Emlak vergisi, taşınmazı olan herkesi ilgilendiren ama en çok bildirim yükümlülüğü nedeniyle sorun çıkaran bir vergidir: taşınmaz alındığında, satıldığında, inşaat bittiğinde veya kullanım değiştiğinde belediyeye bildirim yapılması gerekir. Bildirim yapılmadığında vergi geriye dönük ve cezalı olarak istenir. Bu rehber, konuyu 1319 sayılı Kanun’la anlatır. Ankara’daki dosyanız için bize 0554 648 37 15 numarasından ulaşabilirsiniz.
Beş cümlede özet
- Türkiye sınırları içinde bulunan binalar bina vergisine, arazi ve arsalar ise arazi vergisine tabidir (1319 m.1 ve 12).
- Verginin mükellefi, binanın veya arazinin maliki, varsa intifa hakkı sahibi, her ikisi de yoksa bunlara malik gibi tasarruf edenlerdir (m.3 ve 13).
- Vergi değeri, kanunda öngörülen esaslara göre tespit edilen değerdir; takdir komisyonlarınca belirlenen asgari ölçüde arsa ve arazi metrekare birim değerleri esas alınır (m.29).
- Kanunda sayılan hâllerde bildirim verilmesi zorunludur; bildirim, değişikliğin meydana geldiği bütçe yılı içinde yapılır (m.23).
- Kanunda sayılan bina ve araziler bakımından daimî veya geçici muafiyetler ile indirimli oran uygulaması öngörülmüştür (m.4-8, 14-16).
Verginin konusu ve mükellefi (m.1-3, 12-13)
1319 sayılı Emlak Vergisi Kanunu iki ayrı vergi düzenler. Bina vergisi bakımından, Türkiye sınırları içinde bulunan binalar bu vergiye tabidir; kanun bina terimini, yapıldığı madde ne olursa olsun gerek karada gerek su üzerindeki sabit inşaatın hepsi olarak tanımlar. Arazi vergisi bakımından ise Türkiye sınırları içinde bulunan arazi ve arsalar vergiye tabidir; belediye sınırları içinde belediyece parsellenmiş arazi arsa sayılır.
Mükellef, binanın veya arazinin maliki, varsa intifa hakkı sahibi, her ikisi de yoksa bina veya araziye malik gibi tasarruf edenlerdir. Bir binaya veya araziye paylı mülkiyet hâlinde malik olanlar, hisseleri oranında mükelleftir; elbirliği mülkiyette ise malikler vergiden müteselsilen sorumlu olur. Bu ayrım pratikte önemlidir: paylı mülkiyette her malik kendi payı kadar sorumluyken, elbirliği mülkiyette idare tüm borç için maliklerden herhangi birine gidebilir. İntifa hakkı kurulmuşsa mükellef çıplak mülkiyet sahibi değil, intifa hakkı sahibidir.
Vergi değeri ve oranlar
| Konu | İçeriği | Dayanak |
|---|---|---|
| Bina vergisi | Meskenlerde ve diğer binalarda farklı oran | 1319 m.8 |
| Arazi ve arsa vergisi | Arazi ve arsada ayrı oranlar | 1319 m.18 |
| Büyükşehir | Oranlar kanunda öngörülen şekilde artırımlı uygulanır | 1319 m.8, 18 |
| Vergi değeri | Takdir edilen asgari metrekare birim değerleri esas | 1319 m.29 |
| Ödeme | İki eşit taksitte | 1319 m.30 |
| İndirimli oran | Kanunda sayılanlarda tek meskende sıfır oran | 1319 m.8 |
Tabloyu yana kaydırarak tüm sütunları görebilirsiniz.
Vergi değerinin belirlenmesi, uyuşmazlıkların en yoğun olduğu alandır. Kanun’un 29. maddesi, arsa ve araziler için takdir komisyonlarınca dört yılda bir belirlenen asgari ölçüde metrekare birim değerlerinin esas alınmasını öngörür; binalarda ise Bakanlıkça belirlenen inşaat maliyet bedelleri ile arsa payı birlikte dikkate alınır. Takdir komisyonu kararlarına karşı kanunda öngörülen süre ve usulle dava açılabilir; bu kararlar, yalnızca emlak vergisini değil, tapu harcı matrahının alt sınırını ve değer artışı kazancı hesabını da etkilediğinden itiraz hakkının süresinde kullanılması önemlidir.
Vergi değerinin diğer vergilere etkisi
Emlak vergisi değeri, yalnızca ödenecek emlak vergisini belirlemez; taşınmaza ilişkin birçok işlemde alt sınır ya da matrah işlevi görür. Birincisi tapu harcıdır: devir ve iktisaplarda beyan edilen bedelin, emlak vergisi değerinden az olamayacağı kuralı geçerlidir. İkincisi kira gelirinde emsal kira bedelidir: bina ve arazide takdir edilmiş bir kira bedeli yoksa emsal kira bedeli, vergi değerinin kanunda belirlenen oranı olarak hesaplanır. Üçüncüsü veraset ve intikal vergisidir: taşınmazların değerlemesinde emlak vergisi değeri esas alınır.
Dördüncüsü değer artışı kazancıdır: ivazsız intikallerde ve maliyet bedelinin bilinmediği hâllerde, kanunda öngörülen esaslara göre bu değer kullanılabilir. Beşincisi kamulaştırma ve harç uyuşmazlıklarıdır: idarenin dayandığı değerlerle emlak vergisi değeri arasındaki fark, çoğu dosyada tartışmanın çıkış noktasıdır. Bu zincir, emlak vergisi değerine yapılacak itirazın önemini artırır: yalnızca yıllık vergi tutarı değil, taşınmazla ilgili gelecekteki tüm işlemlerin matrahı etkilenir. Bu nedenle takdir komisyonu kararlarının ilan edildiği dönemde değerlerin kontrol edilmesi ve gerekiyorsa süresinde dava açılması, sonraki yıllarda ortaya çıkacak maliyetleri de önler. Değerin düşük olması her zaman avantajlı da değildir: satışta doğacak değer artışı kazancı bakımından yüksek maliyet bedeli lehe sonuç verir.
Bildirim yükümlülüğü (m.23)
Kanun’un 23. maddesi, bildirim verilmesi gereken hâlleri düzenler. Bina ve arazi vergisi bakımından, yeni inşa edilen binalar için inşaatın sona erdiği veya inşaatın sona ermesinden evvel kısmen kullanılmaya başlanmış ise her kısmın kullanılmasına başlandığı bütçe yılı içinde; kanunda sayılan diğer değişikliklerin meydana geldiği hâllerde ise değişikliğin vuku bulduğu bütçe yılı içinde bildirim verilmesi gerekir. Yılın son üç ayı içinde meydana gelen değişikliklerde ise bildirim, olayın meydana geldiği tarihten itibaren kanunda öngörülen süre içinde verilir.
Bildirim gerektiren tipik hâller şunlardır: taşınmazın satın alınması ya da satılması, miras ve bağış yoluyla intikal, yeni inşaat, kat ilavesi ve tadilat, binanın yıkılması, arazinin arsa hâline gelmesi, kullanım şeklinin değişmesi (mesken iken işyeri olması gibi) ve muafiyetin sona ermesi. Bildirimin süresinde verilmemesi hâlinde vergi idarece tarh edilir ve usulsüzlük cezası uygulanır; ayrıca geçmiş dönemler için gecikme faizi işler. Uygulamada en sık yapılan hata, taşınmaz satıldıktan sonra satıcının bildirim vermemesi ve verginin yıllarca kendisi adına tahakkuk etmeye devam etmesidir. Bu nedenle satış sonrası hem alıcının hem satıcının belediyeye bildirimde bulunması gerekir.
Muafiyetler ve indirimli oran
Kanun, daimî ve geçici muafiyetleri ayrı ayrı düzenler. Daimî muafiyet kapsamında, kanunda sayılan kamu kurumlarına ait binalar, ibadethaneler, kanunda sayılan eğitim ve sağlık amaçlı binalar ile diğer hâller yer alır. Geçici muafiyet ise yeni inşa edilen binalar ile kanunda sayılan yatırım ve turizm amaçlı binalar bakımından, öngörülen süreyle uygulanır; bu muafiyetten yararlanmak için süresinde bildirimde bulunulması gerekir.
Bireyler bakımından en önemli düzenleme indirimli orandır: Kanun’un 8. maddesi, Türkiye sınırları içinde brüt yüzölçümü kanunda belirlenen büyüklüğü geçmeyen tek meskeni olan ve kanunda sayılan kişilerin bu meskenlerine ilişkin bina vergisi oranının sıfıra kadar indirilebileceğini öngörür. Bu kapsamda değerlendirilenler şunlardır: hiçbir geliri olmadığını belgeleyenler, gelirleri münhasıran kanuni kurumlardan aldıkları aylıktan ibaret bulunanlar, engelliler, gaziler ile şehitlerin dul ve yetimleri. Uygulamadan yararlanmak için taşınmaz sahibinin durumunu belgelemesi ve belediyeye başvurması gerekir; şartların sonradan kaybedilmesi hâlinde bildirim yapılmalıdır, aksi hâlde haksız yararlanılan vergi cezasıyla istenir. İndirimli oran şartlarını emlak vergisi muafiyeti (sıfır oran) yazımızda ele aldık.
Değerli konut vergisi ile ilişkisi
Emlak vergisinin yanında, kanunda belirlenen değeri aşan mesken nitelikli taşınmazlar için ayrı bir vergi öngörülmüştür. Bu vergi, emlak vergisinin yerine değil, ona ek olarak alınır: taşınmaz hem emlak vergisine hem kanunda öngörülen şartları taşıyorsa bu vergiye tabi olur. Verginin konusu mesken nitelikli taşınmazlardır; işyeri ve arsa niteliğindeki taşınmazlar kapsam dışıdır.
Matrah, bina vergi değeridir; yani emlak vergisinde kullanılan değer bu vergide de esas alınır. Bu nedenle emlak vergisi değerine yapılacak itiraz, bu vergiyi de doğrudan etkiler. Kanun, oranları değer dilimlerine göre artan biçimde belirler ve beyan usulünü öngörür: kapsama giren taşınmazın maliki, kanunda belirlenen süre içinde beyanname verir ve vergi kanunda öngörülen taksitlerde ödenir. Kanun ayrıca muafiyetler içerir: kanunda sayılan kurumlara ait taşınmazlar ile tek meskeni bulunanlar bakımından öngörülen düzenlemeler bu kapsamdadır. Uygulamada en sık yaşanan sorun, değer eşiğinin aşıldığının fark edilmemesi ve beyanname verilmemesidir; bu hâlde vergi cezalı olarak istenir. Bu nedenle yüksek değerli mesken sahiplerinin, her yıl belediyeden alınan bina vergi değerini takip etmesi gerekir. Değerli konut vergisinin ayrıntılarını değerli konut vergisi yazımızda ele aldık.
Ödeme, sorumluluk ve devir
Emlak vergisi, kanunda öngörülen iki eşit taksitte ödenir. Taşınmazın satılması hâlinde, devir ve ferağ tarihine kadar olan vergiler satıcıya aittir; kanun, tapu işlemini yapanların vergi borcunun bulunup bulunmadığını araştırma yükümlülüğüne ilişkin düzenlemeler içerir. Uygulamada satış öncesinde belediyeden borcu yoktur yazısı alınması yerleşmiş bir usuldür ve alıcı bakımından koruma sağlar.
Devralan bakımından sorumluluk konusu ayrıca değerlendirilir: kanun, devir ve ferağ hâlinde geçmiş dönem vergilerinden kimin sorumlu olacağına ilişkin düzenlemeler içerir ve bu nedenle satış sözleşmesinde vergilerin paylaşımının yazılması yerinde olur. Miras yoluyla intikalde ise mirasçılar, murisin ödenmemiş vergilerinden miras payları oranında sorumludur; ayrıca kendi adlarına bildirim vermeleri gerekir. Kamulaştırma, cebri icra yoluyla satış ve benzeri hâllerde de mükellefiyetin hangi tarihte sona erdiği ayrıca belirlenir. Bu nedenle taşınmaz el değiştirdiğinde, tapu işleminin yanında belediye kaydının da güncellenmesi gerekir; aksi hâlde vergi eski malik adına tahakkuk etmeye devam eder ve sonradan düzeltme yoluna gidilmesi gerekir. Miras kalan taşınmazın devam eden vergilerini miras kalan taşınmazın vergileri yazımızda anlattık.
Uyuşmazlık çıktığında izlenecek yol
Emlak vergisi uyuşmazlıklarında muhatap belediyedir; bu, süreci diğer vergilerden ayıran ilk noktadır. Tahakkuk eden vergiye ya da yapılan tarhiyata karşı önce belediyeye düzeltme başvurusu yapılması, çoğu dosyada en hızlı çözümdür: mükellefiyetin yanlış kişiye tesis edilmesi, taşınmazın satılmış olması, yüzölçümü ve niteliğin hatalı kaydedilmesi gibi hâller vergi hatası niteliğinde olduğundan düzeltme yoluyla giderilebilir.
Düzeltme talebinin reddi ya da cevapsız kalması hâlinde vergi mahkemesinde dava açılır; süre ve usul bakımından genel kurallar geçerlidir. Dava dilekçesinde ileri sürülecek başlıca sebepler şunlardır: mükellefiyetin bulunmadığı, vergi değerinin hatalı hesaplandığı, indirimli oran ya da muafiyet şartlarının bulunduğu, bildirim yükümlülüğünün süresinde yerine getirildiği ve zamanaşımının dolduğu. Takdir komisyonu kararlarına karşı açılacak davalar ise ayrı bir usule tabidir ve kanunda öngörülen süre içinde açılmalıdır; bu kararlar kesinleştikten sonra bireysel tarhiyat davalarında değer tartışmasının yürütülmesi güçleşir. Ödeme emri aşamasına gelinmişse ileri sürülebilecek sebepler sınırlıdır: böyle bir borcun bulunmadığı, ödendiği ya da zamanaşımına uğradığı. Bu nedenle itirazın hangi aşamada yapıldığı, kullanılabilecek savunmaları doğrudan belirler. Vergi davası usulünü vergi davası usulü yazımızda ele aldık.
Taşınmaza bağlı diğer belediye yükümlülükleri
Taşınmaz sahipliği yalnızca emlak vergisi doğurmaz; belediyeye ödenecek başka kalemler de vardır. Birincisi çevre temizlik vergisidir: konutlarda su tüketimi üzerinden tahsil edilirken, işyerleri ve diğer şekilde kullanılan binalarda grup ve derecelere göre belirlenen tutarlar üzerinden alınır ve beyan ile ödeme usulü farklıdır. İkincisi katılma paylarıdır: yol, kanalizasyon ve su tesisleri harcamalarına katılma payları, belediyece yapılan yatırımlar nedeniyle taşınmaz maliklerinden alınır ve tahakkuka karşı dava yolu açıktır.
Üçüncüsü ruhsat ve yapı ile ilgili harçlardır: bina inşaat harcı, yapı kullanma izni harcı ve imar mevzuatı kapsamındaki diğer harçlar inşaat sürecinde doğar. Dördüncüsü, işyeri niteliğindeki taşınmazlarda ilan ve reklam vergisi ile işgal harcı gibi kalemlerdir. Bu yükümlülüklerin ortak özelliği, tahakkukun çoğu zaman mükellefe tebliğ edilmeden sisteme işlenmesi ve borcun sonradan fark edilmesidir. Bu nedenle taşınmaz sahiplerinin belediye kayıtlarını dönemsel olarak kontrol etmesi ve tahakkuk eden kalemlerin dayanağını sorgulaması gerekir. Tahakkuka itiraz süresinin kaçırılması hâlinde, ödeme emri aşamasında ileri sürülebilecek sebepler sınırlı kalır. Belediye vergi ve harçlarının kapsamını belediye vergi ve harçları yazımızda ele aldık.
Düzeltme başvurusu dilekçesi örneği
…………… BELEDİYE BAŞKANLIĞINA
(Mali Hizmetler Müdürlüğü / Emlak Servisi)
BAŞVURAN: Ad Soyad, T.C. Kimlik No, Adres, İletişim
KONU: Emlak vergisi mükellefiyetinin sona erdirilmesi ve fazla tahakkukun düzeltilmesi talebidir.
AÇIKLAMALAR
1. …… ada …… parselde kayıtlı taşınmaz, ……/……/…… tarihinde tapuda satış yoluyla devredilmiştir. Tapu kaydı ve satış belgesi ektedir.
2. Buna rağmen adıma emlak vergisi tahakkuk ettirilmeye devam edilmiş ve …… dönemleri için borç çıkarılmıştır.
3. 1319 sayılı Emlak Vergisi Kanunu uyarınca mükellefiyet, taşınmazın devri ile sona ermektedir. Devir tarihinden sonraki dönemler bakımından adıma yapılan tahakkuklar hukuka aykırıdır.
4. (Alternatif) Taşınmaz için beyan edilen vergi değeri, takdir edilen asgari metrekare birim değerlerine göre hatalı hesaplanmıştır; hesaplama tablosu ektedir.
5. (Alternatif) Kanun’un 8. maddesi kapsamında indirimli orandan yararlanma şartlarını taşımaktayım; durumu gösteren belgeler ektedir.
6. Bu itibarla mükellefiyetimin devir tarihi itibarıyla sona erdirilmesini, fazla tahakkukların düzeltilmesini ve tahsil edilmişse iadesini talep ederim.
EKLER: Tapu kaydı, satış belgesi, kimlik belgesi örneği, hesaplama tablosu, durum belgeleri.
……/……/2026
Ad Soyad – İmza
Kontrol listesi
- Taşınmaz alım ve satımından sonra belediyeye bildirim verin.
- Yeni inşaat, kat ilavesi, yıkım ve kullanım değişikliğinde bildirim yükümlülüğü doğar.
- Miras ve bağış yoluyla intikalde kendi adınıza bildirimde bulunun.
- Vergi değerini takdir edilen birim değerlerle karşılaştırın; hata varsa düzeltme isteyin.
- İndirimli oran şartlarını taşıyorsanız belgelerinizle başvurun.
- Şartlar kaybedilirse bildirim yapın; aksi hâlde cezalı tarhiyat doğar.
- Satış öncesinde belediyeden borcu yoktur yazısı alın.
- Vergiyi iki taksitte ve süresinde ödeyin; gecikmede zam işler.
Sık sorulan sorular
Emlak vergisinin mükellefi kim?
Bina veya arazinin maliki, varsa intifa hakkı sahibi, her ikisi de yoksa malik gibi tasarruf edenler (m.3, 13).
Hisseli taşınmazda kim öder?
Paylı mülkiyette her malik hissesi oranında; elbirliği mülkiyette malikler müteselsilen sorumludur.
İntifa hakkı varsa kim mükellef?
İntifa hakkı sahibi; çıplak mülkiyet sahibi değil.
Vergi değeri nasıl belirlenir?
Takdir komisyonlarınca belirlenen asgari ölçüde metrekare birim değerleri esas alınır; binalarda inşaat maliyeti ve arsa payı dikkate alınır (m.29).
Ne zaman bildirim vermeliyim?
Yeni inşaat, satın alma, satış, intikal, yıkım, arsa hâline gelme ve kullanım değişikliği gibi hâllerde, değişikliğin olduğu bütçe yılı içinde (m.23).
Yılın sonunda değişiklik oldu; süre ne?
Son üç ayda meydana gelen değişikliklerde bildirim, olay tarihinden itibaren kanunda öngörülen süre içinde verilir.
Bildirim vermezsem ne olur?
Vergi idarece tarh edilir, usulsüzlük cezası kesilir ve geçmiş dönemler için gecikme faizi işler.
Evi sattım ama vergi hâlâ bana geliyor; ne yapmalıyım?
Belediyeye tapu kaydıyla başvurup mükellefiyetin devir tarihi itibarıyla sona erdirilmesini ve düzeltme yapılmasını isteyin.
Sıfır oran kimlere uygulanır?
Tek meskeni olan ve kanunda sayılan hiçbir geliri olmayanlar, kanuni kurumlardan aylık alanlar, engelliler, gaziler ile şehit dul ve yetimlerine (m.8).
İki evim var; sıfır orandan yararlanır mıyım?
Hayır. Uygulama tek meskeni bulunanlar içindir ve brüt yüzölçümü sınırı aranır.
Yeni binada muafiyet var mı?
Kanunda öngörülen şartlarla geçici muafiyet uygulanabilir; yararlanmak için süresinde bildirim gerekir.
Vergi ne zaman ödenir?
Kanunda öngörülen iki eşit taksitte.
Emlak vergisine nereye itiraz edilir?
Önce belediyeye düzeltme başvurusu yapılır; ret veya cevapsızlık hâlinde vergi mahkemesinde dava açılır.
Emlak vergisi değeri başka nerelerde kullanılır?
Tapu harcında alt sınır, emsal kira bedeli hesabı, veraset ve intikal vergisinde değerleme ve değer artışı kazancı hesabında kullanılır.
Değerli konut vergisi emlak vergisinin yerine mi geçer?
Hayır, ek olarak alınır. Matrahı bina vergi değeridir; bu nedenle emlak vergisi değerine yapılan itiraz bu vergiyi de etkiler.
Takdir komisyonu değerine itiraz edebilir miyim?
Evet. Kanunda öngörülen süre ve usulle dava açılabilir; bu değer tapu harcı ve değer artışı kazancını da etkiler.
Vergi değerinin her yıl artırılması ve dört yıllık takdir
Emlak vergisi değeri, her yıl yeniden takdir edilmez; kanun iki katmanlı bir sistem öngörür. Birinci katman, takdir komisyonlarınca dört yılda bir belirlenen asgari ölçüde arsa ve arazi metrekare birim değerleridir. İkinci katman ise ara yıllardır: bu yıllarda vergi değeri, kanunda öngörülen yeniden değerleme oranının yarısı nispetinde artırılmak suretiyle bulunur. Binalarda ise Bakanlıkça belirlenen inşaat maliyet bedelleri ile arsa payı birlikte dikkate alınır.
Bu yapının mükellef bakımından üç sonucu vardır. Birincisi, takdir yılında belirlenen değerin sonraki dört yılı da etkilemesidir; bu nedenle takdir kararlarının ilan edildiği dönemde değerlerin kontrol edilmesi ve gerekiyorsa süresinde dava açılması kritik önemdedir. İkincisi, ara yıllarda ayrı bir bildirim gerekmediği, artışın kendiliğinden uygulandığıdır. Üçüncüsü, taşınmazda değişiklik olması hâlinde (bina yapılması, yıkılması, arsanın arsa hâline gelmesi, kullanım şeklinin değişmesi) yeni bir bildirim yükümlülüğünün doğduğu ve vergi değerinin buna göre yeniden belirleneceğidir. Kanun, vergi değerini tadil eden sebepleri ayrıca sayar ve bu sebeplerin ortaya çıkması hâlinde bildirim verilmesini öngörür. Bu nedenle taşınmaz üzerinde yapılan her fizikî ve hukuki değişikliğin belediyeye bildirilmesi gerekir.
Ortak mülkiyet, kat mülkiyeti ve arsa payı
Kat mülkiyetine tabi yapılarda emlak vergisi, bağımsız bölüm bazında hesaplanır ve her bağımsız bölüm maliki kendi bölümünün vergisinden sorumludur. Vergi değerinin hesabında, bağımsız bölümün inşaat maliyet bedeli ile arsa payına isabet eden arsa değeri birlikte dikkate alınır. Bu nedenle arsa payının doğru belirlenmesi yalnızca kat mülkiyeti hukuku bakımından değil, vergi bakımından da sonuç doğurur: arsa payının fazla gösterilmesi vergi değerini artırır.
Paylı mülkiyette her malik hissesi oranında mükelleftir ve kendi payına düşen vergiden sorumludur; elbirliği mülkiyetinde ise malikler müteselsilen sorumludur ve idare tamamı için herhangi birine gidebilir. Bu ayrım, miras yoluyla intikal eden ve paylaşımı yapılmamış taşınmazlarda önem taşır: mirasçılardan biri tüm vergiyi ödemek zorunda kalabilir ve diğerlerine rücu eder. Üçüncü bir konu, ortak alanlardır: kat mülkiyetinde ortak alanlar bağımsız bölümlerin eklentisi sayıldığından ayrı bir vergilendirmeye tabi tutulmaz; ancak bağımsız bölüm niteliğindeki ortak yerler farklı değerlendirilir. Dördüncüsü, devremülk ve benzeri paylı kullanım hakkı bulunan taşınmazlarda mükellefiyetin nasıl belirleneceğidir. Bu nedenle tapu kayıtlarındaki nitelik ve pay bilgilerinin belediye kayıtlarıyla uyumlu olması gerekir.
Ödeme, gecikme ve tahsilat süreci
Emlak vergisi, kanunda öngörülen iki eşit taksitte ödenir ve ödeme yeri taşınmazın bulunduğu belediyedir. Süresinde ödenmeyen vergi için 6183 sayılı Kanun hükümleri işler: gecikme zammı hesaplanır, ödeme emri düzenlenir ve takip başlar. Belediyeler, kamu alacaklarının tahsili bakımından bu kanunun sağladığı yetkileri kullanır; haciz ve satış işlemleri gündeme gelebilir.
Mükellef bakımından izlenecek yol şudur. Birincisi, borcun gerçekten kendisine ait olup olmadığının kontrolüdür: satılmış bir taşınmaz için tahakkuk devam ediyorsa düzeltme talebiyle mükellefiyetin sona erdirilmesi istenir. İkincisi, ödeme emrine karşı süresinde dava açılmasıdır; ileri sürülebilecek sebepler böyle bir borcun bulunmadığı, ödendiği ya da zamanaşımına uğradığıdır. Üçüncüsü, ödeme güçlüğü hâlinde tecil ve taksitlendirme talebidir; belediyeler bakımından da bu imkân değerlendirilir. Dördüncüsü, yapılandırma kanunlarının kapsamıdır: belediye alacakları genellikle bu kanunların kapsamına alınır ve gecikme zammı yerine daha düşük katsayı uygulanır. Beşincisi, taşınmaz satışı öncesinde borcu yoktur yazısı alınmasıdır; devir işlemleri bakımından bu belge aranır ve borç, satışı kilitler. Tahsilat aşamasındaki savunmaları kamu alacağında teminat ve haciz yazımızda ele aldık.
İlgili Rehberler
Bu yazı genel bilgilendirme amaçlıdır; 1319 sayılı Emlak Vergisi Kanunu m.1-33 hükümlerine dayanır. Oranlar, hadler ve birim değerler dönemsel olarak güncellenir; somut dosyanız için Hukukçular Evi Ankara ile 0554 648 37 15 numaralı telefondan iletişime geçin.
