Zorlayıcı Sebeple Çalışamama, Fesih ve Yarım Ücret (İş Kanunu m. 24/III, 25/III ve 40)
22 June 2026

Zorlayıcı Sebeple Çalışamama, Fesih ve Yarım Ücret (İş Kanunu m. 24/III, 25/III ve 40)

Deprem, sel, yangın ya da sokağa çıkma yasağı gibi beklenmedik olaylar işin durmasına yol açabilir. İş Kanunu, bu “zorlayıcı sebep” hâllerinde hem ücreti hem de fesih hakkını özel olarak düzenler. Bu rehberde İş Kanunu m. 24/III, 25/III ve 40’ı sade bir dille açıklıyoruz.

Zorlayıcı Sebep Nedir?

Zorlayıcı (mücbir) sebep; önceden öngörülemeyen, ani ve kaçınılmaz dış olaylardır: deprem, sel, yangın, salgın hastalık, sokağa çıkma yasağı gibi. Önemle belirtmek gerekir ki ekonomik kriz, piyasadaki durgunluk veya stok fazlası gibi işverenin üstlenmesi gereken işletme riskleri zorlayıcı sebep sayılmaz.

İşçi ve İşveren İçin Fesih Hakkı

Zorlayıcı sebep iki yönlü düzenlenmiştir:

  • İşçinin haklı feshi (m. 24/III): İşçinin çalıştığı işyerinde bir haftadan fazla süreyle işin durmasını gerektiren zorlayıcı sebepler çıkarsa, işçi sözleşmeyi derhâl feshedebilir.
  • İşverenin haklı feshi (m. 25/III): İşçiyi işyerinde bir haftadan fazla süreyle çalışmaktan alıkoyan zorlayıcı bir sebep çıkarsa, işveren sözleşmeyi derhâl feshedebilir.

Bekleme Süresi ve Yarım Ücret (m. 40)

Fesih hakkının doğması için öngörülen bu bir haftalık bekleme süresi içinde işveren, çalışamayan/çalıştırılamayan işçiye bir haftaya kadar her gün için yarım ücret ödemek zorundadır (m. 40). Bu bir hafta birbirini izleyen yedi gün olarak hesaplanır ve hafta tatili günü için de yarım ücret ödenir. Bir haftadan sonra zorlayıcı sebep sürerse işçiye ücret ödeme zorunluluğu kalmaz.

Bir Haftadan Sonrası: Fesih veya Askı

Bir haftalık süre dolduktan sonra taraflar fesih hakkını kullanabilir. Fesih edilmezse sözleşme askıda kalmaya devam eder; zorlayıcı sebep sürdükçe fesih hakkı korunur. Zorlayıcı sebeple yapılan bu fesihlerde ihbar tazminatı doğmaz; ancak işçinin işyerinde en az bir yıllık kıdemi varsa kıdem tazminatına hak kazanır.

Bu yazı genel bilgilendirme amaçlıdır; her dosyanın kendine özgü koşulları bulunduğundan, somut durumunuza ilişkin değerlendirme için güncel mevzuat ve uzman hukuki görüş esas alınmalıdır.

Post by Hukukçular Evi Ankara