Yurt dışında yaşayan Türk vatandaşlarının Türkiye’deki kira geliri, mevduat faizi, taşınmaz satışı ve emekli aylığı bakımından vergisel durumu, çoğu zaman yanlış varsayımlara dayanır: “yurt dışında vergi ödüyorum, Türkiye’de ödemem” ya da “Türk vatandaşıyım, dünya gelirimi beyan etmeliyim” gibi. Doğru cevap, mükellefiyet türünün belirlenmesindedir. Bu rehber, konuyu Gelir Vergisi Kanunu’yla anlatır. Ankara’daki dosyanız için bize 0554 648 37 15 numarasından ulaşabilirsiniz.
Beş cümlede özet
- Türkiye’de yerleşmiş olanlar tam mükelleftir ve Türkiye içinde ve dışında elde ettikleri kazançların tamamı üzerinden vergilendirilir (GVK m.3).
- Resmî daire ve müesseselere veya merkezi Türkiye’de bulunan teşekküllere bağlı olup adı geçenlerin işleri dolayısıyla yabancı memleketlerde oturan Türk vatandaşları da tam mükelleftir (m.3).
- Türkiye’de yerleşmiş olmayan gerçek kişiler dar mükelleftir ve sadece Türkiye’de elde ettikleri kazanç ve iratlar üzerinden vergilendirilir (m.6).
- Kanun, çalışma veya oturma izni alarak yurt dışında belirli süre yaşayan Türk vatandaşları bakımından yerleşme sayılmama yönünde düzenleme içerir (m.3).
- Çifte vergilendirmeyi önleme anlaşmaları, mukimlik belgesinin ibrazı hâlinde iç mevzuattan farklı sonuç doğurabilir.
Vatandaşlık değil, yerleşme belirleyicidir
Gelir Vergisi Kanunu’nun mükellefiyet sistemi vatandaşlık esasına değil, yerleşme esasına dayanır. Kanun’un 3. maddesi tam mükellefleri sayar: Türkiye’de yerleşmiş olanlar ile resmî daire ve müesseselere veya merkezi Türkiye’de bulunan teşekkül ve teşebbüslere bağlı olup adı geçen daire, müessese, teşekkül ve teşebbüslerin işleri dolayısıyla yabancı memleketlerde oturan Türk vatandaşları. Aynı maddede önemli bir ayrık hüküm yer alır: bu kişilerden, bulundukları memleketlerde elde ettikleri kazanç ve iratları dolayısıyla gelir vergisine veya benzeri bir vergiye tabi tutulmuş bulunanlar, söz konusu kazanç ve iratları üzerinden ayrıca vergilendirilmez.
Yerleşme ölçütü ise 4. maddede tanımlanır: ikametgâhı Türkiye’de bulunanlar ile bir takvim yılı içinde Türkiye’de devamlı olarak altı aydan fazla oturanlar Türkiye’de yerleşmiş sayılır; geçici ayrılmalar bu süreyi kesmez. Buna karşılık kanun, çalışma veya oturma izni alarak yurt dışında yaşayan Türk vatandaşlarının, Türkiye’de elde ettikleri kazanç ve iratlar bakımından dar mükellefiyet esasında vergilendirileceğine ilişkin düzenleme içerir. Dolayısıyla Almanya’da oturma iznine sahip ve orada yaşayan bir Türk vatandaşı, Türkiye’de dar mükellef sayılır ve yalnızca Türkiye kaynaklı gelirleri üzerinden vergilendirilir; Almanya’daki maaşını Türkiye’de beyan etmez.
Türkiye kaynaklı gelirler ve vergilendirme
| Gelir | Vergilendirme | Beyan |
|---|---|---|
| Konut kira geliri | Tevkifat yoksa beyan | İstisna aşılırsa beyan edilir |
| İşyeri kira geliri | Kiracı tevkifat yapar | Dar mükellefte kural olarak beyan edilmez |
| Mevduat faizi, repo | Banka tevkifat yapar | Beyan edilmez |
| Taşınmaz satışı | Değer artışı kazancı | Şartları varsa beyan |
| Türkiye’deki şirketten kâr payı | Dağıtımda stopaj | Dar mükellefte kural olarak beyan edilmez |
| Yurt dışı maaş ve emeklilik | Türkiye’de elde edilmiş sayılmaz | Dar mükellefte beyan edilmez |
Tabloyu yana kaydırarak tüm sütunları görebilirsiniz.
Tablonun mantığı Kanun’un 7. maddesine dayanır: dar mükellefler yalnızca Türkiye’de elde edilmiş sayılan gelirler üzerinden vergilendirilir. Gayrimenkul sermaye iradında ölçüt taşınmazın Türkiye’de bulunmasıdır; menkul sermaye iradında sermayenin Türkiye’de yatırılmış olmasıdır. Beyan bakımından ise 86. madde belirleyicidir: dar mükellefiyette, tamamı Türkiye’de tevkif suretiyle vergilendirilmiş olan ücretler, serbest meslek kazançları, menkul ve gayrimenkul sermaye iratları ile diğer kazanç ve iratlar için yıllık beyanname verilmez.
Kira geliri ve taşınmaz satışı
Yurt dışında yaşayanların en sık karşılaştığı iki konu kira geliri ve taşınmaz satışıdır. Konut kira gelirinde kiracı gerçek kişi olduğundan tevkifat yapılmaz; bu nedenle gelir, kanunda öngörülen istisna tutarının aşılması hâlinde yıllık beyanname ile bildirilir. İşyeri kirasında ise kiracı tevkifat yapmakla yükümlüdür ve dar mükellef bakımından bu tevkifat kural olarak nihai vergi niteliğindedir; ayrıca beyanname verilmez.
Taşınmaz satışında ise değer artışı kazancı hükümleri uygulanır: bedel karşılığı edinilen taşınmazın kanunda öngörülen süre içinde satılmasından doğan kazanç vergilendirilir, sürenin dolmasından sonraki satışlarda kazanç doğmaz. Miras ya da bağış yoluyla edinilen taşınmazlarda ivazsız iktisap söz konusu olduğundan bu kapsamda vergi doğmaz. Kazancın hesabında maliyet bedeli kanunda öngörülen esaslara göre artırılabilir ve satış giderleri düşülür. Uygulamada en sık yapılan hata, tapuda düşük bedel gösterilmesi ve satışta gerçek bedelin beyan edilmesiyle yüksek bir kazanç ortaya çıkmasıdır. Değer artışı kazancının hesabını menkul sermaye iradı ve değer artışı kazancı yazımızda ele aldık.
Türkiye’de iş kurmak ve yatırım yapmak
Yurt dışında yaşayanların Türkiye’de ticari faaliyette bulunması hâlinde tablo değişir: Türkiye’de bir işyeri ya da daimî temsilci aracılığıyla ticari kazanç elde edilmesi, bu kazancın Türkiye’de vergilendirilmesini gerektirir. Bu durumda mükellefiyet tesis edilir, defter tutulur, belge düzenlenir ve beyanname verilir. Kazancın dar mükellefiyet kapsamında olması, yükümlülüklerin hafiflemesi anlamına gelmez; yalnızca vergilendirilecek gelirin kaynağını sınırlar.
Yatırım yapısı seçilirken değerlendirilecek başlıklar şunlardır. Birincisi şube ile şirket arasındaki tercihtir: Türkiye’de şirket kurulması hâlinde tam mükellef bir kurum doğar ve dünya geliri üzerinden vergilendirilir; yurt dışı şirketin şubesi ise dar mükellef kurum olarak yalnızca Türkiye kazancı üzerinden vergilendirilir. İkincisi kâr aktarımıdır: şubenin merkeze aktardığı kazanç ile şirketin dağıttığı kâr payı bakımından stopaj rejimi farklı işler ve anlaşma hükümleri devreye girer. Üçüncüsü ilişkili kişi işlemleridir: yurt dışındaki ana şirketle yapılan işlemler transfer fiyatlandırması kapsamındadır ve belgelendirme gerekir. Dördüncüsü, gayrimenkul yatırımlarıdır: kira ve satış gelirlerinin hangi rejime tabi olacağı, faaliyetin süreklilik ve organizasyon taşıyıp taşımadığına göre belirlenir. Dar mükellef kurumların vergilendirilmesini dar mükellefiyet yazımızda ele aldık.
Çifte vergilendirmeyi önleme anlaşmaları
İç mevzuata göre Türkiye’de vergilendirme yetkisi doğsa dahi, Türkiye’nin taraf olduğu çifte vergilendirmeyi önleme anlaşmaları sonucu değiştirebilir. Bu anlaşmalar, gelir unsurları itibarıyla hangi devletin vergilendirme yetkisine sahip olduğunu, kaynak devlette uygulanabilecek azami oranı ve mukim devlette mahsup ya da istisna yöntemlerinden hangisinin uygulanacağını belirler.
Anlaşma hükümlerinden yararlanmak için mukimlik belgesi ibrazı aranır: yaşanılan ülkenin yetkili makamlarından alınan ve o ülkede mukim olunduğunu gösteren belge, Türkiye’de ödeme yapan tarafa sunulur. Belge sunulmadığında iç mevzuattaki oranlar uygulanır; sonradan ibraz hâlinde fazla kesilen verginin iadesi talep edilebilir. Anlaşmalarda gayrimenkul gelirleri bakımından kural olarak taşınmazın bulunduğu devlete vergilendirme yetkisi tanınır; bu nedenle Türkiye’deki taşınmazdan elde edilen gelir çoğu anlaşmada Türkiye’de vergilendirilir. Emekli aylıkları, temettü ve faiz gibi unsurlarda ise anlaşmadan anlaşmaya değişen özel hükümler bulunur. Bu nedenle her ülke için ayrı değerlendirme yapılması ve anlaşma metnine bakılması gerekir. Mukimlik ve mahsup uygulamasını yurt dışı kazançlar ve çifte vergilendirmeyi önleme yazımızda anlattık.
Emlak vergisi, MTV ve diğer yükümlülükler
Gelir vergisi dışındaki yükümlülükler, yerleşme durumundan bağımsız olarak işler. Emlak vergisinde belirleyici olan taşınmazın Türkiye’de bulunmasıdır: yurt dışında yaşayan malikler de bina ve arazi vergisi mükellefidir ve bildirim yükümlülükleri aynen geçerlidir. Uygulamada en sık yaşanan sorun, taşınmaz satıldığı hâlde belediyeye bildirim yapılmaması ve verginin yıllarca eski malik adına tahakkuk etmeye devam etmesidir.
İndirimli oran uygulaması bakımından ise özel bir husus vardır: tek meskeni bulunanlara tanınan sıfır oran uygulamasında, kanun Türkiye sınırları içinde tek meskeni bulunma şartı arar ve yurt dışında yaşayanlar bakımından öngörülen düzenlemeler ayrıca değerlendirilir. Motorlu taşıtlar vergisinde ölçüt tescildir: araç Türkiye’de tescilli olduğu sürece vergi doğar; aracın fiilen kullanılmaması ya da malikin yurt dışında olması mükellefiyeti sona erdirmez. Bu nedenle uzun süre yurt dışında kalınacaksa, kullanılmayan aracın kaydının kapatılması ya da devredilmesi maliyeti önler. Üçüncü başlık veraset ve intikal vergisidir: Türkiye’deki mallar bakımından mirasçıların beyan yükümlülüğü, yurt dışında yaşasalar dahi devam eder ve tapu işlemleri için ilişik kesme belgesi aranır. Emlak vergisi yükümlülüklerini emlak vergisi rehberimizde ele aldık.
Usul: temsilci, tebligat ve vergi kimlik numarası
Yurt dışında yaşayanların Türkiye’deki vergisel işlemleri usul bakımından da özellik gösterir. Birincisi vergi kimlik numarasıdır: Türkiye’de yükümlülük doğduğunda numara alınması gerekir; yabancı kimlik numarası bulunanlar bakımından uygulama farklılaşır. İkincisi temsilcidir: işlemlerin Türkiye’deki bir vekil aracılığıyla yürütülmesi mümkündür ve pratikte tercih edilir; vekâletnamenin kapsamı, beyanname verme ve dava açma yetkilerini içermelidir.
Üçüncüsü tebligattır: Türkiye’de adresi bulunmayanlara yapılacak tebligatta kanunda öngörülen özel usuller uygulanır. Bu, en çok hak kaybına yol açan alandır: ihbarnameden haberdar olunmaması, dava süresinin kaçırılmasına yol açar. Bu nedenle Türkiye’de bir tebligat adresi ya da temsilci gösterilmesi, elektronik tebligat sistemine kayıtlı olunması hâlinde bu adresin düzenli kontrol edilmesi gerekir. Dördüncüsü ödemedir: vergi borçları elektronik kanallardan ödenebilir; ancak iade taleplerinde Türkiye’de banka hesabı bulunması pratik bir gerekliliktir. Beşincisi süredir: dava ve başvuru süreleri yurt dışında yaşamaya bağlı olarak uzamaz; bu nedenle takibin bir vekil aracılığıyla yapılması yerinde olur. Tebligat usullerini vergi tebligat usulü yazımızda ele aldık.
Türkiye’ye kesin dönüş ve mükellefiyet değişimi
Yurt dışındaki yaşamın sona ermesi ve Türkiye’ye yerleşilmesi, mükellefiyet türünü değiştirir: dar mükellefiyetten tam mükellefiyete geçilir ve artık dünya çapındaki gelirler Türkiye’de beyan edilir. Geçişin hangi tarihte gerçekleştiği belirleyicidir; ikametgâhın Türkiye’ye nakli ya da bir takvim yılı içinde altı ayı aşan oturma bu sonucu doğurur. Kesin dönüş yapılan yılda gelirin dönemlere ayrılması ve hangi kısmın hangi rejime tabi olduğunun belirlenmesi gerekir.
Kesin dönüşte gündeme gelen başlıklar şunlardır. Birincisi yurt dışı gelirlerdir: dönüş sonrası elde edilen yurt dışı kira, faiz ve emekli aylığı gelirleri artık Türkiye’de beyan edilir; yurt dışında ödenen vergiler için mahsup imkânı ve anlaşma hükümleri değerlendirilir. İkincisi taşınma eşyasıdır: kesin dönüşte getirilen ev eşyası bakımından gümrük mevzuatında muafiyet öngörülmüştür ve süre şartları vardır. Üçüncüsü varlıklardır: yurt dışındaki banka hesapları, iştirakler ve taşınmazlar bakımından beyan uyumu sağlanmalı; gerekiyorsa kayıt altına alma imkânları değerlendirilmelidir. Dördüncüsü sosyal güvenliktir: yurt dışı hizmet borçlanması ve emeklilik işlemleri ayrı bir mevzuata tabidir ve vergisel sonuçları da bulunur. Bu nedenle kesin dönüş, yalnızca bir taşınma değil, planlanması gereken bir statü değişikliğidir. Yurt dışından eşya getirmede muafiyetleri yurt dışından eşya getirme yazımızda ele aldık.
Miras ve intikal işlemleri
Yurt dışında yaşayanların en sık karşılaştığı işlemlerden biri, Türkiye’deki taşınmazların miras yoluyla intikalidir. Veraset ve intikal vergisi bakımından belirleyici olan malın Türkiye’de bulunmasıdır; bu nedenle mirasçılar yurt dışında yaşasa dahi Türkiye’deki mallar için beyan yükümlülüğü doğar. Beyanname, kanunda öngörülen süre içinde verilir ve yurt dışında bulunma hâlinde bu süre bakımından kanunda ayrı düzenleme bulunur.
Tapu işlemleri bakımından ise ilişik kesme belgesi aranır: veraset ve intikal vergisi bakımından ilişiğin kesildiğini gösteren belge ibraz edilmeden intikal işlemi tamamlanamaz. Bu nedenle mirasçıların izlemesi gereken sıra şudur: veraset ilamı ya da noterden mirasçılık belgesi alınması, terekedeki malların tespiti, beyannamenin verilmesi, tahakkuk eden verginin ödenmesi ya da taksitlendirilmesi, ilişik kesme belgesinin alınması ve tapuda intikalin yapılması. İkinci bir konu, intikal sonrası doğan yükümlülüklerdir: taşınmaz mirasçılara geçtiğinde emlak vergisi bildirimi yapılması ve varsa kira gelirinin payları oranında beyan edilmesi gerekir. Üçüncüsü, mirasçılar arasında paylaşım yapılmadan taşınmazın satılması hâlinde değer artışı kazancının nasıl hesaplanacağıdır; ivazsız intikal nedeniyle bu satışta kural olarak değer artışı kazancı doğmaz. Miras kalan taşınmazın vergilerini miras kalan taşınmazın vergileri yazımızda ele aldık.
Vergi mahkemesi dava dilekçesi örneği
…………… VERGİ MAHKEMESİ BAŞKANLIĞINA
DAVACI: Ad Soyad, T.C. Kimlik No, yurt dışı adresi; Türkiye’deki vekili ……
DAVALI: …… Vergi Dairesi Müdürlüğü
DAVA KONUSU: ……/……/2026 tarih ve …… sayılı ihbarname ile tarh edilen gelir vergisi ve kesilen vergi ziyaı cezasının iptali istemidir.
TEBLİĞ TARİHİ: ……/……/2026
AÇIKLAMALAR
1. Müvekkil, ……/……/…… tarihinden bu yana …… ülkesinde çalışma ve oturma izniyle yaşamakta olup Türkiye’de yerleşik değildir. Oturma izni, ikamet belgesi ve mukimlik belgesi ektedir.
2. İdarece, müvekkilin yurt dışında elde ettiği ücret gelirinin de Türkiye’de beyan edilmesi gerektiği kabul edilerek tarhiyat yapılmıştır.
3. Oysa müvekkil dar mükellef olup, Gelir Vergisi Kanunu’nun 6. maddesi uyarınca yalnızca Türkiye’de elde ettiği kazanç ve iratlar üzerinden vergilendirilir. Yurt dışında elde edilen ücret Türkiye’de elde edilmiş sayılmaz.
4. Kabul anlamına gelmemek kaydıyla belirtmek gerekir ki, Türkiye ile …… arasında akdedilen çifte vergilendirmeyi önleme anlaşması uyarınca bu gelir bakımından vergilendirme yetkisi mukim olunan devlete aittir; mukimlik belgesi ve yurt dışında ödenen vergiye ilişkin belgeler ektedir.
5. Türkiye’deki kira geliri bakımından ise beyan yükümlülüğü süresinde yerine getirilmiştir; beyanname ve tahakkuk fişi ektedir.
HUKUKİ SEBEPLER: 193 sayılı Gelir Vergisi Kanunu m.3, 4, 6, 7, 86; çifte vergilendirmeyi önleme anlaşması hükümleri; 213 sayılı Vergi Usul Kanunu; 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu.
DELİLLER: İhbarname, oturma ve çalışma izni, ikamet ve mukimlik belgeleri, yurt dışı vergi belgeleri, beyanname ve tahakkuk fişi, banka kayıtları.
SONUÇ VE İSTEM: Açıklanan nedenlerle tarhiyatın ve cezanın iptaline, yargılama giderleri ile vekâlet ücretinin davalı idareye yükletilmesine karar verilmesini saygıyla arz ve talep ederiz. ……/……/2026
Davacı Vekili
Ad Soyad – İmza
Kontrol listesi
- Mükellefiyet türünüzü belirleyin: yerleşme ölçütü vatandaşlıktan önce gelir.
- Çalışma veya oturma izniyle yurt dışında yaşıyorsanız dar mükellefiyet esasını değerlendirin.
- Türkiye’deki gelirlerinizi kaynak bazında listeleyin.
- Tevkifata tabi gelirlerde kural olarak beyan gerekmediğini bilin.
- Konut kira gelirinde istisna sınırını takip edin; aşılırsa beyan edin.
- Taşınmaz satışında edinme tarihini ve süreyi kontrol edin.
- Mukimlik belgesini her yıl yenileyin ve ödeme yapana ibraz edin.
- Türkiye’de tebligat adresi ya da vekil gösterin; süreler uzamaz.
Sık sorulan sorular
Türk vatandaşıyım; dünya gelirimi Türkiye’de beyan eder miyim?
Belirleyici olan vatandaşlık değil yerleşmedir. Türkiye’de yerleşik değilseniz yalnızca Türkiye kaynaklı gelirleriniz vergilendirilir.
Yerleşme ölçütü nedir?
İkametgâhın Türkiye’de bulunması ya da bir takvim yılında Türkiye’de devamlı olarak altı aydan fazla oturmak (m.4).
Yazın Türkiye’ye geliyorum; tam mükellef olur muyum?
Bir takvim yılında devamlı olarak altı ayı aşan oturma hâlinde yerleşme gündeme gelir; kısa süreli ziyaretler tek başına bu sonucu doğurmaz.
Yurt dışındaki maaşımı beyan eder miyim?
Dar mükellefseniz hayır; bu gelir Türkiye’de elde edilmiş sayılmaz.
Türkiye’deki konut kiramı beyan etmeli miyim?
Tevkifat yapılmadığından, istisna tutarının aşılması hâlinde yıllık beyanname verilir.
İşyeri kiramda durum nedir?
Kiracı tevkifat yapar; dar mükellefte bu kural olarak nihai vergidir ve beyanname verilmez.
Mevduat faizim vergilendirilir mi?
Banka tarafından tevkifat yapılır ve kural olarak beyan edilmez.
Türkiye’deki evimi satarsam?
Bedel karşılığı edinilen taşınmazın kanuni süre içinde satışında değer artışı kazancı doğar; miras yoluyla edinilende doğmaz.
Mukimlik belgesi ne işe yarar?
Çifte vergilendirmeyi önleme anlaşması hükümlerinin uygulanmasını sağlar; ibraz edilmezse iç mevzuat oranı uygulanır.
Fazla kesilen vergiyi geri alabilir miyim?
Mukimlik belgesinin sonradan ibrazı hâlinde iade talep edilebilir.
Emekli aylığım nerede vergilendirilir?
Anlaşmadan anlaşmaya değişir; ilgili ülkeyle yapılan anlaşmanın emekli aylıklarına ilişkin maddesine bakılmalıdır.
Tebligat nasıl yapılır?
Türkiye’de adresi bulunmayanlara kanunda öngörülen özel usuller uygulanır; adres ya da vekil göstermek hak kaybını önler.
Türkiye’de şirket mi kursam, şube mi açsam?
Türkiye’de kurulan şirket tam mükellef olur ve dünya geliri vergilendirilir; yurt dışı şirketin şubesi dar mükellef olarak yalnızca Türkiye kazancı üzerinden vergilendirilir.
Kesin dönüş yaparsam ne değişir?
Tam mükellef olursunuz ve dünya çapındaki gelirleriniz Türkiye’de beyan edilir; yurt dışında ödenen vergiler için mahsup ve anlaşma hükümleri değerlendirilir.
Yurt dışındayım; emlak vergisi ve MTV öder miyim?
Evet. Emlak vergisinde taşınmazın Türkiye’de bulunması, MTV’de aracın Türkiye’de tescilli olması yeterlidir; yerleşme durumu sonucu değiştirmez.
Dava süresi yurt dışında olduğum için uzar mı?
Hayır. Süreler uzamaz; takibin bir vekil aracılığıyla yapılması yerinde olur.
Yerleşme tespitinde uygulanan ölçütler
Mükellefiyet türünün belirlenmesi, Gelir Vergisi Kanunu’nun 4. maddesindeki iki ölçüte dayanır: ikametgâhın Türkiye’de bulunması ya da bir takvim yılı içinde Türkiye’de devamlı olarak altı aydan fazla oturmak. İkametgâh kavramı, Türk Medeni Kanunu’ndaki tanıma göre değerlendirilir: bir kimsenin sürekli kalma niyetiyle oturduğu yer onun yerleşim yeridir. Bu, yalnızca nüfus kayıtlarına değil fiilî duruma bakılmasını gerektirir.
Altı ay ölçütünde ise sürenin hesabı önem taşır: kanun, geçici ayrılmaların Türkiye’de oturma süresini kesmeyeceğini öngörür; dolayısıyla kısa süreli yurt dışı çıkışları süreyi sıfırlamaz. Buna karşılık Kanun’un 5. maddesi, belli ve geçici görev veya iş için Türkiye’ye gelen iş, ilim ve fen adamları, uzmanlar, memurlar, basın ve yayın muhabirleri ve durumları bunlara benzeyen diğer kimseler ile tahsil, tedavi, istirahat veya seyahat maksadıyla gelenlerin, altı aydan fazla kalsalar dahi Türkiye’de yerleşmiş sayılmayacağını düzenler. Tutukluluk, hükümlülük veya hastalık gibi elde olmayan sebeplerle Türkiye’de alıkonulmuş olanlar da bu kapsamdadır. Bu düzenlemeler, geçici bulunuş ile yerleşme arasındaki sınırı çizer ve uyuşmazlıklarda ilk başvurulacak hükümlerdir.
Yurt dışı emeklilik ve sosyal güvenlik ödemeleri
Yurt dışında çalışıp emekli olan kişilerin aldığı aylıkların Türkiye’deki durumu, en sık sorulan konulardan biridir. Dar mükellef bakımından cevap nettir: yurt dışında elde edilen ve Türkiye’de elde edilmiş sayılmayan bu gelir Türkiye’de beyan edilmez. Tam mükellef olunması hâlinde ise gelir Türkiye’de beyan edilir ve çifte vergilendirmeyi önleme anlaşmasının emekli aylıklarına ilişkin maddesi devreye girer.
Anlaşmalarda emekli aylıkları bakımından iki farklı yaklaşım görülür: bazı anlaşmalar vergilendirme yetkisini yalnızca mukim devlete tanırken, bazıları kaynak devlete de yetki verir; kamu görevinden doğan emekli aylıkları ise genellikle ayrı bir maddede düzenlenir ve kaynak devlete yetki tanınır. Bu nedenle her ülke için ilgili maddenin ayrı ayrı okunması gerekir. İkinci konu, yurt dışında ödenen verginin mahsubudur: tam mükellefiyette, yabancı ülkede ödenen vergi Türkiye’de hesaplanan vergiden kanunda öngörülen sınırlar içinde mahsup edilir ve bunun için yetkili makamlarca onaylı belge aranır. Üçüncüsü, yurt dışı hizmet borçlanmasıyla Türkiye’den emekli olunması hâlinde alınan aylığın Türkiye kaynaklı sayılmasıdır. Dördüncüsü, sosyal güvenlik sözleşmelerinin sağladığı hakların vergi anlaşmalarından bağımsız işlemesidir. Anlaşma ve mahsup uygulamasını yurt dışı kazançlar yazımızda ele aldık.
Türkiye’deki banka hesapları ve yatırım gelirleri
Yurt dışında yaşayanların Türkiye’deki tasarrufları, çoğunlukla mevduat ve yatırım araçlarında değerlendirilir. Bu gelirlerin vergilendirilmesi tevkifat esasına dayanır: mevduat faizi, katılım bankalarınca ödenen kâr payları, repo gelirleri ve kanunda sayılan menkul kıymet gelirleri üzerinden banka ya da aracı kurum tarafından kesinti yapılır. Dar mükellefler bakımından bu kesinti kural olarak nihai vergidir ve ayrıca beyanname verilmez.
Dikkat edilecek noktalar şunlardır. Birincisi anlaşma oranıdır: çifte vergilendirmeyi önleme anlaşmalarında faiz ve temettü gelirleri bakımından kaynak devlette uygulanabilecek azami oran belirlenmiştir; bu orandan yararlanmak için bankaya mukimlik belgesi ibraz edilmesi gerekir, aksi hâlde iç mevzuat oranı uygulanır. İkincisi belge yenilemedir: mukimlik belgesi her yıl yenilenmeli ve ilgili kuruma sunulmalıdır. Üçüncüsü fazla kesintidir: belge sonradan ibraz edildiğinde fazla kesilen verginin iadesi talep edilebilir. Dördüncüsü, döviz cinsinden hesaplarda kur farkının vergilendirilip vergilendirilmeyeceğidir: gerçek kişilerin döviz mevduatındaki kur artışı, ticari organizasyon bulunmadığı sürece kazanç olarak vergilendirilmez. Beşincisi, otomatik bilgi değişimi kapsamında bu hesapların bilgilerinin mukim olunan ülkeyle paylaşılabilmesidir; bu nedenle iki ülkedeki beyanların tutarlı olması gerekir. Menkul sermaye iratlarının beyanını menkul sermaye iradı yazımızda ele aldık.
İlgili Rehberler
Bu yazı genel bilgilendirme amaçlıdır; 193 sayılı Gelir Vergisi Kanunu m.3-8 ve 86 ile çifte vergilendirmeyi önleme anlaşmaları ve 213 sayılı Vergi Usul Kanunu hükümlerine dayanır. Anlaşma hükümleri ülkeye göre değişir; somut dosyanız için Hukukçular Evi Ankara ile 0554 648 37 15 numaralı telefondan iletişime geçin.

