Holding ve Grup Şirketlerinde Vergilendirme 2026: İştirak Kazançları İstisnası, Grup İçi Hizmet, Örtülü Sermaye ve Belgelendirme (KVK m.5, 12, 13)
07 Eylül 2026

Holding ve Grup Şirketlerinde Vergilendirme 2026: İştirak Kazançları İstisnası, Grup İçi Hizmet, Örtülü Sermaye ve Belgelendirme (KVK m.5, 12, 13)

Grup şirketleri arasında yapılan her işlem, iki ayrı vergisel süzgeçten geçer: bedelin emsallere uygunluğu ve borçlanmanın öz sermaye sınırını aşıp aşmadığı. Holding yapılanmasında bu iki kural, iştirak kazançları istisnasıyla birlikte değerlendirilmelidir. Bu rehber, konuyu mevzuat maddeleriyle anlatır. Ankara’daki dosyanız için bize 0554 648 37 15 numarasından ulaşabilirsiniz.

Beş cümlede özet

  • Tam mükellefiyete tabi başka bir kurumun sermayesine katılım nedeniyle elde edilen kazançlar kurumlar vergisinden istisnadır (KVK m.5/1-a).
  • İlişkili kişilerle emsallere uygunluk ilkesine aykırı bedelle yapılan işlemlerde kazanç örtülü olarak dağıtılmış sayılır (KVK m.13).
  • Ortaklardan temin edilip işletmede kullanılan borçların öz sermayenin üç katını aşan kısmı örtülü sermaye sayılır (KVK m.12).
  • Grup içi hizmetlerde bedelin varlığı, fayda ölçütü ve dağıtım anahtarı belgelendirilmelidir.
  • Holdingin kâr payı dışındaki gelirleri ve grup içi işlemleri genel esaslara göre vergilendirilir.

İştirak kazançları istisnası (KVK m.5/1-a)

Kurumlar Vergisi Kanunu’nun 5. maddesinin birinci fıkrasının (a) bendi, kurumların tam mükellefiyete tabi başka bir kurumun sermayesine katılımlarından elde ettikleri kazançları kurumlar vergisinden istisna tutar; aynı bentte tam mükellefiyete tabi başka bir kurumun kârına katılma imkânı veren kurucu senetleri ile diğer intifa senetlerinden elde edilen kâr payları da istisna kapsamına alınmıştır.

Bu istisnanın amacı, aynı kazancın zincirleme olarak birden fazla kez vergilendirilmesini önlemektir: kazanç, elde edildiği şirkette zaten kurumlar vergisine tabi tutulduğundan, ana şirkete dağıtıldığında yeniden vergilendirilmez. Uygulamada dikkat edilecek noktalar şunlardır. Birincisi tam mükellefiyet şartıdır: istisna, tam mükellef kurumlardan elde edilen kâr payları içindir; yurt dışı iştiraklerden elde edilen kazançlar bakımından Kanun’un 5. maddesindeki ayrı şartlar aranır. İkincisi gider ayrıştırmasıdır: Kanun’un 5. maddesinin üçüncü fıkrası uyarınca istisna kazançlara ilişkin giderler diğer kazançtan indirilemez; ancak aynı fıkra, iştirak hisseleri alımıyla ilgili finansman giderlerini bu kuralın dışında tutar. Üçüncüsü dağıtımdır: istisna kazancın holding tarafından kendi ortaklarına dağıtılması hâlinde stopaj rejimi işler. Kurumlar vergisi istisnalarını kurumlar vergisi istisnaları yazımızda ele aldık.

Grup içi işlemlerin haritası

İşlemTestDayanak
Kâr payıİştirak kazancı istisnasıKVK m.5/1-a
Grup içi hizmetFayda ve emsal testiKVK m.13
Grup içi borçlanmaÖz sermayenin üç katıKVK m.12
Marka ve lisansRoyalti emsali; stopajKVK m.13, 30
Kefalet ve teminatBedel gerekip gerekmediğiKVK m.13
Masraf yansıtmaBelge ve KDV düzeniKDVK m.1

Tabloyu yana kaydırarak tüm sütunları görebilirsiniz.

Tablodaki tüm satırların ortak paydası, Kanun’un 13. maddesindeki geniş kapsamdır: madde, alım, satım, imalat ve inşaat işlemleri, kiralama ve kiraya verme işlemleri, ödünç para alınması ve verilmesi ile ikramiye, ücret ve benzeri ödemeleri gerektiren işlemlerin her hâlükârda mal veya hizmet alım ya da satımı sayılacağını öngörür. Bu nedenle grup içinde bedelsiz görünen bir işlem dahi emsal testine tabidir.

Grup içi hizmetlerde fayda ve belgelendirme

Holding yapılarında en sık eleştirilen kalem, ana şirketin bağlı şirketlere verdiği yönetim, muhasebe, hukuk, bilgi işlem ve insan kaynakları gibi hizmetlerdir. İdare bu hizmetlerde üç soruyu sorar: hizmet fiilen verilmiş midir, bağlı şirket bu hizmetten bir fayda sağlamış mıdır ve bedel emsallere uygun mudur?

Bu üç sorunun cevabı belgelerle verilmelidir. Birincisi hizmetin varlığıdır: hizmet sözleşmesi, verilen hizmetin kapsamını ve dönemini göstermelidir; ayrıca çalışma raporları, toplantı tutanakları, yazışmalar ve zaman kayıtları hizmetin fiilen sunulduğunu ortaya koyar. İkincisi faydadır: bağlı şirketin bu hizmete ihtiyacı bulunduğu ve hizmetin ticari faaliyetine katkı sağladığı gösterilmelidir; ana şirketin kendi ortaklık menfaati için yaptığı faaliyetler (hissedarlık faaliyetleri) bu kapsamda değerlendirilmez ve bunların bedeli bağlı şirkete yansıtılamaz. Üçüncüsü bedeldir: bedelin nasıl hesaplandığı, doğrudan maliyetler ve dağıtım anahtarıyla açıklanmalıdır; ciro, personel sayısı ya da aktif büyüklüğü gibi anahtarlar kullanılabilir ancak seçilen anahtarın gerekçesi yazılı olmalı ve dönemler arasında tutarlı uygulanmalıdır. Dördüncüsü katma değer vergisidir: grup içi hizmetler vergiye tabi olduğundan fatura düzenlenmesi ve verginin hesaplanması gerekir. Emsallere uygunluk analizini transfer fiyatlandırması yazımızda ele aldık.

Grup içi finansmanda örtülü sermaye hesabı

Holding yapılarında nakit yönetimi genellikle merkezîdir; bir şirketin fazlası diğerinin ihtiyacını karşılar. Bu pratik çözüm, Kurumlar Vergisi Kanunu’nun 12. maddesindeki sınırla karşılaşır: ortaklardan veya ortaklarla ilişkili olan kişilerden doğrudan veya dolaylı olarak temin edilerek işletmede kullanılan borçların, hesap dönemi içinde herhangi bir tarihte kurumun öz sermayesinin üç katını aşan kısmı örtülü sermaye sayılır.

Hesaplamada dikkat edilecek noktalar şunlardır. Birincisi öz sermayedir: hesap dönemi başındaki öz sermaye esas alınır; dönem içindeki değişiklikler bu hesapta dikkate alınmaz. İkincisi an tespitidir: sınırın dönem içinde herhangi bir tarihte aşılması yeterlidir; bu nedenle yıl sonu bakiyesine bakmak yanıltıcıdır ve günlük ya da aylık bakiye takibi gerekir. Üçüncüsü kapsam dışı borçlanmalardır: kanun, banka ve finans kuruluşlarından temin edilerek aynı şartlarla kullandırılan borçlar ile kanunda sayılan diğer hâlleri kapsam dışında tutar; bu istisnaların doğru uygulanması hesabı belirgin biçimde değiştirir. Dördüncüsü sonuçtur: aşan kısma isabet eden faiz, kur farkı ve benzeri giderler indirilemez ve kanunda öngörülen şartlarla kâr payı sayılarak karşı tarafta düzeltme yapılır. Beşincisi, sınırın altında kalan kısımda uygulanan faizin emsallere uygunluğunun ayrıca değerlendirilmesidir. Örtülü sermaye ve adat faizini ortaklar cari hesabı yazımızda ele aldık.

Marka, lisans ve gayrimaddi haklar

Grup yapılarında marka, patent, yazılım ve know-how gibi gayrimaddi hakların genellikle tek bir şirkette toplanması ve diğerlerine lisanslanması yaygın bir uygulamadır. Bu yapı, transfer fiyatlandırması bakımından en dikkatli değerlendirilmesi gereken alandır; çünkü gayrimaddi hakların emsalini bulmak güçtür.

Değerlendirmede sorulacak sorular şunlardır. Birincisi hak sahipliğidir: hakkın hukuken kime ait olduğu ve tescil kayıtlarının durumu belirlenmelidir. İkincisi işlev ve risk analizidir: hakkın geliştirilmesi, iyileştirilmesi, korunması ve kullanılmasına ilişkin işlevleri hangi şirketin üstlendiği ve riskleri kimin taşıdığı incelenir; yalnızca hukuki sahiplik, gelirin tamamının o şirkete atfedilmesi için tek başına yeterli görülmeyebilir. Üçüncüsü bedeldir: royalti oranının emsallere uygunluğu, iç emsaller ya da karşılaştırılabilir sözleşmeler üzerinden gösterilmelidir. Dördüncüsü stopajdır: yurt dışındaki grup şirketine yapılan lisans ödemelerinde Kurumlar Vergisi Kanunu’nun 30. maddesi uyarınca kesinti yapılır ve anlaşma hükümlerinden yararlanmak için mukimlik belgesi aranır. Beşincisi katma değer vergisidir: yurt dışından alınan haklarda sorumlu sıfatıyla beyan yükümlülüğü doğar. Altıncısı sözleşmedir: lisans sözleşmesinin kapsamı, süresi ve bedel hesaplama yöntemi yazılı olmalıdır.

Belgelendirme yükümlülükleri

İlişkili kişilerle işlem yapan kurumlar bakımından, işlemin doğruluğunu göstermek yeterli değildir; kanun ayrıca bir belgelendirme yükümlülüğü öngörür. Kurumlar Vergisi Kanunu’nun 13. maddesi ve ilgili düzenlemeler, emsallere uygunluk ilkesi doğrultusunda tespit edilen fiyat veya bedellere ilişkin hesaplamalara ait kayıt, cetvel ve belgelerin ispat edici kâğıtlar olarak saklanmasını zorunlu tutar.

Uygulamadaki belgeler şunlardır. Birincisi yıllık transfer fiyatlandırması raporudur: kanunda ve düzenlemelerde belirlenen mükellef grupları bakımından, hesap dönemini izleyen kurumlar vergisi beyanname verme süresine kadar hazırlanması ve istenmesi hâlinde ibraz edilmesi gerekir. İkincisi beyanname ekindeki formdur: ilişkili kişilerle yapılan işlemlere ilişkin bilgilerin beyanname ekinde bildirilmesi zorunludur ve bu formdaki bilgilerle rapor arasındaki tutarsızlık risk analizinde işaretlenir. Üçüncüsü ülke bazlı raporlamadır: kanunda öngörülen eşiği aşan çok uluslu işletme grupları bakımından genel rapor, ana rapor ve ülke bazlı rapor yükümlülükleri işler. Dördüncüsü peşin fiyatlandırma anlaşmasıdır: mükellefin idareye başvurarak ileriye dönük olarak yöntem üzerinde anlaşması mümkündür ve bu, uyuşmazlık riskini baştan ortadan kaldırır. Beşincisi süre ve ispat gücüdür: sonradan hazırlanan raporların ispat değeri düşüktür; bu nedenle belgelendirmenin işlem yılında tamamlanması gerekir.

Holdingin kendi vergisel durumu

Holding şirketi, yalnızca iştiraklerinden kâr payı almakla yetinmez; kendi başına da gelir elde eder ve bu gelirler farklı rejimlere tabidir. Kâr payları iştirak kazançları istisnası kapsamındayken, diğer gelirler genel esaslara göre vergilendirilir.

Holdingin tipik gelir kalemleri şunlardır. Birincisi hizmet gelirleridir: bağlı şirketlere verilen yönetim ve destek hizmetleri karşılığı alınan bedeller kurum kazancına dâhildir ve katma değer vergisine tabidir. İkincisi faiz gelirleridir: grup şirketlerine kullandırılan kaynaklardan elde edilen faizler kazanca dâhil olur ve emsal testine tabidir. Üçüncüsü kira gelirleridir: holdingin sahip olduğu taşınmazların grup şirketlerine kiralanmasından doğan gelirler kurum kazancıdır ve bedelin emsale uygunluğu aranır. Dördüncüsü iştirak satış kazançlarıdır: Kanun’un 5. maddesinin (e) bendindeki şartların sağlanması hâlinde istisna uygulanabilir. Beşincisi mevduat ve menkul kıymet gelirleridir: bunlar istisna kapsamında olmayıp kurum kazancına dâhildir ve yapılan stopajlar mahsup edilir. Bu kalemlerin ayrıştırılması, hem Kanun’un 5. maddesinin üçüncü fıkrasındaki gider ayrıştırma kuralının uygulanması hem de asgari kurumlar vergisi hesabı bakımından gereklidir. Asgari vergi hesabını asgari kurumlar vergisi yazımızda ele aldık.

Kâr dağıtımı ve stopaj zinciri

Grup yapılarında kazancın en alttaki şirketten en üstteki gerçek kişi ortağa kadar izlediği yol, birden çok aşamada vergisel sonuç doğurur ve bu zincirin doğru kurgulanması gerekir. Zincirin işleyişi şöyledir.

Birinci halka bağlı şirkettir: kazanç burada kurumlar vergisine tabi tutulur. İkinci halka dağıtımdır: bağlı şirket kârını holdinge dağıttığında, Gelir Vergisi Kanunu’nun 94. maddesi uyarınca tam mükellef kurumlara yapılan kâr payı ödemelerinde kural olarak stopaj yapılmaz; holding bakımından ise iştirak kazançları istisnası işler ve bu tutar yeniden vergilendirilmez. Üçüncü halka holdingin dağıtımıdır: holding kendi ortaklarına kâr dağıttığında, ortağın gerçek kişi olması hâlinde stopaj yapılır ve ortak kanunda öngörülen istisna ile beyan sınırlarını gözeterek beyanda bulunur. Dördüncü halka dar mükellef ortaklardır: yurt dışındaki ortaklara yapılan dağıtımlarda Kurumlar Vergisi Kanunu’nun 30. maddesi uyarınca kesinti yapılır ve çifte vergilendirmeyi önleme anlaşmasındaki azami oran ile karşılaştırılır; anlaşma oranından yararlanmak için mukimlik belgesi aranır. Beşinci halka sermayeye eklemedir: kârın sermayeye ilavesi dağıtım sayılmaz, ancak sonradan sermaye azaltımıyla çekilmesi hâlinde dağıtım hükümleri işler. Bu zincirin baştan modellenmesi, toplam vergi yükünü belirler.

Grup yapısında zarar ve kâr dengesi

Grup şirketlerinin bir kısmının kâr, bir kısmının zarar etmesi yaygın bir durumdur ve akla ilk gelen çözüm, bunların birbiriyle mahsup edilmesidir. Ancak Türk vergi sisteminde konsolide beyan esası bulunmadığından, her kurum kendi kazancı üzerinden ayrı ayrı vergilendirilir ve bir şirketin zararı diğerinin kazancından indirilemez.

Bu kural karşısında değerlendirilebilecek yasal araçlar şunlardır. Birincisi zarar mahsubudur: Kurumlar Vergisi Kanunu’nun 9. maddesi uyarınca her kurum kendi geçmiş yıl zararlarını, beş yıldan fazla nakledilmemek ve beyannamede yıl bazında ayrı gösterilmek şartıyla mahsup eder. İkincisi birleşme ve devirdir: Kanun’un 18-20. maddeleri kapsamında yapılan devirlerde, devralınan kurumun zararlarının kanunda öngörülen sıkı şartlarla mahsubu mümkündür; öz sermaye sınırı, beyanname şartı ve faaliyete devam şartı burada belirleyicidir. Üçüncüsü faaliyet yapılandırmasıdır: grup içinde işlevlerin ve risklerin yeniden dağıtılması, kazancın hangi şirkette doğacağını etkiler; ancak bu değişikliklerin ticari gerekçeye dayanması ve transfer fiyatlandırması kurallarına uygun olması gerekir. Dördüncüsü, yalnızca vergi amaçlı kurgulanan yapıların Vergi Usul Kanunu’nun 3. maddesindeki ekonomik yaklaşım ilkesi çerçevesinde sorgulanabileceğidir. Devirde zarar mahsubu şartlarını birleşme ve devir yazımızda ele aldık.

Denetimde incelenen başlıklar

Grup şirketlerinde inceleme, tek bir şirketle sınırlı kalmaz; genellikle grup bütünü üzerinden yürütülür ve şirketler arası tutarlılık aranır. İncelemede öne çıkan başlıklar bellidir ve buna göre bir hazırlık dosyası kurulabilir.

Birincisi karşılıklı kayıt tutarlılığıdır: bir şirkette gider yazılan bir tutarın diğerinde gelir kaydedilmiş olması ve tutarların eşleşmesi kontrol edilir; uyumsuzluk doğrudan eleştiri doğurur. İkincisi hizmet gerçekliğidir: faturalandırılan hizmetin fiilen sunulduğunu gösteren çalışma kayıtları istenir. Üçüncüsü fiyatlandırmadır: aynı hizmet ya da malın grup içi ve grup dışı fiyatları karşılaştırılır; iç emsal bulunması hâlinde bu en güçlü karşılaştırma aracıdır ve mükellef lehine de kullanılabilir. Dördüncüsü finansmandır: cari hesap hareketleri, faiz hesaplamaları ve öz sermaye tabloları incelenir. Beşincisi ortak giderlerdir: merkezî olarak yapılan harcamaların dağıtımı ve anahtarın tutarlılığı sorgulanır. Altıncısı belgelendirmedir: yıllık transfer fiyatlandırması raporunun bulunup bulunmadığı ve beyanname ekindeki formla tutarlılığı kontrol edilir. Bu altı başlık için proje bazlı bir klasör tutulması ve her yıl güncellenmesi, incelemede savunmayı somutlaştırır; sonradan toplanan belgeler çoğu zaman eksik kalır ve ispat gücü zayıf olur.

Nakit havuzu ve merkezî hizmet modelleri

Büyük gruplarda finansman ve destek fonksiyonlarının merkezîleştirilmesi operasyonel bir gerekliliktir; ancak bu modellerin vergisel kurgusu baştan yapılmazsa ciddi eleştiriler doğurur. İki model öne çıkar.

Birincisi nakit havuzudur: grup şirketlerinin nakit fazlası ve ihtiyacının tek bir merkezde toplanmasıdır. Vergisel açıdan bu, karşılıklı ödünç para alma ve verme işlemidir; Kurumlar Vergisi Kanunu’nun 13. maddesi ödünç işlemlerini her hâlükârda mal veya hizmet alım satımı saydığından emsal faiz hesaplanması zorunludur. Ayrıca 12. maddedeki örtülü sermaye sınırı her şirket için ayrı ayrı test edilir. Havuz sözleşmesinin yazılı yapılması, faiz oranının belirlenme yöntemi ve hesaplama sıklığının gösterilmesi gerekir. İkincisi merkezî hizmet modelidir: muhasebe, hukuk, satın alma ve bilgi işlem gibi fonksiyonların tek bir şirkette toplanmasıdır. Burada belirleyici olan, maliyet dağıtım anahtarının objektifliği ve hizmetin fayda testini geçmesidir. Üçüncü bir konu, bu modellerde kullanılan yazılım ve sistemlerin lisans bedelleridir. Dördüncüsü, merkezî modelin katma değer vergisi boyutudur: her hizmet için fatura düzenlenmesi ve verginin hesaplanması gerekir; grup içi olması istisna sağlamaz.

Yapılandırma kararlarında vergisel simülasyon

Grup yapısında yapılacak her değişiklik, birden fazla vergiyi aynı anda etkiler; bu nedenle karar öncesinde bir simülasyon yapılması gerekir. Değerlendirilmesi gereken başlıklar şunlardır.

Birincisi işlemin türüdür: hisse devri mi, işletme devri mi, birleşme mi yoksa bölünme mi yapılacaktır? Kurumlar Vergisi Kanunu’nun 18-20. maddeleri kapsamındaki devir ve bölünmelerde vergisiz geçiş mümkünken, işletme devri niteliğindeki işlemlerde teslim doğar ve katma değer vergisi ile kazanç hesaplanır. İkincisi zamanlamadır: iştirak satış istisnasındaki iki yıllık süre, taşınmaz satış kazancı istisnasındaki fon şartı ve nakdi sermaye indiriminden yararlanılan tutarlar gözden geçirilmelidir; şartlardan biri ihlal ediliyorsa işlemin ertelenmesi daha ekonomik olabilir. Üçüncüsü zararlardır: devirde zarar mahsubunun kanuni şartları sağlanmıyorsa geçmiş yıl zararları kaybedilir. Dördüncüsü işlem vergileridir: damga vergisi, tapu harcı ve sicil harçları hesaba katılmalıdır. Beşincisi ortak cephesidir: yapılandırma sonrası ortakların elde edeceği payların maliyet bedeli ve ileride satılması hâlinde doğacak kazanç modellenmelidir. Altıncısı belgelendirmedir: ticari gerekçenin yazılı olarak ortaya konması, ekonomik yaklaşım ilkesi çerçevesinde yapılacak sorgulamalara karşı en güçlü savunmadır.

Vergi mahkemesi dava dilekçesi örneği

…………… VERGİ MAHKEMESİ BAŞKANLIĞINA

DAVACI: …… Holding A.Ş., Vergi No, Adres

DAVALI: …… Vergi Dairesi Müdürlüğü

DAVA KONUSU: ……/……/2026 tarih ve …… sayılı ihbarname ile tarh edilen kurumlar vergisi ve kesilen vergi ziyaı cezasının iptali istemidir.

TEBLİĞ TARİHİ: ……/……/2026

AÇIKLAMALAR

1. Şirketimiz, bağlı ortaklıklarına yönetim, mali işler ve bilgi işlem hizmetleri sunmakta ve karşılığında hizmet bedeli faturalandırmaktadır.

2. İdarece, söz konusu bedellerin emsallere uygun olmadığı gerekçesiyle transfer fiyatlandırması yoluyla örtülü kazanç dağıtımı yapıldığı kabul edilerek tarhiyat yapılmıştır.

3. Oysa hizmetler fiilen sunulmuş olup, hizmet sözleşmeleri, çalışma raporları, toplantı tutanakları ve zaman kayıtları ektedir.

4. Bedel, doğrudan maliyetler ile objektif ve tutarlı bir dağıtım anahtarı esas alınarak hesaplanmış olup, hesaplama tablosu ve gerekçesi ektedir.

5. (Alternatif) Grup içi borçlanma bakımından yapılan tarhiyatta öz sermaye tutarı hatalı belirlenmiştir; hesap dönemi başı öz sermaye tablosu ektedir. Ayrıca kanunda kapsam dışı tutulan borçlanmalar hesaba dâhil edilmiştir.

6. Olayda gerçeğe aykırı beyan bulunmadığından ceza uygulanması hukuka aykırıdır.

HUKUKİ SEBEPLER: 5520 sayılı Kurumlar Vergisi Kanunu m.5, 11, 12, 13; 213 sayılı Vergi Usul Kanunu m.3; 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu.

DELİLLER: İhbarname, hizmet sözleşmeleri, çalışma ve zaman kayıtları, maliyet ve dağıtım tabloları, öz sermaye tablosu, transfer fiyatlandırması raporu, bilirkişi incelemesi.

SONUÇ VE İSTEM: Açıklanan nedenlerle tarhiyatın ve cezanın iptaline, yargılama giderleri ile vekâlet ücretinin davalı idareye yükletilmesine karar verilmesini saygıyla arz ve talep ederiz. ……/……/2026

Davacı Vekili
Ad Soyad – İmza

Kontrol listesi

  1. İlişkili kişi listesini çıkarın ve güncel tutun.
  2. Grup içi tüm işlemleri ayrı hesaplarda izleyin.
  3. Hizmet sözleşmelerini yazılı yapın ve kapsamı gösterin.
  4. Fayda testini belgelerle destekleyin; hissedarlık faaliyetlerini ayırın.
  5. Dağıtım anahtarını yazılı belirleyip tutarlı uygulayın.
  6. Grup içi borçlanmada dönem içi bakiyeleri izleyin.
  7. Uygulanan faizin emsallere uygunluğunu belgeleyin.
  8. Yıllık transfer fiyatlandırması formunu ve belgelendirmeyi hazırlayın.

Sık sorulan sorular

İştirak kazançları istisnası nedir?

Tam mükellef bir kurumun sermayesine katılım nedeniyle elde edilen kazançların kurumlar vergisinden istisna olmasıdır (m.5/1-a).

Neden böyle bir istisna var?

Aynı kazancın zincirleme olarak birden fazla kez vergilendirilmesini önlemek için.

Yurt dışı iştiraklerde de uygulanır mı?

Ayrı bir düzenleme vardır ve kanunda öngörülen şartların sağlanması aranır.

İştirak alım kredisi faizi indirilebilir mi?

Kanun, iştirak hisseleri alımıyla ilgili finansman giderlerini gider kısıtlaması kuralının dışında tutar (m.5/3).

Grup içi hizmette neye bakılır?

Hizmetin fiilen verilip verilmediği, fayda sağlanıp sağlanmadığı ve bedelin emsallere uygunluğu.

Hissedarlık faaliyeti nedir?

Ana şirketin kendi ortaklık menfaati için yaptığı faaliyetlerdir; bedeli bağlı şirkete yansıtılamaz.

Dağıtım anahtarı nasıl seçilir?

Ciro, personel sayısı ya da aktif büyüklüğü gibi objektif ölçütler; gerekçesi yazılı ve uygulaması tutarlı olmalıdır.

Grup içi borç vermede faiz zorunlu mu?

Evet. Ödünç para alma ve verme her hâlükârda mal veya hizmet alım satımı sayılır ve emsal faiz aranır (m.13).

Örtülü sermaye sınırı nedir?

Ortaklardan ve ilişkili kişilerden temin edilip işletmede kullanılan borçların öz sermayenin üç katını aşan kısmı (m.12).

Aşan kısmın sonucu ne olur?

Bu kısma isabet eden faiz, kur farkı ve benzeri giderler indirilemez ve kanunda öngörülen şartlarla kâr payı sayılır.

Kefalet için bedel alınmalı mı?

Grup şirketi lehine verilen kefalet ve teminatların bedel gerektirip gerektirmediği emsal ölçütüyle değerlendirilir.

Masraf yansıtmada KDV var mı?

Kendi adına alınan hizmetin yansıtılmasında vergi hesaplanır; aracılıkta matrah komisyon bedelidir.

Nakit havuzunda faiz hesaplamak zorunlu mu?

Evet. Ödünç para alma ve verme her hâlükârda mal veya hizmet alım satımı sayılır; ayrıca örtülü sermaye sınırı her şirkette ayrı test edilir.

Bir şirketin zararını diğerinden düşebilir miyim?

Hayır. Konsolide beyan esası bulunmadığından her kurum kendi kazancı üzerinden vergilendirilir ve kendi zararını mahsup eder.

Holdingin faiz ve kira geliri de istisna mı?

Hayır. İstisna kâr paylarına özgüdür; hizmet, faiz, kira ve menkul kıymet gelirleri kurum kazancına dâhildir.

Grup içi kredide sınır nasıl hesaplanır?

Hesap dönemi başı öz sermayenin üç katı esas alınır ve sınırın dönem içinde herhangi bir tarihte aşılması yeterlidir (m.12).

Marka lisansında nelere dikkat edilir?

Hak sahipliği, işlev-risk analizi, royalti oranının emsale uygunluğu, stopaj ve sorumlu sıfatıyla KDV beyanı.

Belgelendirme zorunlu mu?

İlişkili kişilerle işlem yapan kurumlar bakımından yıllık form ve belgelendirme yükümlülükleri bulunur.

Bu yazı genel bilgilendirme amaçlıdır; 5520 sayılı Kurumlar Vergisi Kanunu m.5, 11, 12, 13 ve 30 ile 193 sayılı Gelir Vergisi Kanunu m.94 hükümlerine dayanır. Oran ve şartlar değişebilir; somut dosyanız için Hukukçular Evi Ankara ile 0554 648 37 15 numaralı telefondan iletişime geçin.


Post by Av. Fatma Öztürk