türü için geçerlidir: yalnızca gelir vergisi için artırım yapan bir mükellef, katma değer vergisi yönünden incelenebilir. Bu nedenle korunmak istenen risk alanının doğru belirlenmesi ve ilgili vergi türlerinin tamamı için artırım yapılması gerekir.
Devam eden dava ve incelemeler bakımından durum
Vergi barışı kanunları yalnızca kesinleşmiş borçları değil, uyuşmazlık aşamasındaki alacakları da kapsar. Bu kanunlarda tipik olarak üç ayrı durum düzenlenir. Birincisi kesinleşmiş alacaklardır: vergi asılları korunur, cezalar kaldırılır ve gecikme zammı yerine kanuni katsayı uygulanır. İkincisi kesinleşmemiş ya da dava safhasında bulunan alacaklardır: davanın hangi aşamada olduğuna göre vergi aslının belirli bir kısmının ödenmesi öngörülür; ilk derecede iptal kararı verilmiş dosyalarda ödenecek oran, aleyhe karar verilmiş dosyalara göre daha düşük belirlenir. Üçüncüsü inceleme ve tarhiyat safhasındaki işlemlerdir: kanunun yayımı tarihinden önce başlanmış incelemelere devam edilir, ancak inceleme sonucunda tarh edilecek vergi bakımından kanunda öngörülen indirimli ödeme imkânı tanınır.
Bu düzenlemelerden yararlanmanın ortak şartı, açılmış davalardan feragat edilmesi ve dava açılmamasıdır: kanunlar, başvuru koşulu olarak davadan vazgeçilmesini ve bu iradenin süresinde bildirilmesini arar. Bu nedenle karar verirken davanın kazanılma ihtimali ile kanunun sunduğu indirim birlikte değerlendirilmelidir. Güçlü delillere dayanan ve iptal ihtimali yüksek bir dosyada feragat etmek yerine yargılamayı sürdürmek daha lehe olabilir; buna karşılık ispat imkânı sınırlı dosyalarda kanundan yararlanmak, faiz riskini de sonlandırdığı için tercih edilir. Vergi davası usulünü ve süreçleri vergi davası usulü yazımızda ele aldık.
Şartlar ve kaybetme hâlleri
Bu kanunlardan yararlanmanın ortak şartları vardır. Birincisi süresinde başvurudur: başvurunun, kanunda öngörülen süre içinde ve belirlenen usulle yapılması gerekir; süre geçtikten sonra yapılan başvurular kabul edilmez. İkincisi ödeme disiplinidir: hesaplanan tutarın peşin ya da kanunda öngörülen taksitlerde ödenmesi şarttır. Üçüncüsü cari dönem yükümlülükleridir: kanunlar genellikle, yapılandırma süresince tahakkuk eden cari vergilerin de süresinde ödenmesini şart koşar.
Kaybetme hâlleri de kanunda düzenlenir: taksitlerin kanunda öngörülen sayıda süresinde ödenmemesi hâlinde kanun hükümlerinden yararlanma hakkı sona erer ve borç, yapılandırma öncesindeki hâline döner; o ana kadar yapılan ödemeler mahsup edilir. Matrah artırımında ise ödeme yapılmaması, artırımın sağladığı inceleme korumasını ortadan kaldırır: kanunlar, artırım üzerine tahakkuk eden verginin süresinde ödenmemesi hâlinde inceleme ve tarhiyat yapılabileceğini öngörür. Bu nedenle matrah artırımı kararı verilirken, ödenecek tutarın gerçekten karşılanabilir olduğundan emin olunmalıdır; ödenemeyen bir artırım, hem parayı hem korumayı kaybettirir.
Karar verirken değerlendirilecekler
Matrah artırımı her mükellef için avantajlı değildir; karar bir maliyet-fayda analizine dayanmalıdır. Lehe olan hâller şunlardır: geçmiş dönemlerde belge düzeni ya da hasılat tespiti bakımından risk taşıyan işlemler bulunması; sahte belge kullanma iddiasıyla karşılaşma ihtimali; kayıtların eksik ya da dağınık olması nedeniyle olası bir incelemede savunma güçlüğü; sektörün yoğun incelemeye tabi olması. Bu hâllerde ödenecek düşük oranlı vergi, olası bir tarhiyat ve cezaya göre çok daha az maliyetlidir.
Aleyhe olan hâller ise şunlardır: kayıtların düzenli, belgelerin eksiksiz olması ve inceleme riskinin düşük olması; zarar beyan edilmiş dönemlerde asgari tutar şartı nedeniyle gereksiz vergi ödenmesi; nakit akışının artırım tutarını karşılamaya elverişli olmaması. Ayrıca artırımın bazı sonuçları da hesaba katılmalıdır: artırılan matrah, geçmiş yıl zararlarının mahsubunu etkileyebilir ve kanunda öngörülen sınırlamalara tabi olabilir. Bu nedenle karar öncesinde her yıl için ayrı hesaplama yapılması ve hangi vergi türlerinde artırım yapılacağının belirlenmesi gerekir. Vergi incelemesinde karşılaşılabilecek tespit yöntemlerini vergi hukukunda ispat ve karineler yazımızda ele aldık.
Sosyal güvenlik ve diğer kamu alacakları
Yapılandırma kanunlarının kapsamı yalnızca vergi alacaklarıyla sınırlı değildir. Sosyal güvenlik primleri, işsizlik sigortası primleri, idari para cezaları, gecikme cezası ve gecikme zamları da genellikle kapsama alınır. Prim borçlarında da aynı mantık işler: prim asılları korunurken gecikme cezası ve zammı yerine kanuni katsayı uygulanır ve idari para cezalarının belirli kısmı silinir. Prim borçlarının yapılandırılması, işverenler bakımından ayrıca teşviklerden yararlanma imkânını da geri kazandırabilir; zira birçok teşvik, prim borcu bulunmaması şartına bağlıdır.
Kapsama giren diğer alacaklar arasında belediyelere ait vergi, harç ve katılma payları, su ve atık su bedelleri, gümrük idarelerince takip edilen alacaklar, il özel idareleri ve kanunda sayılan kurumların alacakları yer alır. Trafik idari para cezaları ve kanunda sayılan diğer idari yaptırım kararları da genellikle kapsamdadır. Bu geniş kapsam, borçlunun tüm kamu borçlarını tek bir takvim altında toplamasına imkân verir. Ancak her kurum için ayrı başvuru yapılması gerekebileceği ve taksitlerin ayrı izlenmesi gerektiği unutulmamalıdır: bir kurumdaki taksit ihlali diğerini etkilemese de, cari yükümlülük şartı bakımından bütünlük aranabilir. Bu nedenle başvuru öncesinde tüm kurumlardan borç dökümü alınması ve toplam yükün hesaplanması gerekir. Sosyal güvenlik yaptırımlarının kapsamını SGK idari para cezaları yazımızda ele aldık.
Diğer başlıklar: kasa affı, stok ve varlık barışı
Vergi barışı kanunları genellikle işletme kayıtlarının düzeltilmesine ilişkin başlıklar da içerir. Kasa ve ortaklar cari hesabı düzeltmesi bunların başında gelir: kayıtlarda görünen ancak fiilen bulunmayan kasa mevcudu ile ortaklardan alacaklar, kanunda belirlenen oranda vergi ödenerek kayıtlardan çıkarılabilir. Bu, adat faizi ve örtülü kazanç riskini sonlandıran pratik bir imkândır; ancak ödenen verginin gider yazılıp yazılamayacağı kanunda ayrıca düzenlenir.
İkinci başlık stok ve sabit kıymet düzeltmesidir: kayıtlarda yer almayan emtia, makine ve teçhizat, kanunda öngörülen esaslara göre beyan edilerek kayda alınabilir; ya da kayıtlarda görünüp fiilen bulunmayan emtia için fatura düzenlenerek kayıtlar gerçeğe uygun hâle getirilebilir. Üçüncü başlık varlık barışıdır: yurt dışında bulunan varlıkların Türkiye’ye getirilmesi ve yurt içindeki kayıt dışı varlıkların kayda alınması, kanunda öngörülen şartlarla ve vergi incelemesi yapılmaması güvencesiyle mümkün kılınır. Bu düzenlemelerin ortak özelliği, süreli olmaları ve şartların tamamının sağlanmasını gerektirmeleridir. Varlık barışının güncel çerçevesini varlık barışı yazımızda ele aldık.
Uygulamada sık yapılan hatalar
Bu kanunlardan yararlanan mükelleflerin en sık düştüğü hatalar bellidir. Birincisi eksik kapsam seçimidir: yalnızca bir vergi türü için artırım yapılması ve diğer türlerin açıkta bırakılması. Riskin hangi vergi türünde yoğunlaştığı doğru belirlenmezse ödenen para koruma sağlamaz. İkincisi hesaplama hatasıdır: artırım tutarları asgari tutarlarla karşılaştırılmadan hesaplanır ve eksik ödeme yapılır; eksik ödeme, artırımın geçersiz sayılmasına yol açabilir.
Üçüncüsü taksit yönetimidir: taksit sayısı, sağlanan indirimi azaltır ve nakit akışı hesaplanmadan uzun vadeli seçim yapılırsa ihlal riski doğar. Dördüncüsü cari yükümlülüklerin ihmalidir: yapılandırma taksitleri ödenirken cari dönem vergilerinin aksatılması, hakkın kaybına yol açabilir. Beşincisi belge yönetimidir: başvuru ve hesaplama belgelerinin saklanmaması, sonradan çıkan uyuşmazlıklarda ispat güçlüğü yaratır. Altıncısı beklentinin yanlış kurulmasıdır: matrah artırımı, geçmişteki her sorunu kapatan genel bir af değildir; sahte belge düzenleme gibi fiiller ile diğer kanunlardan doğan sorumluluklar devam eder. Bu nedenle başvuru öncesinde risk haritası çıkarılması ve hangi risklerin gerçekten kapandığının netleştirilmesi gerekir. Ceza boyutunun ayrı işlediğini vergi kaçakçılığı suçu yazımızda ele aldık.
Yapılandırma sonrası: haciz, teminat ve borcu yoktur
Yapılandırma başvurusunun kabulü, borçlunun durumunu birkaç yönden değiştirir. Birincisi takip işlemleridir: kanunlar, yapılandırılan alacaklar bakımından yeni takip işlemi yapılmamasını ve mevcut hacizlerin, yapılan ödemeler oranında kaldırılmasını öngörür. Bu, özellikle banka hesaplarına konulan blokelerin çözülmesi bakımından pratik değer taşır; ancak kaldırma kendiliğinden olmaz, talep edilmesi gerekir.
İkincisi teminattır: yapılandırma kapsamındaki borçlar için daha önce verilmiş teminatların akıbeti ve yeni teminat istenip istenmeyeceği kanunda düzenlenir; taksitlendirme süresine ve tutara göre teminat aranabilir. Üçüncüsü borcu yoktur belgesidir: kamu ihalelerine katılım, teşviklerden yararlanma ve bazı ruhsat işlemleri borcun bulunmaması şartına bağlıdır. Kanunlar, yapılandırma kapsamındaki borçların taksitleri düzenli ödendiği sürece bu belgelerin verilebilmesine imkân tanıyan hükümler içerir; bu, işletmelerin faaliyetlerini sürdürebilmesi bakımından belirleyicidir. Dördüncüsü, yapılandırılan borcun tamamen ödenmesiyle birlikte kayıtların temizlenmesi ve varsa kanuni temsilci ile ortaklara yönelik takiplerin sonlandırılmasıdır. Bu nedenle ödeme tamamlandığında, ilgili kurumlardan kapanış yazısının alınması ve haciz şerhlerinin terkin edildiğinin kontrol edilmesi gerekir.
Başvuru dilekçesi örneği
…………… VERGİ DAİRESİ MÜDÜRLÜĞÜNE
MÜKELLEF: …… Ltd. Şti., Vergi No, Adres, İletişim
KONU: …… sayılı Kanun kapsamında matrah artırımı ve borç yapılandırma başvurusudur.
AÇIKLAMALAR
1. Şirketimiz, …… sayılı Kanun’un ilgili hükümleri kapsamında aşağıda gösterilen dönem ve vergi türleri bakımından matrah artırımında bulunmayı talep etmektedir:
a) …… yılı kurumlar vergisi matrah artırımı
b) …… yılı katma değer vergisi artırımı
c) …… yılı ücret ödemelerine ilişkin gelir vergisi stopajı artırımı
2. Ayrıca, vergi dairenizde kayıtlı ve kesinleşmiş bulunan …… TL tutarındaki borcumuz bakımından Kanun kapsamında yapılandırma talebimiz bulunmaktadır.
3. Hesaplanacak tutarların …… taksitte ödenmesini talep ediyoruz. Taksitlerin süresinde ödeneceğini ve cari dönem yükümlülüklerimizin aksatılmayacağını beyan ederiz.
4. Kanun kapsamındaki hesaplama tabloları ve ilgili beyan bilgileri ektedir.
5. Gereğinin yapılmasını saygıyla arz ederiz.
EKLER: Hesaplama tabloları, ilgili dönem beyannameleri, imza sirküleri, borç dökümü.
……/……/2026
Yetkili – İmza – Kaşe
Kontrol listesi
- Yapılandırma ile matrah artırımını ayırt edin; ikisi farklı sonuç doğurur.
- Korunmak istediğiniz riski belirleyin ve ilgili vergi türlerinin tamamı için artırım yapın.
- Her yıl için ayrı hesaplama yapın; zarar beyan edilen yıllarda asgari tutar şartını gözetin.
- Sahte belge düzenleme gibi kanunda sayılan hâllerde korumanın işlemediğini bilin.
- Başvuruyu kanuni süre içinde yapın; süre geçtikten sonra kabul edilmez.
- Taksit sayısını nakit akışınıza göre seçin; ödenemeyen artırım korumayı kaybettirir.
- Cari dönem vergilerini de süresinde ödeyin; şart olarak aranır.
- Kasa, stok ve varlık düzeltmesi başlıklarını da değerlendirin.
Sık sorulan sorular
Yapılandırma ile matrah artırımı aynı şey mi?
Hayır. Yapılandırma kesinleşmiş borçlara ilişkindir; matrah artırımı geçmiş dönemler için inceleme koruması sağlar.
Matrah artırımı ne sağlar?
Artırım yapılan yıl ve vergi türü bakımından, kanunda sayılan istisnalar dışında inceleme ve tarhiyat yapılmamasını.
Koruma mutlak mı?
Hayır. Kanunlar, sahte belge düzenleme gibi fiiller bakımından inceleme yapılabilmesine imkân tanıyan hükümler içerir.
Sadece gelir vergisi için artırım yaparsam?
Koruma yalnızca o vergi türü için geçerlidir; katma değer vergisi yönünden inceleme yapılabilir.
Zarar beyan ettim; yine de ödeyecek miyim?
Evet. Kanunlar asgari matrah tutarı öngördüğünden zarar beyan edilen yıllarda da vergi doğar.
Taksitleri ödemezsem ne olur?
Kanunda öngörülen sayıda taksitin süresinde ödenmemesi hâlinde kanun hükümlerinden yararlanma hakkı kaybedilir.
Ödenen tutarlar ne olur?
Hak kaybı hâlinde o ana kadar yapılan ödemeler, kanunda öngörülen esaslara göre borçlara mahsup edilir.
Cari vergileri de ödemek zorunda mıyım?
Kanunlar genellikle yapılandırma süresince cari dönem vergilerinin de süresinde ödenmesini şart koşar.
Devam eden incelemem var; artırım işe yarar mı?
Kanunlarda, başvuru tarihi ve incelemenin aşamasına göre özel hükümler bulunur; her kanun kendi geçiş kurallarına göre değerlendirilir.
Kasa ve ortaklar cari hesabı düzeltilebilir mi?
Kanunlarda öngörülen düzenlemelerle, belirlenen oranda vergi ödenerek kayıtlardan çıkarılması mümkün olabilir.
Kayıt dışı stok kayda alınabilir mi?
Kanunda öngörülen esaslara göre beyan edilerek kayda alınabilir; ters yönde, kayıtta görünüp fiilen bulunmayan emtia için fatura düzenlenir.
Varlık barışı ile ilişkisi ne?
Varlık barışı ayrı bir başlıktır: yurt dışı ve yurt içi kayıt dışı varlıkların kayda alınmasını, kanuni şartlarla ve inceleme yapılmaması güvencesiyle sağlar.
Matrah artırımı ceza davasını da kapatır mı?
Hayır. Sahte belge düzenleme gibi fiiller ile ceza yargılamasına konu sorumluluklar ayrı işler; artırım genel bir af değildir.
SGK prim borçları da kapsamda mı?
Genellikle evet. Prim asılları korunur, gecikme cezası ve zammı yerine kanuni katsayı uygulanır; teşviklerden yararlanma imkânı da geri kazanılabilir.
Açtığım davadan vazgeçmem gerekir mi?
Evet. Bu kanunlardan yararlanmanın şartı, açılmış davalardan feragat edilmesi ve yeni dava açılmamasıdır; irade süresinde bildirilmelidir.
Herkes için avantajlı mı?
Hayır. Kayıtları düzenli ve inceleme riski düşük mükelleflerde gereksiz maliyet doğurabilir; karar hesaplamaya dayanmalıdır.
Yapılandırmada başvuru ve ödeme takvimi
Yapılandırma kanunlarının işleyişi bir takvim üzerine kuruludur ve bu takvimin kaçırılması hakkın tamamen kaybına yol açar. Süreç, kanunun yayımıyla başlar ve şu aşamalardan oluşur: kapsam tespiti, borç dökümünün alınması, hesaplama, başvuru, ilk taksitin ödenmesi ve taksitlerin süresinde sürdürülmesi. Her aşama için kanunda ayrı süre öngörülür.
Başvuruda dikkat edilecek noktalar şunlardır. Birincisi kapsamdır: hangi borçların yapılandırılacağı ve hangilerinin kapsam dışı kaldığı başvuruda açıkça gösterilmelidir; kapsam dışı bırakılan bir borç için takip devam eder. İkincisi kurum ayrımıdır: vergi daireleri, sosyal güvenlik kurumu, belediyeler ve gümrük idareleri bakımından ayrı başvuru gerekebilir. Üçüncüsü taksit tercihidir: peşin ödemede ek indirim öngörülürken, taksit sayısı arttıkça uygulanan katsayı da artar; bu nedenle nakit akışı ile toplam maliyet karşılaştırılmalıdır. Dördüncüsü ödeme aracıdır: taksitlerin hangi kanaldan ve hangi tarihte ödendiğinin belgelenmesi gerekir. Beşincisi cari yükümlülüklerdir: yapılandırma devam ederken tahakkuk eden vergilerin süresinde ödenmesi çoğu kanunda şart olarak öngörülür. Bu takvimin bir tabloya dökülmesi ve sorumlusunun belirlenmesi, hak kaybının önündeki en pratik tedbirdir. Tecil ve taksitlendirme usulünü tecil ve taksitlendirme yazımızda ele aldık.
Matrah artırımının muhasebe ve beyan yansımaları
Matrah artırımı yapıldığında, bunun muhasebe kayıtlarına ve sonraki dönem beyanlarına nasıl yansıyacağı ayrı bir konudur. Artırım nedeniyle ödenen vergi, kazancın tespitinde gider olarak indirilemez; bu tutar kanunen kabul edilmeyen gider olarak dikkate alınır. Bu, artırımın gerçek maliyetini hesaplarken göz önünde bulundurulması gereken bir husustur.
İkinci yansıma zarar mahsubudur: kanunlar, matrah artırımında bulunulan yıllara ait zararların sonraki yıllarda mahsubu bakımından sınırlama öngörebilir; bu sınırlama, geçmiş yıl zararı yüksek olan işletmelerde artırımın maliyetini artırır ve karar öncesinde hesaplanmalıdır. Üçüncü yansıma, artırılan matrahın işletmenin mali tablolarına doğrudan yansımamasıdır: artırım bir beyan düzeltmesi değil, ayrı bir vergilendirme işlemidir; bu nedenle ticari bilanço ve öz sermaye üzerinde doğrudan etki doğurmaz. Dördüncüsü, artırım yapılan dönemlere ilişkin devreden katma değer vergisi ve stopaj gibi kalemlerin akıbetidir; her kanun bu konuda kendi düzenlemesini içerir. Beşincisi, artırım sonrası ortaya çıkan yeni bilgilerin durumudur: artırım, sonradan öğrenilen bir matrah farkı için beyan yükümlülüğünü kural olarak ortadan kaldırmaz. Bu nedenle karar öncesinde bir simülasyon yapılması ve tüm etkilerin tabloya dökülmesi gerekir.
Kasa ve ortaklar cari hesabı düzeltmesinin sonuçları
Yapılandırma kanunlarının işletme kayıtlarını düzeltmeye ilişkin başlıkları, uygulamada en çok tercih edilen imkânlardandır. Kasa mevcudu ve ortaklardan alacaklar hesabında görünen ancak fiilen bulunmayan tutarların, kanunda belirlenen oranda vergi ödenerek kayıtlardan çıkarılması mümkün kılınır. Bu düzeltmenin asıl değeri, adat faizi hesaplanması ve transfer fiyatlandırması yoluyla örtülü kazanç dağıtımı eleştirilerine son vermesidir.
Düzeltme yapılırken dikkat edilecek noktalar şunlardır. Birincisi kapsamdır: hangi hesapların düzeltmeye konu edilebileceği kanunda gösterilmiştir ve kapsam dışı hesaplar için bu imkân kullanılamaz. İkincisi ödenen verginin niteliğidir: bu vergi kural olarak gider yazılamaz ve kurum kazancının tespitinde indirim konusu yapılamaz. Üçüncüsü muhasebe kaydıdır: düzeltilen tutarların hangi hesaba aktarılacağı ve bunun öz sermaye üzerindeki etkisi belirlenmelidir. Dördüncüsü ortakların durumudur: kayıtlardan çıkarılan ortak alacağının, ortak nezdinde bir menfaat sayılıp sayılmayacağı ve kâr dağıtımı olarak değerlendirilip değerlendirilmeyeceği ayrıca ele alınmalıdır. Beşincisi tekrarın önlenmesidir: düzeltme yapıldıktan sonra aynı hesapların yeniden şişmemesi için nakit yönetiminin ve ortak hareketlerinin düzene bağlanması gerekir; aksi hâlde bir sonraki dönemde aynı sorun doğar. Adat faizi ve örtülü sermaye eleştirilerini ortaklar cari hesabı yazımızda ele aldık.
İlgili Rehberler
Bu yazı genel bilgilendirme amaçlıdır; yapılandırma ve matrah artırımına ilişkin düzenlemeler süreli özel kanunlarla getirilir ve her kanunun kapsamı, oranları ile süreleri farklıdır. Güncel kanun metni esas alınmalıdır; somut dosyanız için Hukukçular Evi Ankara ile 0554 648 37 15 numaralı telefondan iletişime geçin.

