Yurt dışındaki bir banka hesabı, gayrimenkul ya da şirket payı artık idarenin görüş alanı dışında değil: finansal hesap bilgilerinin otomatik değişimi, ülkeler arasında karşılıklı veri akışı sağlıyor. Bu, tam mükellefler için beyan yükümlülüğünün fiilen denetlenebilir hâle gelmesi demek. Bu rehber, konuyu mevzuat maddeleriyle anlatır. Ankara’daki dosyanız için bize 0554 648 37 15 numarasından ulaşabilirsiniz.
Beş cümlede özet
- Türkiye’de yerleşmiş olanlar tam mükelleftir ve Türkiye içinde ve dışında elde ettikleri kazançların tamamı üzerinden vergilendirilir (GVK m.3).
- Kanuni veya iş merkezi Türkiye’de bulunan kurumlar tam mükelleftir ve dünya çapındaki kazançları üzerinden vergilendirilir (KVK m.3).
- Yabancı ülkelerde ödenen vergiler, kanunda öngörülen sınırlar içinde Türkiye’de hesaplanan vergiden mahsup edilir (GVK m.123; KVK m.33).
- Vergi Usul Kanunu, uluslararası anlaşmalar çerçevesinde bilgi değişimini ve bu kapsamdaki yükümlülükleri düzenler.
- Beyan dışı bırakılan yurt dışı gelirler, bilgi değişimi verileriyle tespit edilebilir ve cezalı tarhiyata konu olur.
Tam mükellefiyette dünya geliri ilkesi
Bilgi değişiminin vergisel anlamını kavramak için önce mükellefiyet esasının bilinmesi gerekir. Gelir Vergisi Kanunu’nun 3. maddesi, Türkiye’de yerleşmiş olanların Türkiye içinde ve dışında elde ettikleri kazanç ve iratların tamamı üzerinden vergilendirileceğini düzenler. Kurumlar Vergisi Kanunu’nun 3. maddesi de kanuni veya iş merkezi Türkiye’de bulunan kurumların hem Türkiye içinde hem dışında elde ettikleri kazançların tamamı üzerinden vergilendirileceğini öngörür.
Bu ilkenin sonucu şudur: Türkiye’de yerleşik bir kişinin yurt dışındaki mevduatından elde ettiği faiz, yabancı bir şirketten aldığı kâr payı, yurt dışındaki taşınmazından elde ettiği kira ve bu taşınmazın satışından doğan kazanç, kural olarak Türkiye’de beyan edilir. Yerleşme ölçütü ise Kanun’un 4. maddesinde gösterilmiştir: ikametgâhın Türkiye’de bulunması ya da bir takvim yılı içinde Türkiye’de devamlı olarak altı aydan fazla oturmak. Buna karşılık çifte vergilendirmeyi önleme anlaşmaları, gelir unsurları itibarıyla vergilendirme yetkisini paylaştırır ve kaynak devlette ödenen verginin mahsubunu ya da istisnasını öngörür. Bu nedenle beyan yükümlülüğü ile fiilî vergi yükü ayrı ayrı hesaplanmalıdır. Mükellefiyet türlerini yurt dışında yaşayanların vergisi yazımızda ele aldık.
Bilgi değişiminin kapsamı
| Unsur | İçeriği |
|---|---|
| Kapsamdaki kurumlar | Banka, saklama kuruluşu, yatırım kuruluşu, bazı sigorta şirketleri |
| Paylaşılan bilgi | Hesap sahibi, bakiye, faiz, temettü ve satış hasılatı |
| Belirleme ölçütü | Hesap sahibinin vergisel yerleşiklik ülkesi |
| Dönem | Yıllık olarak toplanır ve karşılıklı iletilir |
| Kullanım | Risk analizi ve beyan karşılaştırması |
| Sınır | Vergi mahremiyeti ve amaçla sınırlı kullanım |
Tabloyu yana kaydırarak tüm sütunları görebilirsiniz.
Bilgi değişiminin hukuki dayanağı, Türkiye’nin taraf olduğu uluslararası anlaşmalar ile bunların iç hukuka aktarılmasını sağlayan düzenlemelerdir. Sistemin işleyişi şöyledir: finansal kuruluşlar, müşterilerinin vergisel yerleşiklik durumunu tespit eder, kapsamdaki hesapları belirler ve bilgileri kendi ülkelerinin yetkili makamına bildirir; yetkili makamlar da bu bilgileri karşı ülkelerin makamlarına iletir. Bu nedenle yurt dışında hesap açarken doldurulan yerleşiklik beyan formları, doğrudan vergisel sonuç doğuran belgelerdir ve gerçeğe uygun doldurulmalıdır.
Yurt dışı gelirlerin beyanı ve mahsup
Tam mükellefler bakımından yurt dışı gelirlerin beyanı, gelir unsuruna göre belirlenir. Yurt dışı mevduat faizi ve kâr payları menkul sermaye iradıdır; yurt dışındaki taşınmazın kirası gayrimenkul sermaye iradıdır; taşınmaz ve menkul kıymet satışından doğan kazanç değer artışı kazancıdır; yurt dışında yürütülen faaliyetten doğan kazanç ise ticari ya da serbest meslek kazancıdır. Her biri kendi kuralları çerçevesinde beyannameye dâhil edilir.
Çifte vergilendirmenin önlenmesi bakımından iki mekanizma işler. Birincisi iç hukuktaki mahsuptur: Gelir Vergisi Kanunu’nun 123. maddesi, tam mükellefiyete tabi mükelleflerin yabancı memleketlerde elde ettikleri kazanç ve iratlardan mahallinde ödedikleri benzeri vergilerin, Türkiye’de tarh edilen gelir vergisinin yabancı memleketlerde elde edilen kazanç ve iratlara isabet eden kısmından indirilebileceğini düzenler. Kurumlar Vergisi Kanunu’nun 33. maddesi de kurumlar bakımından benzer bir mahsup öngörür. İkincisi anlaşma hükümleridir: ilgili maddede öngörülen yöntem (mahsup ya da istisna) uygulanır. Mahsubun yapılabilmesi için yabancı ülkede ödenen verginin, o ülkedeki yetkili makamlarca onaylı belgeyle ispatı ve belgenin kanunda öngörülen usulle tasdiki aranır. Ayrıca mahsup edilecek tutar, o gelire isabet eden Türk vergisiyle sınırlıdır. Mahsup ve anlaşma uygulamasını yurt dışı kazançlar yazımızda anlattık.
Beyan dışı varlıklar ve düzeltme yolları
Bilgi değişimi verileriyle beyan arasında uyumsuzluk tespit edildiğinde, süreç genellikle izah talebiyle başlar. Vergi Usul Kanunu’nun 370. maddesindeki izaha davet mekanizması bu aşamada devreye girer: ön tespitler hakkında mükelleften açıklama istenir, izah yeterli görülürse inceleme yapılmaz; yeterli görülmezse kanunda öngörülen şartlarla beyanname verilmesi hâlinde indirimli ceza uygulanır.
Mükellef cephesinde izlenebilecek yollar şunlardır. Birincisi pişmanlıktır: inceleme başlamadan ve olay takdir komisyonuna intikal etmeden önce kendiliğinden beyanda bulunulması hâlinde vergi ziyaı cezası kesilmez; bu, en az maliyetli çözümdür. İkincisi izaha davete cevaptır: hesabın kaynağının açıklanması ve gelirin niteliğinin gösterilmesi çoğu dosyayı incelemeye gitmeden kapatır. Üçüncüsü açıklamadır: yurt dışındaki bir hesabın varlığı tek başına vergi doğurmaz; vergi doğuran, o hesaptan elde edilen gelir ve hesabın kaynağının açıklanamamasıdır. Bu nedenle hesabın nasıl oluştuğu (yurt dışında çalışırken elde edilen ücret, miras, önceden vergilendirilmiş birikim, taşınmaz satışı) belgelenmelidir. Dördüncüsü süreli düzenlemelerdir: varlık barışı benzeri kanunlar, yurt dışındaki varlıkların kayda alınmasına ve incelenmemesine imkân tanır; bu kanunlar yürürlükteyken başvurulması, sonradan doğacak riski ortadan kaldırır.
Kurumlar bakımından yurt dışı yapılar
Bilgi değişimi yalnızca gerçek kişileri değil, kurumları ve onların yurt dışındaki yapılarını da kapsar. Kurumlar Vergisi Kanunu’nun 7. maddesindeki kontrol edilen yabancı kurum düzenlemesi bu alanda belirleyicidir: kanunda öngörülen şartları taşıyan yurt dışı iştiraklerin kazançları, dağıtılsın ya da dağıtılmasın Türkiye’de kurumlar vergisine tabi tutulur.
Şartlar kanunda sayılmıştır: tam mükellef gerçek kişi ve kurumların doğrudan veya dolaylı olarak ayrı ayrı ya da birlikte sermayesinin, kâr payının veya oy kullanma hakkının kanunda belirlenen oranına sahip olmaları; iştirakin gayrisafi hasılatının kanunda öngörülen oranından fazlasının pasif nitelikli gelirlerden (faiz, kâr payı, kira, lisans ücreti, menkul kıymet alım satım kazancı) oluşması; iştirakin taşıdığı toplam vergi yükünün kanunda belirlenen oranın altında olması; hasılatın kanunda öngörülen tutarı aşması. Bu şartların birlikte gerçekleşmesi hâlinde, kazanç Türkiye’de beyan edilir ve o ülkede ödenen vergiler mahsup edilir. İkinci konu, yurt dışı iştirak kazançları istisnasıdır: Kanun’un 5. maddesi, kanunda öngörülen şartlarla yurt dışı iştiraklerden elde edilen kâr paylarını istisna tutar. Bu iki hükmün birlikte değerlendirilmesi, yurt dışı yapılanma kararlarının temelidir. Kurumlar vergisi istisnalarını kurumlar vergisi istisnaları yazımızda ele aldık.
Bilgi değişiminin sınırları ve mükellef hakları
Bilgi değişimi sınırsız bir yetki değildir; anlaşmalar ve iç hukuk bu paylaşıma sınırlar koyar. Birinci sınır amaçla bağlılıktır: paylaşılan bilgiler yalnızca vergisel amaçlarla kullanılabilir ve anlaşmalarda öngörülen kapsam dışına çıkarılamaz. İkinci sınır gizliliktir: Vergi Usul Kanunu’nun 5. maddesindeki vergi mahremiyeti, yabancı ülkeden gelen bilgiler bakımından da işler; bu bilgileri öğrenen görevliler sır saklama yükümlülüğü altındadır.
Mükellef hakları bakımından üç nokta öne çıkar. Birincisi, tarhiyata dayanak yapılan verinin mükellefe gösterilmesidir: savunma hakkının gereği olarak, hangi bilginin hangi kaynaktan geldiği ve nasıl yorumlandığı açıklanmalıdır; bu talep dilekçeyle ileri sürülebilir. İkincisi, verinin doğruluğunun tartışılabilmesidir: yabancı kuruluşlardan gelen bilgilerde kimlik eşleştirme hatası, ortak hesaplarda payların yanlış hesaplanması, kapatılmış hesapların bakiye olarak görünmesi ve kur çevriminden doğan farklar sık rastlanan hatalardır. Üçüncüsü, bakiye ile gelirin karıştırılmamasıdır: paylaşılan bakiye bilgisi bir gelir değildir; gelir olarak vergilendirilebilecek olan, o hesaptan elde edilen faiz, temettü ve benzeri kazançlardır. Bu üç noktanın dilekçede açıkça ileri sürülmesi, salt veriye dayanan tarhiyatlara karşı en güçlü savunmayı oluşturur. Vergi mahremiyetinin kapsamını vergi mahremiyeti yazımızda ele aldık.
Yurt dışı taşınmaz ve şirket paylarının beyanı
Finansal hesapların yanında, yurt dışındaki taşınmazlar ve şirket payları da vergisel sonuç doğurur. Taşınmaz bakımından üç ayrı işlem gündeme gelir. Birincisi kira gelirdir: yurt dışındaki taşınmazdan elde edilen kira, tam mükellefte gayrimenkul sermaye iradı olarak beyan edilir; anlaşmalarda taşınmaz gelirleri bakımından kural olarak taşınmazın bulunduğu devlete vergilendirme yetkisi tanındığından, orada ödenen vergi Türkiye’de mahsup edilir.
İkincisi satıştır: satıştan doğan kazanç değer artışı kazancı hükümlerine göre değerlendirilir ve süre, maliyet bedeli ile endeksleme kuralları uygulanır; yabancı para cinsinden yapılan işlemlerde kur çevriminin hangi tarihe göre yapılacağı belirlenmelidir. Üçüncüsü edinim aşamasıdır: taşınmazın nasıl finanse edildiği, kaynak açıklaması bakımından önem taşır. Şirket payları bakımından ise iki konu öne çıkar: kâr payı dağıtımında menkul sermaye iradı doğar ve şartları varsa yurt dışı iştirak kazançları istisnası değerlendirilir; payların satışında ise değer artışı kazancı ya da kurum bünyesinde iştirak hissesi satış kazancı istisnası gündeme gelir. Dördüncü konu, yurt dışında kurulan tröst ve vakıf benzeri yapılardır: bunların kazancının kime atfedileceği, kontrol ve fayda ilişkisine göre değerlendirilir ve karmaşık bir alan oluşturur. Bu nedenle yurt dışı varlık yapılarında yıllık bir gözden geçirme yapılması gerekir.
Yurt dışı ücret ve serbest meslek gelirleri
Uzaktan çalışmanın yaygınlaşmasıyla, Türkiye’de yerleşik olup yurt dışındaki bir işverene ya da müşteriye hizmet verenlerin sayısı arttı ve bu gelirlerin vergisel durumu sık sorulur hâle geldi. Tam mükellefiyette kural nettir: gelir nerede elde edilirse edilsin Türkiye’de beyan edilir. Ancak gelirin niteliği ve anlaşma hükümleri sonucu değiştirebilir.
Ücret bakımından Gelir Vergisi Kanunu’nun 23. maddesi önemli bir istisna içerir: kanunda öngörülen şartlarla, kanuni ve iş merkezi Türkiye’de bulunmayan dar mükellef işverenlerin yanında çalışan hizmet erbabına, işverenin Türkiye dışında elde ettiği kazançları üzerinden döviz olarak ödediği ücretler istisnadır. Bu istisnadan yararlanmak için işverenin Türkiye’de bir işyeri ya da daimî temsilcisinin bulunmaması, ödemenin döviz olarak yapılması ve ücretin işverenin yurt dışı kazancından karşılanması gibi şartların birlikte sağlanması ve belgelenmesi aranır. Serbest meslek kazancı bakımından ise istisna yoktur: yurt dışındaki müşteriye verilen hizmetten doğan kazanç beyan edilir; ancak kanunda öngörülen şartlarla hizmet ihracatına ilişkin kazanç indirimi ile katma değer vergisi bakımından hizmet ihracatı istisnası değerlendirilir. Bu ayrımların sözleşme ve ödeme belgeleriyle desteklenmesi gerekir.
Transfer ve dövizli işlemlerde kayıt düzeni
Yurt dışı gelirlerde beyanın doğruluğu, kayıt düzenine bağlıdır. Tutulması gereken kayıtlar şunlardır: gelirin dayanağı olan sözleşme, fatura ya da ödeme bildirimi; ödemenin yapıldığı tarih ve tutar; yabancı ülkede yapılan kesintiye ilişkin belge; paranın Türkiye’ye transferine ilişkin banka kayıtları; kur çevrimine esas alınan tarih ve kur.
Kur konusunda üç kural belirleyicidir. Birincisi, gelirin elde edildiği tarihteki kurun esas alınmasıdır; tahsil esasının geçerli olduğu gelir unsurlarında tahsil tarihi, tahakkuk esasının geçerli olduğu unsurlarda tahakkuk tarihi belirleyicidir. İkincisi, dönem sonunda dövizli varlık ve borçların değerlemesidir: Vergi Usul Kanunu’nun değerleme hükümleri uyarınca yapılan değerlemede oluşan kur farkları, ticari ve zirai kazançta dönem kazancını etkiler; gerçek kişilerin kişisel tasarrufundaki döviz bakımından ise ticari organizasyon bulunmadıkça kur artışı kazanç sayılmaz. Üçüncüsü, yabancı para cinsinden ödenen vergilerin mahsubunda kullanılacak kurdur. Dördüncü konu, paranın Türkiye’ye getirilmemesinin beyan yükümlülüğünü ortadan kaldırmamasıdır: gelir, yurt dışında kalsa dahi elde edilmiştir ve beyan edilir. Bu nedenle yurt dışı gelir elde edenlerin yıllık bir gelir tablosu tutması ve beyanname döneminde bu tabloyu esas alması gerekir.
Zamanaşımı ve geçmiş dönemlerin durumu
Bilgi değişimi verileriyle geçmiş yıllara ilişkin gelirler tespit edildiğinde ilk sorulan soru, hangi dönemlere gidilebileceğidir. Vergi Usul Kanunu’nun 114. maddesi tarh zamanaşımını düzenler: vergi alacağının doğduğu takvim yılını takip eden yılın başından başlayarak beş yıl içinde tarh ve mükellefe tebliğ edilmeyen vergiler zamanaşımına uğrar. Bu nedenle idare, ancak zamanaşımına uğramamış dönemler için tarhiyat yapabilir.
Uygulamada dikkat edilecek noktalar şunlardır. Birincisi hesaplamadır: hangi dönemin zamanaşımına uğradığı gün gün hesaplanmalı ve zamanaşımı savunması dava dilekçesinde açıkça ileri sürülmelidir; bu, esasa girilmeden iptal sonucunu doğurabilecek güçlü bir sebeptir. İkincisi durmadır: olayın takdir komisyonuna intikal ettirilmesi zamanaşımını durdurur ve durma kanunda öngörülen süreyle sınırlıdır. Üçüncüsü ceza zamanaşımıdır: vergi ziyaı cezasında ve usulsüzlük cezalarında Kanun’un 374. maddesindeki süreler ayrıca işler ve vergi aslındaki zamanaşımından farklı olabilir. Dördüncüsü, kaçakçılık suçları bakımından ceza hukuku zamanaşımının ayrı bir rejime tabi olmasıdır. Beşincisi, süreli düzenlemelerdir: varlık barışı benzeri kanunlar kapsamında yapılan bildirimlerin, geçmiş dönemler bakımından inceleme koruması sağlayıp sağlamadığı ve kapsamının ne olduğu ilgili kanun metninden tespit edilmelidir. Zamanaşımının işleyişini vergilendirmede zamanaşımı yazımızda ele aldık.
Mukimlik belgesi ve karşılıklı anlaşma usulü
Anlaşma hükümlerinden yararlanmanın anahtarı mukimlik belgesidir. Bu belge, kişinin ya da kurumun hangi devlette mukim sayıldığını yetkili makam onayıyla gösterir ve ödeme yapan tarafa ibraz edilerek anlaşmada öngörülen indirimli oranın uygulanmasını sağlar. Belgenin her yıl yenilenmesi ve ödeme yapılmadan önce sunulması gerekir; sonradan ibraz hâlinde fazla kesilen verginin iadesi talep edilir.
İki devletin de kişiyi mukim sayması hâlinde ise anlaşmalardaki çifte mukimlik çözüm kuralları devreye girer: gerçek kişilerde sırasıyla daimî olarak kalabileceği evin bulunduğu devlet, hayati menfaatlerin merkezi, mutat oturma yeri ve vatandaşlık ölçütleri uygulanır; kurumlarda ise etkin yönetim merkezi gibi ölçütler kullanılır ve çözülemeyen hâllerde yetkili makamlar anlaşır. İkinci mekanizma karşılıklı anlaşma usulüdür: anlaşmaya aykırı vergilendirmeye maruz kalan mükellef, mukim olduğu devletin yetkili makamına başvurarak durumun karşı ülke makamıyla görüşülmesini talep edebilir. Bu başvuru için anlaşmada ve iç mevzuatta öngörülen süreler gözetilmelidir; başvuru, iç hukuktaki dava yolunu kural olarak ortadan kaldırmaz ancak iki sürecin birlikte yönetilmesi gerekir. Bu yol, özellikle sınır ötesi transfer fiyatlandırması ve işyeri uyuşmazlıklarında etkilidir.
Uyum için pratik bir yol haritası
Yurt dışı varlık ve gelirleri bulunanlar için önerilen sıra şudur. Birinci adım envanterdir: yurt dışındaki tüm hesaplar, taşınmazlar, şirket payları, emeklilik planları ve sigorta poliçeleri tek bir listede toplanır; her kalem için ülke, kurum, edinim tarihi ve tutar yazılır. İkinci adım kaynak tespitidir: her varlığın nasıl edinildiği (ücret, miras, satış, birikim, kredi) belirlenir ve dayanak belgeler dosyalanır; bu adım, ileride sorulacak “kaynak nedir” sorusunun cevabıdır.
Üçüncü adım gelir tespitidir: her varlığın hangi gelir unsurunu doğurduğu ve yıllık tutarları çıkarılır. Dördüncü adım anlaşma kontrolüdür: her gelir için ilgili anlaşma maddesi okunur, vergilendirme yetkisi ve azami oran belirlenir, mukimlik belgesi ihtiyacı tespit edilir. Beşinci adım hesaplamadır: Türkiye’de beyan edilecek tutar ile yurt dışında ödenen ve mahsup edilebilecek vergi hesaplanır. Altıncı adım geçmiş kontrolüdür: önceki yıllarda beyan dışı kalan gelir varsa, zamanaşımı süresi içindeki dönemler için pişmanlık ya da yürürlükteki süreli düzenlemeler değerlendirilir. Yedinci adım takvimdir: beyanname dönemleri, mukimlik belgesi yenileme tarihleri ve iade başvuru süreleri bir takvime bağlanır. Bu yedi adımın bir kez yapılıp her yıl güncellenmesi, bilgi değişimi kaynaklı sürprizleri büyük ölçüde ortadan kaldırır.
Vergi mahkemesi dava dilekçesi örneği
…………… VERGİ MAHKEMESİ BAŞKANLIĞINA
DAVACI: Ad Soyad, T.C. Kimlik No, Adres
DAVALI: …… Vergi Dairesi Müdürlüğü
DAVA KONUSU: ……/……/2026 tarih ve …… sayılı ihbarname ile tarh edilen gelir vergisi ve kesilen vergi ziyaı cezasının iptali istemidir.
TEBLİĞ TARİHİ: ……/……/2026
AÇIKLAMALAR
1. İdarece, uluslararası bilgi değişimi kapsamında elde edilen veriler esas alınarak, yurt dışındaki hesap bakiyesinin tamamı gelir kabul edilerek tarhiyat yapılmıştır.
2. Oysa hesap bakiyesi bir gelir unsuru olmayıp birikim niteliğindedir; söz konusu tutar, ……/……/…… tarihinde yurt dışında çalışırken elde edilen ve o ülkede vergilendirilen ücret gelirlerinden oluşmaktadır. Çalışma belgeleri, ücret bordroları ve vergi ödeme belgeleri ektedir.
3. (Alternatif) Bakiyenin bir kısmı miras yoluyla intikal etmiş olup, veraset ilamı ve beyanname ektedir.
4. Hesaptan elde edilen faiz geliri bakımından ise ilgili ülkede vergi ödenmiş olup, Gelir Vergisi Kanunu’nun 123. maddesi uyarınca mahsup edilmesi gerekirken dikkate alınmamıştır; yetkili makamlarca onaylı belgeler ektedir.
5. (Alternatif) Türkiye ile …… arasındaki çifte vergilendirmeyi önleme anlaşması uyarınca vergilendirme yetkisi ve azami oran belirlenmiş olup, iç mevzuat oranı uygulanamaz.
6. Olayda gizleme ya da gerçeğe aykırı beyan bulunmadığından ceza uygulanması hukuka aykırıdır.
HUKUKİ SEBEPLER: 193 sayılı Gelir Vergisi Kanunu m.3, 4, 75, 85, 123; 213 sayılı Vergi Usul Kanunu m.3, 370; çifte vergilendirmeyi önleme anlaşması hükümleri; 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu.
DELİLLER: İhbarname, hesap ekstreleri, çalışma ve ücret belgeleri, yabancı vergi ödeme belgeleri, veraset ilamı, transfer kayıtları, bilirkişi incelemesi.
SONUÇ VE İSTEM: Açıklanan nedenlerle tarhiyatın ve cezanın iptaline, yargılama giderleri ile vekâlet ücretinin davalı idareye yükletilmesine karar verilmesini saygıyla arz ve talep ederim. ……/……/2026
Davacı Vekili
Ad Soyad – İmza
Kontrol listesi
- Mükellefiyet türünüzü belirleyin; tam mükellefte dünya geliri beyan edilir.
- Yurt dışı hesap açılışlarında yerleşiklik formlarını doğru doldurun.
- Hesabın kaynağını gösteren belgeleri edinim tarihinde dosyalayın.
- Yurt dışı gelirleri unsur bazında sınıflandırın.
- Yabancı ülkede ödenen vergiler için onaylı belge alın.
- Mahsubun ilgili gelire isabet eden vergiyle sınırlı olduğunu gözetin.
- İzaha davet yazısına süresinde ve belgeli cevap verin.
- Beyan edilmemiş gelir varsa inceleme başlamadan pişmanlık yolunu değerlendirin.
Sık sorulan sorular
Yurt dışındaki hesabım Türkiye’ye bildiriliyor mu?
Anlaşmalar kapsamında kapsamdaki finansal kuruluşlar hesap bilgilerini bildirir ve yetkili makamlar arasında paylaşılır.
Hesabımın olması vergi doğurur mu?
Hayır. Vergi, o hesaptan elde edilen gelirden ve kaynağın açıklanamamasından doğar.
Yurt dışı faizimi beyan etmeli miyim?
Tam mükellefseniz evet; menkul sermaye iradı olarak beyan edilir ve anlaşma hükümleri değerlendirilir.
Orada vergi ödedim; iki kez mi ödeyeceğim?
Hayır. Ödenen vergi, kanunda öngörülen sınırlar içinde Türkiye’de hesaplanan vergiden mahsup edilir (GVK m.123; KVK m.33).
Mahsup için ne gerekir?
Yetkili makamlarca onaylı ve usulüne uygun tasdik edilmiş ödeme belgesi.
Mahsup sınırsız mı?
Hayır. O gelire isabet eden Türk vergisiyle sınırlıdır; aşan kısım iade edilmez.
Hangi bilgiler paylaşılıyor?
Hesap sahibi bilgileri, bakiye ve hesaptan elde edilen faiz, temettü ve satış hasılatı gibi tutarlar.
Yerleşiklik formunu yanlış doldurursam?
Gerçeğe aykırı beyan, hem ilgili ülkede hem Türkiye’de sonuç doğurur ve riski büyütür.
İzah yazısı geldi; ne yapmalıyım?
Süresinde ve belgeye dayalı cevap verin; yeterli izah hâlinde inceleme yapılmaz (VUK m.370).
Beyan etmediğimi fark ettim; ne yapabilirim?
İnceleme başlamadan pişmanlıkla beyanda bulunmak vergi ziyaı cezasını ortadan kaldırır (VUK m.371).
Yurt dışındaki evimi satarsam?
Tam mükellefte değer artışı kazancı hükümleri uygulanır ve anlaşmadaki taşınmaz maddesi değerlendirilir.
Yurt dışı şirketimden kâr payı aldım; ne olur?
Menkul sermaye iradı olarak beyan edilir; şartları varsa yurt dışı iştirak kazancı istisnası değerlendirilir.
İki ülke de beni mukim sayarsa ne olur?
Anlaşmadaki çözüm kuralları uygulanır: daimî mesken, hayati menfaat merkezi, mutat oturma yeri ve vatandaşlık sırasıyla değerlendirilir.
Geçmişe dönük kaç yıl için tarhiyat yapılabilir?
Tarh zamanaşımı, vergi alacağının doğduğu yılı izleyen yılın başından itibaren beş yıldır; takdire sevk süreyi durdurur (VUK m.114).
Yurt dışı işverenden aldığım ücret istisna mı?
GVK m.23’te öngörülen şartların tamamı sağlanırsa (işverenin Türkiye’de işyeri/temsilcisi olmaması, döviz ödeme, yurt dışı kazançtan karşılanma) istisna uygulanır.
Parayı Türkiye’ye getirmezsem beyan eder miyim?
Evet. Gelir elde edilmiştir; transfer edilmemesi beyan yükümlülüğünü ortadan kaldırmaz.
Yurt dışı iştirak kazancım dağıtılmasa da vergilenir mi?
KVK m.7 şartları birlikte gerçekleşirse evet; kontrol edilen yabancı kurum kazancı dağıtılmasa dahi Türkiye’de beyan edilir.
Gelen veri hatalıysa itiraz edebilir miyim?
Evet. Kimlik eşleştirme, ortak hesap payı, kapatılmış hesap ve kur çevrimi hataları ileri sürülebilir; verinin gösterilmesi talep edilir.
Varlık barışı düzenlemeleri işe yarar mı?
Yürürlükteyken başvurulması hâlinde varlıkların kayda alınmasını ve inceleme korumasını sağlar.
İlgili Rehberler
Bu yazı genel bilgilendirme amaçlıdır; 193 sayılı Gelir Vergisi Kanunu m.3-4 ve 123, 5520 sayılı Kurumlar Vergisi Kanunu m.3 ve 33, 213 sayılı Vergi Usul Kanunu m.370-371 ile çifte vergilendirmeyi önleme anlaşmaları hükümlerine dayanır. Somut dosyanız için Hukukçular Evi Ankara ile 0554 648 37 15 numaralı telefondan iletişime geçin.


